Konusunu Oylayın.: Gazali'nin mantık ilmine katkıları nasıl olmuştur

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gazali'nin mantık ilmine katkıları nasıl olmuştur
  1. 05.Aralık.2011, 01:07
    1
    Misafir

    Gazali'nin mantık ilmine katkıları nasıl olmuştur






    Gazali'nin mantık ilmine katkıları nasıl olmuştur Mumsema Gazali'nin mantık ilmine katkıları nasıl olmuştur...konu hakkında bilgilendirirseniz sevineceğim. teşekkür ederim şimdiden...iyi geceler


  2. 05.Aralık.2011, 01:07
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 26.Kasım.2013, 13:37
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Gazali'nin mantık ilmine katkıları nasıl olmuştur




    gazalinin mantık ilmine katkılarını aşağıda geniş bir biçimde cevapladık.
    GAZZÂLΒNİN MANTIK İLMİNE KATKILARI

    Birçok ilimle iştigal etmiş, hem naklî hem aklî ilimlerde kendisini ispatlamış olan Gazzâlî, bu özellikleriyle yalnız İslam dünyasında geniş kitleleri etkilemekle kalmamış, Batı’da da yapıtlarıyla büyük yankı uyandırmıştır.[1]

    Gazzâlî’nin, çağnın bütün dinsel ve düşünsel akımlarıyla tanışması, onu bilginin niteliği üzerinde düşünmeye ve başlangıçta koyu bir kuşkuculuğa yöneltmiştir.[2] Bunun sonucunda, bilhassa mantık ilmine olan ilgisi artmış ve bu dönem yazarlık hayatının da en verimli devresi olmuştur.

    Yaşadığı asırda birçok farklı fırka, İslamî motiflerle İslam’ın temellerini sarsacak söylem ve eylemlere imza atmışlardı. “Meşşâî ekolü” aracılığıyla Grek felsefesi ve –bilhassa- “İhvân-ı Saf┠aracılığıyla da batınîlik, avam ve hatta havas arasında itikadî sapma, tahribat ve yozlaşmaya yol açıyordu. Bu söylem ve eylemlere tepki ve itirazlar yok değildi; ancak bu itirazları dile getirenler felsefe hakkında geniş bilgiye sahip değillerdi. Buysa, felsefe karşısındaki başarılarını engelliyor ve felsefeye daha da güç kazandırıyordu.[3] Böylesi bir ortamda Gazzâlî, “düşman safı” olarak telakki ettiği felâsife taifesinin silahıyla silahlanıp, felsefeyi felsefe ve ondan ayrılmaz bir parça olan “mantık”la vurmaya başladı ki, hedef tahtasına yerleştirdiği ilk kişiler İbn Sinâ ve Farâbî’ydi.



    Gazzâlî’de dikkati çeken en belirgin husus, felsefeye yönelttiği sivri tenkitler yanında, felsefenin araştırma alanı ve felsefeden ayrılmaz bir parça olan “mantık” ilminin en hararetli müdafisi olmasıdır.[4] Ona göre mantık, temel bir kanıtlama aracı olduğundan, bir düşünceyle hem aynı doğrultuda, hem de ona karşı kullanılabilirdi. [5] “Mantık bilmeyene, ilimler hususunda güvenilmez”[6] cümlesi, onun, mantık ilmine verdiği önemi göstermesi açısından dikkate değerdir.



    Gazzâlî’nin, mantık ilmini İslamî ilimlere uygulaması, bu alandaki başarısı ve teşvikleriyle, onun dönemine kadar felsefeyle beraber “sakınılması gereken ilimler” arasında yer alan mantık, onunla beraber meşrulaşmış[7] ve İslamî ilimlerde uygulanmaya başlamıştır.



    Gazzâlî’ye göre mantık, hem teorik ve aklî ilimler, hem de fıkhî ilimler için gerekli bir yöntemdir[8] ve sadece felâsifeye has bir ilim değildir. Mantık ilmi, delilin şartlarından ve mahiyetinden bahseder. Delilin şartlarını ve tarifini bildirir. Bu iki konuda da kelam ilmine dahildir.[9] Kelam ilminde “Kitâbu’n-Nazar” denilen kuralların, felâsife taifesince “mantık” olarak adlandırılıp değiştirildiklerini[10] ve kendisinin, mütekellimînin usûl bilgilerini bırakarak, felasifenin terminolojisini kullanmak istediğini belirtir.[11] Bunda, tenkit yönelttiği kişilerin filozoflardan olması ve dolayısıyla “onların dilinden” konuşma gerekliliği etken rol oynamıştır. Buna karşın, geleneksel mantık terimleri yerine, bilhassa fıkıh ve kelamda meşhur olan terimler de kullanmış, hatta gerektiğinde yeni terimler de üretmiştir.[12]



    Sadece yukarıda anlatılanları baz alarak dahi, Gazzâlî’nin mantık ilmine katkılarını

    görebilmek mümkündür. Ancak biz, yukarıda anlatılanları da tekrar işleyerek Gazzâlî’nin bu ilme katkılarını maddeler halinde tekrar ele alalım:



    - Gazzâlî, mantık ilmini İslam dünyasında meşru bir zemine oturtmuştur. Bu da, bu zamana kadar bu ilimden sakınan “Müslüman beyinler”in bu ilimle tanışmasına ve iştigaline sebep olmuş ve mantık ilmi bu şekilde daha da zenginleşmiştir.



    - Hicrî beşinci yüzyıl, mantık ilmi bakımından dönüm noktası olarak bilinir. Mezkur yüzyıla kadar kelam ve fıkıh usûlünde kabul görmeyen Aristoteles mantığı, Gazzalî ile birlikte kabul görmüş ve bu mantığa yer verilir olmuştur. Bu hareketin başlatıcısının Gazzalî olduğu üzerinde ittifak vardır. [13] O, usûl-i fıkha dair ünlü eseri el-Mustasfâ’nın giriş kısmını mantık ilmine ayırmış ve mantığın, usûl-i fıkha da şamil bulunduğunu belirtmiştir.



    - Gazzâlî, mantık ilminin sadece filozoflarca değil, Müslüman kelamcılarca da kullanıldığını belirterek, mantık ilmine farklı bir bakış açısı kazandırmıştır.



    – Çağdaş Batı düşüncesindeki eleştirel yaklaşım ve bilimsel tavır, Gazzâlî’nin tenkitleri üzerinde temellenmiştir. Felsefeye karşı anlamsız ve saçma çıkışlar, yerini rasyonel bir tenkide bırakmıştır. [14]



    – Gazzâlî, mantık ilmiyle ruhun mutluluğu arasında bir ilişki kurmuştur ki, böyle bir ilişkinin, mantığın kurucusu kabul edilen Aristoteles’te bulunmadığı dikkat çeken bir husustur.[15]



    – Gazzâlî, Faysalü’t-Tefrika adlı eserinde, Müslümanlar arasındaki ihtilafların kaldırılmasına çözüm olarak, mantık ilmini ölçü almayı öne sürmüştür.[16]



    - Gazzâlî, mütevatir olarak nakledilen haberden gelen bilgilerin de akıl yürütme için doğru ve güvenilir öncüller olarak kullanılabileceğini belirterek[17], İslamî ilimlerde mantık ilmini meşrulaştırdığı gibi, mantık ilminde de İslamî ilimleri ispatlama gayreti göstermiştir. O, akla güveni kaldırmış, imanın üstünlüğünü sağlamıştı.[18]



    – Gazzâlî, tümevarım metoduna yönelttiği isabetli tenkitleriyle, Hume ve Kant’ın da aynı şeyi yapmış olmaları dolayısıyla, Batı’da birlikte anılmalarını gerektirecek kadar önemli bulunur.[19]



    - Gazzâlî, mantığın temel “apriori” ilkelerinden biri olarak kabul edilen “sebeplilik(nedensellik)” ilkesinin zaruretine de karşı çıkar ve bunun bir zaruret olmadığını, sadece “olabilir bir şey” olduğunu savunur ve sebep-sonuç münasebetini bize verenin Allah(cc) olduğunu beyan eder.[20]



    – Ve son olarak, Gazzâlî, âdete(alışkanlık) aykırı olma kavramıyla çelişme kavramını birbirinden ayırarak, dinde çok mühim yeri olan mucizeyi meşrulaştırmaya çalışmıştır.[21] Felâsifenin, mucizeleri inkar ettiklerini göz önüne aldığımızda, Gazzâlî’nin bu çabası da bu ilme bir katkı olarak karşımıza çıkar.





    Bilal Hattab

    Aralık 2010



    Dipnotlar:



    1- Ana Britannica, Ana Yy, 1994, c.13, s.164

    2- age, c.13, s. 163

    3- Celaleddin Vatandaş, Vahiyden Kültüre, Pınar Yy, İstanbul 2006, s.157

    4- Necip Taylan, Gazzali’nin Düşünce Sisteminin Temelleri, İFAV Yy, İstanbul 1989, s.117

    5- Ana Britannica, c.13, s.163

    6- Gazzâlî, el-Mustasfâ(Çev: Yunus Apaydın), Rey Yy, Kayseri 1994, c.1, s.11; Necip Taylan, age, s.119-121; Diyanet İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1996, c.13, s.496

    7- N. Taylan, age, s.117; DİA, c.13, s.495; Dictionnaire Larousse, 1993, c.3, s.901; Büyük Larousse, Gelişim Yy, 1986, c.7, s.4430

    8- DİA, c.13, s.496

    9- Gazzâlî, İhyâ-i Ulûmi’d-Dîn(Çev: Ali Arslan, 10 Cilt), Arslan Yy, İstanbul 1977, c.1, s.158

    10- Gazzâlî, Tehâfüt el-Felâsife(Çev: Bekir Sadak), Ahsen Yy, İstanbul 2002, s.16; DİA, c.13, s.496; Necip Taylan, age, s.118

    11- Gazzâlî, Tehâfüt, s.16; Necip Taylan, age, s.118

    12- DİA, c.13, s.496

    13- DİA, c.13, s.495; Necip Taylan, age, s.119

    14- Mevdûdî, İslam’da İhyâ Hareketleri(Çev: Ali Genç), Pınar Yy, İstanbul 2000, s.75

    15- Necip Taylan, age, s.121

    16- age, s.122

    17- age, s.127

    18- İsmail Hakkı İzmirli, İslam’da Felsefe Akımları, Kitabevi Yy, İstanbul 1995, s.200

    19- Necip Taylan, age, s.130

    20- Gazzâlî, Tehafüt, s.181 vd.; Necip Taylan, age, s.131-133

    21- Necip Taylan, age, s.175



  4. 26.Kasım.2013, 13:37
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    gazalinin mantık ilmine katkılarını aşağıda geniş bir biçimde cevapladık.
    GAZZÂLΒNİN MANTIK İLMİNE KATKILARI

    Birçok ilimle iştigal etmiş, hem naklî hem aklî ilimlerde kendisini ispatlamış olan Gazzâlî, bu özellikleriyle yalnız İslam dünyasında geniş kitleleri etkilemekle kalmamış, Batı’da da yapıtlarıyla büyük yankı uyandırmıştır.[1]

    Gazzâlî’nin, çağnın bütün dinsel ve düşünsel akımlarıyla tanışması, onu bilginin niteliği üzerinde düşünmeye ve başlangıçta koyu bir kuşkuculuğa yöneltmiştir.[2] Bunun sonucunda, bilhassa mantık ilmine olan ilgisi artmış ve bu dönem yazarlık hayatının da en verimli devresi olmuştur.

    Yaşadığı asırda birçok farklı fırka, İslamî motiflerle İslam’ın temellerini sarsacak söylem ve eylemlere imza atmışlardı. “Meşşâî ekolü” aracılığıyla Grek felsefesi ve –bilhassa- “İhvân-ı Saf┠aracılığıyla da batınîlik, avam ve hatta havas arasında itikadî sapma, tahribat ve yozlaşmaya yol açıyordu. Bu söylem ve eylemlere tepki ve itirazlar yok değildi; ancak bu itirazları dile getirenler felsefe hakkında geniş bilgiye sahip değillerdi. Buysa, felsefe karşısındaki başarılarını engelliyor ve felsefeye daha da güç kazandırıyordu.[3] Böylesi bir ortamda Gazzâlî, “düşman safı” olarak telakki ettiği felâsife taifesinin silahıyla silahlanıp, felsefeyi felsefe ve ondan ayrılmaz bir parça olan “mantık”la vurmaya başladı ki, hedef tahtasına yerleştirdiği ilk kişiler İbn Sinâ ve Farâbî’ydi.



    Gazzâlî’de dikkati çeken en belirgin husus, felsefeye yönelttiği sivri tenkitler yanında, felsefenin araştırma alanı ve felsefeden ayrılmaz bir parça olan “mantık” ilminin en hararetli müdafisi olmasıdır.[4] Ona göre mantık, temel bir kanıtlama aracı olduğundan, bir düşünceyle hem aynı doğrultuda, hem de ona karşı kullanılabilirdi. [5] “Mantık bilmeyene, ilimler hususunda güvenilmez”[6] cümlesi, onun, mantık ilmine verdiği önemi göstermesi açısından dikkate değerdir.



    Gazzâlî’nin, mantık ilmini İslamî ilimlere uygulaması, bu alandaki başarısı ve teşvikleriyle, onun dönemine kadar felsefeyle beraber “sakınılması gereken ilimler” arasında yer alan mantık, onunla beraber meşrulaşmış[7] ve İslamî ilimlerde uygulanmaya başlamıştır.



    Gazzâlî’ye göre mantık, hem teorik ve aklî ilimler, hem de fıkhî ilimler için gerekli bir yöntemdir[8] ve sadece felâsifeye has bir ilim değildir. Mantık ilmi, delilin şartlarından ve mahiyetinden bahseder. Delilin şartlarını ve tarifini bildirir. Bu iki konuda da kelam ilmine dahildir.[9] Kelam ilminde “Kitâbu’n-Nazar” denilen kuralların, felâsife taifesince “mantık” olarak adlandırılıp değiştirildiklerini[10] ve kendisinin, mütekellimînin usûl bilgilerini bırakarak, felasifenin terminolojisini kullanmak istediğini belirtir.[11] Bunda, tenkit yönelttiği kişilerin filozoflardan olması ve dolayısıyla “onların dilinden” konuşma gerekliliği etken rol oynamıştır. Buna karşın, geleneksel mantık terimleri yerine, bilhassa fıkıh ve kelamda meşhur olan terimler de kullanmış, hatta gerektiğinde yeni terimler de üretmiştir.[12]



    Sadece yukarıda anlatılanları baz alarak dahi, Gazzâlî’nin mantık ilmine katkılarını

    görebilmek mümkündür. Ancak biz, yukarıda anlatılanları da tekrar işleyerek Gazzâlî’nin bu ilme katkılarını maddeler halinde tekrar ele alalım:



    - Gazzâlî, mantık ilmini İslam dünyasında meşru bir zemine oturtmuştur. Bu da, bu zamana kadar bu ilimden sakınan “Müslüman beyinler”in bu ilimle tanışmasına ve iştigaline sebep olmuş ve mantık ilmi bu şekilde daha da zenginleşmiştir.



    - Hicrî beşinci yüzyıl, mantık ilmi bakımından dönüm noktası olarak bilinir. Mezkur yüzyıla kadar kelam ve fıkıh usûlünde kabul görmeyen Aristoteles mantığı, Gazzalî ile birlikte kabul görmüş ve bu mantığa yer verilir olmuştur. Bu hareketin başlatıcısının Gazzalî olduğu üzerinde ittifak vardır. [13] O, usûl-i fıkha dair ünlü eseri el-Mustasfâ’nın giriş kısmını mantık ilmine ayırmış ve mantığın, usûl-i fıkha da şamil bulunduğunu belirtmiştir.



    - Gazzâlî, mantık ilminin sadece filozoflarca değil, Müslüman kelamcılarca da kullanıldığını belirterek, mantık ilmine farklı bir bakış açısı kazandırmıştır.



    – Çağdaş Batı düşüncesindeki eleştirel yaklaşım ve bilimsel tavır, Gazzâlî’nin tenkitleri üzerinde temellenmiştir. Felsefeye karşı anlamsız ve saçma çıkışlar, yerini rasyonel bir tenkide bırakmıştır. [14]



    – Gazzâlî, mantık ilmiyle ruhun mutluluğu arasında bir ilişki kurmuştur ki, böyle bir ilişkinin, mantığın kurucusu kabul edilen Aristoteles’te bulunmadığı dikkat çeken bir husustur.[15]



    – Gazzâlî, Faysalü’t-Tefrika adlı eserinde, Müslümanlar arasındaki ihtilafların kaldırılmasına çözüm olarak, mantık ilmini ölçü almayı öne sürmüştür.[16]



    - Gazzâlî, mütevatir olarak nakledilen haberden gelen bilgilerin de akıl yürütme için doğru ve güvenilir öncüller olarak kullanılabileceğini belirterek[17], İslamî ilimlerde mantık ilmini meşrulaştırdığı gibi, mantık ilminde de İslamî ilimleri ispatlama gayreti göstermiştir. O, akla güveni kaldırmış, imanın üstünlüğünü sağlamıştı.[18]



    – Gazzâlî, tümevarım metoduna yönelttiği isabetli tenkitleriyle, Hume ve Kant’ın da aynı şeyi yapmış olmaları dolayısıyla, Batı’da birlikte anılmalarını gerektirecek kadar önemli bulunur.[19]



    - Gazzâlî, mantığın temel “apriori” ilkelerinden biri olarak kabul edilen “sebeplilik(nedensellik)” ilkesinin zaruretine de karşı çıkar ve bunun bir zaruret olmadığını, sadece “olabilir bir şey” olduğunu savunur ve sebep-sonuç münasebetini bize verenin Allah(cc) olduğunu beyan eder.[20]



    – Ve son olarak, Gazzâlî, âdete(alışkanlık) aykırı olma kavramıyla çelişme kavramını birbirinden ayırarak, dinde çok mühim yeri olan mucizeyi meşrulaştırmaya çalışmıştır.[21] Felâsifenin, mucizeleri inkar ettiklerini göz önüne aldığımızda, Gazzâlî’nin bu çabası da bu ilme bir katkı olarak karşımıza çıkar.





    Bilal Hattab

    Aralık 2010



    Dipnotlar:



    1- Ana Britannica, Ana Yy, 1994, c.13, s.164

    2- age, c.13, s. 163

    3- Celaleddin Vatandaş, Vahiyden Kültüre, Pınar Yy, İstanbul 2006, s.157

    4- Necip Taylan, Gazzali’nin Düşünce Sisteminin Temelleri, İFAV Yy, İstanbul 1989, s.117

    5- Ana Britannica, c.13, s.163

    6- Gazzâlî, el-Mustasfâ(Çev: Yunus Apaydın), Rey Yy, Kayseri 1994, c.1, s.11; Necip Taylan, age, s.119-121; Diyanet İslam Ansiklopedisi, İstanbul 1996, c.13, s.496

    7- N. Taylan, age, s.117; DİA, c.13, s.495; Dictionnaire Larousse, 1993, c.3, s.901; Büyük Larousse, Gelişim Yy, 1986, c.7, s.4430

    8- DİA, c.13, s.496

    9- Gazzâlî, İhyâ-i Ulûmi’d-Dîn(Çev: Ali Arslan, 10 Cilt), Arslan Yy, İstanbul 1977, c.1, s.158

    10- Gazzâlî, Tehâfüt el-Felâsife(Çev: Bekir Sadak), Ahsen Yy, İstanbul 2002, s.16; DİA, c.13, s.496; Necip Taylan, age, s.118

    11- Gazzâlî, Tehâfüt, s.16; Necip Taylan, age, s.118

    12- DİA, c.13, s.496

    13- DİA, c.13, s.495; Necip Taylan, age, s.119

    14- Mevdûdî, İslam’da İhyâ Hareketleri(Çev: Ali Genç), Pınar Yy, İstanbul 2000, s.75

    15- Necip Taylan, age, s.121

    16- age, s.122

    17- age, s.127

    18- İsmail Hakkı İzmirli, İslam’da Felsefe Akımları, Kitabevi Yy, İstanbul 1995, s.200

    19- Necip Taylan, age, s.130

    20- Gazzâlî, Tehafüt, s.181 vd.; Necip Taylan, age, s.131-133

    21- Necip Taylan, age, s.175






+ Yorum Gönder