Konusunu Oylayın.: İslam mezhepleri tarihinin özeti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 6 kişi
İslam mezhepleri tarihinin özeti
  1. 03.Aralık.2011, 10:49
    1
    Misafir

    İslam mezhepleri tarihinin özeti






    İslam mezhepleri tarihinin özeti Mumsema İslam mezhepleri tarihinin özetine ihtiyacım var Dinimizdeki mezhepler hakkında bilgiler verir misiniz ?


  2. 03.Aralık.2011, 10:49
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 03.Aralık.2011, 23:01
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: islam mezhepleri tarihinin özeti




    Abdurrahim AKTAŞ
    İSLAM MEZHEPLERİ TARİHİ ÖZETİ 1
    MEZHEP: “gidilen yol, benimsenen görüş ve anlayış, farklı tutum ve davranış” anlamındadır.
    İslamda mezhep: Dinin anlaşılması, hayata uygulanması ile alakalı görüş farklılıklarının kurumsallaşmış yapılarıdır.
    Mezhep: Müslümanların yaşadıkları sosyal, kültürel ve siyasi çevrenin etkisiyle dinin ana kaynaklarını anlamada çıkan farklı görüşlerin taraftar bulması ile oluşan zümreleşme hareketidir.
    Takvim bilgisi ve hikaye (history) anlamındaki tarih; toplumları etkileyen olayları, birbiriyle ilişkileri ve sonuçları açısından bir sistem içerisinde inceleyen bilimdir.
    Tarih; zaman ve mekan kavramlarına bağlı olarak insanlığın geçmişini araştırır.
    Mezhepler tarihi”: Toplumların tarihinde oluşan fikir ve düşünce akımlarından bahseden bilimdir.
    İslamî kaynaklarda mezhep, fırka, makâlât gibi bu sahaya ait terimlere> İslam Mezhepleri Tarihi'nin konu ve alanına göre tanımına yeterince yer verilmediği görülür.
    Taşköprüzde,Mezhepler Tarihi(İlmu Makâlâti'l-Fırak): “Dini inançla ilgili sapkın mezhep-görüşleri nakleden ilim.
    Ethem Ruhi Fığlalı, Mezhepler Tarihi: “İslam düşüncesinin veya başka bir ifadeyle “fırkalaşma” veya“zümreleşme” faaliyetlerin gelişme seyrini göstermeyi esas alan bir bilim dalıdır.”
    Hasan Onat: “İslam Mezhepleri Tarihi, siyasi ve itikadi gayelerle vücut bulmuş “İslam’ın Düşünce Ekolleri” diyebileceğimiz beşerî oluşumları, bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim dalıdır.”
    Kutlu, İslam Mezhepleri Tarihi: “geçmişte ve günümüzde siyasi ve itikadi gayelerle vücut bulmuş İslam Düşünce Ekolleri diyebileceğimiz beşeri ve toplumsal oluşumların; doğdukları ortamı, doğuş sebeplerini, fikirlerini, mensuplarını, edebiyatını, yayıldığı bölgeleri, İslam düşüncesine katkılarını kendi eserlerinden hareketle zaman-mekan bağlamında ve fikir-hadise irtibatı çerçevesinde betimleyici bir metotla, tarafsız bir gözle inceleyen bilimdir.”
    İslam Mezhepleri Tarihi konusu> İslam düşüncesinde çıkan siyasi ve itikadi düşünce ekolleridir. Fıkhî veya amelî ekoller bu ilmin konusuna dahil değildir
    İslam tarihinde ortaya çıkan hiçbir mezhep >İslam dini ile aynileştirilemez, dinin kendisi yerine konulamaz. Çünkü mezhep denilen yapı beşerî bir oluşumdur.
    Mezhepler Tarihi’nin amacı> mezheplerin ortaya çıkış süreçlerini incelemek; hangi şart ve ortamlarda ne tür fikirlerin doğup geliştiğini tespit etmektir.
    İslam Mezhepleri Tarihi> kendi mensuplarına pratik bir fayda sağlamayı da hedefler.
    İslam Mezhepleri Tarihi> mezhebî farklılıkların din yerine ikame edilemeyeceğini bildirir.
    Mezhepler Tarihi okumanın faydaları> İslam tarihinde dini hayatın tarihini, kuvvetlenip-zayıflamasını, bazen de duraklamasının sebeplerini ortaya koymaktır.
    Mezhepler Tarihi bilimi> geçmişteki hatalardan dersler çıkarmamız gerektiğini bildirir.
    Mezhepler Tarihi Metodunun hedefi: İslam düşüncesinde çıkan fikirlerin ne zaman, hangi şartlarda, nerede ortaya çıktıklarını ve kimler tarafından hangi amaca yönelik kullanıldığını tarafsız bir şekilde ortaya koymaktır.
    İslâm Mezhepleri Tarihi esas alır> “Betimleyici/Deskriptif Metotu” nu.
    İslam Mezhepleri Tarihinin amacı: bir fikri doğrulamak veya yanlışlığını ispat etmek değildir.
    İslam Mezhepler Tarihi araştırmacısının yapacağı iş >her mezhebi kendi metninden hareketle, tarafsız anlatmaktır.
    Erken dönem mezhepler tarihinde ortaya konulan metot >ile çağdaş İslam Mezhepleri Tarihi biliminin metodu arasında farklılık vardır. Çünkü erken dönemdeki eserlerin çoğu karşıt gördüğü mezhebi-fikri reddetme amacı vardır.
    Mezhepler >yaşadığı dönemin coğrafi, siyasi ve fikri ortamında neşet etmiş olup onların özelliğini taşır.
    Mezhepler Tarihi araştırmalarında karşılaşılan problemler: Tarihin belli bir döneminde kendi sosyal-kültürel şartlar içerisinde oluşan ve anlam yüklenen kavramların zaman içerisinde anlam daralması, genişlemesi hatta tam zıt anlamların değişmesi veya bugünün kavramlarıyla tarihi olayların anlamlandırılması…
    İslam Mezhepleri Tarihinde verilen bilgiler uydurulmuşsa> Tarihi gerçeklerle karşılaştırılarak test edilmelidir.
    Fikir-hadise irtibatı: Bir fikrin veya inancın varlığının ve sosyal, siyasî, ekonomik ve dinî hadiselerde bu fikrin tezahürlerinin “zaman-mekân bağlamı” göz önünde bulundurularak tespit edilmesidir.
    Fikir-hadise irtibatı Mezhepler Tarihinde: Bir mezhebin çıkmasında etkili olarak gösterilen hadiselerle, o mezhebi diğer mezheplerden farklı kılan ilk fikirlerini, etkilerini araştırılarak bu ikisi arasında bir ilişkinin olup olmadığını, ya da fikrin o hadisenin sebebi olup olmadığını ortaya koymak demektir.
    Mezhepler tarihçisi> araştırdığı mezheple ilgili fikirleri, olayları ve davranışları ortaya koyarken fikir ve hadise irtibatını kurmaya ve bu ilişkileri zaman ve mekân bağlamını da katarak analiz etmelidir.
    Bu yöntemle> mezheplerin ideolojik tarih kurguları çözülebilecektir.
    MEZHEPLER TARİHİNİN İNCELEME ALANLARI
    1- Mezhep İsimlerinin Açıklanması, 2- Mezhepleri Doğuş Sebepleri, 3- Mezheplerin Teşekkül Süreci,
    4- Mezheplerin Coğrafya ile İlişkileri, 5- Mezhebin Kiminle Başladığı,6- Mezhebin Temel Fikirleri ve Kavramları,
    7- Mezheplerin Edebiyatı, 8- Mezheplerin Fırkalara Ayrılması, 9- Mezheplerin Yayıldığı Bölgeler,
    10- Diğer Mezheplerle İlişkiler, 11- Mezheplerin Günümüzdeki Durumu,
    12- Mezheplerin İslam Düşüncesine Katkıları,13- Mezheplerle İlgili Olarak Yapılan Çağdaş Araştırmalar.
    Mezhepler sistemli yapılar olup kendi içlerinde> tutarlılık gösterirler.
    Örn: insanın özgür olmasını amaçlayan Mutezile’nin diğer bütün görüşleri bu esasa göre dizayn edilmiştir.
    Mezhep hakkında sağlıklı bilgi için> o mezhebe ait birinci el kaynaklarına ve edebiyatlarına ulaşmakla mümkündür.
    Mezheplerk kimi bölgelerde güçlü kimilerin de güçsüzdür sebebi> sosyal yapı ve kültürel durum ve orada 2 yaşayanların dini ihtiyaçlarına cevap verip vermemesiyle de alakalıdır.
    Mürcie mezhebi mevali arasında taraftar bulmuş ve> Maveraünnehir bölgesinde yaygınlık kazanmıştır.
    Mezhepler arası polemik konularının tespit edilmesi>mezhebin hangi görüşe ehemmiyet verdiğini ortaya koyacaktır
    Hariciliğn İslama kazandırdığı en önemli şey> devlet başkanının seçimle başa gelmesi meselesidir.
    MEZHEPLER TARİHİNİN DİĞER BİLİM DALLARIYLA İLİŞKİSİ:
    1.Mezhepler Tarihi – Kelam İlişkisi:
    Kelam, konularına göre mezheplerin görüşlerini incelerken; İslam mezhepleri tarihi, mezheplere ait fikir ve temel görüşlerin ortaya çıkış süreçlerini inceler.
    Kelam, savunmacı bir anlayışla meseleleri ele alırken; mezhepler tarihi, tasviri anlatımı esas alır ve mezheplerin itikadi ve siyasi görüşlerinin hangi şartlar içinde nasıl oluştuğunu incelemeye çalışır.
    2.Mezhepler Tarihi –İslam Tarihi İlişkisi:
    İslam Tarihi, İslam’ın doğuşundan günümüze kadar Müslümanların tarihi ve siyasi olaylarını incelemektedir. Mezhepler tarihi de İslam toplumlarında meydana çıkan siyasi ve itikadi gruplaşma hareketlerini incelediğinden aralarında önemli bir ilişkinin olduğu görülür.
    İslam tarihi, Müslümanların kurduğu devletlerin tarihini; Mezhepler tarihi ise, Müslümanlarda fikri ve siyasi ayrılıkların sonunda çıkan gruplaşmaların ve bunların zamanla mezhepleşmesinin tarihini inceler.
    3.Mezhepler Tarihi –Dinler Tarihi İlişkisi:
    İlk dönem dinler tarihi çalışmaları> Mezhep tarihçileri tarafından yürütülmüştür.
    İbn Hazm (ö.456/1064) ve Şehristanî> mezhep tarihçileri, günümüz müslüman dinler tarihçileri olarak incelenmektedir. Mezheplerin ortaya çıkışında etkili olan pek çok faktörden biri de> önceki din ve kültürlerin etkileridir.
    Bu itibarla betimleyici bir yöntem kullanmaktadırlar.
    2.HAFTA - İSLÂM MEZHEPLER TARİHİYLE İLGİLİ BAZI KAVRAMLAR
    * Özel anlamlı kavramlara >kelimelerin ıstılah veya terim anlamı denilmektedir.
    * İslâm Mezhepleri Tarihinin kavramları; mezhep, fırka, makâle, nihle, millet, ehl-i kıble, ehl-i salât, ehl-i beyt…
    MEZHEP
    * Sözlükte >“gitmek” gidecek yer ve yol, ” manasında mekân ismidir.
    * Terim olarak “Mezhep >bir takım siyasî, ictimaî, iktisadî ve diğer hadiselerin tesirlerinin, mezhep kurucusu insan ile ona uyanlardaki fikrî, dinî ve siyasî tezahürüdür.”
    * Mezhep: “dinin aslî-fer’î hükümlerinin dayandığı delilleri bulmakta ve hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan âlimlerin ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistemdir.”
    * Mezhep: “imam ve müçtehid kabul edilen zatın anlayış ve görüşlerinden meydana gelen itikâdî veya fıkhî yol.
    * Mezhep >İslâm dininin içindeki siyasî, itikâdî ve amelî sahadaki ekolleri ifade eden alt gruplardır.
    * Mezheplerin çıkması >tarihsel, politik-dînî ve beşerî bir olgudur.
    * Her mezhebin görüş ve çözümleri, >belli dönemin ihtiyaçlarını karşılamak üzere ortaya konulduğundan tarihseldir.
    * İslâm Mezhepler Tarihi sahasında “mezhebe >“makâlât”, “fırka” veya “nihle”
    * Siyasî mezhepler >Havariç, Şia. itikâdî mezhepler >Mutezile, Cebriyye, Mürcie, Eşariyye ve Mâtürîdiyye.
    fıkhî mezhepler >Hanefiyye, Şafiiyye, Malikiyye, Hanbeliyye, Zahiriyye ve Caferiyye.
    * Fıkıh mezhepleri, >Hanefiyye, Şafiiyye, Malikiyye, Sevriyye gibi âlimlerin isimlerine nispet edilmiştir.
    * Siyasî-itikadî mezhepler ise >Mu’tezile, Cebriyye, Havariç, Şia, Mürice gibi topluluk ismi olmuştur.
    * Fırkalar belli bir şahsa nisbetle > Hariciler’den >Hazımiyye, Hamziyye, Şeybâniyye; Mu’tezile’den >Vâsıliyye, Nazzamiyye, Cübbaiyye; Mürcie’den >Yunusiyye gibi.


  4. 03.Aralık.2011, 23:01
    2
    Hüvel Baki..



    Abdurrahim AKTAŞ
    İSLAM MEZHEPLERİ TARİHİ ÖZETİ 1
    MEZHEP: “gidilen yol, benimsenen görüş ve anlayış, farklı tutum ve davranış” anlamındadır.
    İslamda mezhep: Dinin anlaşılması, hayata uygulanması ile alakalı görüş farklılıklarının kurumsallaşmış yapılarıdır.
    Mezhep: Müslümanların yaşadıkları sosyal, kültürel ve siyasi çevrenin etkisiyle dinin ana kaynaklarını anlamada çıkan farklı görüşlerin taraftar bulması ile oluşan zümreleşme hareketidir.
    Takvim bilgisi ve hikaye (history) anlamındaki tarih; toplumları etkileyen olayları, birbiriyle ilişkileri ve sonuçları açısından bir sistem içerisinde inceleyen bilimdir.
    Tarih; zaman ve mekan kavramlarına bağlı olarak insanlığın geçmişini araştırır.
    Mezhepler tarihi”: Toplumların tarihinde oluşan fikir ve düşünce akımlarından bahseden bilimdir.
    İslamî kaynaklarda mezhep, fırka, makâlât gibi bu sahaya ait terimlere> İslam Mezhepleri Tarihi'nin konu ve alanına göre tanımına yeterince yer verilmediği görülür.
    Taşköprüzde,Mezhepler Tarihi(İlmu Makâlâti'l-Fırak): “Dini inançla ilgili sapkın mezhep-görüşleri nakleden ilim.
    Ethem Ruhi Fığlalı, Mezhepler Tarihi: “İslam düşüncesinin veya başka bir ifadeyle “fırkalaşma” veya“zümreleşme” faaliyetlerin gelişme seyrini göstermeyi esas alan bir bilim dalıdır.”
    Hasan Onat: “İslam Mezhepleri Tarihi, siyasi ve itikadi gayelerle vücut bulmuş “İslam’ın Düşünce Ekolleri” diyebileceğimiz beşerî oluşumları, bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim dalıdır.”
    Kutlu, İslam Mezhepleri Tarihi: “geçmişte ve günümüzde siyasi ve itikadi gayelerle vücut bulmuş İslam Düşünce Ekolleri diyebileceğimiz beşeri ve toplumsal oluşumların; doğdukları ortamı, doğuş sebeplerini, fikirlerini, mensuplarını, edebiyatını, yayıldığı bölgeleri, İslam düşüncesine katkılarını kendi eserlerinden hareketle zaman-mekan bağlamında ve fikir-hadise irtibatı çerçevesinde betimleyici bir metotla, tarafsız bir gözle inceleyen bilimdir.”
    İslam Mezhepleri Tarihi konusu> İslam düşüncesinde çıkan siyasi ve itikadi düşünce ekolleridir. Fıkhî veya amelî ekoller bu ilmin konusuna dahil değildir
    İslam tarihinde ortaya çıkan hiçbir mezhep >İslam dini ile aynileştirilemez, dinin kendisi yerine konulamaz. Çünkü mezhep denilen yapı beşerî bir oluşumdur.
    Mezhepler Tarihi’nin amacı> mezheplerin ortaya çıkış süreçlerini incelemek; hangi şart ve ortamlarda ne tür fikirlerin doğup geliştiğini tespit etmektir.
    İslam Mezhepleri Tarihi> kendi mensuplarına pratik bir fayda sağlamayı da hedefler.
    İslam Mezhepleri Tarihi> mezhebî farklılıkların din yerine ikame edilemeyeceğini bildirir.
    Mezhepler Tarihi okumanın faydaları> İslam tarihinde dini hayatın tarihini, kuvvetlenip-zayıflamasını, bazen de duraklamasının sebeplerini ortaya koymaktır.
    Mezhepler Tarihi bilimi> geçmişteki hatalardan dersler çıkarmamız gerektiğini bildirir.
    Mezhepler Tarihi Metodunun hedefi: İslam düşüncesinde çıkan fikirlerin ne zaman, hangi şartlarda, nerede ortaya çıktıklarını ve kimler tarafından hangi amaca yönelik kullanıldığını tarafsız bir şekilde ortaya koymaktır.
    İslâm Mezhepleri Tarihi esas alır> “Betimleyici/Deskriptif Metotu” nu.
    İslam Mezhepleri Tarihinin amacı: bir fikri doğrulamak veya yanlışlığını ispat etmek değildir.
    İslam Mezhepler Tarihi araştırmacısının yapacağı iş >her mezhebi kendi metninden hareketle, tarafsız anlatmaktır.
    Erken dönem mezhepler tarihinde ortaya konulan metot >ile çağdaş İslam Mezhepleri Tarihi biliminin metodu arasında farklılık vardır. Çünkü erken dönemdeki eserlerin çoğu karşıt gördüğü mezhebi-fikri reddetme amacı vardır.
    Mezhepler >yaşadığı dönemin coğrafi, siyasi ve fikri ortamında neşet etmiş olup onların özelliğini taşır.
    Mezhepler Tarihi araştırmalarında karşılaşılan problemler: Tarihin belli bir döneminde kendi sosyal-kültürel şartlar içerisinde oluşan ve anlam yüklenen kavramların zaman içerisinde anlam daralması, genişlemesi hatta tam zıt anlamların değişmesi veya bugünün kavramlarıyla tarihi olayların anlamlandırılması…
    İslam Mezhepleri Tarihinde verilen bilgiler uydurulmuşsa> Tarihi gerçeklerle karşılaştırılarak test edilmelidir.
    Fikir-hadise irtibatı: Bir fikrin veya inancın varlığının ve sosyal, siyasî, ekonomik ve dinî hadiselerde bu fikrin tezahürlerinin “zaman-mekân bağlamı” göz önünde bulundurularak tespit edilmesidir.
    Fikir-hadise irtibatı Mezhepler Tarihinde: Bir mezhebin çıkmasında etkili olarak gösterilen hadiselerle, o mezhebi diğer mezheplerden farklı kılan ilk fikirlerini, etkilerini araştırılarak bu ikisi arasında bir ilişkinin olup olmadığını, ya da fikrin o hadisenin sebebi olup olmadığını ortaya koymak demektir.
    Mezhepler tarihçisi> araştırdığı mezheple ilgili fikirleri, olayları ve davranışları ortaya koyarken fikir ve hadise irtibatını kurmaya ve bu ilişkileri zaman ve mekân bağlamını da katarak analiz etmelidir.
    Bu yöntemle> mezheplerin ideolojik tarih kurguları çözülebilecektir.
    MEZHEPLER TARİHİNİN İNCELEME ALANLARI
    1- Mezhep İsimlerinin Açıklanması, 2- Mezhepleri Doğuş Sebepleri, 3- Mezheplerin Teşekkül Süreci,
    4- Mezheplerin Coğrafya ile İlişkileri, 5- Mezhebin Kiminle Başladığı,6- Mezhebin Temel Fikirleri ve Kavramları,
    7- Mezheplerin Edebiyatı, 8- Mezheplerin Fırkalara Ayrılması, 9- Mezheplerin Yayıldığı Bölgeler,
    10- Diğer Mezheplerle İlişkiler, 11- Mezheplerin Günümüzdeki Durumu,
    12- Mezheplerin İslam Düşüncesine Katkıları,13- Mezheplerle İlgili Olarak Yapılan Çağdaş Araştırmalar.
    Mezhepler sistemli yapılar olup kendi içlerinde> tutarlılık gösterirler.
    Örn: insanın özgür olmasını amaçlayan Mutezile’nin diğer bütün görüşleri bu esasa göre dizayn edilmiştir.
    Mezhep hakkında sağlıklı bilgi için> o mezhebe ait birinci el kaynaklarına ve edebiyatlarına ulaşmakla mümkündür.
    Mezheplerk kimi bölgelerde güçlü kimilerin de güçsüzdür sebebi> sosyal yapı ve kültürel durum ve orada 2 yaşayanların dini ihtiyaçlarına cevap verip vermemesiyle de alakalıdır.
    Mürcie mezhebi mevali arasında taraftar bulmuş ve> Maveraünnehir bölgesinde yaygınlık kazanmıştır.
    Mezhepler arası polemik konularının tespit edilmesi>mezhebin hangi görüşe ehemmiyet verdiğini ortaya koyacaktır
    Hariciliğn İslama kazandırdığı en önemli şey> devlet başkanının seçimle başa gelmesi meselesidir.
    MEZHEPLER TARİHİNİN DİĞER BİLİM DALLARIYLA İLİŞKİSİ:
    1.Mezhepler Tarihi – Kelam İlişkisi:
    Kelam, konularına göre mezheplerin görüşlerini incelerken; İslam mezhepleri tarihi, mezheplere ait fikir ve temel görüşlerin ortaya çıkış süreçlerini inceler.
    Kelam, savunmacı bir anlayışla meseleleri ele alırken; mezhepler tarihi, tasviri anlatımı esas alır ve mezheplerin itikadi ve siyasi görüşlerinin hangi şartlar içinde nasıl oluştuğunu incelemeye çalışır.
    2.Mezhepler Tarihi –İslam Tarihi İlişkisi:
    İslam Tarihi, İslam’ın doğuşundan günümüze kadar Müslümanların tarihi ve siyasi olaylarını incelemektedir. Mezhepler tarihi de İslam toplumlarında meydana çıkan siyasi ve itikadi gruplaşma hareketlerini incelediğinden aralarında önemli bir ilişkinin olduğu görülür.
    İslam tarihi, Müslümanların kurduğu devletlerin tarihini; Mezhepler tarihi ise, Müslümanlarda fikri ve siyasi ayrılıkların sonunda çıkan gruplaşmaların ve bunların zamanla mezhepleşmesinin tarihini inceler.
    3.Mezhepler Tarihi –Dinler Tarihi İlişkisi:
    İlk dönem dinler tarihi çalışmaları> Mezhep tarihçileri tarafından yürütülmüştür.
    İbn Hazm (ö.456/1064) ve Şehristanî> mezhep tarihçileri, günümüz müslüman dinler tarihçileri olarak incelenmektedir. Mezheplerin ortaya çıkışında etkili olan pek çok faktörden biri de> önceki din ve kültürlerin etkileridir.
    Bu itibarla betimleyici bir yöntem kullanmaktadırlar.
    2.HAFTA - İSLÂM MEZHEPLER TARİHİYLE İLGİLİ BAZI KAVRAMLAR
    * Özel anlamlı kavramlara >kelimelerin ıstılah veya terim anlamı denilmektedir.
    * İslâm Mezhepleri Tarihinin kavramları; mezhep, fırka, makâle, nihle, millet, ehl-i kıble, ehl-i salât, ehl-i beyt…
    MEZHEP
    * Sözlükte >“gitmek” gidecek yer ve yol, ” manasında mekân ismidir.
    * Terim olarak “Mezhep >bir takım siyasî, ictimaî, iktisadî ve diğer hadiselerin tesirlerinin, mezhep kurucusu insan ile ona uyanlardaki fikrî, dinî ve siyasî tezahürüdür.”
    * Mezhep: “dinin aslî-fer’î hükümlerinin dayandığı delilleri bulmakta ve hüküm çıkarıp yorumlamakta otorite sayılan âlimlerin ortaya koyduğu görüşlerin tamamı veya belirledikleri sistemdir.”
    * Mezhep: “imam ve müçtehid kabul edilen zatın anlayış ve görüşlerinden meydana gelen itikâdî veya fıkhî yol.
    * Mezhep >İslâm dininin içindeki siyasî, itikâdî ve amelî sahadaki ekolleri ifade eden alt gruplardır.
    * Mezheplerin çıkması >tarihsel, politik-dînî ve beşerî bir olgudur.
    * Her mezhebin görüş ve çözümleri, >belli dönemin ihtiyaçlarını karşılamak üzere ortaya konulduğundan tarihseldir.
    * İslâm Mezhepler Tarihi sahasında “mezhebe >“makâlât”, “fırka” veya “nihle”
    * Siyasî mezhepler >Havariç, Şia. itikâdî mezhepler >Mutezile, Cebriyye, Mürcie, Eşariyye ve Mâtürîdiyye.
    fıkhî mezhepler >Hanefiyye, Şafiiyye, Malikiyye, Hanbeliyye, Zahiriyye ve Caferiyye.
    * Fıkıh mezhepleri, >Hanefiyye, Şafiiyye, Malikiyye, Sevriyye gibi âlimlerin isimlerine nispet edilmiştir.
    * Siyasî-itikadî mezhepler ise >Mu’tezile, Cebriyye, Havariç, Şia, Mürice gibi topluluk ismi olmuştur.
    * Fırkalar belli bir şahsa nisbetle > Hariciler’den >Hazımiyye, Hamziyye, Şeybâniyye; Mu’tezile’den >Vâsıliyye, Nazzamiyye, Cübbaiyye; Mürcie’den >Yunusiyye gibi.


  5. 03.Aralık.2011, 23:10
    3
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: islam mezhepleri tarihinin özeti

    MEZHEP BÖLÜMLERİ: siyasî ve itikâdî
    SİYASİ MEZHEPLER
    İslâmda ilk çıkan siyasî mezhep >Haricilik’tir. Temim kabilesinden bazı kimseler, önce Hz. Ali’nin yanında sonra Hakem Olayını gerekçe göstererek “Hüküm ancak ALLAH’a aittir” sloganıyla Harura’ya gittiler.
    >Bunlar, Hz. Osman ve Hz. Ali’yi tekfir etmiş, görüşlerini benimsemeyenleri öldürmeyi mubah kabul etmişlerdir.
    >Günümüzde Umman’da >İbâziyye mezhebi olarak varlığı devam ediyor.
    Diğer siyasî mezhep >Şia’dır. Hz. Ali ve evladının imameti mezhebin temel esasıdır.
    >Şia grupları >Keysâniyye, Zeydiyye, İsmailiyye, İmâmiyye ve Gâliyye.
    İTİKADİ MEZHEPLER
    Ehl-i Sünneti’in itikadi fırkaları >Selefiyye, Eş’ariyye ve Mâtürîdiyye.
    Eş’arî, itikâdî mezhepler 10 gruptur >Şia, Hariciler, Mürcie, Mûtezile, Cehmiyye, Dırâriyye, Hüseyniyye, Bekriyye, Âmme, Ashâbü’l-hadîs ve Küllâbiyye
    A.Kâhir Bağdâdî 8’dir:Kaderiye,Mûtezile,Mürcie,Neccâriyye,Cehmiyye ,Bekriyye,Dırâriyye,Kerrâmiyye,Müşebbihe.
    >Bunlardan Vehhâbiyye ve Kâdiyâniyye itikadî birer mezhep özelliğindedirler.
    İslâm dünyasında teşekkül eden itikadî fırların ilki>Kaderiyye’dir. Cemel-Sıffin savaşlarının sonuçları, Emevîlerin kötü uygulamalarını kadere yüklemeleri gibi sebeplerle Ma‘bed el-Cühenî ve Gaylân ed-Dımeşkî’nin önderliğinde irâdî fiillerin kadere yüklenemeyeceği düşüncesi etrafında hareket başlamış ve II (VIII) yüzyılın 3 ortalarına doğru paralel görüşlere sahip olan >Mutezile ile birleşmiştir.
    1-MUTEZİLE
    Kurucusu >Vâsıl b. Ata, büyük günah işleyen kimsenin dini konumuyla alakalı görüşü sebebiyle Hasan-ı Basrî’den ayrıldı. II (VIII) asırdan itibaren varlığını devam ettiren bu fırka, imamet görüşü hariç fikirlerini >Zeydiyye ve İmamiyye içinde devam ettirmektedir.
    2-MÜRCİE
    Arap şovenizmine ve Harici mantığına karşı >mutedil bir anlayışın taraftarı olmuş, Özellikle Maveraünnehir’dedir. Ehl-i Sünnetin Mâtürîdiyyesinde erimiştir.
    MEZHEP OLMANIN KRİTERLERİ
    Bir düşüncenin mezhep olması için >İslâm’a mensubiyet, itikâdî veya siyasî konularda yoğunlaşma, bu yoğunlaşmanın gruplaşmaya dönmesi, özgün bir metodoloji yahut kendi içinde tutarlılık özelliklerini taşıması gerekir.
    İbn Hazm, Bir düşüncenin mezhep olması için >tevhîd, kader, iman-küfür, imâmet ve ashabın fazileti meselelerinde farklı görüş ortaya konulması gerektiğini belirtmiştir.
    Şehristânî, mezhep hakkında >“Bil ki, makalât (mezhepler tarihi) yazarlarının İslâm fırkalarının sayısı konusunda bir asla veya nassa dayanan bir kanuna veya var olduğu haber verilmiş bir kaideye bağlı olmayarak ortaya koydukları metotları vardır. bir meselede bir farklı düşünce (makâle) ile ayrılan her kimse, ayrı bir makâle sahibi sayılmaz. Bu kabul edilirse değişik münferit düşünceler için bir tespit getirilemez. O halde usûl ve ana kaideler hükmünde olan meselelerde, bir ölçü tespit edilmelidir ki, buradaki farklı düşünce makâle, bu düşünceye yönelen kimse de makâle sahibi sayılabilsin. Bu kimseler ümmetin ayrıldığı fırkaları geçerli ve devamlı bir kurala tabi olmadan nasıl bulurlarsa öylece ortaya koymuşlardır.
    Şehristânî >asıllar olan dört kaide ile ilgi kurarak sınırlandırdım:
    1) Tevhîd ve sıfatlar konusu. >Eş’ariyye, Kerrâmiyye, Mücessime ve Mûtezile arasında zıtlık var.
    2) İkinci Kaide: Kader ve adalet konusu. >Bu hususlarda Kaderiyye, Neccâriyye, Cebriyye, Eş’ariyye ve Kerrâmiyye arasında zıt fikirler yoktur.
    3) Va’d, vaîd, esmâ ve ahkâm konuları.>imân, tövbe, vaîd, ircâ, tekfir, tadlîl gibi bir topluluğun bazı yönleriyle kabul, diğerinin kısmen reddettiği meseleler var. Mürcie, Vaîdiyye, Mûtezile, Eş’ariyye ve Kerrâmiyye arasında zıtlık vardır.
    4) Sem’, akıl, risalet ve imâmet konuları. “hüsün, kubuh, salah, aslah, lütuf, peygamberlerin masumluğu ve bir cemaate göre nassa diğerine göre icmâa dayanması gerektiği, imamet… >Şia, Hâricîler, Mûtezile Kerrâmiyye ve Eş’ariyye arasında zıt düşünceler var.
    Ümmetin imamlarından biri >bu konularda bir makâle (farklı düşünce) ile diğerlerinden ayrılırsa, onun farklı görüşü >mezhep, cemaati >fırka olur. dinler ve mezhepler >el-milel ve’n-nihal.
    Bir kimse sadece bir meselede farklı düşünce ileri sürmüş ise >onun bu düşüncesini mezhep, bağlı olanları da fırka saymayıp, kendisinin düşüncesini uygun düştüğü >bir başkasının makâlesi içinde mütalaa eder, kalan düşüncelerini de kendi başına bir mezhep teşkil etmeyen >fürûa dahil ederiz.
    İslâm fırkalarının büyükleri dört kısımdır “Kaderiyye, Sifâtiyye, Havâric ve Şia Daha sonra 73 fırka oluştu.
    Şehristânî’ye göre “bir kimsenin bütün kelâmî konularda Ehl-i Sünnet imamlarından farklı olarak ileri sürdüğü görüşler toplamına >mezhep; bu konularda kendisine uyanlara da >fırka denir.
    SİYASİ VE İTİTKADİ HAREKETİN MEZHEP KABUL EDLMESİ İÇİN;
    1) Sistemli bir teolojisinin olması 2) Yazılı bir edebiyatının olması
    3) Toplumsal boyutunun olması 4) Fıkhî ve amelî boyutunun olması.
    1) Sistemli bir teolojisinin olması: Aksi takdirde kurumsallaşmalarını tamamlayamazlar, Sistemli olanlar >Mutezile, Şia, Mürcie…Sistematik teolojinin ana konuları >uluhiyet, nübüvvet, mead; esma ve ahkam (iman ve büyük günah), kader, emri bi’l-maruf, devlet başkanlığı (imamet) gibi meseleler gelmektedir.
    2) Yazılı bir edebiyatının olması: Çünkü bu eserler toplumsal yapıyla devamlılık kazanır.
    3) Toplumsal boyutunun olması: sadece kitaplarda kalmaması, tarihi süreçte toplum tarafından benimsenmeli.
    4) Fıkhî ve amelî boyutunun olması: Bazı mezhepler hem teolojisini hem de pratiğini üretmişlerdir. Şia, Ehl-i Sünnet gibi. Bazıları da teolojisini üretmekle birlikte fıkıhta Hanefilik gibi bir ekolü takip etmiştir. Mutezile gibi.
    FIRKA/FIRAK
    Fırka, sözlükte, “ayırmak ve bölmek, bir grup insan, zümre, sınıf” anlamındadır.
    Terim olarak Fırka, İslâm fikir tarihinde kendilerine has siyasî düşünce veya itikadî telakkilere sahip olan gruplar için “siyasî akım” (bir nevi parti) ve “itikadî mezhep” anlamında kullanılmıştır.
    Mezhebin alt kollarına >“fırka” denilmiştir. Mezhepler tarihi fırka kavramı >siyasî-itikadî mezhepleri ifade eder.
    Siyasî-itikâdî alanla ilgili zümreleşmelere >fırka, amelî-fıkhî boyutu ağır basanlara ise “fıkıh mezhepleri” denir.
    Başlangıçta âlimler, görüşlerini makâle adı ile söylediler. Risalelerle ifade etmişlerdi.
    Ashâbü’l-makâlât: “Belli bir liderin görüşleri (makâlât) etrafında bir araya gelen gruplar” denildi ve zamanla bu gruplar >fırka terimiyle ifade edilmiştir.
    Nevbahtî’nin Şiî gruplarını incelediği >Fıraku’ş-Şi’a’sı, Kummî’nin aynı konudaki el-Makâlât ve’l-fırak’ı Abdülkahir el-Bağdâdî’nin itikadî ve siyasî grupları incelediği el-Fark beyne’l-fırak ve Fahreddin Râzî'nin >İ‘tikâdâtü fıraki’l-müslimîn ve’l-müşrikîn eserleri vardır.
    MİLEL/NİHAL
    Millet (çoğulu milel) sözlükte: “doğru bilinen ve takip edilen yol, din, inanç” anlamındadır. Kur'ânda 15 yerde geçer. Ve sadece tebliğ eden peygambere nispetle “din” anlamındadır
    Din şahsî itaat ve inançtan doğmaktadır, >dolayısıyla her ferdin kendi dinî davranışıdır. Millet ise inanıncın toplumsal ve kurumsal boyutu olup, şahsî itaat ve inançların şeklîleşmesidir.
    Millet: dinî bir toplum birliği meydana getiren, sosyal hayatın temelini teşkil eden inançlar ve törenler sistemidir.
    Şehristânî >millet “ kelimesinin toplumsal yönüne vurgu yaparak onu “belirli kurallara tâbi sosyal birlik, bir dine mensup olanlar topluluğu” dur.
    Kur'an'da millet kelimesi >peygamberlere gönderilen dinleri ifade etmekte ise de “el-mille - ehlü'l-mille” kullanımların özel anlamla Müslümanları kastettiği kabul edilmektedir.
    Mezhepler Tarihinin terimi olarak millet, ALLAH'ın peygamberler vasıtasıyla insanlara inanmaları için gönderdiği kitaplı dinlerdir ve “din” ile eş anlamlıdır. Millet’in çoğulu “milel” ise “farklı dinlere mensup olan insanlar açısından dinler demektir. Mükellefin, doğru veya yanlış inanmış olduğu her şeye >millet denilmiştir. Din ise “ALLAH rızasına ulaşmaları için ALLAH’ın kullarına peygamberleri vasıtasıyla vazetmiş olduğu sistemdir.
    Millet-Din arasındaki fark: Millet sadece belli bir peygambere nispettir. milletullah gibi ALLAH’a ve milletü Zeyd gibi peygamberin ümmetinden birine nispet edilmez. Din ise peygambere nispet edildiği gibi bu ikisine nispet edilebilir.
    Cürcânî, millet-din-mezhep arasındaki fark: “Din ALLAH’a millet>peygambere; mezhep büyük imamlara nispettir.
    Ayrıca millet kelimesi, mutlak anlamda >“batıla” da isim olarak verilmiştir.
    Başka kaynaktan faydalananlara >“ehlü'd-diyânât ve'l-milel denilir. Kur'an, Tevrat ve İncil gibi ilahi kaynaklı.
    Ehlü'l-ehvâ ise >beşer kaynaklı inanç sahipleridir.
    NİHLE
    Sözlükte >“inanç, akîde, itikad, iddia, telakkî” anlamında; Istılahta ise>“din içindeki mezhep” anlamındadır.
    Nihal” ise sözlükte >inanç, akide ve felsefi görüş demektir.
    Naşi Ekber, >Ehl-i Kıble'nin temel inanç konularındaki ayrılıklarını nihle ile ifade eder. Şehristânî ise nihleyi,
    İnanmadığı halde bir din ve inanç üzere olduğunu iddia eden kimseye verilen sıfat olarak tanımlar. Şehristânî, kitaplı ve peygamberli dinlerden çıkan fırkaları “Nihal” terimi ile değil, >“milel” terimi ile karşılar.
    Kitabu'l-Milel ve'n-Nihal >Bakıllânî, Bağdâdî ve İbn Hazm…
    El-Milel ve'n-nihal adını taşıyan ilk eser >Abdülkâhir el-Bağdâdî’nin >el-Fark beyne'l-fırak isimli kitabıdır.
    İbn Hazm >“el-Fasl fi’l-milel ve’l-ehvâ ve’n-nihal”. Şehristânî, >“el-Milel ve’n-nihal”
    Din ve mezhepleri konu edinen eserlere >“makâlât, diyânât, firak” ve en meşhur isim olarak >milel- nihal denilmiştir. >Milel ve nihal eserlerinin diğerlerinden farkı yalnızca İslâm fırkalarını değil diğer dinlerin mezheplerini de inceler.
    Milel-Nihal eserleri, klasik mezhepler tarihi yazıcılığının en gelişmiş aşamasını temsil eder. Şehristânî'nin el-Milel ve'n-Nihal eseri >klasik dönemde mezhepler tarihi yazıcılığının en zirvedeki eseridir.


  6. 03.Aralık.2011, 23:10
    3
    Hüvel Baki..
    MEZHEP BÖLÜMLERİ: siyasî ve itikâdî
    SİYASİ MEZHEPLER
    İslâmda ilk çıkan siyasî mezhep >Haricilik’tir. Temim kabilesinden bazı kimseler, önce Hz. Ali’nin yanında sonra Hakem Olayını gerekçe göstererek “Hüküm ancak ALLAH’a aittir” sloganıyla Harura’ya gittiler.
    >Bunlar, Hz. Osman ve Hz. Ali’yi tekfir etmiş, görüşlerini benimsemeyenleri öldürmeyi mubah kabul etmişlerdir.
    >Günümüzde Umman’da >İbâziyye mezhebi olarak varlığı devam ediyor.
    Diğer siyasî mezhep >Şia’dır. Hz. Ali ve evladının imameti mezhebin temel esasıdır.
    >Şia grupları >Keysâniyye, Zeydiyye, İsmailiyye, İmâmiyye ve Gâliyye.
    İTİKADİ MEZHEPLER
    Ehl-i Sünneti’in itikadi fırkaları >Selefiyye, Eş’ariyye ve Mâtürîdiyye.
    Eş’arî, itikâdî mezhepler 10 gruptur >Şia, Hariciler, Mürcie, Mûtezile, Cehmiyye, Dırâriyye, Hüseyniyye, Bekriyye, Âmme, Ashâbü’l-hadîs ve Küllâbiyye
    A.Kâhir Bağdâdî 8’dir:Kaderiye,Mûtezile,Mürcie,Neccâriyye,Cehmiyye ,Bekriyye,Dırâriyye,Kerrâmiyye,Müşebbihe.
    >Bunlardan Vehhâbiyye ve Kâdiyâniyye itikadî birer mezhep özelliğindedirler.
    İslâm dünyasında teşekkül eden itikadî fırların ilki>Kaderiyye’dir. Cemel-Sıffin savaşlarının sonuçları, Emevîlerin kötü uygulamalarını kadere yüklemeleri gibi sebeplerle Ma‘bed el-Cühenî ve Gaylân ed-Dımeşkî’nin önderliğinde irâdî fiillerin kadere yüklenemeyeceği düşüncesi etrafında hareket başlamış ve II (VIII) yüzyılın 3 ortalarına doğru paralel görüşlere sahip olan >Mutezile ile birleşmiştir.
    1-MUTEZİLE
    Kurucusu >Vâsıl b. Ata, büyük günah işleyen kimsenin dini konumuyla alakalı görüşü sebebiyle Hasan-ı Basrî’den ayrıldı. II (VIII) asırdan itibaren varlığını devam ettiren bu fırka, imamet görüşü hariç fikirlerini >Zeydiyye ve İmamiyye içinde devam ettirmektedir.
    2-MÜRCİE
    Arap şovenizmine ve Harici mantığına karşı >mutedil bir anlayışın taraftarı olmuş, Özellikle Maveraünnehir’dedir. Ehl-i Sünnetin Mâtürîdiyyesinde erimiştir.
    MEZHEP OLMANIN KRİTERLERİ
    Bir düşüncenin mezhep olması için >İslâm’a mensubiyet, itikâdî veya siyasî konularda yoğunlaşma, bu yoğunlaşmanın gruplaşmaya dönmesi, özgün bir metodoloji yahut kendi içinde tutarlılık özelliklerini taşıması gerekir.
    İbn Hazm, Bir düşüncenin mezhep olması için >tevhîd, kader, iman-küfür, imâmet ve ashabın fazileti meselelerinde farklı görüş ortaya konulması gerektiğini belirtmiştir.
    Şehristânî, mezhep hakkında >“Bil ki, makalât (mezhepler tarihi) yazarlarının İslâm fırkalarının sayısı konusunda bir asla veya nassa dayanan bir kanuna veya var olduğu haber verilmiş bir kaideye bağlı olmayarak ortaya koydukları metotları vardır. bir meselede bir farklı düşünce (makâle) ile ayrılan her kimse, ayrı bir makâle sahibi sayılmaz. Bu kabul edilirse değişik münferit düşünceler için bir tespit getirilemez. O halde usûl ve ana kaideler hükmünde olan meselelerde, bir ölçü tespit edilmelidir ki, buradaki farklı düşünce makâle, bu düşünceye yönelen kimse de makâle sahibi sayılabilsin. Bu kimseler ümmetin ayrıldığı fırkaları geçerli ve devamlı bir kurala tabi olmadan nasıl bulurlarsa öylece ortaya koymuşlardır.
    Şehristânî >asıllar olan dört kaide ile ilgi kurarak sınırlandırdım:
    1) Tevhîd ve sıfatlar konusu. >Eş’ariyye, Kerrâmiyye, Mücessime ve Mûtezile arasında zıtlık var.
    2) İkinci Kaide: Kader ve adalet konusu. >Bu hususlarda Kaderiyye, Neccâriyye, Cebriyye, Eş’ariyye ve Kerrâmiyye arasında zıt fikirler yoktur.
    3) Va’d, vaîd, esmâ ve ahkâm konuları.>imân, tövbe, vaîd, ircâ, tekfir, tadlîl gibi bir topluluğun bazı yönleriyle kabul, diğerinin kısmen reddettiği meseleler var. Mürcie, Vaîdiyye, Mûtezile, Eş’ariyye ve Kerrâmiyye arasında zıtlık vardır.
    4) Sem’, akıl, risalet ve imâmet konuları. “hüsün, kubuh, salah, aslah, lütuf, peygamberlerin masumluğu ve bir cemaate göre nassa diğerine göre icmâa dayanması gerektiği, imamet… >Şia, Hâricîler, Mûtezile Kerrâmiyye ve Eş’ariyye arasında zıt düşünceler var.
    Ümmetin imamlarından biri >bu konularda bir makâle (farklı düşünce) ile diğerlerinden ayrılırsa, onun farklı görüşü >mezhep, cemaati >fırka olur. dinler ve mezhepler >el-milel ve’n-nihal.
    Bir kimse sadece bir meselede farklı düşünce ileri sürmüş ise >onun bu düşüncesini mezhep, bağlı olanları da fırka saymayıp, kendisinin düşüncesini uygun düştüğü >bir başkasının makâlesi içinde mütalaa eder, kalan düşüncelerini de kendi başına bir mezhep teşkil etmeyen >fürûa dahil ederiz.
    İslâm fırkalarının büyükleri dört kısımdır “Kaderiyye, Sifâtiyye, Havâric ve Şia Daha sonra 73 fırka oluştu.
    Şehristânî’ye göre “bir kimsenin bütün kelâmî konularda Ehl-i Sünnet imamlarından farklı olarak ileri sürdüğü görüşler toplamına >mezhep; bu konularda kendisine uyanlara da >fırka denir.
    SİYASİ VE İTİTKADİ HAREKETİN MEZHEP KABUL EDLMESİ İÇİN;
    1) Sistemli bir teolojisinin olması 2) Yazılı bir edebiyatının olması
    3) Toplumsal boyutunun olması 4) Fıkhî ve amelî boyutunun olması.
    1) Sistemli bir teolojisinin olması: Aksi takdirde kurumsallaşmalarını tamamlayamazlar, Sistemli olanlar >Mutezile, Şia, Mürcie…Sistematik teolojinin ana konuları >uluhiyet, nübüvvet, mead; esma ve ahkam (iman ve büyük günah), kader, emri bi’l-maruf, devlet başkanlığı (imamet) gibi meseleler gelmektedir.
    2) Yazılı bir edebiyatının olması: Çünkü bu eserler toplumsal yapıyla devamlılık kazanır.
    3) Toplumsal boyutunun olması: sadece kitaplarda kalmaması, tarihi süreçte toplum tarafından benimsenmeli.
    4) Fıkhî ve amelî boyutunun olması: Bazı mezhepler hem teolojisini hem de pratiğini üretmişlerdir. Şia, Ehl-i Sünnet gibi. Bazıları da teolojisini üretmekle birlikte fıkıhta Hanefilik gibi bir ekolü takip etmiştir. Mutezile gibi.
    FIRKA/FIRAK
    Fırka, sözlükte, “ayırmak ve bölmek, bir grup insan, zümre, sınıf” anlamındadır.
    Terim olarak Fırka, İslâm fikir tarihinde kendilerine has siyasî düşünce veya itikadî telakkilere sahip olan gruplar için “siyasî akım” (bir nevi parti) ve “itikadî mezhep” anlamında kullanılmıştır.
    Mezhebin alt kollarına >“fırka” denilmiştir. Mezhepler tarihi fırka kavramı >siyasî-itikadî mezhepleri ifade eder.
    Siyasî-itikâdî alanla ilgili zümreleşmelere >fırka, amelî-fıkhî boyutu ağır basanlara ise “fıkıh mezhepleri” denir.
    Başlangıçta âlimler, görüşlerini makâle adı ile söylediler. Risalelerle ifade etmişlerdi.
    Ashâbü’l-makâlât: “Belli bir liderin görüşleri (makâlât) etrafında bir araya gelen gruplar” denildi ve zamanla bu gruplar >fırka terimiyle ifade edilmiştir.
    Nevbahtî’nin Şiî gruplarını incelediği >Fıraku’ş-Şi’a’sı, Kummî’nin aynı konudaki el-Makâlât ve’l-fırak’ı Abdülkahir el-Bağdâdî’nin itikadî ve siyasî grupları incelediği el-Fark beyne’l-fırak ve Fahreddin Râzî'nin >İ‘tikâdâtü fıraki’l-müslimîn ve’l-müşrikîn eserleri vardır.
    MİLEL/NİHAL
    Millet (çoğulu milel) sözlükte: “doğru bilinen ve takip edilen yol, din, inanç” anlamındadır. Kur'ânda 15 yerde geçer. Ve sadece tebliğ eden peygambere nispetle “din” anlamındadır
    Din şahsî itaat ve inançtan doğmaktadır, >dolayısıyla her ferdin kendi dinî davranışıdır. Millet ise inanıncın toplumsal ve kurumsal boyutu olup, şahsî itaat ve inançların şeklîleşmesidir.
    Millet: dinî bir toplum birliği meydana getiren, sosyal hayatın temelini teşkil eden inançlar ve törenler sistemidir.
    Şehristânî >millet “ kelimesinin toplumsal yönüne vurgu yaparak onu “belirli kurallara tâbi sosyal birlik, bir dine mensup olanlar topluluğu” dur.
    Kur'an'da millet kelimesi >peygamberlere gönderilen dinleri ifade etmekte ise de “el-mille - ehlü'l-mille” kullanımların özel anlamla Müslümanları kastettiği kabul edilmektedir.
    Mezhepler Tarihinin terimi olarak millet, ALLAH'ın peygamberler vasıtasıyla insanlara inanmaları için gönderdiği kitaplı dinlerdir ve “din” ile eş anlamlıdır. Millet’in çoğulu “milel” ise “farklı dinlere mensup olan insanlar açısından dinler demektir. Mükellefin, doğru veya yanlış inanmış olduğu her şeye >millet denilmiştir. Din ise “ALLAH rızasına ulaşmaları için ALLAH’ın kullarına peygamberleri vasıtasıyla vazetmiş olduğu sistemdir.
    Millet-Din arasındaki fark: Millet sadece belli bir peygambere nispettir. milletullah gibi ALLAH’a ve milletü Zeyd gibi peygamberin ümmetinden birine nispet edilmez. Din ise peygambere nispet edildiği gibi bu ikisine nispet edilebilir.
    Cürcânî, millet-din-mezhep arasındaki fark: “Din ALLAH’a millet>peygambere; mezhep büyük imamlara nispettir.
    Ayrıca millet kelimesi, mutlak anlamda >“batıla” da isim olarak verilmiştir.
    Başka kaynaktan faydalananlara >“ehlü'd-diyânât ve'l-milel denilir. Kur'an, Tevrat ve İncil gibi ilahi kaynaklı.
    Ehlü'l-ehvâ ise >beşer kaynaklı inanç sahipleridir.
    NİHLE
    Sözlükte >“inanç, akîde, itikad, iddia, telakkî” anlamında; Istılahta ise>“din içindeki mezhep” anlamındadır.
    Nihal” ise sözlükte >inanç, akide ve felsefi görüş demektir.
    Naşi Ekber, >Ehl-i Kıble'nin temel inanç konularındaki ayrılıklarını nihle ile ifade eder. Şehristânî ise nihleyi,
    İnanmadığı halde bir din ve inanç üzere olduğunu iddia eden kimseye verilen sıfat olarak tanımlar. Şehristânî, kitaplı ve peygamberli dinlerden çıkan fırkaları “Nihal” terimi ile değil, >“milel” terimi ile karşılar.
    Kitabu'l-Milel ve'n-Nihal >Bakıllânî, Bağdâdî ve İbn Hazm…
    El-Milel ve'n-nihal adını taşıyan ilk eser >Abdülkâhir el-Bağdâdî’nin >el-Fark beyne'l-fırak isimli kitabıdır.
    İbn Hazm >“el-Fasl fi’l-milel ve’l-ehvâ ve’n-nihal”. Şehristânî, >“el-Milel ve’n-nihal”
    Din ve mezhepleri konu edinen eserlere >“makâlât, diyânât, firak” ve en meşhur isim olarak >milel- nihal denilmiştir. >Milel ve nihal eserlerinin diğerlerinden farkı yalnızca İslâm fırkalarını değil diğer dinlerin mezheplerini de inceler.
    Milel-Nihal eserleri, klasik mezhepler tarihi yazıcılığının en gelişmiş aşamasını temsil eder. Şehristânî'nin el-Milel ve'n-Nihal eseri >klasik dönemde mezhepler tarihi yazıcılığının en zirvedeki eseridir.


  7. 03.Aralık.2011, 23:11
    4
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: islam mezhepleri tarihinin özeti

    MAKALE-MAKALAT-ASHABUL MAKALAT
    * Makale, “k-v-l” kökünden sözlükte: “söz, beyan, görüş, düşünce, inanç” gibi anlamlara gelir.
    * Mezhepler Tarihine ait bir terim olarak makale: “Ehl-i sünnet dışındaki fırkalara mensup şahısların, İslâm toplumunda Hz. Peygamber sonrasında meydana gelen siyasî-itikâdî tartışmalar veya kendi döneminde ortaya çıkan meselelerden biri veya bir kaçı hakkında kendi görüşlerini açıklamak, mezhebini savunmak, başkalarının görüşlerini reddetmek, eleştirmek amacıyla kaleme aldıkları küçük eserlere denilmektedir.
    * İlk İslâm âlimleri İslâm Mezhepler Tarihine >“Makâlât”, “İlmu’l-Makâlât” “İlmu Makâlâti’l-Fırak...
    ilk dönem eserlerinden Yemam b. Rıbâb’ın >Makâlât’ı, Necdet b. Uveymir’in >Makâle’si, Muhammed b. Heysem’in Makâle’si, Ebû Ali el-Kerâbisî’nin >Kitâbu’l-Makâlât’ı, Ebû İsâ el-Verrâk’ın >Makâlât’ı vardır.
    * Mezheplerin çıkmasıyla makâlât eserleri, yerlerini >fırka- fırak, milel-nihal türü eserlere bırakmışlardır.
    * Klasik mezhepler tarihi yazıcılığının ilk aşaması >Makâlât dönemidir.
    * Makale-makalât”, “fırka-fırak” ve “nihle-nihal” kavramlarının ortak noktası, >tereddüde meydan vermeyecek şekilde mezheplerden ayrılmış olmasıdır.
    * İslâm tarihinde olan dînî ve siyasî gruplaşmalar, başlangıç döneminde >“ashâbü’l-makâlât” denmiştir.
    * Ashâbü’l-makâlât: “belli bir kurucu liderliğinde ortak düşünceler etrafında bir araya gelen gruplar” kastedilmiştir.
    EHLİ HAK
    * Gerçeğe uygun inanç, hüküm ve düşünceleri benimseyenler anlamındadır.
    >Cürcanî, Ehl-i hak: “ALLAH katında doğru ve gerçek olan hususlara kesin delillerle bağlananlar” dır.
    * Ehl-i hak tabiri >Kur’an ve hadislerde geçmemektedir. Ehl-i hak tabirini ilk kullanan >Şiî Fazl b. Şâzân Nîsâbûrî. >Mutezîlî Nâşi el-Ekber de bu tabiri ilk kullananlardandır.
    * Sünnîlerde ehl-i hak tabirini ilk kullanan >Hasan el-Eş‘arî’dir. (el-İbâne)
    * Ehl-i hak tabiri, daha çok >Batı İran’da ve Irak’ta İslâm dışı bir grubun da özel adıdır.

    EHLİ SALÂT
    * Ehl-i salât, namaz kılmanın farz olduğuna inanan değişik mezheplere mensup Müslümanları ifadedir.
    * Ehl-i salât tabirini ilk kullanan >Hasan el-Eş‘arî’dir. Eseri > “Makâlâtü’l-İslâmiyyin ve’htilafu’l-musallîn”
    * Mûtezilî ve Şiî âlimler, mezhepleri dışındaki müslümanlara > “ehl-i kıble” dediler.
    * Her mezhep mülümanlık için gerekli görmüştür >en azından ALLAH’tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed’in kulu ve peygamberi olduğuna inanmanın yanı sıra “zarûrât-ı diniye” denilen temel İslâmî hükümleri kabul edilmeli. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmak en faziletli ibadet kabul edilmiş, bu emel hükmü ve İslâm dairesi de budur. 5
    EHLİ TEVHİD
    Ehl-i tevhîd: ALLAH'ın birliğine inanan bütün müslümanları ifade eder.
    Ehl-i tevhîdi "bütün müslümanlar" anlamında ilk kullanan >Ebü'l-Hüseyin el-Hayyât'tır.
    EHLİ KIBLE
    * Kâbe’ye yönelerek namaz kılanlar anlamındadır.
    * Cürcanî, ehl-i ehva’yı >Cebriyye, Kaderiye, Rafıza ve Havariç gibi “inançları ehl-i sünnet akidesine uymayan ehl-i kıble” olarak tanımlamıştır.
    * Ehl-i sünnet gibi, Mu‘tezileciler >mezhepleri dışındaki müslümanlara >”ehl-i kıble” demişlerdir.
    EHLİ EHVA
    * Ehva” kelimesi >“meyil, keyf, nefsin arzusu, nefsin şehvetlere meyli” demektir. Kur’an’da ehl-i ehva geçmez.
    >Ehl-i ehva sözlükte >“nefsin arzusuna uyanlar” anlamına gelir. Terim olarak ise “inançlarını peygamberlerce tebliğ edilen buyruklara dayandırmayıp beşerî görüş ve arzularına göre oluşturanlar” dır.
    * Fakihlerinde ehl-i ehva ilk olarak >İmam Malik tarafından kullanılmıştır ve o, bu tabirle >Mutezîle ve diğer İslâmî kelamcıları kastetmiştir. Şafii >“er-Red ‘âlâ ehli’l-ehva”.
    * İmam Buharî ehl-i ehva tabiriyle >hadisleri kabul etmeyenleri kastetmiş ve onları bazı âyetlere inanıp bir kısmına inanmayarak Kur’an’ı alaya alanlara benzetmiştir.
    * Kelamcılar ve mezhepler ehl-i ehva’yı >ehl-i bidatla eş anlamda kullanmışlardır. Eş‘arî kabir sualini inkâr edenler için ehl-i ehva tabirini kullanmış; müteahhir dönem âlimlerinden Cürcanî-Tehânevî ehl-i ehva’yı “Ehl-i sünnet dışında kalan bütün ehl-i kıble” olarak tanımlamıştır.
    * Şehristanî insanları inanç bakımından >“ehl-i ehva” ve “ehl-i din” şeklinde iki ana gruba ayırmış. Şehristanî’ye göre varlık ve olaylar hakkındaki inançlarını ilahî kaynağa dayandırmayıp sadece kendi görüş ve arzularına göre oluşturanlara >ehl-i ehva denir. bu tanıma göre Cahiliyye Arapları, müşrikler, putperestler, Sabiiler, filozoflar, materyalistler ve Brahmanlar ehl-i ehva’ya dahildir. Mecusiler, Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar ehl-i dindirler.
    EHLİ BİD’AT
    * Dinle ilgili >“yeni görüş ve davranışları benimseyenler” anlamındadır. ehl-i bid’at, “aklı esas alıp nasları tevil etmek
    suretiyle Hz. Peygamber’den sonra sünnete aykırı bazı inanç ve davranışları benimseyenler” dir.
    * İslâmî kaynaklarda ehl-i bid’at karşılığında >“ashâbü’l-bida’, ehl-i ehvâ, ehl-i delâlet, ehl-i zeyğ, fırak-ı dâlle”
    * Ehl-i bid’at >hicrî I. asrın ikinci yarısında kullanılmıştır.
    * Ehl-i sünnet ehl-i bid’ati kullandı >Cehmiyye, Havâric, Mürcie, Şia, Kaderiyye, Mutezile için.
    * Mutezile âlimlerinden Kâdî Abdülcebbâr, kendileri dışındaki >Havâric, Şia, Mürcie, Mücbire, Müşebbihe ve Ehl-i sünnet kelamcılarının sonradan ortaya çıkan ehl-i bid’at fırkaları olduğunu iddia etmiştir.
    * Şii âlimler >Hz. Peygamberin Hz. Ali’yi nas ile tayin etmesine rağmen buna aykırı davranan ashabı ve onların yolunda giden topluluğu ehl-i bid’attan saymışlardır.
    * Ehlisünnet kelamcılarına göre, >“teşbih ve tecsim gibi aşırı görüşlere sapmayan bütün selef âlimleri, şeriata uygun davranan Sufiyye olarak kendi mezhepleri dışında kalan fırkalar bid’at ehlidir.
    EHLİ BİD’AT ÖZELLİKLERİ
    1) Nasların ruhuna ve İslâm’ın temel yönelişlerine vakıf olmamak.
    2) Hz. Peygamberin ashabına karşı iyi niyetli olmamak ve onların uygulamalarına değer vermemek.
    3) Hz. Peygamberin kavlî ve fiilî sünnetine karşı menfî bir tutum takınmak.
    4) Ashaptan itibaren oluşan çoğunluğun din anlayışından kopup ayrılmak,
    EHLİ KİTAP
    * Yahudiler ve Hıristiyanlar için kullanılan Ehl-i kitap, >“ilâhî bir kitaba inananlar” anlamındadır.
    * Ehl-i kitabın içine Mecusî ve Sabiîlerin girip girmeyeceği hususu >ihtilaflıdır. Kur’an’da Sabiîlik ve Mecusilikten sadece ismen bahsedilmekte, bunlara ait bir kitabının olup olmadığı belirtilmemektedir.
    EHLİ BEYT
    * Ehli Beyt terimi, >“ev halkı”, “hane halkı” “evde oturanlar” anlamındadır.
    * Ehli Beyt: >“ Hz. Peygamber’in ailesi ve soyu anlamındadır.
    * Ehli Beyt için>“Âl-i beyt”, “Ehli beyti Resulillah”, “Âl’in-Nebî” ve “Âl-i beyti’n-Nebî”….
    * Şiî’ler, Ehli Beyt için: “Âl-i Abâ”, “Ehli Kisâ”, “Ehli Abâ”, “Hamse-i Âl-i Abâ” ve “Pençe-i Âl-i Abâ” “Ehl-i ‘itre”
    * Şiî inanç’ta Ehli Beyt >sadece Hz. Peygamber, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’den ibarettir.
    * Ehli Beyt Kur’an’da >üç âyette geçer. 1) Hz. Ibrahim’in 2) Hz. Mûsâ’nın 3) “Ey Ehli Beyt, ALLAH sizden kusuru gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” şeklinde Hz. Muhammed’in hane halkı olarak zikredilmiştir.
    * İlk beş kişiye, >“Ehli kisâ” denildiği gibi, “Hamse-i âl-i abâ, Pençe-i âl-i abâ” ya da “Âl-i Abâ” enilmiştir.
    * Ehli Beytin niteliklerinde >Şia ile Ehli Sünnet arasında tartışma olmuştur.


  8. 03.Aralık.2011, 23:11
    4
    Hüvel Baki..
    MAKALE-MAKALAT-ASHABUL MAKALAT
    * Makale, “k-v-l” kökünden sözlükte: “söz, beyan, görüş, düşünce, inanç” gibi anlamlara gelir.
    * Mezhepler Tarihine ait bir terim olarak makale: “Ehl-i sünnet dışındaki fırkalara mensup şahısların, İslâm toplumunda Hz. Peygamber sonrasında meydana gelen siyasî-itikâdî tartışmalar veya kendi döneminde ortaya çıkan meselelerden biri veya bir kaçı hakkında kendi görüşlerini açıklamak, mezhebini savunmak, başkalarının görüşlerini reddetmek, eleştirmek amacıyla kaleme aldıkları küçük eserlere denilmektedir.
    * İlk İslâm âlimleri İslâm Mezhepler Tarihine >“Makâlât”, “İlmu’l-Makâlât” “İlmu Makâlâti’l-Fırak...
    ilk dönem eserlerinden Yemam b. Rıbâb’ın >Makâlât’ı, Necdet b. Uveymir’in >Makâle’si, Muhammed b. Heysem’in Makâle’si, Ebû Ali el-Kerâbisî’nin >Kitâbu’l-Makâlât’ı, Ebû İsâ el-Verrâk’ın >Makâlât’ı vardır.
    * Mezheplerin çıkmasıyla makâlât eserleri, yerlerini >fırka- fırak, milel-nihal türü eserlere bırakmışlardır.
    * Klasik mezhepler tarihi yazıcılığının ilk aşaması >Makâlât dönemidir.
    * Makale-makalât”, “fırka-fırak” ve “nihle-nihal” kavramlarının ortak noktası, >tereddüde meydan vermeyecek şekilde mezheplerden ayrılmış olmasıdır.
    * İslâm tarihinde olan dînî ve siyasî gruplaşmalar, başlangıç döneminde >“ashâbü’l-makâlât” denmiştir.
    * Ashâbü’l-makâlât: “belli bir kurucu liderliğinde ortak düşünceler etrafında bir araya gelen gruplar” kastedilmiştir.
    EHLİ HAK
    * Gerçeğe uygun inanç, hüküm ve düşünceleri benimseyenler anlamındadır.
    >Cürcanî, Ehl-i hak: “ALLAH katında doğru ve gerçek olan hususlara kesin delillerle bağlananlar” dır.
    * Ehl-i hak tabiri >Kur’an ve hadislerde geçmemektedir. Ehl-i hak tabirini ilk kullanan >Şiî Fazl b. Şâzân Nîsâbûrî. >Mutezîlî Nâşi el-Ekber de bu tabiri ilk kullananlardandır.
    * Sünnîlerde ehl-i hak tabirini ilk kullanan >Hasan el-Eş‘arî’dir. (el-İbâne)
    * Ehl-i hak tabiri, daha çok >Batı İran’da ve Irak’ta İslâm dışı bir grubun da özel adıdır.

    EHLİ SALÂT
    * Ehl-i salât, namaz kılmanın farz olduğuna inanan değişik mezheplere mensup Müslümanları ifadedir.
    * Ehl-i salât tabirini ilk kullanan >Hasan el-Eş‘arî’dir. Eseri > “Makâlâtü’l-İslâmiyyin ve’htilafu’l-musallîn”
    * Mûtezilî ve Şiî âlimler, mezhepleri dışındaki müslümanlara > “ehl-i kıble” dediler.
    * Her mezhep mülümanlık için gerekli görmüştür >en azından ALLAH’tan başka ilah olmadığına, Hz. Muhammed’in kulu ve peygamberi olduğuna inanmanın yanı sıra “zarûrât-ı diniye” denilen temel İslâmî hükümleri kabul edilmeli. Kâbe’ye yönelerek namaz kılmak en faziletli ibadet kabul edilmiş, bu emel hükmü ve İslâm dairesi de budur. 5
    EHLİ TEVHİD
    Ehl-i tevhîd: ALLAH'ın birliğine inanan bütün müslümanları ifade eder.
    Ehl-i tevhîdi "bütün müslümanlar" anlamında ilk kullanan >Ebü'l-Hüseyin el-Hayyât'tır.
    EHLİ KIBLE
    * Kâbe’ye yönelerek namaz kılanlar anlamındadır.
    * Cürcanî, ehl-i ehva’yı >Cebriyye, Kaderiye, Rafıza ve Havariç gibi “inançları ehl-i sünnet akidesine uymayan ehl-i kıble” olarak tanımlamıştır.
    * Ehl-i sünnet gibi, Mu‘tezileciler >mezhepleri dışındaki müslümanlara >”ehl-i kıble” demişlerdir.
    EHLİ EHVA
    * Ehva” kelimesi >“meyil, keyf, nefsin arzusu, nefsin şehvetlere meyli” demektir. Kur’an’da ehl-i ehva geçmez.
    >Ehl-i ehva sözlükte >“nefsin arzusuna uyanlar” anlamına gelir. Terim olarak ise “inançlarını peygamberlerce tebliğ edilen buyruklara dayandırmayıp beşerî görüş ve arzularına göre oluşturanlar” dır.
    * Fakihlerinde ehl-i ehva ilk olarak >İmam Malik tarafından kullanılmıştır ve o, bu tabirle >Mutezîle ve diğer İslâmî kelamcıları kastetmiştir. Şafii >“er-Red ‘âlâ ehli’l-ehva”.
    * İmam Buharî ehl-i ehva tabiriyle >hadisleri kabul etmeyenleri kastetmiş ve onları bazı âyetlere inanıp bir kısmına inanmayarak Kur’an’ı alaya alanlara benzetmiştir.
    * Kelamcılar ve mezhepler ehl-i ehva’yı >ehl-i bidatla eş anlamda kullanmışlardır. Eş‘arî kabir sualini inkâr edenler için ehl-i ehva tabirini kullanmış; müteahhir dönem âlimlerinden Cürcanî-Tehânevî ehl-i ehva’yı “Ehl-i sünnet dışında kalan bütün ehl-i kıble” olarak tanımlamıştır.
    * Şehristanî insanları inanç bakımından >“ehl-i ehva” ve “ehl-i din” şeklinde iki ana gruba ayırmış. Şehristanî’ye göre varlık ve olaylar hakkındaki inançlarını ilahî kaynağa dayandırmayıp sadece kendi görüş ve arzularına göre oluşturanlara >ehl-i ehva denir. bu tanıma göre Cahiliyye Arapları, müşrikler, putperestler, Sabiiler, filozoflar, materyalistler ve Brahmanlar ehl-i ehva’ya dahildir. Mecusiler, Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar ehl-i dindirler.
    EHLİ BİD’AT
    * Dinle ilgili >“yeni görüş ve davranışları benimseyenler” anlamındadır. ehl-i bid’at, “aklı esas alıp nasları tevil etmek
    suretiyle Hz. Peygamber’den sonra sünnete aykırı bazı inanç ve davranışları benimseyenler” dir.
    * İslâmî kaynaklarda ehl-i bid’at karşılığında >“ashâbü’l-bida’, ehl-i ehvâ, ehl-i delâlet, ehl-i zeyğ, fırak-ı dâlle”
    * Ehl-i bid’at >hicrî I. asrın ikinci yarısında kullanılmıştır.
    * Ehl-i sünnet ehl-i bid’ati kullandı >Cehmiyye, Havâric, Mürcie, Şia, Kaderiyye, Mutezile için.
    * Mutezile âlimlerinden Kâdî Abdülcebbâr, kendileri dışındaki >Havâric, Şia, Mürcie, Mücbire, Müşebbihe ve Ehl-i sünnet kelamcılarının sonradan ortaya çıkan ehl-i bid’at fırkaları olduğunu iddia etmiştir.
    * Şii âlimler >Hz. Peygamberin Hz. Ali’yi nas ile tayin etmesine rağmen buna aykırı davranan ashabı ve onların yolunda giden topluluğu ehl-i bid’attan saymışlardır.
    * Ehlisünnet kelamcılarına göre, >“teşbih ve tecsim gibi aşırı görüşlere sapmayan bütün selef âlimleri, şeriata uygun davranan Sufiyye olarak kendi mezhepleri dışında kalan fırkalar bid’at ehlidir.
    EHLİ BİD’AT ÖZELLİKLERİ
    1) Nasların ruhuna ve İslâm’ın temel yönelişlerine vakıf olmamak.
    2) Hz. Peygamberin ashabına karşı iyi niyetli olmamak ve onların uygulamalarına değer vermemek.
    3) Hz. Peygamberin kavlî ve fiilî sünnetine karşı menfî bir tutum takınmak.
    4) Ashaptan itibaren oluşan çoğunluğun din anlayışından kopup ayrılmak,
    EHLİ KİTAP
    * Yahudiler ve Hıristiyanlar için kullanılan Ehl-i kitap, >“ilâhî bir kitaba inananlar” anlamındadır.
    * Ehl-i kitabın içine Mecusî ve Sabiîlerin girip girmeyeceği hususu >ihtilaflıdır. Kur’an’da Sabiîlik ve Mecusilikten sadece ismen bahsedilmekte, bunlara ait bir kitabının olup olmadığı belirtilmemektedir.
    EHLİ BEYT
    * Ehli Beyt terimi, >“ev halkı”, “hane halkı” “evde oturanlar” anlamındadır.
    * Ehli Beyt: >“ Hz. Peygamber’in ailesi ve soyu anlamındadır.
    * Ehli Beyt için>“Âl-i beyt”, “Ehli beyti Resulillah”, “Âl’in-Nebî” ve “Âl-i beyti’n-Nebî”….
    * Şiî’ler, Ehli Beyt için: “Âl-i Abâ”, “Ehli Kisâ”, “Ehli Abâ”, “Hamse-i Âl-i Abâ” ve “Pençe-i Âl-i Abâ” “Ehl-i ‘itre”
    * Şiî inanç’ta Ehli Beyt >sadece Hz. Peygamber, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin’den ibarettir.
    * Ehli Beyt Kur’an’da >üç âyette geçer. 1) Hz. Ibrahim’in 2) Hz. Mûsâ’nın 3) “Ey Ehli Beyt, ALLAH sizden kusuru gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” şeklinde Hz. Muhammed’in hane halkı olarak zikredilmiştir.
    * İlk beş kişiye, >“Ehli kisâ” denildiği gibi, “Hamse-i âl-i abâ, Pençe-i âl-i abâ” ya da “Âl-i Abâ” enilmiştir.
    * Ehli Beytin niteliklerinde >Şia ile Ehli Sünnet arasında tartışma olmuştur.


  9. 03.Aralık.2011, 23:11
    5
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: islam mezhepleri tarihinin özeti

    ŞİA’YA GÖRE EHLİ BEYT
    * Özellikle Isnaaşeriyye fırkası, >Ehli Beyt tabirini dar kapsamda değerlendirmiş, Ehli Beyt kavramı kapsamına; Hz. Peygamber, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin ve bunlara ilaveten Hüseyin’in soyundan gelen dokuz masum imamdır.
    * İmâmiyye’ye göre sayılanların dışındaki >Resûl-i Ekrem’in hanımları, Fatıma dışındaki diğer evlatları ile torunları Ehli Beyt’e dâhil değildir. 6
    EHLİ SÜNNETE GÖRE EHLİ BEYT
    * Bazı âlimlere göre Resulullah’ın Âl’inden maksat >kendilerine sadaka almak haram kılınan kimseler; bazılarına göre ezvâc-ı tahirât ile Resulullah’ın zürriyeti olduğunu; >bazılarına göre Resulullahın bütün akrabaları; bir kısmına göre ise Hz. Peygamber’in bütün ümmetidir.
    3.HAFTA - KLASİK MEZHEPLER TARİHİ KAYNAKLARI ve TEMEL ÖZELLİKLERİ
    NEVBAHTİ ve FIRAKUŞ-ŞİA ESERİ
    * Hasan b. Mûsâ en-Nevbahtî >İmâmîyye kelâmının gelişmesinde etkilidir. * 11. imâm >Hasan el-Askerî
    * Mutezile’nin akılcılığından etkilenmesi ve bazı Mûtezilî görüşleri >İmâmiyye Şia’sına uygulaması sebebiyle Mûtezilî tabakat yazarları onu itizale meyletmiş bir Şiî olarak kabul ederler.
    * Bilinen tek eseri >Fıraku’ş-Şia’sıdır. * Şia doğuşu >III. (IX.) yüzyıl.
    * Nevbahtî, Fıraku’ş-Şia’sını yazarken faydalandı > Bağdat’ta Hayat, Ka’bî, Ebû İsâ el-Verrâk, Hişam b. Hakem, Muhammed b. el-Ahvel gibi makalat yazarların eserlerinden.
    * Fıraku’ş-Şia adlı içeriği > Şia’daki fırkalar hakkında bilgi vermek ve İmamiyye fırkasını savunmak… Eski eserdir.
    * Bu eserde müellif >imameti merkeze alarak İslâm ümmetini genel tasnife tâbî tutmuştur. Buna göre müellif, önce müslümanları; (ı) Hz. Peygamberin vefatının ardından Hz. Ali’nin imâmetini savunanlar (Şia). Bütün Şii fırkalar bu ana fırkadan doğmuştur. (ıı) Sa’d b. Ubâde’nin başkan olmasını isteyen Ensar, (ııı) imâmet meselesinin ümmetin seçimine bırakıldığını ileri sürüp Hz. Ebû Bekir’in halifeliğini tercih edenler şeklinde üçe ayırmış, sonra da (ı) Hz. Osman’ın şehit edilmesinin akabinde Hz. Ali’ye biat edip “cemaati” oluşturanlar (Şia), (ıı) Ali’ye muhalefet edip önce Talha, Zübeyr ve Aişe, ardından da Muaviye etrafında toplananlar ve (ııı) bir tarafa meyletmeyip çekimser davrananlar (Mürcie- Mu‘tezile) diye daha belirgin bir tasnif yapmıştır.
    * Nevbahtî >imameti merkeze alıp İslâmî fırkalarını Mürcie, Havâric, Mu‘tezile ve Şia olarak dört gruba ayırmıştır.
    * Nevbahtî’nin asıl hedefi >kendi dönemine kadar Şia içinde çıkan fırkaları açıklamaktır
    * Fıraku’ş-Şia’da >fırkaların doğuş sebeplerine temas edilmemiş, gruplara ait görüşler tahlile tabi tutulmamış, konular kısa ve yüzeysel olarak işlenmiştir. Ayrıca müellif mezhepleri tasnif ederken bir sayıyla kendini sınırlandırmamış, örneğin yetmiş üç fırka hadisine hiç değinmemiş ve eserini buna göre şekillendirmemiştir.
    * Nevbahtî Şii fırkalarının tasnifini >kronolojik olarak sıraladığı görülür. Eserde o, Hz. Ali’den başlayıp sırasıyla her bir imamı ve döneminde zuhur eden fırkaları ele almış ve nihayetinde 12. İmam Muhammed Mehdi’ye kadar gelmiştir. * Nevbahtî, fırkaların imamet görüşleri dışındaki >görüşlerine hemen hemen hiç yer vermemiştir.
    * Fıraku’ş-Şia eseri >kendisinden sonraki Şii, Mutezilî ve Sünnî âlimlere kaynaklık etmiştir.
    * Nevbahtî’nin Fıraku’ş-Şia’sı ile Kummî’nin el-Makâlât ve’l-fırak adlı eserleri >Şiî Fırkalar adıyla Türkçeye kazandırıldı
    KUMINİ ve EL-MAKALAT vel-FIRAK ESERİ
    * Sa‘d b. Abdullah el-Kummî >Şia âlimlerindendir. * Yemen’den Kum’a yerleşen >Eş‘arî kabilesine mensuptur.
    * Kummî’nin günümüze ulaşan tek eseri >el-Makâlât ve’l-fırak’tır.
    * Kitabın girişinde >Hz. Peygamberin vefatı üzerine hilafet konusunda ortaya çıkan ihtilaflar ve oluşan gruplar, Hz. Ali’nin vefatından sonraki gruplaşmada meydana gelen değişikliklere; sonuç olarak >Şia, Mürcie, Mutezile ve Havaric’ten oluşan dört ana mezhepten söz edilmiştir. Kitabın asıl kısmını oluşturan bundan sonraki bölüm ise Nevbahtî’nin Fıraku’ş-Şia’sındaki içeriğe sahiptir.
    * Kummî, eserini yazarken >imâmet odaklı tasnif yaptı. >Fırka tasnifinde >bir sayı ile kendini sınırlandırmamıştır. >fırkaların doğuşunadaki sebepler üzerinde durmamış, görüşlerinin dayanaklarını da çoğu defa zikretmemiştir.


  10. 03.Aralık.2011, 23:11
    5
    Hüvel Baki..
    ŞİA’YA GÖRE EHLİ BEYT
    * Özellikle Isnaaşeriyye fırkası, >Ehli Beyt tabirini dar kapsamda değerlendirmiş, Ehli Beyt kavramı kapsamına; Hz. Peygamber, Ali, Fatıma, Hasan ve Hüseyin ve bunlara ilaveten Hüseyin’in soyundan gelen dokuz masum imamdır.
    * İmâmiyye’ye göre sayılanların dışındaki >Resûl-i Ekrem’in hanımları, Fatıma dışındaki diğer evlatları ile torunları Ehli Beyt’e dâhil değildir. 6
    EHLİ SÜNNETE GÖRE EHLİ BEYT
    * Bazı âlimlere göre Resulullah’ın Âl’inden maksat >kendilerine sadaka almak haram kılınan kimseler; bazılarına göre ezvâc-ı tahirât ile Resulullah’ın zürriyeti olduğunu; >bazılarına göre Resulullahın bütün akrabaları; bir kısmına göre ise Hz. Peygamber’in bütün ümmetidir.
    3.HAFTA - KLASİK MEZHEPLER TARİHİ KAYNAKLARI ve TEMEL ÖZELLİKLERİ
    NEVBAHTİ ve FIRAKUŞ-ŞİA ESERİ
    * Hasan b. Mûsâ en-Nevbahtî >İmâmîyye kelâmının gelişmesinde etkilidir. * 11. imâm >Hasan el-Askerî
    * Mutezile’nin akılcılığından etkilenmesi ve bazı Mûtezilî görüşleri >İmâmiyye Şia’sına uygulaması sebebiyle Mûtezilî tabakat yazarları onu itizale meyletmiş bir Şiî olarak kabul ederler.
    * Bilinen tek eseri >Fıraku’ş-Şia’sıdır. * Şia doğuşu >III. (IX.) yüzyıl.
    * Nevbahtî, Fıraku’ş-Şia’sını yazarken faydalandı > Bağdat’ta Hayat, Ka’bî, Ebû İsâ el-Verrâk, Hişam b. Hakem, Muhammed b. el-Ahvel gibi makalat yazarların eserlerinden.
    * Fıraku’ş-Şia adlı içeriği > Şia’daki fırkalar hakkında bilgi vermek ve İmamiyye fırkasını savunmak… Eski eserdir.
    * Bu eserde müellif >imameti merkeze alarak İslâm ümmetini genel tasnife tâbî tutmuştur. Buna göre müellif, önce müslümanları; (ı) Hz. Peygamberin vefatının ardından Hz. Ali’nin imâmetini savunanlar (Şia). Bütün Şii fırkalar bu ana fırkadan doğmuştur. (ıı) Sa’d b. Ubâde’nin başkan olmasını isteyen Ensar, (ııı) imâmet meselesinin ümmetin seçimine bırakıldığını ileri sürüp Hz. Ebû Bekir’in halifeliğini tercih edenler şeklinde üçe ayırmış, sonra da (ı) Hz. Osman’ın şehit edilmesinin akabinde Hz. Ali’ye biat edip “cemaati” oluşturanlar (Şia), (ıı) Ali’ye muhalefet edip önce Talha, Zübeyr ve Aişe, ardından da Muaviye etrafında toplananlar ve (ııı) bir tarafa meyletmeyip çekimser davrananlar (Mürcie- Mu‘tezile) diye daha belirgin bir tasnif yapmıştır.
    * Nevbahtî >imameti merkeze alıp İslâmî fırkalarını Mürcie, Havâric, Mu‘tezile ve Şia olarak dört gruba ayırmıştır.
    * Nevbahtî’nin asıl hedefi >kendi dönemine kadar Şia içinde çıkan fırkaları açıklamaktır
    * Fıraku’ş-Şia’da >fırkaların doğuş sebeplerine temas edilmemiş, gruplara ait görüşler tahlile tabi tutulmamış, konular kısa ve yüzeysel olarak işlenmiştir. Ayrıca müellif mezhepleri tasnif ederken bir sayıyla kendini sınırlandırmamış, örneğin yetmiş üç fırka hadisine hiç değinmemiş ve eserini buna göre şekillendirmemiştir.
    * Nevbahtî Şii fırkalarının tasnifini >kronolojik olarak sıraladığı görülür. Eserde o, Hz. Ali’den başlayıp sırasıyla her bir imamı ve döneminde zuhur eden fırkaları ele almış ve nihayetinde 12. İmam Muhammed Mehdi’ye kadar gelmiştir. * Nevbahtî, fırkaların imamet görüşleri dışındaki >görüşlerine hemen hemen hiç yer vermemiştir.
    * Fıraku’ş-Şia eseri >kendisinden sonraki Şii, Mutezilî ve Sünnî âlimlere kaynaklık etmiştir.
    * Nevbahtî’nin Fıraku’ş-Şia’sı ile Kummî’nin el-Makâlât ve’l-fırak adlı eserleri >Şiî Fırkalar adıyla Türkçeye kazandırıldı
    KUMINİ ve EL-MAKALAT vel-FIRAK ESERİ
    * Sa‘d b. Abdullah el-Kummî >Şia âlimlerindendir. * Yemen’den Kum’a yerleşen >Eş‘arî kabilesine mensuptur.
    * Kummî’nin günümüze ulaşan tek eseri >el-Makâlât ve’l-fırak’tır.
    * Kitabın girişinde >Hz. Peygamberin vefatı üzerine hilafet konusunda ortaya çıkan ihtilaflar ve oluşan gruplar, Hz. Ali’nin vefatından sonraki gruplaşmada meydana gelen değişikliklere; sonuç olarak >Şia, Mürcie, Mutezile ve Havaric’ten oluşan dört ana mezhepten söz edilmiştir. Kitabın asıl kısmını oluşturan bundan sonraki bölüm ise Nevbahtî’nin Fıraku’ş-Şia’sındaki içeriğe sahiptir.
    * Kummî, eserini yazarken >imâmet odaklı tasnif yaptı. >Fırka tasnifinde >bir sayı ile kendini sınırlandırmamıştır. >fırkaların doğuşunadaki sebepler üzerinde durmamış, görüşlerinin dayanaklarını da çoğu defa zikretmemiştir.


  11. 03.Aralık.2011, 23:12
    6
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: islam mezhepleri tarihinin özeti

    EŞ’ARİ ve MAKALATUL-İSLAMİYYİN ESERİ
    * İtikâdî İslâm mezheplerine dair kaleme aldığı bu eserinin tam adı >Makâlâtü’l-İslâmiyyîn ve’htilâfü’l-musallîn’dir.* Bu eser iki ana bölümden oluşur. 1. bölümde Eş‘arî, Hz. Peygamberin vefatından sonra Müslümanların hilafet konusunda ihtilafa düştüklerini, sırasıyla Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali’yi halife seçtiklerini belirttikten sonra Ali’nin hilafetiyle tartışmaların çıktığını bildirmiştir.
    * Eş‘arî, burada müslümanların ayrıldığı mezhepleri >Şia, Havaric, Mürcie, Mu‘tezile, Cehmiyye, Dırâriyye, Hüseyniyye, Bekriyye, Ashâbü’l-Hadîs ve Küllâbiyye şeklinde 10 grupta sıralamıştır.
    > Eş’ari Şia’yı >Ğâliyye, Râfızâ ve Zeydiyye şeklinde üç gruba ayırmıştır. >13 Şiî fırkaların kollarıyla sayıları 45’tir.
    > Eş’ari Hâricîleri >kollarıyla birlikte 19 grupta değerlendirmiştir. Eş’ari diğer mezhepleri de inceledi.
    * Makâlâtü’l-İslâmiyyîn’in ikinci kısmı >felsefî ihtilaflara, tabiiyyât ve ilâhiyyât meselelerine ayrılmıştır. Bu bağlamda müellif; cisim, araz, cevher, hareket sükûn, malûm-meçhul, irade-ihtiyar, tevlîd-tevellüd, nübüvvet ve ahiret halleri gibi görüşleri zikretmiştir.
    * Eser >imamet, kabir azabı, sırat köprüsü, mizan, esma ve sıfat ve kelamullah konularında Mutezile ve Şia başta olmak üzere İslam fırkalarının görüşleriyle tamamlanır.
    * Eş‘arî >mukaddimede önceki mezhepler tarihi yazarlarının yanlışlar yaptığını ve bundan kaçınacağını söyledi.
    * Eş‘arî >Ehli Sünnete mensup olduğu halde, mezhepler hakkında tarafsız ve ilmî zihniyetten ayrılmayan ilk bilgindir.
    * Eserde yapılan şey >mezhepleri tasnif etmek, sıralamak, her mezhebin aldığı unvandan hareketle isimlendirme ve her mezhebin diğerinden temeyyüz ettiği kendine has esasları tespit etmektir.
    * Eserde, mezhep erbabının nerelerde ikamet ettiğini >ve bunlardan hangilerinin kendi zamanında yaşamakta 7 olduklarını söylemeye lüzum görmemiştir. Ayrıca mezheplerin oluş sebepleri üzerinde de durulmamıştır. Müellif, sadece vakıaları nakletmekle yetinmiştir. Ayrıca o, kendinden sonraki Sünnî mezhepler tarihi yazarlarından farklı olarak, 73 fırka hadisine değinmemiş ve kendisini bu sayıyla sınırlandırmamıştır.
    * Eş’ari, Şia ve Havaric dışındaki >Mürcie, Cehmiyye ve Ashabü’l-hadis gibi grupları sosyal ve siyasi hayattan soyutlanmış bir şekilde inceler. Onların teşekkül süreçleri, ortaya çıkmalarına etki eden sebeplere yer vermez.
    * Eş’arî’nin bu eseri, Ka’bî’nin Makalat’ı ile mukayese edildiğinde >Ka’bî’nin eserinin daha düzenli, derli ve toplu olduğu söylenebilir. Kutlu’nun da belirttiği gibi Eş’arî’nin Makalat’ı Ka’bî’nin önderliğinde altın çağını yaşayan Mutezilî gelenekten ayrı düşünülemez. Aslında bu eser, Mutezile geleneğinin bazı küçük değişikliklerle Eş’ariliğe taşınmasını temsil ettiği söylenebilir.
    * Makâlâtü’l-İslâmiyyîn >İlk Dönem İslam Mezhepleri adıyla Türkçemize kazandırılmıştır.
    MALATİ ve ET-TENBİH VER-RED ALA EHLİL-HEVA
    * Eser sahibi >Ebü’l-Hüseyn Muhammed b. Ahmed el-Malatî et-Tarâifî Malatya’da doğdu.
    * Malatî eserinde, dalâlete düşmüş İslâm fırkalarının sayımında >ümmetin 73 fırkaya ayrılacağını bildiren hadisteki sayıya sadık kalmak için mezhepleri tasnif etti.
    > Râfızâ başlığı altında Şiî fırkaları >18 kola ayırmış, sonuncu olarak Zeydiyye’yi de 4’de ayırıp 4. grubun Bağdat Mûtezilesi olduğunu belirtmiştir.
    > Malatî tasnifinde >hem bilgi eksikliği hem de bazı zorlamalar görülmektedir.
    * Malatî, 73 sayısına ulaşmak için >Zenâdıka’nın 5, Cehmiyye’nin 5, Kaderiyye’nin 5, Mürcie’nin 12, Râfızâ’nın 15 ve Harûriyye’nin 25 fırkadan meydana geldiğini belirtmiştir.
    * Konumuz açısından bu eserin orijinal yanı >Malatî’nin İslâm mezheplerini 73 fırka hadisine göre tasnif etmesidir.
    > Malatî’nin bu yaklaşımı >Bağdâdî’nin el-Fark’ında kendini bulmuş ve Sünnî mezhepler tarihi yazıcılığında bir geleneğin başlamasına zemin hazırlamıştır.
    A.KAHIR el-BAĞDADİ ve EL-FIRAK BEYNEL-FIRAK ESERİ
    * Ebû Mansûr Abdülkâhir b. Tâhir et-Temîmî el-Bağdâdî >Eş‘arî kelâmcısı ve mezhepler tarihi yazarıdır.
    * Asıl şöhretini >el-Fark beyne’l-fırak ve Usûlü’d-dîn adlı eserleri ile kazanmıştır.
    * En önemli eseri >el-Fark’ıdır. Bu eser, mezhepler tarihi alanında bir kaynak eserdir.
    * Ehli Sünneti merkeze alarak >fırka-i nâciye ve Ehli dalâlet fırkalarını tasnif etmiştir.
    * Bağdâdî, 73 fırka hadisini hakiki anlamında kabul edip >İslâm fırkalarını 73 fırka halinde tasnif etmiş ve bunlar içinde kurtuluşa eren fırkanın Ehli Sünnet olduğunu açıklamak üzere eserini telif etmiştir.
    * Bağdâdî, bu eseriyle kendinden sonraki >İsferâyînî ve Şehristânî gibi Sünnî âlime 73 fırka hadisine göre eserlerini tertip etme hususunda örnek olmuştur. > Ayrıca Bağdâdî’nin ortaya koyduğu metot ve üslûp devam ettirilmiş ve İslâmî fırkalar; dalâlet ehli ve fırka-i nâciye şeklinde iki grup halinde ele alınır olmuştur.
    * el-Fark, beş ana kısımdan oluşmaktadır: Girişte 73 fırka hadisinin farklı rivayetlerini senetleriyle zikretmiştir.
    2. kısım, 2 bölümden oluşur. 1. de “İslâm Ümmeti” ifadesinin açıklamasını ve bu konudaki görüşlere yer vermiş, 2. de ise ümmetin nasıl ihtilaf ettiği ve yetmiş üç fırkaya ayrıldığını açıklamıştır.
    * Bağdâdî, Hz. Peygamberin vefatından başlayarak müslümanlar arasında çıkan ihtilafları >ve sonrasında olan ana grupları ve bunların alt kollarını kısaca zikretmiştir. Buna göre Râfizîler 20, Hâriciler 20, Kaderiyye 20, Mürcie 5, Neccâriyye 3, Bekriyye, Dırâriyye, Cehmiyye ve Kerrâmiyye fırkaları birer olmak üzere 72, fırka-i naciye ile birlikte
    burada 73. fırkanın Sünnet ve Cemaat ehli olduğunu ve bunların Hadis ve Rey sınıflarından oluştuğunu bildirmektedir.
    * Bağdâdî, sapkın fırkalar (Fıraku’l-ehvâ) başlıklı 3. kısmı >8 bölüme ayırmış ve burada alt kollarıyla beraber ana grup olarak; Râfizîler, Hâriciler, Kaderiyye-Mu‘tezile, Mürcie, Neccâriyye, Kerrâmiyye ve Müşebbihe ile Cehmiyye, Bekriyye ve Dırariyye fırkalarını zikretmiştir.
    * 4. kısımda Bağdâdî >İslâm’a mensup olmadıkları halde İslâm’a nispet edilen fırkalara yer vermiş ve bu bağlamda; Sebeiyye, Beyâniyye, Harbiyye gibi yirmi aşırı fırkayı İslâm milleti tanımının dışında değerlendirmiştir.
    * 5. kısımda Bağdâdî >“Kurtuluşa Eren Fırka” (Fırka-i Nâciye) vasıflarını ve bunların necatta olduklarını açıklamıştır.
    * Son olarak eser >Ehli Sünnetin faziletiyle alakalı bilgilerle tamamlanmıştır.
    İSFERAYİNİ ve ET-TEBSİR ESERİ
    * Ebü’l-Muzaffer Şehfûr b. Tahir el-İsferâyînî >Abdülkâhir el-Bağdadî’nin öğrencisi oldu.
    * Nizâmülmülk tarafından >Tus’ta ders okutmakla görevlendirildi. Hocası >Bağdadî’nin etkisindedir
    * Et-Tebsîr fi’d-din ve temyîzi’l-fırkati’n-nâciye ‘ani’l-fırakı’l-hâlikîn eseri >Bağdadî’nin el-Fark’ına çok benzer.
    * Eser, kurtuluşa eren fırkayı dalâlete düşen fırkalardan ayırmak maksadıyla >telif edilmiştir. Müellif, kurtuluşa eren fırkanın Ehli Sünnet olduğunu söyler. * Kitabın mukaddimesi >ilk ihtilaflara dairdir.
    * Müellif, Râfizîlerden başlamış >sırasıyla Kaderiyye, Mürcie, Neccâriyye, Dırariyye, Bekriyye, Cehmiyye, Kerrâmiyye ve Müşebbihe, Gâliyye ve Bâtınıyye fırkalarının görüşleriyle bunların eleştirilerine yer vermiştir.
    > Ayrıca putlara, yıldızlara, ineğe tapanlar, Dehrîler, Mecusîler, Brahmanlar gibi >düşüncelere de kısaca temas etmiştir. > Bu yönüyle o >Şehristânî’nin habercisi olmuştur, denilebilir.
    * İsferâyînî, eserin son kısmında, Ehli Sünnetin inanç ve görüşlerini birlikte anlatmıştır.
    * Hocası Bağdadî gibi o da 73 fırka hadisindeki sayıyı hakiki anlamında kabul etmiş >sapkın fırkaların sayısını 72’ ye ulaştırmaya çalışmıştır. * İsferâyînî, hocası gibi ana fırkaları 10 grup halinde tasnif etmiştir.
    * Müellif, ana fırkaları >Revâfız, Havaric ve Kaderiyye mezheplerini 20, Mürcie’yi 7 fırkaya ayırmıştır. Bunlara >
    Bekriyye, Neccâriyye, Dırâriyye, Cehmiyye ve Kerrâmiyye, fırka-i naciye ilave edilirse sayı 72 ikiyi bulmaktadır. 8
    İBN HAZM ve EL-FASL eseri
    * Ebû Muhammed Ali b. Ahmed b. Saîd b. Hazm el-Endelüsî el-Kurtubî >Zâhirî mezhebinin büyük temsilcisidir.
    * En önemli eseri >el-Fasl fi’l-milel ve’l-ehvâ ve’n-nihal’dir.
    * İbn Hazm’ın el-Fasl’ında>dinler ve İslam fırkalarını ele alan ama eksiklikleri olmayan farklı kitap yazmak istedi.
    > Bu yüzden eserinde >Yahudilerin ve Hıristiyanların kutsal kitapları ve İslam fırkalarının bazı görüşlerinin eleştirisi üzerinde yoğunlaşmış ve sataşmacı, sert ve katı bir üslup kullanmıştır.
    * İbn Hazm >İslam fırkalarının görüşlerini naklederken önceki meşhur müelliflere ve onların kullandıkları kaynak eserlerine isimlerini vererek atıfta bulunmamıştır. Ayrıca İslamî fırkaları incelerken mezhepler tarihi kaynaklarında olmayan bilgileri söz konusu mezhebe nispet etmiş ve haksız yere onları acımasız bir şekilde eleştirmiştir.
    * el-Fasl 4 bölümde iki kısımdan oluşmaktadır. > İbn Hazm, hakikatin bilgisine katkıda bulunacağı düşüncesiyle önce epistemoloji ve ontoloji konularına yer vermiştir.
    > 1.bölümde >ALLAH’ın varlığı ve tabiatın ezeli oluşu konularında görüş beyan eden tabiatçıları eleştirmiştir.
    * 2. kısımda >nübüvveti ve melekleri inkâr eden Brahmanizm’i ele almıştır.
    > 2. bölümde İbn Hazm >Yahudilerin ve Hıristiyanların kutsal kitapları Tevrat-İncil’in tahrif meselesini ele alır.
    * 3. bölümde ise >İncillerin içeriği hakkında geniş bilgi verir. * 4. bölüm >İslâm mezheplerine ayrılmıştır.


  12. 03.Aralık.2011, 23:12
    6
    Hüvel Baki..
    EŞ’ARİ ve MAKALATUL-İSLAMİYYİN ESERİ
    * İtikâdî İslâm mezheplerine dair kaleme aldığı bu eserinin tam adı >Makâlâtü’l-İslâmiyyîn ve’htilâfü’l-musallîn’dir.* Bu eser iki ana bölümden oluşur. 1. bölümde Eş‘arî, Hz. Peygamberin vefatından sonra Müslümanların hilafet konusunda ihtilafa düştüklerini, sırasıyla Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali’yi halife seçtiklerini belirttikten sonra Ali’nin hilafetiyle tartışmaların çıktığını bildirmiştir.
    * Eş‘arî, burada müslümanların ayrıldığı mezhepleri >Şia, Havaric, Mürcie, Mu‘tezile, Cehmiyye, Dırâriyye, Hüseyniyye, Bekriyye, Ashâbü’l-Hadîs ve Küllâbiyye şeklinde 10 grupta sıralamıştır.
    > Eş’ari Şia’yı >Ğâliyye, Râfızâ ve Zeydiyye şeklinde üç gruba ayırmıştır. >13 Şiî fırkaların kollarıyla sayıları 45’tir.
    > Eş’ari Hâricîleri >kollarıyla birlikte 19 grupta değerlendirmiştir. Eş’ari diğer mezhepleri de inceledi.
    * Makâlâtü’l-İslâmiyyîn’in ikinci kısmı >felsefî ihtilaflara, tabiiyyât ve ilâhiyyât meselelerine ayrılmıştır. Bu bağlamda müellif; cisim, araz, cevher, hareket sükûn, malûm-meçhul, irade-ihtiyar, tevlîd-tevellüd, nübüvvet ve ahiret halleri gibi görüşleri zikretmiştir.
    * Eser >imamet, kabir azabı, sırat köprüsü, mizan, esma ve sıfat ve kelamullah konularında Mutezile ve Şia başta olmak üzere İslam fırkalarının görüşleriyle tamamlanır.
    * Eş‘arî >mukaddimede önceki mezhepler tarihi yazarlarının yanlışlar yaptığını ve bundan kaçınacağını söyledi.
    * Eş‘arî >Ehli Sünnete mensup olduğu halde, mezhepler hakkında tarafsız ve ilmî zihniyetten ayrılmayan ilk bilgindir.
    * Eserde yapılan şey >mezhepleri tasnif etmek, sıralamak, her mezhebin aldığı unvandan hareketle isimlendirme ve her mezhebin diğerinden temeyyüz ettiği kendine has esasları tespit etmektir.
    * Eserde, mezhep erbabının nerelerde ikamet ettiğini >ve bunlardan hangilerinin kendi zamanında yaşamakta 7 olduklarını söylemeye lüzum görmemiştir. Ayrıca mezheplerin oluş sebepleri üzerinde de durulmamıştır. Müellif, sadece vakıaları nakletmekle yetinmiştir. Ayrıca o, kendinden sonraki Sünnî mezhepler tarihi yazarlarından farklı olarak, 73 fırka hadisine değinmemiş ve kendisini bu sayıyla sınırlandırmamıştır.
    * Eş’ari, Şia ve Havaric dışındaki >Mürcie, Cehmiyye ve Ashabü’l-hadis gibi grupları sosyal ve siyasi hayattan soyutlanmış bir şekilde inceler. Onların teşekkül süreçleri, ortaya çıkmalarına etki eden sebeplere yer vermez.
    * Eş’arî’nin bu eseri, Ka’bî’nin Makalat’ı ile mukayese edildiğinde >Ka’bî’nin eserinin daha düzenli, derli ve toplu olduğu söylenebilir. Kutlu’nun da belirttiği gibi Eş’arî’nin Makalat’ı Ka’bî’nin önderliğinde altın çağını yaşayan Mutezilî gelenekten ayrı düşünülemez. Aslında bu eser, Mutezile geleneğinin bazı küçük değişikliklerle Eş’ariliğe taşınmasını temsil ettiği söylenebilir.
    * Makâlâtü’l-İslâmiyyîn >İlk Dönem İslam Mezhepleri adıyla Türkçemize kazandırılmıştır.
    MALATİ ve ET-TENBİH VER-RED ALA EHLİL-HEVA
    * Eser sahibi >Ebü’l-Hüseyn Muhammed b. Ahmed el-Malatî et-Tarâifî Malatya’da doğdu.
    * Malatî eserinde, dalâlete düşmüş İslâm fırkalarının sayımında >ümmetin 73 fırkaya ayrılacağını bildiren hadisteki sayıya sadık kalmak için mezhepleri tasnif etti.
    > Râfızâ başlığı altında Şiî fırkaları >18 kola ayırmış, sonuncu olarak Zeydiyye’yi de 4’de ayırıp 4. grubun Bağdat Mûtezilesi olduğunu belirtmiştir.
    > Malatî tasnifinde >hem bilgi eksikliği hem de bazı zorlamalar görülmektedir.
    * Malatî, 73 sayısına ulaşmak için >Zenâdıka’nın 5, Cehmiyye’nin 5, Kaderiyye’nin 5, Mürcie’nin 12, Râfızâ’nın 15 ve Harûriyye’nin 25 fırkadan meydana geldiğini belirtmiştir.
    * Konumuz açısından bu eserin orijinal yanı >Malatî’nin İslâm mezheplerini 73 fırka hadisine göre tasnif etmesidir.
    > Malatî’nin bu yaklaşımı >Bağdâdî’nin el-Fark’ında kendini bulmuş ve Sünnî mezhepler tarihi yazıcılığında bir geleneğin başlamasına zemin hazırlamıştır.
    A.KAHIR el-BAĞDADİ ve EL-FIRAK BEYNEL-FIRAK ESERİ
    * Ebû Mansûr Abdülkâhir b. Tâhir et-Temîmî el-Bağdâdî >Eş‘arî kelâmcısı ve mezhepler tarihi yazarıdır.
    * Asıl şöhretini >el-Fark beyne’l-fırak ve Usûlü’d-dîn adlı eserleri ile kazanmıştır.
    * En önemli eseri >el-Fark’ıdır. Bu eser, mezhepler tarihi alanında bir kaynak eserdir.
    * Ehli Sünneti merkeze alarak >fırka-i nâciye ve Ehli dalâlet fırkalarını tasnif etmiştir.
    * Bağdâdî, 73 fırka hadisini hakiki anlamında kabul edip >İslâm fırkalarını 73 fırka halinde tasnif etmiş ve bunlar içinde kurtuluşa eren fırkanın Ehli Sünnet olduğunu açıklamak üzere eserini telif etmiştir.
    * Bağdâdî, bu eseriyle kendinden sonraki >İsferâyînî ve Şehristânî gibi Sünnî âlime 73 fırka hadisine göre eserlerini tertip etme hususunda örnek olmuştur. > Ayrıca Bağdâdî’nin ortaya koyduğu metot ve üslûp devam ettirilmiş ve İslâmî fırkalar; dalâlet ehli ve fırka-i nâciye şeklinde iki grup halinde ele alınır olmuştur.
    * el-Fark, beş ana kısımdan oluşmaktadır: Girişte 73 fırka hadisinin farklı rivayetlerini senetleriyle zikretmiştir.
    2. kısım, 2 bölümden oluşur. 1. de “İslâm Ümmeti” ifadesinin açıklamasını ve bu konudaki görüşlere yer vermiş, 2. de ise ümmetin nasıl ihtilaf ettiği ve yetmiş üç fırkaya ayrıldığını açıklamıştır.
    * Bağdâdî, Hz. Peygamberin vefatından başlayarak müslümanlar arasında çıkan ihtilafları >ve sonrasında olan ana grupları ve bunların alt kollarını kısaca zikretmiştir. Buna göre Râfizîler 20, Hâriciler 20, Kaderiyye 20, Mürcie 5, Neccâriyye 3, Bekriyye, Dırâriyye, Cehmiyye ve Kerrâmiyye fırkaları birer olmak üzere 72, fırka-i naciye ile birlikte
    burada 73. fırkanın Sünnet ve Cemaat ehli olduğunu ve bunların Hadis ve Rey sınıflarından oluştuğunu bildirmektedir.
    * Bağdâdî, sapkın fırkalar (Fıraku’l-ehvâ) başlıklı 3. kısmı >8 bölüme ayırmış ve burada alt kollarıyla beraber ana grup olarak; Râfizîler, Hâriciler, Kaderiyye-Mu‘tezile, Mürcie, Neccâriyye, Kerrâmiyye ve Müşebbihe ile Cehmiyye, Bekriyye ve Dırariyye fırkalarını zikretmiştir.
    * 4. kısımda Bağdâdî >İslâm’a mensup olmadıkları halde İslâm’a nispet edilen fırkalara yer vermiş ve bu bağlamda; Sebeiyye, Beyâniyye, Harbiyye gibi yirmi aşırı fırkayı İslâm milleti tanımının dışında değerlendirmiştir.
    * 5. kısımda Bağdâdî >“Kurtuluşa Eren Fırka” (Fırka-i Nâciye) vasıflarını ve bunların necatta olduklarını açıklamıştır.
    * Son olarak eser >Ehli Sünnetin faziletiyle alakalı bilgilerle tamamlanmıştır.
    İSFERAYİNİ ve ET-TEBSİR ESERİ
    * Ebü’l-Muzaffer Şehfûr b. Tahir el-İsferâyînî >Abdülkâhir el-Bağdadî’nin öğrencisi oldu.
    * Nizâmülmülk tarafından >Tus’ta ders okutmakla görevlendirildi. Hocası >Bağdadî’nin etkisindedir
    * Et-Tebsîr fi’d-din ve temyîzi’l-fırkati’n-nâciye ‘ani’l-fırakı’l-hâlikîn eseri >Bağdadî’nin el-Fark’ına çok benzer.
    * Eser, kurtuluşa eren fırkayı dalâlete düşen fırkalardan ayırmak maksadıyla >telif edilmiştir. Müellif, kurtuluşa eren fırkanın Ehli Sünnet olduğunu söyler. * Kitabın mukaddimesi >ilk ihtilaflara dairdir.
    * Müellif, Râfizîlerden başlamış >sırasıyla Kaderiyye, Mürcie, Neccâriyye, Dırariyye, Bekriyye, Cehmiyye, Kerrâmiyye ve Müşebbihe, Gâliyye ve Bâtınıyye fırkalarının görüşleriyle bunların eleştirilerine yer vermiştir.
    > Ayrıca putlara, yıldızlara, ineğe tapanlar, Dehrîler, Mecusîler, Brahmanlar gibi >düşüncelere de kısaca temas etmiştir. > Bu yönüyle o >Şehristânî’nin habercisi olmuştur, denilebilir.
    * İsferâyînî, eserin son kısmında, Ehli Sünnetin inanç ve görüşlerini birlikte anlatmıştır.
    * Hocası Bağdadî gibi o da 73 fırka hadisindeki sayıyı hakiki anlamında kabul etmiş >sapkın fırkaların sayısını 72’ ye ulaştırmaya çalışmıştır. * İsferâyînî, hocası gibi ana fırkaları 10 grup halinde tasnif etmiştir.
    * Müellif, ana fırkaları >Revâfız, Havaric ve Kaderiyye mezheplerini 20, Mürcie’yi 7 fırkaya ayırmıştır. Bunlara >
    Bekriyye, Neccâriyye, Dırâriyye, Cehmiyye ve Kerrâmiyye, fırka-i naciye ilave edilirse sayı 72 ikiyi bulmaktadır. 8
    İBN HAZM ve EL-FASL eseri
    * Ebû Muhammed Ali b. Ahmed b. Saîd b. Hazm el-Endelüsî el-Kurtubî >Zâhirî mezhebinin büyük temsilcisidir.
    * En önemli eseri >el-Fasl fi’l-milel ve’l-ehvâ ve’n-nihal’dir.
    * İbn Hazm’ın el-Fasl’ında>dinler ve İslam fırkalarını ele alan ama eksiklikleri olmayan farklı kitap yazmak istedi.
    > Bu yüzden eserinde >Yahudilerin ve Hıristiyanların kutsal kitapları ve İslam fırkalarının bazı görüşlerinin eleştirisi üzerinde yoğunlaşmış ve sataşmacı, sert ve katı bir üslup kullanmıştır.
    * İbn Hazm >İslam fırkalarının görüşlerini naklederken önceki meşhur müelliflere ve onların kullandıkları kaynak eserlerine isimlerini vererek atıfta bulunmamıştır. Ayrıca İslamî fırkaları incelerken mezhepler tarihi kaynaklarında olmayan bilgileri söz konusu mezhebe nispet etmiş ve haksız yere onları acımasız bir şekilde eleştirmiştir.
    * el-Fasl 4 bölümde iki kısımdan oluşmaktadır. > İbn Hazm, hakikatin bilgisine katkıda bulunacağı düşüncesiyle önce epistemoloji ve ontoloji konularına yer vermiştir.
    > 1.bölümde >ALLAH’ın varlığı ve tabiatın ezeli oluşu konularında görüş beyan eden tabiatçıları eleştirmiştir.
    * 2. kısımda >nübüvveti ve melekleri inkâr eden Brahmanizm’i ele almıştır.
    > 2. bölümde İbn Hazm >Yahudilerin ve Hıristiyanların kutsal kitapları Tevrat-İncil’in tahrif meselesini ele alır.
    * 3. bölümde ise >İncillerin içeriği hakkında geniş bilgi verir. * 4. bölüm >İslâm mezheplerine ayrılmıştır.


  13. 03.Aralık.2011, 23:15
    7
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: islam mezhepleri tarihinin özeti

    * EL-FASL’I DİĞER İSLAM KAYNAKLARINDAN AYIRAN ÖZELLİKLER
    1) İbn Hazm, 73 fırka rivayetini >isnat açısından sahih kabul etmemiş ve eserini buna göre tasnif etmemiştir.
    2) İslam fırkalarının İslam’a uygunluğunu >Ehli Sünnete yakınlık veya uzaklıkla ölçmeye çalışmıştır. Örneğin Mürcie fırkasından Ehli Sünnete en yakın olanı Ebû Hanife’nin görüşlerini benimseyenler; en uzak olanı ise Cehm b. Safvan taraftarları olarak belirtmiştir. * İbn Hazm’a göre Muetzile’nin Ehli Sünnete en yakın olanı Hüseyin b. Muhammed en-Neccar’ın taraftarları; en uzak olanı ise Ebu’l-Hüzeyl el-Allaf taraftarlarıdır.
    3) İslam mezheplerini iki kısma ayırmış >Ehlisünnet ve Ehli Bid’at.
    4) Her fırkanın kendine özgü >ana fikrini belirlemiştir.
    * İbn Hazm’a göre Mürcie fırkasını mezhep yapan temel unsur >iman konusundaki görüşlerdir. Yine Mutezileyi diğerlerinden ayıran temel esas >tevhit ve sıfatullah konusundaki görüşleri; Şia’yı diğerlerinden ayıran temel umde, imamet ve ashabın fazileti meselesidir.
    5) İbn Hazm, Endülüs’te olan >Mutezile, Hadis Taraftarları, Şia ve Haricileri mezhep ve taraftarları hakkında diğer kaynaklarda bulunmayan bazı önemli bilgiler vermektedir.
    6) Mezheplerin çıkış ve gelişimlerinde etkili olan unsurlar >hakkında bilgiler verir. Örneğin Şia’nın ortaya çıkışını imparatorluğu kaybeden Sasanilerin Araplardan ve Müslümanlardan intikam mücadelesinin sonucu olarak görür.
    7) İslam içi grupları >ve diğer dinlerin mezheplerini kendi içlerinde mukayeseler yaparak değerlendirir.
    İbn Hazm >mezhepler, kurucuları ve fikirleri hakkında tarihsel gelişim sürecine göre bilgi vermez. Fırkaları mezhepler tarihi yönteminden ziyade bir kelamcı gibi algılar ve fikirlerin teşekkül sürecinden söz etmez. Ayrıca tarafsız da kalamaz; Ehli Sünnet anlayışını merkeze alarak fırkaları değerlendirmeye çalışır. O, dinlerin-mezheplerin tasnifinde sistematik bir metot kullanmıştır.
    ŞEHRİSTANİ ve EL-MİLEL VEN-NİHAL eseri
    * Ebü’l-Feth Muhammed b. Abdülkerim b. Ahmed >orta çağ İslâm dünyası düşünürlerindendir. Horasan’ın Şehristan köyünde doğdu. Horasanda Selçuklu sultanı Sencer’in veziri Ebü’l-Kâsım Muhammed el-Mervezî’nin hizmetine girmiş ve eseri el-Milel’i bu vezire ithaf etmiştir.
    * Şehristânî’nin En önemli eserleri >el-Milel ve’n-nihal ile Nihâyetü’l-ikdâm’dır.
    * EL-MİLEL; Felsefe, Kelam, Mezhepler ve Dinler Tarihi sahasında kaynaktır.
    > Şehristânî, eserin girişini 5 mukaddimeye ayırmış ve burada öncelikle kendi usûl ve metodunu belirtmiş, eseri niçin telif ettiğini ve yazarken nelere dikkat ettiğini açıklamıştır. O, eserinin başlangıcına yazdığı bu 5 mukaddime ile usul geleneğini başlatan ilk İslam bilginlerindendir. El-Milel, tertip ve tasnif açısından, derli-toplu olması ve kolay faydalanılması bakımından İslam mezhepleri, dinler ve felsefî ekoller hakkında daha önce yazılanların en iyisidir.
    1. mukaddimede >insanları fikir ve mezheplere göre tasnif etmiştir. İnsanlar; din ve millet sahibi olanlar ile re’y ve heva sahibi olanlar şeklinde iki gruba ayrılırlar.
    Şehristânî, Re’y ve heva sahibi fırkaların hepsini tespitin mümkün olmadığını, ancak din sahiplerinin 73 fırka hadisine göre tasnifinin mümkün olduğunu bildirdikten sonra “Mecûsiler 70, Yahudiler 71, Hıristiyanlar 72, Müslümanlar ise 73 fırkaya ayrılmışlardır. Bu fırkalar içinde necat bulacak olan yalnız biridir” haberini nakletmiştir.
    2. mukaddimede >müellif, mezhepler tarihçilerinin mezheplerin sayısını belirlemede sabit ve değişmez bir ölçüt ortaya koyamadıklarından şikayet etmiş ve kendisince İslâm fırkalarının tasnifinde dayandığı kuralları açıklamıştır. Buna göre, (ı) ALLAH’ın sıfatları; (ıı) Kader ve adl; (ııı) Va’d, vaîd, isimler ve hükümler; (ıv) Vahiy, akıl, risalet ve imâmet şeklindeki dört hususta ayrı görüş beyan eden her bir Müellif, kitâbî dinlere mensup olanları Müslümanlar, Ehli Kitap ve kitap benzerine sahip olanlar şeklinde üç gruba ayırmış ve eserini bu plan üzerine tasnif etmiştir.
    1. kısımda >İslâm mezheplerini ele aldı. Mûtezile, Cebriyye, Sıfatiyye, Hariciler, Mürcie, Şia ve Galiyye’yi ele aldı.
    2. kısımda >Yahudi ve Hıristiyan mezheplerini ve Mecusileri ele alıp incelemiştir.
    3. kısımda ise >Sabîiler, Ashâbu’r-ruhâniyat, Ashâbu’l-heyâkil ve’l-eşhas ile Harraniyye ele alınıp incelenmiştir.
    * Eserin genelinde Şehristânî >tasvirî bir metot takip etmiştir.
    El-Milel Eseri, Mustafa Öz tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve 1. cildi İslâm Mezhepleri adıyla yayımlanmıştır.
    * Çağdaşları >İbn Rüşd, İbn Meymûn, Seyfeddin Âmidî Nasîruddin Tûsî İbn Arâbî, Feridüddin Atâr ve Bahaüddin Veled gibi… * Razi münazaralarla >Özellikle Kerrâmiyye, Mutezile, Şia ve Batıniyye âlimleriyle tartışmıştır.
    * Razi >İslam’ın doğru çizgisinden saptığına inandığı her kişi, fırka ile mücadele etmekte bir tereddüt sergilememiştir.
    * Fahreddin er-Râzî >İ’tikâdu fıraki’l-müslimîn ve’l-müşrikîn adlı eserinde İslâmî fırkalarla Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecûsilik, Senevîlik, Sabiîlik gibi İslâm dışı din ve mezheplere dair bilgi verir.
    * İtikâdât’ın muhtevası >milel türündeki eserlerle örtüşür.
    * İki kısımdan oluşan eserin ilk bölümünde >İslam fırkalarını ele almıştır.
    > Eserindeki en uzun babı >Râfızîler’e, en kısa bölümü >Kerrâmîler’e ayırmıştır.
    > Râzî’nin hayatında Kerrâmîlerle yaptığı mücadelelerin büyük bir yeri vardır
    * Eserin 2. bölümünde, Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecûsilik, Senevîlik, Sabiîlik ve felasife ele alınmıştır.
    * İtikâdât’ı muhteva açısından farklı kılan ve diğer eserlerden ayıran özelliklerden biri de >“SUFİ’lere bir bölümün ayrılmış olmasıdır. Sûfîleri 6 gruba ayıran Razi >bunlardan dördünü Sünnîlik içerisinde değerlendirirken kalan ikisini Râfizî ve Bâtınî sınıfına dâhil eder.
    * Râzî, sûfîleri ayrı bir fırka olarak değerlendirmesinin >eserinin bir ayrıcalığı olduğunu vurgular.
    * Râzî’ İtikâdât’ı yazarken >Eş’arî ve Bağdâdî’den yararlandı.
    * Râzî, İtikâdât’ta Ehl-i sünnet mezhebine mensup olduğunu, kendisiyle öğrencilerinin tek arzusunun insanları hak bildiği ehl-i sünnet ve’l-cemâa’ya davet etmek olduğunu ifade etmiştir.
    > Buna rağmen eserine Ehl-i sünnet’in inanç esaslarının anlatıldığı bir bölüm eklememiştir.
    Bunun gerekçesi, onun ehl-i sünneti, kelimenin dar manasıyla, sadece bir fırka olarak düşünmediğini söyleyebiliriz.
    MEZHEPLERLE İLGİLİ MÜSTAKİL ESERLERİN ÖZELLİKLERİ
    1- Söz konusu eserlerin tamamı mezhep ve fırkaların tarihî gelişimini göstermekten uzaktır
    2- Eserlerde takip edilen metot ve mezheplerin ele alınış usulleri değişiktir.
    3- Eserlerin tertip ve tasniflerinde de farklılık bulunmaktadır.
    4- Bu eserlerin hepsinde fırka ve mezheplerin sayıları farklıdır. Mezheplerin sayısı hadisteki 73 rakamını çok geçer. Bağdadî, İsferâyînî ve Şehristânî’nin eserleri böyledir. Eş’arî, Nevbahtî, Kummî, İbn Hazm ise söz konusu hadisi esas almamıştır. Dolayısıyla bu müelliflerin mezheplerin sayısını sınırlamak gibi bir endişesi olmamıştır
    4. HAFTA - MEZHEPLERİN TASNİFİ
    * İslâmdaki mezhepler üç şekilde tasnif edildiği >kronolojik ve 73 fırka olmak üzere görülür.
    * Genel tasnifte, İslâm mezhepleri konuları itibarıyla >itikadî, siyasî ve amelî/fikhî olarak 3 grupta incelenir.
    > Bunların ilk ikisi >İslam Mezhepleri Tarihinin konuları içindedir.
    * Mezheplerin çıkış tarihi esas alınıp kronolojik tasnif yapanlar >Nevbahtî’nin Fıraku’ş-Şia’sı ile Kummî’nin el-Makâlât ve’l-fırak’ında bu şekilde tasnif edilmiştir. Bunlar, imâmet çerçevesinde Hz. Ali’den itibaren her imâmın vefatından sonra çıkan grupları ayrıntılarıyla açıklamaktadırlar.
    * Bununla birlikte mezheplerin zuhurunu kronolojik olarak ele alan eserler > yaygınlık kazanmamıştır.
    * Kaynaklardaki diğer tasnif ise >“iftirak hadisi” diye bilinen rivayetlere dayanır. Bu rivayeti esas alanlar >İslâm mezheplerini 73 fırkaya tamamlamaya çalışmışlardır. Örn: “Malatî’nin et-Tenbîh ve’r-red ile Bağdâdî’nin el-Fark’ı zikredilebilir. Özellikle Bağdâdî’den itibaren >“iftirak hadisi” esas alınıp tasnifler yaygınlık kazanmıştır.
    1- SİYASİ MEZHEPLER
    * Siyasi mezhepler >Haricîler, Şia, kısmen Mürcie ve ilk Mu’tezile mensuplarıdır.
    > Hariciler, Hakem Olayı sonrasında >Ali ve Muaviye’nin küfre düştüğünü söylediler.
    > Şia Hz. Ali’nin yanında yer alan Müslümanların haklılığını savunan >Ehli Beytin üstünlüğünü iddia eden, başlangıçta siyasî bir hareket olan zamanla inanç ve fıkhî yönünü de geliştiren siyasî bir mezheptir.
    > Mürcie, ihtilaflardan uzak durmaya >çalışan, büyük günah sahiplerini ALLAH’a havale etti.
    > Mûtezile ise büyük günah işleyenlerin tövbe etmeden ölmeleri halinde >cehennemlik olduklarını savundu.
    2. İ’TİKADİ MEZHEPLER
    * Bunların ayırt edici özelliği >inanç konularındaki fikri tartışmaların neticesinde çıkmalarıdır.
    * Bu mezhepler >Cebriyye, Kaderiyye, Mu‘tezile ve Mürcie.
    * Her fırka kendi içinde fırkaları >Ehli necat ve Ehli bid’at şeklinde ikiye ayırır.
    > Mesela Ehli Sünnetin mezhepler tarihi yazarları bu tasnifi >“Ehl-i sünnet ve’l-cemaat” ve “Ehl-i bidat” şeklinde yapmış; ayrıca Ehl-i sünnet ekolünü de kendi içinde “Ehl-i sünnet-i hâssa”(Selefiyye) ve “Ehl-i sünnet ‘amme” (Eşarilik-Maturidilik) olmak üzere ikiye ayırmışlardır.
    * Sünnî mezhepler tarihi yazıcıları kendileri dışındaki mezhepleri >bid’at ehli kabul etmiş,
    * Sünnî âlimlere göre delalet fırkaları >Cebriye-Kaderiyye-Mu‘tezile-Mürcie-Şia
    3. FIKHİ MEZHEPLER
    * Hicri I ve II yüzyıllarda ulema arasındaki farklılaşma temelde iki ekol halinde >Hicaziyyûn/ Ehli Hadis ve Irakiyyûn/Ehli Re’y şeklinde kendisini gösterdi.
    * Buradaki farklılık, hüküm çıkarırken >nakle ve re’ye dayanma konusundaki tutumdan kaynaklanır.
    * Fıkhî/amelî mezhepler >Hanefiyye, Şafiyye, Malikiyye, Hanbeliyye, Zahiriye ve Caferiyye mezhepleridir.
    > Bunlar fıkhî/amelî mezhepler olup >Siyasi ve İtikadi Mezhepler Tarihinin kapsamına dâhil değillerdir.


  14. 03.Aralık.2011, 23:15
    7
    Hüvel Baki..
    * EL-FASL’I DİĞER İSLAM KAYNAKLARINDAN AYIRAN ÖZELLİKLER
    1) İbn Hazm, 73 fırka rivayetini >isnat açısından sahih kabul etmemiş ve eserini buna göre tasnif etmemiştir.
    2) İslam fırkalarının İslam’a uygunluğunu >Ehli Sünnete yakınlık veya uzaklıkla ölçmeye çalışmıştır. Örneğin Mürcie fırkasından Ehli Sünnete en yakın olanı Ebû Hanife’nin görüşlerini benimseyenler; en uzak olanı ise Cehm b. Safvan taraftarları olarak belirtmiştir. * İbn Hazm’a göre Muetzile’nin Ehli Sünnete en yakın olanı Hüseyin b. Muhammed en-Neccar’ın taraftarları; en uzak olanı ise Ebu’l-Hüzeyl el-Allaf taraftarlarıdır.
    3) İslam mezheplerini iki kısma ayırmış >Ehlisünnet ve Ehli Bid’at.
    4) Her fırkanın kendine özgü >ana fikrini belirlemiştir.
    * İbn Hazm’a göre Mürcie fırkasını mezhep yapan temel unsur >iman konusundaki görüşlerdir. Yine Mutezileyi diğerlerinden ayıran temel esas >tevhit ve sıfatullah konusundaki görüşleri; Şia’yı diğerlerinden ayıran temel umde, imamet ve ashabın fazileti meselesidir.
    5) İbn Hazm, Endülüs’te olan >Mutezile, Hadis Taraftarları, Şia ve Haricileri mezhep ve taraftarları hakkında diğer kaynaklarda bulunmayan bazı önemli bilgiler vermektedir.
    6) Mezheplerin çıkış ve gelişimlerinde etkili olan unsurlar >hakkında bilgiler verir. Örneğin Şia’nın ortaya çıkışını imparatorluğu kaybeden Sasanilerin Araplardan ve Müslümanlardan intikam mücadelesinin sonucu olarak görür.
    7) İslam içi grupları >ve diğer dinlerin mezheplerini kendi içlerinde mukayeseler yaparak değerlendirir.
    İbn Hazm >mezhepler, kurucuları ve fikirleri hakkında tarihsel gelişim sürecine göre bilgi vermez. Fırkaları mezhepler tarihi yönteminden ziyade bir kelamcı gibi algılar ve fikirlerin teşekkül sürecinden söz etmez. Ayrıca tarafsız da kalamaz; Ehli Sünnet anlayışını merkeze alarak fırkaları değerlendirmeye çalışır. O, dinlerin-mezheplerin tasnifinde sistematik bir metot kullanmıştır.
    ŞEHRİSTANİ ve EL-MİLEL VEN-NİHAL eseri
    * Ebü’l-Feth Muhammed b. Abdülkerim b. Ahmed >orta çağ İslâm dünyası düşünürlerindendir. Horasan’ın Şehristan köyünde doğdu. Horasanda Selçuklu sultanı Sencer’in veziri Ebü’l-Kâsım Muhammed el-Mervezî’nin hizmetine girmiş ve eseri el-Milel’i bu vezire ithaf etmiştir.
    * Şehristânî’nin En önemli eserleri >el-Milel ve’n-nihal ile Nihâyetü’l-ikdâm’dır.
    * EL-MİLEL; Felsefe, Kelam, Mezhepler ve Dinler Tarihi sahasında kaynaktır.
    > Şehristânî, eserin girişini 5 mukaddimeye ayırmış ve burada öncelikle kendi usûl ve metodunu belirtmiş, eseri niçin telif ettiğini ve yazarken nelere dikkat ettiğini açıklamıştır. O, eserinin başlangıcına yazdığı bu 5 mukaddime ile usul geleneğini başlatan ilk İslam bilginlerindendir. El-Milel, tertip ve tasnif açısından, derli-toplu olması ve kolay faydalanılması bakımından İslam mezhepleri, dinler ve felsefî ekoller hakkında daha önce yazılanların en iyisidir.
    1. mukaddimede >insanları fikir ve mezheplere göre tasnif etmiştir. İnsanlar; din ve millet sahibi olanlar ile re’y ve heva sahibi olanlar şeklinde iki gruba ayrılırlar.
    Şehristânî, Re’y ve heva sahibi fırkaların hepsini tespitin mümkün olmadığını, ancak din sahiplerinin 73 fırka hadisine göre tasnifinin mümkün olduğunu bildirdikten sonra “Mecûsiler 70, Yahudiler 71, Hıristiyanlar 72, Müslümanlar ise 73 fırkaya ayrılmışlardır. Bu fırkalar içinde necat bulacak olan yalnız biridir” haberini nakletmiştir.
    2. mukaddimede >müellif, mezhepler tarihçilerinin mezheplerin sayısını belirlemede sabit ve değişmez bir ölçüt ortaya koyamadıklarından şikayet etmiş ve kendisince İslâm fırkalarının tasnifinde dayandığı kuralları açıklamıştır. Buna göre, (ı) ALLAH’ın sıfatları; (ıı) Kader ve adl; (ııı) Va’d, vaîd, isimler ve hükümler; (ıv) Vahiy, akıl, risalet ve imâmet şeklindeki dört hususta ayrı görüş beyan eden her bir Müellif, kitâbî dinlere mensup olanları Müslümanlar, Ehli Kitap ve kitap benzerine sahip olanlar şeklinde üç gruba ayırmış ve eserini bu plan üzerine tasnif etmiştir.
    1. kısımda >İslâm mezheplerini ele aldı. Mûtezile, Cebriyye, Sıfatiyye, Hariciler, Mürcie, Şia ve Galiyye’yi ele aldı.
    2. kısımda >Yahudi ve Hıristiyan mezheplerini ve Mecusileri ele alıp incelemiştir.
    3. kısımda ise >Sabîiler, Ashâbu’r-ruhâniyat, Ashâbu’l-heyâkil ve’l-eşhas ile Harraniyye ele alınıp incelenmiştir.
    * Eserin genelinde Şehristânî >tasvirî bir metot takip etmiştir.
    El-Milel Eseri, Mustafa Öz tarafından Türkçe’ye çevrilmiş ve 1. cildi İslâm Mezhepleri adıyla yayımlanmıştır.
    * Çağdaşları >İbn Rüşd, İbn Meymûn, Seyfeddin Âmidî Nasîruddin Tûsî İbn Arâbî, Feridüddin Atâr ve Bahaüddin Veled gibi… * Razi münazaralarla >Özellikle Kerrâmiyye, Mutezile, Şia ve Batıniyye âlimleriyle tartışmıştır.
    * Razi >İslam’ın doğru çizgisinden saptığına inandığı her kişi, fırka ile mücadele etmekte bir tereddüt sergilememiştir.
    * Fahreddin er-Râzî >İ’tikâdu fıraki’l-müslimîn ve’l-müşrikîn adlı eserinde İslâmî fırkalarla Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecûsilik, Senevîlik, Sabiîlik gibi İslâm dışı din ve mezheplere dair bilgi verir.
    * İtikâdât’ın muhtevası >milel türündeki eserlerle örtüşür.
    * İki kısımdan oluşan eserin ilk bölümünde >İslam fırkalarını ele almıştır.
    > Eserindeki en uzun babı >Râfızîler’e, en kısa bölümü >Kerrâmîler’e ayırmıştır.
    > Râzî’nin hayatında Kerrâmîlerle yaptığı mücadelelerin büyük bir yeri vardır
    * Eserin 2. bölümünde, Yahudilik, Hıristiyanlık, Mecûsilik, Senevîlik, Sabiîlik ve felasife ele alınmıştır.
    * İtikâdât’ı muhteva açısından farklı kılan ve diğer eserlerden ayıran özelliklerden biri de >“SUFİ’lere bir bölümün ayrılmış olmasıdır. Sûfîleri 6 gruba ayıran Razi >bunlardan dördünü Sünnîlik içerisinde değerlendirirken kalan ikisini Râfizî ve Bâtınî sınıfına dâhil eder.
    * Râzî, sûfîleri ayrı bir fırka olarak değerlendirmesinin >eserinin bir ayrıcalığı olduğunu vurgular.
    * Râzî’ İtikâdât’ı yazarken >Eş’arî ve Bağdâdî’den yararlandı.
    * Râzî, İtikâdât’ta Ehl-i sünnet mezhebine mensup olduğunu, kendisiyle öğrencilerinin tek arzusunun insanları hak bildiği ehl-i sünnet ve’l-cemâa’ya davet etmek olduğunu ifade etmiştir.
    > Buna rağmen eserine Ehl-i sünnet’in inanç esaslarının anlatıldığı bir bölüm eklememiştir.
    Bunun gerekçesi, onun ehl-i sünneti, kelimenin dar manasıyla, sadece bir fırka olarak düşünmediğini söyleyebiliriz.
    MEZHEPLERLE İLGİLİ MÜSTAKİL ESERLERİN ÖZELLİKLERİ
    1- Söz konusu eserlerin tamamı mezhep ve fırkaların tarihî gelişimini göstermekten uzaktır
    2- Eserlerde takip edilen metot ve mezheplerin ele alınış usulleri değişiktir.
    3- Eserlerin tertip ve tasniflerinde de farklılık bulunmaktadır.
    4- Bu eserlerin hepsinde fırka ve mezheplerin sayıları farklıdır. Mezheplerin sayısı hadisteki 73 rakamını çok geçer. Bağdadî, İsferâyînî ve Şehristânî’nin eserleri böyledir. Eş’arî, Nevbahtî, Kummî, İbn Hazm ise söz konusu hadisi esas almamıştır. Dolayısıyla bu müelliflerin mezheplerin sayısını sınırlamak gibi bir endişesi olmamıştır
    4. HAFTA - MEZHEPLERİN TASNİFİ
    * İslâmdaki mezhepler üç şekilde tasnif edildiği >kronolojik ve 73 fırka olmak üzere görülür.
    * Genel tasnifte, İslâm mezhepleri konuları itibarıyla >itikadî, siyasî ve amelî/fikhî olarak 3 grupta incelenir.
    > Bunların ilk ikisi >İslam Mezhepleri Tarihinin konuları içindedir.
    * Mezheplerin çıkış tarihi esas alınıp kronolojik tasnif yapanlar >Nevbahtî’nin Fıraku’ş-Şia’sı ile Kummî’nin el-Makâlât ve’l-fırak’ında bu şekilde tasnif edilmiştir. Bunlar, imâmet çerçevesinde Hz. Ali’den itibaren her imâmın vefatından sonra çıkan grupları ayrıntılarıyla açıklamaktadırlar.
    * Bununla birlikte mezheplerin zuhurunu kronolojik olarak ele alan eserler > yaygınlık kazanmamıştır.
    * Kaynaklardaki diğer tasnif ise >“iftirak hadisi” diye bilinen rivayetlere dayanır. Bu rivayeti esas alanlar >İslâm mezheplerini 73 fırkaya tamamlamaya çalışmışlardır. Örn: “Malatî’nin et-Tenbîh ve’r-red ile Bağdâdî’nin el-Fark’ı zikredilebilir. Özellikle Bağdâdî’den itibaren >“iftirak hadisi” esas alınıp tasnifler yaygınlık kazanmıştır.
    1- SİYASİ MEZHEPLER
    * Siyasi mezhepler >Haricîler, Şia, kısmen Mürcie ve ilk Mu’tezile mensuplarıdır.
    > Hariciler, Hakem Olayı sonrasında >Ali ve Muaviye’nin küfre düştüğünü söylediler.
    > Şia Hz. Ali’nin yanında yer alan Müslümanların haklılığını savunan >Ehli Beytin üstünlüğünü iddia eden, başlangıçta siyasî bir hareket olan zamanla inanç ve fıkhî yönünü de geliştiren siyasî bir mezheptir.
    > Mürcie, ihtilaflardan uzak durmaya >çalışan, büyük günah sahiplerini ALLAH’a havale etti.
    > Mûtezile ise büyük günah işleyenlerin tövbe etmeden ölmeleri halinde >cehennemlik olduklarını savundu.
    2. İ’TİKADİ MEZHEPLER
    * Bunların ayırt edici özelliği >inanç konularındaki fikri tartışmaların neticesinde çıkmalarıdır.
    * Bu mezhepler >Cebriyye, Kaderiyye, Mu‘tezile ve Mürcie.
    * Her fırka kendi içinde fırkaları >Ehli necat ve Ehli bid’at şeklinde ikiye ayırır.
    > Mesela Ehli Sünnetin mezhepler tarihi yazarları bu tasnifi >“Ehl-i sünnet ve’l-cemaat” ve “Ehl-i bidat” şeklinde yapmış; ayrıca Ehl-i sünnet ekolünü de kendi içinde “Ehl-i sünnet-i hâssa”(Selefiyye) ve “Ehl-i sünnet ‘amme” (Eşarilik-Maturidilik) olmak üzere ikiye ayırmışlardır.
    * Sünnî mezhepler tarihi yazıcıları kendileri dışındaki mezhepleri >bid’at ehli kabul etmiş,
    * Sünnî âlimlere göre delalet fırkaları >Cebriye-Kaderiyye-Mu‘tezile-Mürcie-Şia
    3. FIKHİ MEZHEPLER
    * Hicri I ve II yüzyıllarda ulema arasındaki farklılaşma temelde iki ekol halinde >Hicaziyyûn/ Ehli Hadis ve Irakiyyûn/Ehli Re’y şeklinde kendisini gösterdi.
    * Buradaki farklılık, hüküm çıkarırken >nakle ve re’ye dayanma konusundaki tutumdan kaynaklanır.
    * Fıkhî/amelî mezhepler >Hanefiyye, Şafiyye, Malikiyye, Hanbeliyye, Zahiriye ve Caferiyye mezhepleridir.
    > Bunlar fıkhî/amelî mezhepler olup >Siyasi ve İtikadi Mezhepler Tarihinin kapsamına dâhil değillerdir.


  15. 03.Aralık.2011, 23:15
    8
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: islam mezhepleri tarihinin özeti

    MEZHEPLERİN SAYISI
    * Yahudi ve Hıristiyanlar 71 veya 72 fırkaya ayrılmıştır. Müslümanlar da >73 fırkaya ayrılacaktır.
    * 73 rakamını hakiki anlamda kabul edenler >Ebü’l-Hüseyin el-Malatî, Abdülkâhir el-Bağdâdî,
    el-İsferâyînî, Şehristânî, Adudüddîn el-Îcî…
    > Bağdâdî, bu hadisi sahih kabul ederek >eserinin plan ve muhtevasını buna göre düzenledi.
    * 73 rakamını gerçek anlamda kullanılmadığını ve çokluğu ifade ettiğini söyleyenler >Makdisî, İbnü’l-Cevzî, Fahreddin Râzî, Celaleddin ed-Devvânî ve Şâtıbî… Genel kanaat budur.
    * Gazzâlî: 73 fırkadaki “necat bulanlardan maksat >“cehenneme gönderilmeyen ve şefaate muhtaç olmayanlardır”.
    > Gazzâlî: Cehennemde ebedî kalacaklar >Hz. Peygamber’i tekzip eden ve maslahat için yalanı caiz görenlerdir.
    * Müşteşrik Goldziher’e göre 73 sayısı >gerçek sayıyı bildirmez. Hz. Muhammed, bu sözleriyle İslâmiyet’in Yahudilik ve Hıristiyanlığa nispetle daha çok meziyetlere sahip olduğunu ifade etmek istemiştir.
    MEZHEPLERE AYRILMANIN HÜKMÜ
    1- Siyasî-Sosyal ihtilaflar
    * Tevhid: itikâdî açıdan öncelikle >ALLAH’ı zat ve sıfatlarında tek kabul etmektir.
    2- İnanç Esaslarında ihtilaflar
    * İslâmın kesin olan hükümlerinde ayrılık çıkarmak >yasaklanmıştır, haramdır.
    > Bu kesin hükümler >Cibril hadisiyle özetlenen iman esasları ile beş madde olan İslâm şartlarıdır ki bunlar usûlu’d-dini oluştururlar. >Bundan başka hakkında apaçık ayetler, hadisler yani sübutu ve delâleti kesin deliller bulunan bütün hükümler, farz veya haram oluşu kesin delillerle sabit olmuş bütün dinî meseleler de böyledir.
    * Bir konunun dine ait hüküm olduğunu kabul ettikten sonra >konunun anlaşılması doğrultusunda mahiyet ve keyfiyeti üzerinde delile dayanarak farklı görüşler ileri sürmek yasaklanmamıştır.
    * Selef âlimlerine göre özellikle itikat noktasında usûlu’d-dinde >fırka ve mezheplere ayrılmak asla caiz değildir.
    3- Fıkhî Konularda İhtilaflar
    * Bu konularda farklı görüşlere sahip olmak, mezheplere ayrılmak >muhafazakâr âlimler tarafından bile sakıncalı görülmemiştir. >Furûu’d-dindeki yani fıkhî meselelerdeki ihtilaf ve görüş ayrılıkları >ümmet için rahmettir.
    * Hz. Peygamber Muaz b. Cebel’i >Yemen’e vali olarak gönderdi. Muaz, ictihadını iyi kullanırdı.
    * Hz. Peygamber’in vefatından sonra çıkan yeni meselelerin çözümünde >Muaz b. Cebel metodu benimsendi.
    5. HAFTA - İLK İHTİLAFLAR
    * Şehristânî, Hz. Peygamberin sağlığında çıkan ihtilafların >münafıklar tarafından ortaya atıldığını belirtmiştir.
    * Şehristânî: “Bu ümmet içinde çıkan bütün şüpheler, Hz. Peygamber’in zamanındaki münafıklar tarafından ortaya atılmıştır. Çünkü Hz. Peygamber’in emrettiği ve yasakladığı konularda, onun hükmünden hoşnut olmadılar…
    > Burada Şehristânî, Hz. Peygamberi adaletsizlikle itham eden >Zü’l-Huveysıra et-Temîmî’yi örnek göstermiştir.
    > Ganimetlerin paylaşılmasında Zü’l-Huveysıra, “Ey Muhammed adaletli davran, sen adil davranmadın” dedi…
    * Uhud günü münafıklar; “...O zaman karar yetkisine sahip mi idik, karar yetkimiz olsaydı burada öldürülmüş olmazdık.. “...Bizimle kalmış olsalar ölmeyecekler ve öldürülmeyeceklerdi.”
    HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE ÇIKAN İHTİLAFLAR
    1- Kalem-Kırtas Hadisesi, 2- Usâme b. Zeyd Ordusu Meselesi, 3- İmâmet-Hilafet Meselesi
    4- Hz. Peygamber’in Vefat Ettiğinden Şüpheye Düşülmesi 5- Hz. Peygamber’in Defnedileceği Yer Meselesi
    Hz. EBU BEKİR DÖNEMİNDE ÇIKAN İHTİLAFLAR
    1- Zekât Vermekten Kaçınanlar. 2- Resulullah’ın Mirası Meselesi, 3- Kur’an’ın Kitap Haline Getirilmesi Meselesi
    * Hz. Osman, Hz. Peygamber zamanında Medine’den kovulan >Hz. Peygamber’in tardettiği kişi olan Hakem b. Ümeyye’ yi Medine’ye getirdi. Ayrıca Ebû Zer el-Gıfârî’yi Rebeze’ye sürmesi, kızını Mervan b. el-Hakem’le evlendirmesi ve Hz.Peygamber’in kanını heder saydığı, sütkardeşi Abdullah b Sa’d b. Ebi Serh’i Mısır’a; Abdullah b. Âmir’i de Basra’ya vali tayin etmesi de Müslümanlar arasında hoşnutsuzluğa sebebiyet vermiştir.
    6.HAFTA - MEZHEPLERE AYRILMAYA YOL AÇAN ETKENLER
    * Şehristânî, Müslümanlardaki ihtilaflar 2’dir >devlet yönetimi (hilafet) ve usûlu’d-din de.
    * İbnu’s-Sîd el-Batalyevsî ise sekiz madde sıralayarak açıkladı >Dördü >naslarda, 5. rivayet farklılıklarından, 6. hakkında sarih nas bulunmayan içtihadî konularda; 7. nesh’in olup olmadığı meselesi; 8. cenaze namazı için ezan okunup okunmaması gibi meselelerin mubah olup olmadığı konusudur.
    MEZHEP VE FIRKALARIN OLUŞMASININ SEBEPLERİ.
    DİNÎ ETKENLER
    1-Nübüvvet Nurunun Uzaklaşması
    * Emeviler döneminde Zübeyr b. Avvam’ın oğlu Abdullah Kâbe emirliği sırasında >Kâbe’yi yıktırarak Hz. İbrahim’in temelleri üzerine yeniden inşa ettirmiştir. Ancak Haccac, Kâbe’yi kuşatıp mancınıklarla aşlatmış, kuşatmadan sonra Kâbe’yi yıktırıp eskisine göre yeniden yaptırmıştır.
    2-Nasların Karakterinden Doğan Sebepler
    3-Nasların Anlaşılması Güç Mücerred Konular içermesi
    * Bazı âyetler >ALLAH’ın zatı, sıfatları, insanın iradesi ve özgürlüğü, kader, ruh, gibi soyut konuları içerir.
    > Kaza ve kaderin lüğavi yorumundaki ihtilaftan >“cebir”-“ihtiyar” görüşleri çıktı. Huruc, irca ve itizal kelimelerinin anlamı konusunda düştükleri ihtilaftan da >“emr bi’l-ma’ruf ve nehy ani’l-münker” anlayışı doğdu. Esma ve ahkâm konusunda çıkan ihtilaflardan >Mûtezile doğdu.
    4-Dine ve Dinî Naslara Yaklaşım Tarzı veya Metod Farklılığı
    * Nasların sadece zahirî anlamlarıyla anlaşılması gerektiğini ileri süren anlayış siyasî ve itikadî alanda >Haricileri, fıkhi


  16. 03.Aralık.2011, 23:15
    8
    Hüvel Baki..
    MEZHEPLERİN SAYISI
    * Yahudi ve Hıristiyanlar 71 veya 72 fırkaya ayrılmıştır. Müslümanlar da >73 fırkaya ayrılacaktır.
    * 73 rakamını hakiki anlamda kabul edenler >Ebü’l-Hüseyin el-Malatî, Abdülkâhir el-Bağdâdî,
    el-İsferâyînî, Şehristânî, Adudüddîn el-Îcî…
    > Bağdâdî, bu hadisi sahih kabul ederek >eserinin plan ve muhtevasını buna göre düzenledi.
    * 73 rakamını gerçek anlamda kullanılmadığını ve çokluğu ifade ettiğini söyleyenler >Makdisî, İbnü’l-Cevzî, Fahreddin Râzî, Celaleddin ed-Devvânî ve Şâtıbî… Genel kanaat budur.
    * Gazzâlî: 73 fırkadaki “necat bulanlardan maksat >“cehenneme gönderilmeyen ve şefaate muhtaç olmayanlardır”.
    > Gazzâlî: Cehennemde ebedî kalacaklar >Hz. Peygamber’i tekzip eden ve maslahat için yalanı caiz görenlerdir.
    * Müşteşrik Goldziher’e göre 73 sayısı >gerçek sayıyı bildirmez. Hz. Muhammed, bu sözleriyle İslâmiyet’in Yahudilik ve Hıristiyanlığa nispetle daha çok meziyetlere sahip olduğunu ifade etmek istemiştir.
    MEZHEPLERE AYRILMANIN HÜKMÜ
    1- Siyasî-Sosyal ihtilaflar
    * Tevhid: itikâdî açıdan öncelikle >ALLAH’ı zat ve sıfatlarında tek kabul etmektir.
    2- İnanç Esaslarında ihtilaflar
    * İslâmın kesin olan hükümlerinde ayrılık çıkarmak >yasaklanmıştır, haramdır.
    > Bu kesin hükümler >Cibril hadisiyle özetlenen iman esasları ile beş madde olan İslâm şartlarıdır ki bunlar usûlu’d-dini oluştururlar. >Bundan başka hakkında apaçık ayetler, hadisler yani sübutu ve delâleti kesin deliller bulunan bütün hükümler, farz veya haram oluşu kesin delillerle sabit olmuş bütün dinî meseleler de böyledir.
    * Bir konunun dine ait hüküm olduğunu kabul ettikten sonra >konunun anlaşılması doğrultusunda mahiyet ve keyfiyeti üzerinde delile dayanarak farklı görüşler ileri sürmek yasaklanmamıştır.
    * Selef âlimlerine göre özellikle itikat noktasında usûlu’d-dinde >fırka ve mezheplere ayrılmak asla caiz değildir.
    3- Fıkhî Konularda İhtilaflar
    * Bu konularda farklı görüşlere sahip olmak, mezheplere ayrılmak >muhafazakâr âlimler tarafından bile sakıncalı görülmemiştir. >Furûu’d-dindeki yani fıkhî meselelerdeki ihtilaf ve görüş ayrılıkları >ümmet için rahmettir.
    * Hz. Peygamber Muaz b. Cebel’i >Yemen’e vali olarak gönderdi. Muaz, ictihadını iyi kullanırdı.
    * Hz. Peygamber’in vefatından sonra çıkan yeni meselelerin çözümünde >Muaz b. Cebel metodu benimsendi.
    5. HAFTA - İLK İHTİLAFLAR
    * Şehristânî, Hz. Peygamberin sağlığında çıkan ihtilafların >münafıklar tarafından ortaya atıldığını belirtmiştir.
    * Şehristânî: “Bu ümmet içinde çıkan bütün şüpheler, Hz. Peygamber’in zamanındaki münafıklar tarafından ortaya atılmıştır. Çünkü Hz. Peygamber’in emrettiği ve yasakladığı konularda, onun hükmünden hoşnut olmadılar…
    > Burada Şehristânî, Hz. Peygamberi adaletsizlikle itham eden >Zü’l-Huveysıra et-Temîmî’yi örnek göstermiştir.
    > Ganimetlerin paylaşılmasında Zü’l-Huveysıra, “Ey Muhammed adaletli davran, sen adil davranmadın” dedi…
    * Uhud günü münafıklar; “...O zaman karar yetkisine sahip mi idik, karar yetkimiz olsaydı burada öldürülmüş olmazdık.. “...Bizimle kalmış olsalar ölmeyecekler ve öldürülmeyeceklerdi.”
    HZ. PEYGAMBER DÖNEMİNDE ÇIKAN İHTİLAFLAR
    1- Kalem-Kırtas Hadisesi, 2- Usâme b. Zeyd Ordusu Meselesi, 3- İmâmet-Hilafet Meselesi
    4- Hz. Peygamber’in Vefat Ettiğinden Şüpheye Düşülmesi 5- Hz. Peygamber’in Defnedileceği Yer Meselesi
    Hz. EBU BEKİR DÖNEMİNDE ÇIKAN İHTİLAFLAR
    1- Zekât Vermekten Kaçınanlar. 2- Resulullah’ın Mirası Meselesi, 3- Kur’an’ın Kitap Haline Getirilmesi Meselesi
    * Hz. Osman, Hz. Peygamber zamanında Medine’den kovulan >Hz. Peygamber’in tardettiği kişi olan Hakem b. Ümeyye’ yi Medine’ye getirdi. Ayrıca Ebû Zer el-Gıfârî’yi Rebeze’ye sürmesi, kızını Mervan b. el-Hakem’le evlendirmesi ve Hz.Peygamber’in kanını heder saydığı, sütkardeşi Abdullah b Sa’d b. Ebi Serh’i Mısır’a; Abdullah b. Âmir’i de Basra’ya vali tayin etmesi de Müslümanlar arasında hoşnutsuzluğa sebebiyet vermiştir.
    6.HAFTA - MEZHEPLERE AYRILMAYA YOL AÇAN ETKENLER
    * Şehristânî, Müslümanlardaki ihtilaflar 2’dir >devlet yönetimi (hilafet) ve usûlu’d-din de.
    * İbnu’s-Sîd el-Batalyevsî ise sekiz madde sıralayarak açıkladı >Dördü >naslarda, 5. rivayet farklılıklarından, 6. hakkında sarih nas bulunmayan içtihadî konularda; 7. nesh’in olup olmadığı meselesi; 8. cenaze namazı için ezan okunup okunmaması gibi meselelerin mubah olup olmadığı konusudur.
    MEZHEP VE FIRKALARIN OLUŞMASININ SEBEPLERİ.
    DİNÎ ETKENLER
    1-Nübüvvet Nurunun Uzaklaşması
    * Emeviler döneminde Zübeyr b. Avvam’ın oğlu Abdullah Kâbe emirliği sırasında >Kâbe’yi yıktırarak Hz. İbrahim’in temelleri üzerine yeniden inşa ettirmiştir. Ancak Haccac, Kâbe’yi kuşatıp mancınıklarla aşlatmış, kuşatmadan sonra Kâbe’yi yıktırıp eskisine göre yeniden yaptırmıştır.
    2-Nasların Karakterinden Doğan Sebepler
    3-Nasların Anlaşılması Güç Mücerred Konular içermesi
    * Bazı âyetler >ALLAH’ın zatı, sıfatları, insanın iradesi ve özgürlüğü, kader, ruh, gibi soyut konuları içerir.
    > Kaza ve kaderin lüğavi yorumundaki ihtilaftan >“cebir”-“ihtiyar” görüşleri çıktı. Huruc, irca ve itizal kelimelerinin anlamı konusunda düştükleri ihtilaftan da >“emr bi’l-ma’ruf ve nehy ani’l-münker” anlayışı doğdu. Esma ve ahkâm konusunda çıkan ihtilaflardan >Mûtezile doğdu.
    4-Dine ve Dinî Naslara Yaklaşım Tarzı veya Metod Farklılığı
    * Nasların sadece zahirî anlamlarıyla anlaşılması gerektiğini ileri süren anlayış siyasî ve itikadî alanda >Haricileri, fıkhi





+ Yorum Gönder