Konusunu Oylayın.: Meleklerin Yaratılışları Ve Özellikleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Meleklerin Yaratılışları Ve Özellikleri
  1. 03.Aralık.2011, 09:29
    1
    Misafir

    Meleklerin Yaratılışları Ve Özellikleri






    Meleklerin Yaratılışları Ve Özellikleri Mumsema Meleklerin Yaratılışları Ve Özellikleri


  2. 03.Aralık.2011, 09:29
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Aralık.2011, 09:40
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,584
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Meleklerin Yaratılışları Ve Özellikleri




    Meleklerin Yaratılışları Ve Özellikleri


    Yüce Allah buyurdu ki:

    «Rahman çocuk edindi.» dediler. Haşa... Hayır, melekler şerefli kı-lınmış kullardır.

    Allah'tan önce söz söyleyemezler. Ancak O'nun emri üzerine iş ya-parlar. Allah, onların yaptıklarım ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar, Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O'nun korkusundan titrerler. Bunlar içinde kim «Ben, Allah'tan başka bir tan-rıyım» derse, işte onu Cehennem'le cezalandırırız. Zulmedenlerin ceza-sını işte böyle veririz.» (ei-Enbîyâ,26-29.)

    «...Melekler ise, Rablerini överek teşbih eder ve yeryüzünde bulu-nanlar için Ondan bağışlanma dilerler. Gökler, nerede ise (putperestle-rin sözünden) çatlayacak. İyi bilin, Allah şüphesiz bağışlayandır, mer-hametli olandır.» <eş-Şûrâ,5.)

    «Arş'ı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, rablerini överek teşbih ederler. O'na inanırlar. Mü'minler için: «Rabbimiz! İlmin ve Rahmetin herşeyi içine almıştır, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları Cehennem'in azabından koru.» diye bağışlanma dilerler.

    «Rabbimiz! Mü'minleri ve babalarından, eşlerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy, şüphesiz güçlü olan, Hakîm olan ancak sensin» (e]-Mü'min,7-8.)

    «Putperestler eğer büyüklük taslarlarsa kendi aleyhlerinedir. Rab-binin katında bulunanlar hiç usanmadan, O'nu gece gündüz teşbih ederler.» (Fussilet,38.)

    «Katında olanlar O'na kulluk etmekten çekinmezler ve usanmaz-lar, gece gündüz bıkmadan teşbih ederler.» (ei-Enbiyâ,i9-20.)

    «Melekler şöyle derler: «Bizim herbirimizin bilinen bir makamı var-dır. Şüphesiz biz, sıra sıra duranlarız. Şüphesiz biz Allah'ı teşbih eden-leriz.» (es-Sâffât,164-166.)

    «Cebrail, Muhammed'e şöyle dedi: «Biz ancak Rabbinin buyruğuyla ineriz, geçmişimizi, geleceğimizi ve ikisinin arasındakini bilmek, O'na mahsustur. Rabbin unutkan değildir.» (Meryem,64.)

    «Oysa yaptıklarınızı bilen, değerli yazıcılar sizi gözetlemektedir-ler.» (el-lnfitâr,10-12.)

    «Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez.» (ei-Müddessir,3i.) «Melekler, her kapıdan yanlarına girip: «Sabretmenize karşılık size selam olsun, burası Dünya'nın ne güzel bir sonucudur!» derler. (er-Ra'd,22-23.)

    «Hanıd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanat-lı elçiler kılan Allah'a mahsustur. Yaratmada dilediğini artırır, doğrusu Allah, her şeye Kadir olandır.» (ei-Fâtır,ı.)

    «O gün, gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. O gün gerçek hükümdarlık Rahman'mdır. İnkarcılar için yaman bir gündür.» (el-Furkân,25-26.)

    «Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: «Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimizi görmeliyiz.» derler. Andolsun ki kendi kendilerine bü-yüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir. _Melekleri gördükleri gün, işte o gün, suçlulara iyi haber yoktur. Melekler: «İyi haber size ya-saktır yasak!» derler.» (ei-Furkân, 21-22.)

    «Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e düş-man olan kimse, inkar etmiş olur. Allah şüphesiz, inkar edenlerin düş-manıdır.» (el-Bakara,98.)

    «Ey İnananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu Cehennem ateşin-den koruyun. O'nun yakıtı, insanlar ve taşlardır. Görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir.» (et-Tahrtm,6.)

    Melekler hakkında gerçekten çok ayetler vardır. Yüce Allah, onları ibadet hususunda kuvvetli olmak, yaratılışta güçlü olmak, görünüşte güzel olmak, şekil bakımından azametli olmak ve çeşitli suretlerde zin-de olmakla nitelemektedir. Nitekim bir ayet-i kerimede yüce Rabbimiz buyurmuş ki:

    «Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti, çok sıkıldı, «Bu çetin bir gündür.» dedi. Milleti ona koşarak geldiler, daha önce kötü işler işli-yorlardı.» (Hûd,77-78.)

    Tefsirimizde bir çok âlimin de naklettiği gibi dedik ki: Melekler, Lut kavmine güzel suretli gençler olarak göründüler. Bu, onları imtihan et-mek ve denemek içindi, nihayet Lut kavminin aleyhine hüccet meydana geldi. Cenâb-ı Allah da onları güçlü ve muktedir bir zata yaraşacak şe-kilde yakaladı. Aynı şekilde Cebrail de Peygamber (s.a.v.) Efendimize çeşitli şekillere bürünerek gelirdi. Bazen Dîhye b. Halife el-Kelbî'nin kılığında, bazen bir bedevinin kılığında, bazen de kendi asli görüntü-sünde gelirdi. O'nun 600 kanadı vardı. İki kanadı arasındaki mesafe, yeryüzünün doğusu ile batısı arası kadardı. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), onu bu şekliyle iki defa görmüştü. Bir defasında gökten yere inerken, bir defasında da Cennetü'l-Me'vâ'nın yanındaki Sidretü'l-Münteha'da görmüştü. Nitekim bu husus, şu ayet-i kerimede de izah edilmektedir.

    «O'na, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir. En yüksek ufukta iken doğruluvermiş, sonra yaklaşmış ve inmiştir. Aralan iki yay aralığı kadar, belki daha da yakın oldu. Allah, o anda kulu Mu-hammed'e vahyedeceğini etti.» (on-Necm,5-i o.)

    «Andolsun ki Muhammed, Cebrail'i sınırın sonunda (Sidretü'l-Münteha) başka bir inişinde de görmüştür, orada Me'vâ Cennet'i vardır. Sidre'yi bürüyen buruyordu. Muhammedm gözü, oradan ne kaydı ne de

    Onu aştl.» (on-Nccm,13-17.)

    İsrâ sûresinde, İsrâ hadisleri meyanında da anlattığımız gibi Sidre-tü'1-Münteha, yedinci gök tabakasmdadır. Başka bir rivayette anlatıl-dığına göre altıncı gök tabakasmdadır yani kökü altınca gök tabakasın-da, dallan da yedinci gök tabakasındadur. Orada onu, Allah'ın emri bü-rüdü de bürüdü. Bir rivayette anlatıldığına göre Yüce Rabb'in nuru, onu bürümüştür. Başka bir rivayette ise onu, altından bir örtü bürümüştür. Onu müteaddid renklerde ve sayılamıyacak miktarda örtüler bürümüş-tür. Karga sürüsü gibi meleklerin onu bürüdüğü de söylenir. Anlatıldı-ğına göre onu, Allah'ın nuru bürümüştür ki o nuru hiç kimse vasfede-mez, çünkü o kadar güzel ve kıymetli bir nurdur. Bu kaviller arasında bir tezat yoktur. Çünkü bunların tamamını bir noktada toplamak müm-kündür.

    Önceki kısımlarda da anlattığımız gibi Rasûlullah (s.a.v.), miraçtan bahsederken şöyle demiştir:

    «Sonra Sidretü'l-Müııteha'ya yükseltildim. O ağacın meyveleri tes-tiler gibi idi. Yapraklan fil kulağı gibiydi. Kökünden ikisi batın, ikisi de zahir olmak üzere dört nehir çıkıyordu. Batın nehirler Cennet'tedir. Za-hir nehirlerden biri Nil, diğeri de Fırat'tır.»

    Önceki sayfalarda yerin ve yerdeki deniz ve nehirlerin yaratılışın-dan bahsederken bu konuya değişmiştik.

    Miraçla ilgili hadiste Peygamber (s.a.v.), sözüne devamla şöyle di-yor:

    «Sonra Beyt-i Ma'mur'a yükseltildim. Baktım ki ona her günde 70.000 melek giriyor, sonra onlar gidince tekrar oraya dönme sırasını bulamıyorlar. Orada İbrahim Halil (a.s.)'i, sırtını Beyt-i Ma'mur'a daya-mış halde gördüm. Beyt-i Ma'mur, yedinci kat gökte olup yerdeki Ka'be'nin hizasmdadır.»

    Süfyan-ı Sevrî ile Şube ve Ebu'l-Ahvez, Haîid b. Arare'nin şöyle de-diğini rivayet etmişlerdir: îbn Kevva, Hz. Ali'ye Beyt-i Ma'mur'u sordu. O da şu cevabı verdi;

    «Beyt-i Ma'mur, semada bir mescittir ki ona Durrah denilir, bu mes-cit, yeryüzündeki Ka'be'nin hizasmdadır. Gökteki hürmeti, yerdeki Ka'be'nin hürmeti kadardır. Her gün 70.000 melek onda namaz kılar.

    Onlar gittikten sonra tekrar gelme nöbetini elde edemezler.»

    Taberanî, îbn Abbas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bu-yurmuştur:

    «Beyt-i Ma'mur semadadır. Ona Durrah denir. Beyt-i Haramın hi-zasmdadır; Eğer gökten düşecek olursa Beyt-i Haramın üzerine düşer. Günde 70.000 melek ona girer, sonra bir daha dönüp onu göremezler. Mekke'deki Ka'be'nin hürmeti kadar, semada da onun hürmeti vardır.» Katade dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) bir gün ashabına şöyle sordu:

    - Beyt-i Ma'mur'un ne olduğunu biliyor musunuz?

    - Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler.

    - O, Ka'be hizasında olup semada bulunan bir mescittir. Eğer gök-ten yere düşecek olursa, Ka'be'nin üzerine düşer, günde 70.000 melek onda namaz kılar. Oradan çıkıp gittikten sonra artık oraya hiç dönemez-ler.»

    Dahhak'm ifadesine göre Beyt-i Ma'mur'u, mel'un İblis'in kabilesin-den olup kendisine cin denen bir melek grubu imar edip hizmetine ba-karlar. Doğrusunu Allah bilir.

    Başkalan dediler ki: Her sema tabakasında bir beyt vardır ki, me-lekler ibadetle şenlendirirler, oraya tevbe ile gelirler. Sıra halinde onu ziyaret ederler. Tıpkı yeryüzündeki Beyt-i Atik'i her sene hac ve umre için ziyaret eden kimseler gibi melekler de her vakitte onu namaz ve ta-vaf ile şenlendirirler.

    "Meğazi" kitabının baş kısmında Said b. Yahya b. Said el-Ümevî de-di ki, Mücahidin hadisinde Ebu Ubeyd bize şöyle dedi: «Harem'in kadri yüceltilmiştir. Onun kadri, yedi kat gök ve yedi kat yerde yücedir. O, on-dört beytin ondördüncüsüdür. Her sema ve yer tabakasında bir beyt vardır. Bunlar düşecek olurlarsa, üst üste düşerler. Birbirlerinin hizasındadırlar.»

    Abdullah b. Amr dedi ki: «Harem, yedi kat gökte ve yedi kat yerde hürmetlidir. Mescid-i Aksa'da yedi kat gökte ve yedi kat yerde hürmetli-dir. Nitekim şairin biri demiş ki:

    «Gökleri bina edip yükselten zat, gökte bir beyt inşa etmiştir ki, onun sütunları daha uzun ve daha sağlamdır.»

    Semadaki beytin adı, Bey tül-İzzet'tir. Oradaki meleklerin öncüsü-nün adı İsmail'dir. Şu halde Beyt-i Ma'mur'a her gün 70.000 melek gir-mekte ve sonra da oraya bir daha gelme sırasını elde edememektedirler. Bunlar yedinci kat sakinlerinden olurlar. Bu sebeple Yüce Allah buyur-muş ki: «Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez.» <el-Müddessir,31.)

    İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Zer'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    «Doğrusu ben sizin görmediğinizi görürüm, sizin işitmediğinizi işitirim. Sema, ağır yük altında ıhlayan hayvan gibi ıhlamaktadır ve ıhla-maya da hakkı vardır. Çünkü onda, dört parmaklık boş bir yer yoktur ki üzerinde secde eden bir melek bulunmasın. Eğer benim bildiklerimi bil-seydiniz az güler, çok ağlardınız. Yataklarda kadınlarla oynaşıp lezzet bulmazdınız. Yüksek yerlere çıkıp Aziz ve Celil olan Allah'a feryad edip figan ederdiniz.» Ebu Zer dedi ki: «Vallahi kesilip koparılan bîr ağaç ol-mayı çok isterdim.»

    Hafız Ebu'l-Kasım et-Taberanî, Cabir b. Abdullah'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    «Yedi kat gökte bir ayak, bir karış ve bir avuç içi kadar her yerde mutlaka kıyam halinde veya secde halinde veya rükû halinde bulunan bir melek vardır. Kıyamet gününde bunların hepsi Allah'a derler ki: «Sana hakkıyla ibadet edemedik, ancak hiç bir şeyi sana ortak koşma-dık.»

    Bu iki hadis gösteriyor ki, yedi kat gökte bulunan her yerde mutlaka melekler vardır ki, bunlar çeşitli ibadetlerle meşguldürler. Kimi kıyamda, kimi rükû halinde, kimi de secde halindedir. Kimi de başka ibadetlerle meşgujdür. Doğrusunu Allah bilir. Onlar sürekli ibadet, teş-bih, zikir ve Allah'ın emrettiği amellerle meşguldürler. Rableri katında menzil ve mertebeleri vardır. Nitekim Yüce Allah buyurmuş ki:

    «Melekler şöyle derler: «Bizim her birimizin bilinen bir makamı var-dır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz, Allah'ı teşbih edenle-riz.» (es-Sâffât,164-166.)

    Peygamber (s.a.v.) sahabelere şöyle buyurdu:

    - Meleklerin, Rableri nezdinde saf tuttukları gibi saf tutsanıza.

    - Onlar, Rablerinin nezdinde nasıl saf tutarlar?

    Birinci safn tamamlarlar ve safta sıra halinde dizilirler. Allah, bizi diğer insanlara karşı üç şey ile üstün kıldı, yeryüzünü bizim için mescit kıldı, toprağı da bizim için temizleyicidir. Saflarımızı da meleklerin saf-ları gibi yaptı. Kıyamet gününde melekler, yüce Rabbin huzuruna saflar halinde geleceklerdir. Nitekim yüce Rab buyurdu M: «Melekler sıra sıra dizilip Rabbinin buyruğu gelince.» (ei-Fecr,22.)

    «Melekler, Aziz ve Celil olan Rablerinin huzurunda kıyamet günün-de saf halinde durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kim-se konuşamıyacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.» (en-

    Nebe',38.)

    Bu ayet-i kerimede1 geçen "Ruh" kelimesi ile âdemoğulları kastedil-miştir. İbn Abbas,Hasan ve Katade böyle demişlerdir. Ruh kelimesiyle şekil bakımından ademoğullarına benzeyen bazı meleklerin kastedildi-ği de söylenmiştir, tbn Abbas, Mücahit, Ebu Salih ve Ameş böyle demiş-lerdir. Bu kelime ile Cebrail'in kastedildiği de söylenmiştir. Sabi, Said b. Cübeyr ve Dahhak böyle demişlerdir. Ruh kelimesi ile bir meleğin kastedildiği söylenmiştir ki bu melek, bütün mahlukatm büyüklüğüncedir. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas'ın böyle dediğini rivayet etmiştir. İbn Ab-bas'a göre kıyamet gününde meleklerin en iri cüsseli olanı mahşer yeri-ne gelecektir ki, ona Ruh denilir.

    İbn Cerir, îbn Mesud'un şöyle dediğim rivayet etmiştir: «Ruh, dör-düncü gök tabakasmdadır ki o, göklerden de, dağlardan da ve bütün me-leklerden de büyüktür*. Günde 12.000 defa teşbih getirir, Allah onun her teşbihinden bir melek yaratır ve o melekler, kıyamet gününde bir tek melek safına bedeldir.» Bu, cidden garip bir sözdür.

    Taberanî, Abdullah b. Abbas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    «Allah'ın bir meleği vardır ki ona; "Göklerle yerleri bir lokma halin-de yut." denirse bunu yapar. O'nun teşbihi şöyledir: «Ey Rabbim, her ne-rede olursan ol, sen noksanlıklardan münezzeh ve yücesin.» Bu hadis te cidden gariptir, mevkuf olabilir.

    Arş'ı yüklenen meleklerin evsafım anlatırken Cabir b. Abdullah'tan şöyle bir rivayette bulunmuştuk: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: «Arş'ı yüklenen Allah'ın meleklerinden biri hakkında konuşmam için bana izin verildi: O meleğin kulak yumuşağı ile omuzu arasındaki mesafe, 700 senelik yoldur.» Bu hadisi, Ebu Davud rivayet etmiştir. İbn Ebi Ha-tim'den gelen bir rivayette ise şöyle denilmiştir:

    «O meleğin kulak yumaşağı ile omuzu arasındaki mesafe, bir kuşun 700 senede uçabileceği kadardır.»

    Cebrail'in evsafı hakkında çok şeyler söylenmiştir. Yüce Allah bu-yurdu ki: «Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Allah öğretmiştir.»

    (en-Necm,5.)

    Anlatıldığına göre Cebrail, o kadar güçlü ve kuvvetliynıiş ki,Meda-yin şehrini Lut kavminin üstüne kaldırmıştır. Onlar, içindeki ümmet-lerle birlikte yedi kavim idiler ve 400.000'e yakın kişiydiler. Ayrıca bera-berlerinde diğer canlılar ve hayvanlar vardı. Medayin şehrinde bir çok araziler, imaretler ve mahalleler vardı. Cebrail, bütün bunları kanadı-nın ucu ile tutup kaldırmış, göklerin ucuna kadar yükseltmişti. Öyleki göklerdeki melekler, Medayin şehrinde uluyan köpeklerin ve öten ho-rozların seslerim işitmişlerdi Sonra bu şehri ters çevirmiş, altını üstü-ne getirmişti. İşte Cebrail, böylesine güçlü ve kuvvetli bir melektir. Ceb-rail, güzel yaratılışa sahip yüce bir melektir. Nitekim başka bir ayet-i kerimede Cenâb-ı Allah, Kur'ân-ı Kerîm'den bahsederken şöyle buyur-muştur: «Bu Kur'an, şereûi bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.» (et-Tekvîr,19.)


  4. 03.Aralık.2011, 09:40
    2
    Moderatör



    Meleklerin Yaratılışları Ve Özellikleri


    Yüce Allah buyurdu ki:

    «Rahman çocuk edindi.» dediler. Haşa... Hayır, melekler şerefli kı-lınmış kullardır.

    Allah'tan önce söz söyleyemezler. Ancak O'nun emri üzerine iş ya-parlar. Allah, onların yaptıklarım ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar, Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler. O'nun korkusundan titrerler. Bunlar içinde kim «Ben, Allah'tan başka bir tan-rıyım» derse, işte onu Cehennem'le cezalandırırız. Zulmedenlerin ceza-sını işte böyle veririz.» (ei-Enbîyâ,26-29.)

    «...Melekler ise, Rablerini överek teşbih eder ve yeryüzünde bulu-nanlar için Ondan bağışlanma dilerler. Gökler, nerede ise (putperestle-rin sözünden) çatlayacak. İyi bilin, Allah şüphesiz bağışlayandır, mer-hametli olandır.» <eş-Şûrâ,5.)

    «Arş'ı yüklenen ve çevresinde bulunanlar, rablerini överek teşbih ederler. O'na inanırlar. Mü'minler için: «Rabbimiz! İlmin ve Rahmetin herşeyi içine almıştır, tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları Cehennem'in azabından koru.» diye bağışlanma dilerler.

    «Rabbimiz! Mü'minleri ve babalarından, eşlerinden, soylarından iyi olanları, kendilerine söz verdiğin Adn Cennetlerine koy, şüphesiz güçlü olan, Hakîm olan ancak sensin» (e]-Mü'min,7-8.)

    «Putperestler eğer büyüklük taslarlarsa kendi aleyhlerinedir. Rab-binin katında bulunanlar hiç usanmadan, O'nu gece gündüz teşbih ederler.» (Fussilet,38.)

    «Katında olanlar O'na kulluk etmekten çekinmezler ve usanmaz-lar, gece gündüz bıkmadan teşbih ederler.» (ei-Enbiyâ,i9-20.)

    «Melekler şöyle derler: «Bizim herbirimizin bilinen bir makamı var-dır. Şüphesiz biz, sıra sıra duranlarız. Şüphesiz biz Allah'ı teşbih eden-leriz.» (es-Sâffât,164-166.)

    «Cebrail, Muhammed'e şöyle dedi: «Biz ancak Rabbinin buyruğuyla ineriz, geçmişimizi, geleceğimizi ve ikisinin arasındakini bilmek, O'na mahsustur. Rabbin unutkan değildir.» (Meryem,64.)

    «Oysa yaptıklarınızı bilen, değerli yazıcılar sizi gözetlemektedir-ler.» (el-lnfitâr,10-12.)

    «Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez.» (ei-Müddessir,3i.) «Melekler, her kapıdan yanlarına girip: «Sabretmenize karşılık size selam olsun, burası Dünya'nın ne güzel bir sonucudur!» derler. (er-Ra'd,22-23.)

    «Hanıd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri ikişer, üçer, dörder kanat-lı elçiler kılan Allah'a mahsustur. Yaratmada dilediğini artırır, doğrusu Allah, her şeye Kadir olandır.» (ei-Fâtır,ı.)

    «O gün, gök beyaz bulutlar halinde parçalanacak ve melekler bölük bölük indirilecektir. O gün gerçek hükümdarlık Rahman'mdır. İnkarcılar için yaman bir gündür.» (el-Furkân,25-26.)

    «Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: «Bize ya melekler indirilmeli, ya da Rabbimizi görmeliyiz.» derler. Andolsun ki kendi kendilerine bü-yüklenmişler, azgınlıkta pek ileri gitmişlerdir. _Melekleri gördükleri gün, işte o gün, suçlulara iyi haber yoktur. Melekler: «İyi haber size ya-saktır yasak!» derler.» (ei-Furkân, 21-22.)

    «Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e düş-man olan kimse, inkar etmiş olur. Allah şüphesiz, inkar edenlerin düş-manıdır.» (el-Bakara,98.)

    «Ey İnananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu Cehennem ateşin-den koruyun. O'nun yakıtı, insanlar ve taşlardır. Görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir.» (et-Tahrtm,6.)

    Melekler hakkında gerçekten çok ayetler vardır. Yüce Allah, onları ibadet hususunda kuvvetli olmak, yaratılışta güçlü olmak, görünüşte güzel olmak, şekil bakımından azametli olmak ve çeşitli suretlerde zin-de olmakla nitelemektedir. Nitekim bir ayet-i kerimede yüce Rabbimiz buyurmuş ki:

    «Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti, çok sıkıldı, «Bu çetin bir gündür.» dedi. Milleti ona koşarak geldiler, daha önce kötü işler işli-yorlardı.» (Hûd,77-78.)

    Tefsirimizde bir çok âlimin de naklettiği gibi dedik ki: Melekler, Lut kavmine güzel suretli gençler olarak göründüler. Bu, onları imtihan et-mek ve denemek içindi, nihayet Lut kavminin aleyhine hüccet meydana geldi. Cenâb-ı Allah da onları güçlü ve muktedir bir zata yaraşacak şe-kilde yakaladı. Aynı şekilde Cebrail de Peygamber (s.a.v.) Efendimize çeşitli şekillere bürünerek gelirdi. Bazen Dîhye b. Halife el-Kelbî'nin kılığında, bazen bir bedevinin kılığında, bazen de kendi asli görüntü-sünde gelirdi. O'nun 600 kanadı vardı. İki kanadı arasındaki mesafe, yeryüzünün doğusu ile batısı arası kadardı. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.), onu bu şekliyle iki defa görmüştü. Bir defasında gökten yere inerken, bir defasında da Cennetü'l-Me'vâ'nın yanındaki Sidretü'l-Münteha'da görmüştü. Nitekim bu husus, şu ayet-i kerimede de izah edilmektedir.

    «O'na, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Cebrail öğretmiştir. En yüksek ufukta iken doğruluvermiş, sonra yaklaşmış ve inmiştir. Aralan iki yay aralığı kadar, belki daha da yakın oldu. Allah, o anda kulu Mu-hammed'e vahyedeceğini etti.» (on-Necm,5-i o.)

    «Andolsun ki Muhammed, Cebrail'i sınırın sonunda (Sidretü'l-Münteha) başka bir inişinde de görmüştür, orada Me'vâ Cennet'i vardır. Sidre'yi bürüyen buruyordu. Muhammedm gözü, oradan ne kaydı ne de

    Onu aştl.» (on-Nccm,13-17.)

    İsrâ sûresinde, İsrâ hadisleri meyanında da anlattığımız gibi Sidre-tü'1-Münteha, yedinci gök tabakasmdadır. Başka bir rivayette anlatıl-dığına göre altıncı gök tabakasmdadır yani kökü altınca gök tabakasın-da, dallan da yedinci gök tabakasındadur. Orada onu, Allah'ın emri bü-rüdü de bürüdü. Bir rivayette anlatıldığına göre Yüce Rabb'in nuru, onu bürümüştür. Başka bir rivayette ise onu, altından bir örtü bürümüştür. Onu müteaddid renklerde ve sayılamıyacak miktarda örtüler bürümüş-tür. Karga sürüsü gibi meleklerin onu bürüdüğü de söylenir. Anlatıldı-ğına göre onu, Allah'ın nuru bürümüştür ki o nuru hiç kimse vasfede-mez, çünkü o kadar güzel ve kıymetli bir nurdur. Bu kaviller arasında bir tezat yoktur. Çünkü bunların tamamını bir noktada toplamak müm-kündür.

    Önceki kısımlarda da anlattığımız gibi Rasûlullah (s.a.v.), miraçtan bahsederken şöyle demiştir:

    «Sonra Sidretü'l-Müııteha'ya yükseltildim. O ağacın meyveleri tes-tiler gibi idi. Yapraklan fil kulağı gibiydi. Kökünden ikisi batın, ikisi de zahir olmak üzere dört nehir çıkıyordu. Batın nehirler Cennet'tedir. Za-hir nehirlerden biri Nil, diğeri de Fırat'tır.»

    Önceki sayfalarda yerin ve yerdeki deniz ve nehirlerin yaratılışın-dan bahsederken bu konuya değişmiştik.

    Miraçla ilgili hadiste Peygamber (s.a.v.), sözüne devamla şöyle di-yor:

    «Sonra Beyt-i Ma'mur'a yükseltildim. Baktım ki ona her günde 70.000 melek giriyor, sonra onlar gidince tekrar oraya dönme sırasını bulamıyorlar. Orada İbrahim Halil (a.s.)'i, sırtını Beyt-i Ma'mur'a daya-mış halde gördüm. Beyt-i Ma'mur, yedinci kat gökte olup yerdeki Ka'be'nin hizasmdadır.»

    Süfyan-ı Sevrî ile Şube ve Ebu'l-Ahvez, Haîid b. Arare'nin şöyle de-diğini rivayet etmişlerdir: îbn Kevva, Hz. Ali'ye Beyt-i Ma'mur'u sordu. O da şu cevabı verdi;

    «Beyt-i Ma'mur, semada bir mescittir ki ona Durrah denilir, bu mes-cit, yeryüzündeki Ka'be'nin hizasmdadır. Gökteki hürmeti, yerdeki Ka'be'nin hürmeti kadardır. Her gün 70.000 melek onda namaz kılar.

    Onlar gittikten sonra tekrar gelme nöbetini elde edemezler.»

    Taberanî, îbn Abbas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle bu-yurmuştur:

    «Beyt-i Ma'mur semadadır. Ona Durrah denir. Beyt-i Haramın hi-zasmdadır; Eğer gökten düşecek olursa Beyt-i Haramın üzerine düşer. Günde 70.000 melek ona girer, sonra bir daha dönüp onu göremezler. Mekke'deki Ka'be'nin hürmeti kadar, semada da onun hürmeti vardır.» Katade dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.) bir gün ashabına şöyle sordu:

    - Beyt-i Ma'mur'un ne olduğunu biliyor musunuz?

    - Allah ve Rasûlü daha iyi bilirler.

    - O, Ka'be hizasında olup semada bulunan bir mescittir. Eğer gök-ten yere düşecek olursa, Ka'be'nin üzerine düşer, günde 70.000 melek onda namaz kılar. Oradan çıkıp gittikten sonra artık oraya hiç dönemez-ler.»

    Dahhak'm ifadesine göre Beyt-i Ma'mur'u, mel'un İblis'in kabilesin-den olup kendisine cin denen bir melek grubu imar edip hizmetine ba-karlar. Doğrusunu Allah bilir.

    Başkalan dediler ki: Her sema tabakasında bir beyt vardır ki, me-lekler ibadetle şenlendirirler, oraya tevbe ile gelirler. Sıra halinde onu ziyaret ederler. Tıpkı yeryüzündeki Beyt-i Atik'i her sene hac ve umre için ziyaret eden kimseler gibi melekler de her vakitte onu namaz ve ta-vaf ile şenlendirirler.

    "Meğazi" kitabının baş kısmında Said b. Yahya b. Said el-Ümevî de-di ki, Mücahidin hadisinde Ebu Ubeyd bize şöyle dedi: «Harem'in kadri yüceltilmiştir. Onun kadri, yedi kat gök ve yedi kat yerde yücedir. O, on-dört beytin ondördüncüsüdür. Her sema ve yer tabakasında bir beyt vardır. Bunlar düşecek olurlarsa, üst üste düşerler. Birbirlerinin hizasındadırlar.»

    Abdullah b. Amr dedi ki: «Harem, yedi kat gökte ve yedi kat yerde hürmetlidir. Mescid-i Aksa'da yedi kat gökte ve yedi kat yerde hürmetli-dir. Nitekim şairin biri demiş ki:

    «Gökleri bina edip yükselten zat, gökte bir beyt inşa etmiştir ki, onun sütunları daha uzun ve daha sağlamdır.»

    Semadaki beytin adı, Bey tül-İzzet'tir. Oradaki meleklerin öncüsü-nün adı İsmail'dir. Şu halde Beyt-i Ma'mur'a her gün 70.000 melek gir-mekte ve sonra da oraya bir daha gelme sırasını elde edememektedirler. Bunlar yedinci kat sakinlerinden olurlar. Bu sebeple Yüce Allah buyur-muş ki: «Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez.» <el-Müddessir,31.)

    İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Zer'den rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    «Doğrusu ben sizin görmediğinizi görürüm, sizin işitmediğinizi işitirim. Sema, ağır yük altında ıhlayan hayvan gibi ıhlamaktadır ve ıhla-maya da hakkı vardır. Çünkü onda, dört parmaklık boş bir yer yoktur ki üzerinde secde eden bir melek bulunmasın. Eğer benim bildiklerimi bil-seydiniz az güler, çok ağlardınız. Yataklarda kadınlarla oynaşıp lezzet bulmazdınız. Yüksek yerlere çıkıp Aziz ve Celil olan Allah'a feryad edip figan ederdiniz.» Ebu Zer dedi ki: «Vallahi kesilip koparılan bîr ağaç ol-mayı çok isterdim.»

    Hafız Ebu'l-Kasım et-Taberanî, Cabir b. Abdullah'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    «Yedi kat gökte bir ayak, bir karış ve bir avuç içi kadar her yerde mutlaka kıyam halinde veya secde halinde veya rükû halinde bulunan bir melek vardır. Kıyamet gününde bunların hepsi Allah'a derler ki: «Sana hakkıyla ibadet edemedik, ancak hiç bir şeyi sana ortak koşma-dık.»

    Bu iki hadis gösteriyor ki, yedi kat gökte bulunan her yerde mutlaka melekler vardır ki, bunlar çeşitli ibadetlerle meşguldürler. Kimi kıyamda, kimi rükû halinde, kimi de secde halindedir. Kimi de başka ibadetlerle meşgujdür. Doğrusunu Allah bilir. Onlar sürekli ibadet, teş-bih, zikir ve Allah'ın emrettiği amellerle meşguldürler. Rableri katında menzil ve mertebeleri vardır. Nitekim Yüce Allah buyurmuş ki:

    «Melekler şöyle derler: «Bizim her birimizin bilinen bir makamı var-dır. Şüphesiz biz sıra sıra duranlarız, şüphesiz biz, Allah'ı teşbih edenle-riz.» (es-Sâffât,164-166.)

    Peygamber (s.a.v.) sahabelere şöyle buyurdu:

    - Meleklerin, Rableri nezdinde saf tuttukları gibi saf tutsanıza.

    - Onlar, Rablerinin nezdinde nasıl saf tutarlar?

    Birinci safn tamamlarlar ve safta sıra halinde dizilirler. Allah, bizi diğer insanlara karşı üç şey ile üstün kıldı, yeryüzünü bizim için mescit kıldı, toprağı da bizim için temizleyicidir. Saflarımızı da meleklerin saf-ları gibi yaptı. Kıyamet gününde melekler, yüce Rabbin huzuruna saflar halinde geleceklerdir. Nitekim yüce Rab buyurdu M: «Melekler sıra sıra dizilip Rabbinin buyruğu gelince.» (ei-Fecr,22.)

    «Melekler, Aziz ve Celil olan Rablerinin huzurunda kıyamet günün-de saf halinde durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kim-se konuşamıyacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.» (en-

    Nebe',38.)

    Bu ayet-i kerimede1 geçen "Ruh" kelimesi ile âdemoğulları kastedil-miştir. İbn Abbas,Hasan ve Katade böyle demişlerdir. Ruh kelimesiyle şekil bakımından ademoğullarına benzeyen bazı meleklerin kastedildi-ği de söylenmiştir, tbn Abbas, Mücahit, Ebu Salih ve Ameş böyle demiş-lerdir. Bu kelime ile Cebrail'in kastedildiği de söylenmiştir. Sabi, Said b. Cübeyr ve Dahhak böyle demişlerdir. Ruh kelimesi ile bir meleğin kastedildiği söylenmiştir ki bu melek, bütün mahlukatm büyüklüğüncedir. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas'ın böyle dediğini rivayet etmiştir. İbn Ab-bas'a göre kıyamet gününde meleklerin en iri cüsseli olanı mahşer yeri-ne gelecektir ki, ona Ruh denilir.

    İbn Cerir, îbn Mesud'un şöyle dediğim rivayet etmiştir: «Ruh, dör-düncü gök tabakasmdadır ki o, göklerden de, dağlardan da ve bütün me-leklerden de büyüktür*. Günde 12.000 defa teşbih getirir, Allah onun her teşbihinden bir melek yaratır ve o melekler, kıyamet gününde bir tek melek safına bedeldir.» Bu, cidden garip bir sözdür.

    Taberanî, Abdullah b. Abbas'tan rivayet etti ki, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

    «Allah'ın bir meleği vardır ki ona; "Göklerle yerleri bir lokma halin-de yut." denirse bunu yapar. O'nun teşbihi şöyledir: «Ey Rabbim, her ne-rede olursan ol, sen noksanlıklardan münezzeh ve yücesin.» Bu hadis te cidden gariptir, mevkuf olabilir.

    Arş'ı yüklenen meleklerin evsafım anlatırken Cabir b. Abdullah'tan şöyle bir rivayette bulunmuştuk: Rasûlullah (s.a.v.) buyurdu ki: «Arş'ı yüklenen Allah'ın meleklerinden biri hakkında konuşmam için bana izin verildi: O meleğin kulak yumuşağı ile omuzu arasındaki mesafe, 700 senelik yoldur.» Bu hadisi, Ebu Davud rivayet etmiştir. İbn Ebi Ha-tim'den gelen bir rivayette ise şöyle denilmiştir:

    «O meleğin kulak yumaşağı ile omuzu arasındaki mesafe, bir kuşun 700 senede uçabileceği kadardır.»

    Cebrail'in evsafı hakkında çok şeyler söylenmiştir. Yüce Allah bu-yurdu ki: «Ona, çetin kuvvetlere sahip ve güçlü olan Allah öğretmiştir.»

    (en-Necm,5.)

    Anlatıldığına göre Cebrail, o kadar güçlü ve kuvvetliynıiş ki,Meda-yin şehrini Lut kavminin üstüne kaldırmıştır. Onlar, içindeki ümmet-lerle birlikte yedi kavim idiler ve 400.000'e yakın kişiydiler. Ayrıca bera-berlerinde diğer canlılar ve hayvanlar vardı. Medayin şehrinde bir çok araziler, imaretler ve mahalleler vardı. Cebrail, bütün bunları kanadı-nın ucu ile tutup kaldırmış, göklerin ucuna kadar yükseltmişti. Öyleki göklerdeki melekler, Medayin şehrinde uluyan köpeklerin ve öten ho-rozların seslerim işitmişlerdi Sonra bu şehri ters çevirmiş, altını üstü-ne getirmişti. İşte Cebrail, böylesine güçlü ve kuvvetli bir melektir. Ceb-rail, güzel yaratılışa sahip yüce bir melektir. Nitekim başka bir ayet-i kerimede Cenâb-ı Allah, Kur'ân-ı Kerîm'den bahsederken şöyle buyur-muştur: «Bu Kur'an, şereûi bir elçinin (Cebrail'in) getirdiği sözdür.» (et-Tekvîr,19.)


  5. 18.Aralık.2012, 13:32
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Meleklerin Yaratılışları Ve Özellikleri

    Meleklerin özellikleri nelerdir?
    meleklerin özellikleri nedir
    meleklerin özellikleri nelerdir maddeler halinde

    Melekleri diğer varlıklardan ayıran özellikler şu şekilde özetlenebilir: a) Melekler nurdan yaratılmış, yemek, içmek, erkeklik, dişilik, evlenmek, uyumak, yorulmak, gençlik, ihtiyarlık gibi fiillerden ve özelliklerden arınmış nuranî varlıklardır. Bir ayette şöyle buyrulur: “O’nun katındaki melekler kendisine ibadet etmekten, ne çekinirler ne de yorulurlar. Gece gündüz Allah’ı tesbih ederler ve usanmazlar.” (Enbiya 21/19-20) b) Melekler Allah’a isyan etmezler. Bir ayette şöyle buyrulur: “Melekler kendilerine her şekilde hâkim ve üstün olan Rablerinden korkarak ne emrolunursa onu yaparlar.” (Nahl, 16/50) c) Melekler kanatlı, son derece süratli, güçlü ve kuvvetli varlıklardır (Fâtır, 35/1; Hakka, 69/17; Meâric 30/4). d) Melekler Allah’ın izniyle çeşitli şekil ve kılıklara bürünebilir. Nitekim Cebrail bazen Hz. Peygamber (s.a.s.)’e ashaptan Dıhye suretinde görünmüştür. Yine, söz gelimi, Cebrail Meryem validemize bir insan şeklinde görünmüştür (Meryem, 19/16-17).



  6. 18.Aralık.2012, 13:32
    3
    Moderatör
    Meleklerin özellikleri nelerdir?
    meleklerin özellikleri nedir
    meleklerin özellikleri nelerdir maddeler halinde

    Melekleri diğer varlıklardan ayıran özellikler şu şekilde özetlenebilir: a) Melekler nurdan yaratılmış, yemek, içmek, erkeklik, dişilik, evlenmek, uyumak, yorulmak, gençlik, ihtiyarlık gibi fiillerden ve özelliklerden arınmış nuranî varlıklardır. Bir ayette şöyle buyrulur: “O’nun katındaki melekler kendisine ibadet etmekten, ne çekinirler ne de yorulurlar. Gece gündüz Allah’ı tesbih ederler ve usanmazlar.” (Enbiya 21/19-20) b) Melekler Allah’a isyan etmezler. Bir ayette şöyle buyrulur: “Melekler kendilerine her şekilde hâkim ve üstün olan Rablerinden korkarak ne emrolunursa onu yaparlar.” (Nahl, 16/50) c) Melekler kanatlı, son derece süratli, güçlü ve kuvvetli varlıklardır (Fâtır, 35/1; Hakka, 69/17; Meâric 30/4). d) Melekler Allah’ın izniyle çeşitli şekil ve kılıklara bürünebilir. Nitekim Cebrail bazen Hz. Peygamber (s.a.s.)’e ashaptan Dıhye suretinde görünmüştür. Yine, söz gelimi, Cebrail Meryem validemize bir insan şeklinde görünmüştür (Meryem, 19/16-17).






+ Yorum Gönder