Konusunu Oylayın.: Mezheplerin Kur'an hakkında ihtilafları nelerdir ?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mezheplerin Kur'an hakkında ihtilafları nelerdir ?
  1. 03.Aralık.2011, 06:51
    1
    Misafir

    Mezheplerin Kur'an hakkında ihtilafları nelerdir ?

  2. 29.Aralık.2011, 14:02
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mezheplerin Kur'an hakkında ihtilafları nelerdir ?




    Mezhepler arasındaki ihtilaf, daha çok zarurî olmayan, içtihada dayalı teorik konular için söz konusudur. Bu da genellikle, ayet ve hadislerin farklı algılanmasından kaynaklanmaktadır. Ehl-i sünnet, Kur’an ve hadisleri dayanak göstererek yanlışa düşen bir kısım batıl görüş sahiplerine kafir demeyi uygun görmemişler. Çünkü, ne de olsa ehl-i kıbledir, demişler ve hadiste ehl-i kıbleyi tekfir etmemeyi ön gören talimatı esas almışlardır.(bk. Buharî, salat, 28)
    Bu ayrılıklar, çeşitli sebeblerden ileri gelir. Kur`an`da hüküm ifade eden âyetleri (ki bunlara, nass denir) anlayış, herkes için başka başka olabilir. Zira nassların, usûl-i fıkıhta beyan edildiği üzere, pek çok kısımları vardır: Hafî, mücmel, sarîh, kinâye, mecaz, hakikat, mutlak - mukayyed, hâs - âmm gibi. Bu yüzden müctehidlerin aynı nassı anlayışları farklı farklı olmaktadır.
    Ayrıca, hadîslerin de nevileri, çeşitleri vardır; mütevâtir, meşhûr, haber-i vâhid, mürsel, muttasıl, münkatı` gibi. Bu hadîsleri delîl olarak kullanma konusunda da müctehidler ihtilâf etmişlerdir. Bunun neticesinde de farklı görüşler ortaya çıkmıştır.
    Meselâ, Hanefîler hadîsler konusunda titiz davranır. Haber-i vâhidi (Tek sahâbenin rivâyet ettiği hadîsi) delil olarak kabûl etmezler. Şâfiîler ise, haber-i vâhidi kabûl eder ve onu Kıyâs`a tercih ederler. Hanefîler mürsel hadîsi alır, Şâfiîler almazlar.
    İşte bu gibi delillerdeki ihtilâf ve kabûl edilen delilleri de farklı anlayış, müctehidlerin aynı mes`elede farklı hükümler vermelerine sebeb olmuştur. Fetva verilen beldenin örf ve âdetleri de, müctehidlerin yaptıkları ictihadlara te`sir etmiştir.
    “Bir hâkim, verdiği hükümle ilgili yaptığı içtihadında isabet etse iki sevap, hata etse bir sevap kazanır.” (İbn Mace, Ahkam,3)
    mealindeki hadis, bu konuya ışık tutmaktadır.


  3. 29.Aralık.2011, 14:02
    2
    Editör



    Mezhepler arasındaki ihtilaf, daha çok zarurî olmayan, içtihada dayalı teorik konular için söz konusudur. Bu da genellikle, ayet ve hadislerin farklı algılanmasından kaynaklanmaktadır. Ehl-i sünnet, Kur’an ve hadisleri dayanak göstererek yanlışa düşen bir kısım batıl görüş sahiplerine kafir demeyi uygun görmemişler. Çünkü, ne de olsa ehl-i kıbledir, demişler ve hadiste ehl-i kıbleyi tekfir etmemeyi ön gören talimatı esas almışlardır.(bk. Buharî, salat, 28)
    Bu ayrılıklar, çeşitli sebeblerden ileri gelir. Kur`an`da hüküm ifade eden âyetleri (ki bunlara, nass denir) anlayış, herkes için başka başka olabilir. Zira nassların, usûl-i fıkıhta beyan edildiği üzere, pek çok kısımları vardır: Hafî, mücmel, sarîh, kinâye, mecaz, hakikat, mutlak - mukayyed, hâs - âmm gibi. Bu yüzden müctehidlerin aynı nassı anlayışları farklı farklı olmaktadır.
    Ayrıca, hadîslerin de nevileri, çeşitleri vardır; mütevâtir, meşhûr, haber-i vâhid, mürsel, muttasıl, münkatı` gibi. Bu hadîsleri delîl olarak kullanma konusunda da müctehidler ihtilâf etmişlerdir. Bunun neticesinde de farklı görüşler ortaya çıkmıştır.
    Meselâ, Hanefîler hadîsler konusunda titiz davranır. Haber-i vâhidi (Tek sahâbenin rivâyet ettiği hadîsi) delil olarak kabûl etmezler. Şâfiîler ise, haber-i vâhidi kabûl eder ve onu Kıyâs`a tercih ederler. Hanefîler mürsel hadîsi alır, Şâfiîler almazlar.
    İşte bu gibi delillerdeki ihtilâf ve kabûl edilen delilleri de farklı anlayış, müctehidlerin aynı mes`elede farklı hükümler vermelerine sebeb olmuştur. Fetva verilen beldenin örf ve âdetleri de, müctehidlerin yaptıkları ictihadlara te`sir etmiştir.
    “Bir hâkim, verdiği hükümle ilgili yaptığı içtihadında isabet etse iki sevap, hata etse bir sevap kazanır.” (İbn Mace, Ahkam,3)
    mealindeki hadis, bu konuya ışık tutmaktadır.





+ Yorum Gönder