Konusunu Oylayın.: Tasavvufta Rabıta Şirki nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Tasavvufta Rabıta Şirki nedir?
  1. 02.Aralık.2011, 17:23
    1
    Misafir

    Tasavvufta Rabıta Şirki nedir?

  2. 15.Aralık.2011, 10:01
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Tasavvufta Rabıta Şirki nedir?






    İSLAMDA OLAN RABITA İLE OLMAYAN RABITA

    Bağlantı, bağlantı vasıtası, bağlılık, tutarlılık, tertip, düzen, bağ, münâsebet, ilgi; müridin, şeyhini düşünerek, kalbinden dünya ile ilgili şeyleri çıkarması, şeyhi vasıtasiyle Hz. Peygamber (s.a.s)'e ve Allah'a kalbini bağlaması anlamında bir tasavvufî terim. "Rabıta" Arapça bir kelime olup, "r-b-t" kökünden türemiş bir isimdir. Çoğulu "revâtib"dir.
    Kur'an'da "rabıta" kelimesi geçmemekle beraber, kökü olan "r.b.t" mazi fiili iki yerde, muzarisi olan "yerbitü" bir yerde, emri çoğul olarak "râbitü" şeklinde bir yerde ve aynı kökten gelen "ribât" ismi de bir yerde geçmektedir (Kehf, 18/14; el-Kasas 28/10; el-Enfâl 8/11; Âl-i İmran 3/200; el-Enfâl 8/60).
    Bütün bu ayetlerde geçen bu kelimeler, birbirlerine yakın manalar ifâde etmektedirler. Hemen hemen hepsinde "bağ, bağlantı, bağlılık" manaları için kullanılmışlardır:
    (Ashabı Kehf'in) kalplerini (sabır ve metânetle) bağla(yıp kuvvetlendir)miştik" (el-Kehf, 18/14);
    "Musâ'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı. Eğer biz (va'dimize) inananlardan olması için onun kalbini iyice pekiştirmemiş (sabır ve sükûnete bağlamamış) olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı" (el-Kasas, 28/ 10).
    "O zaman sizi, Allah'tan bir güven almak üzere hafif bir uyku bürüyordu; üzerinize sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (içinize attığı kötü düşünceleri) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı pekiştirmek için üzerinize gökten bir su indiriyordu " (el-Enfâl, 8/ I 1).
    Bu ayetlerde geçen "r.b.t" kelimesi, insanı sabır, sükûnet ve metanette sabit kılmak, ona bu duyguyu vererek itmi'nana kavuşturmak demektir (ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Kâhire 1977, IV, 216; el-Beydâvî, el-Envâr, Mısır 1955, II, 3).
    Bazen de, "ribât" kelimesi, bağlanıp beslenen atlar (savaş araçları) manasını ifâde etmektedir:
    "Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihat için bağlanıp beslenen atlar (savaş araçları) hazırlayın. Bununla Allahın düşmanını, sizin düşmanlarınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız, tam olarak size ödenir ve hiç haksızlığa uğratılmazsınız" (el-Enfâl, 8/60).
    "Râbitü" şeklindeki emrin bulunduğu ayetin meâli de şöyledir:
    "Ey iman edenler, sabredin; direnip (düşman karşısında) sebât gösterin; üstün gelin; cihat için hazır ve rabıtalı olun" (Âl-i İmran, 3/200).
    Bu ayette söz konusu olan "rabıta''nın ne demek olduğu hususunda alimlerin farklı yorumları vardır. Alimlerin bu husustaki değişik tariflerini şöyle sıralamamız mümkündür:
    1- Atlarla saf bağlayıp tam bir irtibat halinde düşmana karşı durmak.
    2- Düşman hudutlarındaki karakolları beklemek.
    3- Allah düşmanlarının saldırısını önlemek için nöbet beklemek.
    4- Bir namazdan sonra diğer namazı beklemek (et-Taberi, Camiul-Beyân on Te'vili Ayetil-Kur'an, Mısır 1954, IV, 221 v.d.; el-Kurtubî, el-Camiuli Ahkamil-Kur'an, Mısır 1967, IV, 323 vd.; er-Razî, et-Tefsirul-Kebir, IX, 156).
    Bazıları da bu ayette kastedilen rabıtanın tasavvufî manada olduğunu söylemişlerdir (Muhammed Vehbi, Hulâsetul-Beyân fi Tefsiril-Kur'an, Şehzadebaşı 1341-1343, III, 289).
    Mutasavvıflar rabıta'yı, müridin şeyhini düşünerek kalbinden dünya ile ilgili şeyleri çıkarması, şeyhi vasıtası ile Hz. Peygamber (s.a.s)'e ve Allah'a kalbini bağlaması şeklinde anlamışlardır. Hemen hemen bütün tarikatlarda rabıta vardır. Bilhassa Nakşibendiyyenin ıstılahlarındandır. Tarikat ehli, rabıtayı ayet ve hadise dayandırmaktadır. Onlara göre, "sadıklarla birlikte olun" (et-Tevbe, 9/119) gibi ayetler ve "kişi sevdiğiyle beraberdir" (Buharî, Edeb; 96; Müslim, Birr, 165; Tirmizî, Zühd, 50) gibi hadisler, rabıtanın caiz olduğunu göstermektedir (Süleyman Uludaş, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1991, Rabıta mad.).
    Tasavvufta, kişi doğrudan doğruya Allah'ı düşünür, bir nevi Allah ile manevi bir bağ kurar ve hep O'nunla beraber olduğunu tasavvur eder. Bu şekilde manevi bir bağ kuramazsa, bağlı bulunduğu mürşidini düşünür. Onun bağlı bulunduğu şeyhlerin silsilesi ile Hz. Muhammed (s.a.s)'e ulaşır. O'nun vasıtası ile de Allah'a ulaşır ve O'nunla manevi bağ kurar. Tasavvuftaki rabıta, bu şekilde dolaylı yoldan Allah'a gitmek ve aracılar vasıtasıyla O'nunla manevi bağ kurmaktır. Doğrudan Allah ile manevi irtibat kuramayanlara bu şekildeki rabıta tavsiye edilmiştir. Aksi hallerde buna lüzum görülmemiştir (M. Halid, Rabıta hakkında risâle, İstanbul 1924, s. 238; Selçuk Eraydın, tasavvuf ve Tarikatlar, İstanbul 1990, s. 447).
    Peygamberimiz (s.a.s)'in de, rabıta ve ribat hakkında söylemiş olduğu hayli hadis vardır. O'nun bu hadislerinden bazıları şöyledir:
    "Bir gün Allah yolunda ribatta bulunmak, dünya ve dünyada bulanan her şeyden daha hayırlıdır" (Buharî, Cihad, 73; Müslim, İmâre, 163; Nesâî, Cihâd, 39; İbn Mace, Cihâd, 7);
    Allah'ın onunla hataları affedip bağışlayacağı, dereceleri yükselteceği bir şeyi size söyleyeyim mi? Abdest üstüne abdest almak, camide cemaatle namaz kılmaya devam etmek ve her namazdan sonra diğer namazı beklemek. İşte ribat budur!. İşte ribat budur!. İşte ribat budur!. " (Müslim, Tehâret, 41; Tirmizi, Teharet, 39; Neseî, Teharet, 106; Muvatta, Sefer, 55);
    "Kim bir günlük (yirmi dört saatlık) ribatta bulunursa, bir aylık oruç ve ibadetten daha fazla sevap kazanmış olur" (Nesaî, Cihad, 39; Tirmizî, Fedâilul-Cihâd, 35; İbn Mace, Cihâd, 7).
    Bütün bu ayet ve hadislerden anlaşıldığı gibi, rabıta, çeşitli manalar için kullanılmıştır. Ancak daha çok bir cihat terimidir. Ayet ve hadislerin çoğunda rabıta, Allah ve Peygamberin düşmanlarına karşı silahlanma, cihat için hazırlıklı olma, müslümanlarla kâfirlerin arasındaki hudut karakollarında nöbet bekleme ve bu duygulara sıkı sıkıya bağlı olma demektir. Buna göre ayet ve hadislerde kasdedilen anlamlardan mutasavvıfların uygulamasını destekleyecek en ufak bir işaret yoktur. Ayet ve hadislerde dile getirilen cihad ruhunu meskenete çevirmekten başka bir şey yapmayan mutasavvıflar Kur'an ve hadislerdeki bu ribat kelimesini çok yanlış bir alana çekmişlerdir. Hiçbir sahabi Resulullah'ı aracı kılarak rabıta yapmadığı gibi, hiçbir tabii de sahabe'yi aracı kılarak rabıta yapmamıştır. Rabıtanın bu şekildeki uygulaması tarikatların Hicri yedinci yüzyıldan sonraki dönemlerde uydurdukları bir bid'attir.
    Nureddin TURGAY


  3. 15.Aralık.2011, 10:01
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر





    İSLAMDA OLAN RABITA İLE OLMAYAN RABITA

    Bağlantı, bağlantı vasıtası, bağlılık, tutarlılık, tertip, düzen, bağ, münâsebet, ilgi; müridin, şeyhini düşünerek, kalbinden dünya ile ilgili şeyleri çıkarması, şeyhi vasıtasiyle Hz. Peygamber (s.a.s)'e ve Allah'a kalbini bağlaması anlamında bir tasavvufî terim. "Rabıta" Arapça bir kelime olup, "r-b-t" kökünden türemiş bir isimdir. Çoğulu "revâtib"dir.
    Kur'an'da "rabıta" kelimesi geçmemekle beraber, kökü olan "r.b.t" mazi fiili iki yerde, muzarisi olan "yerbitü" bir yerde, emri çoğul olarak "râbitü" şeklinde bir yerde ve aynı kökten gelen "ribât" ismi de bir yerde geçmektedir (Kehf, 18/14; el-Kasas 28/10; el-Enfâl 8/11; Âl-i İmran 3/200; el-Enfâl 8/60).
    Bütün bu ayetlerde geçen bu kelimeler, birbirlerine yakın manalar ifâde etmektedirler. Hemen hemen hepsinde "bağ, bağlantı, bağlılık" manaları için kullanılmışlardır:
    (Ashabı Kehf'in) kalplerini (sabır ve metânetle) bağla(yıp kuvvetlendir)miştik" (el-Kehf, 18/14);
    "Musâ'nın annesinin gönlü bomboş sabahladı. Eğer biz (va'dimize) inananlardan olması için onun kalbini iyice pekiştirmemiş (sabır ve sükûnete bağlamamış) olsaydık, neredeyse işi açığa vuracaktı" (el-Kasas, 28/ 10).
    "O zaman sizi, Allah'tan bir güven almak üzere hafif bir uyku bürüyordu; üzerinize sizi temizlemek, şeytanın pisliğini (içinize attığı kötü düşünceleri) sizden gidermek, kalplerinizi birbirine bağlamak ve ayaklarınızı pekiştirmek için üzerinize gökten bir su indiriyordu " (el-Enfâl, 8/ I 1).
    Bu ayetlerde geçen "r.b.t" kelimesi, insanı sabır, sükûnet ve metanette sabit kılmak, ona bu duyguyu vererek itmi'nana kavuşturmak demektir (ez-Zemahşerî, el-Keşşâf, Kâhire 1977, IV, 216; el-Beydâvî, el-Envâr, Mısır 1955, II, 3).
    Bazen de, "ribât" kelimesi, bağlanıp beslenen atlar (savaş araçları) manasını ifâde etmektedir:
    "Onlara (düşmanlara) karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet ve cihat için bağlanıp beslenen atlar (savaş araçları) hazırlayın. Bununla Allahın düşmanını, sizin düşmanlarınızı ve onlardan başka sizin bilmediğiniz, Allah'ın bildiği (düşman) kimseleri korkutursunuz. Allah yolunda ne harcarsanız, tam olarak size ödenir ve hiç haksızlığa uğratılmazsınız" (el-Enfâl, 8/60).
    "Râbitü" şeklindeki emrin bulunduğu ayetin meâli de şöyledir:
    "Ey iman edenler, sabredin; direnip (düşman karşısında) sebât gösterin; üstün gelin; cihat için hazır ve rabıtalı olun" (Âl-i İmran, 3/200).
    Bu ayette söz konusu olan "rabıta''nın ne demek olduğu hususunda alimlerin farklı yorumları vardır. Alimlerin bu husustaki değişik tariflerini şöyle sıralamamız mümkündür:
    1- Atlarla saf bağlayıp tam bir irtibat halinde düşmana karşı durmak.
    2- Düşman hudutlarındaki karakolları beklemek.
    3- Allah düşmanlarının saldırısını önlemek için nöbet beklemek.
    4- Bir namazdan sonra diğer namazı beklemek (et-Taberi, Camiul-Beyân on Te'vili Ayetil-Kur'an, Mısır 1954, IV, 221 v.d.; el-Kurtubî, el-Camiuli Ahkamil-Kur'an, Mısır 1967, IV, 323 vd.; er-Razî, et-Tefsirul-Kebir, IX, 156).
    Bazıları da bu ayette kastedilen rabıtanın tasavvufî manada olduğunu söylemişlerdir (Muhammed Vehbi, Hulâsetul-Beyân fi Tefsiril-Kur'an, Şehzadebaşı 1341-1343, III, 289).
    Mutasavvıflar rabıta'yı, müridin şeyhini düşünerek kalbinden dünya ile ilgili şeyleri çıkarması, şeyhi vasıtası ile Hz. Peygamber (s.a.s)'e ve Allah'a kalbini bağlaması şeklinde anlamışlardır. Hemen hemen bütün tarikatlarda rabıta vardır. Bilhassa Nakşibendiyyenin ıstılahlarındandır. Tarikat ehli, rabıtayı ayet ve hadise dayandırmaktadır. Onlara göre, "sadıklarla birlikte olun" (et-Tevbe, 9/119) gibi ayetler ve "kişi sevdiğiyle beraberdir" (Buharî, Edeb; 96; Müslim, Birr, 165; Tirmizî, Zühd, 50) gibi hadisler, rabıtanın caiz olduğunu göstermektedir (Süleyman Uludaş, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1991, Rabıta mad.).
    Tasavvufta, kişi doğrudan doğruya Allah'ı düşünür, bir nevi Allah ile manevi bir bağ kurar ve hep O'nunla beraber olduğunu tasavvur eder. Bu şekilde manevi bir bağ kuramazsa, bağlı bulunduğu mürşidini düşünür. Onun bağlı bulunduğu şeyhlerin silsilesi ile Hz. Muhammed (s.a.s)'e ulaşır. O'nun vasıtası ile de Allah'a ulaşır ve O'nunla manevi bağ kurar. Tasavvuftaki rabıta, bu şekilde dolaylı yoldan Allah'a gitmek ve aracılar vasıtasıyla O'nunla manevi bağ kurmaktır. Doğrudan Allah ile manevi irtibat kuramayanlara bu şekildeki rabıta tavsiye edilmiştir. Aksi hallerde buna lüzum görülmemiştir (M. Halid, Rabıta hakkında risâle, İstanbul 1924, s. 238; Selçuk Eraydın, tasavvuf ve Tarikatlar, İstanbul 1990, s. 447).
    Peygamberimiz (s.a.s)'in de, rabıta ve ribat hakkında söylemiş olduğu hayli hadis vardır. O'nun bu hadislerinden bazıları şöyledir:
    "Bir gün Allah yolunda ribatta bulunmak, dünya ve dünyada bulanan her şeyden daha hayırlıdır" (Buharî, Cihad, 73; Müslim, İmâre, 163; Nesâî, Cihâd, 39; İbn Mace, Cihâd, 7);
    Allah'ın onunla hataları affedip bağışlayacağı, dereceleri yükselteceği bir şeyi size söyleyeyim mi? Abdest üstüne abdest almak, camide cemaatle namaz kılmaya devam etmek ve her namazdan sonra diğer namazı beklemek. İşte ribat budur!. İşte ribat budur!. İşte ribat budur!. " (Müslim, Tehâret, 41; Tirmizi, Teharet, 39; Neseî, Teharet, 106; Muvatta, Sefer, 55);
    "Kim bir günlük (yirmi dört saatlık) ribatta bulunursa, bir aylık oruç ve ibadetten daha fazla sevap kazanmış olur" (Nesaî, Cihad, 39; Tirmizî, Fedâilul-Cihâd, 35; İbn Mace, Cihâd, 7).
    Bütün bu ayet ve hadislerden anlaşıldığı gibi, rabıta, çeşitli manalar için kullanılmıştır. Ancak daha çok bir cihat terimidir. Ayet ve hadislerin çoğunda rabıta, Allah ve Peygamberin düşmanlarına karşı silahlanma, cihat için hazırlıklı olma, müslümanlarla kâfirlerin arasındaki hudut karakollarında nöbet bekleme ve bu duygulara sıkı sıkıya bağlı olma demektir. Buna göre ayet ve hadislerde kasdedilen anlamlardan mutasavvıfların uygulamasını destekleyecek en ufak bir işaret yoktur. Ayet ve hadislerde dile getirilen cihad ruhunu meskenete çevirmekten başka bir şey yapmayan mutasavvıflar Kur'an ve hadislerdeki bu ribat kelimesini çok yanlış bir alana çekmişlerdir. Hiçbir sahabi Resulullah'ı aracı kılarak rabıta yapmadığı gibi, hiçbir tabii de sahabe'yi aracı kılarak rabıta yapmamıştır. Rabıtanın bu şekildeki uygulaması tarikatların Hicri yedinci yüzyıldan sonraki dönemlerde uydurdukları bir bid'attir.
    Nureddin TURGAY


  4. 15.Aralık.2011, 11:35
    3
    _müberra_
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 19.Aralık.2010
    Üye No: 81861
    Mesaj Sayısı: 389
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Yaş: 48

    Cevap: Tasavvufta Rabıta Şirki nedir?

    Alıntı
    kardeşim maksadın niyetin ney,bir soru üzerine (ki onuda belki sen sormuşssundur,)hızını alamayıp tam iki sayfa dolusu yazmışssın,üstelik o kadar ballandırmışsınki karikatür ,resim vs. süslemissin,ayrıca üslubunda çok kinayeli ,ayrıca kerih görüyorsan eğer ,bu rabıta yapanın sorunu (!) sana mı dert olmuş,TASVVUF U YARGILAYACANA GİT KENDİ GÜNAHLARINLA UĞRAŞ sen tüm gelmiş geçmiş Allah dostlarını ,eleştirdiğinin farkındamısın ,peki onlarada buğz etmekden korkmazmısın

    TEKRAR TEKRAR SÖYLÜYORUM ;
    TASAVVUFU BİLMEYEN ,(Kİ TAM BİLEN NADİR DİR )SEVMEYEN ,İNANMAYAN
    TASVVUFU ELEŞTİREMEZ ,ELEŞTİRİSİ DE ANCA GAREZ HÜKMÜNDEDİR
    ayrıc alafım bu kadardır ,sizle cedelleşecek değilim


  5. 15.Aralık.2011, 11:35
    3
    Devamlı Üye
    Alıntı
    kardeşim maksadın niyetin ney,bir soru üzerine (ki onuda belki sen sormuşssundur,)hızını alamayıp tam iki sayfa dolusu yazmışssın,üstelik o kadar ballandırmışsınki karikatür ,resim vs. süslemissin,ayrıca üslubunda çok kinayeli ,ayrıca kerih görüyorsan eğer ,bu rabıta yapanın sorunu (!) sana mı dert olmuş,TASVVUF U YARGILAYACANA GİT KENDİ GÜNAHLARINLA UĞRAŞ sen tüm gelmiş geçmiş Allah dostlarını ,eleştirdiğinin farkındamısın ,peki onlarada buğz etmekden korkmazmısın

    TEKRAR TEKRAR SÖYLÜYORUM ;
    TASAVVUFU BİLMEYEN ,(Kİ TAM BİLEN NADİR DİR )SEVMEYEN ,İNANMAYAN
    TASVVUFU ELEŞTİREMEZ ,ELEŞTİRİSİ DE ANCA GAREZ HÜKMÜNDEDİR
    ayrıc alafım bu kadardır ,sizle cedelleşecek değilim


  6. 15.Aralık.2011, 12:41
    4
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Tasavvufta Rabıta Şirki nedir?

    Alıntı
    kardeşim maksadın niyetin ney,bir soru üzerine (ki onuda belki sen sormuşssundur,)hızını alamayıp tam iki sayfa dolusu yazmışssın,üstelik o kadar ballandırmışsınki karikatür ,resim vs. süslemissin,ayrıca üslubunda çok kinayeli ,ayrıca kerih görüyorsan eğer ,bu rabıta yapanın sorunu (!) sana mı dert olmuş,TASVVUF U YARGILAYACANA GİT KENDİ GÜNAHLARINLA UĞRAŞ sen tüm gelmiş geçmiş Allah dostlarını ,eleştirdiğinin farkındamısın ,peki onlarada buğz etmekden korkmazmısın

    TEKRAR TEKRAR SÖYLÜYORUM ;
    TASAVVUFU BİLMEYEN ,(Kİ TAM BİLEN NADİR DİR )SEVMEYEN ,İNANMAYAN
    TASVVUFU ELEŞTİREMEZ ,ELEŞTİRİSİ DE ANCA GAREZ HÜKMÜNDEDİR
    ayrıc alafım bu kadardır ,sizle cedelleşecek değilim
    Gerçekle batılı ayırt etmek lazım bu konuda kim ne derse desin.Hakta bellidir batılda bellidir.Hak Allahın kitabı ve peygamberimizin gösterdiği yoldur.Bundan başka bir yolda gitmek isteyen sapıklık içindedir.


  7. 15.Aralık.2011, 12:41
    4
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر
    Alıntı
    kardeşim maksadın niyetin ney,bir soru üzerine (ki onuda belki sen sormuşssundur,)hızını alamayıp tam iki sayfa dolusu yazmışssın,üstelik o kadar ballandırmışsınki karikatür ,resim vs. süslemissin,ayrıca üslubunda çok kinayeli ,ayrıca kerih görüyorsan eğer ,bu rabıta yapanın sorunu (!) sana mı dert olmuş,TASVVUF U YARGILAYACANA GİT KENDİ GÜNAHLARINLA UĞRAŞ sen tüm gelmiş geçmiş Allah dostlarını ,eleştirdiğinin farkındamısın ,peki onlarada buğz etmekden korkmazmısın

    TEKRAR TEKRAR SÖYLÜYORUM ;
    TASAVVUFU BİLMEYEN ,(Kİ TAM BİLEN NADİR DİR )SEVMEYEN ,İNANMAYAN
    TASVVUFU ELEŞTİREMEZ ,ELEŞTİRİSİ DE ANCA GAREZ HÜKMÜNDEDİR
    ayrıc alafım bu kadardır ,sizle cedelleşecek değilim
    Gerçekle batılı ayırt etmek lazım bu konuda kim ne derse desin.Hakta bellidir batılda bellidir.Hak Allahın kitabı ve peygamberimizin gösterdiği yoldur.Bundan başka bir yolda gitmek isteyen sapıklık içindedir.


  8. 15.Aralık.2011, 14:23
    5
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Tasavvufta Rabıta Şirki nedir?

    Alıntı
    Gerçekle batılı ayırt etmek lazım bu konuda kim ne derse desin.Hakta bellidir batılda bellidir.Hak Allahın kitabı ve peygamberimizin gösterdiği yoldur.Bundan başka bir yolda gitmek isteyen sapıklık içindedir.
    yoruldum ya. Nakşi Tarikatını kompile eleştirdiginizin farkında degilsiniz. o kadar evliyalar veliler o yoldan geldi. kardeşim bunu öğren yeter.

    (Sonra gelenler, önceki âlimleri cahillikle suçlayacak.) [İ.Asakir]

    bu aynen olmuş durumdadır. şimdi gelenler Eskilere kafir demedikleri kalıyor.

    Rabıta hakkında şeyh ümmi Ahmet derki:Tasavvufta rabıta tefekkürün kıblesidir.Namaz kılan secde ederken nasıl kabeye tapmıyorsa ,rabıta edende rabıta edilene tapmaz

    buda ilave olsun. ben imam Rabbani hazretlerinden bu konu ile ilgili 10 u geçik delilim var. hadis desende Buharide var. ayağı uyuşanın peygamberimizi anmasıyla Ayağının uyuşmasının geçmesi. Ne kadar insafsızca düşünüyorsunuz anlamış değilim. biraz insaflı olun. o koyunlar nedir. Bizim Şeyhimiz Allah dostu ise veya Abdulkadir Geylani hazretlerini Allah için sevip onu düşünmek neden bu kadar korkunç birşey olsun. Biz Allahtan başkasına tapmıyoruzki. ha Feyiz alma durumu var , Himmet de dersek. neden şirk olsun. Allahın izni olmadan kimse kimseye yardım edemez. Ama bunu iyi bilin. Ruhlar ölmez, Ruhlar yine Allahın izni ile gezer dolaşırlar. Mezarlarında Namaz kıldıkları zaten sabittir. Özellikle Peygamberlerin. Biz Bir diriye diyoruz bana yardım et birşey olmuyorda , Bir Allah dostuna diyince neden hemen şirk damgası veya bidat damgası geliyor. Hadiste demiyormu. Allahın sizin bilmediginiz kulları vardır yardım ederler diye.

    Bak bediüzzaman hazretleri ne demiş ;

    Ben sekiz-dokuz yaşında iken, bütün nahiyemiz ve etrafında ahali Nakşî tarikatinde ve oraca meşhur Gavs-ı Hizan namıyla bir zattan istimdat ederken ( yardım isterken), ben akrabama ve umum ahaliye muhalif olarak "Yâ Gavs-ı Geylânî!" derdim. Çocukluk itibarıyla elimden bir ceviz gibi ehemmiyetsiz bir şey kaybolsa, "Yâ Şeyh! Sana bir Fatiha, sen benim bu şeyimi buldur." Acayiptir ve yemin ediyorum ki, bin defa böyle Hazret-i Şeyh, himmet ve duasıyla imdadıma yetişmiş.
    ( Risale-i Nur-Lem’alar-sf.77,78-Sekizinci Lem’a-Beşinci Vecih-Yeni Asya Neşriyat )


    bediüzzaman hazretlerine şimdi ne diyeceksiniz. Bir cevap olarak siz ondandamı alimsiniz.

    Abdulkadir Geylani hazretleri ne demiş bakalım ;

    Evvelki bütün evliyanın güneşi battı Ama benim güneşim yücelik ufkunda ebedi batmayacaktır. bana bağlanan intisabı olan bir müridin karada olsun denizde olsun okyanusun ortasında dalgalarda olsun nerede benden yardım isterse yetişirim Allahın izniyle.

    kardeşim siz Tarikatlara karşısınız Rabıtaya degil. neden bir insanın Hocası olsun mürşidi olsun ona karşısınız. Ama Mürşidi olmayanında mürşidi şeytandır bunuda unutma İmam Gazali Hazretlerinin sözüdür.

    yok ben kendim anlarım Kuran-ı Kerim i yok ben hadisleri kendim Anlarım kimseye muhtaç değilim dersende Buyur bakalım nasıl anlayacaksın. Yav şimdiki Alimler bile kendileri bir yorum katamıyorlar. yapamazlar öyle kolay bir iş degil hüküm çıkarmak. Sizden Ricam Rabıta yapanlara Karışmayın. Onlar kimseye tapmıyorlar. Taptıkları bir tek Allah. Şirk veya bidat derseniz Laf sahibine döner ,


  9. 15.Aralık.2011, 14:23
    5
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    Gerçekle batılı ayırt etmek lazım bu konuda kim ne derse desin.Hakta bellidir batılda bellidir.Hak Allahın kitabı ve peygamberimizin gösterdiği yoldur.Bundan başka bir yolda gitmek isteyen sapıklık içindedir.
    yoruldum ya. Nakşi Tarikatını kompile eleştirdiginizin farkında degilsiniz. o kadar evliyalar veliler o yoldan geldi. kardeşim bunu öğren yeter.

    (Sonra gelenler, önceki âlimleri cahillikle suçlayacak.) [İ.Asakir]

    bu aynen olmuş durumdadır. şimdi gelenler Eskilere kafir demedikleri kalıyor.

    Rabıta hakkında şeyh ümmi Ahmet derki:Tasavvufta rabıta tefekkürün kıblesidir.Namaz kılan secde ederken nasıl kabeye tapmıyorsa ,rabıta edende rabıta edilene tapmaz

    buda ilave olsun. ben imam Rabbani hazretlerinden bu konu ile ilgili 10 u geçik delilim var. hadis desende Buharide var. ayağı uyuşanın peygamberimizi anmasıyla Ayağının uyuşmasının geçmesi. Ne kadar insafsızca düşünüyorsunuz anlamış değilim. biraz insaflı olun. o koyunlar nedir. Bizim Şeyhimiz Allah dostu ise veya Abdulkadir Geylani hazretlerini Allah için sevip onu düşünmek neden bu kadar korkunç birşey olsun. Biz Allahtan başkasına tapmıyoruzki. ha Feyiz alma durumu var , Himmet de dersek. neden şirk olsun. Allahın izni olmadan kimse kimseye yardım edemez. Ama bunu iyi bilin. Ruhlar ölmez, Ruhlar yine Allahın izni ile gezer dolaşırlar. Mezarlarında Namaz kıldıkları zaten sabittir. Özellikle Peygamberlerin. Biz Bir diriye diyoruz bana yardım et birşey olmuyorda , Bir Allah dostuna diyince neden hemen şirk damgası veya bidat damgası geliyor. Hadiste demiyormu. Allahın sizin bilmediginiz kulları vardır yardım ederler diye.

    Bak bediüzzaman hazretleri ne demiş ;

    Ben sekiz-dokuz yaşında iken, bütün nahiyemiz ve etrafında ahali Nakşî tarikatinde ve oraca meşhur Gavs-ı Hizan namıyla bir zattan istimdat ederken ( yardım isterken), ben akrabama ve umum ahaliye muhalif olarak "Yâ Gavs-ı Geylânî!" derdim. Çocukluk itibarıyla elimden bir ceviz gibi ehemmiyetsiz bir şey kaybolsa, "Yâ Şeyh! Sana bir Fatiha, sen benim bu şeyimi buldur." Acayiptir ve yemin ediyorum ki, bin defa böyle Hazret-i Şeyh, himmet ve duasıyla imdadıma yetişmiş.
    ( Risale-i Nur-Lem’alar-sf.77,78-Sekizinci Lem’a-Beşinci Vecih-Yeni Asya Neşriyat )


    bediüzzaman hazretlerine şimdi ne diyeceksiniz. Bir cevap olarak siz ondandamı alimsiniz.

    Abdulkadir Geylani hazretleri ne demiş bakalım ;

    Evvelki bütün evliyanın güneşi battı Ama benim güneşim yücelik ufkunda ebedi batmayacaktır. bana bağlanan intisabı olan bir müridin karada olsun denizde olsun okyanusun ortasında dalgalarda olsun nerede benden yardım isterse yetişirim Allahın izniyle.

    kardeşim siz Tarikatlara karşısınız Rabıtaya degil. neden bir insanın Hocası olsun mürşidi olsun ona karşısınız. Ama Mürşidi olmayanında mürşidi şeytandır bunuda unutma İmam Gazali Hazretlerinin sözüdür.

    yok ben kendim anlarım Kuran-ı Kerim i yok ben hadisleri kendim Anlarım kimseye muhtaç değilim dersende Buyur bakalım nasıl anlayacaksın. Yav şimdiki Alimler bile kendileri bir yorum katamıyorlar. yapamazlar öyle kolay bir iş degil hüküm çıkarmak. Sizden Ricam Rabıta yapanlara Karışmayın. Onlar kimseye tapmıyorlar. Taptıkları bir tek Allah. Şirk veya bidat derseniz Laf sahibine döner ,


  10. 15.Aralık.2011, 15:16
    6
    muvahhidim
    herşey O'nun için..!

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 17.Eylül.2010
    Üye No: 78968
    Mesaj Sayısı: 1,235
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 14
    Bulunduğu yer: جَنُوبُ تُرْكيا

    Cevap: Tasavvufta Rabıta Şirki nedir?

    Alıntı
    Bütün bu ayet ve hadislerden anlaşıldığı gibi, rabıta, çeşitli manalar için kullanılmıştır. Ancak daha çok bir cihat terimidir. Ayet ve hadislerin çoğunda rabıta, Allah ve Peygamberin düşmanlarına karşı silahlanma, cihat için hazırlıklı olma, müslümanlarla kâfirlerin arasındaki hudut karakollarında nöbet bekleme ve bu duygulara sıkı sıkıya bağlı olma demektir. Buna göre ayet ve hadislerde kasdedilen anlamlardan mutasavvıfların uygulamasını destekleyecek en ufak bir işaret yoktur. Ayet ve hadislerde dile getirilen cihad ruhunu meskenete çevirmekten başka bir şey yapmayan mutasavvıflar Kur'an ve hadislerdeki bu ribat kelimesini çok yanlış bir alana çekmişlerdir. Hiçbir sahabi Resulullah'ı aracı kılarak rabıta yapmadığı gibi, hiçbir tabii de sahabe'yi aracı kılarak rabıta yapmamıştır. Rabıtanın bu şekildeki uygulaması tarikatların Hicri yedinci yüzyıldan sonraki dönemlerde uydurdukları bir bid'attir.
    Kardeş;
    Paylaşım İçin Allah (c.c) Razı olsun..



  11. 15.Aralık.2011, 15:16
    6
    herşey O'nun için..!
    Alıntı
    Bütün bu ayet ve hadislerden anlaşıldığı gibi, rabıta, çeşitli manalar için kullanılmıştır. Ancak daha çok bir cihat terimidir. Ayet ve hadislerin çoğunda rabıta, Allah ve Peygamberin düşmanlarına karşı silahlanma, cihat için hazırlıklı olma, müslümanlarla kâfirlerin arasındaki hudut karakollarında nöbet bekleme ve bu duygulara sıkı sıkıya bağlı olma demektir. Buna göre ayet ve hadislerde kasdedilen anlamlardan mutasavvıfların uygulamasını destekleyecek en ufak bir işaret yoktur. Ayet ve hadislerde dile getirilen cihad ruhunu meskenete çevirmekten başka bir şey yapmayan mutasavvıflar Kur'an ve hadislerdeki bu ribat kelimesini çok yanlış bir alana çekmişlerdir. Hiçbir sahabi Resulullah'ı aracı kılarak rabıta yapmadığı gibi, hiçbir tabii de sahabe'yi aracı kılarak rabıta yapmamıştır. Rabıtanın bu şekildeki uygulaması tarikatların Hicri yedinci yüzyıldan sonraki dönemlerde uydurdukları bir bid'attir.
    Kardeş;
    Paylaşım İçin Allah (c.c) Razı olsun..






+ Yorum Gönder