Konusunu Oylayın.: Gusülde ağız içini yıkama konusunda vesvese yapıyorum nasıl kurtulabilirim?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gusülde ağız içini yıkama konusunda vesvese yapıyorum nasıl kurtulabilirim?
  1. 02.Aralık.2011, 16:09
    1
    Misafir

    Gusülde ağız içini yıkama konusunda vesvese yapıyorum nasıl kurtulabilirim?






    Gusülde ağız içini yıkama konusunda vesvese yapıyorum nasıl kurtulabilirim? Mumsema gusül abdesti alırken ağzımı yeterli ıslatmadığımı düşünüyorum hep mesela dilimin altını nasıl ıslatabilirim banyodan çıktıktan sonra sürekli gidip vesvese yapıp ağzımı ıslatıyorum suyu ağzımda çevirip duruyorum ama hep içimden bir ses olmadı diyor bu durumdan nasıl kurtulabilirim acil cevap verin lütfen....


  2. 02.Aralık.2011, 16:09
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    gusül abdesti alırken ağzımı yeterli ıslatmadığımı düşünüyorum hep mesela dilimin altını nasıl ıslatabilirim banyodan çıktıktan sonra sürekli gidip vesvese yapıp ağzımı ıslatıyorum suyu ağzımda çevirip duruyorum ama hep içimden bir ses olmadı diyor bu durumdan nasıl kurtulabilirim acil cevap verin lütfen....


    Benzer Konular

    - Vesvese hastalığından nasıl kurtulabilirim

    - Gusülde avret yeri yıkama

    - Gusül abdestinde ağız yıkama ölçüsü

    - Hanefîler gusülde ağız içini yıkamayı neden farz görmüşlerdir?

    - Ben gusülde çok vesvese yapıyorum?

  3. 02.Aralık.2011, 16:54
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Gusülde ağız içini yıkama konusunda vesvese yapıyorum nasıl kurtulabilirim?




    VESVESE VE KALBE GELEN DÜŞÜNCELER

    Vesvese, şeytanın kalbe attığı boş, basit ve batıl düşüncelerdir.

    Şeytanın kalbe vesvese vermekten başka yaptığı birşey yoktur.

    Vesvese, hak yola giren, Allah'a yönelen müminlere gelir.

    Eğer kafir ve münafıklar, bizde vesvese yoktur diyorlarsa, doğrudur. çünkü onlarda, iman, İslam, Allah, ahiret, tövbe, zikir, salih amel gibi düşünce ve endişe bulunmadığı için, şeytanın onlardan almak ve çalmak isteyeceği birşey yoktur.

    Zaten onlar, şeytanın dostlarıdır; şeytan onlardan razı, onlar şeytandan memnundurlar.

    Şeytan kendisine düşman olup Allah'ın dostluğuna yönelen, zikre, hayra niyetlenen kimselere musallat olur. Eğer vesveseden korkulmaz, peşine düşülmez, kendisiyle amel edilmezse hiçbir zararı olmaz. Hadiste belirtildiği gibi mümin, vesveseye uymadığı ve kötü düşünceleri Allah için terkettiği için bir sevap bile alır.

    Ayrıca Resulullah (s.a.v) Efendimiz, bir hadislerinde nefis ve şeytandan kaynaklanan kötü düşüncelerin, konuşulmadığı ve onlarla amel edilmediği müddetçe affedildiğini müjdelemiştir.

    Ashaptan bazıları Allah Resulüne (s.a.v) gelerek:

    "Ya Resulallah! Allah, iman ve İslam'a dair kalbimize öyle düşünceler geliyor ki, gökten düşüp parçalanmak onları söylemekten daha iyidir; bunun sebebi nedir?" diye sordular; Efendimiz (s.a.v):

    "Bu sırf imandır; sizde bulunan imanın alametidir." buyurdu.




    VESVESEDEN KURTULMA YOLLARI

    Vesvesenin en güzel ilacı ilim, zikir ve Allahu Teala'ya sığınmaktır. Çünkü Allahu Teala, muttaki kullarının, tefekkür ve zikir ile şeytanın hilelerini nasıl fark ettiklerini şöyle haber vermiştir:

    "Şüphesiz, muttaki olanlara, şeytandan bir vesvese geldiğinde, (Allah'ı hatırlayıp, geleni) iyice düşünürler ve onun (rahmani mi şeytani mi olduğunu) hemen anlayıverirler."

    Vesvese, boş bir sözdür. Mümin her duyduğu ve her aklına gelen ile amel edemez. Onların doğruluğunu ilim ve insafla ölçer; değerlendirir. Sonuçta dinin usul ve edeplerine uymuyorsa kaldırır atar.

    Kalbe gelen düşünceler, dinin helal ve haramını bildiren hükümler ile değerlendirilir; onlar helal ise haktandır, alınır. Haram ise, şeytandandır, kaçılır. Şu halde, insan ve cin şeytanlardan gelen fısıltı, fikir ve davetleri tanımak için herkese farz olan temel ilimleri bilmek gerekir. Cahil insan, şeytanın maskarası olur. Helali haramı birbirine karıştırır; hurafeye din diye sarılır. Her türlü cereyana kapılır; şeytanlar da onu istediği gibi kullanır. Bu, halden Allahu Teala'ya sığınırız.

    Şeytandan gelen vesveselere karşı nasıl davranacağımızı Resulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle öğretmiştir:

    "Şeytan sizden birisine gelir ve:

    "Yeri kim yarattı, göğü kim yarattı, şunu kim yarattı, bunu kim yarattı?" diye sorar. Kul da hepsine: "Allah yarattı"diye cevao verir. Sonunda:

    "Peki, Allah'ı kim yarattı?" diye kalbe bir soru atar. İçinde böyle bir soru bulan kimse, onun şeytandan olduğunu bilsin, hemen soruya son versin, Euzu besmele çekip Allah'a sığınsın ve: Ben Allah'a ve O'nun peygamberlerine iman ettim desin."

    Eğer benzeri soruları insan şeytanları sorarsa yine aynı şekilde davranmalı ve onlara karşı:"Allah birdir, hiç kimseye muhtaç değildir, doğurmamış/kimseyi evlat edinmemiştir, doğrulmamıştır/sonradan olmuş değildir, hiçbir şey O'na denk değildir."manasındaki "ihlas" suresini okumalıdır.

    Şeytanın vesvese yolu ve şekli çoktur. Kendisi mümin kalbini çelemez ise, insanlar içinden seçtiği şeytan tipliler bunu başarmak ve kalbi karıştırmak ister. Bunun için yemin etmiştir ve bunu gerçekleştirmek için Allah'tan mühlet almıştır.

    Şeytan müminlerin azılı düşmanlarıdır. O bize saldırdıkça biz de Yüce Rabbimize kaçmalı, zikredip O'na yalvarmalıyız. "Felak" ve "Nas" sureleri bize bunu öğretiyor. Allahu Teala, "Nas" suresinde şeytanı "hannas" olarak tanıtmıştır.

    Hannas, kalbi boş bulunca ona saldıran, kalb zikre geçince de hemen sinip kaçan demektir. Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz, şeytanın bu halini şöyle anlatmıştır:

    "Şeytan, vesvese vermek için insanın kalbine hortumu uzatır; eğer o Allah'ı zikrederse hemen sinip kaçar. Allah'ı zikretmeyi unutursa kalbi iyice sarıp bir lokma gibi yutar. İşte bundan sonra vesvese vermeye başlar."

    Ölene kadar yakamızı bırakmayacak bu sinsi düşmandan korunmak için devamlı Yüce Mevla'nın yardımını istemeliyiz.


  4. 02.Aralık.2011, 16:54
    2
    Hüvel Baki..



    VESVESE VE KALBE GELEN DÜŞÜNCELER

    Vesvese, şeytanın kalbe attığı boş, basit ve batıl düşüncelerdir.

    Şeytanın kalbe vesvese vermekten başka yaptığı birşey yoktur.

    Vesvese, hak yola giren, Allah'a yönelen müminlere gelir.

    Eğer kafir ve münafıklar, bizde vesvese yoktur diyorlarsa, doğrudur. çünkü onlarda, iman, İslam, Allah, ahiret, tövbe, zikir, salih amel gibi düşünce ve endişe bulunmadığı için, şeytanın onlardan almak ve çalmak isteyeceği birşey yoktur.

    Zaten onlar, şeytanın dostlarıdır; şeytan onlardan razı, onlar şeytandan memnundurlar.

    Şeytan kendisine düşman olup Allah'ın dostluğuna yönelen, zikre, hayra niyetlenen kimselere musallat olur. Eğer vesveseden korkulmaz, peşine düşülmez, kendisiyle amel edilmezse hiçbir zararı olmaz. Hadiste belirtildiği gibi mümin, vesveseye uymadığı ve kötü düşünceleri Allah için terkettiği için bir sevap bile alır.

    Ayrıca Resulullah (s.a.v) Efendimiz, bir hadislerinde nefis ve şeytandan kaynaklanan kötü düşüncelerin, konuşulmadığı ve onlarla amel edilmediği müddetçe affedildiğini müjdelemiştir.

    Ashaptan bazıları Allah Resulüne (s.a.v) gelerek:

    "Ya Resulallah! Allah, iman ve İslam'a dair kalbimize öyle düşünceler geliyor ki, gökten düşüp parçalanmak onları söylemekten daha iyidir; bunun sebebi nedir?" diye sordular; Efendimiz (s.a.v):

    "Bu sırf imandır; sizde bulunan imanın alametidir." buyurdu.




    VESVESEDEN KURTULMA YOLLARI

    Vesvesenin en güzel ilacı ilim, zikir ve Allahu Teala'ya sığınmaktır. Çünkü Allahu Teala, muttaki kullarının, tefekkür ve zikir ile şeytanın hilelerini nasıl fark ettiklerini şöyle haber vermiştir:

    "Şüphesiz, muttaki olanlara, şeytandan bir vesvese geldiğinde, (Allah'ı hatırlayıp, geleni) iyice düşünürler ve onun (rahmani mi şeytani mi olduğunu) hemen anlayıverirler."

    Vesvese, boş bir sözdür. Mümin her duyduğu ve her aklına gelen ile amel edemez. Onların doğruluğunu ilim ve insafla ölçer; değerlendirir. Sonuçta dinin usul ve edeplerine uymuyorsa kaldırır atar.

    Kalbe gelen düşünceler, dinin helal ve haramını bildiren hükümler ile değerlendirilir; onlar helal ise haktandır, alınır. Haram ise, şeytandandır, kaçılır. Şu halde, insan ve cin şeytanlardan gelen fısıltı, fikir ve davetleri tanımak için herkese farz olan temel ilimleri bilmek gerekir. Cahil insan, şeytanın maskarası olur. Helali haramı birbirine karıştırır; hurafeye din diye sarılır. Her türlü cereyana kapılır; şeytanlar da onu istediği gibi kullanır. Bu, halden Allahu Teala'ya sığınırız.

    Şeytandan gelen vesveselere karşı nasıl davranacağımızı Resulullah (s.a.v) Efendimiz şöyle öğretmiştir:

    "Şeytan sizden birisine gelir ve:

    "Yeri kim yarattı, göğü kim yarattı, şunu kim yarattı, bunu kim yarattı?" diye sorar. Kul da hepsine: "Allah yarattı"diye cevao verir. Sonunda:

    "Peki, Allah'ı kim yarattı?" diye kalbe bir soru atar. İçinde böyle bir soru bulan kimse, onun şeytandan olduğunu bilsin, hemen soruya son versin, Euzu besmele çekip Allah'a sığınsın ve: Ben Allah'a ve O'nun peygamberlerine iman ettim desin."

    Eğer benzeri soruları insan şeytanları sorarsa yine aynı şekilde davranmalı ve onlara karşı:"Allah birdir, hiç kimseye muhtaç değildir, doğurmamış/kimseyi evlat edinmemiştir, doğrulmamıştır/sonradan olmuş değildir, hiçbir şey O'na denk değildir."manasındaki "ihlas" suresini okumalıdır.

    Şeytanın vesvese yolu ve şekli çoktur. Kendisi mümin kalbini çelemez ise, insanlar içinden seçtiği şeytan tipliler bunu başarmak ve kalbi karıştırmak ister. Bunun için yemin etmiştir ve bunu gerçekleştirmek için Allah'tan mühlet almıştır.

    Şeytan müminlerin azılı düşmanlarıdır. O bize saldırdıkça biz de Yüce Rabbimize kaçmalı, zikredip O'na yalvarmalıyız. "Felak" ve "Nas" sureleri bize bunu öğretiyor. Allahu Teala, "Nas" suresinde şeytanı "hannas" olarak tanıtmıştır.

    Hannas, kalbi boş bulunca ona saldıran, kalb zikre geçince de hemen sinip kaçan demektir. Hz. Rasulullah (s.a.v) Efendimiz, şeytanın bu halini şöyle anlatmıştır:

    "Şeytan, vesvese vermek için insanın kalbine hortumu uzatır; eğer o Allah'ı zikrederse hemen sinip kaçar. Allah'ı zikretmeyi unutursa kalbi iyice sarıp bir lokma gibi yutar. İşte bundan sonra vesvese vermeye başlar."

    Ölene kadar yakamızı bırakmayacak bu sinsi düşmandan korunmak için devamlı Yüce Mevla'nın yardımını istemeliyiz.





+ Yorum Gönder