Konusunu Oylayın.: İbadetlerimin sevaplarını bütün ümmete ve geçmiş ümmetteki Müslüman kardeşlerimize bağışlıyorum, bunların her birine bu

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İbadetlerimin sevaplarını bütün ümmete ve geçmiş ümmetteki Müslüman kardeşlerimize bağışlıyorum, bunların her birine bu
  1. 02.Aralık.2011, 10:59
    1
    Misafir

    İbadetlerimin sevaplarını bütün ümmete ve geçmiş ümmetteki Müslüman kardeşlerimize bağışlıyorum, bunların her birine bu






    İbadetlerimin sevaplarını bütün ümmete ve geçmiş ümmetteki Müslüman kardeşlerimize bağışlıyorum, bunların her birine bu Mumsema İbadetlerimin sevaplarını bütün ümmete ve geçmiş ümmetteki Müslüman kardeşlerimize bağışlıyorum, bunların her birine bu sevapların hiç eksilmeden gideceğine dair delil var mıdır?


  2. 02.Aralık.2011, 10:59
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    İbadetlerimin sevaplarını bütün ümmete ve geçmiş ümmetteki Müslüman kardeşlerimize bağışlıyorum, bunların her birine bu sevapların hiç eksilmeden gideceğine dair delil var mıdır?


    Benzer Konular

    - Arakanda Müslüman kardeşlerimize yapılan zulüm

    - BURMA müslüman kardeşlerimize dua dua

    - Zayıf Ve Uydurma Hadisler Ve Bunların ümmetteki Kötü Etkisi

    - Geçmiş günahları gelecekteki ibadetlerin sevaplarını bozar mı ?

    - Zayıf ve Uydurma Hadisler (ve bunların ümmetteki kötü etkisi - muhammed nâsıru'd-din el-elbânî)

  3. 02.Aralık.2011, 11:29
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: İbadetlerimin sevaplarını bütün ümmete ve geçmiş ümmetteki Müslüman kardeşlerimize bağışlıyorum, bunların her bir




    Değerli kardeşimiz;



    İslam’da temel bir prensip var; bir kimse yaptığı güzel veya kötü bir işin yapılıp devam etmesine vesile olursa, diğer insanların -o ilk insanın açtığı çığırda- yürüyerek elde ettiği sevap veya günahın bir misli o ilk çığırı açan kişinin de defterine yazılır ve o insanların kendi sevap veya günahlarından da bir şey eksiltilmez.
    Bu konuda temel prensip olarak şu hadis-i şerifi zikredebiliriz:
    Müslim’in Cerir b. Abdullah el-Becelî’den aktardığına göre, Peygamberimiz -özetle- şöyle buyurmuştur:
    “İslâm'da iyi bir çığır açan kimseye, bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabının bir misli de kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kim de İslâm'da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. Ayrıca o kötü çığırda yürüyenlerin günahının bir misli de ona aittir. Fakat onların günahından da hiçbir şey noksan olmaz”(Müslim, zekât, 69).
    Bu hadis-i şerifin tercümesi şöyle de verilebilir:
    “Her kim İslam’da iyi bir çığır açarsa, o çığırın ecir ve sevabı yanında, (kıyamete kadar)o çığırla güzel amel edenlerin -sevaplarından hiç bir şey noksan edilmemek şartıyla- kazandığı sevapların bir misli de o ilk çığırı açan kimsenin defterine yazılır. Her kim de İslam’da kötü bir çığır açarsa, o çığırın günahı yanında, (kıyamete kadar)o çığırla kötü işler yapanların -günahlarından hiç bir şey noksan edilmemek şartıyla- kazandığı günahların bir misli de o ilk çığırı açan kimsenin defterine yazılır”
    Asrın müceddidi Bediüzzaman hazretlerinin aşağıdaki açıklamaları da bu konuda önemli bir parametredir.
    “Birinci Sual: Denildi ki: "Fatiha ve Yâsin ve hatm-i Kur'anî gibi okunan virdler, kudsî şeyler, bazan hadsiz ölmüş ve sağ insanlara bağışlanıyor. Halbuki böyle cüz'î birtek hediye ân-ı vâhidde hadsiz zâtlara yetişmek ve her birisine aynı hediye düşmek, tavr-ı aklın haricindedir."
    Elcevab: Fâtır-ı Hakîm nasılki unsur-u havayı kelimelerin berk gibi intişarlarına ve tekessürlerine bir mezraa ve bir vasıta yapmış ve radyo vasıtasıyla bir minarede okunan ezan-ı Muhammedî (asm) umum yerlerde ve umum insanlara aynı anda yetiştirmek gibi, öyle de; okunan bir Fatiha dahi, (meselâ) umum ehl-i iman emvatına aynı anda yetiştirmek için hadsiz kudret ve nihayetsiz hikmetiyle manevî âlemde, manevî havada çok manevî elektrikleri, manevî radyoları sermiş, serpmiş; fıtrî telsiz telefonlarda istihdam ediyor, çalıştırıyor.
    Hem nasıl ki bir lâmba yansa, mukabilindeki binler âyineye (her birine) tam bir lâmba girer. Aynen öyle de, bir Yâsin-i Şerif okunsa, milyonlar ruhlara hediye edilse, her birine tam bir Yâsin-i Şerif düşer.”(Şualar/Birinci Şua/birinci sual)


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet



  4. 02.Aralık.2011, 11:29
    2
    Hüvel Baki..



    Değerli kardeşimiz;



    İslam’da temel bir prensip var; bir kimse yaptığı güzel veya kötü bir işin yapılıp devam etmesine vesile olursa, diğer insanların -o ilk insanın açtığı çığırda- yürüyerek elde ettiği sevap veya günahın bir misli o ilk çığırı açan kişinin de defterine yazılır ve o insanların kendi sevap veya günahlarından da bir şey eksiltilmez.
    Bu konuda temel prensip olarak şu hadis-i şerifi zikredebiliriz:
    Müslim’in Cerir b. Abdullah el-Becelî’den aktardığına göre, Peygamberimiz -özetle- şöyle buyurmuştur:
    “İslâm'da iyi bir çığır açan kimseye, bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabının bir misli de kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kim de İslâm'da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. Ayrıca o kötü çığırda yürüyenlerin günahının bir misli de ona aittir. Fakat onların günahından da hiçbir şey noksan olmaz”(Müslim, zekât, 69).
    Bu hadis-i şerifin tercümesi şöyle de verilebilir:
    “Her kim İslam’da iyi bir çığır açarsa, o çığırın ecir ve sevabı yanında, (kıyamete kadar)o çığırla güzel amel edenlerin -sevaplarından hiç bir şey noksan edilmemek şartıyla- kazandığı sevapların bir misli de o ilk çığırı açan kimsenin defterine yazılır. Her kim de İslam’da kötü bir çığır açarsa, o çığırın günahı yanında, (kıyamete kadar)o çığırla kötü işler yapanların -günahlarından hiç bir şey noksan edilmemek şartıyla- kazandığı günahların bir misli de o ilk çığırı açan kimsenin defterine yazılır”
    Asrın müceddidi Bediüzzaman hazretlerinin aşağıdaki açıklamaları da bu konuda önemli bir parametredir.
    “Birinci Sual: Denildi ki: "Fatiha ve Yâsin ve hatm-i Kur'anî gibi okunan virdler, kudsî şeyler, bazan hadsiz ölmüş ve sağ insanlara bağışlanıyor. Halbuki böyle cüz'î birtek hediye ân-ı vâhidde hadsiz zâtlara yetişmek ve her birisine aynı hediye düşmek, tavr-ı aklın haricindedir."
    Elcevab: Fâtır-ı Hakîm nasılki unsur-u havayı kelimelerin berk gibi intişarlarına ve tekessürlerine bir mezraa ve bir vasıta yapmış ve radyo vasıtasıyla bir minarede okunan ezan-ı Muhammedî (asm) umum yerlerde ve umum insanlara aynı anda yetiştirmek gibi, öyle de; okunan bir Fatiha dahi, (meselâ) umum ehl-i iman emvatına aynı anda yetiştirmek için hadsiz kudret ve nihayetsiz hikmetiyle manevî âlemde, manevî havada çok manevî elektrikleri, manevî radyoları sermiş, serpmiş; fıtrî telsiz telefonlarda istihdam ediyor, çalıştırıyor.
    Hem nasıl ki bir lâmba yansa, mukabilindeki binler âyineye (her birine) tam bir lâmba girer. Aynen öyle de, bir Yâsin-i Şerif okunsa, milyonlar ruhlara hediye edilse, her birine tam bir Yâsin-i Şerif düşer.”(Şualar/Birinci Şua/birinci sual)


    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder