Konusunu Oylayın.: İnsan ve toplum hayatının sağlıklı bir şekilde devamı neye bağlıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İnsan ve toplum hayatının sağlıklı bir şekilde devamı neye bağlıdır?
  1. 01.Aralık.2011, 11:12
    1
    Misafir

    İnsan ve toplum hayatının sağlıklı bir şekilde devamı neye bağlıdır?






    İnsan ve toplum hayatının sağlıklı bir şekilde devamı neye bağlıdır? Mumsema İnsan ve toplum hayatının sağlıklı bir şekilde devamı neye bağlıdır?


  2. 01.Aralık.2011, 11:24
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: İnsan ve toplum hayatının sağlıklı bir şekilde devamı neye bağlıdır?




    Soru: İnsan ve toplum hayatının sağlıklı bir şekilde devamı neye bağlıdır?
    C: Yardımlaşma kanununun zerrelerden güneşlere, büyük gök cisimlerine, hücrelerden bedenimizdeki organlara kadar pek kapsamlı bir kanun olarak işlediğini, kâinatın ancak böylece varlıkta devam ettiğini gördük. İşte küçük kâinat olan insanın ve insan toplumlarının da aksamadan, hastalanmadan devam etmesi için aynı yardımlaşma nizamını Yüce Rabb’imiz toplum hayatına da koymuş, irademizle gerçekleştirmemizi bizim sorumluluğumuza havale etmiştir. Kâinat gibi toplum hayatını da bir sistem hâlinde kurup insanları birbiri ile ilişkilendirmiş, toplum hâlinde yaşamaya mecbur etmiş, aralarında iş bölümü yaptırmak suretiyle herkesin bir işlev görmesini dilemiştir. Varlıklarını matlub olan bir biçimde sürdürebilmeleri için onları yardımlaşmaya mahkûm etmiştir.

    Soru: Bu görevin dinimizdeki adı nedir?
    C: Kur’ân-ı Hakîm’de yer alan “teavün” kelimesi, “yardımlaşma” mânâsına gelir. Bundan çok daha fazla olarak elli kadar âyette “infak” kavramı kullanılır. İnfak; gerekli ve gerçek ihtiyaçları karşılayacak yardımı, muhtaç olana ulaştırmak demektir. Bu yardım, imkân sahibinin yoksula bir lütfu değildir. Kur’ân’a göre, Allah Teâlâ’nın fakirler için belirlediği bir haktır. “Onların mallarında yardım isteyenler ve ihtiyaçlarını dile getirmekten çekinenler için belirli bir hak vardır.”2 Kur’ân-ı Kerîm ilk inen âyetlerinden itibaren bu yardımı vurgulamıştır. Daha sonra gelen bir âyet imandan, namazı gereği gibi kılmadan sonra üçüncü görev olarak infakı bildirmiştir: “O müttakiler gayba iman eder, namazlarını gereği gibi kılar ve kendilerine ihsân ettiğimiz nimetlerden infak ederler.”3 İnfak hakkındaki âyetlerden biri de şudur: “Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaç fazlasını! İşte düşünesiniz diye Allah âyetlerini böyle açıklıyor.”4

    Zekât miktarı belirlenmiş olarak farz kılınmadan (yani hicretin ikinci senesine kadar), kazanç sahipleri bu âyete göre kazançlarından kendilerine yetecek kadar alıp gerisini Allah yolunda infak ediyorlardı. Altın, gümüş gibi nakit sahipleri de bir yıllık geçimlerini alıp gerisini Allah rızası için veriyorlardı. “İlgili âyet ve hadîslerden, İslâm’ın getirdiği kardeşlik ve yardımlaşma kavramlarından bizde hâsıl olan kanaat ve anlayışa göre, toplum içinde temel hak ve ihtiyaçlarını temin edememiş insanlar bulunduğu müddetçe, bu ihtiyaçları gidermeye yardımcı olmayan kimseler, ihtiyaç fazlası malları sebebiyle sorumlu olacaklardır.”5


  3. 01.Aralık.2011, 11:24
    2
    Hüvel Baki..



    Soru: İnsan ve toplum hayatının sağlıklı bir şekilde devamı neye bağlıdır?
    C: Yardımlaşma kanununun zerrelerden güneşlere, büyük gök cisimlerine, hücrelerden bedenimizdeki organlara kadar pek kapsamlı bir kanun olarak işlediğini, kâinatın ancak böylece varlıkta devam ettiğini gördük. İşte küçük kâinat olan insanın ve insan toplumlarının da aksamadan, hastalanmadan devam etmesi için aynı yardımlaşma nizamını Yüce Rabb’imiz toplum hayatına da koymuş, irademizle gerçekleştirmemizi bizim sorumluluğumuza havale etmiştir. Kâinat gibi toplum hayatını da bir sistem hâlinde kurup insanları birbiri ile ilişkilendirmiş, toplum hâlinde yaşamaya mecbur etmiş, aralarında iş bölümü yaptırmak suretiyle herkesin bir işlev görmesini dilemiştir. Varlıklarını matlub olan bir biçimde sürdürebilmeleri için onları yardımlaşmaya mahkûm etmiştir.

    Soru: Bu görevin dinimizdeki adı nedir?
    C: Kur’ân-ı Hakîm’de yer alan “teavün” kelimesi, “yardımlaşma” mânâsına gelir. Bundan çok daha fazla olarak elli kadar âyette “infak” kavramı kullanılır. İnfak; gerekli ve gerçek ihtiyaçları karşılayacak yardımı, muhtaç olana ulaştırmak demektir. Bu yardım, imkân sahibinin yoksula bir lütfu değildir. Kur’ân’a göre, Allah Teâlâ’nın fakirler için belirlediği bir haktır. “Onların mallarında yardım isteyenler ve ihtiyaçlarını dile getirmekten çekinenler için belirli bir hak vardır.”2 Kur’ân-ı Kerîm ilk inen âyetlerinden itibaren bu yardımı vurgulamıştır. Daha sonra gelen bir âyet imandan, namazı gereği gibi kılmadan sonra üçüncü görev olarak infakı bildirmiştir: “O müttakiler gayba iman eder, namazlarını gereği gibi kılar ve kendilerine ihsân ettiğimiz nimetlerden infak ederler.”3 İnfak hakkındaki âyetlerden biri de şudur: “Sana neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: İhtiyaç fazlasını! İşte düşünesiniz diye Allah âyetlerini böyle açıklıyor.”4

    Zekât miktarı belirlenmiş olarak farz kılınmadan (yani hicretin ikinci senesine kadar), kazanç sahipleri bu âyete göre kazançlarından kendilerine yetecek kadar alıp gerisini Allah yolunda infak ediyorlardı. Altın, gümüş gibi nakit sahipleri de bir yıllık geçimlerini alıp gerisini Allah rızası için veriyorlardı. “İlgili âyet ve hadîslerden, İslâm’ın getirdiği kardeşlik ve yardımlaşma kavramlarından bizde hâsıl olan kanaat ve anlayışa göre, toplum içinde temel hak ve ihtiyaçlarını temin edememiş insanlar bulunduğu müddetçe, bu ihtiyaçları gidermeye yardımcı olmayan kimseler, ihtiyaç fazlası malları sebebiyle sorumlu olacaklardır.”5





+ Yorum Gönder