Konusunu Oylayın.: Sufilerin şeyhi İbn Arabî de mezhep taklidine karşı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sufilerin şeyhi İbn Arabî de mezhep taklidine karşı
  1. 30.Kasım.2011, 16:09
    1
    Misafir

    Sufilerin şeyhi İbn Arabî de mezhep taklidine karşı






    Sufilerin şeyhi İbn Arabî de mezhep taklidine karşı Mumsema Sufilerin şeyhi İbn Arabî de mezhep taklidine karşı


  2. 14.Aralık.2011, 17:30
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Sufilerin şeyhi İbn Arabî de mezhep taklidine karşı




    Sufilerin Şeyhi İbn Arabi de Mezhep Taklidine Karşıdır!

    Bir e-mail yazımda:
    "Nabza göre şerbet veren İbn Arabi dahi mezheplere bağlanmanın reddine dair pek çok şey yazmıştır futuhatında. " demiştim. Bu yazı bir forum sayfasında yayınlanmış. akabinde de "Yalanın kuyruklusu bu da...Yalan ve iftirayı görecez bakalım" diyen olmuş.
    Müslümanda her ahlak bulunabilir de yalan bulunmaz buyrulmuştur. yine hadislerde kibir: hakka karşı direnmek olarak tarif edilir. buyrun beraber görelim yalan ve iftira mıymış?:
    Muhyiddin Arabi Futuhat'ta (3/333) şöyle der: "Ayet ve hadise muhalif olmasına rağmen mezhep imamının görüşüne tutunan fakihler, eğer imam Mehdînin kılıcından korkmasalar, ona hiç kulak asmazlardı. ona kalpleriyle değil, zahirleriyle itaat ederlerdi. belki de mezheplerine muhalif bir hüküm verdiğinde imam mehdiyi sapık görecekler. zira onlar ictihad kapısının kapandığına, alemde hiçbir müçtehidin kalmadığına ve imamlardan başka hiçkimsede içtihat derecesinin bulunmayacağına inanmaktadırlar. onların bu hususta Allah katında hiçbir mazeretleri yoktur. kıyamet gününde onlardan ilk yüz çevirecek olanlar da imamları olacaktır."
    Bu naklime de yalan diyeceklerse İmam Şarani şahidimdir. O Mizanul Kübra'da (1/10) bu sözleri İbn Arabiden nakletmektedir.
    Yine İbn Arabi şöyle der: "Bize göre Allah'ın dininde ölü ya da diri hiç kimsenin taklid edilmesi caiz değildir. alime soru soran: "Bu konuda Allah ve rasulünün hükmünü istiyorum demelidir." (Futuhat 1/373) Her ne kadar eserlerindeki yenmez yutulmaz ifadeler (-ki imam rabbani dahi yutamamıştır-)kitabının bütün nüshalarında yok diye savunulmaya çalışılsa da, geride vahdeti vücut sapıklıklarını sürdüren Sadreddin Konevi, Tilimsani, İbn Farız, Bursevi, Molla cami gibi öğrencileri bırakan İbn Arabinin bu konuda daha pek çok sözü var ama sanırım basiret sahipleri için bunlar yeterli. Merak edenler için söyleyeyim; neden bütün nüshalarda aynı ifadelerin bulunmadığı (yahut da neden bazı hususların gizlenmek zorunda kaldığı) sorusuna İsmail Hakkı Bursevi'nin öncelikle "Silsilename-i Celvetiyye (terc: Allah dostları adıyla)" "Kitabul Hitap (Manevi ufuklar 2)" ve "Kitabun Necat(Manevi ufuklar 1)" adlı eserlerinde cevap bulabilirsiniz. İnsafla okuyun derim. o zaman kimin takiyyeci olduğu aşikar olacak. Bununla birlikte her nüshada mutlaka birbirinden farklı sapıklık eseri ifadeler bulunuyor. gayretkeşliğin lüzumu yok.


  3. 14.Aralık.2011, 17:30
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Sufilerin Şeyhi İbn Arabi de Mezhep Taklidine Karşıdır!

    Bir e-mail yazımda:
    "Nabza göre şerbet veren İbn Arabi dahi mezheplere bağlanmanın reddine dair pek çok şey yazmıştır futuhatında. " demiştim. Bu yazı bir forum sayfasında yayınlanmış. akabinde de "Yalanın kuyruklusu bu da...Yalan ve iftirayı görecez bakalım" diyen olmuş.
    Müslümanda her ahlak bulunabilir de yalan bulunmaz buyrulmuştur. yine hadislerde kibir: hakka karşı direnmek olarak tarif edilir. buyrun beraber görelim yalan ve iftira mıymış?:
    Muhyiddin Arabi Futuhat'ta (3/333) şöyle der: "Ayet ve hadise muhalif olmasına rağmen mezhep imamının görüşüne tutunan fakihler, eğer imam Mehdînin kılıcından korkmasalar, ona hiç kulak asmazlardı. ona kalpleriyle değil, zahirleriyle itaat ederlerdi. belki de mezheplerine muhalif bir hüküm verdiğinde imam mehdiyi sapık görecekler. zira onlar ictihad kapısının kapandığına, alemde hiçbir müçtehidin kalmadığına ve imamlardan başka hiçkimsede içtihat derecesinin bulunmayacağına inanmaktadırlar. onların bu hususta Allah katında hiçbir mazeretleri yoktur. kıyamet gününde onlardan ilk yüz çevirecek olanlar da imamları olacaktır."
    Bu naklime de yalan diyeceklerse İmam Şarani şahidimdir. O Mizanul Kübra'da (1/10) bu sözleri İbn Arabiden nakletmektedir.
    Yine İbn Arabi şöyle der: "Bize göre Allah'ın dininde ölü ya da diri hiç kimsenin taklid edilmesi caiz değildir. alime soru soran: "Bu konuda Allah ve rasulünün hükmünü istiyorum demelidir." (Futuhat 1/373) Her ne kadar eserlerindeki yenmez yutulmaz ifadeler (-ki imam rabbani dahi yutamamıştır-)kitabının bütün nüshalarında yok diye savunulmaya çalışılsa da, geride vahdeti vücut sapıklıklarını sürdüren Sadreddin Konevi, Tilimsani, İbn Farız, Bursevi, Molla cami gibi öğrencileri bırakan İbn Arabinin bu konuda daha pek çok sözü var ama sanırım basiret sahipleri için bunlar yeterli. Merak edenler için söyleyeyim; neden bütün nüshalarda aynı ifadelerin bulunmadığı (yahut da neden bazı hususların gizlenmek zorunda kaldığı) sorusuna İsmail Hakkı Bursevi'nin öncelikle "Silsilename-i Celvetiyye (terc: Allah dostları adıyla)" "Kitabul Hitap (Manevi ufuklar 2)" ve "Kitabun Necat(Manevi ufuklar 1)" adlı eserlerinde cevap bulabilirsiniz. İnsafla okuyun derim. o zaman kimin takiyyeci olduğu aşikar olacak. Bununla birlikte her nüshada mutlaka birbirinden farklı sapıklık eseri ifadeler bulunuyor. gayretkeşliğin lüzumu yok.





+ Yorum Gönder