Konusunu Oylayın.: Tanıdığımız ve tanımadığımız insanları, hatalarından ve günahlarından dolayı uyarmak zorunda mıyız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Tanıdığımız ve tanımadığımız insanları, hatalarından ve günahlarından dolayı uyarmak zorunda mıyız?
  1. 30.Kasım.2011, 14:49
    1
    Misafir

    Tanıdığımız ve tanımadığımız insanları, hatalarından ve günahlarından dolayı uyarmak zorunda mıyız?






    Tanıdığımız ve tanımadığımız insanları, hatalarından ve günahlarından dolayı uyarmak zorunda mıyız? Mumsema Tanıdığımız ve tanımadığımız insanları, hatalarından ve günahlarından dolayı uyarmak zorunda mıyız? Eğer ikaz etmezsek bu kişilerin nasıl bir yükümlülüğü vardır


  2. 30.Kasım.2011, 14:49
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Tanıdığımız ve tanımadığımız insanları, hatalarından ve günahlarından dolayı uyarmak zorunda mıyız? Eğer ikaz etmezsek bu kişilerin nasıl bir yükümlülüğü vardır


    Benzer Konular

    - Bütün müslümanları sevmek zorunda mıyız

    - Günah işleyenleri uyarmak zorunda mıyız?

    - Çocuk olmaması, eşlerin günahlarından dolayı mı?

    - Yanımda söylenen sözlerin hepsini uyarmak zorunda mıyım?

    - Bir çocuğu, iki yaşına kadar emzirmek zorunda mıyız?

  3. 30.Kasım.2011, 15:38
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Tanıdığımız ve tanımadığımız insanları, hatalarından ve günahlarından dolayı uyarmak zorunda mıyız?




    Kişinin tebliğ sorumluluğu, imkanları ölçüsünde ölünceye kadar devam eder. Ayrıca insanları hakka davet ederken bu davetin bir sınırı yoktur. O kişi hak yola ulaşıncaya kadar dine davet edilir.

    İrşâda muhatab olan, yani irşâd edilecek kimseler hem gayri müslimler ve hem de Müslümanlardır. Müslüman olmayanları irşâd; onları iman ve İslâm'a davet etmek demektir. Müslümanları irşâd ise; onlara imanın gereği olan salih amel ve güzel ahlâkı telkin etmektir. İrşâdı yapacak kimseler ise peygamberlerden sonra, salih müminler ve din bilginleridir.

    İrşâd, dini bir emir olup Müslümanlar üzerine farz-ı kifayedir. Müslümanların içlerinden bir grup bu görevi yapınca diğerlerinin üzerinden düşer.

    İnsanları irşâd edecek mürşidleri, din bilginlerini yetiştirmek Müslümanlar üzerine farzdır. Kur'an-ı Kerîm'de:


    "Sizden, insanları hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk olsun." (Âl-i İmrân, 3/104)buyurulur.

    Ümmet; grup, sınıf anlamınadır. "İçinizden irşâd görevini yapacak bir grup bulunsun" veya "sizden, emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i ani'l münker yapacak bir topluluk oluşsun" demektir.

    Üniversite ortamında olsun başka ortamda olsun, irşadda bulunamamaktan dolayı ahirette birilerinin sizden hak taleb etmesi diye bir durum yoktur. İrşad farz-ı kifaye olduğu için toplumda ehil bir kişinin bu görevi yapması yeterlidir. Ama yine de her Müslümanın irşadda bulunmaya gayret etmesi çok faziletlidir.

    İnsanları işlediği hatalardan dolayı uyarırken çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü her insan hatasını kabul etmeyebilir. Bu da ters tepkiye sebep olur. Tavsiyelerimizi dinleyeceğinden emin olduğumuz kişileri uyarabiliriz. Çevremizdeki insanlara İslamiyeti anlatmanın en güzel yolu, onu hakkıyla yaşamaktır. En güzel tebliğ de budur.



  4. 30.Kasım.2011, 15:38
    2
    Özel Üye



    Kişinin tebliğ sorumluluğu, imkanları ölçüsünde ölünceye kadar devam eder. Ayrıca insanları hakka davet ederken bu davetin bir sınırı yoktur. O kişi hak yola ulaşıncaya kadar dine davet edilir.

    İrşâda muhatab olan, yani irşâd edilecek kimseler hem gayri müslimler ve hem de Müslümanlardır. Müslüman olmayanları irşâd; onları iman ve İslâm'a davet etmek demektir. Müslümanları irşâd ise; onlara imanın gereği olan salih amel ve güzel ahlâkı telkin etmektir. İrşâdı yapacak kimseler ise peygamberlerden sonra, salih müminler ve din bilginleridir.

    İrşâd, dini bir emir olup Müslümanlar üzerine farz-ı kifayedir. Müslümanların içlerinden bir grup bu görevi yapınca diğerlerinin üzerinden düşer.

    İnsanları irşâd edecek mürşidleri, din bilginlerini yetiştirmek Müslümanlar üzerine farzdır. Kur'an-ı Kerîm'de:


    "Sizden, insanları hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk olsun." (Âl-i İmrân, 3/104)buyurulur.

    Ümmet; grup, sınıf anlamınadır. "İçinizden irşâd görevini yapacak bir grup bulunsun" veya "sizden, emr-i bi'l ma'ruf ve nehy-i ani'l münker yapacak bir topluluk oluşsun" demektir.

    Üniversite ortamında olsun başka ortamda olsun, irşadda bulunamamaktan dolayı ahirette birilerinin sizden hak taleb etmesi diye bir durum yoktur. İrşad farz-ı kifaye olduğu için toplumda ehil bir kişinin bu görevi yapması yeterlidir. Ama yine de her Müslümanın irşadda bulunmaya gayret etmesi çok faziletlidir.

    İnsanları işlediği hatalardan dolayı uyarırken çok dikkatli olmak gerekir. Çünkü her insan hatasını kabul etmeyebilir. Bu da ters tepkiye sebep olur. Tavsiyelerimizi dinleyeceğinden emin olduğumuz kişileri uyarabiliriz. Çevremizdeki insanlara İslamiyeti anlatmanın en güzel yolu, onu hakkıyla yaşamaktır. En güzel tebliğ de budur.






+ Yorum Gönder