Konusunu Oylayın.: Gayri müslim bir ülkede, kumar oynatılan bir restaurantta çalışmak caiz mi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Gayri müslim bir ülkede, kumar oynatılan bir restaurantta çalışmak caiz mi?
  1. 30.Kasım.2011, 14:48
    1
    Misafir

    Gayri müslim bir ülkede, kumar oynatılan bir restaurantta çalışmak caiz mi?






    Gayri müslim bir ülkede, kumar oynatılan bir restaurantta çalışmak caiz mi? Mumsema Gayri müslim bir ülkede, kumar oynatılan bir restaurantta çalışmak caiz mi?


  2. 30.Kasım.2011, 15:39
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Gayri müslim bir ülkede, kumar oynatılan bir restaurantta çalışmak caiz mi?




    Geliri tamamen kumardan olan kumarhane gibi yerlerde çalışmak caiz değildir. Ancak restaurant gibi helal mal satan ve bunun yanında da kumar da oynatan müesseselerin durumu farklıdır. Kumarın oynanması haram olduğu gibi onun oynanmasına vesile olmak da haramdır. Bu bakımdan restaurantta bu gibi işlerde çalışmak caiz değildir. Ancak restaurantın diğer bölümlerinde mesela mutfak bölümünde çalışılabilir.

    Eğer kazancı tamamen helal olan yerler varsa buralarda çalışmanız daha iyidir. Mevcut fıkhı kaynaklarda her ne kadar bu mesele ile ilgili bir kayda rastlamadıysak da, benzer fetva ve görüşlere yer verilmektedir. Çünkü, eskiden nakliye hizmetleri bugünkü kadar yaygın değildi. Bu meseleye ışık tutacak bazı fetvaları zikredelim:

    Bir kimse şarap taşıtmak için birisini tutsa, İmam-ı Azama göre işçinin bu taşımadan dolayı aldığı para helâldir, fakat İmam-ı Muhammed'le İmam-ı Ebû Yusuf'a göre caiz değildir.

    Yine Ehl-i kitap bir gayri müslim, bir Müslümanın hayvanını veya gemisini şarap taşımak için kiralasa; Müslümanın aldığı para İmam-ı Azama göre helâl, İmameyne göre caiz değildir.

    Tatbikatta görülmese de, kitaplarımızda şöyle bir fetvaya da yer verilmektedir:

    "Bir Müslüman gütmüş olduğu domuzların karşılığında ücret alabilir." Bu İmam-ı Âzamin görüşüdür, fakat İmameyne göre alması caiz olmaz. (2)

    Fakat olayın değişik yönlerini de değerlendirmek gerekiyor:

    Yurt dışında Müslümanların sosyal ilişkilerinde İslam ahlakını yaşamaları, yurt içindeki Müslümanlara göre daha fazla ehemmiyetli bulunmaktadır. Çünkü yurt dışındaki gayri müslimler İslamiyet’i doğrudan Müslümanların şahsında görüyorlar ve onların güzel ahlakları hidayetlerine de vesile olabiliyor.

    Bediüzzaman (ra), İslam ahlakını bizzat yaşayarak örneklik edebildiğimiz takdirde diğer dinlerin tabilerinin İslamiyet’e cemaatlerle girebileceğini bildirirken, İslam’ı doğru temsil etmemenin de mesuliyeti mucip olduğuna işaret buyuruyor.

    Gayri müslim ülkeleri “darülharp” olarak niteleyen İslam fakihleri, bu ülkelerde yaşayan Müslümanlarla gayri müslimlerin münasebetlerini düzenleme konusunda muhtelif görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir Müslüman’ın gayri müslim ülkelerde gayri müslimden faiz alması, gayri müslime içki ve domuz eti satması ve hatta kazanacağı kesin olmak şartıyla kumar oynaması, bu fiillerin gayri müslimlerce meşru olduğu ve Müslüman’ın da bu meşruiyetten faydalanmasının bir ölçüde ganimet mantığıyla açıklanabildiği esasına binaen, İmam-ı Azam ve İmam-ı Muhammed’e göre caiz bulunmakla beraber, İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Ahmed bin Hanbel, Evzai, İshak ve Hanefilerden Ebu Yusuf’un da içinde bulunduğu fukahanın ekserisi, Müslüman’ın her yerde İslam ahkamı ile bağlı bulunduğunu ifade ederek, böyle batıl ve fasit akit ve alışverişleri caiz bulmamışlardır!. En uygun olanı da çoğunluğun bu görüşüdür!.

    Zira artık günümüzde Müslüman ülkeler de dahil dünya ülkeleri, umumi bir barış ve sulhu esas almışlardır. Müslümanlar gayri müslim ülkelere izinli ve müsaadeli olarak girebilmektedirler ve bu ülkelerde emniyet ve güvenlik içinde yaşayabilmektedirler. Harp durumu ise söz konusu değildir. Binaenaleyh, İmam-ı Azam’ın fetvasında esas aldığı şartlar da, artık günümüz itibariyle mevcut değildir. Muharebe yok ki ganimet söz konusu olsun!

    Esasen, Kur'an ve Sünnet, zaruret dışında haramlara izin de vermemiştir. Zaruret olmadığı takdirde haram, her yerde haramdır. O halde özetleyecek olursak diyebiliriz ki:

    "Günümüzde Müslüman, dünyanın neresinde bulunursa bulunsun; İslam ahkamını ve ahlakını yaşamakla mükelleftir. İki Müslüman arasında caiz olmayan bir alışveriş, Müslüman ile gayri müslim arasında da uygun olmamalıdır. Bu itibarla, gayri müslim ülkelerde yaşayan Müslümanlar da (zaruret dışında) faiz almamalıdır, içki, domuz eti, laşe gibi İslam’ın haram kıldığı herhangi bir şeyi satmamalıdır.”


    Alimlerin çoğunluğunun şüpheden uzak görüşleri bu doğrultudadır. Ancak yukarıdaki fetvalar dikkate alınırsa, içki ve domuz taşımak suretiyle karşılık almak, İmam-ı Azama göre caizdir denilebilir; fakat imameyne ve diğer müçtehitlere göre caiz değildir, haramdır. Mecbur kalmadıkça böyle işlerde çalışmamak gerekir.

    Dipnotlar:


    1. Buharı, Büyü: 102; Müslim, Müsakat: 71; Tirmizî, Büyü: 60; &m Mâce, Ticaret: 11.

    2. el-Feteva'l-Hindiyye, 4:449-450.

    3. Mehmed Paksu, Meseleler ve Çözümleri 1, Nesil yayınları, İstanbul, ss. 135-138; Süleyman Kösemene, Günümüz Meselelerine Çözümler, Yeni Asya Yayınları.



  3. 30.Kasım.2011, 15:39
    2
    Özel Üye



    Geliri tamamen kumardan olan kumarhane gibi yerlerde çalışmak caiz değildir. Ancak restaurant gibi helal mal satan ve bunun yanında da kumar da oynatan müesseselerin durumu farklıdır. Kumarın oynanması haram olduğu gibi onun oynanmasına vesile olmak da haramdır. Bu bakımdan restaurantta bu gibi işlerde çalışmak caiz değildir. Ancak restaurantın diğer bölümlerinde mesela mutfak bölümünde çalışılabilir.

    Eğer kazancı tamamen helal olan yerler varsa buralarda çalışmanız daha iyidir. Mevcut fıkhı kaynaklarda her ne kadar bu mesele ile ilgili bir kayda rastlamadıysak da, benzer fetva ve görüşlere yer verilmektedir. Çünkü, eskiden nakliye hizmetleri bugünkü kadar yaygın değildi. Bu meseleye ışık tutacak bazı fetvaları zikredelim:

    Bir kimse şarap taşıtmak için birisini tutsa, İmam-ı Azama göre işçinin bu taşımadan dolayı aldığı para helâldir, fakat İmam-ı Muhammed'le İmam-ı Ebû Yusuf'a göre caiz değildir.

    Yine Ehl-i kitap bir gayri müslim, bir Müslümanın hayvanını veya gemisini şarap taşımak için kiralasa; Müslümanın aldığı para İmam-ı Azama göre helâl, İmameyne göre caiz değildir.

    Tatbikatta görülmese de, kitaplarımızda şöyle bir fetvaya da yer verilmektedir:

    "Bir Müslüman gütmüş olduğu domuzların karşılığında ücret alabilir." Bu İmam-ı Âzamin görüşüdür, fakat İmameyne göre alması caiz olmaz. (2)

    Fakat olayın değişik yönlerini de değerlendirmek gerekiyor:

    Yurt dışında Müslümanların sosyal ilişkilerinde İslam ahlakını yaşamaları, yurt içindeki Müslümanlara göre daha fazla ehemmiyetli bulunmaktadır. Çünkü yurt dışındaki gayri müslimler İslamiyet’i doğrudan Müslümanların şahsında görüyorlar ve onların güzel ahlakları hidayetlerine de vesile olabiliyor.

    Bediüzzaman (ra), İslam ahlakını bizzat yaşayarak örneklik edebildiğimiz takdirde diğer dinlerin tabilerinin İslamiyet’e cemaatlerle girebileceğini bildirirken, İslam’ı doğru temsil etmemenin de mesuliyeti mucip olduğuna işaret buyuruyor.

    Gayri müslim ülkeleri “darülharp” olarak niteleyen İslam fakihleri, bu ülkelerde yaşayan Müslümanlarla gayri müslimlerin münasebetlerini düzenleme konusunda muhtelif görüşler ileri sürmüşlerdir. Bir Müslüman’ın gayri müslim ülkelerde gayri müslimden faiz alması, gayri müslime içki ve domuz eti satması ve hatta kazanacağı kesin olmak şartıyla kumar oynaması, bu fiillerin gayri müslimlerce meşru olduğu ve Müslüman’ın da bu meşruiyetten faydalanmasının bir ölçüde ganimet mantığıyla açıklanabildiği esasına binaen, İmam-ı Azam ve İmam-ı Muhammed’e göre caiz bulunmakla beraber, İmam-ı Şafii, İmam-ı Malik, İmam-ı Ahmed bin Hanbel, Evzai, İshak ve Hanefilerden Ebu Yusuf’un da içinde bulunduğu fukahanın ekserisi, Müslüman’ın her yerde İslam ahkamı ile bağlı bulunduğunu ifade ederek, böyle batıl ve fasit akit ve alışverişleri caiz bulmamışlardır!. En uygun olanı da çoğunluğun bu görüşüdür!.

    Zira artık günümüzde Müslüman ülkeler de dahil dünya ülkeleri, umumi bir barış ve sulhu esas almışlardır. Müslümanlar gayri müslim ülkelere izinli ve müsaadeli olarak girebilmektedirler ve bu ülkelerde emniyet ve güvenlik içinde yaşayabilmektedirler. Harp durumu ise söz konusu değildir. Binaenaleyh, İmam-ı Azam’ın fetvasında esas aldığı şartlar da, artık günümüz itibariyle mevcut değildir. Muharebe yok ki ganimet söz konusu olsun!

    Esasen, Kur'an ve Sünnet, zaruret dışında haramlara izin de vermemiştir. Zaruret olmadığı takdirde haram, her yerde haramdır. O halde özetleyecek olursak diyebiliriz ki:

    "Günümüzde Müslüman, dünyanın neresinde bulunursa bulunsun; İslam ahkamını ve ahlakını yaşamakla mükelleftir. İki Müslüman arasında caiz olmayan bir alışveriş, Müslüman ile gayri müslim arasında da uygun olmamalıdır. Bu itibarla, gayri müslim ülkelerde yaşayan Müslümanlar da (zaruret dışında) faiz almamalıdır, içki, domuz eti, laşe gibi İslam’ın haram kıldığı herhangi bir şeyi satmamalıdır.”


    Alimlerin çoğunluğunun şüpheden uzak görüşleri bu doğrultudadır. Ancak yukarıdaki fetvalar dikkate alınırsa, içki ve domuz taşımak suretiyle karşılık almak, İmam-ı Azama göre caizdir denilebilir; fakat imameyne ve diğer müçtehitlere göre caiz değildir, haramdır. Mecbur kalmadıkça böyle işlerde çalışmamak gerekir.

    Dipnotlar:


    1. Buharı, Büyü: 102; Müslim, Müsakat: 71; Tirmizî, Büyü: 60; &m Mâce, Ticaret: 11.

    2. el-Feteva'l-Hindiyye, 4:449-450.

    3. Mehmed Paksu, Meseleler ve Çözümleri 1, Nesil yayınları, İstanbul, ss. 135-138; Süleyman Kösemene, Günümüz Meselelerine Çözümler, Yeni Asya Yayınları.






+ Yorum Gönder