Konusunu Oylayın.: Altı günde yaratılışın mitolojik bir efsane olduğu ve Kur’an’a oradan girdiği iddiasına ne cevap verirsiniz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Altı günde yaratılışın mitolojik bir efsane olduğu ve Kur’an’a oradan girdiği iddiasına ne cevap verirsiniz?
  1. 30.Kasım.2011, 14:45
    1
    Misafir

    Altı günde yaratılışın mitolojik bir efsane olduğu ve Kur’an’a oradan girdiği iddiasına ne cevap verirsiniz?






    Altı günde yaratılışın mitolojik bir efsane olduğu ve Kur’an’a oradan girdiği iddiasına ne cevap verirsiniz? Mumsema Altı günde yaratılışın mitolojik bir efsane olduğu ve Kur’an’a oradan girdiği iddiasına ne cevap verirsiniz?


  2. 30.Kasım.2011, 15:40
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Altı günde yaratılışın mitolojik bir efsane olduğu ve Kur’an’a oradan girdiği iddiasına ne cevap verirsiniz?




    Bugün dinden uzak kimselerin “mitolojik bir efsane” dedikleri pek çok şey, gerçek manada “insanların uydurduğu bir masal” anlamındaki mitolojik bir efsane değil, ilahî mesajlardan insanlığa hediye edilen birer gerçektir. Böyle bir iddiada bulunanların bunu ispat etmeleri gerekir. Yani bu ifadelerin gerçekten “mitolojik bir efsane” olduğunu gösteren bir kaynak vermeleri gerekir. Yalnız mevcut kitaplardan birini kaynak vermeleri bile yetmez. Çünkü o kitap da asıl kaynağı vermemiş, verememiştir. Çünkü asıl kaynak olan mitolojik bir efsane’nin oluştuğu zamanı, mekânı ve toplumu göstermeleri gerekir.

    Bunu ispat etmeleri mümkün olmadığına göre, bu iddialar da havada kalmaya mahkumdur. Binaenaleyh, bugün bilim dünyasında da kabul gören “altı günde yaratılış” konusunun bir hayal mahsulü manasında mitolojik bir efsane olduğunu söylemek cehaletten kaynaklanan bir hezeyandır.

    Kur’an’da yer alan bir hakikatin, daha önceki kitaplarda veya tarih içerisinde yerini almış insanlık cemiyetinde yaygın bir bilgi olarak da yer alması, bunun onlardan kopya edildiğini göstermez. Çünkü hiçbir semavî kitap, hiç bir tarihî belge, Kur’an kadar ilahî kimliğini ispat etme gücüne sahip değildir. Kur’an’ın pek çok yönden mucize olduğunu ispat eden yüz binlerce kitap yazılmıştır. Bunlardan bir tanesi Risale-i Nur Külliyatıdır, ortadadır, herkes bakabilir..

    On beş asırdan beri Allah’ın kelamı olduğunu haykıran, delil olarak da hiç kimsenin kendisinin en küçük bir suresinin bir benzerini getiremeyeceğini ilan eden ve gerçekten tarih boyunca bu meydan okuyuşa karşı hiç kimsenin ortaya çıkma cesaretini göstermediği bilinen Kur’an’ın Allah’ın kelam ı olduğunda elbette şüphe yoktur. Bu gözle görülen gerçeğe rağmen, gözünü kapatan kimselerin Kur’an’ın hakikatleri için “mitolojik bir efsane” demelerinin elbette hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Bu saçma iddialarda bulunanların, değil Kur’an’ın hakikatlerini, Besmelenin lafızlarını dahi Arapça aslından okuyacak durumda olmadıkları bilinmektedir.

    Kur’an’da yer alan “Altı günde yaratılış” konusu, bildiğimiz dünya günlerine göre yaratıldığına dair herhangi bir açıklama yer almamaktadır. (bk. Araf: 54, Yunus: 3; Hud:7; Furkan:59; Secde:4; Kaf: 38; Hadid: 4).

    Halbuki Tevrat’ta, altı gün mevcut dünya günlerine göre değerlendirilmiştir(bk. Çıkış, 1/131; 2/1-3).

    Oysa Dünya günleri ancak güneş sisteminin teşekkülünden sonra ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, güneş sisteminin de içinde bulunduğu gökleri ve yeri dünyanın altı günü içerisinde yaratılmasına imkân yoktur. Kur’an ile Tevrat arasındaki bu fark şunu gösteriyor ki;

    a. Tevrat’taki dünya günleriyle ilgili detaylar bir vahiy değil, insanların yaptığı yorumlardır. Bu yorumlar işin içine girmiş ve konu yanlış bir rotaya kaydırılmıştır.

    b. Kur’an’da bu tür yanlışlara yer verilmemiş olması, Kur’an’ın değil mitolojik efsanelerden, aslında bir vahiy olan, ancak yanlış yorumların karıştığı diğer semavî kitaplardan dahi yanlış alıntılar yapmamıştır. Doğru olan bazı hakikatlerin Tevrat’ta da geçtiğine dair ifadelerin, bizzat Kur’an’da yer alması ise, bu iki kaynağın da semavî kimliklerini tasdik etmektedir.

    c. Kur’an’ın bir vasfı “Muheymin”dir. Bu vasıf, Kur’an’ın daha önceki kitapları kontrol eden; onlara sokulmuş olan yanlışları tashih, doğrularını ise tasdik eden bir kitap manasına gelir. İşte bu “altı gün” meselesinde de bir tashihin yapıldığını görmekteyiz.

    İşin erbabı olan muhakkik alimlerin ifade ettiği gibi, Kur’an’ın hiçbir ayetinde -gerçek manada- hiç bir yanlışa yer verilmemesi onun sonsuz ilim sahibi olan Allah’ın kelamı olduğunu gösterir.

    Böyle bir kitaba “mitolojik efsane” demekten insan titremelidir. Allah’ın gazabına dokunur da insanın aklı cinnet getirir, dili kurur, kalbi kararır...



  3. 30.Kasım.2011, 15:40
    2
    Özel Üye



    Bugün dinden uzak kimselerin “mitolojik bir efsane” dedikleri pek çok şey, gerçek manada “insanların uydurduğu bir masal” anlamındaki mitolojik bir efsane değil, ilahî mesajlardan insanlığa hediye edilen birer gerçektir. Böyle bir iddiada bulunanların bunu ispat etmeleri gerekir. Yani bu ifadelerin gerçekten “mitolojik bir efsane” olduğunu gösteren bir kaynak vermeleri gerekir. Yalnız mevcut kitaplardan birini kaynak vermeleri bile yetmez. Çünkü o kitap da asıl kaynağı vermemiş, verememiştir. Çünkü asıl kaynak olan mitolojik bir efsane’nin oluştuğu zamanı, mekânı ve toplumu göstermeleri gerekir.

    Bunu ispat etmeleri mümkün olmadığına göre, bu iddialar da havada kalmaya mahkumdur. Binaenaleyh, bugün bilim dünyasında da kabul gören “altı günde yaratılış” konusunun bir hayal mahsulü manasında mitolojik bir efsane olduğunu söylemek cehaletten kaynaklanan bir hezeyandır.

    Kur’an’da yer alan bir hakikatin, daha önceki kitaplarda veya tarih içerisinde yerini almış insanlık cemiyetinde yaygın bir bilgi olarak da yer alması, bunun onlardan kopya edildiğini göstermez. Çünkü hiçbir semavî kitap, hiç bir tarihî belge, Kur’an kadar ilahî kimliğini ispat etme gücüne sahip değildir. Kur’an’ın pek çok yönden mucize olduğunu ispat eden yüz binlerce kitap yazılmıştır. Bunlardan bir tanesi Risale-i Nur Külliyatıdır, ortadadır, herkes bakabilir..

    On beş asırdan beri Allah’ın kelamı olduğunu haykıran, delil olarak da hiç kimsenin kendisinin en küçük bir suresinin bir benzerini getiremeyeceğini ilan eden ve gerçekten tarih boyunca bu meydan okuyuşa karşı hiç kimsenin ortaya çıkma cesaretini göstermediği bilinen Kur’an’ın Allah’ın kelam ı olduğunda elbette şüphe yoktur. Bu gözle görülen gerçeğe rağmen, gözünü kapatan kimselerin Kur’an’ın hakikatleri için “mitolojik bir efsane” demelerinin elbette hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Bu saçma iddialarda bulunanların, değil Kur’an’ın hakikatlerini, Besmelenin lafızlarını dahi Arapça aslından okuyacak durumda olmadıkları bilinmektedir.

    Kur’an’da yer alan “Altı günde yaratılış” konusu, bildiğimiz dünya günlerine göre yaratıldığına dair herhangi bir açıklama yer almamaktadır. (bk. Araf: 54, Yunus: 3; Hud:7; Furkan:59; Secde:4; Kaf: 38; Hadid: 4).

    Halbuki Tevrat’ta, altı gün mevcut dünya günlerine göre değerlendirilmiştir(bk. Çıkış, 1/131; 2/1-3).

    Oysa Dünya günleri ancak güneş sisteminin teşekkülünden sonra ortaya çıkmıştır. Dolayısıyla, güneş sisteminin de içinde bulunduğu gökleri ve yeri dünyanın altı günü içerisinde yaratılmasına imkân yoktur. Kur’an ile Tevrat arasındaki bu fark şunu gösteriyor ki;

    a. Tevrat’taki dünya günleriyle ilgili detaylar bir vahiy değil, insanların yaptığı yorumlardır. Bu yorumlar işin içine girmiş ve konu yanlış bir rotaya kaydırılmıştır.

    b. Kur’an’da bu tür yanlışlara yer verilmemiş olması, Kur’an’ın değil mitolojik efsanelerden, aslında bir vahiy olan, ancak yanlış yorumların karıştığı diğer semavî kitaplardan dahi yanlış alıntılar yapmamıştır. Doğru olan bazı hakikatlerin Tevrat’ta da geçtiğine dair ifadelerin, bizzat Kur’an’da yer alması ise, bu iki kaynağın da semavî kimliklerini tasdik etmektedir.

    c. Kur’an’ın bir vasfı “Muheymin”dir. Bu vasıf, Kur’an’ın daha önceki kitapları kontrol eden; onlara sokulmuş olan yanlışları tashih, doğrularını ise tasdik eden bir kitap manasına gelir. İşte bu “altı gün” meselesinde de bir tashihin yapıldığını görmekteyiz.

    İşin erbabı olan muhakkik alimlerin ifade ettiği gibi, Kur’an’ın hiçbir ayetinde -gerçek manada- hiç bir yanlışa yer verilmemesi onun sonsuz ilim sahibi olan Allah’ın kelamı olduğunu gösterir.

    Böyle bir kitaba “mitolojik efsane” demekten insan titremelidir. Allah’ın gazabına dokunur da insanın aklı cinnet getirir, dili kurur, kalbi kararır...






+ Yorum Gönder