Konusunu Oylayın.: Kişi, sıla-i rahim yapıp da iyiliğe karşılık kötülük bulursa ne yapmalıdır?

5 üzerinden 3.67 | Toplam : 3 kişi
Kişi, sıla-i rahim yapıp da iyiliğe karşılık kötülük bulursa ne yapmalıdır?
  1. 30.Kasım.2011, 14:05
    1
    Misafir

    Kişi, sıla-i rahim yapıp da iyiliğe karşılık kötülük bulursa ne yapmalıdır?






    Kişi, sıla-i rahim yapıp da iyiliğe karşılık kötülük bulursa ne yapmalıdır? Mumsema kişi, sıla-i rahim yapıp da iyiliğe karşılık kötülük bulursa ne yapmalıdır?


  2. 30.Kasım.2011, 14:05
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 13.Aralık.2011, 00:59
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,511
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: kişi, sıla-i rahim yapıp da iyiliğe karşılık kötülük bulursa ne yapmalıdır?




    (31) Sıla-i Rahmi Terk Edenin Bulunduğu Topluluğa Rahmet İnmez


    63— Abdullah ibni Ebi Evfa’dan işitildiğine göre, Peygamber (sallahü aleyhi ve selem)’in şöyle dediğini anlatmıştır:

    «İçlerinde Sıla-i rahmi terk edenin bulunduğu bir topluluğa, rahmet inmez. »[126]



    Burada topluluktan maksad, sıla-i rahmi terk edene yardımcı olanlar ve onun halini kötü görmeyip hoşlananlardır, diye tevcih yapıldığı gibi, yağmur bereketinin rahmet manasına kullanıldığı görüşü ile insanlardan yağmur kesilmesine vesile olacağı şeklinde de yorumlanmıştır.

    Abdullah İbni Ebi Evfa:

    Ashabdan olup, asıl ismi alkame ibni Halid’dir.Hudeybiye vak’asında bulunmuş ve meşhur hadisler rivayet etmiştir.Hicri 86 veya 87 tarihinde Küfe’de vefat etmiştir.Küfe’de vefat eden ashabın sonuncusudur.Allah ondan razı olsun.[127]



    (32) Sılâ-i Rahmi Terk Edenin Günahı


    64— Cübeyr İbni Mut'ım'den haber verildiğine göre, Cübeyr Resûlül-lah (Saüallahü Aleyhi ve Sellem) 'in şöyle buyurduğunu işitti:

    «— Sılâ-i rahmi terk eden cennete girmez.»[128]



    Daha önceki hadîs-i şerifte sılâ-İ rahmin terki halinde rahmet ve be-reketin kalkacağı beyan edildiği halde, burada «Cennete giremez» ifade-siyle ağır bir ihbarda bulunuluyor. İşin ehemmiyetine binaen ya bu günâhı işlememeğe tembih ve ondan alıkoymaya işaret vardır, ya da îman bakı-mından Müslümanlarla ilgiyi keserek îmansız göçenler murad edilmiştir ki, bunlar cennete giremezler.

    Cübeyr İbni Mut' im :

    Kureyş'in ulularından ve âlimlerinden otan Cübeyr, Bedir esir-leri arasında Peygamber Efendimizle karşılaştığı sırada, Hazretî Peygamber «Tûr» sûresini okuyordu. Cübeyr diyor ki :

    «— Kalbime giren İlk îman bu olmuştur.» Hudeybiye ve Fetih yılları arasında İslâm'a girdiği nakledilmektedir. Hz. Muaviye'nin hilâfeti za-manında Medînede hicrî 59 târihinde vefat etmiştir. Allah ondan razı olsun.[129]



    65— Ebû Hüreyre'nin, Resûlüllah (SallallahüAleyhiveSeHem)'m şöy-le dediğini rivayet ettiği kendisinden işitilmiştir:

    «— Rahme delâlet eden rahim, — kelimesi — Rahman isminin bîr da-lıdır.» Rahim der ki:

    «— Ya Rab! Bana zulmedildi. Ya Rab! Ben terk edildim. Ya Rab! Bana (şu zulüm yapıldı), bana (şu haksızlık yapıldı)...»

    Allah Tealâ ona cevab verir:

    «— Seni terk edenden rahmeti kesmeme, senin haklan ı verene ihsan etmeme razı olmaz mısın?»[130]



    Diğer hadıs-i şeriflerde olduğu gibi, burada da Sılâ-i rahmi terk etme-nin günâh olduğu ve insanı Allah'ın rahmetinden mahrum b:rakmaya ve-sile olduğu, yerine getirildiği takdirde de Allah'ın rahmet ve ihsanına ka-vuşulacağı beyan buyurulmaktadır.[131]



    66— (22-s) Saîd îbni Sem'an dedi ki:

    «— Çocukların ve sefihlerin başa çıkmasından (onların kumandan olmasından), Ebû Hüreyre'nin Allah'a sığındığını işittim.» Saîd İbni Sem'an yine şöyle dedi:

    — İbni Hasene El-Cühenî, Ebû Hüreyre'ye şunu sorduğunu bana an-lattı :

    «— Bunun (çocukların ve sefihlerin başa çıkmasının) alâmeti nedir?»

    Ebû Hüreyre cevab verdi:

    «— (Bunun alâmetleri), sılâ-i rahimlerin terk edilmesi, azgına itaat edilir olması ve ^mürşide (ilim ve hak yol öğretene) işyarı olmamasıdır.»[132]



    Buradaki lâfızlar her ne kadar Ebû Hüreyre 'den naklediliyor-sa da, başka muhaddislerce Ebû Hüreyre 'den Hazret! Peygamber e kadar yükseltiliyor ve merfu hadîs oluyor.

    . Çocukları başa çıkarmak demek, onların dediğini yapmak ve onlara İtaat eylemektir ki, bu takdirde insanlar bilhassa din işlerinde helak olmuş-lar demektir. Sefihlere itaat da yine böyledir. Sefih, hafif akıllıya, aklı nok-san olana denir. Bu gibilere itaatin doğuracağı zararlar aşikârdır. Zamanı-mızda da çocuklara ve sefihlere yapılan itaatin cemiyete, şahıslara getirmiş olduğu zararlar birer vakıa olarak gözükmektedir.

    Bu felâketi doğuran sebepleri de Ebû Hüreyre üç maddede toplamıştır:

    1— Sılâ-i rahmin terk edilmesi. Akrabalık bağlarını kesmek, büyük-lere hürmet ve itaati terk etmek olur. Hürmet terk edilince de çocuk başa çıkar.

    2— Azgına itaat olunmak. Hududu aşan, düzen ve nizam tanımayan azgına itaat edildiği takdirde, bunlara müsamaha gösterilince, İlk yardım-cıları ve organları çocuklar ve sefihler olacaktır ki, burada da çocukların ve sefihlerin başa çıkması vardır.

    3— Hak ve hakikati öğreten mürşide isyan etmek. İlmin değerini an-lamayıp ilim ve hak yol öğretene isyan etmek, bâtıla ve sapıklığa yardım etmek demektir. Bunu ayırt edemeyenler de çocuklarla hafif akıllılar olur ve bunlar ön bulmuş olurlar. Böylece bu üç sebep tahakkuk ettiği zaman, cemiyetin bünyesi tahrip edilmiş ve helaki için zemin hazırlanmış olduğu gerçeği meydana çıkar.

    Eserin raviİerinden S a î d i b n. 4 S e m ' a n , tâbİİ olup, mev-suktur.[133]



    (33) Sılâ-i Rahmi Terk Edenin Dünyadaki Cezası


    67— Ebû Bekre'den rivayet edildiğine göre, Resûlüllah (Sallalkthü Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

    «— Sılâ-i rahmi terk etme ile azgınlık günâhını işleyenin —âhirette ona hazırlanan azabla beraber— dünyada Allah'ın acele olarak cezasını vermeğe bunlardan daha lâyık bir günah yoktur.»[134]



    Hadîs-i şerifte geçen «Bağy» kelimesi azgınlık lâfzı ile terceme edilmiş-tir. Azgınlık yapmak, azgın olmak, Allah'ın emir ve yasaklan dışına çıkarak mahlûkatma zulüm etmek manâsına gelir. Diğer bazı hadîslerde, zulüm günâhından daha çabuk dünyada cezası veriİen bir günâh yoktur, mealin-de ifade bulunduğundan buradaki anlamla uygunluk meydana gelmektedir. Ancak burada sılâ-i rahmi terk etme cezası da zulme ilâve edilmiş oluyor.[135]


  4. 13.Aralık.2011, 00:59
    2
    Üye



    (31) Sıla-i Rahmi Terk Edenin Bulunduğu Topluluğa Rahmet İnmez


    63— Abdullah ibni Ebi Evfa’dan işitildiğine göre, Peygamber (sallahü aleyhi ve selem)’in şöyle dediğini anlatmıştır:

    «İçlerinde Sıla-i rahmi terk edenin bulunduğu bir topluluğa, rahmet inmez. »[126]



    Burada topluluktan maksad, sıla-i rahmi terk edene yardımcı olanlar ve onun halini kötü görmeyip hoşlananlardır, diye tevcih yapıldığı gibi, yağmur bereketinin rahmet manasına kullanıldığı görüşü ile insanlardan yağmur kesilmesine vesile olacağı şeklinde de yorumlanmıştır.

    Abdullah İbni Ebi Evfa:

    Ashabdan olup, asıl ismi alkame ibni Halid’dir.Hudeybiye vak’asında bulunmuş ve meşhur hadisler rivayet etmiştir.Hicri 86 veya 87 tarihinde Küfe’de vefat etmiştir.Küfe’de vefat eden ashabın sonuncusudur.Allah ondan razı olsun.[127]



    (32) Sılâ-i Rahmi Terk Edenin Günahı


    64— Cübeyr İbni Mut'ım'den haber verildiğine göre, Cübeyr Resûlül-lah (Saüallahü Aleyhi ve Sellem) 'in şöyle buyurduğunu işitti:

    «— Sılâ-i rahmi terk eden cennete girmez.»[128]



    Daha önceki hadîs-i şerifte sılâ-İ rahmin terki halinde rahmet ve be-reketin kalkacağı beyan edildiği halde, burada «Cennete giremez» ifade-siyle ağır bir ihbarda bulunuluyor. İşin ehemmiyetine binaen ya bu günâhı işlememeğe tembih ve ondan alıkoymaya işaret vardır, ya da îman bakı-mından Müslümanlarla ilgiyi keserek îmansız göçenler murad edilmiştir ki, bunlar cennete giremezler.

    Cübeyr İbni Mut' im :

    Kureyş'in ulularından ve âlimlerinden otan Cübeyr, Bedir esir-leri arasında Peygamber Efendimizle karşılaştığı sırada, Hazretî Peygamber «Tûr» sûresini okuyordu. Cübeyr diyor ki :

    «— Kalbime giren İlk îman bu olmuştur.» Hudeybiye ve Fetih yılları arasında İslâm'a girdiği nakledilmektedir. Hz. Muaviye'nin hilâfeti za-manında Medînede hicrî 59 târihinde vefat etmiştir. Allah ondan razı olsun.[129]



    65— Ebû Hüreyre'nin, Resûlüllah (SallallahüAleyhiveSeHem)'m şöy-le dediğini rivayet ettiği kendisinden işitilmiştir:

    «— Rahme delâlet eden rahim, — kelimesi — Rahman isminin bîr da-lıdır.» Rahim der ki:

    «— Ya Rab! Bana zulmedildi. Ya Rab! Ben terk edildim. Ya Rab! Bana (şu zulüm yapıldı), bana (şu haksızlık yapıldı)...»

    Allah Tealâ ona cevab verir:

    «— Seni terk edenden rahmeti kesmeme, senin haklan ı verene ihsan etmeme razı olmaz mısın?»[130]



    Diğer hadıs-i şeriflerde olduğu gibi, burada da Sılâ-i rahmi terk etme-nin günâh olduğu ve insanı Allah'ın rahmetinden mahrum b:rakmaya ve-sile olduğu, yerine getirildiği takdirde de Allah'ın rahmet ve ihsanına ka-vuşulacağı beyan buyurulmaktadır.[131]



    66— (22-s) Saîd îbni Sem'an dedi ki:

    «— Çocukların ve sefihlerin başa çıkmasından (onların kumandan olmasından), Ebû Hüreyre'nin Allah'a sığındığını işittim.» Saîd İbni Sem'an yine şöyle dedi:

    — İbni Hasene El-Cühenî, Ebû Hüreyre'ye şunu sorduğunu bana an-lattı :

    «— Bunun (çocukların ve sefihlerin başa çıkmasının) alâmeti nedir?»

    Ebû Hüreyre cevab verdi:

    «— (Bunun alâmetleri), sılâ-i rahimlerin terk edilmesi, azgına itaat edilir olması ve ^mürşide (ilim ve hak yol öğretene) işyarı olmamasıdır.»[132]



    Buradaki lâfızlar her ne kadar Ebû Hüreyre 'den naklediliyor-sa da, başka muhaddislerce Ebû Hüreyre 'den Hazret! Peygamber e kadar yükseltiliyor ve merfu hadîs oluyor.

    . Çocukları başa çıkarmak demek, onların dediğini yapmak ve onlara İtaat eylemektir ki, bu takdirde insanlar bilhassa din işlerinde helak olmuş-lar demektir. Sefihlere itaat da yine böyledir. Sefih, hafif akıllıya, aklı nok-san olana denir. Bu gibilere itaatin doğuracağı zararlar aşikârdır. Zamanı-mızda da çocuklara ve sefihlere yapılan itaatin cemiyete, şahıslara getirmiş olduğu zararlar birer vakıa olarak gözükmektedir.

    Bu felâketi doğuran sebepleri de Ebû Hüreyre üç maddede toplamıştır:

    1— Sılâ-i rahmin terk edilmesi. Akrabalık bağlarını kesmek, büyük-lere hürmet ve itaati terk etmek olur. Hürmet terk edilince de çocuk başa çıkar.

    2— Azgına itaat olunmak. Hududu aşan, düzen ve nizam tanımayan azgına itaat edildiği takdirde, bunlara müsamaha gösterilince, İlk yardım-cıları ve organları çocuklar ve sefihler olacaktır ki, burada da çocukların ve sefihlerin başa çıkması vardır.

    3— Hak ve hakikati öğreten mürşide isyan etmek. İlmin değerini an-lamayıp ilim ve hak yol öğretene isyan etmek, bâtıla ve sapıklığa yardım etmek demektir. Bunu ayırt edemeyenler de çocuklarla hafif akıllılar olur ve bunlar ön bulmuş olurlar. Böylece bu üç sebep tahakkuk ettiği zaman, cemiyetin bünyesi tahrip edilmiş ve helaki için zemin hazırlanmış olduğu gerçeği meydana çıkar.

    Eserin raviİerinden S a î d i b n. 4 S e m ' a n , tâbİİ olup, mev-suktur.[133]



    (33) Sılâ-i Rahmi Terk Edenin Dünyadaki Cezası


    67— Ebû Bekre'den rivayet edildiğine göre, Resûlüllah (Sallalkthü Aleyhi ve Sellem) şöyle dedi:

    «— Sılâ-i rahmi terk etme ile azgınlık günâhını işleyenin —âhirette ona hazırlanan azabla beraber— dünyada Allah'ın acele olarak cezasını vermeğe bunlardan daha lâyık bir günah yoktur.»[134]



    Hadîs-i şerifte geçen «Bağy» kelimesi azgınlık lâfzı ile terceme edilmiş-tir. Azgınlık yapmak, azgın olmak, Allah'ın emir ve yasaklan dışına çıkarak mahlûkatma zulüm etmek manâsına gelir. Diğer bazı hadîslerde, zulüm günâhından daha çabuk dünyada cezası veriİen bir günâh yoktur, mealin-de ifade bulunduğundan buradaki anlamla uygunluk meydana gelmektedir. Ancak burada sılâ-i rahmi terk etme cezası da zulme ilâve edilmiş oluyor.[135]





+ Yorum Gönder