Konusunu Oylayın.: İlk insanlar neden kanser olmuyordu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İlk insanlar neden kanser olmuyordu?
  1. 30.Kasım.2011, 08:27
    1
    Misafir

    İlk insanlar neden kanser olmuyordu?

  2. 30.Kasım.2011, 11:10
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İlk insanlar neden kanser olmuyordu?




    Uzmanlar yeni çalışmalarla kanserin önlenebilir olacağını ve bugüne kadar inanılan efsanelerin çoğunun yanlış olduğunu belirtti...

    3. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserin önlenebilir bir hastalık olduğu belirtilirken, kanserin önlenmesi için yapılması gerekenler, yeni araştırma ve çalışmalar hakkında bilgi verildi.

    Sempozyum Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ve Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mutlu Hayran’ın katıldığı basın toplantısında kanser konusunda doğru olarak bilinen birçok konuda açıklamalarda bulunuldu.

    İşte kanserle ilgili bilinen esfaneler:


    Soyanın içindeki kadınlık hormonu olan östrojene benzer maddeler, yüksek dozda alındığında meme ve rahim kanserlerine yol açabilir.


    Ceviz, fındık, fıstık gibi zararsız olduğu, kolesterol içermediği söylenen yağlı gıdaların (zeytinyağı dahil) çok miktarda alınması şişmanlatır.

    Domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların yüksek miktarlarda tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir.
    Ganoderma Lucidum (sözde ölümsüzlük mantarı!), içinde bir nevi “kadınlık hormonu” ve teratojen (ceninler üzerinde kanser yapıcı etki) olan dietilstilbestrol (DES) maddesini içerdiği için önceleri prostat kanserinde kullanılmış ancak sonradan ilaç olarak kullanılması 2002’de FDA tarafından yasaklanmış ve piyasadan kaldırılmış olan PC-SPES’in 8 bitki karışımından biridir.

    Reishi kullanımına bağlı karaciğer yetmezliği ve arkasından ölüm ile sonuçlanan vakalar tıbbi literatürde bildirilmiş olup basında geçtiği şekliyle Reishi’nin yan etkisinin olmadığı bilgisi kesinlikle yanlıştır.

    Sık görülen yan etkileri bulantı ve kusma (kemoterapi alanlarda önemli bir sorundur) ve “fare zehiri” diye de bilinen warfarin benzeri etki ile kanamaya yol açmasıdır. Tedavi ile ilişkili en önemli sorunlardan bir diğeri de bu mantarın, daha önceden greyfurt suyunda da tanımlandığı şekilde karaciğer sitokrom enzimleri üzerinden etki ederek, kemoterapi veya beraberinde kullanılan bulantı önleyici ilaçların etkilerinin azalmasına neden olmasıdır. Bulantı, kusmaya yol açması, kanama yan etkisi, kemoterapi ve diğer ilaçların etkilerini azaltma sorunları yüzünden özellikle kemoterapi ile beraber kullanılması, kemoterapiden önce ve/veya sonra alınması kesinlikle sakıncalıdır.

    Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.

    Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.

    Genetiği değiştirilmiş gıdaların, kanser riskini artırdığına dair bilimsel bir bulgu yoktur.

    Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.

    Yiyecekler ilaç değildir. Hekim tarafından tavsiye edilmediği sürece gıda takviyesinde bulunulmasının ya da beslenme şeklinin değiştirilmesi kesinlikle uygun değildir.

    Bitkilerin, meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesi yarardan çok zarar verebilir, çeşitli organlarda hasara yol açabilir, kanser dışında başka hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlayabilir.

    Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi yoktur aksine kanseri tetiklidiğini gösteren çalışmalar mevcuttur.

    Havucun içinde de bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, sigara içenlere beta-karoten tableti verildiğinde, ölüm oranlarının arttığı tespit edilmiştir. Bu havucun tüketilmemesi anlamı taşımaz, aksine sigara içenlerin sigarayı bırakmaları daha yaşamsaldır. Havuç günlük gıda alımı içinde taze olarak yenilebilir ve böyle tüketildiğinde kanserden koruyucudur.

    Yiyeceklerle alınan folat kanserden koruyucu etki yaparken hergün yüksek dozda folat vitamin tableti tedavisi ile artmış kanser ve kalp damar hastalığı riski gösterilmiştir.

    OBEZİTE

    Şişmanlığın çoğu kanser çeşidini arttırdığı gösterilmiştir.

    ALKOL

    Alkol kanseri tetikler. Az miktarda bile olsa alkol kanserojen etki gösterir. Özellikle sigara ile birlikte kullanıldığında bu etki daha da artar.

    DİĞER FAKTÖRLER

    Cep telefonu kullanımına bağlı kanser gelişimi konusunda veriler yetersiz olup kullanımının kısıtlanmasına dair bilimsel bir öneri yoktur.

    Sadece ABD, Belçika ve Tayvan'ın belli bölgelerinde yeryüzünün derin katmanlarından içme suyuna karışan arseniğin uzun süre tüketilmesinin kanser yapıcı etkileri tanımlanmıştır.

    Türkiye'deki içme suyunda arsenik düzeylerine ait bilgiler yetersizdir. Arseniğe maruz kalma, arsenikle çalışan kişilerde, önemli miktarda şarap içen kişilerde, ahşap içeren evlerde yaşayan kişilerde ve geçmişte arsenik içeren pestisit kullanılan çiftliklerde yaşayan kişilerde olabilmektedir.

    Doğum kontrol hapları ve menopoz sonrası hormon replasman tedavisinin, hem kanser hem de kalp rahatsızlıkları açısından önemli yan etkileri vardır. Bu nedenle kesinlikle doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.

    Zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddeleri içeren karışımların (pestisit) kullanımı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kontrol altındadır. Halen ülkemizde kullanımda olan pestisitler kanser yapıcı etkileri açısından kontrol altında olan bileşiklerdir. Tüketilen maddenin üzerindeki pestisit kalıntılarının bertarafı için uygun hijyenik önlemler yeterlidir. En önemli risk pestisiti uygulayan kişinin (ülkemizde çiftçi veya yetiştirici) kendisine ve çevresindeki kişilere olmaktadır.

    TÜTÜN

    Tütün kullanımı her çeşit kanseri arttırır. Tüm kanserlerin yaklaşık yarısının sebebi tütün ve tütün mamülleri kullanımıdır.

    Tütün dumanı ana akım ve yan akım olmak üzere ikiye ayrılır. Bir sigaradan ortama saçılan dumanın çok büyük çoğunluğu yan akımdan oluşmaktadır. Bazı kanser yapıcı maddelerin miktarı yan akım dumanda ana akıma göre 10-200 kat daha fazladır.

    Pasif içicilik de kanser sebebidir. Sigara içmeyenlerde çevresel tütün dumanına maruziyet akciğer ve meme kanseri riskini arttırmaktadır.

    KANSERDEN KORUNMAK İÇİN MAĞARA ADAMINI ÖRNEK ALIN!

    İlk insanda kanser yoktu. Neden mi? İşte size 6 sebep:

    1) Sigara içmezdi ve çevresinde de sigara içilmezdi.
    2) Ne bulursa onu yerdi. Vitamin hapı, takviye gibi diyet kandırmacalarına maruz kalmazdı.
    3) Yiyeceğini bulmak için saatlerce koşturur egzersiz yapardı.
    4) Alkol kullanmazdı.
    5) Güneş ışığından korunmada modern insana göre daha dikkatliydi.
    6) Güvenli cinsel yaşam konusunda daha şanslıydı.

    GEÇEN SENE YARARSIZDIR DEDİK AMA BU SENE ARTIK UYARIYORUZ: VİTAMİN TAKVİYESİ ZARARLIDIR!!!

    Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi yoktur aksine kanseri tetiklediğini gösteren çalışmalar mevcuttur. 2009 yılının son aylarında sayıları gittikçe artan çalışmalar sonucunda uzmanlar uyarıyor:

    Yiyeceklerle alınan folat kanserden koruyucu etki yaparken hergün yüksek dozda folat vitamin tableti tedavisi ile artmış kanser ve kalp damar hastalığı riski gösterilmiştir. Bazı çalışmalarda folik asidin felç ve kalp hastalığı riskini azaltacağının, kalın bağırsak kanserini engelleyebileceği bulguları ile birçok insan kalp hastası ve kanser olmamak için folik asit tabletleri kullanmaya başladı. Hatta Amerika, Kanada ve Şili gibi unlara ve benzeri ürünlere folik asit eklenmeye kadar yaygın kullanıma girdi. Fakat yıllar sonra özellikle gıda takviyesi yapılan bu ülkelerde kalın bağırsak ve prostat kanserlerinde yüzde 200’ e varan artışlar dikkati çekmeye başladı. 2009 yıllarının ortalarından itibaren sayıları gittikçe artan araştırmalarda folik asidin yüksek dozlarının normal hücreler yanında kanser hücrelerinin çoğalmalarını kolaylaştırdıkları ve artırdıkları gösterildi. Norveç’te yapılan çalışmalarda folik asit ve B12 desteği alan kalp hastaları arasında akciğer kanserine yakalananların oranının, genel nüfusa göre yüzde 25 daha fazla olduğunu ortaya kondu. Araştırmada ayrıca, vitamin desteği alanların diğer kanser hastalıkları ve diğer rahatsızlıklardan ölüm oranı da daha yüksek çıktı.
    alıntı.



  3. 30.Kasım.2011, 11:10
    2
    Silent and lonely rains



    Uzmanlar yeni çalışmalarla kanserin önlenebilir olacağını ve bugüne kadar inanılan efsanelerin çoğunun yanlış olduğunu belirtti...

    3. Prevantif Onkoloji Sempozyumu’nda kanserin önlenebilir bir hastalık olduğu belirtilirken, kanserin önlenmesi için yapılması gerekenler, yeni araştırma ve çalışmalar hakkında bilgi verildi.

    Sempozyum Başkanı Prof. Dr. İsmail Çelik, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer ve Hacettepe Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü, Prevantif Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mutlu Hayran’ın katıldığı basın toplantısında kanser konusunda doğru olarak bilinen birçok konuda açıklamalarda bulunuldu.

    İşte kanserle ilgili bilinen esfaneler:


    Soyanın içindeki kadınlık hormonu olan östrojene benzer maddeler, yüksek dozda alındığında meme ve rahim kanserlerine yol açabilir.


    Ceviz, fındık, fıstık gibi zararsız olduğu, kolesterol içermediği söylenen yağlı gıdaların (zeytinyağı dahil) çok miktarda alınması şişmanlatır.

    Domates, brokoli ve lahana gibi gıdaların yüksek miktarlarda tüketilmesinin kanserden koruduğuna dair veriler yeterli değildir.
    Ganoderma Lucidum (sözde ölümsüzlük mantarı!), içinde bir nevi “kadınlık hormonu” ve teratojen (ceninler üzerinde kanser yapıcı etki) olan dietilstilbestrol (DES) maddesini içerdiği için önceleri prostat kanserinde kullanılmış ancak sonradan ilaç olarak kullanılması 2002’de FDA tarafından yasaklanmış ve piyasadan kaldırılmış olan PC-SPES’in 8 bitki karışımından biridir.

    Reishi kullanımına bağlı karaciğer yetmezliği ve arkasından ölüm ile sonuçlanan vakalar tıbbi literatürde bildirilmiş olup basında geçtiği şekliyle Reishi’nin yan etkisinin olmadığı bilgisi kesinlikle yanlıştır.

    Sık görülen yan etkileri bulantı ve kusma (kemoterapi alanlarda önemli bir sorundur) ve “fare zehiri” diye de bilinen warfarin benzeri etki ile kanamaya yol açmasıdır. Tedavi ile ilişkili en önemli sorunlardan bir diğeri de bu mantarın, daha önceden greyfurt suyunda da tanımlandığı şekilde karaciğer sitokrom enzimleri üzerinden etki ederek, kemoterapi veya beraberinde kullanılan bulantı önleyici ilaçların etkilerinin azalmasına neden olmasıdır. Bulantı, kusmaya yol açması, kanama yan etkisi, kemoterapi ve diğer ilaçların etkilerini azaltma sorunları yüzünden özellikle kemoterapi ile beraber kullanılması, kemoterapiden önce ve/veya sonra alınması kesinlikle sakıncalıdır.

    Aspartam ve sakarin gibi yapay tatlandırıcıların kansere neden olduğu bilgisi ispatlanmamıştır.

    Kahve tüketiminin kansere neden olduğu ve yeşil çayın kanserden koruduğuna dair bilimsel bir bulgu yoktur.

    Genetiği değiştirilmiş gıdaların, kanser riskini artırdığına dair bilimsel bir bulgu yoktur.

    Hazır gıdalardaki katkı maddelerinin, uygun oranlarda kaldığı takdirde kanser yapıcı etkisi mevcut değildir.

    Yiyecekler ilaç değildir. Hekim tarafından tavsiye edilmediği sürece gıda takviyesinde bulunulmasının ya da beslenme şeklinin değiştirilmesi kesinlikle uygun değildir.

    Bitkilerin, meyve ve sebzelerin bilinçsiz tüketilmesi yarardan çok zarar verebilir, çeşitli organlarda hasara yol açabilir, kanser dışında başka hastalıklarının oluşmasına zemin hazırlayabilir.

    Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi yoktur aksine kanseri tetiklidiğini gösteren çalışmalar mevcuttur.

    Havucun içinde de bulunan beta-karoten maddesinin fazla alınması, sigara bağımlılarında akciğer kanseri riskini arttırabilmektedir. Yapılan bir araştırmada, sigara içenlere beta-karoten tableti verildiğinde, ölüm oranlarının arttığı tespit edilmiştir. Bu havucun tüketilmemesi anlamı taşımaz, aksine sigara içenlerin sigarayı bırakmaları daha yaşamsaldır. Havuç günlük gıda alımı içinde taze olarak yenilebilir ve böyle tüketildiğinde kanserden koruyucudur.

    Yiyeceklerle alınan folat kanserden koruyucu etki yaparken hergün yüksek dozda folat vitamin tableti tedavisi ile artmış kanser ve kalp damar hastalığı riski gösterilmiştir.

    OBEZİTE

    Şişmanlığın çoğu kanser çeşidini arttırdığı gösterilmiştir.

    ALKOL

    Alkol kanseri tetikler. Az miktarda bile olsa alkol kanserojen etki gösterir. Özellikle sigara ile birlikte kullanıldığında bu etki daha da artar.

    DİĞER FAKTÖRLER

    Cep telefonu kullanımına bağlı kanser gelişimi konusunda veriler yetersiz olup kullanımının kısıtlanmasına dair bilimsel bir öneri yoktur.

    Sadece ABD, Belçika ve Tayvan'ın belli bölgelerinde yeryüzünün derin katmanlarından içme suyuna karışan arseniğin uzun süre tüketilmesinin kanser yapıcı etkileri tanımlanmıştır.

    Türkiye'deki içme suyunda arsenik düzeylerine ait bilgiler yetersizdir. Arseniğe maruz kalma, arsenikle çalışan kişilerde, önemli miktarda şarap içen kişilerde, ahşap içeren evlerde yaşayan kişilerde ve geçmişte arsenik içeren pestisit kullanılan çiftliklerde yaşayan kişilerde olabilmektedir.

    Doğum kontrol hapları ve menopoz sonrası hormon replasman tedavisinin, hem kanser hem de kalp rahatsızlıkları açısından önemli yan etkileri vardır. Bu nedenle kesinlikle doktor tavsiyesi ile alınmalıdır.

    Zararlı organizmaları engellemek, kontrol altına almak, ya da zararlarını azaltmak için kullanılan madde ya da maddeleri içeren karışımların (pestisit) kullanımı tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kontrol altındadır. Halen ülkemizde kullanımda olan pestisitler kanser yapıcı etkileri açısından kontrol altında olan bileşiklerdir. Tüketilen maddenin üzerindeki pestisit kalıntılarının bertarafı için uygun hijyenik önlemler yeterlidir. En önemli risk pestisiti uygulayan kişinin (ülkemizde çiftçi veya yetiştirici) kendisine ve çevresindeki kişilere olmaktadır.

    TÜTÜN

    Tütün kullanımı her çeşit kanseri arttırır. Tüm kanserlerin yaklaşık yarısının sebebi tütün ve tütün mamülleri kullanımıdır.

    Tütün dumanı ana akım ve yan akım olmak üzere ikiye ayrılır. Bir sigaradan ortama saçılan dumanın çok büyük çoğunluğu yan akımdan oluşmaktadır. Bazı kanser yapıcı maddelerin miktarı yan akım dumanda ana akıma göre 10-200 kat daha fazladır.

    Pasif içicilik de kanser sebebidir. Sigara içmeyenlerde çevresel tütün dumanına maruziyet akciğer ve meme kanseri riskini arttırmaktadır.

    KANSERDEN KORUNMAK İÇİN MAĞARA ADAMINI ÖRNEK ALIN!

    İlk insanda kanser yoktu. Neden mi? İşte size 6 sebep:

    1) Sigara içmezdi ve çevresinde de sigara içilmezdi.
    2) Ne bulursa onu yerdi. Vitamin hapı, takviye gibi diyet kandırmacalarına maruz kalmazdı.
    3) Yiyeceğini bulmak için saatlerce koşturur egzersiz yapardı.
    4) Alkol kullanmazdı.
    5) Güneş ışığından korunmada modern insana göre daha dikkatliydi.
    6) Güvenli cinsel yaşam konusunda daha şanslıydı.

    GEÇEN SENE YARARSIZDIR DEDİK AMA BU SENE ARTIK UYARIYORUZ: VİTAMİN TAKVİYESİ ZARARLIDIR!!!

    Vitamin takviyesi ve kapsüllerinin kanserden koruma etkisi yoktur aksine kanseri tetiklediğini gösteren çalışmalar mevcuttur. 2009 yılının son aylarında sayıları gittikçe artan çalışmalar sonucunda uzmanlar uyarıyor:

    Yiyeceklerle alınan folat kanserden koruyucu etki yaparken hergün yüksek dozda folat vitamin tableti tedavisi ile artmış kanser ve kalp damar hastalığı riski gösterilmiştir. Bazı çalışmalarda folik asidin felç ve kalp hastalığı riskini azaltacağının, kalın bağırsak kanserini engelleyebileceği bulguları ile birçok insan kalp hastası ve kanser olmamak için folik asit tabletleri kullanmaya başladı. Hatta Amerika, Kanada ve Şili gibi unlara ve benzeri ürünlere folik asit eklenmeye kadar yaygın kullanıma girdi. Fakat yıllar sonra özellikle gıda takviyesi yapılan bu ülkelerde kalın bağırsak ve prostat kanserlerinde yüzde 200’ e varan artışlar dikkati çekmeye başladı. 2009 yıllarının ortalarından itibaren sayıları gittikçe artan araştırmalarda folik asidin yüksek dozlarının normal hücreler yanında kanser hücrelerinin çoğalmalarını kolaylaştırdıkları ve artırdıkları gösterildi. Norveç’te yapılan çalışmalarda folik asit ve B12 desteği alan kalp hastaları arasında akciğer kanserine yakalananların oranının, genel nüfusa göre yüzde 25 daha fazla olduğunu ortaya kondu. Araştırmada ayrıca, vitamin desteği alanların diğer kanser hastalıkları ve diğer rahatsızlıklardan ölüm oranı da daha yüksek çıktı.
    alıntı.






+ Yorum Gönder