Konusunu Oylayın.: İnsanlar neden intihar eder?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İnsanlar neden intihar eder?
  1. 30.Kasım.2011, 08:21
    1
    Misafir

    İnsanlar neden intihar eder?

  2. 30.Kasım.2011, 10:48
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İnsanlar neden intihar eder?




    İNSANLAR NEDEN İNTİHAR EDER

    İntihar bir çözüm müdür?

    İnsanoğlu var olduğundan beri, yok olmayı tercih edenler de oldu hep.

    Hayatını anlamsız, kendisini çaresiz, sorunlarını çözümsüz görenler ölümde aradılar bazen kurtuluşu. Napolyon, Sokrat, Hitler gibi kimi ünlüler ve nice nice ünsüzler "hayatın ağır tekalifine" tahammül edemeyip “istifa” ettiler.

    Demem o ki, intihar ahirzaman alameti değil, eskiden beri başvurulan bir yol ama bu sıralar özellikle ülkemizde daha bir moda oldu maalesef.

    Hatırlarsınız, önce bir bakanımız intihara kalkışmıştı, sonra Kekilli'nin meşhur şarkısıyla peş peşe "bu akşam ölürüm" diyen gençler türedi.
    Şimdi de Batman'da özellikle bayanların ardarda intiharları konuşuluyor.

    Bir psikiyatrist olarak bu konuda yazmak farz oldu artık. Kimler, neden intihar eder ve ne yapılmalı?

    Sahi, sizce bir insan neden intihar eder?

    "İnancı yoksa, maneviyatı zayıfsa" mı dediniz? Hayli doğru ama tamamen değil.

    Gerçekten de dindarlarda (hangi dinden olursa olsun) intihar daha az, bu istatistiklerle sabit. "Hayat anlamsız, sonu hiçlik" diyen, "bir an önce bu çile bitsin" de diyebilir tabii. Ancak tüm intiharları tek faktörle açıklamak ne denli gerçekçi olur?


    Mesela şöyle bir soru sorayım: Ölümün son olduğunu, bu hayatın tek hayat olduğunu düşünseniz, siz intihar eder miydiniz? Belki de tam tersine daha da bu hayata yapışırdınız değil mi? Bakın iş karıştı.

    Yine bazıları da inançlı olduğu halde, "evet, intihar günah ama, Allah her halde affeder, cennete giderim" deyip intihar etmiyor mu? (Not: "Namaz bile şart değil, günahlar formalite, kalbine bak kalbine" diyen ahirzaman fetvacılarının bu olaylardaki paylarını vicdanlarına bırakıyorum.)

    Demek ki tek bir faktöre bağlamamak lazım intiharları.

    İsterseniz intihar sebeplerini (ve ne yapılabileceğini) intiharla ilgili istatistik verilerden hareketle bulmaya çalışalım. Daha objektif olur.

    Kadınlar erkeklere kıyasla 3 kat daha fazla intihara kalkışıyor mesela. Ama ölümle sonuçlanan intiharlar, tersine erkeklerde 3 kat fazla imiş.

    Kadınlar genellikle ilaç içmek gibi daha az acı veren ve kurtuluş şansı fazla olan yolları seçiyorlar. Son anda bile kararsızlar genellikle. "Kurtulsam da olur" diyorlar bir anlamda. Bu tür intihar girişimlerini daha çok bir yardım isteği olarak da algılayabiliriz aslında. Böyle intihara kalkışanlar çoğu zaman bilinçsizce kurtarılmalarına da zemin hazırlarlar zaten. Mesela boş ilaç şişesini ortada bırakır, herkesin evde olduğu sırada intihara kalkışırlar vs. Bu halleriyle "beni kurtarın, durumumun kötü olduğunu anlayın ve bana yardım edin" der gibidirler. Bu sessiz çığlıklara kulak vermek lazım.

    Erkekler ise anlaşılan son ana kadar yardım istemiyor, karar verince de dönüşü zor bir yolu seçiyorlar. Öyleyse o son an gelmeden sormak lazım, "Bir problemin var mı? Yardım istemek ayıp değil ki! İnsanoğlu acizdir."

    Bir diğer veri: İntihar erkeklerde ileri yaşlarda artış gösterirken kadınlarda tersine azalmakta. Anlaşılan erkekler ileri yaşlardaki pasif ve yardıma muhtaç konuma daha zor adapte oluyorlar. Yaşlı babalarımıza, dedelerimize kıymet verip saygı gösterelim o halde. Hiç olmazsa fikir danışalım. Yaşamalarının bir anlamı, faydası olduğunu hissetsinler.

    Evlilik, özellikle de çocuk sahibi olmak, intiharı belirgin biçimde azaltıyor. Dullarda ise intihar çok fazla. Kişinin duygularını paylaşıp, psikolojik destek alabilmesi intihara yönelmeyi hayli engelliyor yani. Hele çocuk, hem hayata anlam ve gaye katıyor, hem de "arkamdan üzülmesinler" düşüncesiyle ölümden vaz geçiriyor; özellikle bayan hastalarımda buna çok şahit oldum. Evlenip çocuk sahibi olmakta çok faydalar var

    Büyük şehirlerde intihar oranı kırsal yörelerden hayli yüksekmiş. Ne dersiniz, köyümüze mi dönsek? Sosyal destek, yakın komşuluk ve akrabalık ilişkileri kişiyi hayata daha bir bağlıyor, belli. Şehirde de yapabiliriz bunu aslında. Komşunun ziline bir bassak artık. Belki de bunalımdadır, faydamız olabilir.

    Emekli ve işsizlerde (tahmin edileceği gibi) intihar hayli fazla. İşe yaramazlık duygusu, malum. Erken emekli olmak isteyenlere duyurulur.

    Ama bir de tam zıddına üst gelir kesimlerinde de intihar fazla imiş. Neden dersiniz? Belki doyumsuzluktan, belki de ufak kayıp ve problemlere bile tahammül edememekten. "Ne idim, ne oldum? Bu hale düşecek adam mıydım? Bu utançla yaşayamam" düşünceleri. Öyleyse "o büyük adamdır, atlatır" demeyin, bir sorun, kendini nasıl hissediyor?

    Tedavisi zor, kronik veya ölümcül hastalarda intihar oranı artıyor, bu da anlaşılır bir veri. Ama şifadan ümit kesilir mi hiç? Her derdin devasını vermemiş mi Allah? Nice ölümcül hastaların başında ağlayanlar ölüp, o hastalar yaşamamış mı?

    Alkol ve madde bağımlılarında ise normale kıyasla 50-75 kat daha fazla intihar tesbit edilmiş. İntihar riskini en çok arttıran faktör alkol ve madde bağımlılığı gibi görünüyor bu durumda. "Tabii ne mantıklı düşünce kalır insanda, ne sevdikleri kalır yanında, o kadar içtikten sonra" denebilir, doğru da. Ancak bu veriyi bile tersinden yorumlamak mümkün aslına bakarsanız. Zarar ve tehlikelerini bile bile aşırı alkol vs. almak bir tür kronik intihar olarak kabul ediliyor zaten. Kendi eliyle kendini tehlikeye atmak, ölüme davetiye çıkarmak. Bu mantıktaki kişilerin bazıları zamanla daha çabuk bir ölüme karar veriyor da olabilir.

    Yeri gelmişken, tehlikeli araba kullanmak, silahlı örgütlere girmek vs. de benzer bir tavırdır aslında. "Hayatım önemli değil, ölsem ne çıkar?" demiş olmuyorlar mı öyleleri?

    Depresyon, kişilik bozuklukları, şizofreni gibi psikiyatrik hastalıklarda intihar çok daha fazlaymış, normaldir. Aslında intihar edenlerin hemen hiç birinin (en azından o an için) mantıklı muhakeme yapamadığı da açıktır.

    Zaten o yüzdendir ki intiharı önlemek, edeni kurtarmaya çalışmak gerekir ya. Çoğu kurtarılıp tedavi de edilince, "aptallık yaptım, yapmamalıydım, hayat güzelmiş" der zira. Acil servislerde intihara kalkışmış yüzlerce şahıs gördüm bugüne dek; "kurtarmasaydınız, keşke ölseydim" diyen ya 2 ya 3 kişi hatırlıyorum sadece.

    Yakın zamanda önemli bir kayıp yaşayanlarda intihar riski yüksek, çocuklukta anne-baba kaybı olanlarda da öyle. Belki "onların" yanına gitme isteği, onlarsız yaşayamama, mutlu günlere dönme arzusu. Ama zaten gitmeyecek miyiz oraya? Güzel yaşayıp güzel gitmeye çalışsak ya? Hem "ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür" dememişler mi? Kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı denesek biraz? Tabii Allah'a dayanarak.

    Doğum günü, yılbaşı ve tatil günlerinde de intiharlar sıklaşır. Kişinin boş kaldığı ve hayat muhasebesi yaptığı zamanlarda yani. Fazla boş kalmamak, gereğinden fazla muhasebeye dalmamak gerek galiba. Her şey dozunda güzel zaten.

    İntihar edenlerin %80’inde son zamanlarda ölüm ve intihardan sık bahsetme rapor edilmiş, bu hayli önemli bir nokta. Yani bir kişi intihardan bahsediyorsa ciddiye alıp yardım edilmelidir mutlaka. Zaten mutlu olan şaka bile olsa intihardan bahseder mi ki? Ve her şakanın bile altında bir gerçek yok mudur?

    Medeni duruma göre bekar erkekler en fazla riskli grupmuş. Bîkâr bekarlar "niye yaşıyorum?" sorusuna cevap bulmalı acilen.

    Mesleğe göre ise en çok polis ve doktorlar intihar edermiş. Bu belki intihar için kullanılan araçlara (silah, ilaç) daha kolay ulaşmalarındandır.

    Ya da meslekleri gereği intihar vakaları ile sık karşılaşmalar intihar fikrine bir aşinalık oluşturuyor olabilir. Eğer ikincisi doğru ise, intiharların medyada fazla yer alması, seyredenlerde intihar fikrinin artışına yol açabilir diyebiliriz. Zaten bazı dönemlerde özellikle gençlerde peşpeşe intiharların olması bu "örnek alma" davranışı ile ilgilidir. Doğru örnekler vermek lazım gençlerimize yoksa fazla doz ile intihar eden eroinman müzisyenlere özenebilirler. Devamlı yanlış örnekleri pazarlayan aptal kutularını da kapatmak gerek.

    Medya deyince, mesela Boğaz Köprüsüne çıkıp kameralar önünde intihar tehdidi yapanlar da var, malum. Çoğumuz kızarız bunlara, şov yapıyorlar diye. Antipatik gelir bu tavır çoğumuza gerçekten. Ama söyler misiniz, siz eşiniz eve dönsün diye, işinize geri alınmak için vs. o köprünün kenarından sallanır mısınız? Bunu aklı başında hiç kimse yapmaz, değil mi? Zira kazara ölebilirsiniz de. Demek ki bu kişiler en azından hayatlarına kıymet vermeyen, ölümü umursamayan insanlardır. Sorunlarını ciddiye alıp yardım etmeye çalışmaktan zarar gelmez. "Sıkıysa atla" diyenleri kınıyorum.

    "İnanç konusunu çabuk geçtin, inanç intiharı önlemez mi?" diyebilirsiniz, önlüyor tabii. "İnancım olmasa intihar ederdim" diyen o kadar çok hastam oldu ki. "İntiharın cezası cehennemdir" fikri çok kişiyi ölümden döndürüyor. Çünkü o zaman ölüm kurtuluş değil daha büyük bir felaket oluyor. Ancak bu mantık bence yine de hayli eksik. Kişi normal hayatında inancını hakkıyla yaşasa, zaten ölümün kıyısına gelmez ki. "Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler" der. Ölümün kıyısına gelene dek gafletle yaşayıp, işler iyice sarpa sardığında ise inancını hatırlamak bile zor o an.

    Dr. Yusuf Karaçay



  3. 30.Kasım.2011, 10:48
    2
    Silent and lonely rains



    İNSANLAR NEDEN İNTİHAR EDER

    İntihar bir çözüm müdür?

    İnsanoğlu var olduğundan beri, yok olmayı tercih edenler de oldu hep.

    Hayatını anlamsız, kendisini çaresiz, sorunlarını çözümsüz görenler ölümde aradılar bazen kurtuluşu. Napolyon, Sokrat, Hitler gibi kimi ünlüler ve nice nice ünsüzler "hayatın ağır tekalifine" tahammül edemeyip “istifa” ettiler.

    Demem o ki, intihar ahirzaman alameti değil, eskiden beri başvurulan bir yol ama bu sıralar özellikle ülkemizde daha bir moda oldu maalesef.

    Hatırlarsınız, önce bir bakanımız intihara kalkışmıştı, sonra Kekilli'nin meşhur şarkısıyla peş peşe "bu akşam ölürüm" diyen gençler türedi.
    Şimdi de Batman'da özellikle bayanların ardarda intiharları konuşuluyor.

    Bir psikiyatrist olarak bu konuda yazmak farz oldu artık. Kimler, neden intihar eder ve ne yapılmalı?

    Sahi, sizce bir insan neden intihar eder?

    "İnancı yoksa, maneviyatı zayıfsa" mı dediniz? Hayli doğru ama tamamen değil.

    Gerçekten de dindarlarda (hangi dinden olursa olsun) intihar daha az, bu istatistiklerle sabit. "Hayat anlamsız, sonu hiçlik" diyen, "bir an önce bu çile bitsin" de diyebilir tabii. Ancak tüm intiharları tek faktörle açıklamak ne denli gerçekçi olur?


    Mesela şöyle bir soru sorayım: Ölümün son olduğunu, bu hayatın tek hayat olduğunu düşünseniz, siz intihar eder miydiniz? Belki de tam tersine daha da bu hayata yapışırdınız değil mi? Bakın iş karıştı.

    Yine bazıları da inançlı olduğu halde, "evet, intihar günah ama, Allah her halde affeder, cennete giderim" deyip intihar etmiyor mu? (Not: "Namaz bile şart değil, günahlar formalite, kalbine bak kalbine" diyen ahirzaman fetvacılarının bu olaylardaki paylarını vicdanlarına bırakıyorum.)

    Demek ki tek bir faktöre bağlamamak lazım intiharları.

    İsterseniz intihar sebeplerini (ve ne yapılabileceğini) intiharla ilgili istatistik verilerden hareketle bulmaya çalışalım. Daha objektif olur.

    Kadınlar erkeklere kıyasla 3 kat daha fazla intihara kalkışıyor mesela. Ama ölümle sonuçlanan intiharlar, tersine erkeklerde 3 kat fazla imiş.

    Kadınlar genellikle ilaç içmek gibi daha az acı veren ve kurtuluş şansı fazla olan yolları seçiyorlar. Son anda bile kararsızlar genellikle. "Kurtulsam da olur" diyorlar bir anlamda. Bu tür intihar girişimlerini daha çok bir yardım isteği olarak da algılayabiliriz aslında. Böyle intihara kalkışanlar çoğu zaman bilinçsizce kurtarılmalarına da zemin hazırlarlar zaten. Mesela boş ilaç şişesini ortada bırakır, herkesin evde olduğu sırada intihara kalkışırlar vs. Bu halleriyle "beni kurtarın, durumumun kötü olduğunu anlayın ve bana yardım edin" der gibidirler. Bu sessiz çığlıklara kulak vermek lazım.

    Erkekler ise anlaşılan son ana kadar yardım istemiyor, karar verince de dönüşü zor bir yolu seçiyorlar. Öyleyse o son an gelmeden sormak lazım, "Bir problemin var mı? Yardım istemek ayıp değil ki! İnsanoğlu acizdir."

    Bir diğer veri: İntihar erkeklerde ileri yaşlarda artış gösterirken kadınlarda tersine azalmakta. Anlaşılan erkekler ileri yaşlardaki pasif ve yardıma muhtaç konuma daha zor adapte oluyorlar. Yaşlı babalarımıza, dedelerimize kıymet verip saygı gösterelim o halde. Hiç olmazsa fikir danışalım. Yaşamalarının bir anlamı, faydası olduğunu hissetsinler.

    Evlilik, özellikle de çocuk sahibi olmak, intiharı belirgin biçimde azaltıyor. Dullarda ise intihar çok fazla. Kişinin duygularını paylaşıp, psikolojik destek alabilmesi intihara yönelmeyi hayli engelliyor yani. Hele çocuk, hem hayata anlam ve gaye katıyor, hem de "arkamdan üzülmesinler" düşüncesiyle ölümden vaz geçiriyor; özellikle bayan hastalarımda buna çok şahit oldum. Evlenip çocuk sahibi olmakta çok faydalar var

    Büyük şehirlerde intihar oranı kırsal yörelerden hayli yüksekmiş. Ne dersiniz, köyümüze mi dönsek? Sosyal destek, yakın komşuluk ve akrabalık ilişkileri kişiyi hayata daha bir bağlıyor, belli. Şehirde de yapabiliriz bunu aslında. Komşunun ziline bir bassak artık. Belki de bunalımdadır, faydamız olabilir.

    Emekli ve işsizlerde (tahmin edileceği gibi) intihar hayli fazla. İşe yaramazlık duygusu, malum. Erken emekli olmak isteyenlere duyurulur.

    Ama bir de tam zıddına üst gelir kesimlerinde de intihar fazla imiş. Neden dersiniz? Belki doyumsuzluktan, belki de ufak kayıp ve problemlere bile tahammül edememekten. "Ne idim, ne oldum? Bu hale düşecek adam mıydım? Bu utançla yaşayamam" düşünceleri. Öyleyse "o büyük adamdır, atlatır" demeyin, bir sorun, kendini nasıl hissediyor?

    Tedavisi zor, kronik veya ölümcül hastalarda intihar oranı artıyor, bu da anlaşılır bir veri. Ama şifadan ümit kesilir mi hiç? Her derdin devasını vermemiş mi Allah? Nice ölümcül hastaların başında ağlayanlar ölüp, o hastalar yaşamamış mı?

    Alkol ve madde bağımlılarında ise normale kıyasla 50-75 kat daha fazla intihar tesbit edilmiş. İntihar riskini en çok arttıran faktör alkol ve madde bağımlılığı gibi görünüyor bu durumda. "Tabii ne mantıklı düşünce kalır insanda, ne sevdikleri kalır yanında, o kadar içtikten sonra" denebilir, doğru da. Ancak bu veriyi bile tersinden yorumlamak mümkün aslına bakarsanız. Zarar ve tehlikelerini bile bile aşırı alkol vs. almak bir tür kronik intihar olarak kabul ediliyor zaten. Kendi eliyle kendini tehlikeye atmak, ölüme davetiye çıkarmak. Bu mantıktaki kişilerin bazıları zamanla daha çabuk bir ölüme karar veriyor da olabilir.

    Yeri gelmişken, tehlikeli araba kullanmak, silahlı örgütlere girmek vs. de benzer bir tavırdır aslında. "Hayatım önemli değil, ölsem ne çıkar?" demiş olmuyorlar mı öyleleri?

    Depresyon, kişilik bozuklukları, şizofreni gibi psikiyatrik hastalıklarda intihar çok daha fazlaymış, normaldir. Aslında intihar edenlerin hemen hiç birinin (en azından o an için) mantıklı muhakeme yapamadığı da açıktır.

    Zaten o yüzdendir ki intiharı önlemek, edeni kurtarmaya çalışmak gerekir ya. Çoğu kurtarılıp tedavi de edilince, "aptallık yaptım, yapmamalıydım, hayat güzelmiş" der zira. Acil servislerde intihara kalkışmış yüzlerce şahıs gördüm bugüne dek; "kurtarmasaydınız, keşke ölseydim" diyen ya 2 ya 3 kişi hatırlıyorum sadece.

    Yakın zamanda önemli bir kayıp yaşayanlarda intihar riski yüksek, çocuklukta anne-baba kaybı olanlarda da öyle. Belki "onların" yanına gitme isteği, onlarsız yaşayamama, mutlu günlere dönme arzusu. Ama zaten gitmeyecek miyiz oraya? Güzel yaşayıp güzel gitmeye çalışsak ya? Hem "ağaca dayanma kurur, insana dayanma ölür" dememişler mi? Kendi ayaklarımızın üzerinde durmayı denesek biraz? Tabii Allah'a dayanarak.

    Doğum günü, yılbaşı ve tatil günlerinde de intiharlar sıklaşır. Kişinin boş kaldığı ve hayat muhasebesi yaptığı zamanlarda yani. Fazla boş kalmamak, gereğinden fazla muhasebeye dalmamak gerek galiba. Her şey dozunda güzel zaten.

    İntihar edenlerin %80’inde son zamanlarda ölüm ve intihardan sık bahsetme rapor edilmiş, bu hayli önemli bir nokta. Yani bir kişi intihardan bahsediyorsa ciddiye alıp yardım edilmelidir mutlaka. Zaten mutlu olan şaka bile olsa intihardan bahseder mi ki? Ve her şakanın bile altında bir gerçek yok mudur?

    Medeni duruma göre bekar erkekler en fazla riskli grupmuş. Bîkâr bekarlar "niye yaşıyorum?" sorusuna cevap bulmalı acilen.

    Mesleğe göre ise en çok polis ve doktorlar intihar edermiş. Bu belki intihar için kullanılan araçlara (silah, ilaç) daha kolay ulaşmalarındandır.

    Ya da meslekleri gereği intihar vakaları ile sık karşılaşmalar intihar fikrine bir aşinalık oluşturuyor olabilir. Eğer ikincisi doğru ise, intiharların medyada fazla yer alması, seyredenlerde intihar fikrinin artışına yol açabilir diyebiliriz. Zaten bazı dönemlerde özellikle gençlerde peşpeşe intiharların olması bu "örnek alma" davranışı ile ilgilidir. Doğru örnekler vermek lazım gençlerimize yoksa fazla doz ile intihar eden eroinman müzisyenlere özenebilirler. Devamlı yanlış örnekleri pazarlayan aptal kutularını da kapatmak gerek.

    Medya deyince, mesela Boğaz Köprüsüne çıkıp kameralar önünde intihar tehdidi yapanlar da var, malum. Çoğumuz kızarız bunlara, şov yapıyorlar diye. Antipatik gelir bu tavır çoğumuza gerçekten. Ama söyler misiniz, siz eşiniz eve dönsün diye, işinize geri alınmak için vs. o köprünün kenarından sallanır mısınız? Bunu aklı başında hiç kimse yapmaz, değil mi? Zira kazara ölebilirsiniz de. Demek ki bu kişiler en azından hayatlarına kıymet vermeyen, ölümü umursamayan insanlardır. Sorunlarını ciddiye alıp yardım etmeye çalışmaktan zarar gelmez. "Sıkıysa atla" diyenleri kınıyorum.

    "İnanç konusunu çabuk geçtin, inanç intiharı önlemez mi?" diyebilirsiniz, önlüyor tabii. "İnancım olmasa intihar ederdim" diyen o kadar çok hastam oldu ki. "İntiharın cezası cehennemdir" fikri çok kişiyi ölümden döndürüyor. Çünkü o zaman ölüm kurtuluş değil daha büyük bir felaket oluyor. Ancak bu mantık bence yine de hayli eksik. Kişi normal hayatında inancını hakkıyla yaşasa, zaten ölümün kıyısına gelmez ki. "Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler" der. Ölümün kıyısına gelene dek gafletle yaşayıp, işler iyice sarpa sardığında ise inancını hatırlamak bile zor o an.

    Dr. Yusuf Karaçay






+ Yorum Gönder