Konusunu Oylayın.: Bize kadınların özel hallerinde kur’an okumada bir beis olmadığı söyleniyor. bunun doğruluğu ne kadardır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bize kadınların özel hallerinde kur’an okumada bir beis olmadığı söyleniyor. bunun doğruluğu ne kadardır?
  1. 30.Kasım.2011, 07:40
    1
    Misafir

    Bize kadınların özel hallerinde kur’an okumada bir beis olmadığı söyleniyor. bunun doğruluğu ne kadardır?






    Bize kadınların özel hallerinde kur’an okumada bir beis olmadığı söyleniyor. bunun doğruluğu ne kadardır? Mumsema Özel haller akkında…,
    bize kadınların özel hallerinde kur’an okumada bir beis olmadığı söyleniyor. bunun doğruluğu ne kadardır?


  2. 30.Kasım.2011, 07:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 30.Kasım.2011, 09:57
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: bize kadınların özel hallerinde kur’an okumada bir beis olmadığı söyleniyor. bunun doğruluğu ne kadardır?




    Âdetlinin ve Loğusanın, Kur'ân-ı Kerim'den, bir ayetten az da olsa, okumaları haramdır. Çünkü Hz. Peygamberimiz: "âdetli kadın da cünüb de Kur'ân'dan bir şey okumasın"buyurmuşlardır. (Tirmizî, Taharet 98, 111; Nesâî, Taharet 170; İbni Mâce, Taharet 105)
    Bu, Kur'ân-ı Kerim'i, Kur'ân olarak okuma halindeki hükümdür. Kur'an'dan olan sözlerle dua, ya da zikir kastetmesi halinde, okuyacağı şeyler uzunca bir ayet kadar varsa hüküm yine aynıdır. Ama "bismillah", "elhamdülillah"gibi kısa ifadelerse bu caizdir. Buna göre "bismillahir-Rahmânir-Rahîm"ve "elhamdülillâhi Rabbilalemin"gibi şözleri söylemenin caiz olmaması gerekir, ancak dua, bereket ve hayır kastıyla söylemenin bir sakıncası olmadığı çoklarınca söylenmiştir. Hatta sırf dua kastıyla okuması halinde meselâ "Fâtiha"nin tamamını bile okumasında sakınca yoktur, diyenler de vardır. Ancak dua anlamına gelmeyen ayetleri dua kastıyla okumak, maksadı dua etmek de olsa caiz değildir.
    Âdetli ya da Loğusa ve hattâ cünüp olan birisi Kurân öğreticisi ise her iki kelimeden birini atlamak suretiyle kesik kesik okur ve öğretir. Bazılarına göre âyetin yarısını öğretir keser ve diğer âyetin yarısını öğretir ve böylece devam eder. Bu durumdaki bir kadının Kur'ân-ı Kerîm'i, kelime aralarını ayırmak suretiyle, harf harf ya da kelime kelime heceleyerek okumasında sakınca yoktur, bu mekruh değildir.
    Âdetlinin ve Loğusanın Tevrat'ı, İncil'i ve Zebur'u okuması da mekruhtur. Çünkü bunlar da aslında Allah'ın sözü idiler. İnsanlar bunları sonradan bozdu, ancak içlerinde asıllarından bazı parçaların bulunması muhtemeldir. Bundan; hem hükmü hem de okunuşu neshedilen (kaldırılan) Kur'ân ayetlerini okumanın da en azından mekruh olduğu anlaşılır.
    Sadece ağzı yıkamak Kur'ân okumayı helâl kılmaz. Nitekim sadece elleri yıkamak da dokunmayı helal kılmaz.
    d) Kur'ân'a dokunmak:
    Tam bir ayetin yazılı olduğu şeye âdetlinin ve Loğusanın dokunması da haramdır. Dolayısıyla bir ayetten kısa bir Kur'ân parçasına dokunması mekruh (nahoş) değildir. Ancak bir ayetten az da olsa dokunamaz, diyenler de vardır. Bu Kur'ân parçasının; meselâ bir parada ya da bir tabloda olması halinde de durum aynıdır.
    Abdest organları dışındaki bir organla dokunması halinde de en sağlam görüşe göre, yine haram işlemiş olur.
    Tefsir, Hadîs ve Fıkıh gibi şeriat kitaplarına dokunması da haramdır. Çünkü bunlarda Kur'ân âyetleri bulunmaması mümkün değildir.
    Bu ifade açıklamalı nahiv (Arapça gramer) kitaplarına da dokunamayacağını anlatır. Ancak İmam Azam'a göre hem nahiv kitaplarına hem de Hadîs ve Fıkıh kitaplarına dokunmak, bu ilimleri öğrenmekte olanlar için haram değildir. Talebesi olan diğer iki İmam ise aksi görüştedirler. Ne var ki, bu durumda bu kitapları tutmak isteyenler de ta'zim ve hürmet göstermek zorundadırlar ve bunu elbiselerinin yenleriyle tutarak değil, her abdestleri kaçtığında yeniden abdest alarak yapmalıdırlar.
    Dokunma konusunda Kur'ân'ın yazılı kısmı ile yapraklarının boş bulunan beyaz kısmı ve Mushafa bitişik olan cildi eşittir. Bu hüküm sadece Kur'ân-ı Kerim'e aittir. Tabloda, parada, duvarda, tefsir ve hadis kitaplarında ise dokunmanın haram olduğu yer sadece Kur'ân ayetinin yazılı olduğu yerdir, bunun dışındaki yerlerine dokunması haram değildir.
    Kur'ân-ı Kerim'e, ondan ayrı bir şeyle, meselâ ona bitiştirilmemiş bir ciltle ya da elbisenin yeniyle dokunması caizdir. Ancak elbisenin yeniyle dokunmasının mekruh (nahoş) olduğunu söyleyenler de vardır. Çünkü Kur'ân'a bitişik cilt ondan sayıldığı gibi, insanın üzerindeki elbisesi de kendisinden sayılır, demişlerdir.
    Zikir ve dua mecmualarını tutmak caiz ise de hoş değildir, tutmamak daha iyidir.
    Âdetli ve Loğusa olan kadın Kur'ân-ı Kerîm'i ve içinde Kur'ân âyetleri bulunan yazı parçalarını, okumadan yazacak olsa dahi yazamaz. Ancak okumadan yazabileceğini söyleyenler de vardır. Çünkü kalem Kur'ân'dan ayrı bir araçtır, nasıl Kur'ân-ı Kerîm, kendisinden ayrı bir şeyle tutulabiliyorsa, bu durumdaki kalemle de yazılabilir, demişlerdir ki, bunun kıyasa daha uygun olduğu söylenmiştir. Yeter ki, eliyle dokunmuş olmasın. Sadece ellerin yıkanması dokunmayı helal kılmaz.
    Kur'ân-ı Kerim'in yabancı dillerle yapılmış tercümelerine el sürmek de mekruhtur.
    Küçük çocuklara, abdestleri olmasa bile, Kur'ân-ı Kerîm'i vermekte bir sakınca yoktur. Ancak mümeyyiz olanlarına, Kur'ân-ı Kerim'e ta'zimi, yani saygıyı öğretmek için abdest aldırmak güzel bir davranıştır.
    1] Faruk Beşer, Hanımlara Özel İlmihal
    [2] Faruk Beşer, Hanımlara Özel Fetvalar
    [3] Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar
    [4] İbni Abidin, Reddü'l-Muhtar



  4. 30.Kasım.2011, 09:57
    2
    Hüvel Baki..



    Âdetlinin ve Loğusanın, Kur'ân-ı Kerim'den, bir ayetten az da olsa, okumaları haramdır. Çünkü Hz. Peygamberimiz: "âdetli kadın da cünüb de Kur'ân'dan bir şey okumasın"buyurmuşlardır. (Tirmizî, Taharet 98, 111; Nesâî, Taharet 170; İbni Mâce, Taharet 105)
    Bu, Kur'ân-ı Kerim'i, Kur'ân olarak okuma halindeki hükümdür. Kur'an'dan olan sözlerle dua, ya da zikir kastetmesi halinde, okuyacağı şeyler uzunca bir ayet kadar varsa hüküm yine aynıdır. Ama "bismillah", "elhamdülillah"gibi kısa ifadelerse bu caizdir. Buna göre "bismillahir-Rahmânir-Rahîm"ve "elhamdülillâhi Rabbilalemin"gibi şözleri söylemenin caiz olmaması gerekir, ancak dua, bereket ve hayır kastıyla söylemenin bir sakıncası olmadığı çoklarınca söylenmiştir. Hatta sırf dua kastıyla okuması halinde meselâ "Fâtiha"nin tamamını bile okumasında sakınca yoktur, diyenler de vardır. Ancak dua anlamına gelmeyen ayetleri dua kastıyla okumak, maksadı dua etmek de olsa caiz değildir.
    Âdetli ya da Loğusa ve hattâ cünüp olan birisi Kurân öğreticisi ise her iki kelimeden birini atlamak suretiyle kesik kesik okur ve öğretir. Bazılarına göre âyetin yarısını öğretir keser ve diğer âyetin yarısını öğretir ve böylece devam eder. Bu durumdaki bir kadının Kur'ân-ı Kerîm'i, kelime aralarını ayırmak suretiyle, harf harf ya da kelime kelime heceleyerek okumasında sakınca yoktur, bu mekruh değildir.
    Âdetlinin ve Loğusanın Tevrat'ı, İncil'i ve Zebur'u okuması da mekruhtur. Çünkü bunlar da aslında Allah'ın sözü idiler. İnsanlar bunları sonradan bozdu, ancak içlerinde asıllarından bazı parçaların bulunması muhtemeldir. Bundan; hem hükmü hem de okunuşu neshedilen (kaldırılan) Kur'ân ayetlerini okumanın da en azından mekruh olduğu anlaşılır.
    Sadece ağzı yıkamak Kur'ân okumayı helâl kılmaz. Nitekim sadece elleri yıkamak da dokunmayı helal kılmaz.
    d) Kur'ân'a dokunmak:
    Tam bir ayetin yazılı olduğu şeye âdetlinin ve Loğusanın dokunması da haramdır. Dolayısıyla bir ayetten kısa bir Kur'ân parçasına dokunması mekruh (nahoş) değildir. Ancak bir ayetten az da olsa dokunamaz, diyenler de vardır. Bu Kur'ân parçasının; meselâ bir parada ya da bir tabloda olması halinde de durum aynıdır.
    Abdest organları dışındaki bir organla dokunması halinde de en sağlam görüşe göre, yine haram işlemiş olur.
    Tefsir, Hadîs ve Fıkıh gibi şeriat kitaplarına dokunması da haramdır. Çünkü bunlarda Kur'ân âyetleri bulunmaması mümkün değildir.
    Bu ifade açıklamalı nahiv (Arapça gramer) kitaplarına da dokunamayacağını anlatır. Ancak İmam Azam'a göre hem nahiv kitaplarına hem de Hadîs ve Fıkıh kitaplarına dokunmak, bu ilimleri öğrenmekte olanlar için haram değildir. Talebesi olan diğer iki İmam ise aksi görüştedirler. Ne var ki, bu durumda bu kitapları tutmak isteyenler de ta'zim ve hürmet göstermek zorundadırlar ve bunu elbiselerinin yenleriyle tutarak değil, her abdestleri kaçtığında yeniden abdest alarak yapmalıdırlar.
    Dokunma konusunda Kur'ân'ın yazılı kısmı ile yapraklarının boş bulunan beyaz kısmı ve Mushafa bitişik olan cildi eşittir. Bu hüküm sadece Kur'ân-ı Kerim'e aittir. Tabloda, parada, duvarda, tefsir ve hadis kitaplarında ise dokunmanın haram olduğu yer sadece Kur'ân ayetinin yazılı olduğu yerdir, bunun dışındaki yerlerine dokunması haram değildir.
    Kur'ân-ı Kerim'e, ondan ayrı bir şeyle, meselâ ona bitiştirilmemiş bir ciltle ya da elbisenin yeniyle dokunması caizdir. Ancak elbisenin yeniyle dokunmasının mekruh (nahoş) olduğunu söyleyenler de vardır. Çünkü Kur'ân'a bitişik cilt ondan sayıldığı gibi, insanın üzerindeki elbisesi de kendisinden sayılır, demişlerdir.
    Zikir ve dua mecmualarını tutmak caiz ise de hoş değildir, tutmamak daha iyidir.
    Âdetli ve Loğusa olan kadın Kur'ân-ı Kerîm'i ve içinde Kur'ân âyetleri bulunan yazı parçalarını, okumadan yazacak olsa dahi yazamaz. Ancak okumadan yazabileceğini söyleyenler de vardır. Çünkü kalem Kur'ân'dan ayrı bir araçtır, nasıl Kur'ân-ı Kerîm, kendisinden ayrı bir şeyle tutulabiliyorsa, bu durumdaki kalemle de yazılabilir, demişlerdir ki, bunun kıyasa daha uygun olduğu söylenmiştir. Yeter ki, eliyle dokunmuş olmasın. Sadece ellerin yıkanması dokunmayı helal kılmaz.
    Kur'ân-ı Kerim'in yabancı dillerle yapılmış tercümelerine el sürmek de mekruhtur.
    Küçük çocuklara, abdestleri olmasa bile, Kur'ân-ı Kerîm'i vermekte bir sakınca yoktur. Ancak mümeyyiz olanlarına, Kur'ân-ı Kerim'e ta'zimi, yani saygıyı öğretmek için abdest aldırmak güzel bir davranıştır.
    1] Faruk Beşer, Hanımlara Özel İlmihal
    [2] Faruk Beşer, Hanımlara Özel Fetvalar
    [3] Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar
    [4] İbni Abidin, Reddü'l-Muhtar






+ Yorum Gönder