Konusunu Oylayın.: Mesih anlayışı üzerine açıklama yaparmısınız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mesih anlayışı üzerine açıklama yaparmısınız?
  1. 29.Kasım.2011, 17:24
    1
    Misafir

    Mesih anlayışı üzerine açıklama yaparmısınız?

  2. 29.Kasım.2011, 20:51
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Mesih anlayışı üzerine açıklama yaparmısınız?




    üç dİnde mesİh İsa
    ehlİsünnet ve şîa’ya göre mehdî
    yahudİlİk ve sabatayİstlİk

    ahir zamanın ahirinde yaşadığımız şu dönemde, razı olunmuş bütün hamdlerle allah’a hamdolsun. ekmel salât ve selam ahir zaman nebîsi’nin, ehli sünnetin ittifakla haber verdiği üzere ahir zamanda yeryüzüne inip domuzu öldürüp haç’ı kıracak ve deccal’i öldürecek olan İsa mesîh’in ve zülüm ve haksızlıkla dolmuş olan yeryüzünü adaletle dolduracak olan İmam mehdî’nin üzerine olsun.
    mesîh İsa (a.s) yeryüzüne indiğinde…
    mesîh deccal’in çıkışı ile ilgili gerek “âhâd” gerek “mütevâtir” hadisi şeriflerde mesîh İsa’nın -aleyhi ve alâ nebiyyina efdalü’s-salâti ve etemmü’s-selam- yeryüzüne inişi açıkça belirtilmiştir. hadisi şeriflerde kıyametin kopmasıyla ile ilgili zikredilen 10 alamet (ebû davud) arasında mesîh İsa’nın (a.s) gökyüzünden yeryüzüne inişi, indikten sonraki yapacağı işler ve mesîh deccal ile savaşacağı (buhâri ve suyûtî ed-durru’l-mensûr fi’t-tefsîr bi’l-mensûr) açıkça zikredilmiştir. yine bu hadisi şeriflerde mesîh İsa’nın (a.s) İmam mehdî’nin arkasında namaz kılışı (ebû davud), dünyadaki hayat süresi (ebû davud) ve eceli ile vefat edip rasûlullah’ın (a.s) yanına defnedileceği (buhâri ve suyûtî ed-durru’l-mensûr fi’t-tefsîr bi’l-mensûr) mevzularıda ayrıntısıyla açıkça belirilmiştir.
    İslam’a göre yeryüzüne inecek mesîh…
    malum oluna ki, yeryüzüne inecek olan mesîh İsa (a.s), kelîmullah olan meryem oğlu İsa peygamberdir -o’na ve annesine selam olsun-. ancak mesîh İsa (a.s) yeryüzüne indiğinde rasûlullah (a.s)’ın halifesi ve ümmetinden biri olarak vazife yapacaktır. çünkü habibullah muhammed mustafa (a.s) rasullerin de nebîlerin de sonuncusudur. malumdur ki, hz. âdem ile hz. muhammed (aleyhime’s-selam) arasında gelmiş olan bütün peygamberler bugün hayatta olsalar, habîbullah muhammed mustafa’ya tabi olmaları ve o’nun şeraiti ile amel etmeleri gerekir ki ve bu durum onların şânını taklil de değildir.
    ehlisünnete göre mehdî…
    ehlisünnet olarak bizim beklediğimiz İmam mehdî, şiilerin beklediği 12 imamların 12’ncisi olan hasan el-askerî’nin oğlu muhammed el-mehdî değildir. şiilere göre ahir zamanda gelip, zulümle dolmuş olan yeryüzünü adaletle dolduracak olan İmam mehdî, 12 imamların 12’ncisi olan muhammed el-mehdî’dir ki onlara göre o ölmemiştir ve “gaybet-i kübrâ”’dan sonra tekrar ortaya çıkacaktır. İmam mehdi hakkında burada bu kadarla iktifa edeceğiz, ileriki sayılarda müstakil bir yazıda geniş olarak inşallah ele alacağız….
    yahudİlİkte mesİh anlayişi üzerİne…
    yahudi iman esaslarını koyan musa b. meymun’un hazırladığı 13 maddenin arasında “mesîh’e İman” hususu da yer almaktadır. mesîh’e iman hususu hem dînî hem de siyasi açıdan yahudilikte büyük önem arzetmektedir.
    arapça mesîh kelimesi; meshedilmiş, günahlarından temizlenmiş, yağ ile yağlanmış, güzel yüzlü, seyahat eden, ölçmek, silmek gibi manalara gelmekle birlikte dilimizde hz. İsa’nın lakabı ve ismi olarak kullanılmaktadır.
    yahudiler de mesîh; zamanı geldiğinde yeryüzüne inerek yahudileri kurtaracak, bozulan düzeni yeniden kuracak ve dünyayı adaletle dolduracak ilâhî bir temsilcidir.
    yahudiler, kendilerini kurtarmak üzere, davud (a.s) soyundan allah (c.c) tarafından gönderilecek kimseyi ifade etmek için, bu kelimeyi istihdam ederler ki, mesîh, yahudilerin ümit kaynağıdır. yahudilerin İsa (a.s)’ı beklenen mesîh olarak kabul etmemelerinin başlıca sebeplerinden birisi, İsa (a.s)’ın, davud (a.s)’ın soyundan gelen bir erkeğin sulbünden dünyaya gelmemesidir. çünkü yahudilere göre kendilerine peygamber olarak gönderilecek mesîh, davud (a.s)’ın soyundan gelecektir. İsa (a.s)’ın dünyaya babasız gelmesi sebebiyle yahudiler bu peygamberi inkâr etmişlerdir. yahudilerin ahlakı hiç değişmemiştir. yani onlar, allah (c.c)’nun murad ettiği gibi bir peygamber değil, kafalarındaki peygamberi bekliyorlardı. İsa (a.s)’ı akıllarında hayal ettikleri bir peygamber portesinde bulamayınca inkâr etmişlerdir. kısaca; bizi kurtaracak mesîh’de bu mu?!!... olamaz demişler ve daha önce kendilerine gönderilmiş olan birçok peygamberi öldürdükleri gibi İsa (a.s)’ı da öldürmeye kalkmışlardır.
    hıristiyanlara göre beklenen mesîh…
    hıristiyanlara göre yahudilerin beklediği bu mesîh gelmiştir ve o; hz. İsa (a.s)’dır. hıristiyanlara göre mesîh “ikinci defa gelecek, yeryüzüne inecek” ve bozulan düzeni yeniden kuracaktır. hıristiyanlara göre mesîh İsa (a.s) yahudiler tarafından öldürülmüş, ancak daha sonra tekrar dirilmiş, yeryüzünde bir müddet kalmış ve daha sonra da allah (c.c) tarafından göğe çekilmiştir. kıyamete yakın zamanda bedenen tekrar inecek ve zulüm ile dolmuş yeryüzünü adaletle dolduracaktır. ancak şurada hemen belirtmek gerekir ki mesîh İsa (a.s)’ın İslam dinindeki göğe çekilmesi hususu ile hıristiyanlıktaki göğe çekilmesi husus arasında farklar ve ihtilaflar vardır. bu faklılıkları hıristiyanlıktaki mesîh anlayışı başlığı altında müstakil bir yazıda ele almaya çalışacağız inşallah.

    konumuz yahudilikte mesîh inancı olduğu için bu mevzuya devam edelim inşallah. yahudilikte “mesîh İnancı” çok önemlidir. onlara göre mesîh er ya da geç gelecek, yahudileri kurtaracak, düşmanlarını cezalandıracak ve dünyada barışı sağlayacaktır. mesîh “tanrının krallığını” kuracak ve böylece yahudilerin “dünya hâkimiyeti” hayalleri gerçekleşmiş olacaktır. onlara göre yeryüzü artık dinsizlik, ahlaksızlık, bereketsizlik, haksızlık ve karışıklıklar ile dolmuştur. İşte mesîh, yeryüzünü kaplamış diznsizliği, ahlaksızlığı, bereketsizliği, karışıklığı giderecek ve yerine bereketi getirecek, insanları düzeltecektir. mesîh, kudüs’ü kuşatacak, kudüs’deki yahudilere ait süleyman mabedini yeniden kuracak, tevrat’ı bütün milletlere öğretecek ve yahudi olsun olmasın bütün milletlere hükmedecektir.
    mesîh’in zamanında yecüc ve mecüc, tanrı tarafından yeryüzünden silinecektir. mesîh’in hâkimiyeti dünyanın 6 bininci yılında sona erecektir. bin yıllık bir devreden sonra insanlar ceza ve mükâfat için yeniden diriltileceklerdir.
    bilindiği üzere bugünkü İsrail devleti yahudilikte ortodoks mezhebine bağlıdır. mesîh inancı ise ortodoks yahudiler arasında diğer yahudi mezheplerine nazaran daha yaygın ve etkindir. ortodoks yahudilere göre yahudilere ait devletin kurulması bile mesîh’in gelmesine bağlıdır. ortodoks yahudiler arasında bugün bazı gruplar vardır ki bunlar, mesîh gelmeden İsrail devleti kurulduğu için bu devleti “küfür devleti” olarak görmektedirler.
    yahudilik ve sabatayİstlİk…
    yukarıda belirttiğimiz gibi, yahudilere göre mesîh gelip yahudileri kurtaracak düşmanlarını cezalandıracaktır. babil sürgününden sonra başlayan bu ümit, zamanla mesîh iddiasıyla sayısızca insanın ortaya çıkmasına yol açmıştır. bu yalancı mesîhler gelip geçmiş ve yahudilerin kutsal topraklara dönme arzularını canlı ve taze tutmaktan başka bir şey yapamamışlardır. ancak 17. yüzyılda İzmir yahudileri arasından çıkan “sabatay sevi hareketi”, bunların en dikkat çekicisi ve kalıcı olanıdır. sabatay sevi’nin mensupları günümüze kadar varlıklarını devam ettirmiş olup halen içimizde yaşamaktadırlar. bu hareket osmanlı İmparatorluğunun sınırları içerisinde cereyan etmiş fakat sadece sınırlar içerisinde kalmayıp bütün dünya yahudilerinin de ilgi odağı olmuştur.
    osmanlı devletinde çıkan bu hareket üzerine padişah 4. mehmet, sabatay sevi’den mesîh’liğinin ispatı için bir mucize göstermesini isteyince sabatay sevi kurtuluşu müslüman olduğunu söylemekte bulmuş, İslam dinine girdiğini söylemiş, ancak bu müslüman kimliğinin adı altında yahudiliğini devam ettirmiştir. yani görünüşte müslüman ama hakikatte bir yahudi idi. sabatay sevi’nin ölümünden sonra mensupları sabatay sevi’nin yolunu devam ettirmişlerdir.
    sabatay sevi’nin “18 ilkesini” ve “İnanç esaslarını” benimseyen mensupları “sabatayistler” olarak ülkemizde varlıklarını sürdürmüşlerdir. bu 18 ilkenin 16’ncısında “türklerin adetlerine onların gözlerini örtmek maksadıyla dikkat edilsin. ramazan orucunu tatbik etmek için sıkıntı gösterilmesin ve aynı şey kurban için de yapılsın. gözün gördüğü her şey ifa edilsin, yerine getirilsin” hükmü yer almaktadır. bu hareketin mensupları bu maddeyi her zaman her yerde tatbik etmişlerdir. sabatayistler görünüşte müslüman-türk olup, hakikatte ve kendi aralarında ise yahudi ve sabatay sevi’nin yoluna bağlı birer fert idiler. türklere, türk ve müslüman olduklarını, yahudilere ise yahudi olduklarını söylemişlerdir. biri türk, diğeri yahudi olmak üzere iki kimlikleri vardır ve yine biri türk diğeri yahudi iki isim taşımaktadırlar. bu gruba osmanlı döneminde ve daha sonraları “dönme” denmiş, günümüzde ise sabatay sevi’ye nisbetle “sabatayist” denilmektedir.


  3. 29.Kasım.2011, 20:51
    2
    Hüvel Baki..



    üç dİnde mesİh İsa
    ehlİsünnet ve şîa’ya göre mehdî
    yahudİlİk ve sabatayİstlİk

    ahir zamanın ahirinde yaşadığımız şu dönemde, razı olunmuş bütün hamdlerle allah’a hamdolsun. ekmel salât ve selam ahir zaman nebîsi’nin, ehli sünnetin ittifakla haber verdiği üzere ahir zamanda yeryüzüne inip domuzu öldürüp haç’ı kıracak ve deccal’i öldürecek olan İsa mesîh’in ve zülüm ve haksızlıkla dolmuş olan yeryüzünü adaletle dolduracak olan İmam mehdî’nin üzerine olsun.
    mesîh İsa (a.s) yeryüzüne indiğinde…
    mesîh deccal’in çıkışı ile ilgili gerek “âhâd” gerek “mütevâtir” hadisi şeriflerde mesîh İsa’nın -aleyhi ve alâ nebiyyina efdalü’s-salâti ve etemmü’s-selam- yeryüzüne inişi açıkça belirtilmiştir. hadisi şeriflerde kıyametin kopmasıyla ile ilgili zikredilen 10 alamet (ebû davud) arasında mesîh İsa’nın (a.s) gökyüzünden yeryüzüne inişi, indikten sonraki yapacağı işler ve mesîh deccal ile savaşacağı (buhâri ve suyûtî ed-durru’l-mensûr fi’t-tefsîr bi’l-mensûr) açıkça zikredilmiştir. yine bu hadisi şeriflerde mesîh İsa’nın (a.s) İmam mehdî’nin arkasında namaz kılışı (ebû davud), dünyadaki hayat süresi (ebû davud) ve eceli ile vefat edip rasûlullah’ın (a.s) yanına defnedileceği (buhâri ve suyûtî ed-durru’l-mensûr fi’t-tefsîr bi’l-mensûr) mevzularıda ayrıntısıyla açıkça belirilmiştir.
    İslam’a göre yeryüzüne inecek mesîh…
    malum oluna ki, yeryüzüne inecek olan mesîh İsa (a.s), kelîmullah olan meryem oğlu İsa peygamberdir -o’na ve annesine selam olsun-. ancak mesîh İsa (a.s) yeryüzüne indiğinde rasûlullah (a.s)’ın halifesi ve ümmetinden biri olarak vazife yapacaktır. çünkü habibullah muhammed mustafa (a.s) rasullerin de nebîlerin de sonuncusudur. malumdur ki, hz. âdem ile hz. muhammed (aleyhime’s-selam) arasında gelmiş olan bütün peygamberler bugün hayatta olsalar, habîbullah muhammed mustafa’ya tabi olmaları ve o’nun şeraiti ile amel etmeleri gerekir ki ve bu durum onların şânını taklil de değildir.
    ehlisünnete göre mehdî…
    ehlisünnet olarak bizim beklediğimiz İmam mehdî, şiilerin beklediği 12 imamların 12’ncisi olan hasan el-askerî’nin oğlu muhammed el-mehdî değildir. şiilere göre ahir zamanda gelip, zulümle dolmuş olan yeryüzünü adaletle dolduracak olan İmam mehdî, 12 imamların 12’ncisi olan muhammed el-mehdî’dir ki onlara göre o ölmemiştir ve “gaybet-i kübrâ”’dan sonra tekrar ortaya çıkacaktır. İmam mehdi hakkında burada bu kadarla iktifa edeceğiz, ileriki sayılarda müstakil bir yazıda geniş olarak inşallah ele alacağız….
    yahudİlİkte mesİh anlayişi üzerİne…
    yahudi iman esaslarını koyan musa b. meymun’un hazırladığı 13 maddenin arasında “mesîh’e İman” hususu da yer almaktadır. mesîh’e iman hususu hem dînî hem de siyasi açıdan yahudilikte büyük önem arzetmektedir.
    arapça mesîh kelimesi; meshedilmiş, günahlarından temizlenmiş, yağ ile yağlanmış, güzel yüzlü, seyahat eden, ölçmek, silmek gibi manalara gelmekle birlikte dilimizde hz. İsa’nın lakabı ve ismi olarak kullanılmaktadır.
    yahudiler de mesîh; zamanı geldiğinde yeryüzüne inerek yahudileri kurtaracak, bozulan düzeni yeniden kuracak ve dünyayı adaletle dolduracak ilâhî bir temsilcidir.
    yahudiler, kendilerini kurtarmak üzere, davud (a.s) soyundan allah (c.c) tarafından gönderilecek kimseyi ifade etmek için, bu kelimeyi istihdam ederler ki, mesîh, yahudilerin ümit kaynağıdır. yahudilerin İsa (a.s)’ı beklenen mesîh olarak kabul etmemelerinin başlıca sebeplerinden birisi, İsa (a.s)’ın, davud (a.s)’ın soyundan gelen bir erkeğin sulbünden dünyaya gelmemesidir. çünkü yahudilere göre kendilerine peygamber olarak gönderilecek mesîh, davud (a.s)’ın soyundan gelecektir. İsa (a.s)’ın dünyaya babasız gelmesi sebebiyle yahudiler bu peygamberi inkâr etmişlerdir. yahudilerin ahlakı hiç değişmemiştir. yani onlar, allah (c.c)’nun murad ettiği gibi bir peygamber değil, kafalarındaki peygamberi bekliyorlardı. İsa (a.s)’ı akıllarında hayal ettikleri bir peygamber portesinde bulamayınca inkâr etmişlerdir. kısaca; bizi kurtaracak mesîh’de bu mu?!!... olamaz demişler ve daha önce kendilerine gönderilmiş olan birçok peygamberi öldürdükleri gibi İsa (a.s)’ı da öldürmeye kalkmışlardır.
    hıristiyanlara göre beklenen mesîh…
    hıristiyanlara göre yahudilerin beklediği bu mesîh gelmiştir ve o; hz. İsa (a.s)’dır. hıristiyanlara göre mesîh “ikinci defa gelecek, yeryüzüne inecek” ve bozulan düzeni yeniden kuracaktır. hıristiyanlara göre mesîh İsa (a.s) yahudiler tarafından öldürülmüş, ancak daha sonra tekrar dirilmiş, yeryüzünde bir müddet kalmış ve daha sonra da allah (c.c) tarafından göğe çekilmiştir. kıyamete yakın zamanda bedenen tekrar inecek ve zulüm ile dolmuş yeryüzünü adaletle dolduracaktır. ancak şurada hemen belirtmek gerekir ki mesîh İsa (a.s)’ın İslam dinindeki göğe çekilmesi hususu ile hıristiyanlıktaki göğe çekilmesi husus arasında farklar ve ihtilaflar vardır. bu faklılıkları hıristiyanlıktaki mesîh anlayışı başlığı altında müstakil bir yazıda ele almaya çalışacağız inşallah.

    konumuz yahudilikte mesîh inancı olduğu için bu mevzuya devam edelim inşallah. yahudilikte “mesîh İnancı” çok önemlidir. onlara göre mesîh er ya da geç gelecek, yahudileri kurtaracak, düşmanlarını cezalandıracak ve dünyada barışı sağlayacaktır. mesîh “tanrının krallığını” kuracak ve böylece yahudilerin “dünya hâkimiyeti” hayalleri gerçekleşmiş olacaktır. onlara göre yeryüzü artık dinsizlik, ahlaksızlık, bereketsizlik, haksızlık ve karışıklıklar ile dolmuştur. İşte mesîh, yeryüzünü kaplamış diznsizliği, ahlaksızlığı, bereketsizliği, karışıklığı giderecek ve yerine bereketi getirecek, insanları düzeltecektir. mesîh, kudüs’ü kuşatacak, kudüs’deki yahudilere ait süleyman mabedini yeniden kuracak, tevrat’ı bütün milletlere öğretecek ve yahudi olsun olmasın bütün milletlere hükmedecektir.
    mesîh’in zamanında yecüc ve mecüc, tanrı tarafından yeryüzünden silinecektir. mesîh’in hâkimiyeti dünyanın 6 bininci yılında sona erecektir. bin yıllık bir devreden sonra insanlar ceza ve mükâfat için yeniden diriltileceklerdir.
    bilindiği üzere bugünkü İsrail devleti yahudilikte ortodoks mezhebine bağlıdır. mesîh inancı ise ortodoks yahudiler arasında diğer yahudi mezheplerine nazaran daha yaygın ve etkindir. ortodoks yahudilere göre yahudilere ait devletin kurulması bile mesîh’in gelmesine bağlıdır. ortodoks yahudiler arasında bugün bazı gruplar vardır ki bunlar, mesîh gelmeden İsrail devleti kurulduğu için bu devleti “küfür devleti” olarak görmektedirler.
    yahudilik ve sabatayİstlİk…
    yukarıda belirttiğimiz gibi, yahudilere göre mesîh gelip yahudileri kurtaracak düşmanlarını cezalandıracaktır. babil sürgününden sonra başlayan bu ümit, zamanla mesîh iddiasıyla sayısızca insanın ortaya çıkmasına yol açmıştır. bu yalancı mesîhler gelip geçmiş ve yahudilerin kutsal topraklara dönme arzularını canlı ve taze tutmaktan başka bir şey yapamamışlardır. ancak 17. yüzyılda İzmir yahudileri arasından çıkan “sabatay sevi hareketi”, bunların en dikkat çekicisi ve kalıcı olanıdır. sabatay sevi’nin mensupları günümüze kadar varlıklarını devam ettirmiş olup halen içimizde yaşamaktadırlar. bu hareket osmanlı İmparatorluğunun sınırları içerisinde cereyan etmiş fakat sadece sınırlar içerisinde kalmayıp bütün dünya yahudilerinin de ilgi odağı olmuştur.
    osmanlı devletinde çıkan bu hareket üzerine padişah 4. mehmet, sabatay sevi’den mesîh’liğinin ispatı için bir mucize göstermesini isteyince sabatay sevi kurtuluşu müslüman olduğunu söylemekte bulmuş, İslam dinine girdiğini söylemiş, ancak bu müslüman kimliğinin adı altında yahudiliğini devam ettirmiştir. yani görünüşte müslüman ama hakikatte bir yahudi idi. sabatay sevi’nin ölümünden sonra mensupları sabatay sevi’nin yolunu devam ettirmişlerdir.
    sabatay sevi’nin “18 ilkesini” ve “İnanç esaslarını” benimseyen mensupları “sabatayistler” olarak ülkemizde varlıklarını sürdürmüşlerdir. bu 18 ilkenin 16’ncısında “türklerin adetlerine onların gözlerini örtmek maksadıyla dikkat edilsin. ramazan orucunu tatbik etmek için sıkıntı gösterilmesin ve aynı şey kurban için de yapılsın. gözün gördüğü her şey ifa edilsin, yerine getirilsin” hükmü yer almaktadır. bu hareketin mensupları bu maddeyi her zaman her yerde tatbik etmişlerdir. sabatayistler görünüşte müslüman-türk olup, hakikatte ve kendi aralarında ise yahudi ve sabatay sevi’nin yoluna bağlı birer fert idiler. türklere, türk ve müslüman olduklarını, yahudilere ise yahudi olduklarını söylemişlerdir. biri türk, diğeri yahudi olmak üzere iki kimlikleri vardır ve yine biri türk diğeri yahudi iki isim taşımaktadırlar. bu gruba osmanlı döneminde ve daha sonraları “dönme” denmiş, günümüzde ise sabatay sevi’ye nisbetle “sabatayist” denilmektedir.


  4. 29.Kasım.2011, 21:50
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Mesih anlayışı üzerine açıklama yaparmısınız?

    İslam'da Mesih anlayışı


    Mesih Hz. İsa (as) için denmektedir. Mehdi ise ahir zamanda gelecek ve deccalın fitnesini önleyecek, Peygamber Efendimizin soyundan gelecek olan zattır.

    a) Hz. İsa'nın bir lakabı olan Mesih kelimesi , "MSH" kökünden gelir. İbn Abbas'a göre Hz. İsa, değişik hastalara el sürüp onları Allah'ın izniyle sağlıklarına kavuşturduğu için bu lakabı almıştır. (bk. el-Kurtubî, IV/89) Al-i İmran Sûresinin 49. âyetinde yer alan "Allah'ın izini ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim" mealindeki ifadesi, İbn Abbas'ın bu tespitini desteklemektedir.

    b. Bazı dilcilere göre, bu kelime İbrânicede "Meşîha" olup, güzel bir yaratılışı ve mübarek bir sima ve bir kişiliği ifade etmektedir.( bk. el-Kurtubî, IV/89) Hz. İsa'nın, Meryem Sûresinin 30-33. ayetlerinde yer alan "Ben Allah'ın kuluyum. O, bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı.

    Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam benim üzerimedir." mealindeki ifadeleri, söz konusu mânâyı çağrıştırmaktadır. c. Bazı alimler, Mesih kelimesinin, tertemiz anlamında olup Hz. İsa'nın günâhlardan arındırılmış bir insan olduğunu ifade ettiğini söylemişlerdir.(bk. et-Taberî, IV/35.) Meryem Sûresinin 19. âyetinde yer alan "Melek (Meryem'e hitaben): Ben, yalnız sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi" şeklindeki ifadesi, bu mânâya işaret etmektedir.

    d. Bu kelimenin müsamaha kökünden olup hoşgörü ve toleransı ifade ettiğini söyleyenler de vardır. Hz. İsa Mesih'in daha önce Tevrat'ta yer alan bir kısım ağır hükümleri hafiflettiği, yasak olan bazı şeyleri helâl kıldığı (bk. ez?Zemahşerî, I/365) göz önüne alınırsa bu kelimenin bu mânası, daha bir anlam kazanacaktır. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi, Deccal ile Hz. İsa (a.s)'nın müşterek olarak Mesih lakabı ile adlandırılmalarına dikkat çekmiş ve şu görüşlere yer vermiştir: Rivayetlerde Hz. İsa (a.s)'ya "Mesih" ismi verildiği gibi her iki Deccale de "Mesih" ismi verilmiştir.

    -En iyisini Allah bilir- bunun hikmeti şudur: Hz. İsa Allah'ın emriyle, Tevrat'taki bir kısım ağır mükellefiyetleri kaldırıp, Büyük Deccal de şeytanın telkiniyle Hz. İsa (a.s)nın dininde yer alan hükümleri ortadan kaldırarak Hıristiyanların içtimâî hayatlarını düzenleyen mânevî bağlantıları koparıp bozarak anarşiliğe ve "Ye'cüc ve Me'cüc"e zemin hazırlar. İslâm Deccalı olan Süfyan ise, Hz. Muhammed (a.s)in getirdiği ebedî bir kısım İslâmî hükümleri nefis ve şeytanın desiseleriyle kaldırmağa çalışarak, insanlığın toplum hayatına ait maddî ve manevî bağlarını koparmak suretiyle, serkeş, sarhoş ve sersem nefisleri başı boş bırakarak müthiş bir anarşiliğe yol açacaktır.

    Sosyal hayatın temel dinamikleri olan karşılıklı saygı ve sevgi bağlarını ortadan kaldırıp, yerine zorba bir özgürlük, aynı istibdat bir hürriyet vermekle öyle bir anarşiliğe meydan açar ki, huzur ve güveni sağlamak çok zorlaşacaktır.
    Şunu da belirtmeliyiz ki, Bütün peygamberler birer kurtarıcıdır, kendilerine inanmış ümmetlerini cehennemden kurtaracaklardır. Hıristiyanların Hz. İsa hakkında kullandıkları "kurtarıcı" vasfı, onların teslis akidelerine işaret eden bir anlam yüklemektedir. Şüphesiz bu yanlış bir varsayımdır.
    sorularla İslamiyet



  5. 29.Kasım.2011, 21:50
    3
    Silent and lonely rains
    İslam'da Mesih anlayışı


    Mesih Hz. İsa (as) için denmektedir. Mehdi ise ahir zamanda gelecek ve deccalın fitnesini önleyecek, Peygamber Efendimizin soyundan gelecek olan zattır.

    a) Hz. İsa'nın bir lakabı olan Mesih kelimesi , "MSH" kökünden gelir. İbn Abbas'a göre Hz. İsa, değişik hastalara el sürüp onları Allah'ın izniyle sağlıklarına kavuşturduğu için bu lakabı almıştır. (bk. el-Kurtubî, IV/89) Al-i İmran Sûresinin 49. âyetinde yer alan "Allah'ın izini ile körü ve alacalıyı iyileştirir, ölüleri diriltirim" mealindeki ifadesi, İbn Abbas'ın bu tespitini desteklemektedir.

    b. Bazı dilcilere göre, bu kelime İbrânicede "Meşîha" olup, güzel bir yaratılışı ve mübarek bir sima ve bir kişiliği ifade etmektedir.( bk. el-Kurtubî, IV/89) Hz. İsa'nın, Meryem Sûresinin 30-33. ayetlerinde yer alan "Ben Allah'ın kuluyum. O, bana kitabı verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım, O beni mübarek kıldı; yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti. Beni anneme saygılı kıldı; beni bedbaht bir zorba yapmadı.

    Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün selam benim üzerimedir." mealindeki ifadeleri, söz konusu mânâyı çağrıştırmaktadır. c. Bazı alimler, Mesih kelimesinin, tertemiz anlamında olup Hz. İsa'nın günâhlardan arındırılmış bir insan olduğunu ifade ettiğini söylemişlerdir.(bk. et-Taberî, IV/35.) Meryem Sûresinin 19. âyetinde yer alan "Melek (Meryem'e hitaben): Ben, yalnız sana tertemiz bir erkek çocuk bağışlamam için Rabbinin bir elçisiyim, dedi" şeklindeki ifadesi, bu mânâya işaret etmektedir.

    d. Bu kelimenin müsamaha kökünden olup hoşgörü ve toleransı ifade ettiğini söyleyenler de vardır. Hz. İsa Mesih'in daha önce Tevrat'ta yer alan bir kısım ağır hükümleri hafiflettiği, yasak olan bazı şeyleri helâl kıldığı (bk. ez?Zemahşerî, I/365) göz önüne alınırsa bu kelimenin bu mânası, daha bir anlam kazanacaktır. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi, Deccal ile Hz. İsa (a.s)'nın müşterek olarak Mesih lakabı ile adlandırılmalarına dikkat çekmiş ve şu görüşlere yer vermiştir: Rivayetlerde Hz. İsa (a.s)'ya "Mesih" ismi verildiği gibi her iki Deccale de "Mesih" ismi verilmiştir.

    -En iyisini Allah bilir- bunun hikmeti şudur: Hz. İsa Allah'ın emriyle, Tevrat'taki bir kısım ağır mükellefiyetleri kaldırıp, Büyük Deccal de şeytanın telkiniyle Hz. İsa (a.s)nın dininde yer alan hükümleri ortadan kaldırarak Hıristiyanların içtimâî hayatlarını düzenleyen mânevî bağlantıları koparıp bozarak anarşiliğe ve "Ye'cüc ve Me'cüc"e zemin hazırlar. İslâm Deccalı olan Süfyan ise, Hz. Muhammed (a.s)in getirdiği ebedî bir kısım İslâmî hükümleri nefis ve şeytanın desiseleriyle kaldırmağa çalışarak, insanlığın toplum hayatına ait maddî ve manevî bağlarını koparmak suretiyle, serkeş, sarhoş ve sersem nefisleri başı boş bırakarak müthiş bir anarşiliğe yol açacaktır.

    Sosyal hayatın temel dinamikleri olan karşılıklı saygı ve sevgi bağlarını ortadan kaldırıp, yerine zorba bir özgürlük, aynı istibdat bir hürriyet vermekle öyle bir anarşiliğe meydan açar ki, huzur ve güveni sağlamak çok zorlaşacaktır.
    Şunu da belirtmeliyiz ki, Bütün peygamberler birer kurtarıcıdır, kendilerine inanmış ümmetlerini cehennemden kurtaracaklardır. Hıristiyanların Hz. İsa hakkında kullandıkları "kurtarıcı" vasfı, onların teslis akidelerine işaret eden bir anlam yüklemektedir. Şüphesiz bu yanlış bir varsayımdır.
    sorularla İslamiyet






+ Yorum Gönder