Konusunu Oylayın.: Bir caddede veya ilde vakıf olan veya gasp edilmiş gayrimenkul varsa ve hangisi olduğu bilinmiyorsa, oradan gayrimenkul

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bir caddede veya ilde vakıf olan veya gasp edilmiş gayrimenkul varsa ve hangisi olduğu bilinmiyorsa, oradan gayrimenkul
  1. 29.Kasım.2011, 15:18
    1
    Misafir

    Bir caddede veya ilde vakıf olan veya gasp edilmiş gayrimenkul varsa ve hangisi olduğu bilinmiyorsa, oradan gayrimenkul






    Bir caddede veya ilde vakıf olan veya gasp edilmiş gayrimenkul varsa ve hangisi olduğu bilinmiyorsa, oradan gayrimenkul Mumsema bir caddede veya ilde vakıf olan veya gasp edilmiş gayrimenkul varsa ve hangisi olduğu bilinmiyorsa, oradan gayrimenkul satın almak caiz midir?


  2. 29.Kasım.2011, 21:06
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: bir caddede veya ilde vakıf olan veya gasp edilmiş gayrimenkul varsa ve hangisi olduğu bilinmiyorsa, oradan gayri




    Bir caddede veya ilde vakıf olan veya gasp edilmiş gayrimenkul varsa ve hangisi olduğu bilinmiyorsa, oradan gayrimenkul satın almak caiz midir?

    Bir memlekette gasp edilmiş veya vakıf olan evlerin ve işyerlerinin bulunduğunu, fakat bunların sayılamayacak kadar çok evlerin ve işyerlerinin arasına karıştığını bildiği zaman, oradan ev veya işyeri satın alması caiz olmakla beraber, soruşturması verâdandır. Şayet bu bir sokakta on evden bir tanesinin böyle olduğu biliniyorsa o vakit hiçbirini almak caiz olmaz, ancak araştırıp helal olanı bulmak gerekir. Sorup soruşturmanın gerekli olduğu yerlerde sözüne güvenilemeyeceği için mal sahibine sorulmayıp, yabancı kimselere, hizmetlisine, işçisine vb. kişilere sorulur. Şüphelerin tamamını saymak insan gücünün üstündedir. Bir şeyde birçok şüphe toplanırsa onun hakkındaki hüküm daha da ağır olur. “Müftüler fetva verse de kalbine danış!” hadisini nasıl anlamalıyız? Rasûlullah (s.a.v)’in, “Sana fetva verseler de kalbine danış!” sözünden murat; müftünün “caizdir, mubahtır” dediği hususlarda kalbine danış demektir. Yoksa müftünün haram dediği şeylerden kaçınmak zaten farzdır. Aynı zamanda her kalbe de emniyet edilmez. Öyle vesveseli kalpler vardır ki, her şeyden kaçınır; öyle de müsamahalı kalpler vardır ki, her şeyde mutmain olur, huzur bulur. Bu iki kalbe de itibar yoktur. İtibar; meselenin inceliklerine murakabeye muvaffak olmuş mü’minin kalbinedir. Bu da kalpler içerisinde ender bulunan bir kalptir. Fetva isteyen kimsenin mezheplerden en genişini, en kolayını ve en çok lehinde olanını araması caiz değildir. Ancak bu hükümden, şeriatta zaruret olarak addedilen durumlar hariçtir. Son olarak şu rivayeti aktarmak istiyoruz: Bir kısım cemaat, ibadetlerin en ağırının hangisi olduğu hakkında konuşmuşlar ve verâ olduğuna karar vermişlerdi. Basra âbidlerinden Hasan b. Ebû Sinan onlara; “Benim için verâdan daha kolay bir şey yoktur. Çünkü beni düşündüren her şeyi terk ederim.” dedi. Faydalanılan Eserler: İhyâ Ulûmi’d-dîn, c.2, s.255-318.


  3. 29.Kasım.2011, 21:06
    2
    Hüvel Baki..



    Bir caddede veya ilde vakıf olan veya gasp edilmiş gayrimenkul varsa ve hangisi olduğu bilinmiyorsa, oradan gayrimenkul satın almak caiz midir?

    Bir memlekette gasp edilmiş veya vakıf olan evlerin ve işyerlerinin bulunduğunu, fakat bunların sayılamayacak kadar çok evlerin ve işyerlerinin arasına karıştığını bildiği zaman, oradan ev veya işyeri satın alması caiz olmakla beraber, soruşturması verâdandır. Şayet bu bir sokakta on evden bir tanesinin böyle olduğu biliniyorsa o vakit hiçbirini almak caiz olmaz, ancak araştırıp helal olanı bulmak gerekir. Sorup soruşturmanın gerekli olduğu yerlerde sözüne güvenilemeyeceği için mal sahibine sorulmayıp, yabancı kimselere, hizmetlisine, işçisine vb. kişilere sorulur. Şüphelerin tamamını saymak insan gücünün üstündedir. Bir şeyde birçok şüphe toplanırsa onun hakkındaki hüküm daha da ağır olur. “Müftüler fetva verse de kalbine danış!” hadisini nasıl anlamalıyız? Rasûlullah (s.a.v)’in, “Sana fetva verseler de kalbine danış!” sözünden murat; müftünün “caizdir, mubahtır” dediği hususlarda kalbine danış demektir. Yoksa müftünün haram dediği şeylerden kaçınmak zaten farzdır. Aynı zamanda her kalbe de emniyet edilmez. Öyle vesveseli kalpler vardır ki, her şeyden kaçınır; öyle de müsamahalı kalpler vardır ki, her şeyde mutmain olur, huzur bulur. Bu iki kalbe de itibar yoktur. İtibar; meselenin inceliklerine murakabeye muvaffak olmuş mü’minin kalbinedir. Bu da kalpler içerisinde ender bulunan bir kalptir. Fetva isteyen kimsenin mezheplerden en genişini, en kolayını ve en çok lehinde olanını araması caiz değildir. Ancak bu hükümden, şeriatta zaruret olarak addedilen durumlar hariçtir. Son olarak şu rivayeti aktarmak istiyoruz: Bir kısım cemaat, ibadetlerin en ağırının hangisi olduğu hakkında konuşmuşlar ve verâ olduğuna karar vermişlerdi. Basra âbidlerinden Hasan b. Ebû Sinan onlara; “Benim için verâdan daha kolay bir şey yoktur. Çünkü beni düşündüren her şeyi terk ederim.” dedi. Faydalanılan Eserler: İhyâ Ulûmi’d-dîn, c.2, s.255-318.





+ Yorum Gönder