Konusunu Oylayın.: Zamanımızdaki haram ve helal mallar birbirine karışmış olup nasıl davranılır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Zamanımızdaki haram ve helal mallar birbirine karışmış olup nasıl davranılır?
  1. 29.Kasım.2011, 15:15
    1
    Misafir

    Zamanımızdaki haram ve helal mallar birbirine karışmış olup nasıl davranılır?






    Zamanımızdaki haram ve helal mallar birbirine karışmış olup nasıl davranılır? Mumsema zamanımızdaki haram ve helal mallar birbirine karışmış olup nasıl davranılır?


  2. 29.Kasım.2011, 15:15
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 29.Kasım.2011, 21:21
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: zamanımızdaki haram ve helal mallar birbirine karışmış olup nasıl davranılır?




    Zamanımızdaki haram ve helal mallar birbirine karışmış olup nasıl davranılır?

    Sayısız haramlar sayısız helallere karıştığı zaman -ki bu zamanımızda durum böyledir- bunlardan haram ve helal olma ihtimalini taşıyan herhangi birini almak caizdir, haram değildir. Ancak haram olmasına delalet edecek bir delil bulunursa o zaman almak haram olur. 3- Malı helal kılacak sebebe günahın karışmış olması ve hükmü: Bu duruma misal olarak şunlar zikredilebilir: a) Cuma ezanı okunurken alış-veriş yapmak. b) Gasp edilen bıçakla hayvan kesmek. c) Başkasının alış-verişine karışıp fiyat artırmak. Bu misallerde mala günah karışmış olup malın tümünde şüphe uyandırmaktadır. Bu gibi şeyler, yani Cuma ezanı okunurken alış-veriş yapmak vb. fıkhî yönden alış-verişin sıhhatine mani değildir. Ancak bunlardan kaçınmak vaciptir. Zira örneğini verdiğimiz amellerin hükmü tahrîmen mekruhtur. d) Haksız olarak alınan otu koyununa yedirmek veya koyunlarını kendisine haram olan yerden otlatmak ki bu caiz değildir. Abdullah b. Ömer ve Übeydullah b. Ömer (r.anhumâ) bir deve satın aldılar. Babaları Hz. Ömer (r.a)’ın sadaka develeri için ayırdığı korulukta kendi develerini otlattılar. Hz. Ömer: “Devenizi koruya gönderdiniz ve orada yayıldı mı?” diye sorunca, onlar: “Gönderdik!” dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a), otlattıkları develerini onlarla yarı yarıya bölüştü. Böylelikle otlatılan otun değerini almış oldu. e) “Şu koyunu haram yiyen adam gütmüştür” diyerek koyundan yememek veya kendisine zina isnat edilen birinin taşıyıp eliyle getirdiği helal yemeği yememek ise vesvesedir, vesvese ile de amel edilmez. f) Aldığı malı yedikten sonra haram paradan borcunu ödese ve alacaklı da bu parayı helal zannetse, bu borç hiç ödenmemiş gibidir. Hiç ödememiş gibi olunca başkasının malını parasını ödemeden zimmetine geçirmiş olur. Başkasının malını zimmete geçirmek de haramdır. Ama yukarıdaki durumda yani müşterinin borcunu haram olan paradan ödemesi durumunda yemiş olduğu mal haram değildir, mekruhtur. Müşteri borcunu haram paradan öder, alacaklı da haram olduğunu bilerek kabul ederse, müşteriden borç düşer; ancak geriye ödediği haram parayı zimmetinden temizlemek kalır. Haram parası olan kimse bu parayı nereye harcar? Rasûlullah (s.a.v) kan alıcının (hacamat işini yapan kişinin) parasını defalarca hediye olarak yemekten geri durdu, yemedi. Hacamat yapan kişi bu parayı fakire ve yetime sadaka olarak vermek istedi, Rasûlullah (s.a.v) müsaade etmedi ve; “Devene yedir, onun midesine gitsin!” buyurdu. Hâlbuki Rasûlullah (s.a.v) kan alıcıya kan aldırdığı zaman ücret vermiştir. Bununla birlikte onun parasını yemekten geri durmuştur. Çünkü kan almaktaki ücret asılda haram olup, zaruretten dolayı helal kılınmıştır. Bu da şüphe meydana getirmiş olduğu için, şüpheliyi sadaka olarak almamıştır. Çünkü şüpheliyi tasadduk etmek mekruhtur. Kredi kartlarına verilen puanlar, elinde faiz parası bulunanlar, kişinin elinde olmadan verilen nemalar (faizler)ın harcamasında yukarıdaki rivayet örnek teşkil etmektedir. Zamanımızda bu tür paralar, tuvaletlerin ihtiyaçları ve yapımında, şayet kişi çok fakir ve bu paraya muhtaç ise sadece evinin, işyerinin veya arabasının yakıt ihtiyacı gibi yanıp gidecek yerlerde kullanılmalıdır. Bu para sadaka olarak verilmemeli, giyecek, gıda, temizlik vs. şeylerin alımında kullanılmamalıdır

    Faydalanılan Eserler: İhyâ Ulûmi’d-dîn, c.2, s.255-318.


  4. 29.Kasım.2011, 21:21
    2
    Hüvel Baki..



    Zamanımızdaki haram ve helal mallar birbirine karışmış olup nasıl davranılır?

    Sayısız haramlar sayısız helallere karıştığı zaman -ki bu zamanımızda durum böyledir- bunlardan haram ve helal olma ihtimalini taşıyan herhangi birini almak caizdir, haram değildir. Ancak haram olmasına delalet edecek bir delil bulunursa o zaman almak haram olur. 3- Malı helal kılacak sebebe günahın karışmış olması ve hükmü: Bu duruma misal olarak şunlar zikredilebilir: a) Cuma ezanı okunurken alış-veriş yapmak. b) Gasp edilen bıçakla hayvan kesmek. c) Başkasının alış-verişine karışıp fiyat artırmak. Bu misallerde mala günah karışmış olup malın tümünde şüphe uyandırmaktadır. Bu gibi şeyler, yani Cuma ezanı okunurken alış-veriş yapmak vb. fıkhî yönden alış-verişin sıhhatine mani değildir. Ancak bunlardan kaçınmak vaciptir. Zira örneğini verdiğimiz amellerin hükmü tahrîmen mekruhtur. d) Haksız olarak alınan otu koyununa yedirmek veya koyunlarını kendisine haram olan yerden otlatmak ki bu caiz değildir. Abdullah b. Ömer ve Übeydullah b. Ömer (r.anhumâ) bir deve satın aldılar. Babaları Hz. Ömer (r.a)’ın sadaka develeri için ayırdığı korulukta kendi develerini otlattılar. Hz. Ömer: “Devenizi koruya gönderdiniz ve orada yayıldı mı?” diye sorunca, onlar: “Gönderdik!” dediler. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a), otlattıkları develerini onlarla yarı yarıya bölüştü. Böylelikle otlatılan otun değerini almış oldu. e) “Şu koyunu haram yiyen adam gütmüştür” diyerek koyundan yememek veya kendisine zina isnat edilen birinin taşıyıp eliyle getirdiği helal yemeği yememek ise vesvesedir, vesvese ile de amel edilmez. f) Aldığı malı yedikten sonra haram paradan borcunu ödese ve alacaklı da bu parayı helal zannetse, bu borç hiç ödenmemiş gibidir. Hiç ödememiş gibi olunca başkasının malını parasını ödemeden zimmetine geçirmiş olur. Başkasının malını zimmete geçirmek de haramdır. Ama yukarıdaki durumda yani müşterinin borcunu haram olan paradan ödemesi durumunda yemiş olduğu mal haram değildir, mekruhtur. Müşteri borcunu haram paradan öder, alacaklı da haram olduğunu bilerek kabul ederse, müşteriden borç düşer; ancak geriye ödediği haram parayı zimmetinden temizlemek kalır. Haram parası olan kimse bu parayı nereye harcar? Rasûlullah (s.a.v) kan alıcının (hacamat işini yapan kişinin) parasını defalarca hediye olarak yemekten geri durdu, yemedi. Hacamat yapan kişi bu parayı fakire ve yetime sadaka olarak vermek istedi, Rasûlullah (s.a.v) müsaade etmedi ve; “Devene yedir, onun midesine gitsin!” buyurdu. Hâlbuki Rasûlullah (s.a.v) kan alıcıya kan aldırdığı zaman ücret vermiştir. Bununla birlikte onun parasını yemekten geri durmuştur. Çünkü kan almaktaki ücret asılda haram olup, zaruretten dolayı helal kılınmıştır. Bu da şüphe meydana getirmiş olduğu için, şüpheliyi sadaka olarak almamıştır. Çünkü şüpheliyi tasadduk etmek mekruhtur. Kredi kartlarına verilen puanlar, elinde faiz parası bulunanlar, kişinin elinde olmadan verilen nemalar (faizler)ın harcamasında yukarıdaki rivayet örnek teşkil etmektedir. Zamanımızda bu tür paralar, tuvaletlerin ihtiyaçları ve yapımında, şayet kişi çok fakir ve bu paraya muhtaç ise sadece evinin, işyerinin veya arabasının yakıt ihtiyacı gibi yanıp gidecek yerlerde kullanılmalıdır. Bu para sadaka olarak verilmemeli, giyecek, gıda, temizlik vs. şeylerin alımında kullanılmamalıdır

    Faydalanılan Eserler: İhyâ Ulûmi’d-dîn, c.2, s.255-318.





+ Yorum Gönder