Konusunu Oylayın.: Haram ve helal hakkında soru

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Haram ve helal hakkında soru
  1. 29.Kasım.2011, 15:13
    1
    Misafir

    Haram ve helal hakkında soru






    Haram ve helal hakkında soru Mumsema Haram ve helal hakkında…,
    İlkokul öğrencisi iken okul kantininde görev yapıyordum. bize harçlık veriyorlardı; ama ben bazen hakkım olmadan kasadan para alıyordum. o zaman haram-helal konusu benim için pek ehemmiyetli değildi. şimdi bu durumdan fazlasıyla sıkıntı duyuyorum. bu yükümlülükten kurtulmam için ne yapmam gerekir?


  2. 29.Kasım.2011, 15:13
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Haram ve helal hakkında…,
    İlkokul öğrencisi iken okul kantininde görev yapıyordum. bize harçlık veriyorlardı; ama ben bazen hakkım olmadan kasadan para alıyordum. o zaman haram-helal konusu benim için pek ehemmiyetli değildi. şimdi bu durumdan fazlasıyla sıkıntı duyuyorum. bu yükümlülükten kurtulmam için ne yapmam gerekir?


    Benzer Konular

    - Helal, haram, sevap, günah hakkında hadis-i şerif ve âyetler

    - Helal, Haram ve Şüpheli şeyler hakkında Hikaye

    - Forex haram mı helal mi?

    - Dinimizde Hela ve Haram. Helal Nedir? Haram Nedir?

    - Sadece Kur’an’a sarılın, helal dediğini helal, haram dediğini haram kabul edin

  3. 29.Kasım.2011, 19:59
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Haram ve helal hakkında soru




    Ebû Hureyre (r.a.)’dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Kimin üzerinde kardeşine karşı ırz veya başka bir şey sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı (kıyamet ve hesaplaşmanın olacağı) gün gelmeden önce daha burada iken helalleşsin. (Aksi takdirde o gün) sâlih bir ameli varsa, o zulmü nispetinde kendinden alınır. Eğer hasenatı (sevabı yoksa), arkadaşının günahından alınır, kendisine yüklenir.” (Buhârî, Mezâlim; Tirmizî, Kıyâmet) Yine Ebû Hureyre (r.a.)’dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Ümmetimden müflis olan o kimsedir ki; kıyamet günü namazı, orucu ve zekâtı olduğu halde gelir. Ancak birine küfretmiş, diğerinin kanını dökmüş, bir diğerinin de malını yemiştir. Hasenatı (sevabı) buna, öbürüne, diğerine dağıtılır. Üzerindeki borçlar bitmeden hasenatı tükenmişse, öbürlerinin günahlarından alınır, üzerine yüklenir ve böylece ateşe atılır.” (Müslim, Birr) Ebû Hureyre (r.a.)’dan gelen diğer bir rivayette ise Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kıyamet günü hak sahiplerine haklarını mutlaka edâ edecekseniz. Öyle ki (boynuzsuz) koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacak; taşa niye başka bir taşın üzerine yüklenip kaldığından, adamın adamı niye yaraladığından sorulacak.” (Müslim, Birr; Tirmizî Kıyâmet) Başkasının malını almak hususunda hem Allah hakkı –zira burada zulüm vardır. Allah (c.c.) da zulümden menetmiştir-, hem de kul hakkı vardır. Ahlâkî hususlarda “Hastalık zıddı ile tedavi edilir!” kaidesi geçerlidir. Dolayısıyla bu hastalığın tedavisi için de şöyle yapmak gerekir: Allah hakkının edası için; tevbe etmek, pişmanlık ve yapılan kötülüğün zıddını yapmak gerekmektedir. Örneğin; haksız yere alınan mala karşılık, kişinin kendi malından sadaka vermesi gibi… Kul hakkının edası için ise; aldığı malın sahibini veya sorumlusunu bulup bu malı o kimseye iade etmesi gerekmektedir. Şayet zimmete geçen malın sorumlusunu bulup malı sahibine geri vermek imkânsız hale gelmiş ise, sahibinin adına o malı fakirlere sadaka olarak verir. (İhyâ Ulûmiddîn, c.4)


  4. 29.Kasım.2011, 19:59
    2
    Hüvel Baki..



    Ebû Hureyre (r.a.)’dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Kimin üzerinde kardeşine karşı ırz veya başka bir şey sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin bulunmadığı (kıyamet ve hesaplaşmanın olacağı) gün gelmeden önce daha burada iken helalleşsin. (Aksi takdirde o gün) sâlih bir ameli varsa, o zulmü nispetinde kendinden alınır. Eğer hasenatı (sevabı yoksa), arkadaşının günahından alınır, kendisine yüklenir.” (Buhârî, Mezâlim; Tirmizî, Kıyâmet) Yine Ebû Hureyre (r.a.)’dan rivayetle Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki: “Ümmetimden müflis olan o kimsedir ki; kıyamet günü namazı, orucu ve zekâtı olduğu halde gelir. Ancak birine küfretmiş, diğerinin kanını dökmüş, bir diğerinin de malını yemiştir. Hasenatı (sevabı) buna, öbürüne, diğerine dağıtılır. Üzerindeki borçlar bitmeden hasenatı tükenmişse, öbürlerinin günahlarından alınır, üzerine yüklenir ve böylece ateşe atılır.” (Müslim, Birr) Ebû Hureyre (r.a.)’dan gelen diğer bir rivayette ise Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Kıyamet günü hak sahiplerine haklarını mutlaka edâ edecekseniz. Öyle ki (boynuzsuz) koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacak; taşa niye başka bir taşın üzerine yüklenip kaldığından, adamın adamı niye yaraladığından sorulacak.” (Müslim, Birr; Tirmizî Kıyâmet) Başkasının malını almak hususunda hem Allah hakkı –zira burada zulüm vardır. Allah (c.c.) da zulümden menetmiştir-, hem de kul hakkı vardır. Ahlâkî hususlarda “Hastalık zıddı ile tedavi edilir!” kaidesi geçerlidir. Dolayısıyla bu hastalığın tedavisi için de şöyle yapmak gerekir: Allah hakkının edası için; tevbe etmek, pişmanlık ve yapılan kötülüğün zıddını yapmak gerekmektedir. Örneğin; haksız yere alınan mala karşılık, kişinin kendi malından sadaka vermesi gibi… Kul hakkının edası için ise; aldığı malın sahibini veya sorumlusunu bulup bu malı o kimseye iade etmesi gerekmektedir. Şayet zimmete geçen malın sorumlusunu bulup malı sahibine geri vermek imkânsız hale gelmiş ise, sahibinin adına o malı fakirlere sadaka olarak verir. (İhyâ Ulûmiddîn, c.4)





+ Yorum Gönder