Konusunu Oylayın.: Yalnız secde yapmaya gücü yetmez ise veya yalnız ayakta durabiliyor, rükû ve secde yapamıyorsa ne yapar?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yalnız secde yapmaya gücü yetmez ise veya yalnız ayakta durabiliyor, rükû ve secde yapamıyorsa ne yapar?
  1. 29.Kasım.2011, 07:55
    1
    Misafir

    Yalnız secde yapmaya gücü yetmez ise veya yalnız ayakta durabiliyor, rükû ve secde yapamıyorsa ne yapar?






    Yalnız secde yapmaya gücü yetmez ise veya yalnız ayakta durabiliyor, rükû ve secde yapamıyorsa ne yapar? Mumsema yalnız secde yapmaya gücü yetmez ise veya yalnız ayakta durabiliyor, rükû ve secde yapamıyorsa ne yapar?


  2. 29.Kasım.2011, 21:47
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: yalnız secde yapmaya gücü yetmez ise veya yalnız ayakta durabiliyor, rükû ve secde yapamıyorsa ne yapar?




    Bir kimse namazda kıyamda durmaya ve rükû yapmaya gücü yetse; ama secde yapmaya gücü yetmese, namazı oturarak ima ile kılar. Rükûyu ayakta yapıp, secdeyi ima ile yapsa caiz olur; ancak efdal olan birinci şekildir. Yalnız ayakta durabiliyor, rükû ve secde yapamıyorsa: Bir kimse rükû ve secdeden aciz olur da ayakta durmaya gücü yeterse, namazını oturarak ima ile kılar. Ayakta ima ile kılarsa yine caizdir; ancak efdal olan birinci şekildir

    Faydalanılan Kaynaklar: İbn-i Âbidîn, c.3, s.195-210; Fetevâyi Hindiye, c.1, s.457-463.


  3. 29.Kasım.2011, 21:47
    2
    Hüvel Baki..



    Bir kimse namazda kıyamda durmaya ve rükû yapmaya gücü yetse; ama secde yapmaya gücü yetmese, namazı oturarak ima ile kılar. Rükûyu ayakta yapıp, secdeyi ima ile yapsa caiz olur; ancak efdal olan birinci şekildir. Yalnız ayakta durabiliyor, rükû ve secde yapamıyorsa: Bir kimse rükû ve secdeden aciz olur da ayakta durmaya gücü yeterse, namazını oturarak ima ile kılar. Ayakta ima ile kılarsa yine caizdir; ancak efdal olan birinci şekildir

    Faydalanılan Kaynaklar: İbn-i Âbidîn, c.3, s.195-210; Fetevâyi Hindiye, c.1, s.457-463.





+ Yorum Gönder