Konusunu Oylayın.: Amel Defteri Ve Nefis Muhasebesi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Amel Defteri Ve Nefis Muhasebesi
  1. 27.Kasım.2011, 17:01
    1
    Misafir

    Amel Defteri Ve Nefis Muhasebesi






    Amel Defteri Ve Nefis Muhasebesi Mumsema Amel Defteri Ve Nefis Muhasebesi


  2. 27.Kasım.2011, 17:01
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 27.Kasım.2011, 20:23
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Amel Defteri Ve Nefis Muhasebesi




    Nefis Muhasebesi

    Nefis muhasebesi ; kişinin kendisiyle yüzleşmesi, kendini kontrol etmesidir. Buna günümüzde oto kontrol denmektedir. İnsanların kendilerini muhasebe etmesi, Allah’a kulluk görevini hakkıyla yerine getirebilmesi; dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşabilmesi için kaçınılmazdır.
    Nefis muhasebesi, insanın arzularının etkisinden kurtulup, nefsinin isteklerine gerektiği kadar karşılık vererek, yaratanına gerçek anlamda kul olması ve bu şekilde yaşayan kişilerden oluşan hayırlı bir toplum meydana gelmesini sağlar. Zira kendisini kontrol ve muhasebe eden kişiler, kendi içinde ve dışarıya karşı uyumlu, başkalarının “temel insan haklarına saygılı” bir toplum meydana getirirler.
    Ancak insanların böyle bir erdeme ulaşması kolay değildir. Çünkü, nefis hesaba çekilmekten hoşlanmaz. Zira insanoğlunda nefsini beğenme, onun isteklerini güzel görme ve haklı sebeplere dayandırma duygusu vardır.
    Nitekim bir çok insanın, yaptığı işin iyi olmadığı, yanlış olduğu hatırlatıldığı zaman, hemen savunmaya geçtiği; kendini haklı çıkarmak için gerçekle bağdaşmayan açıklama ve yorumlara başvurduğu görülür.

    Nefis muhasebesinde başarılı olunabilmesi için; önceden işlenen günahlar ve bunların hesabının nasıl verileceği düşünülmeli; Allah tarafından bütün davranışların sürekli olarak kontrol altında tutulduğu, hayatın hesabının en ince noktasına varıncaya kadar sorgulanacağı bilmelidir.
    Özetle, unutmamak gerekir ki, insan, kişisel çabaları ve buna bağlı olarak Allah’ın yardımıyla en üst mertebelere çıkabileceği gibi, en aşağılara da inebilir. Allah katında iyi bir mertebe elde etmek için, yapılması gereken en önemli iş, nefis muhasebesidir. Zira nefis muhasebesi, hem bunu yapan kişiyi hem de çevresindeki canlı ve cansız varlıkları onun zararlarından kurtarıp, kişileri kendisi ve çevresi adına hayırlı işler yapan (amel-i salih) bireyler haline getirir.
    Zira nefis muhasebesinin etkileri hem ferdi hem de toplumsaldır. Nitekim, nefsin telkin ettiği olumsuz tutum ve davranışlardan kendisini koruyan insan, aynı zamanda kendisine yönelen olumsuz dış etkilerden de korunmuş olur.
    Nefis muhasebesi yapıyor muyuz? Zaman zaman şöyle kendimizle baş başa kalıp da, bilerek veya bilmeyerek ettiğimiz günah ve yanlışlıklardan dolayı kendimizi sorguladığımız oluyor mu? Hatta iyilik ve ibadet diye işlediklerimizin bile dini standartlara uygun ve sırf Allah için olup olmadığını yokladık mı hiç? Bunu yapmayan kimse bilsin ki, hesabını bilmeyen, kar ve zararını gözden geçirmeyen tüccara benzer. (Hesabını bilmeyen kasap,eline alır masat)
    Böyle bir tüccarın iflası kaçınılmazdır. Dünya da bir ticarethanedir. Burada ömür dakikalarıyla ebedi bir hayatın saadetini kazanmak için bulunuyoruz. Hesabımızı iyi yapmalı, kar ve zararımızı güzelce ölçüp tartmalıyız. Hayat sınavı ancak böyle başarıyla verilebilir.
    Hz. Ömer der ki: `Hesaba çekilmeden önce kendi kendinizi hesaba çekin. Amelleriniz tartılmadan önce yaptıklarınızı ölçüp tartın. Bugün kendinizi hesaba çekmeniz, yarın mahşerde hesaba çekilmenizden daha kolaydır. O büyük mahkeme için hazırlık yapın. Çünkü o gün İlah` huzura çıkarılacak ve hiçbir şeyiniz gizli kalmayacaktır`.

    Hz. Ömer geceleyin kalkıp adeti olan ayetleri okurken Cehennem ve azaptan bahseden ayetlere geldiğinde korkar, ağlar, bazen hastalanıp günlerce evinden çıkmaz, insanlar kendisini ziyarete gelirlermiş. Hatta ağlamaktan iki yanağında siyah birer çizgi oluşmuş.Bu durumunu gören, İbn Abbas bir gün teselli için, `Allah sizinle şehirler ma`mur eyledi, İslam`a fetihler nasip etti, daha neler nelere vesile oldunuz` demiş. O ise, `Başa baş kurtulsam sevinirim` cevabını vermiştir.
    Hz. Ebu Bekir de, Allah korkusundan sık sık ağlar ve şöyle derdi: `Vallahi, yenilen bir ot ve kemirilen bir ağaç olmak isterdim`
    Hz. Osman bir kabrin başına vardığı zaman sakalı ıslanıncaya kadar ağlarmış. Oranın dünya menzillerinin sonu, ahiret menzillerinin ilki olduğunu, kurtuluş ve hüsranın oradaki sorguda belli olacağını söylermiş.
    Hz. Ali de, Allah`tan çok korkan, sık sık ağlayan, nefsini hesaba çeken bir zattı. Özellikle iki şeyden çok çekindiğini söylerdi:
    • Ölümsüzlük hayali,
    • Nefsin çocuksu heveslerine kapılmak.
    Ona göre, birincisi ahireti unutturur. İkincisi de haktan saptırır.

    Hz. Ömer valilerinden birine şunları yazmış: `O çetin hesap günü gelmeden ve henüz rahatlık içindeyken kendi kendini hesaba çek. Çünkü, bu durumda kendini hesaba çekenin akibeti hoşnutluk ve mutluluktur. Kimi de hayatı oyalar, nefsani arzuları kendisini asıl yolundan alıkoyarsa akıbeti pişmanlık ve hüsran olur`.
    Hasan-ı Basri der ki: `Kişi, içindeki sağduyusunun sesine kulak verdikçe ve en önemli işi nefis muhasebesi oldukça hayırda kalmaya devam eder`.Şu uyarı da ona aittir:
    `Kıyamet günü bazı kimseler için hesabın kolay geçmesi, dünyada iken kendi kendilerini hesaba çekmelerinden; bazıları için hesabın ağır geçmesi ise, sadece `müslümanım` deyip de kendi kendilerini hesaba çekmemelerindendir`.Denilmiştir ki: `Nefis, hain ortak gibidir. Ona hesap sormazsan varını yoğunu götürür`.
    Hz. Davud`un şu hikmetli sözü nakledilir: `Kulun vakti şu dört şeyden başkasıyla geçmemelidir:
    . Rabbiyle baş başa kalıp dua etmek;
    . kendi kendisini hesaba çekmek;
    . kusurlarını kendisine hatırlatan eğriliklerini düzelten dostlarla beraber olmak;
    . nefsini meşru lezzetlerden istifade ettirmek için çalışıp helalinden kazanmak`
    Hayatı bütün yönleriyle tartarak, ahreti kaybettirecek bir bedel ödemekten kurtulmanın yolu, nefis muhasebesidir Yarının hesabını bugünden yapmak, imtihana girecek öğrencinin ders çalışmasından farklı değildir İmtihan edilmek üzere yaratılan insan da, ahret hayatında kendisine sorulacak soruları başarıyla cevaplandırabilmek için hesabını burada yapmalıdır
    Nitekim Sevgili Peygamberimiz: "Akıllı kimse, kendini sorguya çeken ve ölümden sonrası için çalışandır ”buyururuyor
    Öyleyse, Mümin, nefis muhasebesi yapmalı, ana sermayesi olan ömrünü nerede tükettiğini gözden geçirmeli, amel defterine nelerin yazıldığını, mahşer günü Allah’ın kendisi hakkında nasıl bir hüküm vereceğini düşünmelidir
    Çünkü Yüce Rabbimizin ikram ettiği bu dünya hayatını ibadet ve tatla değerlendirmeyenlerin o gün pişman olacaklarını ve: “ Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!” diyeceklerini, Kurban-ı Kerim bize haber veriyor
    Hz Peygamber: "Akıllı kişi nefsine egemen olur ve ölümden sonrası için çalışır",
    Hz Ömer'in de: "Hesaba sorulmadan önce nefsinize hesaba sorunuz Tartılmadan evvel kendinizi tartınız, büyük hesap günü için hazırlık yapınız "
    Ramazan Mercan



  4. 27.Kasım.2011, 20:23
    2
    Silent and lonely rains



    Nefis Muhasebesi

    Nefis muhasebesi ; kişinin kendisiyle yüzleşmesi, kendini kontrol etmesidir. Buna günümüzde oto kontrol denmektedir. İnsanların kendilerini muhasebe etmesi, Allah’a kulluk görevini hakkıyla yerine getirebilmesi; dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşabilmesi için kaçınılmazdır.
    Nefis muhasebesi, insanın arzularının etkisinden kurtulup, nefsinin isteklerine gerektiği kadar karşılık vererek, yaratanına gerçek anlamda kul olması ve bu şekilde yaşayan kişilerden oluşan hayırlı bir toplum meydana gelmesini sağlar. Zira kendisini kontrol ve muhasebe eden kişiler, kendi içinde ve dışarıya karşı uyumlu, başkalarının “temel insan haklarına saygılı” bir toplum meydana getirirler.
    Ancak insanların böyle bir erdeme ulaşması kolay değildir. Çünkü, nefis hesaba çekilmekten hoşlanmaz. Zira insanoğlunda nefsini beğenme, onun isteklerini güzel görme ve haklı sebeplere dayandırma duygusu vardır.
    Nitekim bir çok insanın, yaptığı işin iyi olmadığı, yanlış olduğu hatırlatıldığı zaman, hemen savunmaya geçtiği; kendini haklı çıkarmak için gerçekle bağdaşmayan açıklama ve yorumlara başvurduğu görülür.

    Nefis muhasebesinde başarılı olunabilmesi için; önceden işlenen günahlar ve bunların hesabının nasıl verileceği düşünülmeli; Allah tarafından bütün davranışların sürekli olarak kontrol altında tutulduğu, hayatın hesabının en ince noktasına varıncaya kadar sorgulanacağı bilmelidir.
    Özetle, unutmamak gerekir ki, insan, kişisel çabaları ve buna bağlı olarak Allah’ın yardımıyla en üst mertebelere çıkabileceği gibi, en aşağılara da inebilir. Allah katında iyi bir mertebe elde etmek için, yapılması gereken en önemli iş, nefis muhasebesidir. Zira nefis muhasebesi, hem bunu yapan kişiyi hem de çevresindeki canlı ve cansız varlıkları onun zararlarından kurtarıp, kişileri kendisi ve çevresi adına hayırlı işler yapan (amel-i salih) bireyler haline getirir.
    Zira nefis muhasebesinin etkileri hem ferdi hem de toplumsaldır. Nitekim, nefsin telkin ettiği olumsuz tutum ve davranışlardan kendisini koruyan insan, aynı zamanda kendisine yönelen olumsuz dış etkilerden de korunmuş olur.
    Nefis muhasebesi yapıyor muyuz? Zaman zaman şöyle kendimizle baş başa kalıp da, bilerek veya bilmeyerek ettiğimiz günah ve yanlışlıklardan dolayı kendimizi sorguladığımız oluyor mu? Hatta iyilik ve ibadet diye işlediklerimizin bile dini standartlara uygun ve sırf Allah için olup olmadığını yokladık mı hiç? Bunu yapmayan kimse bilsin ki, hesabını bilmeyen, kar ve zararını gözden geçirmeyen tüccara benzer. (Hesabını bilmeyen kasap,eline alır masat)
    Böyle bir tüccarın iflası kaçınılmazdır. Dünya da bir ticarethanedir. Burada ömür dakikalarıyla ebedi bir hayatın saadetini kazanmak için bulunuyoruz. Hesabımızı iyi yapmalı, kar ve zararımızı güzelce ölçüp tartmalıyız. Hayat sınavı ancak böyle başarıyla verilebilir.
    Hz. Ömer der ki: `Hesaba çekilmeden önce kendi kendinizi hesaba çekin. Amelleriniz tartılmadan önce yaptıklarınızı ölçüp tartın. Bugün kendinizi hesaba çekmeniz, yarın mahşerde hesaba çekilmenizden daha kolaydır. O büyük mahkeme için hazırlık yapın. Çünkü o gün İlah` huzura çıkarılacak ve hiçbir şeyiniz gizli kalmayacaktır`.

    Hz. Ömer geceleyin kalkıp adeti olan ayetleri okurken Cehennem ve azaptan bahseden ayetlere geldiğinde korkar, ağlar, bazen hastalanıp günlerce evinden çıkmaz, insanlar kendisini ziyarete gelirlermiş. Hatta ağlamaktan iki yanağında siyah birer çizgi oluşmuş.Bu durumunu gören, İbn Abbas bir gün teselli için, `Allah sizinle şehirler ma`mur eyledi, İslam`a fetihler nasip etti, daha neler nelere vesile oldunuz` demiş. O ise, `Başa baş kurtulsam sevinirim` cevabını vermiştir.
    Hz. Ebu Bekir de, Allah korkusundan sık sık ağlar ve şöyle derdi: `Vallahi, yenilen bir ot ve kemirilen bir ağaç olmak isterdim`
    Hz. Osman bir kabrin başına vardığı zaman sakalı ıslanıncaya kadar ağlarmış. Oranın dünya menzillerinin sonu, ahiret menzillerinin ilki olduğunu, kurtuluş ve hüsranın oradaki sorguda belli olacağını söylermiş.
    Hz. Ali de, Allah`tan çok korkan, sık sık ağlayan, nefsini hesaba çeken bir zattı. Özellikle iki şeyden çok çekindiğini söylerdi:
    • Ölümsüzlük hayali,
    • Nefsin çocuksu heveslerine kapılmak.
    Ona göre, birincisi ahireti unutturur. İkincisi de haktan saptırır.

    Hz. Ömer valilerinden birine şunları yazmış: `O çetin hesap günü gelmeden ve henüz rahatlık içindeyken kendi kendini hesaba çek. Çünkü, bu durumda kendini hesaba çekenin akibeti hoşnutluk ve mutluluktur. Kimi de hayatı oyalar, nefsani arzuları kendisini asıl yolundan alıkoyarsa akıbeti pişmanlık ve hüsran olur`.
    Hasan-ı Basri der ki: `Kişi, içindeki sağduyusunun sesine kulak verdikçe ve en önemli işi nefis muhasebesi oldukça hayırda kalmaya devam eder`.Şu uyarı da ona aittir:
    `Kıyamet günü bazı kimseler için hesabın kolay geçmesi, dünyada iken kendi kendilerini hesaba çekmelerinden; bazıları için hesabın ağır geçmesi ise, sadece `müslümanım` deyip de kendi kendilerini hesaba çekmemelerindendir`.Denilmiştir ki: `Nefis, hain ortak gibidir. Ona hesap sormazsan varını yoğunu götürür`.
    Hz. Davud`un şu hikmetli sözü nakledilir: `Kulun vakti şu dört şeyden başkasıyla geçmemelidir:
    . Rabbiyle baş başa kalıp dua etmek;
    . kendi kendisini hesaba çekmek;
    . kusurlarını kendisine hatırlatan eğriliklerini düzelten dostlarla beraber olmak;
    . nefsini meşru lezzetlerden istifade ettirmek için çalışıp helalinden kazanmak`
    Hayatı bütün yönleriyle tartarak, ahreti kaybettirecek bir bedel ödemekten kurtulmanın yolu, nefis muhasebesidir Yarının hesabını bugünden yapmak, imtihana girecek öğrencinin ders çalışmasından farklı değildir İmtihan edilmek üzere yaratılan insan da, ahret hayatında kendisine sorulacak soruları başarıyla cevaplandırabilmek için hesabını burada yapmalıdır
    Nitekim Sevgili Peygamberimiz: "Akıllı kimse, kendini sorguya çeken ve ölümden sonrası için çalışandır ”buyururuyor
    Öyleyse, Mümin, nefis muhasebesi yapmalı, ana sermayesi olan ömrünü nerede tükettiğini gözden geçirmeli, amel defterine nelerin yazıldığını, mahşer günü Allah’ın kendisi hakkında nasıl bir hüküm vereceğini düşünmelidir
    Çünkü Yüce Rabbimizin ikram ettiği bu dünya hayatını ibadet ve tatla değerlendirmeyenlerin o gün pişman olacaklarını ve: “ Keşke bu hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim!” diyeceklerini, Kurban-ı Kerim bize haber veriyor
    Hz Peygamber: "Akıllı kişi nefsine egemen olur ve ölümden sonrası için çalışır",
    Hz Ömer'in de: "Hesaba sorulmadan önce nefsinize hesaba sorunuz Tartılmadan evvel kendinizi tartınız, büyük hesap günü için hazırlık yapınız "
    Ramazan Mercan






+ Yorum Gönder