Konusunu Oylayın.: Hayat Albümü ( Amel Defteri )

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hayat Albümü ( Amel Defteri )
  1. 27.Kasım.2011, 17:00
    1
    Misafir

    Hayat Albümü ( Amel Defteri )






    Hayat Albümü ( Amel Defteri ) Mumsema Hayat Albümü ( Amel Defteri )


  2. 27.Kasım.2011, 17:00
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Kasım.2011, 19:38
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Hayat Albümü ( Amel Defteri )




    Hayat Albümü ( Amel Defteri )Yazılar | Mehmet Kazar
    --------------------------------------------------------------------------------
    Fotoğraf çekeceğiz, kendimize çeki düzen verir, üstümüzü başımızı düzeltir, bide bir tebessüm ilave ederiz. Çünkü fotoğrafta güzel karelerde olmak isteriz, çirkin yâda uygunsuz bir karede görünmek istemeyiz. Neden? Çünkü ihtiyaca binaen tekrar o fotoğraflara bakılacaktır.
    İşte böyle oluşur “Hayat Albümü”, en güzel anılarımızı saklarız onda, ara sıra albümü açar anılarımızı tazelemek isteriz, bazen hüzünleniriz, bazen de seviniriz. Hüzünleniriz; çünkü geçmiş hayatımız fotoğraf karesinde kalmış ve yaş ilerlemiştir, o günlere tekrar özlem duyar ve asla o günlere geri gidememenin hüznünü yaşarız. Seviniriz; çünkü o geçmiş hayat karelerimize bakar, o günleri tekrar yaşamış gibi seviniriz.
    Evet, bazen hayat albümümüzü gözden geçiririz ve anlarız ki, en güzel günler o karelerde kalmıştır. Geçmiş hayatımızda imkânlarımız olduğu halde, yapamadıklarımız için pişmanlık duyarız. “Keşke o günlere geri dönebilseydim, şunu yapar bunu yapardım.” dediğimiz olur, ama artık geri dönüş yoktur, tıpkı öldükten sonra dünyaya geri gelmenin imkânsız olduğu gibi.
    Evet, asıl konumuz “Ahiret Albümü” yani “Amel Defteri” Dünya hayatında oluşturduğumuz fotoğraf albümü gibi, Rabbimiz tarafından meleklerce kayıt altına alınan ömür sermayemizde kayıt altına alınmaktadır. Her anımız her davranışımız, aynen çekilen fotoğraf kareleri gibi; Allah’ın görevli melekleri tarafından amel defterine kaydedilmektedir.
    Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde Rabbimiz şöyle buyurur;
    Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar (kiramen kâtibin) vardır, onlar, yapmakta olduklarınızı bilirler. / İnfitar Suresi – 10,11,12
    Bir başka ayette ise şu şekilde anlatılır;
    İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar. İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın. / Kâf Suresi – 17,18
    Rabbimiz bizim her anımızı kayıt altına almaktadır ve hesap gününde bize tekrar gösterilecektir ki, dünya hayatında yaptıklarımızı inkâr edemeyelim.
    O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: “Keşke toprak olsaydım” diyecektir. / Nebe Suresi 40
    Tüm hayatımızı amel defterimizde kayıt altına alan ve bizi her an gören Rabbimizin karşısında, kendimize ne kadar çeki düzen veriyoruz hiç düşündük mü? Diyelim ki bulunduğumuz bir yerde güvenlik kameraları var, bizde bu kameraların farkındayız. Ne yaparız? Hemen yanımızda birisi varsa “Arkadaş davranışlarımıza ve hareketlerimize dikkat edelim, bak burada kameralar var” hemen kameraların farkına vardığımız vakit davranışlarımız hal ve hareketlerimiz değişir, çünkü bizi izleyen birileri vardır hissine kapılırız, kim bilir belki o an kameraların başında kimse yoktur. Peki, Rabbimiz her anımızı izlemiyor mu? Rabbimizin emri ile sağımızda ve solumuzda bulunan tüm hayatımızı kayıt altına alan yazıcı melekler olan Kiramen Kâtibin meleklerinin ne kadar farkındayız? Asıl Rabbimizin karşısında kendimize çeki düzen vermemiz gerekmez mi? İşte bu bilinç ile hayatımıza hal ve davranışlarımıza İslami ölçüde çeki düzen vermemiz gerekir.
    Rabbimizin şu ayetine kulak verelim,
    Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. “Vay halimize! derler, bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!” BöyIece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. / Kehf Suresi 49
    Evet, dünyada ki tüm hayatımız amel defterinde kayıt altına alınmaktadır ve hesap gününde tüm hayatımız ve tüm gizli açıklarımız tekrardan ve bütün insanların önünde bizlere izlettirilecektir. Mahşerde hesap gününde kötü ve uygunsuz karelerimizin olmasını ve bunların tüm insanlara gösterilmesini istemeyiz değil mi? O halde yazımızın başında belirttiğimiz fotoğraf karesinde güzel görünmeyi, şimdide amel defterine kaydedilen hayat karelerimizde de İslami ölçüde güzel görünüp, gülümsemeyi elden bırakmayalım.
    Bir kulun karşısında bile izlendiğimizi düşündüğümüzde kendimize çeki düzen veriyorsak, bizi yaratan ve bize hayat veren Rabbimizin bizi her an izlediğini ve O’nun karşısında nasıl bir kıyamda durmamız gerektiğinin farkında olmalıyız. İşte bu şekilde Bediüzzaman (r.a.) gibi zatlar her zaman daima huzurdaymış gibi hayatlarını sürdürmüşlerdir. Çünkü kulluğun bir sınırı yoktur, zaman ve mevkide önemli değildir.
    Bediüzzaman (r.a.) Hz.’leri Sözler adlı eserinde;

    Her şey üstünde sikke-i kudretini ve hâtem-i rubûbiyetini ve nakş-ı kalemini görmekle doğrudan doğruya her şeyden Onun nuruna karşı bir pencere açıp Onun birliğine ve her şey Onun dest-i kudretinden çıktığına ve Ulûhiyetinde ve Rubûbiyetinde ve mülkünde hiçbir vech ile, hiçbir şeriki ve muîni olmadığına, şuhuda yakın bir yakîn ile tasdik edip imân getirmektir ve bir nevi huzur-u dâimî elde etmektir. / Risale-i Nur -Sözler 264
    Evet, Huzur-u Daimi’yi elde etmek çok önemlidir. Daima Allah’ın huzurunda olduğumuzu ve Allah’ın bizi her an gördüğünü bilmekle gerçek manada kulluk bilincini yakalayabiliriz. Kulluk bilinci sadece camilerde yerine getirilmemeli, bir Müslüman her anını Huzur-u Daimi de bilmelidir, her davranışımızın kayıt altında olduğunu ve Rabbimizin her an bizleri gördüğünü aklımızdan çıkarmamalıyız. Bir günah veya bir kötülük işleyeceğimiz zaman yalnız olmadığımızı, sağımızda ve solumuzda meleklerin var olduğunu unutmamalıyız ve demeliyiz ki “Rabbim beni görüyor, O her anımı bilir ve hiçbir şeyden gafil olmaz”
    Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) bilir / Bakara Suresi 181
    Peki kulluk bilincini nasıl canlı tutacağız? Öncelikle namaz kılmalıyız, ancak hakkıyla beş vakit namazı eda etmekle kulluk bilincimizi canlı tutabiliriz. Çünkü namaz bütün kötülüklerden alıkoyduğu gibi, amel defterimizde de namaz ve güzel karelerimizin olmasına vesile olacaktır. Namaz kılan ve namazının bilincinde olan insan, iş yerinde, evinde, çarşıda, sokakta, hatta uykusunda bile hep kulluğu devam eder. Namaz, Huzur-u daimîde, yani her an Allah’ın huzurunda olma bilincini canlı tutar. Rabbimiz, hesap gününde bizi hesaba çekerken, ve tüm hayatımızı sinema gibi bize ve tüm insanlara gösterdiği vakit o an tüm hayat sinemamızda namaz ile dolu anlarımızın çok olmasını isteriz değil mi? O halde namazı kılmayı ihmal etmeyelim.
    Günde beş vakit hakkıyla eda edilen namaz ile, Rabbimize olan saygımızı hal ve hareketlerimizle dile getirmeliyiz. “Allah’ım sen varsın ve beni gördüğünü biliyorum ve Senin huzurunda emrettiğin Namaz ile durup başımı secdeye koyuyorum.”
    Amel Defterinde Namaz karelerimizi çoğaltmaya çalışalım. Namazı en büyük ibadet sayıp, Onu hakkıyla eda etmeye çalışalım, çünkü hakkıyla eda edilen namaz, insanı hiçbir zaman manevi kameralar mahiyetinde olan yazıcı meleklerden ve Rabbinin her an kendisini gördüğünden gafil etmez. Çünkü her hal ve davranışlarımızın kayıt altında olduğunu biliriz.
    “Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.” / İsra Suresi 71
    Rabbim, amel defterimizde İslami ölçü ile dolu hayat karelerimizi ve namaz karelerimizi çoğaltanlardan ve amel defterimizi sağdan verilen kullarından eylesin.


  4. 27.Kasım.2011, 19:38
    2
    Hüvel Baki..



    Hayat Albümü ( Amel Defteri )Yazılar | Mehmet Kazar
    --------------------------------------------------------------------------------
    Fotoğraf çekeceğiz, kendimize çeki düzen verir, üstümüzü başımızı düzeltir, bide bir tebessüm ilave ederiz. Çünkü fotoğrafta güzel karelerde olmak isteriz, çirkin yâda uygunsuz bir karede görünmek istemeyiz. Neden? Çünkü ihtiyaca binaen tekrar o fotoğraflara bakılacaktır.
    İşte böyle oluşur “Hayat Albümü”, en güzel anılarımızı saklarız onda, ara sıra albümü açar anılarımızı tazelemek isteriz, bazen hüzünleniriz, bazen de seviniriz. Hüzünleniriz; çünkü geçmiş hayatımız fotoğraf karesinde kalmış ve yaş ilerlemiştir, o günlere tekrar özlem duyar ve asla o günlere geri gidememenin hüznünü yaşarız. Seviniriz; çünkü o geçmiş hayat karelerimize bakar, o günleri tekrar yaşamış gibi seviniriz.
    Evet, bazen hayat albümümüzü gözden geçiririz ve anlarız ki, en güzel günler o karelerde kalmıştır. Geçmiş hayatımızda imkânlarımız olduğu halde, yapamadıklarımız için pişmanlık duyarız. “Keşke o günlere geri dönebilseydim, şunu yapar bunu yapardım.” dediğimiz olur, ama artık geri dönüş yoktur, tıpkı öldükten sonra dünyaya geri gelmenin imkânsız olduğu gibi.
    Evet, asıl konumuz “Ahiret Albümü” yani “Amel Defteri” Dünya hayatında oluşturduğumuz fotoğraf albümü gibi, Rabbimiz tarafından meleklerce kayıt altına alınan ömür sermayemizde kayıt altına alınmaktadır. Her anımız her davranışımız, aynen çekilen fotoğraf kareleri gibi; Allah’ın görevli melekleri tarafından amel defterine kaydedilmektedir.
    Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerimde Rabbimiz şöyle buyurur;
    Şunu iyi bilin ki üzerinizde bekçiler, değerli yazıcılar (kiramen kâtibin) vardır, onlar, yapmakta olduklarınızı bilirler. / İnfitar Suresi – 10,11,12
    Bir başka ayette ise şu şekilde anlatılır;
    İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar. İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın. / Kâf Suresi – 17,18
    Rabbimiz bizim her anımızı kayıt altına almaktadır ve hesap gününde bize tekrar gösterilecektir ki, dünya hayatında yaptıklarımızı inkâr edemeyelim.
    O gün kişi önceden yaptıklarına bakacak ve inkârcı kişi: “Keşke toprak olsaydım” diyecektir. / Nebe Suresi 40
    Tüm hayatımızı amel defterimizde kayıt altına alan ve bizi her an gören Rabbimizin karşısında, kendimize ne kadar çeki düzen veriyoruz hiç düşündük mü? Diyelim ki bulunduğumuz bir yerde güvenlik kameraları var, bizde bu kameraların farkındayız. Ne yaparız? Hemen yanımızda birisi varsa “Arkadaş davranışlarımıza ve hareketlerimize dikkat edelim, bak burada kameralar var” hemen kameraların farkına vardığımız vakit davranışlarımız hal ve hareketlerimiz değişir, çünkü bizi izleyen birileri vardır hissine kapılırız, kim bilir belki o an kameraların başında kimse yoktur. Peki, Rabbimiz her anımızı izlemiyor mu? Rabbimizin emri ile sağımızda ve solumuzda bulunan tüm hayatımızı kayıt altına alan yazıcı melekler olan Kiramen Kâtibin meleklerinin ne kadar farkındayız? Asıl Rabbimizin karşısında kendimize çeki düzen vermemiz gerekmez mi? İşte bu bilinç ile hayatımıza hal ve davranışlarımıza İslami ölçüde çeki düzen vermemiz gerekir.
    Rabbimizin şu ayetine kulak verelim,
    Kitap ortaya konmuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. “Vay halimize! derler, bu nasıl kitapmış! Küçük büyük hiçbir şey bırakmaksızın (yaptıklarımızın) hepsini sayıp dökmüş!” BöyIece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez. / Kehf Suresi 49
    Evet, dünyada ki tüm hayatımız amel defterinde kayıt altına alınmaktadır ve hesap gününde tüm hayatımız ve tüm gizli açıklarımız tekrardan ve bütün insanların önünde bizlere izlettirilecektir. Mahşerde hesap gününde kötü ve uygunsuz karelerimizin olmasını ve bunların tüm insanlara gösterilmesini istemeyiz değil mi? O halde yazımızın başında belirttiğimiz fotoğraf karesinde güzel görünmeyi, şimdide amel defterine kaydedilen hayat karelerimizde de İslami ölçüde güzel görünüp, gülümsemeyi elden bırakmayalım.
    Bir kulun karşısında bile izlendiğimizi düşündüğümüzde kendimize çeki düzen veriyorsak, bizi yaratan ve bize hayat veren Rabbimizin bizi her an izlediğini ve O’nun karşısında nasıl bir kıyamda durmamız gerektiğinin farkında olmalıyız. İşte bu şekilde Bediüzzaman (r.a.) gibi zatlar her zaman daima huzurdaymış gibi hayatlarını sürdürmüşlerdir. Çünkü kulluğun bir sınırı yoktur, zaman ve mevkide önemli değildir.
    Bediüzzaman (r.a.) Hz.’leri Sözler adlı eserinde;

    Her şey üstünde sikke-i kudretini ve hâtem-i rubûbiyetini ve nakş-ı kalemini görmekle doğrudan doğruya her şeyden Onun nuruna karşı bir pencere açıp Onun birliğine ve her şey Onun dest-i kudretinden çıktığına ve Ulûhiyetinde ve Rubûbiyetinde ve mülkünde hiçbir vech ile, hiçbir şeriki ve muîni olmadığına, şuhuda yakın bir yakîn ile tasdik edip imân getirmektir ve bir nevi huzur-u dâimî elde etmektir. / Risale-i Nur -Sözler 264
    Evet, Huzur-u Daimi’yi elde etmek çok önemlidir. Daima Allah’ın huzurunda olduğumuzu ve Allah’ın bizi her an gördüğünü bilmekle gerçek manada kulluk bilincini yakalayabiliriz. Kulluk bilinci sadece camilerde yerine getirilmemeli, bir Müslüman her anını Huzur-u Daimi de bilmelidir, her davranışımızın kayıt altında olduğunu ve Rabbimizin her an bizleri gördüğünü aklımızdan çıkarmamalıyız. Bir günah veya bir kötülük işleyeceğimiz zaman yalnız olmadığımızı, sağımızda ve solumuzda meleklerin var olduğunu unutmamalıyız ve demeliyiz ki “Rabbim beni görüyor, O her anımı bilir ve hiçbir şeyden gafil olmaz”
    Şüphesiz Allah (her şeyi) işitir ve (her şeyi) bilir / Bakara Suresi 181
    Peki kulluk bilincini nasıl canlı tutacağız? Öncelikle namaz kılmalıyız, ancak hakkıyla beş vakit namazı eda etmekle kulluk bilincimizi canlı tutabiliriz. Çünkü namaz bütün kötülüklerden alıkoyduğu gibi, amel defterimizde de namaz ve güzel karelerimizin olmasına vesile olacaktır. Namaz kılan ve namazının bilincinde olan insan, iş yerinde, evinde, çarşıda, sokakta, hatta uykusunda bile hep kulluğu devam eder. Namaz, Huzur-u daimîde, yani her an Allah’ın huzurunda olma bilincini canlı tutar. Rabbimiz, hesap gününde bizi hesaba çekerken, ve tüm hayatımızı sinema gibi bize ve tüm insanlara gösterdiği vakit o an tüm hayat sinemamızda namaz ile dolu anlarımızın çok olmasını isteriz değil mi? O halde namazı kılmayı ihmal etmeyelim.
    Günde beş vakit hakkıyla eda edilen namaz ile, Rabbimize olan saygımızı hal ve hareketlerimizle dile getirmeliyiz. “Allah’ım sen varsın ve beni gördüğünü biliyorum ve Senin huzurunda emrettiğin Namaz ile durup başımı secdeye koyuyorum.”
    Amel Defterinde Namaz karelerimizi çoğaltmaya çalışalım. Namazı en büyük ibadet sayıp, Onu hakkıyla eda etmeye çalışalım, çünkü hakkıyla eda edilen namaz, insanı hiçbir zaman manevi kameralar mahiyetinde olan yazıcı meleklerden ve Rabbinin her an kendisini gördüğünden gafil etmez. Çünkü her hal ve davranışlarımızın kayıt altında olduğunu biliriz.
    “Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.” / İsra Suresi 71
    Rabbim, amel defterimizde İslami ölçü ile dolu hayat karelerimizi ve namaz karelerimizi çoğaltanlardan ve amel defterimizi sağdan verilen kullarından eylesin.





+ Yorum Gönder