Konusunu Oylayın.: Mizan ve amel defteri nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mizan ve amel defteri nedir?
  1. 27.Kasım.2011, 16:56
    1
    Misafir

    Mizan ve amel defteri nedir?






    Mizan ve amel defteri nedir? Mumsema mizan ve amel defteri nedir?


  2. 27.Kasım.2011, 16:56
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Kasım.2011, 19:48
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: mizan ve amel defteri nedir?





    Mizan ve Amel defteri
    M. Ali KAYA

    Arapça “vzn” kökünden türeyen “mizan” tartı ve ölçü manasında bir şeyi ölçen âlete verilen bir isimdir. Dini terim olarak ahrette kulların dünyadaki amellerinin tartacak ve ölçecek olan bir âlettir. Ahrette amel defterleri dağıtılarak kulların hesabı görüldükten sonra amellerin tartılıp ölçülmesine geçilir. (Beyhaki, Şuab-ı İman, 1:437) Muhasebe için hayırlı ve şerli ameller ortaya konur. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Biz kıyamet günü adalet terazilerini kurarız ve hiç kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez” (Enbiya, 22:47) “O gün ameller tartılır. Kimin hayırlı ameli ağır gelirse felâha erer. Kimin de hayırlı ameli hafif gelirse hüsrana uğramış olurlar” (A’râf, 7:8-9; Mü’minûn, 23:102-103; Karia, 101:6-9) buyrulur.

    Peygamberimiz (sav) imanın ve İslam’ın tarifini yaptığı meşhur “Cibril Hadisi”nde mizan imanın şartlarından sayılmıştır. (İbn-i Hibban, İman, 5) Ahirette mizanın başında bulunacağını haber veren (Tirmizi, Kıyamet, 9) peygamberimiz (sav) mizanda en ağır gelecek amellerin başında “güzel ahlakın” olduğunu bildirmiştir. (Ebu Davud, Edeb, 8) Yine “tesbih ve hamdin” mizanı dolduracağını da ifade etmişlerdir. (Buhari, Eyman, 18; Müslim, Zikir, 10; Tirmizi, Daavat, 60)

    Ayet ve hadislerde zikredilen “Mizan” bir kısım bilginlere göre iki kefesi ve bir dili olan terazi olduğunu belirtmişlerdir. (İmam Eş’ârî, Makâlâtü’l-İslâmiyyîn, 2:164-165) Bir kısım bilginler ise “Mizanı” bir ölçü birimi kabul etmiş ama keyfiyeti konusunda sükût etmişlerdir. “Mizanın varlığına, amellerin tartılacağına inanırız; ama bunun keyfiyetini, nasıl olacağını tam olarak bilemeyiz” demişlerdir. Zira ölçü birimleri farklıdır. Ağrılığı kilo, uzunluğu metre, sıcaklığı termometre, yoğunluğu ve hava basıncını ise barometre ile ölçeriz. Elbette insanın günahını ve sevabını ölçen mizanın maddi ağırlığı ölçen terazi cinsinden olması gerekmez. Kaldı ki günümüzün terazileri elektronik olduğu için iki kefesi ve bir dili yoktur. Üzerine konan şeyin ağırlığını anında gösterir. Bu nedenle “mizanı” Allah’ın adaletini gösteren bir ölçü olduğunu ve mecazen “mizan” dendiğini söyleyenler de yanılmış olmamaktadır.

    Fahreddin-i Razi (v.606/1210) Kurtubî (v.671/1273) Mücahid (v.104/722) ve Dehhâk (v.105/723) ayetlerde geçen vezn ve mizanı adaletin tevziine yarayan bir ölçü olarak açıklamışlardır. Bununla beraber ayette amellerin ağırlığından ve hafiflikten bahsedilmesi dikkate alan bilginler “mizanı” sadece “Allah’ın adaleti” ile izah etmenin yeterli olmadığı görüşündedirler. (Taftazani, Şerhu’l-Akâid, 68-69; Şerhu’l-Makasıd, 120-121)

    Ayet ve hadislere bakıldığı zaman mü’minlerin de kâfirlerin de amellerinin tartılacağı anlaşılmaktadır. “Kimlerin tartıları hafif gelirse, bunlar kendilerine yazık etmişler ve ebedi cehennemi hak etmişlerdir” (A’raf, 7:9; Mü’minûn, 23:103) ayeti kafirlerin de amellerinin tartılacağını ifade etmektedir. Kâfirlerin iyi ve güzel amelleri onları kurtarmayacak ancak azabının derecesini hafifletecektir. Nitekim peygamberimiz (sav) iman etmeden ölen amcası Ebu Talib’in kendisine yaptığı iyiliklerden ve yardımlardan dolayı azabının hafifleyeceğini ve cehennemin en alt tabakasında azap görmekten kurtaracağını ifade etmişlerdir. (Buhârî, Fedâilu's-Sahâbe, 69; Müslim, İman, 90)

    Kabirde Ammellerin Durumu:
    İnsan kabre girdiği zaman Münker – Nekir Melekleri kişinin ameline ve sîretine uygun olarak gelir ve kabir sahibine görünürler. Güzel huylu ve ameli güzel olan onları güzel bir surette görürken, imansızlar ve ameli çirkin olanlar da o melekleri çirkin olan ruh aynalarına yansıdığı şekliyle çok çirkin ve korkunç olarak görürler. Kendi amelleri de güzel olanlar nuranî olarak ülfet ettiği güzel suretlerde gelip yanında yerlerini alırken küfür ve zulüm zulmeti ile alude olanlar da çirkin ve vahşi bir şekilde gelip sahibinin yanında yerlerini alırlar. Peygamberimiz (sav) bu hususu şöyle ifade eder:

    “İnsan ölüp kabre konulunca Münker ve Nekir adında iki melek gelir kendisine “Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir? Dinin nedir? Ve Kitabın nedir?” diye sorular sorar. İman ve Salih amel sahipleri buna doğru cevaplar verirler. Onlara müjdeli haberi verir ve cennette gideceği yeri kendisine gösterilir ve cennetten pencereler açarlar. Kâfir ve münafıklar ise doğru cevap veremezler, kabri daraltılır ve cehennemden pencereler açarlar. Bu şekilde kıyamete ve haşre kadar ceza görürler.” (Zebidî, Tecrid-i Sarih, 4:496) Bu gerçeği peygamberimiz (sav) “Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur” (Tirmizi, Kıyamet, 26) hadisi ise ifade etmişlerdir.

    İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretleri peygamberlerin, çocukların ve şehit olanların kabir sualine muhatap olmayacaklarını ifade etmiştir. Zira yüce Allah “Allah yolunda öldürülenlere sizler ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler ve Rableri katında rızıklandırılırlar.” (Âl-i İmran, 3:169) “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, bilakis onlar diridirler, fakat siz bunun bilemezsiniz” (Bakara, 2:154) buyrularak onların kendilerini ölmüş bilmediklerini ve bizim zannettiğimiz gibi de ölmediklerini açıkça ifade etmektedir. Şehitler kabir sualini görmedikleri için kendilerini ölmüş bilmezler. Daha iyi bir yere gittiklerini zanneder ve nasıl ölmüşler ise o şekilde kendilerini bilir ve o halde diriltilirler.

    Peygamberimiz (sav) Bedirde ölmüş olan Kureyş ileri gelenlerini bir çukura doldurmuş ve onlara “Rabbinin vadettiği azabın hak olduğunu anladınız mı?” diye seslenmiştir. Hz. Ömer (ra) “Ya Resulallah! Onlar işitirler mi?” diye sorması üzerine de “Sizler onlardan daha iyi işitmezsiniz; ancak onlar cevap verecek güçte değillerdir” (Müsned-i Ahmed, 2:121) buyurarak kabir azabını ve kabirlerindeki cesetlerle ruhun ilgisini devam ettiğini ve azabın ruhlara yapıldığını ifade etmiştir.

    Amelleri Tartılmayacak Olanlar:
    Aynı şekilde kıyamette hesapsız ve kitapsız cennete girenler olacaktır ve bunların amelleri tartılmayacaktır. Bir de kafirlerin bir kısmının da hesabı görülmesine gerek kalmadan doğrudan cehenneme atılanların olacağı Allah’ın onlara hiçbir değer vermeyerek amellerini dahi tartılamaya değer görmeyeceğini “Biz onların amellerini veznetmeyiz ve hiçbir değer vermeyiz” (Kehf, 18:105) ayeti ile sabittir. (Buhari, Tefsir, 219; İbn-i Hacer, Fethu’l-Bari, 8:538)

    İnsanların kıyamette amellerinin tartılması “eşyanın derece ve miktarını bildiren mizanu’l-hararet ve mizanu’l hava gibi mizanlar nevinden bir mizan” (Sözler, 537) olabilir. Zira sıcaklığın ve hava basıncının, yüksekliğin ölçülmesi ve tartılması dokunmakla mümkün olmaktadır. Bununla beraber İslam bilginleri henüz sıcaklığın ve hava basıncını ölçen aletlerin icadından önce Fahrettin-i Razi ve Kurtubî gibi alimler mizanda amelleri yazan defterlerin tartılarak bunların ağır ve hafif gelmesine göre hüküm verileceğini belirtmişlerdir. (F. Razi, mefatihu’l-Gayb, 14:27-28; Kurtubî, Tezkire, 722; Taftazani, Şerhu’-Makâsıd, 5:121)

    Bir kısım alimler ise ameller kendilerini temsil eden suretler şeklinde tezahür ederek bunların tartılacağını ifade etmişlerdir. İyi ameller güzel ve kötü ameller de kendilerini temsil eden çirkin suretlerde görünecekler ve mizana çekileceklerdir. (Taftazani, şerh-u Makâsıd, 5:121; Kurtubi, Tezkire, 722) Nitekim peygamberimiz (sav) kabirde güzel amellerin güzel yüzlü bir genç şeklinde sahibine görüneceğini haber vermiştir. (Müsned-i Ahmed, Hadis No:18534; İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, Hadis No:12185)

    Mizanda Ağrı Gelecek ve Sahibini Kurtaracak Ameller:
    1. Kelime-i Şahadet:
    Mizanda ağır gelecek ve Allah katında değer ifade edecek olan amelleri de peygamberimiz (sav) bizlere haber vermiştir. Allah katında en değerli amel “İman” olduğu ve bunun ifadesi de “Kelime-i Tevhid” ve “Kelime-i Şahadet” olduğu için peygamberimiz (sav) “Kelime-i Şahadetin yazılı olduğu bir sahifenin mizanda sevap kefesine geleceğini ve kötü amellerin yazılı olduğu 99 amel defterinden daha ağır basarak sahibini cehennemden kurtardığını” haber vermiştir. (Tirmizi, İman, 17; İbn-i Mâce, Zühd, 35)

    2. Güzel Ahlak: Kelime-i Şahadetten sonra Allah katında en değerli amelin “güzel ahlak” olduğunu da peygamberimiz (sav) “Mizanda güzel ahlaktan daha değerli ve ağır gelecek bir şey yoktur” (Ebu Davud, Edeb, 8; Tirmizi, Birr ve Sıla, 62) hadisi ile ifade buyurmuşlardır.

    3. Tesbih ve Zikir: Güzel ahlaktan sonra mizanı dolduracak ve sahibine büyük fayda verecek olan amel ise yüce Allah’ı tesbih ve hamd ile zikretmektir. Bu hususu da peygamberimiz (sav) “İki kelime vardır ki bunlar dilde hafif ve söylemesi kolay; Rahaman olan allah’ın en çok hoşuna giden ve mizanda en ağır olan ‘Sübhânallahi ve bihamdihî Sübhânallahi’l-Azîm’ kelimeleridir” (Buhari, Eyman, 18; Müslim, Zikr, 10; Tirmizi, Daavât, 60; İbn-i Mâce, Edeb, 56 ) buyurmuştur.

    4. Fî Sebilillah Cihad: Bundan sonra Allah katında en çok değer ifade eden ve mizanda ağır gelecek olan amellerin başında “Fî Sebîlillah” Allah yolunda “İ’lây-ı Kelimetullahı” hedef alan, Allah’ın adını yüceltmeyi amaç edinen ve buna vesile olan “Maddi ve Manevi Cihad” vasıtalarıdır. Peygamberimiz (sav) bu hususu da “Kim Allah’a iman ederek ve onun va’dini tasdik ederek Allah yolunda bir at vakfederse o atın yediği, içtiği, dışkısı ve idrarı kıyamet gününde sahibinin mizanına konur” (Buhari, Cihad, 45; nesai, hayl, 11; Müsned-i Ahmed, H. No: 88666, 27593) buyurarak ifade etmiştir.

    5. Kendisi İle Amel Edilen İlim: Allah katında hayırlı amellere vesile olan ilimden daha değerli bir şey yoktur. Kıyamet günü mizan kurulduğu zaman bütün ameller tartılır, bunların en ağır geleni “insanlara öğretilen ve onunla amel edilen ilim olduğu” pek çok hadislerin işareti ve İslam bilginlerinin ittifakı vardır. (İbn-i Abdi’l-Berr, Camiu’l-Beyâni’l-İlm ve Fadlihi, 1:103) Zira ilim sahibi ilmini yazar ve neşrederse haberi olmadan onun kitabından okuyarak amel edenlerin bütün hayırlarından istifade eder ve mizanın hayır tarafına bu amellerin sevabı konulduğu zaman ondan daha değerli bir ameli olmadığını görür ve ilim sahibi ilmi neşretmenin faydasını görerek Allah’a sonsuz şükreder.



  4. 27.Kasım.2011, 19:48
    2
    Silent and lonely rains




    Mizan ve Amel defteri
    M. Ali KAYA

    Arapça “vzn” kökünden türeyen “mizan” tartı ve ölçü manasında bir şeyi ölçen âlete verilen bir isimdir. Dini terim olarak ahrette kulların dünyadaki amellerinin tartacak ve ölçecek olan bir âlettir. Ahrette amel defterleri dağıtılarak kulların hesabı görüldükten sonra amellerin tartılıp ölçülmesine geçilir. (Beyhaki, Şuab-ı İman, 1:437) Muhasebe için hayırlı ve şerli ameller ortaya konur. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerimde “Biz kıyamet günü adalet terazilerini kurarız ve hiç kimseye hiçbir şekilde haksızlık edilmez” (Enbiya, 22:47) “O gün ameller tartılır. Kimin hayırlı ameli ağır gelirse felâha erer. Kimin de hayırlı ameli hafif gelirse hüsrana uğramış olurlar” (A’râf, 7:8-9; Mü’minûn, 23:102-103; Karia, 101:6-9) buyrulur.

    Peygamberimiz (sav) imanın ve İslam’ın tarifini yaptığı meşhur “Cibril Hadisi”nde mizan imanın şartlarından sayılmıştır. (İbn-i Hibban, İman, 5) Ahirette mizanın başında bulunacağını haber veren (Tirmizi, Kıyamet, 9) peygamberimiz (sav) mizanda en ağır gelecek amellerin başında “güzel ahlakın” olduğunu bildirmiştir. (Ebu Davud, Edeb, 8) Yine “tesbih ve hamdin” mizanı dolduracağını da ifade etmişlerdir. (Buhari, Eyman, 18; Müslim, Zikir, 10; Tirmizi, Daavat, 60)

    Ayet ve hadislerde zikredilen “Mizan” bir kısım bilginlere göre iki kefesi ve bir dili olan terazi olduğunu belirtmişlerdir. (İmam Eş’ârî, Makâlâtü’l-İslâmiyyîn, 2:164-165) Bir kısım bilginler ise “Mizanı” bir ölçü birimi kabul etmiş ama keyfiyeti konusunda sükût etmişlerdir. “Mizanın varlığına, amellerin tartılacağına inanırız; ama bunun keyfiyetini, nasıl olacağını tam olarak bilemeyiz” demişlerdir. Zira ölçü birimleri farklıdır. Ağrılığı kilo, uzunluğu metre, sıcaklığı termometre, yoğunluğu ve hava basıncını ise barometre ile ölçeriz. Elbette insanın günahını ve sevabını ölçen mizanın maddi ağırlığı ölçen terazi cinsinden olması gerekmez. Kaldı ki günümüzün terazileri elektronik olduğu için iki kefesi ve bir dili yoktur. Üzerine konan şeyin ağırlığını anında gösterir. Bu nedenle “mizanı” Allah’ın adaletini gösteren bir ölçü olduğunu ve mecazen “mizan” dendiğini söyleyenler de yanılmış olmamaktadır.

    Fahreddin-i Razi (v.606/1210) Kurtubî (v.671/1273) Mücahid (v.104/722) ve Dehhâk (v.105/723) ayetlerde geçen vezn ve mizanı adaletin tevziine yarayan bir ölçü olarak açıklamışlardır. Bununla beraber ayette amellerin ağırlığından ve hafiflikten bahsedilmesi dikkate alan bilginler “mizanı” sadece “Allah’ın adaleti” ile izah etmenin yeterli olmadığı görüşündedirler. (Taftazani, Şerhu’l-Akâid, 68-69; Şerhu’l-Makasıd, 120-121)

    Ayet ve hadislere bakıldığı zaman mü’minlerin de kâfirlerin de amellerinin tartılacağı anlaşılmaktadır. “Kimlerin tartıları hafif gelirse, bunlar kendilerine yazık etmişler ve ebedi cehennemi hak etmişlerdir” (A’raf, 7:9; Mü’minûn, 23:103) ayeti kafirlerin de amellerinin tartılacağını ifade etmektedir. Kâfirlerin iyi ve güzel amelleri onları kurtarmayacak ancak azabının derecesini hafifletecektir. Nitekim peygamberimiz (sav) iman etmeden ölen amcası Ebu Talib’in kendisine yaptığı iyiliklerden ve yardımlardan dolayı azabının hafifleyeceğini ve cehennemin en alt tabakasında azap görmekten kurtaracağını ifade etmişlerdir. (Buhârî, Fedâilu's-Sahâbe, 69; Müslim, İman, 90)

    Kabirde Ammellerin Durumu:
    İnsan kabre girdiği zaman Münker – Nekir Melekleri kişinin ameline ve sîretine uygun olarak gelir ve kabir sahibine görünürler. Güzel huylu ve ameli güzel olan onları güzel bir surette görürken, imansızlar ve ameli çirkin olanlar da o melekleri çirkin olan ruh aynalarına yansıdığı şekliyle çok çirkin ve korkunç olarak görürler. Kendi amelleri de güzel olanlar nuranî olarak ülfet ettiği güzel suretlerde gelip yanında yerlerini alırken küfür ve zulüm zulmeti ile alude olanlar da çirkin ve vahşi bir şekilde gelip sahibinin yanında yerlerini alırlar. Peygamberimiz (sav) bu hususu şöyle ifade eder:

    “İnsan ölüp kabre konulunca Münker ve Nekir adında iki melek gelir kendisine “Rabbin kimdir? Peygamberin kimdir? Dinin nedir? Ve Kitabın nedir?” diye sorular sorar. İman ve Salih amel sahipleri buna doğru cevaplar verirler. Onlara müjdeli haberi verir ve cennette gideceği yeri kendisine gösterilir ve cennetten pencereler açarlar. Kâfir ve münafıklar ise doğru cevap veremezler, kabri daraltılır ve cehennemden pencereler açarlar. Bu şekilde kıyamete ve haşre kadar ceza görürler.” (Zebidî, Tecrid-i Sarih, 4:496) Bu gerçeği peygamberimiz (sav) “Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur” (Tirmizi, Kıyamet, 26) hadisi ise ifade etmişlerdir.

    İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretleri peygamberlerin, çocukların ve şehit olanların kabir sualine muhatap olmayacaklarını ifade etmiştir. Zira yüce Allah “Allah yolunda öldürülenlere sizler ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler ve Rableri katında rızıklandırılırlar.” (Âl-i İmran, 3:169) “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, bilakis onlar diridirler, fakat siz bunun bilemezsiniz” (Bakara, 2:154) buyrularak onların kendilerini ölmüş bilmediklerini ve bizim zannettiğimiz gibi de ölmediklerini açıkça ifade etmektedir. Şehitler kabir sualini görmedikleri için kendilerini ölmüş bilmezler. Daha iyi bir yere gittiklerini zanneder ve nasıl ölmüşler ise o şekilde kendilerini bilir ve o halde diriltilirler.

    Peygamberimiz (sav) Bedirde ölmüş olan Kureyş ileri gelenlerini bir çukura doldurmuş ve onlara “Rabbinin vadettiği azabın hak olduğunu anladınız mı?” diye seslenmiştir. Hz. Ömer (ra) “Ya Resulallah! Onlar işitirler mi?” diye sorması üzerine de “Sizler onlardan daha iyi işitmezsiniz; ancak onlar cevap verecek güçte değillerdir” (Müsned-i Ahmed, 2:121) buyurarak kabir azabını ve kabirlerindeki cesetlerle ruhun ilgisini devam ettiğini ve azabın ruhlara yapıldığını ifade etmiştir.

    Amelleri Tartılmayacak Olanlar:
    Aynı şekilde kıyamette hesapsız ve kitapsız cennete girenler olacaktır ve bunların amelleri tartılmayacaktır. Bir de kafirlerin bir kısmının da hesabı görülmesine gerek kalmadan doğrudan cehenneme atılanların olacağı Allah’ın onlara hiçbir değer vermeyerek amellerini dahi tartılamaya değer görmeyeceğini “Biz onların amellerini veznetmeyiz ve hiçbir değer vermeyiz” (Kehf, 18:105) ayeti ile sabittir. (Buhari, Tefsir, 219; İbn-i Hacer, Fethu’l-Bari, 8:538)

    İnsanların kıyamette amellerinin tartılması “eşyanın derece ve miktarını bildiren mizanu’l-hararet ve mizanu’l hava gibi mizanlar nevinden bir mizan” (Sözler, 537) olabilir. Zira sıcaklığın ve hava basıncının, yüksekliğin ölçülmesi ve tartılması dokunmakla mümkün olmaktadır. Bununla beraber İslam bilginleri henüz sıcaklığın ve hava basıncını ölçen aletlerin icadından önce Fahrettin-i Razi ve Kurtubî gibi alimler mizanda amelleri yazan defterlerin tartılarak bunların ağır ve hafif gelmesine göre hüküm verileceğini belirtmişlerdir. (F. Razi, mefatihu’l-Gayb, 14:27-28; Kurtubî, Tezkire, 722; Taftazani, Şerhu’-Makâsıd, 5:121)

    Bir kısım alimler ise ameller kendilerini temsil eden suretler şeklinde tezahür ederek bunların tartılacağını ifade etmişlerdir. İyi ameller güzel ve kötü ameller de kendilerini temsil eden çirkin suretlerde görünecekler ve mizana çekileceklerdir. (Taftazani, şerh-u Makâsıd, 5:121; Kurtubi, Tezkire, 722) Nitekim peygamberimiz (sav) kabirde güzel amellerin güzel yüzlü bir genç şeklinde sahibine görüneceğini haber vermiştir. (Müsned-i Ahmed, Hadis No:18534; İbn-i Ebî Şeybe, Musannef, Hadis No:12185)

    Mizanda Ağrı Gelecek ve Sahibini Kurtaracak Ameller:
    1. Kelime-i Şahadet:
    Mizanda ağır gelecek ve Allah katında değer ifade edecek olan amelleri de peygamberimiz (sav) bizlere haber vermiştir. Allah katında en değerli amel “İman” olduğu ve bunun ifadesi de “Kelime-i Tevhid” ve “Kelime-i Şahadet” olduğu için peygamberimiz (sav) “Kelime-i Şahadetin yazılı olduğu bir sahifenin mizanda sevap kefesine geleceğini ve kötü amellerin yazılı olduğu 99 amel defterinden daha ağır basarak sahibini cehennemden kurtardığını” haber vermiştir. (Tirmizi, İman, 17; İbn-i Mâce, Zühd, 35)

    2. Güzel Ahlak: Kelime-i Şahadetten sonra Allah katında en değerli amelin “güzel ahlak” olduğunu da peygamberimiz (sav) “Mizanda güzel ahlaktan daha değerli ve ağır gelecek bir şey yoktur” (Ebu Davud, Edeb, 8; Tirmizi, Birr ve Sıla, 62) hadisi ile ifade buyurmuşlardır.

    3. Tesbih ve Zikir: Güzel ahlaktan sonra mizanı dolduracak ve sahibine büyük fayda verecek olan amel ise yüce Allah’ı tesbih ve hamd ile zikretmektir. Bu hususu da peygamberimiz (sav) “İki kelime vardır ki bunlar dilde hafif ve söylemesi kolay; Rahaman olan allah’ın en çok hoşuna giden ve mizanda en ağır olan ‘Sübhânallahi ve bihamdihî Sübhânallahi’l-Azîm’ kelimeleridir” (Buhari, Eyman, 18; Müslim, Zikr, 10; Tirmizi, Daavât, 60; İbn-i Mâce, Edeb, 56 ) buyurmuştur.

    4. Fî Sebilillah Cihad: Bundan sonra Allah katında en çok değer ifade eden ve mizanda ağır gelecek olan amellerin başında “Fî Sebîlillah” Allah yolunda “İ’lây-ı Kelimetullahı” hedef alan, Allah’ın adını yüceltmeyi amaç edinen ve buna vesile olan “Maddi ve Manevi Cihad” vasıtalarıdır. Peygamberimiz (sav) bu hususu da “Kim Allah’a iman ederek ve onun va’dini tasdik ederek Allah yolunda bir at vakfederse o atın yediği, içtiği, dışkısı ve idrarı kıyamet gününde sahibinin mizanına konur” (Buhari, Cihad, 45; nesai, hayl, 11; Müsned-i Ahmed, H. No: 88666, 27593) buyurarak ifade etmiştir.

    5. Kendisi İle Amel Edilen İlim: Allah katında hayırlı amellere vesile olan ilimden daha değerli bir şey yoktur. Kıyamet günü mizan kurulduğu zaman bütün ameller tartılır, bunların en ağır geleni “insanlara öğretilen ve onunla amel edilen ilim olduğu” pek çok hadislerin işareti ve İslam bilginlerinin ittifakı vardır. (İbn-i Abdi’l-Berr, Camiu’l-Beyâni’l-İlm ve Fadlihi, 1:103) Zira ilim sahibi ilmini yazar ve neşrederse haberi olmadan onun kitabından okuyarak amel edenlerin bütün hayırlarından istifade eder ve mizanın hayır tarafına bu amellerin sevabı konulduğu zaman ondan daha değerli bir ameli olmadığını görür ve ilim sahibi ilmi neşretmenin faydasını görerek Allah’a sonsuz şükreder.






+ Yorum Gönder