Konusunu Oylayın.: Allah'ı anan insan her daim mutludur

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Allah'ı anan insan her daim mutludur
  1. 27.Kasım.2011, 15:07
    1
    Misafir

    Allah'ı anan insan her daim mutludur

  2. 27.Kasım.2011, 20:10
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Allah'ı anan insan her daim mutludur




    Allah'ı anan insan her daim mutludur
    Yazar: Ahmet Sandal
    14.03.2011
    Günümüzde, insandaki mânevî boşluktan kaynaklanan huzursuzluğu kendilerince çözmeye çalışan bazı fikir akımları ortaya çıktı. Bunun için, mutluluk formülleri şeklinde çeşitli tez ve fikirler ortaya atıyorlar. Adına kişisel gelişim, aile danışmanlığı, NLP vs. diyorlar. İlginçtir, bazı mü’minler de başuçlarındaki çözümü bırakarak, bu fikirlere müracaat edebiliyorlar. Esasında mü’minlerin başuçlarındaki çözüm Kur’ân’dır.


    En büyük mutluluk Kur’ân’a sarılmaktır. Her meselenin çözümünü insan, önce dışarıda değil kendi içinde aramalıdır. İnsan kendi kalbine sorduğunda, çözüm orada oldukça açık bir şekilde bellidir. Çözüm her daim Allah’ı anmakla bulunur. Kalpler “Allah Allah” dedikçe huzur bulur.

    İnsanın kalbinde mevcut olan bu çözüm işte Kur’ân’da da yazılıdır: “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı zikretmekle (anmakla) huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (anmakla) huzur bulur.” (Ra’d Sûresi, 28)
    Mutluluk için sağa-sola gitmeye ve başka yerlerde çözüm aramaya ne hâcet! Çözüm kendi içimizdedir. İçinde mutluluğu bulamayana, dışarıdaki hiçbir çözüm de fayda vermez. Zaten bu husus, Kur’ân-ı Kerim’de çok açık bir şekilde belirtiliyor. Kalbimize sorduğumuzda çok net bir şekilde cevap veriyor ki, “Allah’ı anan insan mutludur.”
    Bunu böylece tespit ettikten sonra, şimdi bunun metodu üzerinde durmak gerek. Allah’ı nasıl anacağız? Allah’ı nasıl zikredeceğiz? Bu sorunun cevabı da çok kolaydır. Başta “Bismillah” Allah’ı anmak ve zikirdir. Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Bismillah ile başlanmayan hiçbir işte hayır ve bereket yoktur.” Üstadımız, Birinci Söz’de “Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız” diye bu gerçeği tekrar ediyor. Evet, gerçek şudur ki, hayrın başı “bismillah”tır. “Bismillah” derken insanoğlu, klasik ve âdet olduğu üzere değil, içten ve kâlbinden geldiği şekilde “kuvvetli bir şekilde bismillah” demelidir. Bu bismillah ile Allah’ı bütün ruhuyla anmalıdır.
    Bismillah’ın yanında tüm ibadetler bir zikirdir. Yani Allah’ı anmaktır. Kelime-i Şahadet bir zikirdir. Namaz bir zikirdir. Oruç bir zikirdir. Hac bir zikirdir. Zekât bir zikirdir. Bunların yanında, sabır bir zikirdir, şükür bir zikirdir. Ve benzeri İslâmî ve imânî hareketler birer zikirdir.


    Sırf ibadetler sırasında mı Allah’ı hatırlayacağız? Hayır! Allah’ı her an hatırlayıp tefekkür edeceğiz. Dururken, yürürken, otururken, kalkarken Allah’ı hatırımızdan asla çıkarmayacağız. Allah’ı zikredeceğiz her ânımızda. İşte Kur’ân’da buna yönelik âyet: “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. (Ve derler ki ‘Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.’” (Âl-i İmran Sûresi, 191)

    Allah’ı anmak insana mutluluk ve huzur veriyor. Bunu kalbine ve içine doğru yönelen herkes fark eder. Bu mutluluğun yanında insan, Allah’ı anmakla büyük bir kuvvet ve dayanak da buluyor. Buradan kurtuluşa eriyor. Bu husus Kur’ân’da şöyle ifade ediliyor: “Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklık gösterin ve Allah’ı çokca zikredin. Ki kurtuluş (felâh) bulasınız.” (Enfal Suresi, 45)

    Allah’ı anmak insanı gaflete düşmekten de kurtarıyor. Nitekim bu husustaki âyette şöyle buyrulmaktadır: “Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.” (A’raf Suresi, 205)

    Allah’ı anmak ve mutluluk noktasında namaz bahsine ayrı bir önem vermek gerektiğini ifade etmek istiyorum. Şunu tefekkür eden anlar ki, “namaz en büyük zikirdir. Namaz, Allah’ı anmamızı sağlayan en büyük ve en şümullü bir ibadettir.” Namazda Allah’ı andığının şuurunda olan ve namazın gerçek mânâsının farkına varan, en büyük mutluluğu yakalamıştır. Bu hususta Yüce Rabbimiz (cc) şöyle emretmektedir: “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebut Sûresi, 45)

    Öyleyse, ibadetlerini yerine getiren ve günlük işlerinin içerisine Allah’ın zikrini yerleştiren insan en mutlu insandır, vesselâm.


  3. 27.Kasım.2011, 20:10
    2
    Hüvel Baki..



    Allah'ı anan insan her daim mutludur
    Yazar: Ahmet Sandal
    14.03.2011
    Günümüzde, insandaki mânevî boşluktan kaynaklanan huzursuzluğu kendilerince çözmeye çalışan bazı fikir akımları ortaya çıktı. Bunun için, mutluluk formülleri şeklinde çeşitli tez ve fikirler ortaya atıyorlar. Adına kişisel gelişim, aile danışmanlığı, NLP vs. diyorlar. İlginçtir, bazı mü’minler de başuçlarındaki çözümü bırakarak, bu fikirlere müracaat edebiliyorlar. Esasında mü’minlerin başuçlarındaki çözüm Kur’ân’dır.


    En büyük mutluluk Kur’ân’a sarılmaktır. Her meselenin çözümünü insan, önce dışarıda değil kendi içinde aramalıdır. İnsan kendi kalbine sorduğunda, çözüm orada oldukça açık bir şekilde bellidir. Çözüm her daim Allah’ı anmakla bulunur. Kalpler “Allah Allah” dedikçe huzur bulur.

    İnsanın kalbinde mevcut olan bu çözüm işte Kur’ân’da da yazılıdır: “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı zikretmekle (anmakla) huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (anmakla) huzur bulur.” (Ra’d Sûresi, 28)
    Mutluluk için sağa-sola gitmeye ve başka yerlerde çözüm aramaya ne hâcet! Çözüm kendi içimizdedir. İçinde mutluluğu bulamayana, dışarıdaki hiçbir çözüm de fayda vermez. Zaten bu husus, Kur’ân-ı Kerim’de çok açık bir şekilde belirtiliyor. Kalbimize sorduğumuzda çok net bir şekilde cevap veriyor ki, “Allah’ı anan insan mutludur.”
    Bunu böylece tespit ettikten sonra, şimdi bunun metodu üzerinde durmak gerek. Allah’ı nasıl anacağız? Allah’ı nasıl zikredeceğiz? Bu sorunun cevabı da çok kolaydır. Başta “Bismillah” Allah’ı anmak ve zikirdir. Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Bismillah ile başlanmayan hiçbir işte hayır ve bereket yoktur.” Üstadımız, Birinci Söz’de “Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız” diye bu gerçeği tekrar ediyor. Evet, gerçek şudur ki, hayrın başı “bismillah”tır. “Bismillah” derken insanoğlu, klasik ve âdet olduğu üzere değil, içten ve kâlbinden geldiği şekilde “kuvvetli bir şekilde bismillah” demelidir. Bu bismillah ile Allah’ı bütün ruhuyla anmalıdır.
    Bismillah’ın yanında tüm ibadetler bir zikirdir. Yani Allah’ı anmaktır. Kelime-i Şahadet bir zikirdir. Namaz bir zikirdir. Oruç bir zikirdir. Hac bir zikirdir. Zekât bir zikirdir. Bunların yanında, sabır bir zikirdir, şükür bir zikirdir. Ve benzeri İslâmî ve imânî hareketler birer zikirdir.


    Sırf ibadetler sırasında mı Allah’ı hatırlayacağız? Hayır! Allah’ı her an hatırlayıp tefekkür edeceğiz. Dururken, yürürken, otururken, kalkarken Allah’ı hatırımızdan asla çıkarmayacağız. Allah’ı zikredeceğiz her ânımızda. İşte Kur’ân’da buna yönelik âyet: “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. (Ve derler ki ‘Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.’” (Âl-i İmran Sûresi, 191)

    Allah’ı anmak insana mutluluk ve huzur veriyor. Bunu kalbine ve içine doğru yönelen herkes fark eder. Bu mutluluğun yanında insan, Allah’ı anmakla büyük bir kuvvet ve dayanak da buluyor. Buradan kurtuluşa eriyor. Bu husus Kur’ân’da şöyle ifade ediliyor: “Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklık gösterin ve Allah’ı çokca zikredin. Ki kurtuluş (felâh) bulasınız.” (Enfal Suresi, 45)

    Allah’ı anmak insanı gaflete düşmekten de kurtarıyor. Nitekim bu husustaki âyette şöyle buyrulmaktadır: “Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.” (A’raf Suresi, 205)

    Allah’ı anmak ve mutluluk noktasında namaz bahsine ayrı bir önem vermek gerektiğini ifade etmek istiyorum. Şunu tefekkür eden anlar ki, “namaz en büyük zikirdir. Namaz, Allah’ı anmamızı sağlayan en büyük ve en şümullü bir ibadettir.” Namazda Allah’ı andığının şuurunda olan ve namazın gerçek mânâsının farkına varan, en büyük mutluluğu yakalamıştır. Bu hususta Yüce Rabbimiz (cc) şöyle emretmektedir: “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebut Sûresi, 45)

    Öyleyse, ibadetlerini yerine getiren ve günlük işlerinin içerisine Allah’ın zikrini yerleştiren insan en mutlu insandır, vesselâm.


  4. 27.Kasım.2011, 20:11
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Allah'ı anan insan her daim mutludur

    Allah’ı anan insan her daim mutludur
    Günümüzde, insandaki mânevî boşluktan kaynaklanan huzursuzluğu kendilerince çözmeye çalışan bazı fikir akımları ortaya çıktı. Bunun için, mutluluk formülleri şeklinde çeşitli tez ve fikirler ortaya atıyorlar. Adına kişisel gelişim, aile danışmanlığı, NLP vs. diyorlar. İlginçtir, bazı mü’minler de başuçlarındaki çözümü bırakarak, bu fikirlere müracaat edebiliyorlar. Esasında mü’minlerin başuçlarındaki çözüm Kur’ân’dır.


    En büyük mutluluk Kur’ân’a sarılmaktır. Her meselenin çözümünü insan, önce dışarıda değil kendi içinde aramalıdır. İnsan kendi kalbine sorduğunda, çözüm orada oldukça açık bir şekilde bellidir. Çözüm her daim Allah’ı anmakla bulunur. Kalpler “Allah Allah” dedikçe huzur bulur.
    İnsanın kalbinde mevcut olan bu çözüm işte Kur’ân’da da yazılıdır: “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı zikretmekle (anmakla) huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (anmakla) huzur bulur.” (Ra’d Sûresi, 28)
    Mutluluk için sağa-sola gitmeye ve başka yerlerde çözüm aramaya ne hâcet! Çözüm kendi içimizdedir. İçinde mutluluğu bulamayana, dışarıdaki hiçbir çözüm de fayda vermez. Zaten bu husus, Kur’ân-ı Kerim’de çok açık bir şekilde belirtiliyor. Kalbimize sorduğumuzda çok net bir şekilde cevap veriyor ki, “Allah’ı anan insan mutludur.”
    Bunu böylece tespit ettikten sonra, şimdi bunun metodu üzerinde durmak gerek. Allah’ı nasıl anacağız? Allah’ı nasıl zikredeceğiz? Bu sorunun cevabı da çok kolaydır. Başta

    “Bismillah” Allah’ı anmak ve zikirdir. Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Bismillah ile başlanmayan hiçbir işte hayır ve bereket yoktur.”

    Üstadımız, Birinci Söz’de “Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız” diye bu gerçeği tekrar ediyor. Evet, gerçek şudur ki, hayrın başı “bismillah”tır. “Bismillah” derken insanoğlu, klasik ve âdet olduğu üzere değil, içten ve kâlbinden geldiği şekilde “kuvvetli bir şekilde bismillah” demelidir. Bu bismillah ile Allah’ı bütün ruhuyla anmalıdır.
    Bismillah’ın yanında tüm ibadetler bir zikirdir. Yani Allah’ı anmaktır. Kelime-i Şahadet bir zikirdir. Namaz bir zikirdir. Oruç bir zikirdir. Hac bir zikirdir. Zekât bir zikirdir. Bunların yanında, sabır bir zikirdir, şükür bir zikirdir. Ve benzeri İslâmî ve imânî hareketler birer zikirdir.
    Sırf ibadetler sırasında mı Allah’ı hatırlayacağız? Hayır! Allah’ı her an hatırlayıp tefekkür edeceğiz. Dururken, yürürken, otururken, kalkarken Allah’ı hatırımızdan asla çıkarmayacağız. Allah’ı zikredeceğiz her ânımızda. İşte Kur’ân’da buna yönelik âyet: “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. (Ve derler ki: ‘Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.’” (Âl-i İmran Sûresi, 191)

    Allah’ı anmak insana mutluluk ve huzur veriyor. Bunu kalbine ve içine doğru yönelen herkes fark eder. Bu mutluluğun yanında insan, Allah’ı anmakla büyük bir kuvvet ve dayanak da buluyor. Buradan kurtuluşa eriyor. Bu husus Kur’ân’da şöyle ifade ediliyor: “Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklık gösterin ve Allah’ı çokca zikredin. Ki kurtuluş (felâh) bulasınız.” (Enfal Suresi, 45)


    Allah’ı anmak insanı gaflete düşmekten de kurtarıyor. Nitekim bu husustaki âyette şöyle buyrulmaktadır: “Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.” (A’raf Suresi, 205)

    Allah’ı anmak ve mutluluk noktasında namaz bahsine ayrı bir önem vermek gerektiğini ifade etmek istiyorum. Şunu tefekkür eden anlar ki, “namaz en büyük zikirdir. Namaz, Allah’ı anmamızı sağlayan en büyük ve en şümullü bir ibadettir.” Namazda Allah’ı andığının şuurunda olan ve namazın gerçek mânâsının farkına varan, en büyük mutluluğu yakalamıştır.

    Bu hususta Yüce Rabbimiz (cc) şöyle emretmektedir:

    “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebut Sûresi, 45)

    Öyleyse, ibadetlerini yerine getiren ve günlük işlerinin içerisine Allah’ın zikrini yerleştiren insan en mutlu insandır, vesselâm.

    Ahmet Sandal



  5. 27.Kasım.2011, 20:11
    3
    Silent and lonely rains
    Allah’ı anan insan her daim mutludur
    Günümüzde, insandaki mânevî boşluktan kaynaklanan huzursuzluğu kendilerince çözmeye çalışan bazı fikir akımları ortaya çıktı. Bunun için, mutluluk formülleri şeklinde çeşitli tez ve fikirler ortaya atıyorlar. Adına kişisel gelişim, aile danışmanlığı, NLP vs. diyorlar. İlginçtir, bazı mü’minler de başuçlarındaki çözümü bırakarak, bu fikirlere müracaat edebiliyorlar. Esasında mü’minlerin başuçlarındaki çözüm Kur’ân’dır.


    En büyük mutluluk Kur’ân’a sarılmaktır. Her meselenin çözümünü insan, önce dışarıda değil kendi içinde aramalıdır. İnsan kendi kalbine sorduğunda, çözüm orada oldukça açık bir şekilde bellidir. Çözüm her daim Allah’ı anmakla bulunur. Kalpler “Allah Allah” dedikçe huzur bulur.
    İnsanın kalbinde mevcut olan bu çözüm işte Kur’ân’da da yazılıdır: “Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı zikretmekle (anmakla) huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı zikretmekle (anmakla) huzur bulur.” (Ra’d Sûresi, 28)
    Mutluluk için sağa-sola gitmeye ve başka yerlerde çözüm aramaya ne hâcet! Çözüm kendi içimizdedir. İçinde mutluluğu bulamayana, dışarıdaki hiçbir çözüm de fayda vermez. Zaten bu husus, Kur’ân-ı Kerim’de çok açık bir şekilde belirtiliyor. Kalbimize sorduğumuzda çok net bir şekilde cevap veriyor ki, “Allah’ı anan insan mutludur.”
    Bunu böylece tespit ettikten sonra, şimdi bunun metodu üzerinde durmak gerek. Allah’ı nasıl anacağız? Allah’ı nasıl zikredeceğiz? Bu sorunun cevabı da çok kolaydır. Başta

    “Bismillah” Allah’ı anmak ve zikirdir. Peygamber Efendimiz (asm) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor: “Bismillah ile başlanmayan hiçbir işte hayır ve bereket yoktur.”

    Üstadımız, Birinci Söz’de “Bismillâh her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız” diye bu gerçeği tekrar ediyor. Evet, gerçek şudur ki, hayrın başı “bismillah”tır. “Bismillah” derken insanoğlu, klasik ve âdet olduğu üzere değil, içten ve kâlbinden geldiği şekilde “kuvvetli bir şekilde bismillah” demelidir. Bu bismillah ile Allah’ı bütün ruhuyla anmalıdır.
    Bismillah’ın yanında tüm ibadetler bir zikirdir. Yani Allah’ı anmaktır. Kelime-i Şahadet bir zikirdir. Namaz bir zikirdir. Oruç bir zikirdir. Hac bir zikirdir. Zekât bir zikirdir. Bunların yanında, sabır bir zikirdir, şükür bir zikirdir. Ve benzeri İslâmî ve imânî hareketler birer zikirdir.
    Sırf ibadetler sırasında mı Allah’ı hatırlayacağız? Hayır! Allah’ı her an hatırlayıp tefekkür edeceğiz. Dururken, yürürken, otururken, kalkarken Allah’ı hatırımızdan asla çıkarmayacağız. Allah’ı zikredeceğiz her ânımızda. İşte Kur’ân’da buna yönelik âyet: “Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler. (Ve derler ki: ‘Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru.’” (Âl-i İmran Sûresi, 191)

    Allah’ı anmak insana mutluluk ve huzur veriyor. Bunu kalbine ve içine doğru yönelen herkes fark eder. Bu mutluluğun yanında insan, Allah’ı anmakla büyük bir kuvvet ve dayanak da buluyor. Buradan kurtuluşa eriyor. Bu husus Kur’ân’da şöyle ifade ediliyor: “Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklık gösterin ve Allah’ı çokca zikredin. Ki kurtuluş (felâh) bulasınız.” (Enfal Suresi, 45)


    Allah’ı anmak insanı gaflete düşmekten de kurtarıyor. Nitekim bu husustaki âyette şöyle buyrulmaktadır: “Rabbini, sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Gaflete kapılanlardan olma.” (A’raf Suresi, 205)

    Allah’ı anmak ve mutluluk noktasında namaz bahsine ayrı bir önem vermek gerektiğini ifade etmek istiyorum. Şunu tefekkür eden anlar ki, “namaz en büyük zikirdir. Namaz, Allah’ı anmamızı sağlayan en büyük ve en şümullü bir ibadettir.” Namazda Allah’ı andığının şuurunda olan ve namazın gerçek mânâsının farkına varan, en büyük mutluluğu yakalamıştır.

    Bu hususta Yüce Rabbimiz (cc) şöyle emretmektedir:

    “(Ey Muhammed!) Kitaptan sana vahyolunanı oku, namazı da dosdoğru kıl. Çünkü namaz, insanı hayasızlıktan ve kötülükten alıkor. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Allah yaptıklarınızı biliyor.” (Ankebut Sûresi, 45)

    Öyleyse, ibadetlerini yerine getiren ve günlük işlerinin içerisine Allah’ın zikrini yerleştiren insan en mutlu insandır, vesselâm.

    Ahmet Sandal






+ Yorum Gönder