Konusunu Oylayın.: Dinimizde selamlaşma şekli nasıldır ve selamlaşma kuralları nelerdir?

5 üzerinden 4.67 | Toplam : 12 kişi
Dinimizde selamlaşma şekli nasıldır ve selamlaşma kuralları nelerdir?
  1. 26.Kasım.2011, 20:40
    1
    Misafir

    Dinimizde selamlaşma şekli nasıldır ve selamlaşma kuralları nelerdir?






    Dinimizde selamlaşma şekli nasıldır ve selamlaşma kuralları nelerdir? Mumsema dinimizde selamlaşma şekli nasıldır ve selamlaşma kuralları nelerdir?


  2. 26.Kasım.2011, 20:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 26.Kasım.2011, 21:22
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: dinimizde selamlaşma şekli nasıldır ve selamlaşma kuralları nelerdir?




    Selam Vermenin ve Almanın Adabı

    Allah (cc): Bir selamla selamlandığınız vakit, siz ondan daha güzeli ile selamı alın, yahut aynıyla karşılayın Şüphesiz ki Allah her şeyin hakkını gerektiği gibi arayandır, buyurur (Nisa, 86)
    Selam: Ayıp ve fenalıklardan uzak ve hayatın uzun olması anlamında duadır
    En güzel selamlaşmak: Esselamü aleyküm denilince, ve aleykümüs selamü verahmetüllah şeklinde, veya:
    - Esselamü aleyküm verahmetüllah denilince
    - Ve aleykümüsselamü ve rahmetüllahi veberakatüh, şeklinde selama karşılık vermektir;
    Selamlaşmada adab:
    1- Mü'minlerin bulunduğu yere girildiğinde ve oradan ayrıldığına selam vermek Peygamberimiz (sav): "Sizden biriniz meclise geldiği zaman selam verdiği gibi, ayrılırken de selam versin Çünkü birinci selam sonrakinden daha faziletli değildir" buyurur (Tirmizi, es-Sünen)
    2- Gayri müslümlerle karşılaşıldığında önce onların selam vermesini bekleyerek, selamlarından sonra "ve aleyke" demek,
    3- Müslümanların olduğu bir yerde tanıyıp tanımamaya bakmadan herkese selam vermek,
    4- Selamlaşmada: küçük olanın büyüğe, az olan grubun çok olanlara yürüyenin oturana, binit üzerinde bulunanın yaya olana selam verme adabına riayet etmek,
    5- Fesat çıkarmayacaksa, akraba kadınlarla da selamlaşmak
    6- Verilen selama cevap vermek vaciptir Topluluk içerisinden birinin cevap vermesiyle diğerlerinin üzerinden selam alma farziyyeti sakıt olur;
    7- Selama hemen cevap vermek Mümkün olduğunca cevabımızı verene duyurmak,
    8- Selam verirken ve alırken sesimizi çok yükseltmemek ve kısmamak
    9- Selam verirken ve alırken sesimizi hürmet ifade edecek şekilde ayarlamak
    10- Selamı duymazlıktan gelmemek (saygısızlık ifade eder)

    SELAMIN VERİLİP ALINMAYACAĞI YERLER:
    1- Tuvalette ve hamamda verilip alınmaz,
    2- Günaha sebep olan veya günahla meşgul olduğu halde selam verilmez alınmaz
    3- Kur'an okuyana, hadis rivayet edene, vaaz edene, ezan okuyana, kamet getirene ve namaz kılanlara selam verilmez,
    4- Fitneye sebep olacağı endişesi ile, genç ve yabancı kadınlara selam verilmez Onların selamına sesli cevap verilmez


    Selamlaşma ile ilgili Hadis-İ Şerifler

    Ebû Hüreyre (ra)’den rivayete göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki; İman etmeden Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden de iman etmiş olmazsınızSize yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi göstereyim mi? Selamı aranızda yaygınlaştırınız” (Müslim, İman: 17; Ebû Dâvûd, Edeb: 27)

    İmrân b Husayn (ra)’den rivayete göre, bir adam Rasûlullah (sav)’e geldi ve “Esselamü Aleyküm” (Allah’ın selamı üzerine olsun) , dedi Peygamber (sav) de “On” buyurdu Bir başka adam daha geldi “Esselamü aleyküm ve rahmetüllahi” (Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun) dedi Bunun üzerine Rasûlullah (sav) “Yirmi” dedi Bir başka adam daha geldi ve “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh” (Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun) dedi Rasûlullah (sav) de “Otuz” buyurdu Yani değişik şekillerde selam verenler, değişik miktarlarda sevap kazandılar (Dârimî, İstizan, 27)

    Ebû Umâme (ra)’den rivayete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! ‘Denildi iki adam karşılaşıyorlar bunlardan hangisi önce selam verecektir?’ Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “O iki adamdan Allah’a en yakın olanı” (Ebû Dâvûd, Edeb: 122)

    Câbir b Abdullah (ra)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sav) şöyle demiştir: “Selam konuşmadan öncedir”

    “Bir kimseyi selam vermeden önce yemeğe davet etmeyin” (Tirmizî)

    Hz Peygamber (sav) şöyle buyurdu: “Binitli yürüyene, yürüyen oturana, az olan guruba selam verir” İbn’ül Müsenna kendi rivayetinde şunu da ilave etmektedir: “Küçükler büyüklere selam verir” (Buhârî, İstizan: 17; Müslim, Selam: 27)

    “Müslüman’ın Müslüman üzerindeki altı haktan biri de selam vermektir” (Müslim)

    “Bir yere girerken oradakilere selam vermek borç olduğu gibi, çıkarken de selam vermek borçtur” (Beyhaki)

    “Bir kimse ayrılırken, selam verirse, onların hayırlı işlerine ortak olur” (Rüzeyn)

    “İnsanların en âcizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir” (Taberani)

    “Selamı yayar, açları doyurur, sıla-i rahimde bulunur, gece herkes uyurken namaz kılarsanız, selametle Cennete girersiniz” (Tirmizi)

    “Genelde, iki kişiden, Allah indinde derecesi yüksek olan önce selam verir” (Tirmizi)

    “Yemin ederim ki, imanı olmayan Cennete girmez Birbirinizi sevmedikçe, imana kavuşamazsınızBirbirinizi sevmek için çok selamlaşınız!” (Tirmizi)

    “Mümin kardeşine selam vermek, yanına gelince ona yer göstermek ve hoşlandığı isimle hitap etmek, aradaki sevgiyi pekiştirir” (Taberani)

    “Tatlı dilli olmak, selamlaşmak ve yemek yedirmek, Cennete götürür” (Hakim)

    “Tanıdığından başkasına selam vermemek Kıyamet alametidir” (Taberani)



  4. 26.Kasım.2011, 21:22
    2
    Silent and lonely rains



    Selam Vermenin ve Almanın Adabı

    Allah (cc): Bir selamla selamlandığınız vakit, siz ondan daha güzeli ile selamı alın, yahut aynıyla karşılayın Şüphesiz ki Allah her şeyin hakkını gerektiği gibi arayandır, buyurur (Nisa, 86)
    Selam: Ayıp ve fenalıklardan uzak ve hayatın uzun olması anlamında duadır
    En güzel selamlaşmak: Esselamü aleyküm denilince, ve aleykümüs selamü verahmetüllah şeklinde, veya:
    - Esselamü aleyküm verahmetüllah denilince
    - Ve aleykümüsselamü ve rahmetüllahi veberakatüh, şeklinde selama karşılık vermektir;
    Selamlaşmada adab:
    1- Mü'minlerin bulunduğu yere girildiğinde ve oradan ayrıldığına selam vermek Peygamberimiz (sav): "Sizden biriniz meclise geldiği zaman selam verdiği gibi, ayrılırken de selam versin Çünkü birinci selam sonrakinden daha faziletli değildir" buyurur (Tirmizi, es-Sünen)
    2- Gayri müslümlerle karşılaşıldığında önce onların selam vermesini bekleyerek, selamlarından sonra "ve aleyke" demek,
    3- Müslümanların olduğu bir yerde tanıyıp tanımamaya bakmadan herkese selam vermek,
    4- Selamlaşmada: küçük olanın büyüğe, az olan grubun çok olanlara yürüyenin oturana, binit üzerinde bulunanın yaya olana selam verme adabına riayet etmek,
    5- Fesat çıkarmayacaksa, akraba kadınlarla da selamlaşmak
    6- Verilen selama cevap vermek vaciptir Topluluk içerisinden birinin cevap vermesiyle diğerlerinin üzerinden selam alma farziyyeti sakıt olur;
    7- Selama hemen cevap vermek Mümkün olduğunca cevabımızı verene duyurmak,
    8- Selam verirken ve alırken sesimizi çok yükseltmemek ve kısmamak
    9- Selam verirken ve alırken sesimizi hürmet ifade edecek şekilde ayarlamak
    10- Selamı duymazlıktan gelmemek (saygısızlık ifade eder)

    SELAMIN VERİLİP ALINMAYACAĞI YERLER:
    1- Tuvalette ve hamamda verilip alınmaz,
    2- Günaha sebep olan veya günahla meşgul olduğu halde selam verilmez alınmaz
    3- Kur'an okuyana, hadis rivayet edene, vaaz edene, ezan okuyana, kamet getirene ve namaz kılanlara selam verilmez,
    4- Fitneye sebep olacağı endişesi ile, genç ve yabancı kadınlara selam verilmez Onların selamına sesli cevap verilmez


    Selamlaşma ile ilgili Hadis-İ Şerifler

    Ebû Hüreyre (ra)’den rivayete göre, Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki; İman etmeden Cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden de iman etmiş olmazsınızSize yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi göstereyim mi? Selamı aranızda yaygınlaştırınız” (Müslim, İman: 17; Ebû Dâvûd, Edeb: 27)

    İmrân b Husayn (ra)’den rivayete göre, bir adam Rasûlullah (sav)’e geldi ve “Esselamü Aleyküm” (Allah’ın selamı üzerine olsun) , dedi Peygamber (sav) de “On” buyurdu Bir başka adam daha geldi “Esselamü aleyküm ve rahmetüllahi” (Allah’ın selam ve rahmeti üzerinize olsun) dedi Bunun üzerine Rasûlullah (sav) “Yirmi” dedi Bir başka adam daha geldi ve “Esselamü aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh” (Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun) dedi Rasûlullah (sav) de “Otuz” buyurdu Yani değişik şekillerde selam verenler, değişik miktarlarda sevap kazandılar (Dârimî, İstizan, 27)

    Ebû Umâme (ra)’den rivayete göre, şöyle demiştir: “Ey Allah’ın Rasûlü! ‘Denildi iki adam karşılaşıyorlar bunlardan hangisi önce selam verecektir?’ Rasûlullah (sav) şöyle buyurdu: “O iki adamdan Allah’a en yakın olanı” (Ebû Dâvûd, Edeb: 122)

    Câbir b Abdullah (ra)’den rivâyete göre, Rasûlullah (sav) şöyle demiştir: “Selam konuşmadan öncedir”

    “Bir kimseyi selam vermeden önce yemeğe davet etmeyin” (Tirmizî)

    Hz Peygamber (sav) şöyle buyurdu: “Binitli yürüyene, yürüyen oturana, az olan guruba selam verir” İbn’ül Müsenna kendi rivayetinde şunu da ilave etmektedir: “Küçükler büyüklere selam verir” (Buhârî, İstizan: 17; Müslim, Selam: 27)

    “Müslüman’ın Müslüman üzerindeki altı haktan biri de selam vermektir” (Müslim)

    “Bir yere girerken oradakilere selam vermek borç olduğu gibi, çıkarken de selam vermek borçtur” (Beyhaki)

    “Bir kimse ayrılırken, selam verirse, onların hayırlı işlerine ortak olur” (Rüzeyn)

    “İnsanların en âcizi dua etmeyen, en cimrisi de selam vermeyendir” (Taberani)

    “Selamı yayar, açları doyurur, sıla-i rahimde bulunur, gece herkes uyurken namaz kılarsanız, selametle Cennete girersiniz” (Tirmizi)

    “Genelde, iki kişiden, Allah indinde derecesi yüksek olan önce selam verir” (Tirmizi)

    “Yemin ederim ki, imanı olmayan Cennete girmez Birbirinizi sevmedikçe, imana kavuşamazsınızBirbirinizi sevmek için çok selamlaşınız!” (Tirmizi)

    “Mümin kardeşine selam vermek, yanına gelince ona yer göstermek ve hoşlandığı isimle hitap etmek, aradaki sevgiyi pekiştirir” (Taberani)

    “Tatlı dilli olmak, selamlaşmak ve yemek yedirmek, Cennete götürür” (Hakim)

    “Tanıdığından başkasına selam vermemek Kıyamet alametidir” (Taberani)



  5. 26.Kasım.2011, 21:23
    3
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: dinimizde selamlaşma şekli nasıldır ve selamlaşma kuralları nelerdir?

    Dinimizde Selamlaşma Şekli Nasıldır ve Selamlaşma Kuralları Nelerdir?

    «Size selâm verildiğinde siz de ondan daha güzeliyle selâm verin veya aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını sorucudur.» Nisa sûresi âyet: 86

    Selam; Allah'ın cc 99 güzel isminden biridir. Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan; Her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden manasındadır.

    İki Müslüman karşılaşınca veya ayrılırken birinin diğerine; "Es-selâmü aleyküm" veya "Selâmün aleyküm" yâni (dünyâda ve âhirette selâmette ol sıhhat ve âfiyet dünya ve ahiret meşakkatlerinden beri olmak mü'min kullardan dua meleklerden istiğfar peygamberlerden şefaat sizin üzerinize olsun) demesi diğerinin de; "Ve Aleyküm selâm" yâni (Bana ettiğin bu güzel duâ senin de üzerine olsun) demesidir. Selamlaşmak yerine günaydın tünaydın gibi hiç bir mana ifade etmeyen sözlerle biri birini karşılamak Müslüman için büyük bir gaflettir ama Selamdan sonra Merhaba demekte bir sakınca yoktur; Şâdlık neşeli oluş. Genişlik vüs'at. "rahat olunuz serbest olun manasındadır.

    Birbirinize selâm veriniz. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî Müslim)

    Îmân etmedikçe Cennet'e giremezsiniz. Birbirinizle sevişmedikçe tam îmâna kavuşamazsınız. Size bir şey göstereyim mi? onu yaparsanız sevişirsiniz. Aranızda selâmı çok yayınız. (Hadîs-i şerîf-Müslim)

    Müslüman'ın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Selâmına cevap vermek hastasını yoklamak cenâzesinde bulunmak davetine gitmek ve aksırıp; "Elhamdülillah" deyince; "Yerhamükellah" diyerek cevap vermek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî Müslim)

    Selâmda sünnet şöyledir ki; önce büyük küçüğe şehirli köylüye devedeki ata binmiş olana attaki merkebde olana merkeb üstündeki yaya yürüyene ayakta olan oturana az olan çok olana efendi hizmetçisine baba oğluna ana kızına verir. Rütbe ve nimeti çok olan önce verir. İki Müslüman birbirine aynı anda selâm verirse her ikisinin de birbirine cevâb vermesi farz olur. Birbirinden sonra selâm verirlerse ikincisinin verdiği selâm cevâb yerine geçer. Çok kimseye selâm verildiği zaman bir kişi hattâ bir çocuk cevâb verince ötekiler vermese de olur. İki Müslüman karşılaşınca birinin "Selâmün aleyküm" demesi sünnet diğerinin cevap olarak "Ve aleyküm selâm" demesi farz-ı kifâyedir. (Muhammed Rebhâmî)

    HADİSLER VE AÇIKLAMALAR

    Çoğu din bilginlerimize göre selâm vermek sünnet almak da vaciptir. Bu hükme de manasını verdiğimiz âyetteki «selam verin.» emrinden varıyorlar.

    Selâm veren bir kimseye iki şekilde karşılık verilir:

    a) Daha güzeliyle.

    Selâmın daha güzeli şöyle olur. Meselâ size «Selâmun aleyküm» diyene siz de «Aleyküm selâm ve rahmetûllah» diye mukabele edersiniz. Eğer selâm veren «selâmûn aleyküm ve rahmetûllah» demişse siz de «Aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berekâtûh.» diye karşılık verirseniz bu son şekil selâmın en güzel şeklidir. Bundan daha güzel selâm yoktur.

    b) Aynı sözlerle.

    Bu selâm şekli selâm verene aynı sözlerle karşılık vermek suretiyle verilen selâmdır. Meselâ size "Selâmûn aleyküm." diyene siz de «Aleyküm selâm" diye cevap verirsiniz.

    Peygamberimiz diyor ki:

    Hadisi rivayet eden anlatıyor: Birgün birisi Peygamber'e (s.a.v.) «Esselâmû aleyke» diyerek selâm verdi. Peygamber de "Ve Aleykes-selâm ve rahmetûllah.» diye cevap verdi.

    Bir başkası «Esselâmû aleyke ve rahmetûllah» diye selâm verince Peygamberimiz (s.a.v.) ona "Ve aleykes-selâm ve rahmetûllah; ve berekâtûh» diye mukabelede bulundu.

    Bir başkası da «Esselâmû aleyke ve rahmetûllahi ve berekâtûh» diye selâm verince peygamber de ona sadece "Ve aleyke» diye karşılık vermekle yetindi.

    Bunun üzerine selâm veren adam «Ey Allah'ın elçisi!.. Bana selâm verirken selâmınızı kısa kestiniz. (Yukarıda âyeti okuyarak) bu Allah kelâmının gereğini niye yerine getirmediniz?» diye sordu. Peygamber de şöyle cevap verdi: «En geniş ve güzel şekliyle selâm verdiniz. Bana bir şey bırakmadınız. Ben de sizin selâmınızı aynen size iade etmek zorunda kaldım.»

    Selâm almak vaciptir. Fakat bir topluluğa verilen selâmı oradakilerden biri aldı mı borç diğerlerinden düşer. Ve şu kimseler de selâm alamazlar:

    Kur'an okumakta olan

    Cuma günü minberde hutbe okuyan

    Hamamda yıkanmakta olan

    Tuvalette bulunan

    Ezan okuyan

    Namaz kılan

    Sofrada yemek yiyene

    Dua eden

    Su içen.

    Peygamberimiz diyor ki:

    l— Selâm Yüce Allah'ın isimlerinden birisidir. Öyleyse selâmı aranızda yaygınlaştırınız.

    Bir başka rivayete göre şöyledir. Bir mü'min diğer bir mü'min kardeşine selâm verdiğinde selâmı iade eden mü'mine melekler yetmiş defa rahmet okurlar eğer iade etmezse selâm vereni kırmakla birlikte meleklerin de yetmiş defa lanetine uğrar.


    SELAMLAŞMAK ŞEKLİ VE SELÂMIN HÜKMÜ

    Birbiriyle karşılaşan iki kişi konuşmazdan veya hacetleri görmeden önce selâmlaşmak zorundadırlar. Bu şekilde hareket etmek sünnettir verilen selâmı dinlemek de en doğru görüşe göre vaciptir. Selâm verenin selâmını aldıktan sonra tekrar sahibine iade etmek farzı kifâyedir. Eğer bir topluluğa selâm veriliyorsa toplulukta bulunanlardan birinin selâmı alıp vermesi yeter. Tek tek hepsi alıp verirse sevap ve fazileti daha çoktur.

    Selâm iade etmek vaciptir. Ayrıca iade ederken selâm sahibine duyurmak da gerekir. Eğer duyurulmazsa borçtan kurtulamaz. Eğer selâm verdiğimiz kişi sağırsa dudaklarımızı kıpırdatmak suretiyle selâm verdiğimizi belirtmemiz gerekir.

    Biri sana «Esselâmû aleyke.» demek suretiyle tekil olarak selâm verirse sen ona «Esselâmû aleyküm.» diyerek çoğul olarak selâm ver Çünkü mü'mine yaraşan hareket çoğul olarak selâm vermektir. Çünkü tekil olarak verildiğinde melekleri selamdan mahrum bıraktığı gibi sahibini de meleklerin vereceği selâmın sevabından yoksun eder.

    Gerçi melekler bizim selâmımıza muhtaç değildirler ama biz onların rahmet okuyan selâmlarına şiddetle muhtacız.

    SELÂMI İADE ETMENİN ŞEKLİ

    Selâmı verene selâmını iade etmenin en güzel şekli «Ve aleykümüsselâm» demektir. «Ve harfini» getirmeden de olur fakat faziletinden mahrum kalmak vardır.

    Selâm verirken «Esselâmû aleykûm» demek suretiyle elif lam ile vermek de caizdir elif lâm'sız da. Fakat namazın sonunda selâm verirken mutlaka selâmın başına elif lam getirmek yani «Esselâmû aleykûm ve rahmetullah» demek şarttır.

    Selâm verenin selâmını hemen almak gerekir. Biraz geciktirildikten sonra alınan selâm cevap sayılmaz. Hatta selâm alınmamış sayıldığı için günaha girilmiş olur. Selâm almamak ise mü'min kardeşimize ihanet demektir. Bir başka yerden elçi vasıtasıyla veya mektupla gönderilen selâm kişinin hemen (ve aleyhis-selâm) diyerek alması ayrıca bir iki satır yazıyla o selâma hemen cevap vermesi gerekir.


    KİMLERE SELÂM VERİLMEZ

    Şu kimselere dinimizce selâm vermek doğru değildir;

    Kâfire

    Kumar oynayana

    İçki içene

    Zina edene

    Fal bakana

    Dinde olmayan şeyleri uyduranlara.

    Bunlardan kâfirin verdiği selâmı alıp almama konusunda ayrı görüşler vardır. Hanefî mezhebine göre kâfire selâm vermek haram fakat verdiği selâmı almak vaciptir. «Aleyke veya ve aleyke mislehû» diyerek.

    Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

    Hıristiyan ve Yahudilere selam vermeyin. Yolda onlardan biriyle karşılaştığınızda onu yolun kıyısından geçmeye mecbur edin siz ortadan gitmeye bakın.

    Gerçekten Hıristiyan ve Yahudilere selâm vermek doğru değildir. Çünkü selâm vermek onlara değer vermek demektir. Kâfirlere değer vermek ise caiz değildir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    2— Eksiksiz bir imana sahip olmadıkça Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevip saymadıkça da eksiksiz bir imana sahip olamazsınız.

    Beni dinleyin!... Size yaptığınızda birbirinize karşı sevgi ve saygı bağlarını güçlendirecek olan şeyi bildireyim mi? Öyleyse çokça selâmlaşınız.

    Bu sözlerden anlıyoruz ki selâmlaşmak ve selâmı yaygınlaştırmak hatta selâmı tanıyalım tanımayalım bütün Müslümanlar arasında bayraklaştırmak her mü'minin boynana borçtur.

    SELÂM VERMENİN MEKRUH OLDUĞU YERLER

    Açıktan Kur'an okuyana selâm vermek mekruhtur. Fakat hem Kur'an'ın hem de selâm almanın sevabına erişebilecek durumda olan kimseye vermekte bir sakınca yoktur.

    İlmî sohbet yapanlara ilmî çalışmalarda bulunanlara selâm verilmez. Kur'an dinleyenlere selâm verilmez. Ayrıca ezan okunurken kamet getirilirken selâm alınıp verilmez. Gizli bile olsa en doğru olan görüşe göre bu saydığımız yerlerde selâm almak doğru değildir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    3— Enes İbni Malik anlatıyor: Tam on yıl Peygamber'in (s.a.v.) hizmetinde bulundum. Bir günden bir gün bana yaptıklarım için «Bunu niye böyle yaptın? dememiştir. Yine yapmadıklarım için de kalkıp da bana «Bunu niye böyle yapmadın?» diye sözünü etmemiştir. Yalnız bir gün bana «Ey Enes!..» dedi. «Sana bir tavsiyem var: Geceleri bol bol namazla geçirirsen koruyucu meleklerinin sevgisini kazanırsın; evine girdiğinde çoluk çocuğuna selâm verirsen Allah bet bereketini artırır; eğer yatağa yatarken banyo yapıp da yatma imkânına sahipsen yap. Eğer o gece ölürsen şehid olarak can verirsin.

    Evinden çıktığında yolda her karşılaştığın kimseye selâm verirsen Allah iyiliklerini artırır; müslüman büyüklere karşı vakarlı (ağır başlı) ol; küçüklerine karşı da merhametli ol. İşte bu öğütlerimi yerine getirdiğin takdirde ben ve sen Cennette (Şehadet parmağıyla orta parmağını birleştirerek) şunlar gibi olacağız.

    Ey Enes!... Şunu bil ki Allah ağzına attığı bir lokma ve içtiği bir damla su karşılığında Allah'a şükredenden hoşnut kalır.

    Peygamberimiz diyor ki:

    3— Ey insanlar!... Selamı yayın; yoksulları doyurun herkes derin

    uykusunda uyurken namaz kılın. Eğer bunları yaparsanız selâmetle Cennete girersiniz.

    Peygamberimiz diyor ki:

    5— Cennette içi dışından dışı içinden görünen (şeffaf) bir köşk vardır. Orada hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın duymadığı ve hiçbir insan kafasının düşünmediği rengârenk nimetler yer almaktadır. Dinleyenler «Ey Allah'ın elçisi!...» Bu köşk kimlere hazırlanmıştır.» diye sordular. Peygamber de şöyle cevap verdi: «Selâmı yayan yoksulları doyuran devamlı orucunu tutan geceleri herkes derin uykuda uyurken namaz kılanlara hazırlanmıştır.»

    Dinleyenler tekrar «Buna kimin gücü yeter Ey Allah'ın Resulü?» diye sorunca Peygamber şöyle karşılık verdi: «Size şunu bildireyim ki yolda mü'min kardeşiyle karşılaşıp da ona selâm veren selâmı yaymış; çoluk çocuğunu doyasıya kadar doyuran yoksulları doyurmuş; Ramazan ayı ile altı gün de Şevvalden oruç tutan devamlı oruç tutmuş; yatsı namazını camide cemaatle birlikte kılan da herkes derin uykusunda yatarken gecelerini namazla geçirmiş demektir.»



  6. 26.Kasım.2011, 21:23
    3
    Hadimul Müslimin
    Dinimizde Selamlaşma Şekli Nasıldır ve Selamlaşma Kuralları Nelerdir?

    «Size selâm verildiğinde siz de ondan daha güzeliyle selâm verin veya aynısı ile karşılık verin. Şüphesiz ki Allah her şeyin hesabını sorucudur.» Nisa sûresi âyet: 86

    Selam; Allah'ın cc 99 güzel isminden biridir. Her çeşit ârıza ve hâdiselerden sâlim kalan; Her türlü tehlikelerden kullarını selâmete çıkaran; Cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden manasındadır.

    İki Müslüman karşılaşınca veya ayrılırken birinin diğerine; "Es-selâmü aleyküm" veya "Selâmün aleyküm" yâni (dünyâda ve âhirette selâmette ol sıhhat ve âfiyet dünya ve ahiret meşakkatlerinden beri olmak mü'min kullardan dua meleklerden istiğfar peygamberlerden şefaat sizin üzerinize olsun) demesi diğerinin de; "Ve Aleyküm selâm" yâni (Bana ettiğin bu güzel duâ senin de üzerine olsun) demesidir. Selamlaşmak yerine günaydın tünaydın gibi hiç bir mana ifade etmeyen sözlerle biri birini karşılamak Müslüman için büyük bir gaflettir ama Selamdan sonra Merhaba demekte bir sakınca yoktur; Şâdlık neşeli oluş. Genişlik vüs'at. "rahat olunuz serbest olun manasındadır.

    Birbirinize selâm veriniz. (Hadîs-i şerîf-Tirmizî Müslim)

    Îmân etmedikçe Cennet'e giremezsiniz. Birbirinizle sevişmedikçe tam îmâna kavuşamazsınız. Size bir şey göstereyim mi? onu yaparsanız sevişirsiniz. Aranızda selâmı çok yayınız. (Hadîs-i şerîf-Müslim)

    Müslüman'ın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır. Selâmına cevap vermek hastasını yoklamak cenâzesinde bulunmak davetine gitmek ve aksırıp; "Elhamdülillah" deyince; "Yerhamükellah" diyerek cevap vermek. (Hadîs-i şerîf-Buhârî Müslim)

    Selâmda sünnet şöyledir ki; önce büyük küçüğe şehirli köylüye devedeki ata binmiş olana attaki merkebde olana merkeb üstündeki yaya yürüyene ayakta olan oturana az olan çok olana efendi hizmetçisine baba oğluna ana kızına verir. Rütbe ve nimeti çok olan önce verir. İki Müslüman birbirine aynı anda selâm verirse her ikisinin de birbirine cevâb vermesi farz olur. Birbirinden sonra selâm verirlerse ikincisinin verdiği selâm cevâb yerine geçer. Çok kimseye selâm verildiği zaman bir kişi hattâ bir çocuk cevâb verince ötekiler vermese de olur. İki Müslüman karşılaşınca birinin "Selâmün aleyküm" demesi sünnet diğerinin cevap olarak "Ve aleyküm selâm" demesi farz-ı kifâyedir. (Muhammed Rebhâmî)

    HADİSLER VE AÇIKLAMALAR

    Çoğu din bilginlerimize göre selâm vermek sünnet almak da vaciptir. Bu hükme de manasını verdiğimiz âyetteki «selam verin.» emrinden varıyorlar.

    Selâm veren bir kimseye iki şekilde karşılık verilir:

    a) Daha güzeliyle.

    Selâmın daha güzeli şöyle olur. Meselâ size «Selâmun aleyküm» diyene siz de «Aleyküm selâm ve rahmetûllah» diye mukabele edersiniz. Eğer selâm veren «selâmûn aleyküm ve rahmetûllah» demişse siz de «Aleyküm selâm ve rahmetullahi ve berekâtûh.» diye karşılık verirseniz bu son şekil selâmın en güzel şeklidir. Bundan daha güzel selâm yoktur.

    b) Aynı sözlerle.

    Bu selâm şekli selâm verene aynı sözlerle karşılık vermek suretiyle verilen selâmdır. Meselâ size "Selâmûn aleyküm." diyene siz de «Aleyküm selâm" diye cevap verirsiniz.

    Peygamberimiz diyor ki:

    Hadisi rivayet eden anlatıyor: Birgün birisi Peygamber'e (s.a.v.) «Esselâmû aleyke» diyerek selâm verdi. Peygamber de "Ve Aleykes-selâm ve rahmetûllah.» diye cevap verdi.

    Bir başkası «Esselâmû aleyke ve rahmetûllah» diye selâm verince Peygamberimiz (s.a.v.) ona "Ve aleykes-selâm ve rahmetûllah; ve berekâtûh» diye mukabelede bulundu.

    Bir başkası da «Esselâmû aleyke ve rahmetûllahi ve berekâtûh» diye selâm verince peygamber de ona sadece "Ve aleyke» diye karşılık vermekle yetindi.

    Bunun üzerine selâm veren adam «Ey Allah'ın elçisi!.. Bana selâm verirken selâmınızı kısa kestiniz. (Yukarıda âyeti okuyarak) bu Allah kelâmının gereğini niye yerine getirmediniz?» diye sordu. Peygamber de şöyle cevap verdi: «En geniş ve güzel şekliyle selâm verdiniz. Bana bir şey bırakmadınız. Ben de sizin selâmınızı aynen size iade etmek zorunda kaldım.»

    Selâm almak vaciptir. Fakat bir topluluğa verilen selâmı oradakilerden biri aldı mı borç diğerlerinden düşer. Ve şu kimseler de selâm alamazlar:

    Kur'an okumakta olan

    Cuma günü minberde hutbe okuyan

    Hamamda yıkanmakta olan

    Tuvalette bulunan

    Ezan okuyan

    Namaz kılan

    Sofrada yemek yiyene

    Dua eden

    Su içen.

    Peygamberimiz diyor ki:

    l— Selâm Yüce Allah'ın isimlerinden birisidir. Öyleyse selâmı aranızda yaygınlaştırınız.

    Bir başka rivayete göre şöyledir. Bir mü'min diğer bir mü'min kardeşine selâm verdiğinde selâmı iade eden mü'mine melekler yetmiş defa rahmet okurlar eğer iade etmezse selâm vereni kırmakla birlikte meleklerin de yetmiş defa lanetine uğrar.


    SELAMLAŞMAK ŞEKLİ VE SELÂMIN HÜKMÜ

    Birbiriyle karşılaşan iki kişi konuşmazdan veya hacetleri görmeden önce selâmlaşmak zorundadırlar. Bu şekilde hareket etmek sünnettir verilen selâmı dinlemek de en doğru görüşe göre vaciptir. Selâm verenin selâmını aldıktan sonra tekrar sahibine iade etmek farzı kifâyedir. Eğer bir topluluğa selâm veriliyorsa toplulukta bulunanlardan birinin selâmı alıp vermesi yeter. Tek tek hepsi alıp verirse sevap ve fazileti daha çoktur.

    Selâm iade etmek vaciptir. Ayrıca iade ederken selâm sahibine duyurmak da gerekir. Eğer duyurulmazsa borçtan kurtulamaz. Eğer selâm verdiğimiz kişi sağırsa dudaklarımızı kıpırdatmak suretiyle selâm verdiğimizi belirtmemiz gerekir.

    Biri sana «Esselâmû aleyke.» demek suretiyle tekil olarak selâm verirse sen ona «Esselâmû aleyküm.» diyerek çoğul olarak selâm ver Çünkü mü'mine yaraşan hareket çoğul olarak selâm vermektir. Çünkü tekil olarak verildiğinde melekleri selamdan mahrum bıraktığı gibi sahibini de meleklerin vereceği selâmın sevabından yoksun eder.

    Gerçi melekler bizim selâmımıza muhtaç değildirler ama biz onların rahmet okuyan selâmlarına şiddetle muhtacız.

    SELÂMI İADE ETMENİN ŞEKLİ

    Selâmı verene selâmını iade etmenin en güzel şekli «Ve aleykümüsselâm» demektir. «Ve harfini» getirmeden de olur fakat faziletinden mahrum kalmak vardır.

    Selâm verirken «Esselâmû aleykûm» demek suretiyle elif lam ile vermek de caizdir elif lâm'sız da. Fakat namazın sonunda selâm verirken mutlaka selâmın başına elif lam getirmek yani «Esselâmû aleykûm ve rahmetullah» demek şarttır.

    Selâm verenin selâmını hemen almak gerekir. Biraz geciktirildikten sonra alınan selâm cevap sayılmaz. Hatta selâm alınmamış sayıldığı için günaha girilmiş olur. Selâm almamak ise mü'min kardeşimize ihanet demektir. Bir başka yerden elçi vasıtasıyla veya mektupla gönderilen selâm kişinin hemen (ve aleyhis-selâm) diyerek alması ayrıca bir iki satır yazıyla o selâma hemen cevap vermesi gerekir.


    KİMLERE SELÂM VERİLMEZ

    Şu kimselere dinimizce selâm vermek doğru değildir;

    Kâfire

    Kumar oynayana

    İçki içene

    Zina edene

    Fal bakana

    Dinde olmayan şeyleri uyduranlara.

    Bunlardan kâfirin verdiği selâmı alıp almama konusunda ayrı görüşler vardır. Hanefî mezhebine göre kâfire selâm vermek haram fakat verdiği selâmı almak vaciptir. «Aleyke veya ve aleyke mislehû» diyerek.

    Bu konuda Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

    Hıristiyan ve Yahudilere selam vermeyin. Yolda onlardan biriyle karşılaştığınızda onu yolun kıyısından geçmeye mecbur edin siz ortadan gitmeye bakın.

    Gerçekten Hıristiyan ve Yahudilere selâm vermek doğru değildir. Çünkü selâm vermek onlara değer vermek demektir. Kâfirlere değer vermek ise caiz değildir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    2— Eksiksiz bir imana sahip olmadıkça Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevip saymadıkça da eksiksiz bir imana sahip olamazsınız.

    Beni dinleyin!... Size yaptığınızda birbirinize karşı sevgi ve saygı bağlarını güçlendirecek olan şeyi bildireyim mi? Öyleyse çokça selâmlaşınız.

    Bu sözlerden anlıyoruz ki selâmlaşmak ve selâmı yaygınlaştırmak hatta selâmı tanıyalım tanımayalım bütün Müslümanlar arasında bayraklaştırmak her mü'minin boynana borçtur.

    SELÂM VERMENİN MEKRUH OLDUĞU YERLER

    Açıktan Kur'an okuyana selâm vermek mekruhtur. Fakat hem Kur'an'ın hem de selâm almanın sevabına erişebilecek durumda olan kimseye vermekte bir sakınca yoktur.

    İlmî sohbet yapanlara ilmî çalışmalarda bulunanlara selâm verilmez. Kur'an dinleyenlere selâm verilmez. Ayrıca ezan okunurken kamet getirilirken selâm alınıp verilmez. Gizli bile olsa en doğru olan görüşe göre bu saydığımız yerlerde selâm almak doğru değildir.

    Peygamberimiz diyor ki:

    3— Enes İbni Malik anlatıyor: Tam on yıl Peygamber'in (s.a.v.) hizmetinde bulundum. Bir günden bir gün bana yaptıklarım için «Bunu niye böyle yaptın? dememiştir. Yine yapmadıklarım için de kalkıp da bana «Bunu niye böyle yapmadın?» diye sözünü etmemiştir. Yalnız bir gün bana «Ey Enes!..» dedi. «Sana bir tavsiyem var: Geceleri bol bol namazla geçirirsen koruyucu meleklerinin sevgisini kazanırsın; evine girdiğinde çoluk çocuğuna selâm verirsen Allah bet bereketini artırır; eğer yatağa yatarken banyo yapıp da yatma imkânına sahipsen yap. Eğer o gece ölürsen şehid olarak can verirsin.

    Evinden çıktığında yolda her karşılaştığın kimseye selâm verirsen Allah iyiliklerini artırır; müslüman büyüklere karşı vakarlı (ağır başlı) ol; küçüklerine karşı da merhametli ol. İşte bu öğütlerimi yerine getirdiğin takdirde ben ve sen Cennette (Şehadet parmağıyla orta parmağını birleştirerek) şunlar gibi olacağız.

    Ey Enes!... Şunu bil ki Allah ağzına attığı bir lokma ve içtiği bir damla su karşılığında Allah'a şükredenden hoşnut kalır.

    Peygamberimiz diyor ki:

    3— Ey insanlar!... Selamı yayın; yoksulları doyurun herkes derin

    uykusunda uyurken namaz kılın. Eğer bunları yaparsanız selâmetle Cennete girersiniz.

    Peygamberimiz diyor ki:

    5— Cennette içi dışından dışı içinden görünen (şeffaf) bir köşk vardır. Orada hiç bir gözün görmediği hiç bir kulağın duymadığı ve hiçbir insan kafasının düşünmediği rengârenk nimetler yer almaktadır. Dinleyenler «Ey Allah'ın elçisi!...» Bu köşk kimlere hazırlanmıştır.» diye sordular. Peygamber de şöyle cevap verdi: «Selâmı yayan yoksulları doyuran devamlı orucunu tutan geceleri herkes derin uykuda uyurken namaz kılanlara hazırlanmıştır.»

    Dinleyenler tekrar «Buna kimin gücü yeter Ey Allah'ın Resulü?» diye sorunca Peygamber şöyle karşılık verdi: «Size şunu bildireyim ki yolda mü'min kardeşiyle karşılaşıp da ona selâm veren selâmı yaymış; çoluk çocuğunu doyasıya kadar doyuran yoksulları doyurmuş; Ramazan ayı ile altı gün de Şevvalden oruç tutan devamlı oruç tutmuş; yatsı namazını camide cemaatle birlikte kılan da herkes derin uykusunda yatarken gecelerini namazla geçirmiş demektir.»



  7. 16.Mart.2013, 16:38
    4
    Misafir

    Cevap: dinimizde selamlaşma şekli nasıldır ve selamlaşma kuralları nelerdir?

    Bunun icin coooooook tsk ederim acildi yardimci oldunuz abi


  8. 16.Mart.2013, 16:38
    4
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Bunun icin coooooook tsk ederim acildi yardimci oldunuz abi





+ Yorum Gönder