Konusunu Oylayın.: Hicret ve muharrem ayı hutbeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hicret ve muharrem ayı hutbeleri
  1. 26.Kasım.2011, 11:45
    1
    Misafir

    Hicret ve muharrem ayı hutbeleri






    Hicret ve muharrem ayı hutbeleri Mumsema Muharrem Ayı Ve Hicret İle ilgili Hutbeler


  2. 26.Kasım.2011, 11:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 26.Kasım.2011, 12:24
    2
    Ecrinim
    Hüvel Baki..

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Aralık.2009
    Üye No: 69122
    Mesaj Sayısı: 8,422
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 141
    Bulunduğu yer: Akdeniz

    Cevap: Hicret ve muharrem ayı hutbeleri




    Hutbeler: Muharrem Ayı ve Aşure Günü


    وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَميعًا وَلَا تَفَرَّقُوا وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه اِخْوَانًا وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَا كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    Muhterem Müslümanlar!
    Muharrem Ayı’nın aylar arasında ayrı bir yeri ve önemi vardır. Aynı şekilde Aşure Günü’nün de diğer günlere nazaran mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
    Muharrem Ayı, ilâhi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Aşure Günü’nün ise Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Suresi’nin ikinci ayeti olan "on geceye yemin olsun”1 ifadelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz. Cenab-ı Hak bu gecelere yemin ederek, adeta onların kutsiyet ve bereketine vurgu yapmaktadır.

    Değerli Mü’minler!
    Aşure Günü’ne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak’ın, peygamberlerimizden bazıla-rına değişik ikram ve ihsanda bulunmasıdır. Şöyle ki; Allah, Hz. Musa'ya, Aşure Günü’nde bir mucize ihsan etmek suretiyle denizi yardırtarak, Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
    Hz. Nuh gemisini, Cûdi Dağı’nın üzerine bu günde demirlemiştir. Hz. Âdem cennetten yeryüzüne bu gün indirilmiş ve tövbesi de yine Aşure Günü kabul edilmiştir. Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri, bu gün açılmış ve görmeye başlamıştır.
    Hz. Eyyûb hastalığından bu gün şifaya kavuşmuştur.2
    Aziz Kardeşlerim!
    Aşure Günü’nde ilk akla gelen ibadet oruç tutmaktır. Bu günlerde tutulan orucun fazileti hakkında şu hadis-i şeriflere kulak verelim: Bir zat Peygamberimiz (s.a.s)’e geldi ve sordu: “Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?" Peygamberimiz ise, “Muharrem ayında oruç tut, çünkü o, Allah'ın Ayı’dır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o gün-de bir kavmin tövbesini kabul etmiştir ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” diye cevap vermiştir.3” Yine Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuşlardır: “Ramazan Ayı’ndan sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem Ayı’nda tutulan oruçtur.”4 Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel hasletlerin de ortaya konması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı ölçüsünde ailesine, akraba ve komşularına ikram eder ve ihsanda bulunursa, şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Peygamberimiz (s.a.s) mü’minin aile efradına Aşure Günü’nde her zamankinden daha çok ikramda bu-lunmasını bilhassa tavsiye etmiştir. Bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulmaktadır: “Her kim Aşure Günü’nde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa; Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”5
    Aziz Kardeşlerim!
    İslam tarihinde büyük acılara sebep olan Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi olayı da yine bu ay-da vuku bulmuştur. Bilindiği gibi, Sevgili Peygambe-rimizin torunu Hz. Hüseyin, o dönemde cereyan eden siyasi kargaşa ve çatışmalar neticesinde, Kerbela’da elîm bir şekilde şehit edilmiştir. Bu üzücü olay, bütün mü’minlerin gönüllerinde derin yaralar bırakmıştır. Bugün biz müslümanlara düşen görev ise, yaşanan bu acı olaylardan ders çıkararak aynı hatalara düşmemek, kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi korumaktır.
    Hutbemi, Yüce Rabbimizin bu konudaki bir emriyle bitiriyorum: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”6

    BU HUTBE, DENİZLİ/ÇAL MÜFTÜLÜĞÜ İMAM HATİPLERİNDEN SÜLEYMAN ÖZCAN’IN 02.01.2008 TARİHLİ HUTBESİDİR. KISMEN DÜ-ZELTME VE GÜNCELLEME YAPILMIŞTIR.
    1-Fecr, 2.
    2-Sahih-i Müslim Şerhi, 6, 140.
    3-Tirmizi, Savm, 40.
    4-İbn-i Mâce, Siyam, 43.
    5-Et – Terğib ve’t-Terhîb, 2, 116.
    6-Âl-i İmrân, 103.


  4. 26.Kasım.2011, 12:24
    2
    Hüvel Baki..



    Hutbeler: Muharrem Ayı ve Aşure Günü


    وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَميعًا وَلَا تَفَرَّقُوا وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَاءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه اِخْوَانًا وَكُنْتُمْ عَلٰى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَاَنْقَذَكُمْ مِنْهَا كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

    Muhterem Müslümanlar!
    Muharrem Ayı’nın aylar arasında ayrı bir yeri ve önemi vardır. Aynı şekilde Aşure Günü’nün de diğer günlere nazaran mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
    Muharrem Ayı, ilâhi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Aşure Günü’nün ise Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Suresi’nin ikinci ayeti olan "on geceye yemin olsun”1 ifadelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz. Cenab-ı Hak bu gecelere yemin ederek, adeta onların kutsiyet ve bereketine vurgu yapmaktadır.

    Değerli Mü’minler!
    Aşure Günü’ne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak’ın, peygamberlerimizden bazıla-rına değişik ikram ve ihsanda bulunmasıdır. Şöyle ki; Allah, Hz. Musa'ya, Aşure Günü’nde bir mucize ihsan etmek suretiyle denizi yardırtarak, Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
    Hz. Nuh gemisini, Cûdi Dağı’nın üzerine bu günde demirlemiştir. Hz. Âdem cennetten yeryüzüne bu gün indirilmiş ve tövbesi de yine Aşure Günü kabul edilmiştir. Hz. Yakub’un, oğlu Hz. Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri, bu gün açılmış ve görmeye başlamıştır.
    Hz. Eyyûb hastalığından bu gün şifaya kavuşmuştur.2
    Aziz Kardeşlerim!
    Aşure Günü’nde ilk akla gelen ibadet oruç tutmaktır. Bu günlerde tutulan orucun fazileti hakkında şu hadis-i şeriflere kulak verelim: Bir zat Peygamberimiz (s.a.s)’e geldi ve sordu: “Ramazan'dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?" Peygamberimiz ise, “Muharrem ayında oruç tut, çünkü o, Allah'ın Ayı’dır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o gün-de bir kavmin tövbesini kabul etmiştir ve o günde başka bir kavmi de affedebilir” diye cevap vermiştir.3” Yine Peygamber Efendimiz (s.a.s) şöyle buyurmuşlardır: “Ramazan Ayı’ndan sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharrem Ayı’nda tutulan oruçtur.”4 Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel hasletlerin de ortaya konması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı ölçüsünde ailesine, akraba ve komşularına ikram eder ve ihsanda bulunursa, şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Peygamberimiz (s.a.s) mü’minin aile efradına Aşure Günü’nde her zamankinden daha çok ikramda bu-lunmasını bilhassa tavsiye etmiştir. Bir hadis-i şerifte de şöyle buyrulmaktadır: “Her kim Aşure Günü’nde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa; Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder.”5
    Aziz Kardeşlerim!
    İslam tarihinde büyük acılara sebep olan Hz. Hüseyin’in Kerbela’da şehit edilmesi olayı da yine bu ay-da vuku bulmuştur. Bilindiği gibi, Sevgili Peygambe-rimizin torunu Hz. Hüseyin, o dönemde cereyan eden siyasi kargaşa ve çatışmalar neticesinde, Kerbela’da elîm bir şekilde şehit edilmiştir. Bu üzücü olay, bütün mü’minlerin gönüllerinde derin yaralar bırakmıştır. Bugün biz müslümanlara düşen görev ise, yaşanan bu acı olaylardan ders çıkararak aynı hatalara düşmemek, kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi korumaktır.
    Hutbemi, Yüce Rabbimizin bu konudaki bir emriyle bitiriyorum: “Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”6

    BU HUTBE, DENİZLİ/ÇAL MÜFTÜLÜĞÜ İMAM HATİPLERİNDEN SÜLEYMAN ÖZCAN’IN 02.01.2008 TARİHLİ HUTBESİDİR. KISMEN DÜ-ZELTME VE GÜNCELLEME YAPILMIŞTIR.
    1-Fecr, 2.
    2-Sahih-i Müslim Şerhi, 6, 140.
    3-Tirmizi, Savm, 40.
    4-İbn-i Mâce, Siyam, 43.
    5-Et – Terğib ve’t-Terhîb, 2, 116.
    6-Âl-i İmrân, 103.


  5. 15.Kasım.2012, 16:53
    3
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Hicret ve muharrem ayı hutbeleri

    Hutbe: Medeniyet Yolculuğu; HİCRET


    Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Geneli....


    فَآمَنَ لَهُ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَى رَبِّي إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ


    Muhterem kardeşlerim!


    İslâm âlemi olarak yeni bir hicrî yıla daha kavuşmanın huzur ve mutluluğunu yaşamaktayız. Müslümanlar için bir dönüm noktası olan ve tarihte yeni bir sayfa açan hicret, Hz. Ali’nin teklifiyle Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicrî takvimin başlangıcı sayılmıştır. Bu vesileyle yeni hicrî yılınızı tebrik ediyor; hicrî 1434 senesinin ülkemiz, gönül coğrafyamız, İslâm âlemi ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

    Bilindiği gibi İslâm’ın yayılmaya başladığı Mekke döneminde Sevgili Peygamberimiz ve ilk Müslümanlar sürekli baskı ve işkencelere hedef oldular. Sosyal, ekonomik ve kültürel ambargoya maruz kaldılar. İlk Müslümanlar önce Habeşistan’a, sonra da Medine’ye hicret ettiler. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve ashâb-ı kirâm, doğup büyüdükleri ve çok sevdikleri şehirleri Mekke ve Kâbe’den ayrılmak durumunda kaldılar.

    Kardeşlerim!

    Biz Müslümanlar için bir milat olan hicret; Allah’a ve O’nun kutlu elçisine gönülden bağlılığın bir ifadesidir. Hakka, hakikate, ilme, irfana ve en önemlisi medeniyete yapılan bir yolculuktur.

    Hicret, Allah rızası için; anadan, babadan, evlattan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçmenin ibretli ve meşakkatli bir öyküsüdür. Yüce dinimizin rahmet yüklü mesajlarını bütün insanlığa ulaştırmak için çıkılan kutlu yolculuğun adıdır hicret.

    Hicret, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, dostluk ve kardeşliğin ifadesidir. Kardeşine kucak açarak onunla evini, iş yerini, yiyeceğini ve varlığını paylaşmaktır. Kardeşini himaye etmek ve sahiplenmektir.

    Hicret, maddi zorluklar ve zorlamalar karşısında asla bir kaçış değil, aksine İslâm’ı öğrenmek, öğretmek, yaşamak ve yaşatmak için yeni bir imkân, yeni bir mekân arayışıdır.

    Kardeşlerim!

    Aslında Medine’ye hicret, medeniyete hicrettir. Zira Peygamber Efendimiz’in hicretiyle Yesrib, Medine’ye dönüştü. Medine de medeniyet üretti. Rahmet Peygamberi (s.a.s), Medine’de kin, nefret ve intikam toplumundan bir sevgi ve merhamet toplumu meydana getirdi. Katı kalpli insanlardan, can taşıyan her varlığa, hatta eşyaya dahî şefkat ve merhametle muamele edecek bir toplum oluşturdu. Hem maddi hem manevi açıdan arındırdı onları. Çıkarcılığı, çapulculuğu ve fırsatçılığı revaçta olan bir topluma, kendisi için istediğini, kardeşi için de istemeyi, diğerkâmlığı ve kardeşliği öğretti. Komşusu aç iken tok gezilemeyeceğini gösterdi. Dürüstlüğü, güvenilirliği, aldatmamayı, helal kazancı, alın terini, hak ve hukuku, hakkaniyeti, eşitlik ve adaleti öğretti. İyiliği, güzelliği, hayrı, ahlâkı, samimiyeti, olgunluğu, takvayı gösterdi.

    Kıymetli Kardeşlerim!

    Sevgili Peygamberimiz, insanlara hizmette emanet ve mesuliyet bilincini, liyakati getirdi. İffetli ve ahlaklı bir toplum kurdu. İlim ve hikmete, hak ve hakikate, bilgi ve öğrenmeye âşık örnek bir nesil yetiştirdi. Fakirler, sahipsiz olmadıklarını; güçsüzler kimsesiz kalmadıklarını hep O’ndan, O’nun uygulamalarından öğrendi. Kısacası onlara temiz bir toplumun nasıl oluşması gerektiğini göstererek insan onurunu, insanca yaşamı, Müslümanlığı ve medeniyeti gösterdi.

    Aziz kardeşlerim!

    Bugün bizim için de bir hicret söz konusudur. Fakat bu hicret sadece göç edecek yer ve yurt aramak değil; her durumda daha iyinin, daha güzelin peşinde koşmak, İslâm’ı daha bir samimiyet içinde yaşamaya çalışmaktır. Hicret işte bu yolculuğun adıdır. Hz. İbrahim’in dediği gibi, hepimiz Rabbimize hicret etmekteyiz.[1] Geçici olan bu dünyadan, ebedi olan gerçek âleme doğru göç etmekteyiz. Buradaki hicret, Sevgili Peygamberimizin buyurduğu gibi, Allah’ın yasaklarını terk etmektir.[2]

    Ne mutlu hicret edenlere!

    Ne mutlu yüreklerinde hicret ruhunu taşıyanlara!


    [1] Ankebût, 29/26.
    [2] Buhârî, İmân 4.


  6. 15.Kasım.2012, 16:53
    3
    Moderatör
    Hutbe: Medeniyet Yolculuğu; HİCRET


    Hazırlayan: Diyanet İşleri Başkanlığı Türkiye Geneli....


    فَآمَنَ لَهُ لُوطٌ وَقَالَ إِنِّي مُهَاجِرٌ إِلَى رَبِّي إِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ


    Muhterem kardeşlerim!


    İslâm âlemi olarak yeni bir hicrî yıla daha kavuşmanın huzur ve mutluluğunu yaşamaktayız. Müslümanlar için bir dönüm noktası olan ve tarihte yeni bir sayfa açan hicret, Hz. Ali’nin teklifiyle Hz. Ömer’in halifeliği döneminde hicrî takvimin başlangıcı sayılmıştır. Bu vesileyle yeni hicrî yılınızı tebrik ediyor; hicrî 1434 senesinin ülkemiz, gönül coğrafyamız, İslâm âlemi ve bütün insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabbimden niyaz ediyorum.

    Bilindiği gibi İslâm’ın yayılmaya başladığı Mekke döneminde Sevgili Peygamberimiz ve ilk Müslümanlar sürekli baskı ve işkencelere hedef oldular. Sosyal, ekonomik ve kültürel ambargoya maruz kaldılar. İlk Müslümanlar önce Habeşistan’a, sonra da Medine’ye hicret ettiler. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ve ashâb-ı kirâm, doğup büyüdükleri ve çok sevdikleri şehirleri Mekke ve Kâbe’den ayrılmak durumunda kaldılar.

    Kardeşlerim!

    Biz Müslümanlar için bir milat olan hicret; Allah’a ve O’nun kutlu elçisine gönülden bağlılığın bir ifadesidir. Hakka, hakikate, ilme, irfana ve en önemlisi medeniyete yapılan bir yolculuktur.

    Hicret, Allah rızası için; anadan, babadan, evlattan, yardan, diyardan, maldan, mülkten hatta candan vazgeçmenin ibretli ve meşakkatli bir öyküsüdür. Yüce dinimizin rahmet yüklü mesajlarını bütün insanlığa ulaştırmak için çıkılan kutlu yolculuğun adıdır hicret.

    Hicret, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, dostluk ve kardeşliğin ifadesidir. Kardeşine kucak açarak onunla evini, iş yerini, yiyeceğini ve varlığını paylaşmaktır. Kardeşini himaye etmek ve sahiplenmektir.

    Hicret, maddi zorluklar ve zorlamalar karşısında asla bir kaçış değil, aksine İslâm’ı öğrenmek, öğretmek, yaşamak ve yaşatmak için yeni bir imkân, yeni bir mekân arayışıdır.

    Kardeşlerim!

    Aslında Medine’ye hicret, medeniyete hicrettir. Zira Peygamber Efendimiz’in hicretiyle Yesrib, Medine’ye dönüştü. Medine de medeniyet üretti. Rahmet Peygamberi (s.a.s), Medine’de kin, nefret ve intikam toplumundan bir sevgi ve merhamet toplumu meydana getirdi. Katı kalpli insanlardan, can taşıyan her varlığa, hatta eşyaya dahî şefkat ve merhametle muamele edecek bir toplum oluşturdu. Hem maddi hem manevi açıdan arındırdı onları. Çıkarcılığı, çapulculuğu ve fırsatçılığı revaçta olan bir topluma, kendisi için istediğini, kardeşi için de istemeyi, diğerkâmlığı ve kardeşliği öğretti. Komşusu aç iken tok gezilemeyeceğini gösterdi. Dürüstlüğü, güvenilirliği, aldatmamayı, helal kazancı, alın terini, hak ve hukuku, hakkaniyeti, eşitlik ve adaleti öğretti. İyiliği, güzelliği, hayrı, ahlâkı, samimiyeti, olgunluğu, takvayı gösterdi.

    Kıymetli Kardeşlerim!

    Sevgili Peygamberimiz, insanlara hizmette emanet ve mesuliyet bilincini, liyakati getirdi. İffetli ve ahlaklı bir toplum kurdu. İlim ve hikmete, hak ve hakikate, bilgi ve öğrenmeye âşık örnek bir nesil yetiştirdi. Fakirler, sahipsiz olmadıklarını; güçsüzler kimsesiz kalmadıklarını hep O’ndan, O’nun uygulamalarından öğrendi. Kısacası onlara temiz bir toplumun nasıl oluşması gerektiğini göstererek insan onurunu, insanca yaşamı, Müslümanlığı ve medeniyeti gösterdi.

    Aziz kardeşlerim!

    Bugün bizim için de bir hicret söz konusudur. Fakat bu hicret sadece göç edecek yer ve yurt aramak değil; her durumda daha iyinin, daha güzelin peşinde koşmak, İslâm’ı daha bir samimiyet içinde yaşamaya çalışmaktır. Hicret işte bu yolculuğun adıdır. Hz. İbrahim’in dediği gibi, hepimiz Rabbimize hicret etmekteyiz.[1] Geçici olan bu dünyadan, ebedi olan gerçek âleme doğru göç etmekteyiz. Buradaki hicret, Sevgili Peygamberimizin buyurduğu gibi, Allah’ın yasaklarını terk etmektir.[2]

    Ne mutlu hicret edenlere!

    Ne mutlu yüreklerinde hicret ruhunu taşıyanlara!


    [1] Ankebût, 29/26.
    [2] Buhârî, İmân 4.





+ Yorum Gönder