Konusunu Oylayın.: İslam'da müstehabın hükmü nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İslam'da müstehabın hükmü nedir?
  1. 26.Kasım.2011, 01:48
    1
    Misafir

    İslam'da müstehabın hükmü nedir?






    İslam'da müstehabın hükmü nedir? Mumsema İslam'da müstehabın hükmü nedir?


  2. 26.Kasım.2011, 01:48
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 26.Kasım.2011, 01:51
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İslam'da müstehabın hükmü nedir?




    MÜSTEHAP

    Sevilen, hoşa giden amel. Hz. Peygamber'in bazan işleyip, bazan terk ettikleri, selef-i sâlihinin sevip işlediği ve rağbet ettikleri işler anlamında bir fıkıh terimi. Mendup'la eş anlamlıdır. Buna; nâfile, fazîlet, tatavvu ve edeb isimleri de verilir.

    Kuşluk namazı, teheccüd namazı, tehıyyetü'l-mescid ve evvâbîn namazları ile, nafile oruçlar ve nafile sadakalar müstehap amellerdendir. Müstehap, genellikle gayr-i müekked sünnetle eş anlamlı olarak da kullanılır.

    Müstehabın hükmü: İşlenmesinde sevap olup, terkinde kınama bulunmamasıdır.

    Rasûlüllah (s.a.s)'ın farz ibadetlerin dışındaki ameller için "tatavvu" terimini kullandıkları olmuştur. Talha b. Ubeydillah (r.a)'den şöyle dediği nakledilmiştir.

    "Saçı darmadağın fakir olduğu belli olan Necidli bir kimse Hz. Peygamber (s.a.s)'in huzuruna geldi. Uzaktan sesini zorla işitebiliyorduk. Hattâ ne söylediği anlaşılmıyordu. Meğer İslâm'ın ne olduğunu soruyormuş. Adamın sorusuna karşılık veren Rasûlüllah (s.a.s) "Bir gün bir gece içinde beş vakit namaz" buyurdu. Adamcağız: "Üzerimde bu namazlardan başkası olacak mı?" diye sordu. Hz. Peygamber: "Hayır, ama tatavvuda bulunursan o ayrı"dedi, sonra Rasulullah (s.a.s): "Bir de Ramazan orucu"buyurdu. Adamcağız: "Bundan başka yapacağım bir şey var mı?" diye sordu. O da: "Hayır, ama tatavvuda bulunursan ayrı" cevabını verdi.

    Hadisin ravisi Hz. Talha (r.a) der ki: Rasûlüllah (s.a.s), o adama zekâtı da anlattı. Adam bunun dışında ödemesi gereken bir şeyin olup olmadığını sordu. Rasulûllah (s.a.s): "Hayır, ama tatavvu'da bulunursan o senin bileceğin şeydir" dedi. Bunun üzerine Necidli adam "Yemin ederim ki bundan ne fazla ne de eksik birşey yapmam" diyerek ayrılıp gitti. Onun bu sözü üzerine Rasûlüllah (s.a.s): "Eğer doğru söylüyorsa kurtuluşa erdi" buyurdu (Sahih-i Buhârî Muhtasar-ı Tecrid-i Sarih tercümesi ve Şerhi, Hadis No: 43).

    İslâm'da nâfile ibadetlerin yapılması zorunlu değilse de, sünnet türünden olanların yerine getirilmesi Allah Teâlâ'nın rızasını kazanmaya ve üstün derecelere yükselmeye vesile olur. Mendup ve tatavvuların ifası da kişinin ihlâs ve takvasını artırır. İhlâsla yapılan ve çoğaltılan ibadetin ecri de artar. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    "Bir zaman Rabbiniz size şunu bildirmişti: Yemin olsun ki, şükrederseniz, size olan nimetlerimi mutlaka artırırım. Şayet nankörlük ederseniz, şüphesiz ki azabım çok çetindir" (İbrahim, 14/7 ayrıntı için bk. (Sünnet, ve. Mendub) maddeleri).

    Şamil İA




  4. 26.Kasım.2011, 01:51
    2
    Silent and lonely rains



    MÜSTEHAP

    Sevilen, hoşa giden amel. Hz. Peygamber'in bazan işleyip, bazan terk ettikleri, selef-i sâlihinin sevip işlediği ve rağbet ettikleri işler anlamında bir fıkıh terimi. Mendup'la eş anlamlıdır. Buna; nâfile, fazîlet, tatavvu ve edeb isimleri de verilir.

    Kuşluk namazı, teheccüd namazı, tehıyyetü'l-mescid ve evvâbîn namazları ile, nafile oruçlar ve nafile sadakalar müstehap amellerdendir. Müstehap, genellikle gayr-i müekked sünnetle eş anlamlı olarak da kullanılır.

    Müstehabın hükmü: İşlenmesinde sevap olup, terkinde kınama bulunmamasıdır.

    Rasûlüllah (s.a.s)'ın farz ibadetlerin dışındaki ameller için "tatavvu" terimini kullandıkları olmuştur. Talha b. Ubeydillah (r.a)'den şöyle dediği nakledilmiştir.

    "Saçı darmadağın fakir olduğu belli olan Necidli bir kimse Hz. Peygamber (s.a.s)'in huzuruna geldi. Uzaktan sesini zorla işitebiliyorduk. Hattâ ne söylediği anlaşılmıyordu. Meğer İslâm'ın ne olduğunu soruyormuş. Adamın sorusuna karşılık veren Rasûlüllah (s.a.s) "Bir gün bir gece içinde beş vakit namaz" buyurdu. Adamcağız: "Üzerimde bu namazlardan başkası olacak mı?" diye sordu. Hz. Peygamber: "Hayır, ama tatavvuda bulunursan o ayrı"dedi, sonra Rasulullah (s.a.s): "Bir de Ramazan orucu"buyurdu. Adamcağız: "Bundan başka yapacağım bir şey var mı?" diye sordu. O da: "Hayır, ama tatavvuda bulunursan ayrı" cevabını verdi.

    Hadisin ravisi Hz. Talha (r.a) der ki: Rasûlüllah (s.a.s), o adama zekâtı da anlattı. Adam bunun dışında ödemesi gereken bir şeyin olup olmadığını sordu. Rasulûllah (s.a.s): "Hayır, ama tatavvu'da bulunursan o senin bileceğin şeydir" dedi. Bunun üzerine Necidli adam "Yemin ederim ki bundan ne fazla ne de eksik birşey yapmam" diyerek ayrılıp gitti. Onun bu sözü üzerine Rasûlüllah (s.a.s): "Eğer doğru söylüyorsa kurtuluşa erdi" buyurdu (Sahih-i Buhârî Muhtasar-ı Tecrid-i Sarih tercümesi ve Şerhi, Hadis No: 43).

    İslâm'da nâfile ibadetlerin yapılması zorunlu değilse de, sünnet türünden olanların yerine getirilmesi Allah Teâlâ'nın rızasını kazanmaya ve üstün derecelere yükselmeye vesile olur. Mendup ve tatavvuların ifası da kişinin ihlâs ve takvasını artırır. İhlâsla yapılan ve çoğaltılan ibadetin ecri de artar. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

    "Bir zaman Rabbiniz size şunu bildirmişti: Yemin olsun ki, şükrederseniz, size olan nimetlerimi mutlaka artırırım. Şayet nankörlük ederseniz, şüphesiz ki azabım çok çetindir" (İbrahim, 14/7 ayrıntı için bk. (Sünnet, ve. Mendub) maddeleri).

    Şamil İA







+ Yorum Gönder