Konusunu Oylayın.: Evrimciler yaratılışı savunanların verileri çarpıttığını söylüyorlar. Java ve Pekin Adamı’nın maymuna ait olduğunu söylü

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Evrimciler yaratılışı savunanların verileri çarpıttığını söylüyorlar. Java ve Pekin Adamı’nın maymuna ait olduğunu söylü
  1. 25.Kasım.2011, 16:32
    1
    Misafir

    Evrimciler yaratılışı savunanların verileri çarpıttığını söylüyorlar. Java ve Pekin Adamı’nın maymuna ait olduğunu söylü






    Evrimciler yaratılışı savunanların verileri çarpıttığını söylüyorlar. Java ve Pekin Adamı’nın maymuna ait olduğunu söylü Mumsema Evrimciler yaratılışı savunanların verileri çarpıttığını söylüyorlar. Java ve Pekin Adamı’nın maymuna ait olduğunu söylüyorlar. Şeytanın vesvese verip kafamızı karıştırmaması için ne yapmalıyız?


  2. 25.Kasım.2011, 16:32
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Evrimciler yaratılışı savunanların verileri çarpıttığını söylüyorlar. Java ve Pekin Adamı’nın maymuna ait olduğunu söylüyorlar. Şeytanın vesvese verip kafamızı karıştırmaması için ne yapmalıyız?


    Benzer Konular

    - Oy kullanmanın şirk olduğunu söylüyorlar bu doğrumudur,oy kullanmak günahmı dır?

    - Evrimciler Evrimin Mantıklı Olduğunu Savunuyor, Neden?

    - Müzikli İlahilerin Günah Olduğunu Söylüyorlar Bu doğrumu ?

    - Bakara 29 da gramer hatası olduğunu söylüyorlar açıklarmısnız ?

    - Kanserden ölen babamın şehit olduğunu söylüyorlar bu doğrumu dur?

  3. 25.Kasım.2011, 17:42
    2
    Ercan
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Temmuz.2011
    Üye No: 88468
    Mesaj Sayısı: 3,121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 33
    Bulunduğu yer: Gaziantep

    Cevap: Evrimciler yaratılışı savunanların verileri çarpıttığını söylüyorlar. Java ve Pekin Adamı’nın maymuna ait olduğun




    Bunu söyleyenleri dikkate almayın yeter. Siz sadece Kuran ve sünnet ışığında yolunuza devam edin. Bu tür kitaplar yerine Kuran okuyun. Şeytan vesvese verdiği zamanlarda da tevbe edip Allah (c.c)'a sığının.


  4. 25.Kasım.2011, 17:42
    2
    Devamlı Üye



    Bunu söyleyenleri dikkate almayın yeter. Siz sadece Kuran ve sünnet ışığında yolunuza devam edin. Bu tür kitaplar yerine Kuran okuyun. Şeytan vesvese verdiği zamanlarda da tevbe edip Allah (c.c)'a sığının.


  5. 25.Kasım.2011, 19:11
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Evrimciler yaratılışı savunanların verileri çarpıttığını söylüyorlar. Java ve Pekin Adamı’nın maymuna ait olduğun

    Java ve Pekin Adamları’nın insanın geçmişiyle bir ilgisi yoktur. Bir sitede, 1939 yılında Ralph Von Koenigswald ve Franz Weidenrich tarafından bu fosillerin insana ait olduğu iddiası da doğrudur. Burada bir tarih hatası var. Java Adamı’nın Dubois tarafından takdimi, 1891 yılıdır. Dubois, Ralph Von Koenigswald ve Franz Weidenrich, insanın maymun soyundan geldiğine inanan ve bunu ispat etmeye gayret eden insanlardır.

    Dolayısıyla bu fosilleri insanın atası olarak takdim etmişlerdir. Sizin bahsettiğiniz yaratılışçı site bunu nazara vermiştir. Yoksa bu fosillerin insanın atası olduğunu değil.

    Fosilleri yaratılışçılar değil, ateist evrimciler çarpıttırıyor. Java Adamı (Pithecantropus erectus) olarak Dubois tarafından ileri sürülen fosillerin tamamı; biri büyük diğeri küçük iki azı dişi, yarım kafatası ve bir uyluk kemiğidir. Dubois, elindeki fosillerin Java Adamı’na ait olduğunu 1895 yılında Milletler arası zooloji kongresinde ileri sürdüğü zaman, İngiliz zoologları bu fosillerin insana, Almanlar insan benzeri maymuna, Fransızlar ise, ileri yapılı maymun ile insan arasında bir geçiş formuna ait olduğunu belirtmişlerdir.

    Fosil olarak elde bulunan bir veya iki azı dişi veya yarım kafatası parçasıdır. Hiçbir fosilin üzerinde doğrudan “bu insana aittir”, ya da “insan arası bir varlığa aittir” diye yazmaz. Herkes kendi inanış, düşünce kültür ve değer hükümlerine göre, bir değerlendirme yapmaktadır. Nitekim aynı fosili, farklı ülkeler farklı şekilde değerlendirmiştir.

    İşte Java Adamı’nı insanın atası olarak takdim eden Dubois kendisi, 30 yıl sonra, bu varlığın aslında büyük bir gibbon maymunu olduğunu itiraf etmiştir. (Howells, W. Mankind in the Making. Doubleday and Co.G arden City. N.Y.P. 1967. P.579-581)

    Dubois’in açıklaması Arkeoloji Ansiklopedisi’nde de yer aldı. Ansiklopedide şöyle diyordu: “Dubois’in önce ‘Dik yürüyen insan’ ismini verdiği statü, çok muhalefetle karşılaştı. Ama sonradan Dubois’in kendisi de fikrini değiştirip, bulduğu fosillerin büyük bir iri yapılı ape maymunu olduğunu söylemesine rağmen, bu kafatası genel bir kabul gördü.” (Cottrell, L. The Concise Encyclopedia Archeology. Hawthorn. New York. 1960. P.394)

    Koenigswald da Java Adamındaki büyük iki azı dişinin orangutana, küçük azı dişinin de insana ait olduğu kanaatindedir. Kafatasının da şempanze ve gibbonların kafa taslarına benzediğini belirtir. (Boule, M. and Valois, H.M: Fossil Man.The Dreyden Press. New York)

    Bütün bu değerlendirmelerden Java Adamı hakkında ne dememiz gerekir. Bunun insanın geçmişiyle bir ilgisi yoktur. Azı dişleri ve kalça kemiği farklı canlılara ait olup, kasti olarak insanın atası olarak takdim edilmiştir. Ama, gerek orta öğretim ve gerekse Yüksek öğretim kitaplarında bu varlık hala insanın maymun ile ortak atası olarak takdim edilmektedir.

    Şimdi bu konuyu kimin çarpıttığı ve farklı canlılara ait parçaları birleştirerek insanın atası olarak takdim edenin kimler olduğu her halde anlaşılıyor.

    Pekin Adamı’na gelince, o da 1921 yılında, kafatası ve dişler bir araya getirilerek insanın atası olarak takdim edildi. Pekin Adamı (Sinanthropus pekinensis) olarak ileriye sürülen fosillerin 1945 yılında Japonların, Pekin şehrini işgal ettiği zaman tahrip ettikleri ileri sürüldü. Şimdi bununla alakalı olarak elde sadece iki diş vardır.

    O’cconel ise, Japonların bu şehre girmediğini, kendisinin o tarihte elçi olarak o şehirde bulunduğunu belirtmektedir. O’cconel, Pekin Adamı’nı ortaya atanların ellerindeki fosiller gerçeği yansıtmadığı için, yine kendilerinin bu fosilleri imha ettiğini belirtmektedir (O’cconel, P. Science of Today and the Problems of Genesis. Hawthome, CA. 1969; Richard, M. Sattering the Myths of Darwinisms. Terc.İ. kapaklıkaya. Son Tartışmalar Işığında Darvinizm’in Mitleri. Gelenek yayıncılık)

    Bu iddiaları arttırmak mümkündür. En azından şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, fosiller konusu, özellikle insanın geçmişiyle ilgili olanlar, çok tartışmalıdır ve hemen tamamının, iddia edildiği gibi insanın atası olma gibi bir pozisyonları ve yapıları yoktur.

    Evrimci ateistlerin, insanın atasıyla ilgili en kuvvetli fosilleri ve delilleri Java Adamı’dır. Görüldüğü gibi, o fosilleri ileri sürenler bile bu işte hata ettiklerini belirttikleri halde, şimdiki evrimciler bu fosillerin yakasını bırakmıyorlar ve ders kitaplarında insanın atası olarak takdim ediyorlar. Bu fosil 1891 yılında gündeme geldi. Aradan tam 120 yıl geçmiş, hala insanın geçmişi ile ilgili ortaya ciddi bir delil konamadığı için, evrimciler bu fosille yatıp kalkıyorlar.

    Yaratılışçılar ise, insanın doğrudan insan olarak Allah tarafından en mükemmel şekilde yaratıldığını kabul ve ilan ediyorlar. Bunu da her zaman her yerde ve her mekânda ısrarla savunuyorlar ve ispat ediyorlar. Şimdi gerçekleri çarpıtan evrimciler mi, yoksa yaratılışçılar mı?

    Sorunuzun diğer kısmında da, şeytanın vesvese verip kafanızı karıştırmaması için ne yapmanız gerektiğini soruyorsunuz.

    Önce bir noktada anlaşalım. Siz bir paleontolojist misiniz? Antropolog musunuz? Biyolog musunuz? Yani, evrim sahasında görüş ileri sürenlerle mesleğiniz itibariyle görüş alış-verişinde mi bulunmak istiyorsunuz? Yoksa bu konularda ihtisası olmayan, sadece evrimcilerin ve yaratılışçıların insanın geçmişiyle ilgili ne söylediklerini öğrenerek ona göre iman etmek mi etmek istiyorsunuz?

    Şayet birinci gruba giriyorsanız, bir diyeceğimiz yok. Bu konuda her gün yeni bir görüş ileri sürülür. Siz de ona göre bir kanaat sahibi olursunuz. O zaman zaten şeytanın sizi yanlış yönlendirmesi gibi bir endişeniz olmaması gerekir. Çünkü bu konular, bu sahanın elemanları için bir iman meselesi olmaktan çok, bir fikir ve düşünce meselesidir.

    Şayet siz ikinci grupta iseniz, yani sadece buradan elde edeceğiniz bir takım hakikatlerle insanın geçmişini öğrenip ona göre iman etmek istiyorsanız, yanlış yoldasınız. Çünkü bu felsefî düşünce sahasına şimdiye kadar, zayıf imanla girip de sağlam imanla çıkan olmamıştır. Bu felsefî saha, ibni Sina ve Farabi gibi sağlam iman sahibi dâhileri, uçurumdan uçuruma atmış, yalçın kayalıklardan aşağıya fırlatmış, bazı İslâm âlimleri bunlara, adi bir mümin derecesini ancak verirken, bazıları bunların imansız gittiğine hükmetmiştir.

    Şimdi ben size soruyorum. Bir antropolog veya bir biyolog, dünyanın her hangi bir köşesinde birkaç fosil bulduğunu, bu fosillerin insanın daha aşağı bir canlıdan evrimleştiğini gösterdiğini iddia etse, sizin bu iddianın doğru ve yanlışlığını tetkik etme imkânınız var mı? Cevabınız muhtemel “Yok” olacaktır. Bazı felsefeciler ve basın grubu da zaten böyle bir haber için can atıyor. Onlar hemen bunun doğruluğunu iddia edeceklerdir. Belki de o iddia, 20-30 sene sonra çürütülecektir. Peki, siz o zaman ne yapacaksınız? Hangi felsefecinin arkasından gideceksiniz.

    Burada kısaca şunu söylemek istiyorum. Şayet sizin imanınız felsefecilerin iddia ve delillerine göre şekillenecekse, siz daha işin başında bu davanızı kaybettiniz demektir. Çünkü şimdiye kadar hiçbir felsefecinin sözünü diğer bir felsefeci doğrulamamış ve tasdik etmemiştir. Mutlaka kendisi bir takım yorum ve iddia farklılıklarıyla ortaya çıkmıştır. Bunların büyük çoğunluğu hak ve hakikate ulaşamamışlardır. Sizi nasıl doğru yola ileteceklerdir.

    Siz madem şeytanı kabul ediyorsunuz, o zaman Allah’a da inanıyorsunuzdur. Peki, o zaman, sağlam bir imanı elde etmek için bu vadilerle ne işiniz var? İnsanın yaratılışı ve geçmişi hakkında on defa bu felsefecileri dinlediğiniz gibi, bir defa da Allah’ı dinleyin. Peygamberine kulak verin. Allah insanı en güzel şekilde ve doğrudan insan olarak yarattığını gayet açık şekilde beyan ediyor. O zaman bu konuda şeytan size niye vesvese versin ki. Felsefecilerin bu görüşlerini okuduğunuz zaman, “Bunlar henüz Allah’ın bildirdiği hakikatleri yakalayamamışlar. Çevresinde dolaşıyorlar” der, geçersiniz.

    Demek ki, burada işin ehli olmayanlar için esas mesele, kuvvetli ve delillere dayan sağlam bir imanı elde etmektir. Buna tahkiki iman da diyorlar. İman hakikatleriyle ilgi eserleri okuyup sağlam imanı elde ettikten sonra, sadece merakınızı gidermek için bu sahalarda seyahat edebilirsiniz. Yoksa sağlam imanla buraya gelmediğiniz sürece, ayağınızın kayması çok yüksek bir ihtimaldir. Bu gün olmasa yarın, size göre ciddi ve güya sağlam bir evrim delili önünüze sürerler. Hakikati olmayan bir safsata, size büyük bir delil olarak takdim edilebilir. O zaman uçuruma yuvarlanmanız kaçınılmaz olabilir.

    Bunun için vadilerde şeytan aramaktan vazgeçerek, Kur’an ve onun tefsirlerinin önüne diz çöküp, onlardaki yaratılış hakikatlerini anlamaya çalışalım..

    Prof. Dr. Adem Tatlı



  6. 25.Kasım.2011, 19:11
    3
    Silent and lonely rains
    Java ve Pekin Adamları’nın insanın geçmişiyle bir ilgisi yoktur. Bir sitede, 1939 yılında Ralph Von Koenigswald ve Franz Weidenrich tarafından bu fosillerin insana ait olduğu iddiası da doğrudur. Burada bir tarih hatası var. Java Adamı’nın Dubois tarafından takdimi, 1891 yılıdır. Dubois, Ralph Von Koenigswald ve Franz Weidenrich, insanın maymun soyundan geldiğine inanan ve bunu ispat etmeye gayret eden insanlardır.

    Dolayısıyla bu fosilleri insanın atası olarak takdim etmişlerdir. Sizin bahsettiğiniz yaratılışçı site bunu nazara vermiştir. Yoksa bu fosillerin insanın atası olduğunu değil.

    Fosilleri yaratılışçılar değil, ateist evrimciler çarpıttırıyor. Java Adamı (Pithecantropus erectus) olarak Dubois tarafından ileri sürülen fosillerin tamamı; biri büyük diğeri küçük iki azı dişi, yarım kafatası ve bir uyluk kemiğidir. Dubois, elindeki fosillerin Java Adamı’na ait olduğunu 1895 yılında Milletler arası zooloji kongresinde ileri sürdüğü zaman, İngiliz zoologları bu fosillerin insana, Almanlar insan benzeri maymuna, Fransızlar ise, ileri yapılı maymun ile insan arasında bir geçiş formuna ait olduğunu belirtmişlerdir.

    Fosil olarak elde bulunan bir veya iki azı dişi veya yarım kafatası parçasıdır. Hiçbir fosilin üzerinde doğrudan “bu insana aittir”, ya da “insan arası bir varlığa aittir” diye yazmaz. Herkes kendi inanış, düşünce kültür ve değer hükümlerine göre, bir değerlendirme yapmaktadır. Nitekim aynı fosili, farklı ülkeler farklı şekilde değerlendirmiştir.

    İşte Java Adamı’nı insanın atası olarak takdim eden Dubois kendisi, 30 yıl sonra, bu varlığın aslında büyük bir gibbon maymunu olduğunu itiraf etmiştir. (Howells, W. Mankind in the Making. Doubleday and Co.G arden City. N.Y.P. 1967. P.579-581)

    Dubois’in açıklaması Arkeoloji Ansiklopedisi’nde de yer aldı. Ansiklopedide şöyle diyordu: “Dubois’in önce ‘Dik yürüyen insan’ ismini verdiği statü, çok muhalefetle karşılaştı. Ama sonradan Dubois’in kendisi de fikrini değiştirip, bulduğu fosillerin büyük bir iri yapılı ape maymunu olduğunu söylemesine rağmen, bu kafatası genel bir kabul gördü.” (Cottrell, L. The Concise Encyclopedia Archeology. Hawthorn. New York. 1960. P.394)

    Koenigswald da Java Adamındaki büyük iki azı dişinin orangutana, küçük azı dişinin de insana ait olduğu kanaatindedir. Kafatasının da şempanze ve gibbonların kafa taslarına benzediğini belirtir. (Boule, M. and Valois, H.M: Fossil Man.The Dreyden Press. New York)

    Bütün bu değerlendirmelerden Java Adamı hakkında ne dememiz gerekir. Bunun insanın geçmişiyle bir ilgisi yoktur. Azı dişleri ve kalça kemiği farklı canlılara ait olup, kasti olarak insanın atası olarak takdim edilmiştir. Ama, gerek orta öğretim ve gerekse Yüksek öğretim kitaplarında bu varlık hala insanın maymun ile ortak atası olarak takdim edilmektedir.

    Şimdi bu konuyu kimin çarpıttığı ve farklı canlılara ait parçaları birleştirerek insanın atası olarak takdim edenin kimler olduğu her halde anlaşılıyor.

    Pekin Adamı’na gelince, o da 1921 yılında, kafatası ve dişler bir araya getirilerek insanın atası olarak takdim edildi. Pekin Adamı (Sinanthropus pekinensis) olarak ileriye sürülen fosillerin 1945 yılında Japonların, Pekin şehrini işgal ettiği zaman tahrip ettikleri ileri sürüldü. Şimdi bununla alakalı olarak elde sadece iki diş vardır.

    O’cconel ise, Japonların bu şehre girmediğini, kendisinin o tarihte elçi olarak o şehirde bulunduğunu belirtmektedir. O’cconel, Pekin Adamı’nı ortaya atanların ellerindeki fosiller gerçeği yansıtmadığı için, yine kendilerinin bu fosilleri imha ettiğini belirtmektedir (O’cconel, P. Science of Today and the Problems of Genesis. Hawthome, CA. 1969; Richard, M. Sattering the Myths of Darwinisms. Terc.İ. kapaklıkaya. Son Tartışmalar Işığında Darvinizm’in Mitleri. Gelenek yayıncılık)

    Bu iddiaları arttırmak mümkündür. En azından şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, fosiller konusu, özellikle insanın geçmişiyle ilgili olanlar, çok tartışmalıdır ve hemen tamamının, iddia edildiği gibi insanın atası olma gibi bir pozisyonları ve yapıları yoktur.

    Evrimci ateistlerin, insanın atasıyla ilgili en kuvvetli fosilleri ve delilleri Java Adamı’dır. Görüldüğü gibi, o fosilleri ileri sürenler bile bu işte hata ettiklerini belirttikleri halde, şimdiki evrimciler bu fosillerin yakasını bırakmıyorlar ve ders kitaplarında insanın atası olarak takdim ediyorlar. Bu fosil 1891 yılında gündeme geldi. Aradan tam 120 yıl geçmiş, hala insanın geçmişi ile ilgili ortaya ciddi bir delil konamadığı için, evrimciler bu fosille yatıp kalkıyorlar.

    Yaratılışçılar ise, insanın doğrudan insan olarak Allah tarafından en mükemmel şekilde yaratıldığını kabul ve ilan ediyorlar. Bunu da her zaman her yerde ve her mekânda ısrarla savunuyorlar ve ispat ediyorlar. Şimdi gerçekleri çarpıtan evrimciler mi, yoksa yaratılışçılar mı?

    Sorunuzun diğer kısmında da, şeytanın vesvese verip kafanızı karıştırmaması için ne yapmanız gerektiğini soruyorsunuz.

    Önce bir noktada anlaşalım. Siz bir paleontolojist misiniz? Antropolog musunuz? Biyolog musunuz? Yani, evrim sahasında görüş ileri sürenlerle mesleğiniz itibariyle görüş alış-verişinde mi bulunmak istiyorsunuz? Yoksa bu konularda ihtisası olmayan, sadece evrimcilerin ve yaratılışçıların insanın geçmişiyle ilgili ne söylediklerini öğrenerek ona göre iman etmek mi etmek istiyorsunuz?

    Şayet birinci gruba giriyorsanız, bir diyeceğimiz yok. Bu konuda her gün yeni bir görüş ileri sürülür. Siz de ona göre bir kanaat sahibi olursunuz. O zaman zaten şeytanın sizi yanlış yönlendirmesi gibi bir endişeniz olmaması gerekir. Çünkü bu konular, bu sahanın elemanları için bir iman meselesi olmaktan çok, bir fikir ve düşünce meselesidir.

    Şayet siz ikinci grupta iseniz, yani sadece buradan elde edeceğiniz bir takım hakikatlerle insanın geçmişini öğrenip ona göre iman etmek istiyorsanız, yanlış yoldasınız. Çünkü bu felsefî düşünce sahasına şimdiye kadar, zayıf imanla girip de sağlam imanla çıkan olmamıştır. Bu felsefî saha, ibni Sina ve Farabi gibi sağlam iman sahibi dâhileri, uçurumdan uçuruma atmış, yalçın kayalıklardan aşağıya fırlatmış, bazı İslâm âlimleri bunlara, adi bir mümin derecesini ancak verirken, bazıları bunların imansız gittiğine hükmetmiştir.

    Şimdi ben size soruyorum. Bir antropolog veya bir biyolog, dünyanın her hangi bir köşesinde birkaç fosil bulduğunu, bu fosillerin insanın daha aşağı bir canlıdan evrimleştiğini gösterdiğini iddia etse, sizin bu iddianın doğru ve yanlışlığını tetkik etme imkânınız var mı? Cevabınız muhtemel “Yok” olacaktır. Bazı felsefeciler ve basın grubu da zaten böyle bir haber için can atıyor. Onlar hemen bunun doğruluğunu iddia edeceklerdir. Belki de o iddia, 20-30 sene sonra çürütülecektir. Peki, siz o zaman ne yapacaksınız? Hangi felsefecinin arkasından gideceksiniz.

    Burada kısaca şunu söylemek istiyorum. Şayet sizin imanınız felsefecilerin iddia ve delillerine göre şekillenecekse, siz daha işin başında bu davanızı kaybettiniz demektir. Çünkü şimdiye kadar hiçbir felsefecinin sözünü diğer bir felsefeci doğrulamamış ve tasdik etmemiştir. Mutlaka kendisi bir takım yorum ve iddia farklılıklarıyla ortaya çıkmıştır. Bunların büyük çoğunluğu hak ve hakikate ulaşamamışlardır. Sizi nasıl doğru yola ileteceklerdir.

    Siz madem şeytanı kabul ediyorsunuz, o zaman Allah’a da inanıyorsunuzdur. Peki, o zaman, sağlam bir imanı elde etmek için bu vadilerle ne işiniz var? İnsanın yaratılışı ve geçmişi hakkında on defa bu felsefecileri dinlediğiniz gibi, bir defa da Allah’ı dinleyin. Peygamberine kulak verin. Allah insanı en güzel şekilde ve doğrudan insan olarak yarattığını gayet açık şekilde beyan ediyor. O zaman bu konuda şeytan size niye vesvese versin ki. Felsefecilerin bu görüşlerini okuduğunuz zaman, “Bunlar henüz Allah’ın bildirdiği hakikatleri yakalayamamışlar. Çevresinde dolaşıyorlar” der, geçersiniz.

    Demek ki, burada işin ehli olmayanlar için esas mesele, kuvvetli ve delillere dayan sağlam bir imanı elde etmektir. Buna tahkiki iman da diyorlar. İman hakikatleriyle ilgi eserleri okuyup sağlam imanı elde ettikten sonra, sadece merakınızı gidermek için bu sahalarda seyahat edebilirsiniz. Yoksa sağlam imanla buraya gelmediğiniz sürece, ayağınızın kayması çok yüksek bir ihtimaldir. Bu gün olmasa yarın, size göre ciddi ve güya sağlam bir evrim delili önünüze sürerler. Hakikati olmayan bir safsata, size büyük bir delil olarak takdim edilebilir. O zaman uçuruma yuvarlanmanız kaçınılmaz olabilir.

    Bunun için vadilerde şeytan aramaktan vazgeçerek, Kur’an ve onun tefsirlerinin önüne diz çöküp, onlardaki yaratılış hakikatlerini anlamaya çalışalım..

    Prof. Dr. Adem Tatlı






+ Yorum Gönder