Konusunu Oylayın.: Dürüst davranış özellikleri nelerdir yazarmısınız?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 19 kişi
Dürüst davranış özellikleri nelerdir yazarmısınız?
  1. 24.Kasım.2011, 20:04
    1
    Misafir

    Dürüst davranış özellikleri nelerdir yazarmısınız?






    Dürüst davranış özellikleri nelerdir yazarmısınız? Mumsema Dürüst davranış özellikleri nelerdir yazarmısınız?


  2. 24.Kasım.2011, 20:04
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 24.Kasım.2011, 20:48
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Dürüst davranış özellikleri nelerdir yazarmısınız?




    Dürüstlük

    Dürüstlük işte ve davranışlarda doğruluktan ayrılmamaktır
    Sözde, işte ve davranışlarda doğruluktan ayrılmamaktır Dürüstlük; insan onurunun ve sağlıklı bir toplum yapısının vazgeçilmez koşullarındandır Dürüstlük; insanı daima iyiliğe yöneltir ve onu ahlakını güzelleştirir İşçi olarak çalışıyorsak, işimizi dürüstçe yapmalı, yaptığımız işe hile karıştırmamalıyız İşveren isek, işçilerimizin emeklerinin karşılığını tam ve zamanında vermeliyiz Dürüst davranışlar, toplumda barış ve kardeşliği insanlar arasındaki güven duygusunu geliştirir, bu sayede toplum huzurlu ve mutlu olur

    Dürüstlük Meziyet Oldu

    Nevzat Tarhan

    İnsanlık tarihinde doğruluk düz bir çizgi gibi seyretmemiş, sinüzoidal bir eğri çizmiştir Doğruluğun yükseldiği dönemlerin arkasından eğrinin yükseldiği dönemler gelmiştir Günümüzde modernizmin ahlâkın güncelliğini kaldırması sonucu yalan prim yapan bir konuma oturdu Üçkâğıtçılığa açıkgözlülük denildiği, rüşvet yemeyen memura enayi gözüyle bakıldığı toplumsal kabul toplum bilimcilerini düşündürmelidir

    Eski Yunan medeniyetinde Ispartalılar “Yakalanmadıkça hırsızlık yapabilirsin” kuralını benimsemişlerdi Günümüzde böyle düşünen insanların gittikçe çoğalması toplumsal onay görmesi ilginçtir “Sözünde durmak, yalan söylememek, başkasının hakkına saygı göstermek” gibi semavî değerler bütün kutsal kitapların öngörüleridir Fareli Köyün Kavalcısı, Kırmızı Şapkalı Kız, Pamuk Prenses gibi çocuk hikayeleri bu değerleri topluma benimsetme çabasındadır Batı dünyası bu değerlere doğu dünyasından daha çok sahip çıkmaktadır İş hayatında, ticarî ahlâkta, aile içi yaşantıda kabul ve onay görmektedir Ancak bu değerlerden uzaklaşma bizim toplumumuzda olduğu gibi batı toplumunda da göze çarpar nitelik kazandı Ahlâkî yozlaşmanın durdurulmaması gelecek nesilleri tehdit etmektedir

    NORVEÇ ÖRNEĞİ

    Norveç, nüfusu 45 milyon olan refah düzeyi çok yüksek bir ülke İki kişiye bir otomobil düşüyor 1996 yılında bütçesi %7 fazlalık vermiş Yılda KiDap satışı 45 milyon adet Günlük toplam gazete tirajı 3 milyon gibi yüksek bir rakam Yani Türkiye’ye eşit Fakat insanlar mutlu değil Her 100 aileden 50’si boşanma yaşamış Doğan çocukların %52’si evlilik dışı Adi suçlar artmış; cinayetler, uyuşturucu kullanımı gittikçe artıyor İnsanlar zengin ama mutlu değil Çare olarak Norveç Meclisi “Manevî Değerler Komitesi” kuruyor Papaz kökenli bir başkan seçiyor
    Bu veriler sadece Norveç’te değil bütün Batıda dikkati çekiyor Batı medeniyetleri bu noktaya nasıl geldi? Batılı insan maddî alanda büyük başarılar kazandı Madde ve teknoloji imparatorluğu kuruldu Madde ve teknoloji bir amaç gibi sunuldu İnsanlar hayatlarında hedef ve menfaat olarak maddî zenginlikleri amaçladılar

    DESCARTES’IN ROLÜ
    Batının bu noktaya gelmesinde Descartes’ın düşünceyi dogmalaştırması ve Pozitivizm’i ideoloji yapmasının önemli rolü vardır Bu filozof, düşünce ile duygunun arasını açtı ve duygusal yaşantıyı akıl dışı ilân ederek reddedilmesini istedi Düşüncenin ürünü olan maddî başarı ve teknoloji kutsallaştı

    Akıl insanoğluna has çok kıymetli bir âlettir İnsanın daha az insan, daha çok insan olması daha az akıllı, daha çok akıllı olması ile paralel değildir Madde ve teknolojinin bizatihi özelliği tarafsızlığıdır İnsanı yüceltmeye veya canavarlaştırmaya hizmet edebilir Yumurtasını pişirmek için kasabayı yakan Neron, kendi ırkını yüceltmek için diğer ırkları yutan Hitler, Batı medeniyetinin acı meyveleri değil midir? “Kuvvet istilânın haklı sebebidir” sözü Hitler’in inandığı bir yalandı

    DUYGUSAL ZEKÂ KAVRAMI

    Son yıllarda EQ (Emotional Quation)’nun insan başarısında IQ (Intelligence Quation) kadar önemli olduğu üzerinde durulmaktadır Daha doğrusu EQ kavramı yeni keşfedildi Kişinin mantıkî zeka katsayısının yüksek olması, başarısında yeterli olmadığı, o kişinin duygusal zeka katsayısının da yüksek olmasının gerekli olduğu üzerinde durulmaktadır Böylece o kişi, kişiler arası ilişkilerde insanları daha çok etkileyebilmekte, ikna gücü artmaktadır

    Kısaca, Batı medeniyeti deneme-yanılma metodu ile Amerika’yı yeniden keşfetti Akıl gücü ve gönül gücünün beraberliğinde yürümeye yöneldi “Doğruya sadece akılla gidilir” sözü koca bir yalan olarak önümüzde sırıtmaya başladı

    BENCİLLİK YALAN İLİŞKİSİ

    Yalanın psikoloji kitaplarında bir tarifi vardır “Bencil bir takım sonuçlar elde etmek için bilerek ve isteyerek karşısındakini aldatmak” Günümüz medeniyetinde bencillikle bireysellik karıştırıldı İnsanlar özgür ve bağımsız olmak isterken sadece kendisi için çalışan bireyler ortaya çıktı Kendi çıkarını büyük topluluğun çıkarından önde tutan insan kendini dürüst olmak mecburiyetinde hissetmemeye başladı Çünkü dürüst olmak ona bir şey kazandırmıyor, işini zorlaştırıyordu

    DÜRÜSTLÜK YARATILIŞTAN DEĞİLDİR

    İnsanoğlu doğduğunda sonsuz iyi, sonsuz kötü olmaya açık olarak doğar Ergenlik dönemi kadar ailesinin ve toplumun daha sonrada kendi tercihlerine göre doğrular ve eğriler arasında yolunu çizer Dürüst bireyler için dürüstlüğün öğretilmesi gerekmektedir Yaratılıştan melek gibi masum insan hayat karşısında kendi haline bırakılırsa, bilinçaltındaki saldırganlık, bencillik, cinsellik gibi dürtülerin etkisi ile canavarlaşır Bu nedenle anne ve babaya büyük sorumluluklar düşmektedir

    DÜRÜSTLÜĞÜN ÇEŞİTLERİ

    Maddede dürüstlük: Başkasının hakkına saygı duymak, Duyguda Dürüstlük: Açık, samimi ve doğru olmak, Sözelde dürüstlük: Doğruyu söylemeyi başarmak, Davranışta dürüstlük: Başkalarını aldatmamaktır

    ÇOCUK NEDEN YALAN SÖYLER

    7 yaşına kadar çocukta gerçeklik duygusu gelişmemiştir Anne çocuğa “Bu senin değil, alma” dediğinde çocuk anlamaz, boş boş bakar Çünkü mülkiyet duygusu gelişmemiştir Her şeyin kendisine ait olacağını düşünür, doğuştan ben merkezcidir Hatta hırsızlık her çocuğun geçtiği bir süreçtir Kalem, silgi, para gibi her şeyi daha çok sahip olma duygusu ile toplar

    Anne ve babanın rolü burada önemlidir Yalanın, hırsızlığın yanlış olduğu çocuğa öğretilmelidir Vazoyu kıran çocuk elinde vazo parçaları varken ben kırmadım diyebilir Annenin aşırı tepkisi veya ilgisizliği çocuğun bu konudaki değerlerini oluşturacaktır

    Çocuk takdir edilmek, ilgi ve şefkat beklentisi için yalan söyleyebilir Cezadan kurtulmak veya suçu saklamak için, eleştiriden kaçmak için, olduğu gibi değil büyüklerin istediği gibi görünmek için yalan söyleyebilir Bazı çocuklarda çocuksu düşmanlık, kıskançlık duygusu da yalan söyletebilir Çocuğun yanlış ana-baba tutumlarına karşı tek silahı genelde yalan söyleme olmakta; yalan davranış kalıbı huy haline gelmektedir

    Bir gün büyük suç işleyen gencin id----- karar verilir İdam sehpasında gence son isteği sorulur O da annesinin dilini öpmek istediğini söyler Anne çağırılır Genç annesinin dilini öperken ısırır Sonra şöyle der: “Bana küçükken yalan söylemeyi öğrettin, ben de böyle oldum” Çocuğuna işine yarayacağı zaman yalan söyleyebileceği düşüncesini öğreten ve gösteren anne-baba çocuğun geleceğini şekillendirmiş olmaktadır Yalanı teşvik eden aile durumuna düşmemek amaç olmalıdır

    ÇOCUK TAKLİT-TEKRAR YÖNTEMİ İLE ÖĞRENİR:

    Sinemaya giden ana-baba diş hekimine gidiyorum derse, kapı çaldığında evvela çocuğuna yok dedirtirse o çocuk doğru bir genç olamaz
    Ahmet Bey 6 ve 7 yaşlarında iki oğlu ile bir gişeden geçiyorlar 6 yaşındaki çocuklar ücretsiz Baba gişe memuruna çocuğunun birinin yedi yaşında olduğunu söyleyip ödemesini yapıyor Gişe memuru “Siz söylemeseydiniz ben yaşlarını bilemezdim” diyor Baba “Ama onlar zaten biliyorlar” cevabını veriyor

    Yukarıdaki örnek doğruluğun vaaz veya konferans şeklinde anlatılması değil, yaşayarak, örnek olma dili ile anlatılması gerektiği mesajını vermektedir

    Ayşe evde oynarken tabağı kırdı Annesine karşı savunma olarak ben kırmadım diyordu Ama kırdığı her halinden belliydi Anne “Bak kızım bu tabağı sen kırmışsın, belli oluyor, ama şunu bil; doğru olmak, gerçekleri söylemek tabaktan daha önemlidir” der Böylece çocuğa doğruluğun erdemi örnek dili ile anlatılmış olur

    “Doğrulardan aç, eğrilerden tok görmedim” gibi değerli sözler, yalancıya insanların güvenmemesi gibi kötü sonuçlar çocuğun bilinçaltına işlenmelidir

    Görüldüğü gibi doğruluk, dürüstlük herkeste olması gereken özellikler ama öyle azaldı ki “Ne dürüst insan” diye parmakla göstermeye başladık


  4. 24.Kasım.2011, 20:48
    2
    Özel Üye



    Dürüstlük

    Dürüstlük işte ve davranışlarda doğruluktan ayrılmamaktır
    Sözde, işte ve davranışlarda doğruluktan ayrılmamaktır Dürüstlük; insan onurunun ve sağlıklı bir toplum yapısının vazgeçilmez koşullarındandır Dürüstlük; insanı daima iyiliğe yöneltir ve onu ahlakını güzelleştirir İşçi olarak çalışıyorsak, işimizi dürüstçe yapmalı, yaptığımız işe hile karıştırmamalıyız İşveren isek, işçilerimizin emeklerinin karşılığını tam ve zamanında vermeliyiz Dürüst davranışlar, toplumda barış ve kardeşliği insanlar arasındaki güven duygusunu geliştirir, bu sayede toplum huzurlu ve mutlu olur

    Dürüstlük Meziyet Oldu

    Nevzat Tarhan

    İnsanlık tarihinde doğruluk düz bir çizgi gibi seyretmemiş, sinüzoidal bir eğri çizmiştir Doğruluğun yükseldiği dönemlerin arkasından eğrinin yükseldiği dönemler gelmiştir Günümüzde modernizmin ahlâkın güncelliğini kaldırması sonucu yalan prim yapan bir konuma oturdu Üçkâğıtçılığa açıkgözlülük denildiği, rüşvet yemeyen memura enayi gözüyle bakıldığı toplumsal kabul toplum bilimcilerini düşündürmelidir

    Eski Yunan medeniyetinde Ispartalılar “Yakalanmadıkça hırsızlık yapabilirsin” kuralını benimsemişlerdi Günümüzde böyle düşünen insanların gittikçe çoğalması toplumsal onay görmesi ilginçtir “Sözünde durmak, yalan söylememek, başkasının hakkına saygı göstermek” gibi semavî değerler bütün kutsal kitapların öngörüleridir Fareli Köyün Kavalcısı, Kırmızı Şapkalı Kız, Pamuk Prenses gibi çocuk hikayeleri bu değerleri topluma benimsetme çabasındadır Batı dünyası bu değerlere doğu dünyasından daha çok sahip çıkmaktadır İş hayatında, ticarî ahlâkta, aile içi yaşantıda kabul ve onay görmektedir Ancak bu değerlerden uzaklaşma bizim toplumumuzda olduğu gibi batı toplumunda da göze çarpar nitelik kazandı Ahlâkî yozlaşmanın durdurulmaması gelecek nesilleri tehdit etmektedir

    NORVEÇ ÖRNEĞİ

    Norveç, nüfusu 45 milyon olan refah düzeyi çok yüksek bir ülke İki kişiye bir otomobil düşüyor 1996 yılında bütçesi %7 fazlalık vermiş Yılda KiDap satışı 45 milyon adet Günlük toplam gazete tirajı 3 milyon gibi yüksek bir rakam Yani Türkiye’ye eşit Fakat insanlar mutlu değil Her 100 aileden 50’si boşanma yaşamış Doğan çocukların %52’si evlilik dışı Adi suçlar artmış; cinayetler, uyuşturucu kullanımı gittikçe artıyor İnsanlar zengin ama mutlu değil Çare olarak Norveç Meclisi “Manevî Değerler Komitesi” kuruyor Papaz kökenli bir başkan seçiyor
    Bu veriler sadece Norveç’te değil bütün Batıda dikkati çekiyor Batı medeniyetleri bu noktaya nasıl geldi? Batılı insan maddî alanda büyük başarılar kazandı Madde ve teknoloji imparatorluğu kuruldu Madde ve teknoloji bir amaç gibi sunuldu İnsanlar hayatlarında hedef ve menfaat olarak maddî zenginlikleri amaçladılar

    DESCARTES’IN ROLÜ
    Batının bu noktaya gelmesinde Descartes’ın düşünceyi dogmalaştırması ve Pozitivizm’i ideoloji yapmasının önemli rolü vardır Bu filozof, düşünce ile duygunun arasını açtı ve duygusal yaşantıyı akıl dışı ilân ederek reddedilmesini istedi Düşüncenin ürünü olan maddî başarı ve teknoloji kutsallaştı

    Akıl insanoğluna has çok kıymetli bir âlettir İnsanın daha az insan, daha çok insan olması daha az akıllı, daha çok akıllı olması ile paralel değildir Madde ve teknolojinin bizatihi özelliği tarafsızlığıdır İnsanı yüceltmeye veya canavarlaştırmaya hizmet edebilir Yumurtasını pişirmek için kasabayı yakan Neron, kendi ırkını yüceltmek için diğer ırkları yutan Hitler, Batı medeniyetinin acı meyveleri değil midir? “Kuvvet istilânın haklı sebebidir” sözü Hitler’in inandığı bir yalandı

    DUYGUSAL ZEKÂ KAVRAMI

    Son yıllarda EQ (Emotional Quation)’nun insan başarısında IQ (Intelligence Quation) kadar önemli olduğu üzerinde durulmaktadır Daha doğrusu EQ kavramı yeni keşfedildi Kişinin mantıkî zeka katsayısının yüksek olması, başarısında yeterli olmadığı, o kişinin duygusal zeka katsayısının da yüksek olmasının gerekli olduğu üzerinde durulmaktadır Böylece o kişi, kişiler arası ilişkilerde insanları daha çok etkileyebilmekte, ikna gücü artmaktadır

    Kısaca, Batı medeniyeti deneme-yanılma metodu ile Amerika’yı yeniden keşfetti Akıl gücü ve gönül gücünün beraberliğinde yürümeye yöneldi “Doğruya sadece akılla gidilir” sözü koca bir yalan olarak önümüzde sırıtmaya başladı

    BENCİLLİK YALAN İLİŞKİSİ

    Yalanın psikoloji kitaplarında bir tarifi vardır “Bencil bir takım sonuçlar elde etmek için bilerek ve isteyerek karşısındakini aldatmak” Günümüz medeniyetinde bencillikle bireysellik karıştırıldı İnsanlar özgür ve bağımsız olmak isterken sadece kendisi için çalışan bireyler ortaya çıktı Kendi çıkarını büyük topluluğun çıkarından önde tutan insan kendini dürüst olmak mecburiyetinde hissetmemeye başladı Çünkü dürüst olmak ona bir şey kazandırmıyor, işini zorlaştırıyordu

    DÜRÜSTLÜK YARATILIŞTAN DEĞİLDİR

    İnsanoğlu doğduğunda sonsuz iyi, sonsuz kötü olmaya açık olarak doğar Ergenlik dönemi kadar ailesinin ve toplumun daha sonrada kendi tercihlerine göre doğrular ve eğriler arasında yolunu çizer Dürüst bireyler için dürüstlüğün öğretilmesi gerekmektedir Yaratılıştan melek gibi masum insan hayat karşısında kendi haline bırakılırsa, bilinçaltındaki saldırganlık, bencillik, cinsellik gibi dürtülerin etkisi ile canavarlaşır Bu nedenle anne ve babaya büyük sorumluluklar düşmektedir

    DÜRÜSTLÜĞÜN ÇEŞİTLERİ

    Maddede dürüstlük: Başkasının hakkına saygı duymak, Duyguda Dürüstlük: Açık, samimi ve doğru olmak, Sözelde dürüstlük: Doğruyu söylemeyi başarmak, Davranışta dürüstlük: Başkalarını aldatmamaktır

    ÇOCUK NEDEN YALAN SÖYLER

    7 yaşına kadar çocukta gerçeklik duygusu gelişmemiştir Anne çocuğa “Bu senin değil, alma” dediğinde çocuk anlamaz, boş boş bakar Çünkü mülkiyet duygusu gelişmemiştir Her şeyin kendisine ait olacağını düşünür, doğuştan ben merkezcidir Hatta hırsızlık her çocuğun geçtiği bir süreçtir Kalem, silgi, para gibi her şeyi daha çok sahip olma duygusu ile toplar

    Anne ve babanın rolü burada önemlidir Yalanın, hırsızlığın yanlış olduğu çocuğa öğretilmelidir Vazoyu kıran çocuk elinde vazo parçaları varken ben kırmadım diyebilir Annenin aşırı tepkisi veya ilgisizliği çocuğun bu konudaki değerlerini oluşturacaktır

    Çocuk takdir edilmek, ilgi ve şefkat beklentisi için yalan söyleyebilir Cezadan kurtulmak veya suçu saklamak için, eleştiriden kaçmak için, olduğu gibi değil büyüklerin istediği gibi görünmek için yalan söyleyebilir Bazı çocuklarda çocuksu düşmanlık, kıskançlık duygusu da yalan söyletebilir Çocuğun yanlış ana-baba tutumlarına karşı tek silahı genelde yalan söyleme olmakta; yalan davranış kalıbı huy haline gelmektedir

    Bir gün büyük suç işleyen gencin id----- karar verilir İdam sehpasında gence son isteği sorulur O da annesinin dilini öpmek istediğini söyler Anne çağırılır Genç annesinin dilini öperken ısırır Sonra şöyle der: “Bana küçükken yalan söylemeyi öğrettin, ben de böyle oldum” Çocuğuna işine yarayacağı zaman yalan söyleyebileceği düşüncesini öğreten ve gösteren anne-baba çocuğun geleceğini şekillendirmiş olmaktadır Yalanı teşvik eden aile durumuna düşmemek amaç olmalıdır

    ÇOCUK TAKLİT-TEKRAR YÖNTEMİ İLE ÖĞRENİR:

    Sinemaya giden ana-baba diş hekimine gidiyorum derse, kapı çaldığında evvela çocuğuna yok dedirtirse o çocuk doğru bir genç olamaz
    Ahmet Bey 6 ve 7 yaşlarında iki oğlu ile bir gişeden geçiyorlar 6 yaşındaki çocuklar ücretsiz Baba gişe memuruna çocuğunun birinin yedi yaşında olduğunu söyleyip ödemesini yapıyor Gişe memuru “Siz söylemeseydiniz ben yaşlarını bilemezdim” diyor Baba “Ama onlar zaten biliyorlar” cevabını veriyor

    Yukarıdaki örnek doğruluğun vaaz veya konferans şeklinde anlatılması değil, yaşayarak, örnek olma dili ile anlatılması gerektiği mesajını vermektedir

    Ayşe evde oynarken tabağı kırdı Annesine karşı savunma olarak ben kırmadım diyordu Ama kırdığı her halinden belliydi Anne “Bak kızım bu tabağı sen kırmışsın, belli oluyor, ama şunu bil; doğru olmak, gerçekleri söylemek tabaktan daha önemlidir” der Böylece çocuğa doğruluğun erdemi örnek dili ile anlatılmış olur

    “Doğrulardan aç, eğrilerden tok görmedim” gibi değerli sözler, yalancıya insanların güvenmemesi gibi kötü sonuçlar çocuğun bilinçaltına işlenmelidir

    Görüldüğü gibi doğruluk, dürüstlük herkeste olması gereken özellikler ama öyle azaldı ki “Ne dürüst insan” diye parmakla göstermeye başladık


  5. 24.Kasım.2011, 20:49
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Dürüst davranış özellikleri nelerdir yazarmısınız?

    Dürüstlük manevi bir yükümlülüktürYaradanımıza karşı sözümüzdürDaha peygamberlik gelmeden “emin” lakabıyla tanınan Peygamberimize(sav) bağlı olmanın gereğidirBu yüzden dürüstüğün seçiminden herkes kendisi sorumludurYani insan dürüst de olabilir,sahtekar daYetişme tarzımız elbet etkilidir ama kişi kendine çeki düzen vermek,dürüstlüğü hedeflemek zorundadırVe bunu yapabilir
    Bir kişinin itibarlı ve saygın oluşu dürüst olduğunu göstermezBu ikisi farklı şeylerdir,özellikle günümüzde böyledir

    -Dürüstlük,iki yüzlü olmamak demektirBirinin kendisi için bir yüz,başkaları için başka yüz takınıp,sonunda hangisinin gerçek olduğu konusunda dehşete düşmesi ne kötüdürDürüstlük tehlikeye atıldığında,kişi kendini tehlikeye atmış demektir

    -Dürüst kişiler yalan söylemeyi,gerçeklerin çarpıtılması olarak gördükleri için aldatıcı tavırlar içine girmezlerBunun yanında,başkalarını korumak amacıyla olayları çarpıtmayı da reddederlerKendi dünyalarının hakimi olduklarını,başkalarının da böyle olduğunu bilirler

    -Herkesin muhakkak yanlışları olacaktırAncak insanlara karşı açık olup,zaaflarını kabul edenlerin samimiyeti ve dürüstlüğü takdir edilecektirBöylece insanlar,böyle kişilerle daha rahat ilişki kuracaklardır

    -Dürüst olanlar verdikleri sözleri yerine getirirlerYapamayacakları vaatlerde bulunmazlarBir şeyi yapacaklarını söylediklerinde bunun için uğraşırlar

    -Başka insanların başarılı olmasına yardımcı olurlar,onların yollarını açarlarBaşkalarına destek verdiklerini açıkça söylerler

    -Dünyaya hizmet edilmek için değil,hizmet etmek için geldiklerini düşünürlerBaşkalarına,kendilerinden ve zamanlarından bir şeyler vererek ilgilenirler”İnsanların en hayırlısı,insanlara en çok faydası dokunandır”hadis-i şerifini kendilerine rehber edinirlerDürüst insanlar,alıcı olmaktan çok vericidirler

    -Prensipleri daima şudur:”Elimizdeki gücü insanlara yardım için kullanalımBu güç bize,ne kendi amaçlarımızı yerine getirmek,ne insanlara şov yapmak,ne de isim yapmak(şöhret) için verildiBu gücü kullanmanın tek adil yolu insanlara hizmet etmektir”

    -Dürüstlükten taviz vermezler ve hiçbir şey onları satın alamaz
    -Küçük şeyleri önemserlerKüçük ayrıntıda doğru davranırlarsa,ahlaki ve etik olarak da doğru yolda olacaklarını bilirler

    -Kendilerine yapılmasını istemedikleri bir şeyin,başkasına yapılmasına engel olurlar
    Dürüstlük en iyi dostumuz,en sadık arkadaşımızdırYalnız kaldığımızda,kendimizi dinlediğimizde, içimizi huzurla doldururAynı zamanda başkalarının bize güvenmesine imkan tanırGüven ise kişisel ve mesleki ilişkilerin iyi olmasında en önemli faktördür
    Dürüstlüğün aynı zamanda, mutluluk ve kendimizle barışık olmanın anahtarı olduğunu da unutmayalım
    Yalancının cezası kimsenin kendisine inanmayışı değil,asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır(Bernard Shaw)



  6. 24.Kasım.2011, 20:49
    3
    Silent and lonely rains
    Dürüstlük manevi bir yükümlülüktürYaradanımıza karşı sözümüzdürDaha peygamberlik gelmeden “emin” lakabıyla tanınan Peygamberimize(sav) bağlı olmanın gereğidirBu yüzden dürüstüğün seçiminden herkes kendisi sorumludurYani insan dürüst de olabilir,sahtekar daYetişme tarzımız elbet etkilidir ama kişi kendine çeki düzen vermek,dürüstlüğü hedeflemek zorundadırVe bunu yapabilir
    Bir kişinin itibarlı ve saygın oluşu dürüst olduğunu göstermezBu ikisi farklı şeylerdir,özellikle günümüzde böyledir

    -Dürüstlük,iki yüzlü olmamak demektirBirinin kendisi için bir yüz,başkaları için başka yüz takınıp,sonunda hangisinin gerçek olduğu konusunda dehşete düşmesi ne kötüdürDürüstlük tehlikeye atıldığında,kişi kendini tehlikeye atmış demektir

    -Dürüst kişiler yalan söylemeyi,gerçeklerin çarpıtılması olarak gördükleri için aldatıcı tavırlar içine girmezlerBunun yanında,başkalarını korumak amacıyla olayları çarpıtmayı da reddederlerKendi dünyalarının hakimi olduklarını,başkalarının da böyle olduğunu bilirler

    -Herkesin muhakkak yanlışları olacaktırAncak insanlara karşı açık olup,zaaflarını kabul edenlerin samimiyeti ve dürüstlüğü takdir edilecektirBöylece insanlar,böyle kişilerle daha rahat ilişki kuracaklardır

    -Dürüst olanlar verdikleri sözleri yerine getirirlerYapamayacakları vaatlerde bulunmazlarBir şeyi yapacaklarını söylediklerinde bunun için uğraşırlar

    -Başka insanların başarılı olmasına yardımcı olurlar,onların yollarını açarlarBaşkalarına destek verdiklerini açıkça söylerler

    -Dünyaya hizmet edilmek için değil,hizmet etmek için geldiklerini düşünürlerBaşkalarına,kendilerinden ve zamanlarından bir şeyler vererek ilgilenirler”İnsanların en hayırlısı,insanlara en çok faydası dokunandır”hadis-i şerifini kendilerine rehber edinirlerDürüst insanlar,alıcı olmaktan çok vericidirler

    -Prensipleri daima şudur:”Elimizdeki gücü insanlara yardım için kullanalımBu güç bize,ne kendi amaçlarımızı yerine getirmek,ne insanlara şov yapmak,ne de isim yapmak(şöhret) için verildiBu gücü kullanmanın tek adil yolu insanlara hizmet etmektir”

    -Dürüstlükten taviz vermezler ve hiçbir şey onları satın alamaz
    -Küçük şeyleri önemserlerKüçük ayrıntıda doğru davranırlarsa,ahlaki ve etik olarak da doğru yolda olacaklarını bilirler

    -Kendilerine yapılmasını istemedikleri bir şeyin,başkasına yapılmasına engel olurlar
    Dürüstlük en iyi dostumuz,en sadık arkadaşımızdırYalnız kaldığımızda,kendimizi dinlediğimizde, içimizi huzurla doldururAynı zamanda başkalarının bize güvenmesine imkan tanırGüven ise kişisel ve mesleki ilişkilerin iyi olmasında en önemli faktördür
    Dürüstlüğün aynı zamanda, mutluluk ve kendimizle barışık olmanın anahtarı olduğunu da unutmayalım
    Yalancının cezası kimsenin kendisine inanmayışı değil,asıl kendisinin kimseye inanmayışıdır(Bernard Shaw)






+ Yorum Gönder