Konusunu Oylayın.: Hamd ve Şükür ile ilgili makale

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hamd ve Şükür ile ilgili makale
  1. 23.Kasım.2011, 21:11
    1
    Misafir

    Hamd ve Şükür ile ilgili makale






    Hamd ve Şükür ile ilgili makale Mumsema teşekkür ediyorum.


  2. 23.Kasım.2011, 21:11
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 25.Kasım.2011, 20:08
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Hamd ve Şükür ile ilgili makale




    ALLAH’A HAMD VE ŞÜKÜR

    Muhterem Mü’minler!
    İnsanın yaratılış gaye ve hikmetlerinden en önemlisi insan olmanın icaplarını yerine getirebilmektir Bunun en güzel ifade tarzlarından birisi de Allah’ın verdiği nimetler için hamd ve şükür görevini îfâya çalışmaktır
    Türkçe’mizde övmek yüceltmek gibi manalara gelen hamd kendilerine ikram ettiği maddî ve manevî nimetler için insanların Allah’a şükranlarını ve minnettarlıklarını arz etmesi demektir Â’râf sûresinin 43 ayetinde bu husus şöyle açıklanmaktadır: “Bizi buna (cennete) eriştiren Allah’a hamdolsun Şayet Allah bizi doğruya iletmeseydi bizler doğruyu bulamazdık” [1]
    Yüce Kitabımızın ilk sûresi Fatiha’nın “Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” [2] mealindeki ayet ile başlaması Rabbi ile kulu arasında hamd ile şükrün mânevî bir bağ olduğunu göstermektedir Bu sûre’nin “O Rahmandır Rahimdir Mükâfât ve ceza gününün sahibidir” [3] meâlindeki 3 ve 4 ayetleri ise Yüce Allah’ın rahmetine sığınmamızın ve hesap günü için hazırlıklı olmamızın gerektiğini bize hatırlatır Kur’an-ı Kerim’in özeti olarak nitelendirilen ve Alemlerin Rabbi Allah’a hamd ile başlayan Fatiha sûresi’nin “Allahım ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz Bizi doğru yola ni’met verdiğin kimselerin yoluna ilet Gazaba uğramışların ve şaşırmışların yoluna değil” [4] meâlindeki son âyetlerinde sadece Allah’a ibadet edileceği yardım ve hidayetin yalnız Allah’tan isteneceği kesin olarak belirtilmekte ve tevhîd inancından sapılmaması için dua edilmesi gerektiği çok vecîz bir üslûp ile vurgulanmaktadır
    Değerli Mü’minler!
    Görüldüğü üzere Yaratan ile yaratılanlar arasında hamd büyük bir mânevi bağdır İsrâ sûresi’nin 44 ayetinde “O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız” [5] buyurulmakta ve
    Kur’an-ı Kerim’in kırktan fazla ayetinde Yaratıcı ile yaratılmışlar arasında hamd ve şükür alakası bulunduğu açıklanmaktadır
    Öyle ise Yüce Allah’ın verdiği nimetlerden yararlanan her insanın vicdanında bir minnetarlık ve şükran hissinin uyanması gerekir Bu hissin ifadesi olan hamd ve şükür hem sözle hem de fiilî olarak yerine getirilmelidir Nitekim Sevgili Peygamberimiz “Her şeyin bir zekâtı vardır bedenin zekâtı da oruçtur” [6] buyurarak her nimetin söz ve fiille yapılan bir şükrü bir zekatı olduğuna işaret etmişlerdir O halde Allah’ın verdiği nimetlere şükür için sadece “Çok şükür hamdolsun” demek yeterli olmaz Çünkü sözle yapılan hamd ve şükrün fiilen de yapılması ve ispat edilmesi gerekir
    Aziz Müslümanlar!
    Allah’a hamd ile başlayan yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in hamd’i tavsiye eden şu ayet-i kerimesiyle hutbemi bitiriyorum: “Cennet ehlinin oradaki duaları “Allah’ım! Sen her türlü noksanlıklardan münezzehsin” dirlik temennileri “selam” ve onların dualarının sonu ise “Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun” sözüdür”[7]


    [1] A’râf7/43

    [2] Fatiha1/2

    [3] Fatiha1/34

    [4] Fatiha1/567

    [5] İsrâ17/44

    [6] İbn Mace 1745

    [7] Yunus10/10



    TEK ÖVGÜYE LAYIK OLAN YÜCE ALLAH’A ÖVGÜ

    Doyuran, yediren herşeyden esirgeyen ve koruyan ALLAH’ın ası ile başlarım.
    İşte tek ilah, yüce Rab yüce ALLAH eşsiz yaratan yaratıcısı, Ulular Ulusu, Yüceler Yücesi Hak…
    Çok Yücedir zatları çok temiz, herşeyi gizliden açığa tecelli yolu ile akın edince her şey belli oldu. Zatı tekten de tek tüm sıfatlarını özünde toplamış tecelli ile zatının akışına isimleri birer temaşe yeri olmuştur….
    Celal sıfatının derinliği, enginliği, büyüklüğü dünya yüzünde hiç bir aklın alamıyacağı kadar kutsaldır. Saltanat makamı çok mükemmel ve çok yücedir. Yüce ALLAH‘ın mükemmeliğine bu varlıkların her biri bir belgedir. Dünya alemi ahiret alemi cemal sıfatının güzeliklerine birer aynadır. Odur açığı bilen gizliyi gören çok güçlü ve olağan üstü Yaratıcı Mevla…
    ALLAH‘ın Yüce katında tüm kuruntular, anlayışlar, kuruntular, şaşkın özü akılla kavranmaktan yana olabildiğince yüceliğe sahiptir. Bunlarla onun katına Yüce zatı’na erişilemez.
    Kainatın tastamamını modelsiz hiç bir alete ihtiyaç duymadan yarattı, daha sonra da bunları zatının birliğine, varlığına çürütülmez deliller eyledi. Yardım onun, üstünlük onun rahmet, onun cömertlik, onun görünmeyen gizli alemler onun, dünya alemi onun, ahiret alemi onundur…
    Zat, fiil, sıfat ölcüsünü dile getiren FERDANİYET vasfını aldığından ona sonsuz hamd olsun sayının da ötesinde tekliğini anlatan VAHDANİYET makamına sahip olduğundan satına her an şükürler edilmeye ondan daha layıkı yok yoktur…
    YÜCE ALLAH’A SONSUZ HAMD OLSUN SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN…


  4. 25.Kasım.2011, 20:08
    2
    Özel Üye



    ALLAH’A HAMD VE ŞÜKÜR

    Muhterem Mü’minler!
    İnsanın yaratılış gaye ve hikmetlerinden en önemlisi insan olmanın icaplarını yerine getirebilmektir Bunun en güzel ifade tarzlarından birisi de Allah’ın verdiği nimetler için hamd ve şükür görevini îfâya çalışmaktır
    Türkçe’mizde övmek yüceltmek gibi manalara gelen hamd kendilerine ikram ettiği maddî ve manevî nimetler için insanların Allah’a şükranlarını ve minnettarlıklarını arz etmesi demektir Â’râf sûresinin 43 ayetinde bu husus şöyle açıklanmaktadır: “Bizi buna (cennete) eriştiren Allah’a hamdolsun Şayet Allah bizi doğruya iletmeseydi bizler doğruyu bulamazdık” [1]
    Yüce Kitabımızın ilk sûresi Fatiha’nın “Hamd alemlerin Rabbi Allah’a mahsustur” [2] mealindeki ayet ile başlaması Rabbi ile kulu arasında hamd ile şükrün mânevî bir bağ olduğunu göstermektedir Bu sûre’nin “O Rahmandır Rahimdir Mükâfât ve ceza gününün sahibidir” [3] meâlindeki 3 ve 4 ayetleri ise Yüce Allah’ın rahmetine sığınmamızın ve hesap günü için hazırlıklı olmamızın gerektiğini bize hatırlatır Kur’an-ı Kerim’in özeti olarak nitelendirilen ve Alemlerin Rabbi Allah’a hamd ile başlayan Fatiha sûresi’nin “Allahım ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz Bizi doğru yola ni’met verdiğin kimselerin yoluna ilet Gazaba uğramışların ve şaşırmışların yoluna değil” [4] meâlindeki son âyetlerinde sadece Allah’a ibadet edileceği yardım ve hidayetin yalnız Allah’tan isteneceği kesin olarak belirtilmekte ve tevhîd inancından sapılmaması için dua edilmesi gerektiği çok vecîz bir üslûp ile vurgulanmaktadır
    Değerli Mü’minler!
    Görüldüğü üzere Yaratan ile yaratılanlar arasında hamd büyük bir mânevi bağdır İsrâ sûresi’nin 44 ayetinde “O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur fakat siz onların tesbihini anlayamazsınız” [5] buyurulmakta ve
    Kur’an-ı Kerim’in kırktan fazla ayetinde Yaratıcı ile yaratılmışlar arasında hamd ve şükür alakası bulunduğu açıklanmaktadır
    Öyle ise Yüce Allah’ın verdiği nimetlerden yararlanan her insanın vicdanında bir minnetarlık ve şükran hissinin uyanması gerekir Bu hissin ifadesi olan hamd ve şükür hem sözle hem de fiilî olarak yerine getirilmelidir Nitekim Sevgili Peygamberimiz “Her şeyin bir zekâtı vardır bedenin zekâtı da oruçtur” [6] buyurarak her nimetin söz ve fiille yapılan bir şükrü bir zekatı olduğuna işaret etmişlerdir O halde Allah’ın verdiği nimetlere şükür için sadece “Çok şükür hamdolsun” demek yeterli olmaz Çünkü sözle yapılan hamd ve şükrün fiilen de yapılması ve ispat edilmesi gerekir
    Aziz Müslümanlar!
    Allah’a hamd ile başlayan yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in hamd’i tavsiye eden şu ayet-i kerimesiyle hutbemi bitiriyorum: “Cennet ehlinin oradaki duaları “Allah’ım! Sen her türlü noksanlıklardan münezzehsin” dirlik temennileri “selam” ve onların dualarının sonu ise “Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun” sözüdür”[7]


    [1] A’râf7/43

    [2] Fatiha1/2

    [3] Fatiha1/34

    [4] Fatiha1/567

    [5] İsrâ17/44

    [6] İbn Mace 1745

    [7] Yunus10/10



    TEK ÖVGÜYE LAYIK OLAN YÜCE ALLAH’A ÖVGÜ

    Doyuran, yediren herşeyden esirgeyen ve koruyan ALLAH’ın ası ile başlarım.
    İşte tek ilah, yüce Rab yüce ALLAH eşsiz yaratan yaratıcısı, Ulular Ulusu, Yüceler Yücesi Hak…
    Çok Yücedir zatları çok temiz, herşeyi gizliden açığa tecelli yolu ile akın edince her şey belli oldu. Zatı tekten de tek tüm sıfatlarını özünde toplamış tecelli ile zatının akışına isimleri birer temaşe yeri olmuştur….
    Celal sıfatının derinliği, enginliği, büyüklüğü dünya yüzünde hiç bir aklın alamıyacağı kadar kutsaldır. Saltanat makamı çok mükemmel ve çok yücedir. Yüce ALLAH‘ın mükemmeliğine bu varlıkların her biri bir belgedir. Dünya alemi ahiret alemi cemal sıfatının güzeliklerine birer aynadır. Odur açığı bilen gizliyi gören çok güçlü ve olağan üstü Yaratıcı Mevla…
    ALLAH‘ın Yüce katında tüm kuruntular, anlayışlar, kuruntular, şaşkın özü akılla kavranmaktan yana olabildiğince yüceliğe sahiptir. Bunlarla onun katına Yüce zatı’na erişilemez.
    Kainatın tastamamını modelsiz hiç bir alete ihtiyaç duymadan yarattı, daha sonra da bunları zatının birliğine, varlığına çürütülmez deliller eyledi. Yardım onun, üstünlük onun rahmet, onun cömertlik, onun görünmeyen gizli alemler onun, dünya alemi onun, ahiret alemi onundur…
    Zat, fiil, sıfat ölcüsünü dile getiren FERDANİYET vasfını aldığından ona sonsuz hamd olsun sayının da ötesinde tekliğini anlatan VAHDANİYET makamına sahip olduğundan satına her an şükürler edilmeye ondan daha layıkı yok yoktur…
    YÜCE ALLAH’A SONSUZ HAMD OLSUN SONSUZ ŞÜKÜRLER OLSUN…





+ Yorum Gönder