Konusunu Oylayın.: Vahiy hakkında bildiklerim doğrumudur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Vahiy hakkında bildiklerim doğrumudur?
  1. 20.Kasım.2011, 22:21
    1
    Misafir

    Vahiy hakkında bildiklerim doğrumudur?






    Vahiy hakkında bildiklerim doğrumudur? Mumsema Vahiy, Allah tarafından geldiğine dair kat`î bir bilgi ve itmi`nan ile beraber, vasıtalı veya vasıtasız olarak peygamberlerin ruhunda (kalbinde) bulduğu bir bilgi ve marifettir Peygamberler Allah`tan aldıkları hüküm ve hakikatları vahiy yoluyla alırlar Peygamberlerin hepsi de Allah`ın vahyine muhatap olmuşlardır Vahyin de pek çok çeşitleri ve mertebeleri vardır: Vahyin en yaygın şekli, vahiy meleği olan Cebrâil (as) vasıtasıyla peygamberlere İlâhî hükümlerin bildirilmesi, tebliğ edilmesidir Kur`an`ın indirilişi böyle olmuştur Cebrâil`in (as) vahyi getirmesinin de çeşitleri vardır Melek, aslî hüviyeti ile peygambere görüneceği gibi, insan suretine girerek de gelir ve vahiy getirir Bâzan da hiç görünmeden çan sesi veya arı vızıltısı gibi bir sesle gelir ve vahyi peygamberin kalbine bırakır Bâzan da Allah Teâlâ emir ve hükümlerini vasıtasız, doğrudan doğruya peygamberine söyler ve işittirir
    Tûr dağında Mûsâ`nın (as) ve Mi`rac`da Peygamberimizin
    vahyi doğrudan doğruya Allah`tan almaları gibi


  2. 20.Kasım.2011, 22:21
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Vahiy, Allah tarafından geldiğine dair kat`î bir bilgi ve itmi`nan ile beraber, vasıtalı veya vasıtasız olarak peygamberlerin ruhunda (kalbinde) bulduğu bir bilgi ve marifettir Peygamberler Allah`tan aldıkları hüküm ve hakikatları vahiy yoluyla alırlar Peygamberlerin hepsi de Allah`ın vahyine muhatap olmuşlardır Vahyin de pek çok çeşitleri ve mertebeleri vardır: Vahyin en yaygın şekli, vahiy meleği olan Cebrâil (as) vasıtasıyla peygamberlere İlâhî hükümlerin bildirilmesi, tebliğ edilmesidir Kur`an`ın indirilişi böyle olmuştur Cebrâil`in (as) vahyi getirmesinin de çeşitleri vardır Melek, aslî hüviyeti ile peygambere görüneceği gibi, insan suretine girerek de gelir ve vahiy getirir Bâzan da hiç görünmeden çan sesi veya arı vızıltısı gibi bir sesle gelir ve vahyi peygamberin kalbine bırakır Bâzan da Allah Teâlâ emir ve hükümlerini vasıtasız, doğrudan doğruya peygamberine söyler ve işittirir
    Tûr dağında Mûsâ`nın (as) ve Mi`rac`da Peygamberimizin
    vahyi doğrudan doğruya Allah`tan almaları gibi


    Benzer Konular

    - Vahiy Katipleri hakkında soru - Vahiy Katiplerinin Başkanı Kimdir?

    - Vahiy kelimesinin anlamı nedir vahiy meleği hangisidir

    - Vahiy nedir ? vahiy hakkında ansiklopedik bilgi istiyorum

    - Vahiy ile ilham arasında fark var mıdır? Herkese vahiy gelebilir mi?

    - Okunan Vahiy “Kur’an” Ve Vahiy Pratiğinde Namaz (salat)

  3. 20.Kasım.2011, 23:02
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Vahiy hakkında bildiklerim doğrumudur?




    VAHİY ;
    Kur'an-ı Kerim, yeri göğü yaratan, ins ü cinni var eden, âlemlerin rabbi Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin kelâm-ı kadîmidir. Bu bakımdan son derece önemlidir, konu son derecede ciddîdir.

    Allah-u Teâlâ Hazretleri lütfuyla, keremiyle, rahmetiyle, insanoğlunu yarattığı zamandan beri rehbersiz, irşadsız bırakmamıştır. İlk insan Adem Aleyhisselam, aynı zamanda ilk peygamberdir.

    Asırlar boyunca insanoğulları var oldukça, yaşadıkça, onlar doğru yolu görsünler, bulsunlar, iyi kulluk yapsınlar; birbirleriyle insânî münâsebetleri güzel olsun, hem dünyaları hem ahiretleri ma'mur olsun diye, Allah-u Teâlâ Hazretleri nice mübarek kullarını, seçkin kullarını, yüksek kullarını, pür-nûr kullarını peygamber göndermiştir. Bu peygamberlerin sonuncusu ahir zaman peygamberi, efendimiz, serverimiz, önderimiz Muhammed-i Mustafâ Sallallahu Aleyhi Vesellem'dir.

    Asırlar boyu nice peygamberler gönderen Allah-u Teâlâ Hazretleri, en son peygamber olarak, ahir zaman peygamberi olarak Peygamber-i Zîşânımızı göndermiş ve bundan önceki peygamberlere inen melekler ona da inerek, vahiy yoluyla Allah'ın emirlerini, yasaklarını getirmiştir.

    İşte bu çeşitli vahiy şekilleriyle, Cebrâil (AS) vasıtasıyla peygamberimiz, ahir zaman nebîsi Muhammed-i Mustafâ Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz'e de Kur'an-ı Kerim'i zümre zümre, küme küme 23 yılda, Allah-u Teâlâ Hazretleri indirmiştir. Bugün bizim kullandığımız milâdî tarihe vuracak olursak, 610 tarihinden Efendimiz'in vefat ettiği 632 tarihine kadar, Kur'an-ı Kerim'in inmesi devam etmiştir.

    Böylece vahyin şiddetine dayanılması, Efendimiz'in gönlünün kuvvetlenmesi, hükümlerinin, konularının iyi anlaşılması, ayetlerinin ezberlenmesi ve hayata geçirilip uygulanması da kolay olmuştur. 23 yılda indirilmesi büyük bir hikmettir.

    Tabii hemen hatırlatalım, 610'la 632 arası 22 eder ama, milâdî sene ile hicrî sene arasında fark olduğundan, birisi 365 gün diğeri 354 gün oduğundan, 11 günlük fark böyle senelerce birikince, ikisi arasında yıl farkı meydana getiriyor. Hicrî 23 yılda indirilmiş, yâni 40 yaşında peygamberlik gelmiş, 63 yaşında irtihâl-ı dâr-ı bekâ eyleyinceye kadar vahiy devam etmiştir.

    Biliyorsunuz vahiy denilen olay, başkalarının da görebildiği, hissedebildiği, insanın duyularını zorlayan şiddetli bir olaydır. Vahiy geldiği zaman Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz'e, arı vızılıtısına benzeyen bir ses duyulurdu. Bunları bilmek önemli, zamanımızın insanları bunları daha iyi anlarlar.

    Peygamber Efendimiz'e değişik bir hal gelirdi, terlerdi. Mübarek terleri anlında boncuk boncuk görünürdü. Devenin üzerinde iken vahiy gelse, deve bu vahye dayanamaz ve çökmek zorunda kalırdı. O dayanıklı, kuvvetli çöl hayvanı deve yere çökerdi. Peygamber Efendimiz ashabı ile topluca sıkışık bir vaziyette otururken vahiy geldi. O zaman Peygamber Efendimiz'in dizinin değdiği bir kişi çok ızdırab çekti ve sanki dizi ezilecek, dağılacak, parçalanacak gibi oldu.

    Yâni bu vahiy denilen, Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin Cebrâil AS'la Peygamber Efendimiz'e gönderdiği ahkâmın gelişi, böyle çevreyi de etkileyebilen bir şekilde olurdu, görülebilen bir şekilde olurdu.

    Prof. Dr. M. Es’ad Coşan



  4. 20.Kasım.2011, 23:02
    2
    Silent and lonely rains



    VAHİY ;
    Kur'an-ı Kerim, yeri göğü yaratan, ins ü cinni var eden, âlemlerin rabbi Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin kelâm-ı kadîmidir. Bu bakımdan son derece önemlidir, konu son derecede ciddîdir.

    Allah-u Teâlâ Hazretleri lütfuyla, keremiyle, rahmetiyle, insanoğlunu yarattığı zamandan beri rehbersiz, irşadsız bırakmamıştır. İlk insan Adem Aleyhisselam, aynı zamanda ilk peygamberdir.

    Asırlar boyunca insanoğulları var oldukça, yaşadıkça, onlar doğru yolu görsünler, bulsunlar, iyi kulluk yapsınlar; birbirleriyle insânî münâsebetleri güzel olsun, hem dünyaları hem ahiretleri ma'mur olsun diye, Allah-u Teâlâ Hazretleri nice mübarek kullarını, seçkin kullarını, yüksek kullarını, pür-nûr kullarını peygamber göndermiştir. Bu peygamberlerin sonuncusu ahir zaman peygamberi, efendimiz, serverimiz, önderimiz Muhammed-i Mustafâ Sallallahu Aleyhi Vesellem'dir.

    Asırlar boyu nice peygamberler gönderen Allah-u Teâlâ Hazretleri, en son peygamber olarak, ahir zaman peygamberi olarak Peygamber-i Zîşânımızı göndermiş ve bundan önceki peygamberlere inen melekler ona da inerek, vahiy yoluyla Allah'ın emirlerini, yasaklarını getirmiştir.

    İşte bu çeşitli vahiy şekilleriyle, Cebrâil (AS) vasıtasıyla peygamberimiz, ahir zaman nebîsi Muhammed-i Mustafâ Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz'e de Kur'an-ı Kerim'i zümre zümre, küme küme 23 yılda, Allah-u Teâlâ Hazretleri indirmiştir. Bugün bizim kullandığımız milâdî tarihe vuracak olursak, 610 tarihinden Efendimiz'in vefat ettiği 632 tarihine kadar, Kur'an-ı Kerim'in inmesi devam etmiştir.

    Böylece vahyin şiddetine dayanılması, Efendimiz'in gönlünün kuvvetlenmesi, hükümlerinin, konularının iyi anlaşılması, ayetlerinin ezberlenmesi ve hayata geçirilip uygulanması da kolay olmuştur. 23 yılda indirilmesi büyük bir hikmettir.

    Tabii hemen hatırlatalım, 610'la 632 arası 22 eder ama, milâdî sene ile hicrî sene arasında fark olduğundan, birisi 365 gün diğeri 354 gün oduğundan, 11 günlük fark böyle senelerce birikince, ikisi arasında yıl farkı meydana getiriyor. Hicrî 23 yılda indirilmiş, yâni 40 yaşında peygamberlik gelmiş, 63 yaşında irtihâl-ı dâr-ı bekâ eyleyinceye kadar vahiy devam etmiştir.

    Biliyorsunuz vahiy denilen olay, başkalarının da görebildiği, hissedebildiği, insanın duyularını zorlayan şiddetli bir olaydır. Vahiy geldiği zaman Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem Efendimiz'e, arı vızılıtısına benzeyen bir ses duyulurdu. Bunları bilmek önemli, zamanımızın insanları bunları daha iyi anlarlar.

    Peygamber Efendimiz'e değişik bir hal gelirdi, terlerdi. Mübarek terleri anlında boncuk boncuk görünürdü. Devenin üzerinde iken vahiy gelse, deve bu vahye dayanamaz ve çökmek zorunda kalırdı. O dayanıklı, kuvvetli çöl hayvanı deve yere çökerdi. Peygamber Efendimiz ashabı ile topluca sıkışık bir vaziyette otururken vahiy geldi. O zaman Peygamber Efendimiz'in dizinin değdiği bir kişi çok ızdırab çekti ve sanki dizi ezilecek, dağılacak, parçalanacak gibi oldu.

    Yâni bu vahiy denilen, Allah-u Teâlâ Hazretleri'nin Cebrâil AS'la Peygamber Efendimiz'e gönderdiği ahkâmın gelişi, böyle çevreyi de etkileyebilen bir şekilde olurdu, görülebilen bir şekilde olurdu.

    Prof. Dr. M. Es’ad Coşan






+ Yorum Gönder