Konusunu Oylayın.: Karı koca hakları

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Karı koca hakları
  1. 19.Kasım.2011, 16:35
    1
    Misafir

    Karı koca hakları

  2. 19.Kasım.2011, 18:18
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: karı koca hakları




    KARI KOCA HAKLARI
    1. Kadınların kocalarına karşı vazifeleri
    Bir Arap müslüman olmuş ve Rasûlüllah Efendimiz’den imanı daha kuvvetli olması için bir mucize göstermesini istemiş. Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem Hazretleri de:
    —Ne istiyorsun? diye sormuş.
    O da:
    —Şu ağacın buraya gelmesini istiyorum demiş.
    Sallallàhü Aleyhi ve Sellem Hazretleri de:
    —Git onu çağır, demiş.
    Â’râbî gitmiş ağaca: “Seni Rasûlüllah istiyor, ona icabet eyle” deyince, ağaç sağa sola eğile eğile köklerini koparıp Rasûlüllahm huzuruna gelmiş. Â’râbî, “Kâfi kâfi, yeter yeter!” deyince yine yerine gitmesi emrolunmuş. O da evvelce geldiği gibi yerine gidip yerleşmiş. Bu sefer Ârâbî: “Ya Rasûlüllah, müsaade et de ben de senin başını ve ayaklarını öpeyim” demiş ve öpmüş. Ârâbî tekrar rica etmiş ki:
    —Sana secde etmeme müsaade etmez misiniz?
    Buyurmuşlar ki
    —Bana secde etme. Halktan kimse kimseye secde etmesin. Eğer ben bir kimseye secde etmeyi emretmiş olsaydım, hakkına tâzimen, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.

    a. Kocaya itaat etmek
    Bir kadın Rasûlullâh’a gelmiş. “Kocanın kadın üzerindeki hakları nelerdir” diye sormuş. Rasûlüllah SAS de “Semerli deve üzerinde olsa dahi kocası davet ettiği zaman nefsini ondan menetmeye, ondan izinsiz bir gün bile oruç tutmaya, ancak Ramazan müstesna.Eğer izinsiz oruç tutarsa sevabı kocaya, günahı da hanıma. Ve evinden ondan izinsiz çıkmaya. Eğer nefsine uyup çıkarsa, evine dönünceye kadar rahmet melekleri de azap melekleri de ona lanet ederler. Kadının kıyamet gününde ilk sorgusu namazdan, sonra da koca hakkından olacaktır. Herhangi bir kadın kocasının evinden kaçarsa evine dönünceye kadar namazları kabul olmaz ve elini kocasının elinin üstüne kor ve istediğini işle diye özür diler. Sonra kadın, kocasına dua etmedikçe namazı red olunur. Kocalarının yataklarını muhafaza etmesi, evine kocalarının kerih gördükleri hiçbir kimseyi koymaması, açık bir fuhuş yapmaması Erkeklerin kadınlar üzerindeki haklarındandır.” Eğer bunları işlerlerse, çok şiddetli olmamak şartiyle sopayı hakederler.
    Kadınların kocaları üzerindeki haklan ise, onların giyimlerini, orta halde maişetlerini ve evlerini temin etmektir. Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan ayında da orucunu tutar, namusunu muhafaza ederse ve kocasına da itaat ederse cennetin hangi kapısından isterse girsin. Koca hakkı o kadar mühimdir ki, eğer kocasının burnunun birinden kan diğerinden de irin aksa kadın da bunları temizlese yine kocasının hakkını ödeyemez. Onun için hanımefendiler herhalde pek çok fedakârlığa katlanmak mecburiyetindeler, eğer güzel bir hayat içerisinde yaşamak istiyorlarsa. Babaların da kızlarını sattıktan sonra damatları üzerindeki baskıdan uzak olmaları herhalde daha iyi olur.
    Hanım kızlar da babalarının evinde iken onlara nasıl itaat etmek mecburiyetinde iseler, evlendikten sonra da bu itaati kocalarına karşı hiç eksiksiz yapmak mecburiyetindedirler. Bunu ilk evlilik devirlerinde bir müddet muhafaza edebilirlerse de çocuk sahibi olup annelik sıfatını kazandıkları zaman işler değişmektedir. Bazı kere itaatin yeri kaybolur. Hele bir kere de çekiştirmeğe başlandı mı, artık sonrası hiç iyi gelmez. Babalarımız ve annelerimize karşı nasıl evleninceye kadar itaat etmek ve hizmetlerinde kusur etmemek mecburiyetinde isek kocalarımıza karşı da ölünceye kadar aynı hizmeti görmek mecburiyetindeyiz.

    Çocuklarımızın terbiyesi de karı koca arasındaki sevgi ve saygıya bağlıdır. Bizlerden çok güzel örnekler aldıkları takdirde, onların da aynı veçhile hareket edeceklerine hiç şüphemiz olmasın. Onlara ne kadar nasihat ederseniz ediniz, örnekleri sizlersiniz. Sizler dürüst bir hayata, müslümanca yaşamağa sa’y ü gayret gösterdiğiniz takdirde emin olunuz, çocuklarınız da iyi kişilerden olacaklardır. Sizler müslümanca yaşamayıp evde kavga gürültü oluyorsa, çocuklarınız da ona göre olur, vesselam.

    b. Kocasından izinsiz evinden çıkmak
    Resulü Ekrem SAS Hazretleri’nin zamanı saadetlerinde bir adam evlenmiş ve bir müddet sonra da gurbete veya hacca gitmiş ve hanımına da sakın ben gelinceye kadar evden dışarı çıkma diye tenbih etmiş. Bir müddet sonra da babası hastalanmış. Babasını ziyaret için Rasûlüllah’dan izin istemişse de Rasûlüllah Efendimiz o kadına, kocana itaat eyle diye tavsiyede bulunmuş. Bunun üzerine, kadın da evinden çıkmamış. Bir müddet sonra da babası ölmüş. Yine kadıncağız Sallallàhü Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ne vak’a-i müessifeyi duyurmuşlar ise de yine “Kocasına itaat etsin” buyurmuşlar.
    Şimdi, bu canlı hadise önümüzde iken, bugünkü halimize ne dersiniz bilmem! Bizim de bundan evvelce hacılarımız hacca giderken, kocaları ister tenbih etsin ister etmesin, hiçbir hacı hanımı, hacı efendi gelinceye kadar evlerinden katiyen çıkmazlar idi ve o devirlerdeki rahatlık, huzur, saadet, selâmet, hürmet ve saygı müslümanlar arasında ne kadar şayan-ı hayretti. Hemen herkes sevinç ve sürür içersinde. Şimdiki gibi gece yarılarına kadar çarşı ve pazarlarda kimse bulunmaz, ikindi namazından biraz sonra herkes dükkanını kapar. Allah .Teàlâ’nın verdiği bu kısmete razı olur, zembilini alır nafakalarını doldurur, evinin yolunu tutardı. Akşam olmadan herkes evinde... Yaşlılar geceliklerini entarilerini giyerler. Başlarında abani yeşil sarıklar, ellerinde fenerleri yatsı namazlarına mahalle camisine gider. Konu komşu tatlı tatlı sohbetlerle evlerine dönerler. Şimdi ise o günleri hasretle aramaktayız. Medeniyet denilen bu devir bizlere bak neler getirdi. Hep aklıma ikide bir de şu, şairin sözü gelmektedir:
    Huz mâ safâ
    Da’ mâ keder
    Sen bana safa veren, rahatlık veren, huzur veren, sürür ve sevinç veren neler varsa onları kendi malın gibi al ve onlardan faydalan ve bilakis senin huzurunu selbeden, rahatlığını gideren, sürür ve sevincini yok eden kederler getiren, seni sıkıntılara sokan başına belâlar getiren ne kadar şey varsa onları bırak, Allah’a dön. Çünkü netice her gelen gitse gerektir dedikleri gibi, gideceğimiz yer Allah’tır vesselam.
    Onun için en güzel yol, herkese ve bahusus karı koca ve aile efradına lâzım olan en mühim şey Allah Teàlâ’nın emrine ve Rasûlüllah’ın sünnetine uyarak dünyada ve âhirette saadet ve selâmetle yaşamaktır. Bu da ancak Hak Sübhanehû ve Teàlâ’nın rızasını kazanmakla mümkündür, vesselam.
    Cenâb-ı Hak cümlemizin muini olsun da dünyasını ve âhiretini mesud eden bahtiyar kullarından eylesin... Âmin! Bi hürmeti seyyidil-mürselîn, velhamdülillahi rabbilàlemîn.

    2. Kocaların hanımlarına karşı vazifeleri
    Müminlerin iman cihetinden en kâmili, ailesine karşı güzel ahlâklı olandır. Onun için Cenâb-ı Peygamber SAS de ailelerine karşı çok şefik idiler ve hatta gerek kendi işlerinde ve gerek ev işlerinde ailelerine yardımda bulunurlardı. Bu örnek hepimize şâmildir.

    a. Evini ve ehlini korumak ve hayrı tavsiye etmek
    Binâenaleyh umumi bir düstur vardır. Şöyle ki, hepimizin umumi vazifelerinden birisi bulunduğu hizmetin gözcüsü ve koruyucusu olduğunu duyurmak olmuştur. Ve herkesin bulunduğu hizmetten mesul olacağı duyurulmuştur. Erkek evinin ehlinin umur ve hususunu gözleyici ve koruyucudur ve bundan mesuldür. Köle, efendisinin malının bekçisi ve gözcüsü-dür ve bundan mesuldür. Kadın kocasının evinin muhafazasına memurdur koruyucusudur, gözcüsüdür ve bundan mesuldür. Agâh ve mütenebbih olunuz ki, herkes güttüğü şeylerden mesuldür vesselam. Onun için çok uyanık olmak lâzımdır. Mesuliyet pek büyük bir yüktür. Gören ve bilen, Allah Teàlâ’dır. insan lâyıkıyla yapmadığı hizmetlerden mesul olacak sorguya tutulacak. Cevabını vermek kolay değil. Dünya sorgusuna ve cevabına elbette benzemez. Kaçamak söz ve yalan para etmez.
    Evlendiği zaman kadına bir mihir takdir olunur. Buna mihr-i müeccel denir. Nikâh bu akid üzerine bu şartlarla kıyılır. Meselâ altın para olarak on altın veya yirmi otuz altın Reşat ve Hamid altınları ve bir de âdet-i belde ev eşyaları vardır. Şimdi nikâh kıyılırken “Bu kadar altına nikâhınızı kıyıyorum” deyince, hep “Pekala deriz” de sonra bu parayı vermek zor gelir. Veya hiç vermemek üzere niyet edersek o hanımla olan muamele-i cinsiyesi zina üzerine olur. Bunun gibi borç para alıp da vermemek niyetinde ise bu da hırsızlık olur buyrulmuştur.
    Kadınlara dâima hayrı tavsiye etmemizi iki cihan serveri sevgili Peygamberimiz bizlere tavsiye buyurmuşlardır. Onlar sizin yanınızda kendileri için hiçbir şeye malik değildirler, siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın kelâmı üzerine ırzlarını helâl edindiniz.

    b. Kadının kocası üzerindeki beş hakkı
    Kadının kocası üzerinde beş hakkı vardır:
    Birincisi: Karısını perde arkasından hizmet ettire, yani evi mazbut ola, dışarıdan içerisi görünmeye ve onun oradan dışarı çıkmasına izin vermeye. Çıkarsa beraber çıkarlar veya örtüsüz evinden dışarıya çıkmaya. Çünkü avrettir. Dışarı çıplak (örtüsüz, çarşafsız) çıkması günahtır. Ve mürüvvete muhaliftir.
    İkincisi: Karısına lâzım olan dini bilgileri öğretmektir. Abdest, namaz, oruç gibi muhtaç olduğu dini mâlumatı vermektir.
    Üçüncüsü: Ona helâl rızıklar yedirmektir. Zira haramdan olan et cehennemde yanacaktır ve eriyecektir.
    Dördüncüsü: Ona zulmetmeye. Çünkü o kadın ona bir emanettir.
    Beşincisi: Eğer kadın ona dil uzatır ve üstünlük taslarsa onu sabırla karşılayıp nasihatte buluna ki, bir daha böyle hatalı bir işe düşmeye.
    Hazreti Ömer’e bir adam karısından şikâyet için gelmişti. Lâkin kapıda durmuş ve Hazret-i Ömer’in karısının da ona çıkıştığını görünce geri dönmüştü. Fakat Hazret-i Ömer bu adamı kapıya kadar gelip geri dönüşünü görünce çağırdı, niçin geri döndüğünü sordu. Adam da: “Karımdan şikâyet edecektim. Baktım ki, aynı hal sizin de başınız da, onun için bir şey demeden döndüm.” Bunun üzerine Hazret-i Ömer buyurdular ki: “Onların bizlerde bazı haklan vardır. Onun için söylediklerine kulak asmam. Evvelâ o benimle ateş arasında perdedir. Yani benim gayri meşru yollara sapmama mânidir. Kalbim onunla sükûnet bulur. Harama dalmam. Sonra benim için bir hazinedardır. Evimden çıkınca malımın bekçisidir. Çamaşırımı yıkar, elbiselerimi temizler. Daha sonra çocuğumun süt annesidir yani onu besler. Daha sonra ekmeğimi pişirir, yemeğimi yapar.” Adam bunları dinleyince şöyle dedi: “Bana da öyle oluyor. Madem ki, sen vazgeçtin ben de vazgeçerim.” dedi.

    3. Hesabı sorulmayacak harcamalar.
    Dört nevi para harcama vardır ki, kıyamet gününde kul bu harcamalardan mesul olmaz:
    l. Ana ve babasına harcadığı para masraf.
    2. İftar için harcadığı paralar
    3. Sahur için harcadığı paralar, masraflar
    4. Bir de ehl ü iyali için harcadığı paralar, masraflardır.
    Dinar denilen o günkü para o da dört maksatla harcanır:
    1. Birisi fisebilillah harcanan paralar.
    2. Miskinlere harcanan paralar.
    3. Kölelere harcanan paralar.
    4. Ehline, evine, çoluk çocuğuna harcanan paralardır.
    Fakat bunun en büyük ecri ve sevabı olan ise, ehline harcadığı paralardır.


  3. 19.Kasım.2011, 18:18
    2
    Hadimul Müslimin



    KARI KOCA HAKLARI
    1. Kadınların kocalarına karşı vazifeleri
    Bir Arap müslüman olmuş ve Rasûlüllah Efendimiz’den imanı daha kuvvetli olması için bir mucize göstermesini istemiş. Efendimiz Sallallahü Aleyhi ve Sellem Hazretleri de:
    —Ne istiyorsun? diye sormuş.
    O da:
    —Şu ağacın buraya gelmesini istiyorum demiş.
    Sallallàhü Aleyhi ve Sellem Hazretleri de:
    —Git onu çağır, demiş.
    Â’râbî gitmiş ağaca: “Seni Rasûlüllah istiyor, ona icabet eyle” deyince, ağaç sağa sola eğile eğile köklerini koparıp Rasûlüllahm huzuruna gelmiş. Â’râbî, “Kâfi kâfi, yeter yeter!” deyince yine yerine gitmesi emrolunmuş. O da evvelce geldiği gibi yerine gidip yerleşmiş. Bu sefer Ârâbî: “Ya Rasûlüllah, müsaade et de ben de senin başını ve ayaklarını öpeyim” demiş ve öpmüş. Ârâbî tekrar rica etmiş ki:
    —Sana secde etmeme müsaade etmez misiniz?
    Buyurmuşlar ki
    —Bana secde etme. Halktan kimse kimseye secde etmesin. Eğer ben bir kimseye secde etmeyi emretmiş olsaydım, hakkına tâzimen, kadının kocasına secde etmesini emrederdim.

    a. Kocaya itaat etmek
    Bir kadın Rasûlullâh’a gelmiş. “Kocanın kadın üzerindeki hakları nelerdir” diye sormuş. Rasûlüllah SAS de “Semerli deve üzerinde olsa dahi kocası davet ettiği zaman nefsini ondan menetmeye, ondan izinsiz bir gün bile oruç tutmaya, ancak Ramazan müstesna.Eğer izinsiz oruç tutarsa sevabı kocaya, günahı da hanıma. Ve evinden ondan izinsiz çıkmaya. Eğer nefsine uyup çıkarsa, evine dönünceye kadar rahmet melekleri de azap melekleri de ona lanet ederler. Kadının kıyamet gününde ilk sorgusu namazdan, sonra da koca hakkından olacaktır. Herhangi bir kadın kocasının evinden kaçarsa evine dönünceye kadar namazları kabul olmaz ve elini kocasının elinin üstüne kor ve istediğini işle diye özür diler. Sonra kadın, kocasına dua etmedikçe namazı red olunur. Kocalarının yataklarını muhafaza etmesi, evine kocalarının kerih gördükleri hiçbir kimseyi koymaması, açık bir fuhuş yapmaması Erkeklerin kadınlar üzerindeki haklarındandır.” Eğer bunları işlerlerse, çok şiddetli olmamak şartiyle sopayı hakederler.
    Kadınların kocaları üzerindeki haklan ise, onların giyimlerini, orta halde maişetlerini ve evlerini temin etmektir. Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan ayında da orucunu tutar, namusunu muhafaza ederse ve kocasına da itaat ederse cennetin hangi kapısından isterse girsin. Koca hakkı o kadar mühimdir ki, eğer kocasının burnunun birinden kan diğerinden de irin aksa kadın da bunları temizlese yine kocasının hakkını ödeyemez. Onun için hanımefendiler herhalde pek çok fedakârlığa katlanmak mecburiyetindeler, eğer güzel bir hayat içerisinde yaşamak istiyorlarsa. Babaların da kızlarını sattıktan sonra damatları üzerindeki baskıdan uzak olmaları herhalde daha iyi olur.
    Hanım kızlar da babalarının evinde iken onlara nasıl itaat etmek mecburiyetinde iseler, evlendikten sonra da bu itaati kocalarına karşı hiç eksiksiz yapmak mecburiyetindedirler. Bunu ilk evlilik devirlerinde bir müddet muhafaza edebilirlerse de çocuk sahibi olup annelik sıfatını kazandıkları zaman işler değişmektedir. Bazı kere itaatin yeri kaybolur. Hele bir kere de çekiştirmeğe başlandı mı, artık sonrası hiç iyi gelmez. Babalarımız ve annelerimize karşı nasıl evleninceye kadar itaat etmek ve hizmetlerinde kusur etmemek mecburiyetinde isek kocalarımıza karşı da ölünceye kadar aynı hizmeti görmek mecburiyetindeyiz.

    Çocuklarımızın terbiyesi de karı koca arasındaki sevgi ve saygıya bağlıdır. Bizlerden çok güzel örnekler aldıkları takdirde, onların da aynı veçhile hareket edeceklerine hiç şüphemiz olmasın. Onlara ne kadar nasihat ederseniz ediniz, örnekleri sizlersiniz. Sizler dürüst bir hayata, müslümanca yaşamağa sa’y ü gayret gösterdiğiniz takdirde emin olunuz, çocuklarınız da iyi kişilerden olacaklardır. Sizler müslümanca yaşamayıp evde kavga gürültü oluyorsa, çocuklarınız da ona göre olur, vesselam.

    b. Kocasından izinsiz evinden çıkmak
    Resulü Ekrem SAS Hazretleri’nin zamanı saadetlerinde bir adam evlenmiş ve bir müddet sonra da gurbete veya hacca gitmiş ve hanımına da sakın ben gelinceye kadar evden dışarı çıkma diye tenbih etmiş. Bir müddet sonra da babası hastalanmış. Babasını ziyaret için Rasûlüllah’dan izin istemişse de Rasûlüllah Efendimiz o kadına, kocana itaat eyle diye tavsiyede bulunmuş. Bunun üzerine, kadın da evinden çıkmamış. Bir müddet sonra da babası ölmüş. Yine kadıncağız Sallallàhü Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ne vak’a-i müessifeyi duyurmuşlar ise de yine “Kocasına itaat etsin” buyurmuşlar.
    Şimdi, bu canlı hadise önümüzde iken, bugünkü halimize ne dersiniz bilmem! Bizim de bundan evvelce hacılarımız hacca giderken, kocaları ister tenbih etsin ister etmesin, hiçbir hacı hanımı, hacı efendi gelinceye kadar evlerinden katiyen çıkmazlar idi ve o devirlerdeki rahatlık, huzur, saadet, selâmet, hürmet ve saygı müslümanlar arasında ne kadar şayan-ı hayretti. Hemen herkes sevinç ve sürür içersinde. Şimdiki gibi gece yarılarına kadar çarşı ve pazarlarda kimse bulunmaz, ikindi namazından biraz sonra herkes dükkanını kapar. Allah .Teàlâ’nın verdiği bu kısmete razı olur, zembilini alır nafakalarını doldurur, evinin yolunu tutardı. Akşam olmadan herkes evinde... Yaşlılar geceliklerini entarilerini giyerler. Başlarında abani yeşil sarıklar, ellerinde fenerleri yatsı namazlarına mahalle camisine gider. Konu komşu tatlı tatlı sohbetlerle evlerine dönerler. Şimdi ise o günleri hasretle aramaktayız. Medeniyet denilen bu devir bizlere bak neler getirdi. Hep aklıma ikide bir de şu, şairin sözü gelmektedir:
    Huz mâ safâ
    Da’ mâ keder
    Sen bana safa veren, rahatlık veren, huzur veren, sürür ve sevinç veren neler varsa onları kendi malın gibi al ve onlardan faydalan ve bilakis senin huzurunu selbeden, rahatlığını gideren, sürür ve sevincini yok eden kederler getiren, seni sıkıntılara sokan başına belâlar getiren ne kadar şey varsa onları bırak, Allah’a dön. Çünkü netice her gelen gitse gerektir dedikleri gibi, gideceğimiz yer Allah’tır vesselam.
    Onun için en güzel yol, herkese ve bahusus karı koca ve aile efradına lâzım olan en mühim şey Allah Teàlâ’nın emrine ve Rasûlüllah’ın sünnetine uyarak dünyada ve âhirette saadet ve selâmetle yaşamaktır. Bu da ancak Hak Sübhanehû ve Teàlâ’nın rızasını kazanmakla mümkündür, vesselam.
    Cenâb-ı Hak cümlemizin muini olsun da dünyasını ve âhiretini mesud eden bahtiyar kullarından eylesin... Âmin! Bi hürmeti seyyidil-mürselîn, velhamdülillahi rabbilàlemîn.

    2. Kocaların hanımlarına karşı vazifeleri
    Müminlerin iman cihetinden en kâmili, ailesine karşı güzel ahlâklı olandır. Onun için Cenâb-ı Peygamber SAS de ailelerine karşı çok şefik idiler ve hatta gerek kendi işlerinde ve gerek ev işlerinde ailelerine yardımda bulunurlardı. Bu örnek hepimize şâmildir.

    a. Evini ve ehlini korumak ve hayrı tavsiye etmek
    Binâenaleyh umumi bir düstur vardır. Şöyle ki, hepimizin umumi vazifelerinden birisi bulunduğu hizmetin gözcüsü ve koruyucusu olduğunu duyurmak olmuştur. Ve herkesin bulunduğu hizmetten mesul olacağı duyurulmuştur. Erkek evinin ehlinin umur ve hususunu gözleyici ve koruyucudur ve bundan mesuldür. Köle, efendisinin malının bekçisi ve gözcüsü-dür ve bundan mesuldür. Kadın kocasının evinin muhafazasına memurdur koruyucusudur, gözcüsüdür ve bundan mesuldür. Agâh ve mütenebbih olunuz ki, herkes güttüğü şeylerden mesuldür vesselam. Onun için çok uyanık olmak lâzımdır. Mesuliyet pek büyük bir yüktür. Gören ve bilen, Allah Teàlâ’dır. insan lâyıkıyla yapmadığı hizmetlerden mesul olacak sorguya tutulacak. Cevabını vermek kolay değil. Dünya sorgusuna ve cevabına elbette benzemez. Kaçamak söz ve yalan para etmez.
    Evlendiği zaman kadına bir mihir takdir olunur. Buna mihr-i müeccel denir. Nikâh bu akid üzerine bu şartlarla kıyılır. Meselâ altın para olarak on altın veya yirmi otuz altın Reşat ve Hamid altınları ve bir de âdet-i belde ev eşyaları vardır. Şimdi nikâh kıyılırken “Bu kadar altına nikâhınızı kıyıyorum” deyince, hep “Pekala deriz” de sonra bu parayı vermek zor gelir. Veya hiç vermemek üzere niyet edersek o hanımla olan muamele-i cinsiyesi zina üzerine olur. Bunun gibi borç para alıp da vermemek niyetinde ise bu da hırsızlık olur buyrulmuştur.
    Kadınlara dâima hayrı tavsiye etmemizi iki cihan serveri sevgili Peygamberimiz bizlere tavsiye buyurmuşlardır. Onlar sizin yanınızda kendileri için hiçbir şeye malik değildirler, siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız ve Allah’ın kelâmı üzerine ırzlarını helâl edindiniz.

    b. Kadının kocası üzerindeki beş hakkı
    Kadının kocası üzerinde beş hakkı vardır:
    Birincisi: Karısını perde arkasından hizmet ettire, yani evi mazbut ola, dışarıdan içerisi görünmeye ve onun oradan dışarı çıkmasına izin vermeye. Çıkarsa beraber çıkarlar veya örtüsüz evinden dışarıya çıkmaya. Çünkü avrettir. Dışarı çıplak (örtüsüz, çarşafsız) çıkması günahtır. Ve mürüvvete muhaliftir.
    İkincisi: Karısına lâzım olan dini bilgileri öğretmektir. Abdest, namaz, oruç gibi muhtaç olduğu dini mâlumatı vermektir.
    Üçüncüsü: Ona helâl rızıklar yedirmektir. Zira haramdan olan et cehennemde yanacaktır ve eriyecektir.
    Dördüncüsü: Ona zulmetmeye. Çünkü o kadın ona bir emanettir.
    Beşincisi: Eğer kadın ona dil uzatır ve üstünlük taslarsa onu sabırla karşılayıp nasihatte buluna ki, bir daha böyle hatalı bir işe düşmeye.
    Hazreti Ömer’e bir adam karısından şikâyet için gelmişti. Lâkin kapıda durmuş ve Hazret-i Ömer’in karısının da ona çıkıştığını görünce geri dönmüştü. Fakat Hazret-i Ömer bu adamı kapıya kadar gelip geri dönüşünü görünce çağırdı, niçin geri döndüğünü sordu. Adam da: “Karımdan şikâyet edecektim. Baktım ki, aynı hal sizin de başınız da, onun için bir şey demeden döndüm.” Bunun üzerine Hazret-i Ömer buyurdular ki: “Onların bizlerde bazı haklan vardır. Onun için söylediklerine kulak asmam. Evvelâ o benimle ateş arasında perdedir. Yani benim gayri meşru yollara sapmama mânidir. Kalbim onunla sükûnet bulur. Harama dalmam. Sonra benim için bir hazinedardır. Evimden çıkınca malımın bekçisidir. Çamaşırımı yıkar, elbiselerimi temizler. Daha sonra çocuğumun süt annesidir yani onu besler. Daha sonra ekmeğimi pişirir, yemeğimi yapar.” Adam bunları dinleyince şöyle dedi: “Bana da öyle oluyor. Madem ki, sen vazgeçtin ben de vazgeçerim.” dedi.

    3. Hesabı sorulmayacak harcamalar.
    Dört nevi para harcama vardır ki, kıyamet gününde kul bu harcamalardan mesul olmaz:
    l. Ana ve babasına harcadığı para masraf.
    2. İftar için harcadığı paralar
    3. Sahur için harcadığı paralar, masraflar
    4. Bir de ehl ü iyali için harcadığı paralar, masraflardır.
    Dinar denilen o günkü para o da dört maksatla harcanır:
    1. Birisi fisebilillah harcanan paralar.
    2. Miskinlere harcanan paralar.
    3. Kölelere harcanan paralar.
    4. Ehline, evine, çoluk çocuğuna harcanan paralardır.
    Fakat bunun en büyük ecri ve sevabı olan ise, ehline harcadığı paralardır.





+ Yorum Gönder