Konusunu Oylayın.: Araplar neye hidayet neye dalalet derlerdi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Araplar neye hidayet neye dalalet derlerdi?
  1. 12.Kasım.2011, 16:38
    1
    Misafir

    Araplar neye hidayet neye dalalet derlerdi?






    Araplar neye hidayet neye dalalet derlerdi? Mumsema araplar neye hidayet neye dalalet derlerdi


  2. 12.Kasım.2011, 16:38
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 13.Kasım.2011, 08:09
    2
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Araplar neye hidayet neye dalalet derlerdi?




    “HİDAYET” KELİMESİNİN KUR’AN’IN NÜZULÜNDEN ÖNCEKİ ANLAMLARI
    (Arap cahiliyesinde hidayet terimi)

    “$% ا( هِ َ ” kelimesi “ ى(Y% ى- َ ( هَ َ ” fiilinden mastardır Bu bolumde sozlukler ve
    cahiliye siirinden verdiğimiz cesitli ornekler vasıtasıyla “ ى( ه” koku ve turevlerinin
    Kuran’ın nuzulunden once hangi anlamlarda kullanıldığını ortaya koymaya calısacağız
    Đbn Faris (o395) Mu’cem’ul-Makayıs’ta “ ى( ه” kelimesinin iki farklı manayı ifade
    ettiğini belirtmistir Bu iki manadan biri “yol gostermek icin one gecmek” diğeri ise
    “hediye sunmak”tır41
    “$% ا( هِ َ ” kelimesi “ ى(ِ Yْ % ى- َ ( هَ َ ” fiilinin mastarıdır “ ى( هَ َ ” fiili sozluklerde “yol
    gostermek, rehberlik etmek” anlamına gelmektedir42 Đbn Faris Mucmelu’l-Luga isimli
    eserinde “ ى( هَ َ ” fiilinin asıl anlamının “ م(\ ]َ ^َ = one gecmek” olduğunu soylemistir43
    Tehzibu’l-Luga’da Ezheri “$% دَِ ` هَ” kelimesi icin “her seyin ilki ve onde olanı”
    anlamını vermistir44 Yaklasmakta olan bir kervanda bulunan atların baslarının ufukta
    41 Đbn Faris, VI, 42
    42 Ezheri, VI, 380; Cevheri, Sıhâhu’l-luga, tahk Abdulgafur Attar, Daru’l-Đlmi li’l-Melayin, Beyrut: 1990, VI, 2533;
    Đbn Manzur, XV, 355,
    43 Đbn Faris, Mücmelü’l-luga, tahk Abdulmuhsin Sultan, Muessesetu’r-Risale, Beyrut, 1984, III-IV, 90; Ezheri, VI,
    383; Đbn Faris, Mu’cemu’l-Makayısıı’l-Luga, VI, 42; Đbn Manzur, XV, 357; Zemahseri, Esâsu’l-Belâga, Kahire: el-
    Hey’etu’l-Mısriyyetu’l-‘Amme li’l-Kitab, 1985, II, 540; Zebidi, Tâcu’l-arus min cevâhiri’l-kâmus, Kahire: el-
    Matbaatu’l-Hayriyye, X, 409
    44 Ezheri, VI, 383; Đbn Manzur, 357
    18
    gorunmesi ile birlikte “efgَ + ادِى ا d ْ هَ َ a_َbَc ا ْ ” denir Buradaki “ ادى d ه” kelimesi yaklasan
    kervandaki ilk boluğu ifade etmek icin kullanılmıstır45
    Đmru’ul-Kays muallakasında surunun onunde bulunan grubu “ ت`% دِ` هَ ” kelimesi
    ile ifade etmistir Đbn Manzur Lisan’ul-Arab isimli eserinde “ ت`% دَِ ` هَ ”kelimesi icin
    “surunun onunde bulunanlar” anlamını vermistir46
    e%ijَ ^ ُ k+ ة mi _ َ _n ` هmُ o ا ِ dp qr تِ و دُوَ `% دِ`Y+ `t `u]َvَ + wn
    Atım bizi, dağılmalarına bile fırsat vermeden, geride kalanları da ondekilere
    yakın olan surunun ondekilerine (hadiyat) yetistirdi47
    Bu beyitte “geride kalanlar” anlamına gelen (cevahir) kelimesi ile “surunun
    onundekiler” anlamına gelen “hadiyat” kelimesi arasındaki zıtlık iliskisi acıkca
    gorulmektedir
    Lebid bin Rabia muallakasında surunun en onundeki hayvanı “$% دَِِ ` هَ” kelimesi
    ile ifade etmistir:
    `Yx ا ُ dc ار ِ d{z + ا $ُ % دَِ ` و ه a+َ|َ } ٌ َ $َ dbْ x ٌ َ $fiِ o أم وَ ْ ƒَ _َْn أَ
    (Devemi hızlı kosmada)bu disi yaban eseğine mi benzetsem, yoksa surunun
    basındaki (hadiye) erkek yaban okuzune guvenerek disilerle birlikte (otlamak uzere)
    geri kaldığında yavrusunu yırtıcı hayvana kaptırarak (bir oraya bir buraya) kosan
    yaban ineğine mi benzetsem?48
    45 Halil bin Ahmed, IV, 78; Đbn Faris, Mu‘cemu’l-Makayısı’l-Luga, VI, 78; Ezheri, VI, 383; Cevheri, VI, 2534; Đbn
    Manzur, XV, 357; Zebidi, X, 407
    46 Đbn Manzur, XV, 357
    47 Nurettin Ceviz, Kenan Demirayak, Nevzat Yanık, Yedi Askı, I Baskı, Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 2004,
    s39
    48 Ceviz, Demirayak, Yanık, s78
    19
    “$% دَِ ` دِى- هَ ` هَ”∗kelimeleri aynı zamanda “boyun” anlamına gelir49 Ezheri,
    kervandaki hayvanların bedenlerinde en onde bulunan organlarının boyunları olması
    sebebiyle ona bu ismin verildiğini soylemistir50
    “$% دَِ ` هَ”∗kelimesi kisinin onunde bulunması ve ona yol gostermesi sebebiyle
    “baston” icin de kullanılmaktadır51
    Topluluğa yol gostermek amacıyla topluluğun onunde yuruduğu icin
    Arapca’da “rehber” anlamında “ دِى ` هَ” kelimesi kullanılmaktadır52
    Butun bu veriler ısığında diyebiliriz ki “ ى( ه” koku ve turevleri “bir seyin
    onunde olmak, onde bulunmak” anlamlarıyla iliskili manalara sahiptirler Hayvanların
    boyunları onların en onde bulunan organları olması sebebiyle “$% دَِ ` دِى- هَ ` هَ” seklinde
    isimlendirilmistir “Baston” ve “rehber” kisinin onunde bulunmakta ve ona yol
    gostermektedirler bu nedenle her iki kelime de “onde bulunma” anlamıyla bağlantılıdır
    ∗Coğul formu “ ادى c ه” seklindedir
    49 Halil bin Ahmed, IV, 78; Đbn Faris, Mu’cemu’l-Makayısı’l-Luga, VI, 42; Ezheri, VI, 383; Cevheri, VI, 2534;
    Zemahseri, II, 540; Đbn Manzur, XV, 357; Firuzabadi, el-Kâmus’ul-muhît, Beyrut: Muessesetu’l-Risale, 1986, I
    Baskı, 1734; Zebidi, X, 407
    50 Ezheri, VI, 383; Đbn Manzur, XV, 357; Zebidi, X, 407
    ∗Đbn Faris ve Zemahseri kelimeyi “$% د` ه” seklinde vermislerdir
    51 Halil Bin Ahmed, IV, 78; Ezheri, VI, 383; Đbn Faris, Mu’cemu’l-Makayısı’l-Luga, VI, 42; Đbn Manzur, XV, 357;
    Zemahseri, II, 540; Zebidi, X, 408
    52 Halil bin Ahmed, IV, 78; Ezheri, VI, 383; Đbn Manzur, XV, 357; Zebidi, X, 408
    20

    ALINTI AYŞE İÇÖZ TEZİ
    -

    Alıntı
    İSLAMDA HİDÂYET

    İrşat etmek, doğru yolu göstermek, rehberlik yapmak. Zıddı; Saptırmak, yanıltmak, dalâlete düşürmektir. Hidâyet kelimesi (HDY) kökünden bir mastar olup terim olarak; küfür, şirk ve sapıklıklardan kurtularak, İslâm'ın aydınlık yoluna girmektir.

    Kişinin bâtıl yolu bırakıp, hidâyete yönelmesi Cenab-ı Hakk'ın dilemesi ve yardımı ile olur. Kur'ân-ı Kerîm'in çeşitli âyetlerinde hidâyet ve dalâletten söz edilmiştir!

    "Ey Muhammed de ki: Ey insanlar, size Rabbiniz tarafından bir hak geldi. Kim doğru yola giderse, kendi lehine doğru yola gitmiş olur. Kim de saparsa, kendi aleyhine sapmış olur. Ben üzerinize vekil değilim" (Yûnus, 10/108). "Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola sevk edecek, hiç bir kimse bulunmaz" (er-Ra'd, 13/33).

    "Biz, her Peygamberin karısına, böylece mücrimlerden bir düşman çıkarmışızdır. Yol gösterici ve yardımcı olarak sana Rabbin yeter" (el-Furkân, 25/31).

    İslâm'ın hidâyet yolunu gizleyip açıklamayanlar âyette şöyle uyarılır:

    "İndirdiğimiz delilleri ve hidâyeti, biz insanlara kitapta açıkladıktan sonra onları gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder. Hem de bütün lânet edebilenler lânetler. Ancak tevbe edip kendilerini düzelten ve Allah'ın indirdiğini açıklayanlar müstesna. İşte onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet edenim" (el-Bakara, 2/159, 160).

    Cenab-ı Hakk'ın bazı kimselere hidayeti nasip etmemesinin sebepleri âyetlerde şöyle açıklanır: "Yalancılık ve küfürde ısrar etme" (ez-Zümer, 39/3). "Âşırı yalancılık" (el-Mü'min, 40/28). "Zâlim ve fâsık olma" (el-Âhkâf, 46/10, es-Saf, 61/5,7; el-Cum'a, 62/5; el-Münâfıkûn, 63/6).

    Bir kimsenin, Allah dilemedikçe, Peygamber'in istemesiyle hidayete kavuşamayacağı ayetlerde şöyle ifade edilir: "Ey Muhammed şüphesiz sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah, dilediğini hidâyete erdirir. O, hidayete erecekleri çok iyi bilir" (el-Kasas, 28/56). "Onları hidâyete erdirmek sana düşmez. Allah dilediğini hidâyete erdirir" (el-Bakara, 2/272),

    "Sen ne kadar hırs göstersen de yine insanların çoğu inanmazlar" (Yûsuf, 12/103).

    Buhârî ve Müslim'in naklettiği bir hadise göre, yukarıdaki ilk ayet Allah Rasûlünün amcası Ebû Talib, Rasûlullah (s.a.s)'i korur, ona yardım eder, bu yüzden Hz. Peygamber onu tabiî bir sevgi ile severdi. Vefatına yakın, yanına gelerek şöyle demişti: "Ey amca, Allah katında kendisiyle senin lehinde şehadette bulunabileceğim bir kelimeyi; Allah'tan başka ilâh yoktur kelimesini söyle" Ancak, Ebû Talib, bu kelimeleri söyleyemedi (bkz. İbn Kesîr, el-Kasas 56. âyet tefsîrî). Vefatından sonra, Hz. Peygamber'in, onun hakkında istiğfarda bulunması üzerine hidayete ermeyenler için yapılacak duanın geri çevrileceği şu âyetle bildirilmiştir: "Ne Peygamberin ne de Mü'minlerin, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, yakın hısımları da olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru olmaz" (et-Tevbe, 9/113).

    Sonuç olarak, bir kimse hidâyeti yüce Allah'tan istemeli ve bu hali ömür boyu korumak için, salih amel işlemelidir. Allahu Teâlâ, irade-i cüz'iyesini hak yola dönmek için kullanan ve iyi hal gösteren kimselere aydınlık yolu gösterir.

    Şâmil İA



  4. 13.Kasım.2011, 08:09
    2
    Üye



    “HİDAYET” KELİMESİNİN KUR’AN’IN NÜZULÜNDEN ÖNCEKİ ANLAMLARI
    (Arap cahiliyesinde hidayet terimi)

    “$% ا( هِ َ ” kelimesi “ ى(Y% ى- َ ( هَ َ ” fiilinden mastardır Bu bolumde sozlukler ve
    cahiliye siirinden verdiğimiz cesitli ornekler vasıtasıyla “ ى( ه” koku ve turevlerinin
    Kuran’ın nuzulunden once hangi anlamlarda kullanıldığını ortaya koymaya calısacağız
    Đbn Faris (o395) Mu’cem’ul-Makayıs’ta “ ى( ه” kelimesinin iki farklı manayı ifade
    ettiğini belirtmistir Bu iki manadan biri “yol gostermek icin one gecmek” diğeri ise
    “hediye sunmak”tır41
    “$% ا( هِ َ ” kelimesi “ ى(ِ Yْ % ى- َ ( هَ َ ” fiilinin mastarıdır “ ى( هَ َ ” fiili sozluklerde “yol
    gostermek, rehberlik etmek” anlamına gelmektedir42 Đbn Faris Mucmelu’l-Luga isimli
    eserinde “ ى( هَ َ ” fiilinin asıl anlamının “ م(\ ]َ ^َ = one gecmek” olduğunu soylemistir43
    Tehzibu’l-Luga’da Ezheri “$% دَِ ` هَ” kelimesi icin “her seyin ilki ve onde olanı”
    anlamını vermistir44 Yaklasmakta olan bir kervanda bulunan atların baslarının ufukta
    41 Đbn Faris, VI, 42
    42 Ezheri, VI, 380; Cevheri, Sıhâhu’l-luga, tahk Abdulgafur Attar, Daru’l-Đlmi li’l-Melayin, Beyrut: 1990, VI, 2533;
    Đbn Manzur, XV, 355,
    43 Đbn Faris, Mücmelü’l-luga, tahk Abdulmuhsin Sultan, Muessesetu’r-Risale, Beyrut, 1984, III-IV, 90; Ezheri, VI,
    383; Đbn Faris, Mu’cemu’l-Makayısıı’l-Luga, VI, 42; Đbn Manzur, XV, 357; Zemahseri, Esâsu’l-Belâga, Kahire: el-
    Hey’etu’l-Mısriyyetu’l-‘Amme li’l-Kitab, 1985, II, 540; Zebidi, Tâcu’l-arus min cevâhiri’l-kâmus, Kahire: el-
    Matbaatu’l-Hayriyye, X, 409
    44 Ezheri, VI, 383; Đbn Manzur, 357
    18
    gorunmesi ile birlikte “efgَ + ادِى ا d ْ هَ َ a_َbَc ا ْ ” denir Buradaki “ ادى d ه” kelimesi yaklasan
    kervandaki ilk boluğu ifade etmek icin kullanılmıstır45
    Đmru’ul-Kays muallakasında surunun onunde bulunan grubu “ ت`% دِ` هَ ” kelimesi
    ile ifade etmistir Đbn Manzur Lisan’ul-Arab isimli eserinde “ ت`% دَِ ` هَ ”kelimesi icin
    “surunun onunde bulunanlar” anlamını vermistir46
    e%ijَ ^ ُ k+ ة mi _ َ _n ` هmُ o ا ِ dp qr تِ و دُوَ `% دِ`Y+ `t `u]َvَ + wn
    Atım bizi, dağılmalarına bile fırsat vermeden, geride kalanları da ondekilere
    yakın olan surunun ondekilerine (hadiyat) yetistirdi47
    Bu beyitte “geride kalanlar” anlamına gelen (cevahir) kelimesi ile “surunun
    onundekiler” anlamına gelen “hadiyat” kelimesi arasındaki zıtlık iliskisi acıkca
    gorulmektedir
    Lebid bin Rabia muallakasında surunun en onundeki hayvanı “$% دَِِ ` هَ” kelimesi
    ile ifade etmistir:
    `Yx ا ُ dc ار ِ d{z + ا $ُ % دَِ ` و ه a+َ|َ } ٌ َ $َ dbْ x ٌ َ $fiِ o أم وَ ْ ƒَ _َْn أَ
    (Devemi hızlı kosmada)bu disi yaban eseğine mi benzetsem, yoksa surunun
    basındaki (hadiye) erkek yaban okuzune guvenerek disilerle birlikte (otlamak uzere)
    geri kaldığında yavrusunu yırtıcı hayvana kaptırarak (bir oraya bir buraya) kosan
    yaban ineğine mi benzetsem?48
    45 Halil bin Ahmed, IV, 78; Đbn Faris, Mu‘cemu’l-Makayısı’l-Luga, VI, 78; Ezheri, VI, 383; Cevheri, VI, 2534; Đbn
    Manzur, XV, 357; Zebidi, X, 407
    46 Đbn Manzur, XV, 357
    47 Nurettin Ceviz, Kenan Demirayak, Nevzat Yanık, Yedi Askı, I Baskı, Ankara: Ankara Okulu Yayınları, 2004,
    s39
    48 Ceviz, Demirayak, Yanık, s78
    19
    “$% دَِ ` دِى- هَ ` هَ”∗kelimeleri aynı zamanda “boyun” anlamına gelir49 Ezheri,
    kervandaki hayvanların bedenlerinde en onde bulunan organlarının boyunları olması
    sebebiyle ona bu ismin verildiğini soylemistir50
    “$% دَِ ` هَ”∗kelimesi kisinin onunde bulunması ve ona yol gostermesi sebebiyle
    “baston” icin de kullanılmaktadır51
    Topluluğa yol gostermek amacıyla topluluğun onunde yuruduğu icin
    Arapca’da “rehber” anlamında “ دِى ` هَ” kelimesi kullanılmaktadır52
    Butun bu veriler ısığında diyebiliriz ki “ ى( ه” koku ve turevleri “bir seyin
    onunde olmak, onde bulunmak” anlamlarıyla iliskili manalara sahiptirler Hayvanların
    boyunları onların en onde bulunan organları olması sebebiyle “$% دَِ ` دِى- هَ ` هَ” seklinde
    isimlendirilmistir “Baston” ve “rehber” kisinin onunde bulunmakta ve ona yol
    gostermektedirler bu nedenle her iki kelime de “onde bulunma” anlamıyla bağlantılıdır
    ∗Coğul formu “ ادى c ه” seklindedir
    49 Halil bin Ahmed, IV, 78; Đbn Faris, Mu’cemu’l-Makayısı’l-Luga, VI, 42; Ezheri, VI, 383; Cevheri, VI, 2534;
    Zemahseri, II, 540; Đbn Manzur, XV, 357; Firuzabadi, el-Kâmus’ul-muhît, Beyrut: Muessesetu’l-Risale, 1986, I
    Baskı, 1734; Zebidi, X, 407
    50 Ezheri, VI, 383; Đbn Manzur, XV, 357; Zebidi, X, 407
    ∗Đbn Faris ve Zemahseri kelimeyi “$% د` ه” seklinde vermislerdir
    51 Halil Bin Ahmed, IV, 78; Ezheri, VI, 383; Đbn Faris, Mu’cemu’l-Makayısı’l-Luga, VI, 42; Đbn Manzur, XV, 357;
    Zemahseri, II, 540; Zebidi, X, 408
    52 Halil bin Ahmed, IV, 78; Ezheri, VI, 383; Đbn Manzur, XV, 357; Zebidi, X, 408
    20

    ALINTI AYŞE İÇÖZ TEZİ
    -

    Alıntı
    İSLAMDA HİDÂYET

    İrşat etmek, doğru yolu göstermek, rehberlik yapmak. Zıddı; Saptırmak, yanıltmak, dalâlete düşürmektir. Hidâyet kelimesi (HDY) kökünden bir mastar olup terim olarak; küfür, şirk ve sapıklıklardan kurtularak, İslâm'ın aydınlık yoluna girmektir.

    Kişinin bâtıl yolu bırakıp, hidâyete yönelmesi Cenab-ı Hakk'ın dilemesi ve yardımı ile olur. Kur'ân-ı Kerîm'in çeşitli âyetlerinde hidâyet ve dalâletten söz edilmiştir!

    "Ey Muhammed de ki: Ey insanlar, size Rabbiniz tarafından bir hak geldi. Kim doğru yola giderse, kendi lehine doğru yola gitmiş olur. Kim de saparsa, kendi aleyhine sapmış olur. Ben üzerinize vekil değilim" (Yûnus, 10/108). "Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola sevk edecek, hiç bir kimse bulunmaz" (er-Ra'd, 13/33).

    "Biz, her Peygamberin karısına, böylece mücrimlerden bir düşman çıkarmışızdır. Yol gösterici ve yardımcı olarak sana Rabbin yeter" (el-Furkân, 25/31).

    İslâm'ın hidâyet yolunu gizleyip açıklamayanlar âyette şöyle uyarılır:

    "İndirdiğimiz delilleri ve hidâyeti, biz insanlara kitapta açıkladıktan sonra onları gizleyenlere, işte onlara, Allah lânet eder. Hem de bütün lânet edebilenler lânetler. Ancak tevbe edip kendilerini düzelten ve Allah'ın indirdiğini açıklayanlar müstesna. İşte onların tevbelerini kabul ederim. Ben, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet edenim" (el-Bakara, 2/159, 160).

    Cenab-ı Hakk'ın bazı kimselere hidayeti nasip etmemesinin sebepleri âyetlerde şöyle açıklanır: "Yalancılık ve küfürde ısrar etme" (ez-Zümer, 39/3). "Âşırı yalancılık" (el-Mü'min, 40/28). "Zâlim ve fâsık olma" (el-Âhkâf, 46/10, es-Saf, 61/5,7; el-Cum'a, 62/5; el-Münâfıkûn, 63/6).

    Bir kimsenin, Allah dilemedikçe, Peygamber'in istemesiyle hidayete kavuşamayacağı ayetlerde şöyle ifade edilir: "Ey Muhammed şüphesiz sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin. Fakat Allah, dilediğini hidâyete erdirir. O, hidayete erecekleri çok iyi bilir" (el-Kasas, 28/56). "Onları hidâyete erdirmek sana düşmez. Allah dilediğini hidâyete erdirir" (el-Bakara, 2/272),

    "Sen ne kadar hırs göstersen de yine insanların çoğu inanmazlar" (Yûsuf, 12/103).

    Buhârî ve Müslim'in naklettiği bir hadise göre, yukarıdaki ilk ayet Allah Rasûlünün amcası Ebû Talib, Rasûlullah (s.a.s)'i korur, ona yardım eder, bu yüzden Hz. Peygamber onu tabiî bir sevgi ile severdi. Vefatına yakın, yanına gelerek şöyle demişti: "Ey amca, Allah katında kendisiyle senin lehinde şehadette bulunabileceğim bir kelimeyi; Allah'tan başka ilâh yoktur kelimesini söyle" Ancak, Ebû Talib, bu kelimeleri söyleyemedi (bkz. İbn Kesîr, el-Kasas 56. âyet tefsîrî). Vefatından sonra, Hz. Peygamber'in, onun hakkında istiğfarda bulunması üzerine hidayete ermeyenler için yapılacak duanın geri çevrileceği şu âyetle bildirilmiştir: "Ne Peygamberin ne de Mü'minlerin, cehennemlik oldukları belli olduktan sonra, yakın hısımları da olsa, müşrikler için af dilemeleri asla doğru olmaz" (et-Tevbe, 9/113).

    Sonuç olarak, bir kimse hidâyeti yüce Allah'tan istemeli ve bu hali ömür boyu korumak için, salih amel işlemelidir. Allahu Teâlâ, irade-i cüz'iyesini hak yola dönmek için kullanan ve iyi hal gösteren kimselere aydınlık yolu gösterir.

    Şâmil İA






+ Yorum Gönder