Konusunu Oylayın.: Hoşgörü ile ilgili makaleler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 8 kişi
Hoşgörü ile ilgili makaleler
  1. 12.Kasım.2011, 16:38
    1
    Misafir

    Hoşgörü ile ilgili makaleler






    Hoşgörü ile ilgili makaleler Mumsema hoşgörü ile ilgiliyazı


  2. 12.Kasım.2011, 16:38
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 12.Kasım.2011, 18:14
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: hoşgörü ile ilgili makaleler




    HOŞGÖRÜ VE SEVGİ ÜZERİNE

    İnsan, tabiatından kendisinde var olan kötü huylarından istesede kolay kolay vazgeçemez Ancak insan gerçekçi, insancıl, karşı fikirlere tahamül gösteren, inançlara saygılı, mantiki bir eğitim ve iyi bir terbiye ile zaafları baskı altına alınıp, güzel tarafları öne çıkartılırsa İyilik, merhamet ve hoşgörü gibi kavramların kapıları açılır ve insanın kendisinde var olan kötü huyların önü kesilebilir

    Çocukların büyüme, gelişme ve eğitim çağında gereksiz, hiç bir işe yaramayan, günlük yaşamında kullanamıyacağı hurafelerle, kof, saçma-sapan bilgilerle zihnini işgal etmenin, çocuğa hiç bir yararı olmayacağı gibi, körpecik beyinlerinin gelişmesine zarar verir

    Eğer çocuğunuzun hayatta kendine güvenen kişilikli, kötülüklerden uzak, çevresine sevgi dolu gözlerle bakmasını ve insanları, hayvanları sevmesini istiyorsanız; Beynini sürekli olumlu düşüncelere yöneltip, başkaların hakkına saygılı olmasını sağlayın Kötülüğün, mutsuzluğun, umutsuzluğun, sevgisizliğin, kıskançlığın, kısacası başarısızlığa ve kötülüğe neden olan olumsuz duygu ve düşüncelerden arınmasını gerçekleştirmeye çalışın

    Çocuğunuzun intikam, kin, kötülük gibi olumsuz duygulardan uzak yetişmesini ve hayat çizgisinde dürüst, onurlu, kişilikli bir insan olmasını istiyorsanız Sevgi, merhamet, hoşgörü, anlayış gibi insani kavramların, küçük yaşta öğretilmesi, karşı fikirleri, dinleri, inançları, milliyetleri saygıyla karşılaması gibi, güzel unsur ve güzel duygular, çocukluğunda ve gelişme çağında garantina altına almalı sınız ki, ileri yaşlarda depreşmeye yönelik zaaflarını asgariye indirmiş olsun

    Sevgi ve hoşgörünün çağımızda insanlar arası, toplumlar arası, en önemli barışçıl etken olduğunu unutmamalıyız Sevgi, dostluk ve hoşgörü, insanlar biribirileri ve gerçeklik arayışındaki ilişkiyi, doğru kullanabilmelerinin, güven duygusunu hissedebilmelerinin biricik yoludur

    Dünyadaki, canlılarda yalnızca insanlarda var olduğu ve yalnızca insanlara ait olan özbilinç, adalet, merhamet, vicdan, hayal gücü ile aldığı eğitim ve terbiye, insanın yaşamını denetim altına almasını, düzenlemesini ve geleceğe ait ölçülerin gelişmesini sağlar İnsanoğlu içinde bulunduğu yaşamı ileriye dönük değişimi tasarlarken, ilk kural yüreğini sevgiyle, saygıyla, merhametle doldurup, vicdanlı ve bilinçli olmasını gerektirir

    Sevgiyi, hoşgörüyü yalan ve çıkardan uzak tutup, hilesiz bir biçimde gönlümüze dokuduğumuzda ve yüreğimize nakış nakış işlediğimizde, sığ ve kirli sularda kürek çekmekten kurtulur, gerçek doygunluğu, doğruluğu, mutlulugu ve erdemi yakalamış oluruz

    Alışkanlıklar, önyargılar, bir toplumu tümden aşağılamalar ve kontrol altına alınamayan intikam, kin, nefret gíbi olumsuz duygular tüm toplumlara ve tüm insanlığa ancak zarar getirir Yararlı olunamıyorsak bari dünyanın ve insanlığın gelişmesine, zarar vermeyelim

    Çağımızda insanlığın büyük uyanış içine girdiği demokratlık, (hümanist) insancıl değerlerin yüceldiği dünyamızda, insanların hala palavra ve kafaları bir örümcek ağı gibi saran şovenizm, dini fanatizm gibi çağdışı fikirlere, neden hala sıkı sıkıya sarılıp itibar ettiklerini anlamış değilim Bilmezler mi asarız, keseriz mantığıyla hareket eden, gücü yettiğini, gücü yettiğince ezmeye çalışan insanlarda ne özbilinç ne özsaygı ne de mantık ve vicdan olur

    Her şeyden önce birey yada toplum olarak, aydın, her düşünceye, her inanca saygılı, okumayı alışkanlık haline getirip, kitap okumayı seven insanlar, nesiller yetiştirmeliyiz ki, dünyaya, insanlığa ve toplumumuza bir yararı olsun

    Bilimin, bilginin, teknolojinin ilerlemesine bir diyeceğim elbette olamaz, ama aynı zamanda da bilimin, bilginin, teknolojinin, zekanın kötüye kullanılmasından, pazarlanmasından da yana değilim Aynı oranda din, milliyet gibi kutsal unsurları, küçük çıkarlar için kötü emellerine alet edenlerden hep tiksinmiş, rahatsızlık duymuşumdur

    Çocuklarımızı eğitimden ve sorumluluklardan uzak, vurdum duymaz, saygı ve sevgiden bi- haber, tembel, sadece kendi çıkar ve rahatını düşünen bencil yarattıklar olarak yetiştirirsek Onların kişilikli, dürüst, onurlu, yardımsever, karşı fikirlere, milliyetlere, dinlere saygılı, hoşgörülü olmasını öğretemezsek İnsan olarak, düşünen, sorgulayan kafa yapılarına destek olmaz ve yol göstermezsek Çağın bilgi donanımıyla donatmazsak Yaşamın anlamını anlatamazsak Ne olur bilir misiniz?

    Dünyadan, yaşamdan bi- haber, kimseye hoşgörüsü, saygısı, sevgisi olmayan, acıma, merhamet nedir bilmeyen, gözünü kırpmadan insan öldürebilen, başkalarını korkutarak yada sömürerek güç kazanmaya çalışan, tembel, hoşgörüsüz, egoist bir nesil yetiştirmiş oluruz Onun için çocuğun aile ve okulda alacağı kültür, eğitim, terbiye ile başkalarının fikrine, kültürüne, inancına, giyimine saygı duymaları; sosyal etnik farklılıklara hoşgörüyle bakmalarını, eşitlikçi anlayışı paylaşım ve dayanışma duygusunu geliştirmeleri gerektiriyor Herkesin hakkının kendi hakkı kadar öneminin vurgulanmasını gerektiriyor

    Eğer çocuklarımızı kız yada erkek diye ayırırsak, soru sormalarını, sorgulayıcı olmalarını, kişilik kazanmalarını engellersek, farklı olana hoşgörüyü ve saygıyı belletip bunu bir yaşam tarzına dönüştüremezsek Sorunlar bir dağ gibi gittikçe büyür ve altında kalkamıyacağımız bir hal alır

    Sadece çevresindekilere değil, farklı olan her şeye saygılı, höşgörülü, anlayışlı, sevecen ve yardım sever olarak yetiştirirsek, asıl sorunların zaman içerisinde gittikçe küçüldüğünü göreceğiz
    Dürüstlük, insanın önce kendisine karşı dürüst olmasından geçer Dürüst olmayıpta başkalarının yanında dürüstlük taslamak hiçte dürüstlük değil

    Akıllı, bilgili olmakla, adil ve ahlaklı olmak aynı kapıya çıkar diyor H Ali Ne doğru bir söz değil mi? Bütünlük, var olmak, kişiliğin önemi varsa, insanlara ve tüm canlılara karşı adil olmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza İyi bir insan olmanın temel gereği budurAsıl mesele dün- bugün- yarın değil ve farklı din, dil, kültür değil ïnsanın gerçeği ve bütünlüğü meselesidir
    alıntı
    Yargılamak adil olmayı ve bilmeyi gerektiriyor Bilmek ayrı bir fedekarlığın adı unutmayalım

    Ne demişler: Tatlı dil yılanı ininden, Acı dil insanı dininden çıkarır

    Nihayeti, herkesin yolcu olduğu bu dünyada, yazımı sevdiğim bir kıssadan hisseyle bitirmek istiyorum istiyorum:

    Yolcu
    Kalıcı değerleri öne alanlar, geçici değerler yüzünden hem kendilerine hem birbirlerine hayatı zehir etmezler Dünyada yolcu olduklarının bilincini sürekli uyanık tutarlar
    Gerçeği arayan genç, bu uğurda yolculuk yaparken Polonyada bir bilgeyi ziyaret eder Bilgenin içinde yaşadığı tek odası kitaplarla doludur
    Genç hayretle sorar; Diğer mobilyalarınız nerede? Bilge; Sizinkiler nerede? diye aynı soruyu sorar gence
    Genç biraz şaşkın bir halde, Ama ben yolcuyum diye karşılık verir
    Bunun üzerine, Ben de öyleyim der, ben de öyle
    Nuri Can



  4. 12.Kasım.2011, 18:14
    2
    Silent and lonely rains



    HOŞGÖRÜ VE SEVGİ ÜZERİNE

    İnsan, tabiatından kendisinde var olan kötü huylarından istesede kolay kolay vazgeçemez Ancak insan gerçekçi, insancıl, karşı fikirlere tahamül gösteren, inançlara saygılı, mantiki bir eğitim ve iyi bir terbiye ile zaafları baskı altına alınıp, güzel tarafları öne çıkartılırsa İyilik, merhamet ve hoşgörü gibi kavramların kapıları açılır ve insanın kendisinde var olan kötü huyların önü kesilebilir

    Çocukların büyüme, gelişme ve eğitim çağında gereksiz, hiç bir işe yaramayan, günlük yaşamında kullanamıyacağı hurafelerle, kof, saçma-sapan bilgilerle zihnini işgal etmenin, çocuğa hiç bir yararı olmayacağı gibi, körpecik beyinlerinin gelişmesine zarar verir

    Eğer çocuğunuzun hayatta kendine güvenen kişilikli, kötülüklerden uzak, çevresine sevgi dolu gözlerle bakmasını ve insanları, hayvanları sevmesini istiyorsanız; Beynini sürekli olumlu düşüncelere yöneltip, başkaların hakkına saygılı olmasını sağlayın Kötülüğün, mutsuzluğun, umutsuzluğun, sevgisizliğin, kıskançlığın, kısacası başarısızlığa ve kötülüğe neden olan olumsuz duygu ve düşüncelerden arınmasını gerçekleştirmeye çalışın

    Çocuğunuzun intikam, kin, kötülük gibi olumsuz duygulardan uzak yetişmesini ve hayat çizgisinde dürüst, onurlu, kişilikli bir insan olmasını istiyorsanız Sevgi, merhamet, hoşgörü, anlayış gibi insani kavramların, küçük yaşta öğretilmesi, karşı fikirleri, dinleri, inançları, milliyetleri saygıyla karşılaması gibi, güzel unsur ve güzel duygular, çocukluğunda ve gelişme çağında garantina altına almalı sınız ki, ileri yaşlarda depreşmeye yönelik zaaflarını asgariye indirmiş olsun

    Sevgi ve hoşgörünün çağımızda insanlar arası, toplumlar arası, en önemli barışçıl etken olduğunu unutmamalıyız Sevgi, dostluk ve hoşgörü, insanlar biribirileri ve gerçeklik arayışındaki ilişkiyi, doğru kullanabilmelerinin, güven duygusunu hissedebilmelerinin biricik yoludur

    Dünyadaki, canlılarda yalnızca insanlarda var olduğu ve yalnızca insanlara ait olan özbilinç, adalet, merhamet, vicdan, hayal gücü ile aldığı eğitim ve terbiye, insanın yaşamını denetim altına almasını, düzenlemesini ve geleceğe ait ölçülerin gelişmesini sağlar İnsanoğlu içinde bulunduğu yaşamı ileriye dönük değişimi tasarlarken, ilk kural yüreğini sevgiyle, saygıyla, merhametle doldurup, vicdanlı ve bilinçli olmasını gerektirir

    Sevgiyi, hoşgörüyü yalan ve çıkardan uzak tutup, hilesiz bir biçimde gönlümüze dokuduğumuzda ve yüreğimize nakış nakış işlediğimizde, sığ ve kirli sularda kürek çekmekten kurtulur, gerçek doygunluğu, doğruluğu, mutlulugu ve erdemi yakalamış oluruz

    Alışkanlıklar, önyargılar, bir toplumu tümden aşağılamalar ve kontrol altına alınamayan intikam, kin, nefret gíbi olumsuz duygular tüm toplumlara ve tüm insanlığa ancak zarar getirir Yararlı olunamıyorsak bari dünyanın ve insanlığın gelişmesine, zarar vermeyelim

    Çağımızda insanlığın büyük uyanış içine girdiği demokratlık, (hümanist) insancıl değerlerin yüceldiği dünyamızda, insanların hala palavra ve kafaları bir örümcek ağı gibi saran şovenizm, dini fanatizm gibi çağdışı fikirlere, neden hala sıkı sıkıya sarılıp itibar ettiklerini anlamış değilim Bilmezler mi asarız, keseriz mantığıyla hareket eden, gücü yettiğini, gücü yettiğince ezmeye çalışan insanlarda ne özbilinç ne özsaygı ne de mantık ve vicdan olur

    Her şeyden önce birey yada toplum olarak, aydın, her düşünceye, her inanca saygılı, okumayı alışkanlık haline getirip, kitap okumayı seven insanlar, nesiller yetiştirmeliyiz ki, dünyaya, insanlığa ve toplumumuza bir yararı olsun

    Bilimin, bilginin, teknolojinin ilerlemesine bir diyeceğim elbette olamaz, ama aynı zamanda da bilimin, bilginin, teknolojinin, zekanın kötüye kullanılmasından, pazarlanmasından da yana değilim Aynı oranda din, milliyet gibi kutsal unsurları, küçük çıkarlar için kötü emellerine alet edenlerden hep tiksinmiş, rahatsızlık duymuşumdur

    Çocuklarımızı eğitimden ve sorumluluklardan uzak, vurdum duymaz, saygı ve sevgiden bi- haber, tembel, sadece kendi çıkar ve rahatını düşünen bencil yarattıklar olarak yetiştirirsek Onların kişilikli, dürüst, onurlu, yardımsever, karşı fikirlere, milliyetlere, dinlere saygılı, hoşgörülü olmasını öğretemezsek İnsan olarak, düşünen, sorgulayan kafa yapılarına destek olmaz ve yol göstermezsek Çağın bilgi donanımıyla donatmazsak Yaşamın anlamını anlatamazsak Ne olur bilir misiniz?

    Dünyadan, yaşamdan bi- haber, kimseye hoşgörüsü, saygısı, sevgisi olmayan, acıma, merhamet nedir bilmeyen, gözünü kırpmadan insan öldürebilen, başkalarını korkutarak yada sömürerek güç kazanmaya çalışan, tembel, hoşgörüsüz, egoist bir nesil yetiştirmiş oluruz Onun için çocuğun aile ve okulda alacağı kültür, eğitim, terbiye ile başkalarının fikrine, kültürüne, inancına, giyimine saygı duymaları; sosyal etnik farklılıklara hoşgörüyle bakmalarını, eşitlikçi anlayışı paylaşım ve dayanışma duygusunu geliştirmeleri gerektiriyor Herkesin hakkının kendi hakkı kadar öneminin vurgulanmasını gerektiriyor

    Eğer çocuklarımızı kız yada erkek diye ayırırsak, soru sormalarını, sorgulayıcı olmalarını, kişilik kazanmalarını engellersek, farklı olana hoşgörüyü ve saygıyı belletip bunu bir yaşam tarzına dönüştüremezsek Sorunlar bir dağ gibi gittikçe büyür ve altında kalkamıyacağımız bir hal alır

    Sadece çevresindekilere değil, farklı olan her şeye saygılı, höşgörülü, anlayışlı, sevecen ve yardım sever olarak yetiştirirsek, asıl sorunların zaman içerisinde gittikçe küçüldüğünü göreceğiz
    Dürüstlük, insanın önce kendisine karşı dürüst olmasından geçer Dürüst olmayıpta başkalarının yanında dürüstlük taslamak hiçte dürüstlük değil

    Akıllı, bilgili olmakla, adil ve ahlaklı olmak aynı kapıya çıkar diyor H Ali Ne doğru bir söz değil mi? Bütünlük, var olmak, kişiliğin önemi varsa, insanlara ve tüm canlılara karşı adil olmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza İyi bir insan olmanın temel gereği budurAsıl mesele dün- bugün- yarın değil ve farklı din, dil, kültür değil ïnsanın gerçeği ve bütünlüğü meselesidir
    alıntı
    Yargılamak adil olmayı ve bilmeyi gerektiriyor Bilmek ayrı bir fedekarlığın adı unutmayalım

    Ne demişler: Tatlı dil yılanı ininden, Acı dil insanı dininden çıkarır

    Nihayeti, herkesin yolcu olduğu bu dünyada, yazımı sevdiğim bir kıssadan hisseyle bitirmek istiyorum istiyorum:

    Yolcu
    Kalıcı değerleri öne alanlar, geçici değerler yüzünden hem kendilerine hem birbirlerine hayatı zehir etmezler Dünyada yolcu olduklarının bilincini sürekli uyanık tutarlar
    Gerçeği arayan genç, bu uğurda yolculuk yaparken Polonyada bir bilgeyi ziyaret eder Bilgenin içinde yaşadığı tek odası kitaplarla doludur
    Genç hayretle sorar; Diğer mobilyalarınız nerede? Bilge; Sizinkiler nerede? diye aynı soruyu sorar gence
    Genç biraz şaşkın bir halde, Ama ben yolcuyum diye karşılık verir
    Bunun üzerine, Ben de öyleyim der, ben de öyle
    Nuri Can






+ Yorum Gönder