Konusunu Oylayın.: Müslümanlıkta Muaşeret Adabı (İslamda Görgü Kuralları)

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Müslümanlıkta Muaşeret Adabı (İslamda Görgü Kuralları)
  1. 10.Kasım.2011, 18:23
    1
    Misafir

    Müslümanlıkta Muaşeret Adabı (İslamda Görgü Kuralları)






    Müslümanlıkta Muaşeret Adabı (İslamda Görgü Kuralları) Mumsema Müslümanlıkta Muaşeret Adabı (İslamda Görgü Kuralları)


  2. 10.Kasım.2011, 18:23
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Kasım.2011, 18:28
    2
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Müslümanlıkta Muaşeret Adabı (İslamda Görgü Kuralları)




    Müslümanlıkta Muaşeret Adabı
    İslam Ansiklopedisi


    Birlikte dostça yaşama, güzel ge*çinme, birbirinin hakkına saygı gösterme demektir. Daha yaygın olarak Adabîmuâşeret şeklinde söylenir. Adâbımuaşeret, muaşeret adabı (ortak yaşama esasları) demektir. Müslümanlıkta muaşeret adabına riayet çok büyük önem taşır.
    İnsanların toplu halde yaşadıkla*rı, birbirleriyle binbir türlü ilişki ve alışveriş içinde bulundukları, buna da mecbur oldukları bilinen bir husustur, insanların böyle birlikte yaşamanın gerektirdiği bazı inceliklere dikkat et*meleri gereği de bu nedenle kendini hissettiriyor. Toplu yaşayışta gözönünde tutulması gereken bu incelik*lere adabımuaşeret (görgü) deniyor. Kişiler görgü kurallarını kendileri koymazlar, önceden konmuş olan ku*ralları toplumda hazır olarak bulur*lar ve kendilerini bunlara uydururlar.
    İnsan adabımuaşerete uymazsa ne olur? Ceza mı görür? Hayır. Ama görgüsüzlükle, kabalıkla, incelikten nasipsizlikle suçlanmak tehlikesi söz konusudur. Her yerde, her toplumda bu böyledir. Her toplumun kendine göre muaşeret adabı vardır. Çeşitli toplumlarca bu alanda benimsenen kuralların çok farklı yanları bulundu*ğu gibi benzeyenleri de vardır.
    İnsan ve toplum hayatını çeşitli yönlerden düzenlenmeyi hedef alan İslam dini, bu konuda da açık ve an*laşılır prensipler koymuştur. Biz bu*rada bunların ancak bellibaşlılarına değineceğiz.

    Selamlaşmak
    Müslümanlıkta adabımuaşeretin en önemlilerinden biri selamlaşmaktır, iki veya daha fazla kişi karşılaştığında, bir araya geldiğinde ilk söz selam olmalıdır. Peygamberimiz, "Selam sözden ön*ce gelir" [1] demiştir. Eskiler bunu "Evvel selam, sonra kelam" diye kafiyeleştirmiştir. Müslümanlıkta sela*mın sözleri kısaca "Selamünaleyküm"dür. "Barış ve esenlik üzerini*ze olsun" demektir. Bu selamın ceva*bı olan "Aleykümselam" da aynı an*lamdadır. Fakat sözleri ne olursa ol*sun önemli olan selamlaşmaktır.
    Selamı, yürüyenler oturanlara, gençler yaşlılara, süvariler yayalara verir.
    Verilen selamı almak, vermekten daha da önemli bir görevdir. Verilen selamı alamayacak durumda olanla*ra selam verilmez. Namaz kılan, Ku*r'an okuyan, hutbe dinleyen, yemek yiyen kimseler bunlardandır.

    Güler yüz
    İki mümin karşılaştı*ğında, selam gibi birbirinden esirge*memeleri gereken bir incelik de güler yüzdür. Kişinin kişiyi güler yüzle kar*şılanmasına dinimiz çok değer vermiş*tir. Çünkü bir yerde asık bir suratla karşılaşmak insanın neşesini kaçırır, moralini bozar. Tersine karşınızdakinde güler yüz ve anlayış görürseniz cesaretiniz artar, kendinize güven ge*lir. Soracağınızı daha rahat sorar, öğrenmek istediğiniz bir şeyi daha rahat öğrenirsiniz. Bunun için islam karşı*lıklı ilişkilerimizde güler yüzü gözardı etmemiş, tersine ön plana çıkarmış*tır. Peygamberimiz, "iyilikten hiçbir şeyi küçük görme, mümin kardeşini güler yüzle karşılamak bile olsa" [2] buyurmuştur.


    Hasta ziyareti
    En değerli İslami görgü kurallarından biri de hasta zi*yaretidir. Hastayla ilgilenmek, hatı*rını sormak, ona moral vermek, bir ihtiyacı olup olmadığını sormak esas*tır. Peygamberimiz, "Sizden biri has*ta ziyaretine gitti mi, elini onun eli ve alnı üzerine koysun ve 'Nasılsın? di*ye hatırını sorsun" demiştir. Kendi*si, gayri müslim komşusunu bile has*talığında ziyaret etmiştir.
    Hasta ziyareti önemli olduğu ka*dar, hastanın yanında uzun uzun ka*larak ona rahatsızlık vermemek, ziya*reti kısa kesmek de o kadar önemli*dir. Peygamber Efendimiz bu husus*la ilgili olarak şöyle buyurmuştur; "İbadetin sevap bakımından en üstü*nü, hastanın hatırını sormaya gidin*ce yanından çabuk kalkmaktır" [3].

    İyilik ve yardım
    Yeri ve zamanı geldiğinde iyilik ve yardımda bulun*mak dinde bir görevdir. Burada bizim belirtmek istediğimiz iyilik ve yardımın kendisi değil, biçimidir. Bu, ba*zen iyiliğin kendisinden bile önem ta*şır.
    İyilikte görgü, iyiliğin, gizli, gös*terişten kaçınarak ve gurur kırmaya*cak şekilde yapılmasıdır. Bir iyiliğe karışacak en küçük gösteriş, onun de*ğerini, Allah katındaki sevabını siler süpürür. Peygamberimiz, "iyilik üç şeyle tamamlanır: Acele etmek, küçük göstermek ve gizli tutmak'' buyur*muştur.
    İyilik görmenin iyilik edene teşek*kür etmesi de görgüdendir. Birine bir iyilik yapanın bunu konuşması doğ*ru değildir. Ama, iyilik yapılanın bu*nu konuşması, anması teşekkür yeri*ne geçer. İnsanın gördüğü iyiliği giz*lemesi ise nankörlük sayılmıştır.


    Yemekte görgü
    Dinimizin sofra için, yemek için koyduğu görgü ku*rallarının bir bölümünün çizgisine modern dünya ancak yakın zamanda gelebilmiştir. Bunlardan biri, yeme iç*mede ölçülü olmak, hiçbir zaman mi*deyi tıka basa doldurmamak, sofra*dan daha iştahı varken kalkmak, bi*çimindeki kuraldır. Günümüzde tıp ve bilim de aynı anlayışa sahiptir ve gerekliliğini savunmaktadır, "mide derdin, perhiz devanın başıdır" hadisi bu anlayışın kaynağıdır.
    Yemeğe "besmele" ile başlamak, yemekten sonra "elhamdülillah" de*mek; yemekten önce ve sonra elleri muhakkak yıkamak; yemek yerken başkalarını tiksindirecek davranışlar*dan kaçınmak da İslami görgüdendir.
    Suyu bir nefeste içmemek, içilecek suyun içine doğru solumamak da iç*menin görgüsündendir.


    Görgü kuralı niteliğinde bazı ha*disler
    "Mektuba cevap vermek, selama karşılık vermek gibi bir görevdir". [4]
    "İki kişi gizli konuşurken sen ara*larına girme". [5]
    "Sohbet edenler üç kişi olursa iki*si üçüncünün önünde gizli konuşma*sın. Çünkü bu davranış üçüncüyü te*dirgin eder". [6]
    "Güzel elbiseler giyiniz, güzel bi*neklere bininiz, insanların nazarları*na hoşa gidecek şekilde çıkınız."

    [1]CamiuVSagir c. 2. s. 32.
    [2]Riyazü VSalihin c. 1, s. 159.
    [3]CamiuVSagir c. 1, s. 42.
    [4]A. Himmet Berki 250 Hadis, s. 101.
    [5]Age. s. 28.
    [6]Age s. 29.


  4. 10.Kasım.2011, 18:28
    2
    Moderatör



    Müslümanlıkta Muaşeret Adabı
    İslam Ansiklopedisi


    Birlikte dostça yaşama, güzel ge*çinme, birbirinin hakkına saygı gösterme demektir. Daha yaygın olarak Adabîmuâşeret şeklinde söylenir. Adâbımuaşeret, muaşeret adabı (ortak yaşama esasları) demektir. Müslümanlıkta muaşeret adabına riayet çok büyük önem taşır.
    İnsanların toplu halde yaşadıkla*rı, birbirleriyle binbir türlü ilişki ve alışveriş içinde bulundukları, buna da mecbur oldukları bilinen bir husustur, insanların böyle birlikte yaşamanın gerektirdiği bazı inceliklere dikkat et*meleri gereği de bu nedenle kendini hissettiriyor. Toplu yaşayışta gözönünde tutulması gereken bu incelik*lere adabımuaşeret (görgü) deniyor. Kişiler görgü kurallarını kendileri koymazlar, önceden konmuş olan ku*ralları toplumda hazır olarak bulur*lar ve kendilerini bunlara uydururlar.
    İnsan adabımuaşerete uymazsa ne olur? Ceza mı görür? Hayır. Ama görgüsüzlükle, kabalıkla, incelikten nasipsizlikle suçlanmak tehlikesi söz konusudur. Her yerde, her toplumda bu böyledir. Her toplumun kendine göre muaşeret adabı vardır. Çeşitli toplumlarca bu alanda benimsenen kuralların çok farklı yanları bulundu*ğu gibi benzeyenleri de vardır.
    İnsan ve toplum hayatını çeşitli yönlerden düzenlenmeyi hedef alan İslam dini, bu konuda da açık ve an*laşılır prensipler koymuştur. Biz bu*rada bunların ancak bellibaşlılarına değineceğiz.

    Selamlaşmak
    Müslümanlıkta adabımuaşeretin en önemlilerinden biri selamlaşmaktır, iki veya daha fazla kişi karşılaştığında, bir araya geldiğinde ilk söz selam olmalıdır. Peygamberimiz, "Selam sözden ön*ce gelir" [1] demiştir. Eskiler bunu "Evvel selam, sonra kelam" diye kafiyeleştirmiştir. Müslümanlıkta sela*mın sözleri kısaca "Selamünaleyküm"dür. "Barış ve esenlik üzerini*ze olsun" demektir. Bu selamın ceva*bı olan "Aleykümselam" da aynı an*lamdadır. Fakat sözleri ne olursa ol*sun önemli olan selamlaşmaktır.
    Selamı, yürüyenler oturanlara, gençler yaşlılara, süvariler yayalara verir.
    Verilen selamı almak, vermekten daha da önemli bir görevdir. Verilen selamı alamayacak durumda olanla*ra selam verilmez. Namaz kılan, Ku*r'an okuyan, hutbe dinleyen, yemek yiyen kimseler bunlardandır.

    Güler yüz
    İki mümin karşılaştı*ğında, selam gibi birbirinden esirge*memeleri gereken bir incelik de güler yüzdür. Kişinin kişiyi güler yüzle kar*şılanmasına dinimiz çok değer vermiş*tir. Çünkü bir yerde asık bir suratla karşılaşmak insanın neşesini kaçırır, moralini bozar. Tersine karşınızdakinde güler yüz ve anlayış görürseniz cesaretiniz artar, kendinize güven ge*lir. Soracağınızı daha rahat sorar, öğrenmek istediğiniz bir şeyi daha rahat öğrenirsiniz. Bunun için islam karşı*lıklı ilişkilerimizde güler yüzü gözardı etmemiş, tersine ön plana çıkarmış*tır. Peygamberimiz, "iyilikten hiçbir şeyi küçük görme, mümin kardeşini güler yüzle karşılamak bile olsa" [2] buyurmuştur.


    Hasta ziyareti
    En değerli İslami görgü kurallarından biri de hasta zi*yaretidir. Hastayla ilgilenmek, hatı*rını sormak, ona moral vermek, bir ihtiyacı olup olmadığını sormak esas*tır. Peygamberimiz, "Sizden biri has*ta ziyaretine gitti mi, elini onun eli ve alnı üzerine koysun ve 'Nasılsın? di*ye hatırını sorsun" demiştir. Kendi*si, gayri müslim komşusunu bile has*talığında ziyaret etmiştir.
    Hasta ziyareti önemli olduğu ka*dar, hastanın yanında uzun uzun ka*larak ona rahatsızlık vermemek, ziya*reti kısa kesmek de o kadar önemli*dir. Peygamber Efendimiz bu husus*la ilgili olarak şöyle buyurmuştur; "İbadetin sevap bakımından en üstü*nü, hastanın hatırını sormaya gidin*ce yanından çabuk kalkmaktır" [3].

    İyilik ve yardım
    Yeri ve zamanı geldiğinde iyilik ve yardımda bulun*mak dinde bir görevdir. Burada bizim belirtmek istediğimiz iyilik ve yardımın kendisi değil, biçimidir. Bu, ba*zen iyiliğin kendisinden bile önem ta*şır.
    İyilikte görgü, iyiliğin, gizli, gös*terişten kaçınarak ve gurur kırmaya*cak şekilde yapılmasıdır. Bir iyiliğe karışacak en küçük gösteriş, onun de*ğerini, Allah katındaki sevabını siler süpürür. Peygamberimiz, "iyilik üç şeyle tamamlanır: Acele etmek, küçük göstermek ve gizli tutmak'' buyur*muştur.
    İyilik görmenin iyilik edene teşek*kür etmesi de görgüdendir. Birine bir iyilik yapanın bunu konuşması doğ*ru değildir. Ama, iyilik yapılanın bu*nu konuşması, anması teşekkür yeri*ne geçer. İnsanın gördüğü iyiliği giz*lemesi ise nankörlük sayılmıştır.


    Yemekte görgü
    Dinimizin sofra için, yemek için koyduğu görgü ku*rallarının bir bölümünün çizgisine modern dünya ancak yakın zamanda gelebilmiştir. Bunlardan biri, yeme iç*mede ölçülü olmak, hiçbir zaman mi*deyi tıka basa doldurmamak, sofra*dan daha iştahı varken kalkmak, bi*çimindeki kuraldır. Günümüzde tıp ve bilim de aynı anlayışa sahiptir ve gerekliliğini savunmaktadır, "mide derdin, perhiz devanın başıdır" hadisi bu anlayışın kaynağıdır.
    Yemeğe "besmele" ile başlamak, yemekten sonra "elhamdülillah" de*mek; yemekten önce ve sonra elleri muhakkak yıkamak; yemek yerken başkalarını tiksindirecek davranışlar*dan kaçınmak da İslami görgüdendir.
    Suyu bir nefeste içmemek, içilecek suyun içine doğru solumamak da iç*menin görgüsündendir.


    Görgü kuralı niteliğinde bazı ha*disler
    "Mektuba cevap vermek, selama karşılık vermek gibi bir görevdir". [4]
    "İki kişi gizli konuşurken sen ara*larına girme". [5]
    "Sohbet edenler üç kişi olursa iki*si üçüncünün önünde gizli konuşma*sın. Çünkü bu davranış üçüncüyü te*dirgin eder". [6]
    "Güzel elbiseler giyiniz, güzel bi*neklere bininiz, insanların nazarları*na hoşa gidecek şekilde çıkınız."

    [1]CamiuVSagir c. 2. s. 32.
    [2]Riyazü VSalihin c. 1, s. 159.
    [3]CamiuVSagir c. 1, s. 42.
    [4]A. Himmet Berki 250 Hadis, s. 101.
    [5]Age. s. 28.
    [6]Age s. 29.





+ Yorum Gönder