Konusunu Oylayın.: Bütün Halk Hüsn-ü Muaşeret Adabı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Bütün Halk Hüsn-ü Muaşeret Adabı
  1. 10.Kasım.2011, 18:22
    1
    Misafir

    Bütün Halk Hüsn-ü Muaşeret Adabı






    Bütün Halk Hüsn-ü Muaşeret Adabı Mumsema Bütün Halk Hüsn-ü Muaşeret Adabı


  2. 10.Kasım.2011, 18:22
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Kasım.2011, 18:35
    2
    maydın
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Mayıs.2007
    Üye No: 761
    Mesaj Sayısı: 1,165
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 13
    Bulunduğu yer: iskenderun

    Cevap: Bütün Halk Hüsn-ü Muaşeret Adabı




    Edeb ve Hüsn-ü muaşeret hakkında İbrahim Hakkı Hazretlerinin Beyanı Ve Bütün Halk İle Hüsn-ü Muaşeret Adabı

    Ey Aziz: Ehli edeb demişlerdir ki

    Seha, insanın ziynetidir.

    Af, iyilik ve ihsanların en alasıdır.

    Tevazu, ilmin eseridir.

    İlim hilmi gerektirir.

    Doğruluk, keramettir.

    Yalancılık, hor ve hakirliktir.

    Necat ve selamet doğruluktadır.

    Bereket rıfk iledir.

    Tevazu’ sulh, selamet ve şereftir.

    Tekebbür telef olmanın esasıdır.

    Kanaat tükenmez bir hazinedir.

    Tama’ zillet ve fakirliktir.

    Va’d etmek bir hastalıktır ki, şifası va’dini yerine getirmektir.

    Akıllı bir kimseye muhalefet en büyük hatadır.

    Ahmak kimseye sükut en güzel cevaptır.

    Kerim, aza şükr eder, leim ise çoğa bile küfr eder. Yani çoğa bile kanaatsizdir ve şükr etmez.

    Dil, insanın mizanıdır, terazisidir. İyi ve kötü fark edilir.

    Mümin, insaf etmeyene insafla gider.

    Sabır insanın kalbine musibet kadar nazil olur.

    Mümin yumuşak tabiatli, emin ve emniyetli olur.

    Yalancılık ve hile, şeytan işidir. Lakin surette insandır.

    Rıfk ve affıyle kendisine uymaya vesiledir.

    Hilm ve kerem tabiat iktizasıdır.

    Kerim olan, va’dine vefa eder, hataları affeder.

    Elini herkese zarar vermekten men eden, iki sehanın biridir.

    Hakk’a kurbiyyet, dua ve istemek iledir.

    Halka kurbiyyet istememekledir.

    Dostun bir insandır ki, o senin aynındır. Ancak farkı budur ki, ol senin gayrındır.

    Müşavere sana rahattır.

    İstişare olunan rahmettir.

    Halimin ilk mükafatı, hilmi öyle sâri ve caridir ki, cemi’ nas, onun hasmı üzerine muin ve yardımcıdır.

    Rif’atle tevazu, kudretle af gibidir.

    Kerim olan, kerem işlerini kendine borç görür ki eda eder.

    Leim olan, evvelce yaptığı ihsanları insanlar üzerinde alacaklı imiş gibi görüp almaya çalışır.

    Dostlar bir nefis gibidir. Cisimleri her ne kadar ayrı olsa dahi.

    Mü’min, halkın eziyetine tahammül edip dayanır ve ondan eziyet görmez.

    Kerim odur ki, ırzını haliyle korur.

    Leim odur ki, malını ırzıyla korur.

    Nusret eyle ki, nusret olunasın.

    Kötülük edene iyilik eyle ki, ona malik olasın.

    Kime dilersen ihsan eyle ki, emiri olasın.

    Kimseden bir şey isteme ki, o da senin gibidir

    Yani senin bir nazirin olan bir kimseden bir şey isteme ki, ona nazir ol ,eş ol, benzeri ol .

    kime dilersen muhtaç ol da esiri ol.

    Öyle esvab ile ziynetlen ki, onunla ne şöhret bulasın, ne de hakir olasın.

    Kendine razı olduğun sözü halka söyleyesin.

    Kâdir oldukça kusurları affedici ol ve ayıpları ört.

    Halkın seninle nica sohbetinden mahzuz olursan, hemen sen dahi öylece sohbet kılasın.

    Ta ki, onlar senden emniyet bulup, sen de onlardan emin olasın

    Özür dileyenin özrünü kabul edesin.

    Sana cefa edeni af eyleyip, mülayim söyleyesin.

    Senden büyüklere sen muti ol ki, senden küçükler de sana muti ola.

    Mü’minin recası Hakk’tan olur.

    Allah‘tan gayrinden reca eden, bir şey uman, hâib, hasir ve zararda olur.

    Öyle işten sakın ki, sahibini itibarsız eder. ve o işten sorulduğu zaman işleyen haya edip inkar eder.


  4. 10.Kasım.2011, 18:35
    2
    Özel Üye



    Edeb ve Hüsn-ü muaşeret hakkında İbrahim Hakkı Hazretlerinin Beyanı Ve Bütün Halk İle Hüsn-ü Muaşeret Adabı

    Ey Aziz: Ehli edeb demişlerdir ki

    Seha, insanın ziynetidir.

    Af, iyilik ve ihsanların en alasıdır.

    Tevazu, ilmin eseridir.

    İlim hilmi gerektirir.

    Doğruluk, keramettir.

    Yalancılık, hor ve hakirliktir.

    Necat ve selamet doğruluktadır.

    Bereket rıfk iledir.

    Tevazu’ sulh, selamet ve şereftir.

    Tekebbür telef olmanın esasıdır.

    Kanaat tükenmez bir hazinedir.

    Tama’ zillet ve fakirliktir.

    Va’d etmek bir hastalıktır ki, şifası va’dini yerine getirmektir.

    Akıllı bir kimseye muhalefet en büyük hatadır.

    Ahmak kimseye sükut en güzel cevaptır.

    Kerim, aza şükr eder, leim ise çoğa bile küfr eder. Yani çoğa bile kanaatsizdir ve şükr etmez.

    Dil, insanın mizanıdır, terazisidir. İyi ve kötü fark edilir.

    Mümin, insaf etmeyene insafla gider.

    Sabır insanın kalbine musibet kadar nazil olur.

    Mümin yumuşak tabiatli, emin ve emniyetli olur.

    Yalancılık ve hile, şeytan işidir. Lakin surette insandır.

    Rıfk ve affıyle kendisine uymaya vesiledir.

    Hilm ve kerem tabiat iktizasıdır.

    Kerim olan, va’dine vefa eder, hataları affeder.

    Elini herkese zarar vermekten men eden, iki sehanın biridir.

    Hakk’a kurbiyyet, dua ve istemek iledir.

    Halka kurbiyyet istememekledir.

    Dostun bir insandır ki, o senin aynındır. Ancak farkı budur ki, ol senin gayrındır.

    Müşavere sana rahattır.

    İstişare olunan rahmettir.

    Halimin ilk mükafatı, hilmi öyle sâri ve caridir ki, cemi’ nas, onun hasmı üzerine muin ve yardımcıdır.

    Rif’atle tevazu, kudretle af gibidir.

    Kerim olan, kerem işlerini kendine borç görür ki eda eder.

    Leim olan, evvelce yaptığı ihsanları insanlar üzerinde alacaklı imiş gibi görüp almaya çalışır.

    Dostlar bir nefis gibidir. Cisimleri her ne kadar ayrı olsa dahi.

    Mü’min, halkın eziyetine tahammül edip dayanır ve ondan eziyet görmez.

    Kerim odur ki, ırzını haliyle korur.

    Leim odur ki, malını ırzıyla korur.

    Nusret eyle ki, nusret olunasın.

    Kötülük edene iyilik eyle ki, ona malik olasın.

    Kime dilersen ihsan eyle ki, emiri olasın.

    Kimseden bir şey isteme ki, o da senin gibidir

    Yani senin bir nazirin olan bir kimseden bir şey isteme ki, ona nazir ol ,eş ol, benzeri ol .

    kime dilersen muhtaç ol da esiri ol.

    Öyle esvab ile ziynetlen ki, onunla ne şöhret bulasın, ne de hakir olasın.

    Kendine razı olduğun sözü halka söyleyesin.

    Kâdir oldukça kusurları affedici ol ve ayıpları ört.

    Halkın seninle nica sohbetinden mahzuz olursan, hemen sen dahi öylece sohbet kılasın.

    Ta ki, onlar senden emniyet bulup, sen de onlardan emin olasın

    Özür dileyenin özrünü kabul edesin.

    Sana cefa edeni af eyleyip, mülayim söyleyesin.

    Senden büyüklere sen muti ol ki, senden küçükler de sana muti ola.

    Mü’minin recası Hakk’tan olur.

    Allah‘tan gayrinden reca eden, bir şey uman, hâib, hasir ve zararda olur.

    Öyle işten sakın ki, sahibini itibarsız eder. ve o işten sorulduğu zaman işleyen haya edip inkar eder.





+ Yorum Gönder