Konusunu Oylayın.: Batıl İnançlar ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Batıl İnançlar ne demektir?
  1. 08.Kasım.2011, 22:54
    1
    Misafir

    Batıl İnançlar ne demektir?






    Batıl İnançlar ne demektir? Mumsema Batıl inançlar nelerdir? Toplumda yaygın olan batıl inançlar falcılık, sihir, büyü ve ruh çağırma..Peki hamile kadının aş erdiğinde çocuğun ona benzeyeceği, Nar tanelerini yere dökmek günahtır, nar cennet meyvesidir, Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür. Bunlarda batıl inançlara girer mi yoksa hurafe midir? Konuyu açıklayabilir misiniz? Teşekkür ederim şimdiden..


  2. 08.Kasım.2011, 22:54
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Batıl inançlar nelerdir? Toplumda yaygın olan batıl inançlar falcılık, sihir, büyü ve ruh çağırma..Peki hamile kadının aş erdiğinde çocuğun ona benzeyeceği, Nar tanelerini yere dökmek günahtır, nar cennet meyvesidir, Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür. Bunlarda batıl inançlara girer mi yoksa hurafe midir? Konuyu açıklayabilir misiniz? Teşekkür ederim şimdiden..


    Benzer Konular

    - Batıl Ne Demektir?

    - Batıl Din Ne Demektir?

    - Batıl inanç ne demektir açıklamasını istiyorum

    - Batıl nikah ne demektir ?

    - Değişik Batıl İnançlar Nedir?

  3. 09.Kasım.2011, 16:12
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Batıl İnançlar ne demektir?






    Uydurulmuş hikâye ve rivayet Bu hikâye ve rivayetleri aktarına ve benimseme tutumu Bunlar genellikle dinin bir parçası veya gereği olarak aktarıla geldiği gibi, benimseyenlerce de dindenmiş gibi benimsenmiş olan, gerçekteyse dinle ilgisi bulunmayan, sonradan katılmış hikâye ve rivayetlerdir

    ]Hurafenin bu durumuna açıklık getirebilmek için, dine sonradan katılan diğer unsurları anlatan kelimelere, kavramlara da kısaca değinmek gerekecektir Bunları şöylece sıralayabiliriz:

    a Bid'atler: Kur'ân-ı Kerim ve Sünnet'te bulunmayan ve Ashabca da bilinmeyen, özellikle din esaslarına ilişkin sonradan çıkma kimi ibadet ve davranış biçimleri ve inanca yönelik yorumlar Mevlit okutmak, Kur'ân-ı Kerîm'in "mahlûk" olup olmadığını tartışmak gibi

    b İsrailiyyat: Kur'ân-ı Kerîm'deki kıssaların yorumu ve benzeri durumlarda ayrıntıya ilişkin bilgi vermiş olmak adına Kitab-ı Mukaddes, özellikle Tevrat ve Tevrat yorumlarından aktarılan bilgiler Ehli kitap rivayetleri

    c Batıl İnançlar: Dinde kesinlikle yeri olmayan, fakat günlük hayatta dinin bir parçasıymış gibi gösterilen ve gerçekte dindışı olan, hatta dinin özüne ters düşen kimi inanç ve davranış biçimleri Nazar boncuğu takmak gibi

    d Esâtîr: Eski batıl dinlerin inanç ve yorumlarından olup da, halkın arasında sürüp giderken, müslümanlaşma sırasında "Müslümanlaştırılarak" dine katılan mitolojik hikâyeler, efsaneler

    e Hurafeler: İsrailiyyat ve esâtîrden olmadığı halde bütünüyle sonradan uydurulan ve genellikle İslâm'ın gerçeğiyle bağdaşmaz batıl inançları veya çarpık davranış biçimlerini telkin eden hikâyeler

    Nitekim, "hurafe" kelimesinin kökeni de, bu tür bir olayın adlandırılmasıyla ilişkilidir Hurafe, gerçekle, Arap kabilelerinden Uzle'ye mensup bir şahsın adı olup, anlattığı inanılmayacak şeylere de (onun adına izafetle) 'hadis-i Hurafe' denilmiştir (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, Hurafe Kelimesi)

    İbarede geçen "hadis-i Hurafe"nin anlamı, "Hurafe'nin çıkardıkları, uydurdukları, ortaya attıkları, söyledikleri bütünüyle temelsiz hikâyeler"dir Yukarıda sıralanan dine sonradan katılmış şeylerden "hikâye" türündeki İsrailiyyat'tan bir bölümü Tevrat'ta vardır Bir bölümü ise Tevrat tefsirlerinde olup, bunlar ya esatîrden alınma ya da bütünüyle uydurmadır Tevrat'ta bulunanların bir bölümünün de

    Tevrat'ın yeniden yazılması sırasında katılmış olması mümkündür Bu itibarla, İsrailiyyat'ın büyükçe bir bölümünün gerçek Tevrat'la ilgisi olmadığı cihetle hurafe olarak değerlendirilmesi yanlış olmayacaktır Semavî kökenli olmayan batıl dinlerin mitolojisinden kaynaklanma esatîr'in ise, apaçık bir hurafe olarak değerlendirilmesi gerekir Çünkü, bu dinlerdeki her şey insanların uydurmasıdır Bunlara ek olarak, sonraki yıllarda yeni yeni uydurulan hikâyeler de, hep, hurafe sınıfına dahildir

    Hurafecilik'e gelince: Bu deyim, ilk bakışta hurafeleri benimsemek gibi görünüyor olsa da, boyutları bu kadar değildir Tabiin -hatta Ashabın son dönemi- devrinden itibaren, camilerde halka öğüt verenlerden kimileri daha çok dinleyici bulup, çıkar sağlamak için anlattıklarını hikâyelerle süslemeğe başlamışlar ve bu arada İsrailiyata başvurmakla yetinmeyip, kendileri de kimi hikâyeler uydurur olmuşlardır Gerek hadis ve gerekse tefsir tarihlerinde kendilerinden "kıssacılar" olarak söz edilen bu kişiler, halkın dinin özünü unutarak hikâyelerle oyalanmasına yol açtıkları için dine büyük zarar vermişlerdir Hurafecilik, işte o günden bu yana sürüp gelmiştir

    Zübeyr YETİK / İSLAM ANSİKLOPEDİSİ



    BİLİNEN BATIL İNANÇLARDAN BAZILARI

    Mezarlık, ziyaret yerlerindeki ağaçları kesenler çarpılır.
    Türbeden dışarıya bir şey, bir nesne götüren kişiler çarpılır.
    Mezarlığı parmağı ile işaret etmek iyi değildir. Parmakları ile işaret eden kişilerin parmakları kurur.
    Kurban kesilirken hayvan dilini dışarı çıkarırsa kurban sahibi o yıl içerisinde ölür.
    Bir çocuk sürekli ağlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir.
    Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür.
    Yatarken çorapları baş tarafa koymak iyi değildir, insan çabuk ölür.
    Ölünün elbiseleri ölü yıkayıcılarına verilir.
    Mezarlıktan ağaç kesilmez. Ağaçta cin olduğuna inanılır.
    Gece ölen kişinin üzerine sabaha kadar bıçak konulur.
    Yoğurdun güzel olması için mezardan çırpı toplanarak, kaynayan sütün altına atılır.
    Ölünün yıkandığı evde üç gün ışık yanar.
    Baş sağlığına gelen kişilerin ayakkabıları ters çevrilmez.
    Mezar kazıcısına para verilmezse ölünün rahatsız olacağına inanılır.
    Yılan öldürülüp, suya atılırsa ve yılan suda kaybolursa yağmur yağar ve durmaz, seller olur.
    Kurt uluyunca ya ayaz olur ya kar yağar.
    Bir evin başında baykuş öterse, o evde biri ölür ya da bir yıkım olur.
    İnek doğurunca eve ağır bir şey alınırsa ya da ağır bir şey kaldırılırsa ineğin sütü kesilir.
    İneğin sütünü yere sağmak iyi değildir, hayvan hastalanır.
    İlk yaylaya çıkışta sığırların ortasından bir yabancı geçerse sığırlar hamile kalmaz, doğum yapmazlar.
    Bir kişinin önüne tavşan çıkması uğursuzluktur, mümkünse gidilen yoldan geri dönülür.
    Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir, yoksa insanın başına bir yıkım gelir.
    Çakal ulumaya başlayınca hava açacak, günlük güneşlik olacak demektir.
    Ateşe tükürmek, ateşe sövmek, ateşe tırnak atmak, su dökmek uğursuzluk getirir.
    Sabah evinden başkasına ateş verenin ocağı söner.
    Ocağın üstünü boş bırakmak uğursuzluk getirir.
    Sacayağının birdenbire devrilmesi evin başına bir yıkım geleceğini gösterir.
    Tencerede su boşu boşuna kaynarsa düşmanlar çoğalır.
    Lamba yakılmayan evin ocağı her vakit kararır. Aynı zamanda ev sahibinin öldükten sonra mezarı da karanlık olur.
    Hastalanan hayvanları ateşten geçirmek iyidir.
    Ateşi söndürmek için su dökülmez, ateş toprakla örtülür.
    Ateş çok önceden sönmüş olsa dahi külün yanında yatılmaz. Külde cin ve şeytanın oynak yaptığına inanılır.
    Ateşin çıkardığı ses ateşi yakan kişi hakkında dedikodu yapıldığına işarettir.
    Karaağaçtan düşen yaşamaz.
    Karaağaçtan beşik, sandık yapılmaz.
    İncir ağacının altında uyuyanları şeytan alır götürür.
    Ceviz ağacının altında yaşayanları şeytan alır götürür.
    Tarlada zina yapılırsa bereket olmaz.
    Üzümün tanesini, karpuzun sap kısmındaki kabuğunun içini yiyenler yetim kalır.
    Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur.
    Nar tanelerini yere dökmek günahtır, nar cennet meyvesidir.
    Diş düşürülünce o diş kimsenin göremeyeceği bir yere saklanmalı ya da gömülmelidir.
    Elleri diz üzerinde kavuşturmak, parmakları birbirine geçirip el bağlamak iyi değildir, insanın kısmeti kapanır.
    Parmakların çatırdaması iyidir, insanın sağlıklı olduğunu gösterir.
    El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir.
    Tokalaşırken ya da birisine bir şey verirken sağ el kullanılmalıdır, sol el uğursuzluktur.
    Baş taranırken dökülen saçları dökmek doğru değildir, bunlar toplanır, ölünce o kişinin kabrine konur. Çünkü bu saçlar kıyamet gününde tekrar bitecektir.
    Hamile kadın aş eridiği sırada neye bakarsa doğacak çocuk ona benzeyecektir.
    Akşam soğan yenen yere melekler gelmez.
    Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur.
    Gece acı (biber, soğan, sarımsak) evden dışarıya verilmez.
    Yoğurt, süt, peynir gece dışarıya verilmez. Vermek gerektiğinde üzerine kömür, üzerlik veya yeşil bir dal konularak verilir.
    Gece ıslık çalmak günahtır.
    Gece evden eve tuz verilmez.
    Akşam kapının önü süpürülmez.
    Ekmek aktaracağı evden eve verilmez.
    Çocuklar gece beş taş oynarsa düşman gelecek denir.
    Değirmenden ilk gelen unla yapılan ilk ekmeği yiyen kişinin karısı ölür.
    Ekmek kırıntılarını yere atmak, ayakla çiğnemek evin bereketini götürür.
    Gurbete giden kişinin azığından bir parça ekmek çalınır.
    Bir kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır.
    Evin temeline karataş koymak iyi değildir.
    Kapının önünde oturan kişi iftiraya uğrar.
    Duvar dibinde uyumak iyi değildir, insan çarpılır.
    Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil şeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk değil geçimsizlik olur.
    Evden bir kişi gurbete gittiği zaman o gün ev süpürülmez, dışarıdan misafir alınmaz.
    Eşya taşımak için kullanılan ala iple komşunun evine girilmez. Komşunun başına bir uğursuzluk geleceğine inanılır.
    Kapı eşiğinde oturulmaz, insan fakir olur.
    Kapı eşiğinde oturulmaz, insan bekar kalır.
    Urganla komşunun evine girilmez. Aksi halde komşunun evinde kıtlık olur.
    Kapı eşiğinde oturulmaz, kapı eşiğinde şeytan bulunur.
    Yağmur yağarken kapı eşiğinde oturmak günahtır.
    Odanın ışığını evin erkeği yakarsa o ev daima nur içinde ve bereketli olur.
    Kadının yolda erkeğin önünü kesmesi uğursuzluktur.
    Bir kadın iki erkeğin arasından geçerse çocuğu olmaz.
    Bir adam iki kadının arasından geçerse sözü geçmez.
    Bir erkek iki kız arasından geçerse köse olur.
    Yarım çay içen kadın dul kalır.
    Ava gidecek kişinin önünden kadın geçerse avlanamaz. Bundan dolayı o kişi ava gitmekten vazgeçer.
    Kız çocuğunun ilk kez kesilecek saçını dayısı keserse saçı gür olur.
    Oğlan çocuğunun saçını ilk kez amcası veya dayısı keser.
    Kız baba evinden perşembe veya pazar günü çıkar.
    Makası açık bırakmak düşmanlarınızın sizin hakkınızda konuşmasına neden olur.
    Çarşamba gecesi işlenilmez, çamaşır yıkanmaz, temizlik yapılmaz.
    Gece tırnak kesilmez, ıslık çalınmaz, sakız çiğnenmez.
    Gelinin ayakkabısının altına kimin ismi yazılırsa en kısa zamanda ismi yazılan kişi evlenir.
    Birisi uzunca vakit eve dönmezse veya kaybolmuşsa ayakkabısına tuz dökülür. Kişi en kısa zamanda evine geri döner.
    Kına gecesinde çıkarılan duvağı kısmeti kapalı olan kızın başına takmak
    Gelin evden giderken arkada kalan evlenmemiş kızlar süpürsün diye süpürge bırakmak
    Düğün gecesi gelinle birlikte yatmak
    Gelin duvağından gelin teli koparmak
    Geline kına yakıldıktan sonra kalan kınayı evlenmemiş kızlara yakmak
    Nişan yüzüklerinin kurdelesinden bir parça alan kızın kısmetinin açılacağına inanılır.



  4. 09.Kasım.2011, 16:12
    2
    Silent and lonely rains





    Uydurulmuş hikâye ve rivayet Bu hikâye ve rivayetleri aktarına ve benimseme tutumu Bunlar genellikle dinin bir parçası veya gereği olarak aktarıla geldiği gibi, benimseyenlerce de dindenmiş gibi benimsenmiş olan, gerçekteyse dinle ilgisi bulunmayan, sonradan katılmış hikâye ve rivayetlerdir

    ]Hurafenin bu durumuna açıklık getirebilmek için, dine sonradan katılan diğer unsurları anlatan kelimelere, kavramlara da kısaca değinmek gerekecektir Bunları şöylece sıralayabiliriz:

    a Bid'atler: Kur'ân-ı Kerim ve Sünnet'te bulunmayan ve Ashabca da bilinmeyen, özellikle din esaslarına ilişkin sonradan çıkma kimi ibadet ve davranış biçimleri ve inanca yönelik yorumlar Mevlit okutmak, Kur'ân-ı Kerîm'in "mahlûk" olup olmadığını tartışmak gibi

    b İsrailiyyat: Kur'ân-ı Kerîm'deki kıssaların yorumu ve benzeri durumlarda ayrıntıya ilişkin bilgi vermiş olmak adına Kitab-ı Mukaddes, özellikle Tevrat ve Tevrat yorumlarından aktarılan bilgiler Ehli kitap rivayetleri

    c Batıl İnançlar: Dinde kesinlikle yeri olmayan, fakat günlük hayatta dinin bir parçasıymış gibi gösterilen ve gerçekte dindışı olan, hatta dinin özüne ters düşen kimi inanç ve davranış biçimleri Nazar boncuğu takmak gibi

    d Esâtîr: Eski batıl dinlerin inanç ve yorumlarından olup da, halkın arasında sürüp giderken, müslümanlaşma sırasında "Müslümanlaştırılarak" dine katılan mitolojik hikâyeler, efsaneler

    e Hurafeler: İsrailiyyat ve esâtîrden olmadığı halde bütünüyle sonradan uydurulan ve genellikle İslâm'ın gerçeğiyle bağdaşmaz batıl inançları veya çarpık davranış biçimlerini telkin eden hikâyeler

    Nitekim, "hurafe" kelimesinin kökeni de, bu tür bir olayın adlandırılmasıyla ilişkilidir Hurafe, gerçekle, Arap kabilelerinden Uzle'ye mensup bir şahsın adı olup, anlattığı inanılmayacak şeylere de (onun adına izafetle) 'hadis-i Hurafe' denilmiştir (Ferit Devellioğlu, Osmanlıca Türkçe Ansiklopedik Lügat, Hurafe Kelimesi)

    İbarede geçen "hadis-i Hurafe"nin anlamı, "Hurafe'nin çıkardıkları, uydurdukları, ortaya attıkları, söyledikleri bütünüyle temelsiz hikâyeler"dir Yukarıda sıralanan dine sonradan katılmış şeylerden "hikâye" türündeki İsrailiyyat'tan bir bölümü Tevrat'ta vardır Bir bölümü ise Tevrat tefsirlerinde olup, bunlar ya esatîrden alınma ya da bütünüyle uydurmadır Tevrat'ta bulunanların bir bölümünün de

    Tevrat'ın yeniden yazılması sırasında katılmış olması mümkündür Bu itibarla, İsrailiyyat'ın büyükçe bir bölümünün gerçek Tevrat'la ilgisi olmadığı cihetle hurafe olarak değerlendirilmesi yanlış olmayacaktır Semavî kökenli olmayan batıl dinlerin mitolojisinden kaynaklanma esatîr'in ise, apaçık bir hurafe olarak değerlendirilmesi gerekir Çünkü, bu dinlerdeki her şey insanların uydurmasıdır Bunlara ek olarak, sonraki yıllarda yeni yeni uydurulan hikâyeler de, hep, hurafe sınıfına dahildir

    Hurafecilik'e gelince: Bu deyim, ilk bakışta hurafeleri benimsemek gibi görünüyor olsa da, boyutları bu kadar değildir Tabiin -hatta Ashabın son dönemi- devrinden itibaren, camilerde halka öğüt verenlerden kimileri daha çok dinleyici bulup, çıkar sağlamak için anlattıklarını hikâyelerle süslemeğe başlamışlar ve bu arada İsrailiyata başvurmakla yetinmeyip, kendileri de kimi hikâyeler uydurur olmuşlardır Gerek hadis ve gerekse tefsir tarihlerinde kendilerinden "kıssacılar" olarak söz edilen bu kişiler, halkın dinin özünü unutarak hikâyelerle oyalanmasına yol açtıkları için dine büyük zarar vermişlerdir Hurafecilik, işte o günden bu yana sürüp gelmiştir

    Zübeyr YETİK / İSLAM ANSİKLOPEDİSİ



    BİLİNEN BATIL İNANÇLARDAN BAZILARI

    Mezarlık, ziyaret yerlerindeki ağaçları kesenler çarpılır.
    Türbeden dışarıya bir şey, bir nesne götüren kişiler çarpılır.
    Mezarlığı parmağı ile işaret etmek iyi değildir. Parmakları ile işaret eden kişilerin parmakları kurur.
    Kurban kesilirken hayvan dilini dışarı çıkarırsa kurban sahibi o yıl içerisinde ölür.
    Bir çocuk sürekli ağlarsa o evde mutlaka ölüm meydana gelir.
    Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür.
    Yatarken çorapları baş tarafa koymak iyi değildir, insan çabuk ölür.
    Ölünün elbiseleri ölü yıkayıcılarına verilir.
    Mezarlıktan ağaç kesilmez. Ağaçta cin olduğuna inanılır.
    Gece ölen kişinin üzerine sabaha kadar bıçak konulur.
    Yoğurdun güzel olması için mezardan çırpı toplanarak, kaynayan sütün altına atılır.
    Ölünün yıkandığı evde üç gün ışık yanar.
    Baş sağlığına gelen kişilerin ayakkabıları ters çevrilmez.
    Mezar kazıcısına para verilmezse ölünün rahatsız olacağına inanılır.
    Yılan öldürülüp, suya atılırsa ve yılan suda kaybolursa yağmur yağar ve durmaz, seller olur.
    Kurt uluyunca ya ayaz olur ya kar yağar.
    Bir evin başında baykuş öterse, o evde biri ölür ya da bir yıkım olur.
    İnek doğurunca eve ağır bir şey alınırsa ya da ağır bir şey kaldırılırsa ineğin sütü kesilir.
    İneğin sütünü yere sağmak iyi değildir, hayvan hastalanır.
    İlk yaylaya çıkışta sığırların ortasından bir yabancı geçerse sığırlar hamile kalmaz, doğum yapmazlar.
    Bir kişinin önüne tavşan çıkması uğursuzluktur, mümkünse gidilen yoldan geri dönülür.
    Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir, yoksa insanın başına bir yıkım gelir.
    Çakal ulumaya başlayınca hava açacak, günlük güneşlik olacak demektir.
    Ateşe tükürmek, ateşe sövmek, ateşe tırnak atmak, su dökmek uğursuzluk getirir.
    Sabah evinden başkasına ateş verenin ocağı söner.
    Ocağın üstünü boş bırakmak uğursuzluk getirir.
    Sacayağının birdenbire devrilmesi evin başına bir yıkım geleceğini gösterir.
    Tencerede su boşu boşuna kaynarsa düşmanlar çoğalır.
    Lamba yakılmayan evin ocağı her vakit kararır. Aynı zamanda ev sahibinin öldükten sonra mezarı da karanlık olur.
    Hastalanan hayvanları ateşten geçirmek iyidir.
    Ateşi söndürmek için su dökülmez, ateş toprakla örtülür.
    Ateş çok önceden sönmüş olsa dahi külün yanında yatılmaz. Külde cin ve şeytanın oynak yaptığına inanılır.
    Ateşin çıkardığı ses ateşi yakan kişi hakkında dedikodu yapıldığına işarettir.
    Karaağaçtan düşen yaşamaz.
    Karaağaçtan beşik, sandık yapılmaz.
    İncir ağacının altında uyuyanları şeytan alır götürür.
    Ceviz ağacının altında yaşayanları şeytan alır götürür.
    Tarlada zina yapılırsa bereket olmaz.
    Üzümün tanesini, karpuzun sap kısmındaki kabuğunun içini yiyenler yetim kalır.
    Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur.
    Nar tanelerini yere dökmek günahtır, nar cennet meyvesidir.
    Diş düşürülünce o diş kimsenin göremeyeceği bir yere saklanmalı ya da gömülmelidir.
    Elleri diz üzerinde kavuşturmak, parmakları birbirine geçirip el bağlamak iyi değildir, insanın kısmeti kapanır.
    Parmakların çatırdaması iyidir, insanın sağlıklı olduğunu gösterir.
    El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir.
    Tokalaşırken ya da birisine bir şey verirken sağ el kullanılmalıdır, sol el uğursuzluktur.
    Baş taranırken dökülen saçları dökmek doğru değildir, bunlar toplanır, ölünce o kişinin kabrine konur. Çünkü bu saçlar kıyamet gününde tekrar bitecektir.
    Hamile kadın aş eridiği sırada neye bakarsa doğacak çocuk ona benzeyecektir.
    Akşam soğan yenen yere melekler gelmez.
    Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur.
    Gece acı (biber, soğan, sarımsak) evden dışarıya verilmez.
    Yoğurt, süt, peynir gece dışarıya verilmez. Vermek gerektiğinde üzerine kömür, üzerlik veya yeşil bir dal konularak verilir.
    Gece ıslık çalmak günahtır.
    Gece evden eve tuz verilmez.
    Akşam kapının önü süpürülmez.
    Ekmek aktaracağı evden eve verilmez.
    Çocuklar gece beş taş oynarsa düşman gelecek denir.
    Değirmenden ilk gelen unla yapılan ilk ekmeği yiyen kişinin karısı ölür.
    Ekmek kırıntılarını yere atmak, ayakla çiğnemek evin bereketini götürür.
    Gurbete giden kişinin azığından bir parça ekmek çalınır.
    Bir kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır.
    Evin temeline karataş koymak iyi değildir.
    Kapının önünde oturan kişi iftiraya uğrar.
    Duvar dibinde uyumak iyi değildir, insan çarpılır.
    Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil şeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk değil geçimsizlik olur.
    Evden bir kişi gurbete gittiği zaman o gün ev süpürülmez, dışarıdan misafir alınmaz.
    Eşya taşımak için kullanılan ala iple komşunun evine girilmez. Komşunun başına bir uğursuzluk geleceğine inanılır.
    Kapı eşiğinde oturulmaz, insan fakir olur.
    Kapı eşiğinde oturulmaz, insan bekar kalır.
    Urganla komşunun evine girilmez. Aksi halde komşunun evinde kıtlık olur.
    Kapı eşiğinde oturulmaz, kapı eşiğinde şeytan bulunur.
    Yağmur yağarken kapı eşiğinde oturmak günahtır.
    Odanın ışığını evin erkeği yakarsa o ev daima nur içinde ve bereketli olur.
    Kadının yolda erkeğin önünü kesmesi uğursuzluktur.
    Bir kadın iki erkeğin arasından geçerse çocuğu olmaz.
    Bir adam iki kadının arasından geçerse sözü geçmez.
    Bir erkek iki kız arasından geçerse köse olur.
    Yarım çay içen kadın dul kalır.
    Ava gidecek kişinin önünden kadın geçerse avlanamaz. Bundan dolayı o kişi ava gitmekten vazgeçer.
    Kız çocuğunun ilk kez kesilecek saçını dayısı keserse saçı gür olur.
    Oğlan çocuğunun saçını ilk kez amcası veya dayısı keser.
    Kız baba evinden perşembe veya pazar günü çıkar.
    Makası açık bırakmak düşmanlarınızın sizin hakkınızda konuşmasına neden olur.
    Çarşamba gecesi işlenilmez, çamaşır yıkanmaz, temizlik yapılmaz.
    Gece tırnak kesilmez, ıslık çalınmaz, sakız çiğnenmez.
    Gelinin ayakkabısının altına kimin ismi yazılırsa en kısa zamanda ismi yazılan kişi evlenir.
    Birisi uzunca vakit eve dönmezse veya kaybolmuşsa ayakkabısına tuz dökülür. Kişi en kısa zamanda evine geri döner.
    Kına gecesinde çıkarılan duvağı kısmeti kapalı olan kızın başına takmak
    Gelin evden giderken arkada kalan evlenmemiş kızlar süpürsün diye süpürge bırakmak
    Düğün gecesi gelinle birlikte yatmak
    Gelin duvağından gelin teli koparmak
    Geline kına yakıldıktan sonra kalan kınayı evlenmemiş kızlara yakmak
    Nişan yüzüklerinin kurdelesinden bir parça alan kızın kısmetinin açılacağına inanılır.






+ Yorum Gönder