Konusunu Oylayın.: Kendsine hac farz olduğu halde gidememiş ve daha sonra da hastalıktan dolayı akli muhakemesi zayıflamış kişi, hacca gide

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kendsine hac farz olduğu halde gidememiş ve daha sonra da hastalıktan dolayı akli muhakemesi zayıflamış kişi, hacca gide
  1. 06.Kasım.2011, 21:36
    1
    Misafir

    Kendsine hac farz olduğu halde gidememiş ve daha sonra da hastalıktan dolayı akli muhakemesi zayıflamış kişi, hacca gide






    Kendsine hac farz olduğu halde gidememiş ve daha sonra da hastalıktan dolayı akli muhakemesi zayıflamış kişi, hacca gide Mumsema Kendsine hac farz olduğu halde gidememiş ve daha sonra da hastalıktan dolayı akli muhakemesi zayıflamış kişi, hacca gidemeden ölürse mesul olur mu?


  2. 07.Kasım.2011, 02:04
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kendsine hac farz olduğu halde gidememiş ve daha sonra da hastalıktan dolayı akli muhakemesi zayıflamış kişi, hac




    Akli muhakemesi zayıf olan veya yitiren kişi hastalığının şiddeti ölçüsünde mesuliyeti kalkar.

    Hac ibadeti, aklı başında, hali vakti müsait ve sağlığı yerinde olan her Müslümana ömürde bir defa olmak üzere farzdır. Buna göre, bir Müslüman bu ibadeti farz olduğu sene mi yerine getirmeli, yoksa daha sonraki senelere erteleyebilir mi? Ertelemekle mes'ul duruma düşüp günaha girer mi?

    Bu meselede cumhur-u ulemâ olarak bilinen ekser müçtehidlerin görüşü ile bazı müçtehidlerin görüşü farklıdır. Meselâ, Mâlikî mezhebinin kurucusu İmam Mâlik'e, Hanbelî mezhebinin kurucusu İmam Ahmed bin Hanbel'e, Hanefî mezhebinden İmam-ı Âzam ve Ebû Yusuf'a göre, üzerine hac farz olan birkimsenin o yıl hacca gitmesi gerekir. Çünkü hac fevrîdir; farz olduğu sene hemen gitmelidir; daha sonraki senelere bırakıldığında günaha girilmiş olur. Hatta bu müçtehidlere göre, hacca gitmesi farz olan, fakat evlenecek durumda olan bir Müslümanın önce hac farîzasını yapması, nikâhı ise sonraya bırakması gerekir. Ancak evlenmediği takdirde nefsine hâkim olamama ihtimali varsa, önce evlenir, haca da ertesi sene gider.

    İmam Şâfiî ile Hanefî mezhebinden İmam Muhammed'e göre ise, kendisine hac farz olan kimse, bu ibadeti farz olduğu sene değil de, daha sonraki senelerde ömrünün sonuna kadar yapabilir. Bu zatlara göre hac ibadeti ömrîdir; hayatın içinde herhangi bir senede gidilebilir.

    Bu hususta Şâfiî mezhebinin açık görüşü şöyledir:

    Kendisine hac farz olan bir Müslüman, bu ibadeti aynı sene içinde değil de, daha sonraki bir seneye bırakırsa günahkâr olmaz. Ancak geciktirmenin meşru olabilmesi için şu iki şartın bulunması gerekir:

    Birincisi: Daha sonraki seneye bırakmak sûretiyle yaşlılık, hacca gitmekten âciz düşme veya maddî imkânını kaybmetme gibi sebeplerle haccı kaçırmaktan korkmamalıdır. Bu sebeplerden birisi ile hacca gidememe endişesi varsa, o sene içinde hacca gitmesi gerekir, geciktirirse günahkâr olur.

    İkincisi: Hacca farz olduğu sene gidilememişse, daha sonraki sene gitmek için azmetmeli, gayret göstermelidir. Fakat daha sonraki senelerde de gitmekiçin bir gayrette bulunmazsa yine günahkâr olur.1

    İmam Muhammed ise haccın daha sonraki senelere bırakılmasının caiz olduğunu belirtir. Bu İmama göre, namaz için vakit ne ise, hac için de ömür odur. Yâni namazı vaktin sonuna geciktirmek caiz olduğu gibi, haccı da ömrün nihayetine kadar geciktirmek caizdir. Fakat bu cevaz, "hac mutlaka geciktirilmelidir" mânâsına değil de, "Hemen yapmak lâzım gelmez" mânâsınadır.

    Bununla beraber, haccı farz olduğu sene bir defa geciktirmekle insan fâsık olmaz. Ancak şartları mevcut olduğu halde her sene geciktirmeye devam ederse, farzı zamanında yapmadığından bir vacibi terk etmiş ve tahrimî bir mekruh işlemiş olur.

    Bir insan, kendisine hac farz olduğu halde, geciktirir, zamanında yapmadan ölürse, borçlu olarak gitmiş olacağından günahkâr olur. Ancak ölmeden birkaç sene önce yapmışsa hac kaza değil, edâ olur. Yani hac ibadetini ilk farz olduğu sene değil de, meselâ, on yıl sonra da yapsa, yine hac borcunu ödemiş sayılır.2

    Görüldüğü gibi, gerek Şâfiî mezhebinin, gerekse, İmam Muhammed'in haccın geciktirilebileceği hususundaki görüşleri tamamen bir ruhsat ve cevazdan ibadettir. Fakat namaz, oruç ve zekât gibi İslâmın beş şartından biri olan haccı, bazı dünyevî meşguliyet ve bahaneleri ileri sürerek farz olduğu sene değil de, altmış-yetmiş yaş gibi ileriki yaşlara bırakmak her halde bir vacibin terkine sebep olmakta, müctehidlerin çoğuna, Hanefî mezhebinin de iki büyük imamına göre kişi ağır bir mes'uliyet altına girmiş olur. Bu meseleye fazla dikkat gösterilmemesinden dolayıdır ki, bilhassa ülkemizde hacca gitmek için ya altmış-yetmiş gibi ileriki bir yaş veya emekliliği bekleme gibi yanlış bir kanaat yerleşmiştir. Bu kanaatin temelinde "Haccı tutamama" bahanesi yatmaktadır.

    "Haccı tutamama" ne demektir? Eğer bunun mânâsı, birtakım kötü alışkanlıklardan vaz geçememe ise, zaten bir Müslümanın hacca gitmeden önce de haramlardan uzak durması, farzları yerine getirmesi gerekir. Böyle bir bahane, nefsin aldatmasından ve kuru bir vesveseden öte bir şey olmasa gerektir. Üzerine hac farz olduğu halde bu çeşit bir vesveseye kapılan bir insan, farz bir ibadeti terk etme mes'uliyetinin altına girmiş demektir.

    Bundan dolayı mes'uliyetinden ve vebalinden kurtulmak için haccı farz olduğu sene yapmak lâzımdır. Bütün mezheplere göre kuvvetli olarak kabul edilen görüş budur.

    Kendisine hac farz olmuş birisi hacca gidemeden vefat etmişse, varisleri onun yerine hacca gidebilir veya başka birisini o kişinin yerine vekil olarak gönderebilirler.

    Kaynaklar:

    1. el-Mezâhibü'l-Erbaa, 1:631-632.
    2. Mecmaül-Enhür, 1:260; İbni Âbidin, 2:140-141.

    Mehmed Paksu



  3. 07.Kasım.2011, 02:04
    2
    Silent and lonely rains



    Akli muhakemesi zayıf olan veya yitiren kişi hastalığının şiddeti ölçüsünde mesuliyeti kalkar.

    Hac ibadeti, aklı başında, hali vakti müsait ve sağlığı yerinde olan her Müslümana ömürde bir defa olmak üzere farzdır. Buna göre, bir Müslüman bu ibadeti farz olduğu sene mi yerine getirmeli, yoksa daha sonraki senelere erteleyebilir mi? Ertelemekle mes'ul duruma düşüp günaha girer mi?

    Bu meselede cumhur-u ulemâ olarak bilinen ekser müçtehidlerin görüşü ile bazı müçtehidlerin görüşü farklıdır. Meselâ, Mâlikî mezhebinin kurucusu İmam Mâlik'e, Hanbelî mezhebinin kurucusu İmam Ahmed bin Hanbel'e, Hanefî mezhebinden İmam-ı Âzam ve Ebû Yusuf'a göre, üzerine hac farz olan birkimsenin o yıl hacca gitmesi gerekir. Çünkü hac fevrîdir; farz olduğu sene hemen gitmelidir; daha sonraki senelere bırakıldığında günaha girilmiş olur. Hatta bu müçtehidlere göre, hacca gitmesi farz olan, fakat evlenecek durumda olan bir Müslümanın önce hac farîzasını yapması, nikâhı ise sonraya bırakması gerekir. Ancak evlenmediği takdirde nefsine hâkim olamama ihtimali varsa, önce evlenir, haca da ertesi sene gider.

    İmam Şâfiî ile Hanefî mezhebinden İmam Muhammed'e göre ise, kendisine hac farz olan kimse, bu ibadeti farz olduğu sene değil de, daha sonraki senelerde ömrünün sonuna kadar yapabilir. Bu zatlara göre hac ibadeti ömrîdir; hayatın içinde herhangi bir senede gidilebilir.

    Bu hususta Şâfiî mezhebinin açık görüşü şöyledir:

    Kendisine hac farz olan bir Müslüman, bu ibadeti aynı sene içinde değil de, daha sonraki bir seneye bırakırsa günahkâr olmaz. Ancak geciktirmenin meşru olabilmesi için şu iki şartın bulunması gerekir:

    Birincisi: Daha sonraki seneye bırakmak sûretiyle yaşlılık, hacca gitmekten âciz düşme veya maddî imkânını kaybmetme gibi sebeplerle haccı kaçırmaktan korkmamalıdır. Bu sebeplerden birisi ile hacca gidememe endişesi varsa, o sene içinde hacca gitmesi gerekir, geciktirirse günahkâr olur.

    İkincisi: Hacca farz olduğu sene gidilememişse, daha sonraki sene gitmek için azmetmeli, gayret göstermelidir. Fakat daha sonraki senelerde de gitmekiçin bir gayrette bulunmazsa yine günahkâr olur.1

    İmam Muhammed ise haccın daha sonraki senelere bırakılmasının caiz olduğunu belirtir. Bu İmama göre, namaz için vakit ne ise, hac için de ömür odur. Yâni namazı vaktin sonuna geciktirmek caiz olduğu gibi, haccı da ömrün nihayetine kadar geciktirmek caizdir. Fakat bu cevaz, "hac mutlaka geciktirilmelidir" mânâsına değil de, "Hemen yapmak lâzım gelmez" mânâsınadır.

    Bununla beraber, haccı farz olduğu sene bir defa geciktirmekle insan fâsık olmaz. Ancak şartları mevcut olduğu halde her sene geciktirmeye devam ederse, farzı zamanında yapmadığından bir vacibi terk etmiş ve tahrimî bir mekruh işlemiş olur.

    Bir insan, kendisine hac farz olduğu halde, geciktirir, zamanında yapmadan ölürse, borçlu olarak gitmiş olacağından günahkâr olur. Ancak ölmeden birkaç sene önce yapmışsa hac kaza değil, edâ olur. Yani hac ibadetini ilk farz olduğu sene değil de, meselâ, on yıl sonra da yapsa, yine hac borcunu ödemiş sayılır.2

    Görüldüğü gibi, gerek Şâfiî mezhebinin, gerekse, İmam Muhammed'in haccın geciktirilebileceği hususundaki görüşleri tamamen bir ruhsat ve cevazdan ibadettir. Fakat namaz, oruç ve zekât gibi İslâmın beş şartından biri olan haccı, bazı dünyevî meşguliyet ve bahaneleri ileri sürerek farz olduğu sene değil de, altmış-yetmiş yaş gibi ileriki yaşlara bırakmak her halde bir vacibin terkine sebep olmakta, müctehidlerin çoğuna, Hanefî mezhebinin de iki büyük imamına göre kişi ağır bir mes'uliyet altına girmiş olur. Bu meseleye fazla dikkat gösterilmemesinden dolayıdır ki, bilhassa ülkemizde hacca gitmek için ya altmış-yetmiş gibi ileriki bir yaş veya emekliliği bekleme gibi yanlış bir kanaat yerleşmiştir. Bu kanaatin temelinde "Haccı tutamama" bahanesi yatmaktadır.

    "Haccı tutamama" ne demektir? Eğer bunun mânâsı, birtakım kötü alışkanlıklardan vaz geçememe ise, zaten bir Müslümanın hacca gitmeden önce de haramlardan uzak durması, farzları yerine getirmesi gerekir. Böyle bir bahane, nefsin aldatmasından ve kuru bir vesveseden öte bir şey olmasa gerektir. Üzerine hac farz olduğu halde bu çeşit bir vesveseye kapılan bir insan, farz bir ibadeti terk etme mes'uliyetinin altına girmiş demektir.

    Bundan dolayı mes'uliyetinden ve vebalinden kurtulmak için haccı farz olduğu sene yapmak lâzımdır. Bütün mezheplere göre kuvvetli olarak kabul edilen görüş budur.

    Kendisine hac farz olmuş birisi hacca gidemeden vefat etmişse, varisleri onun yerine hacca gidebilir veya başka birisini o kişinin yerine vekil olarak gönderebilirler.

    Kaynaklar:

    1. el-Mezâhibü'l-Erbaa, 1:631-632.
    2. Mecmaül-Enhür, 1:260; İbni Âbidin, 2:140-141.

    Mehmed Paksu






+ Yorum Gönder