Konusunu Oylayın.: Ruhlar alemi ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Ruhlar alemi ne demektir?
  1. 30.Ekim.2011, 15:52
    1
    Misafir

    Ruhlar alemi ne demektir?

  2. 31.Ekim.2011, 02:22
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Ruhlar alemi ne demektir?




    Ruhlar alemi

    1. Ruhlar alemi, Hz. Adem (as)’den önce yaratılmıştır. Nitekim, birer ruhanî alemlerin üyesi olan melekler ve cinlerin Hz. Adem’den önce var olduğu bilinmektedir.

    Ruhlar aleminden anne karnına, oradan çocukluğa, gençliğe, ihtiyarlığa ve kabir, berzah, cennet veya cehenneme giden yoldayız. Bu yolun başı ruhlar alemidir. Bu itibarla ruhların yaratılması cesetlerinden öncedir.

    Nitekim, Peygamber Efendimiz (A.S.M.), “Ruhlar, toplanmış cemaatler gibidir. Onlardan önceden birbiriyle tanışanlar, iyi anlaşırlar. Tanışmayanlar ayrılırlar pek anlaşamazlar.” buyurmuştur. (Buhari, Enbiya, 2; Müslim, Birr, 159; Ebu Davud, Edeb, 19.) Peygamber Efendimiz (sav)'in bu açıklaması, insanların dünyaya gelmeden bir yerlerde tanışıp kaynaştığını haber vermektedir. Bu durum anne karnında olamayacağına göre, demek ki daha önceden var olduklarının ve anne karnına gelmeden yaratıldıklarının en açık delilidir.

    Âzımabadî, bu hadisi şerh ederken “ruhların cesetlerine gelmeden önce tanışıp kaynaşmaları” diyerek ruhların cesetlerden önce yaratıldığını ifade eder. (Âzımabadî, Avnu’l Mabud, XIII, 124)

    2. Ruhların kâinatın hangi evrelerinde var edildiğine dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. Fakat, melekler göklerin, cinler ise yeryüzünün sakinleri olduğuna göre, buraların onlardan önce yaratılmış olması gerekir.

    Unutmamak gerekir ki, “Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindedir. Size ilimden ancak, az bir bilgi verilmiştir.”(İsra, 17/85) mealindeki ayette ifade edildiği üzere, ruh en gizemli bir varlıktır. Onun için ruhun gerçek yaratılış zamanını ve mahiyetini ancak Allah bilir.

    3. Cinlerin de ruhu vardır. Ancak, ilgili ayette söz konusu edilen “Ruh aleminde alınan söz” insanlarla ilgili olarak zikredilmektedir. Hatta ayette açıkça ruhtan söz edilmemiştir. Fakat, genel kanaate göre bu olay ruhlar aleminde geçmiştir. İlgili ayetin meali şöyledir:

    “Bir vakit Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendileri hakkında şâhit tutarak: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim? demişti. Onlar da: “Evet biz şâhidiz.” demişlerdi. Bunu, kıyâmet günü, “bizim bundan haberimiz yoktu” dememeniz için yaptık.”(Araf, 7/172).

    Burada önemli olan konu, Allah’ın ruhlardan söz aldığı “Kalübela” dediğimiz anlaşmanın ne zaman olduğudur. Bu konuda alimlerin görüşleri özetle şöyledir:

    Bazı müfessirler, misakın “temsil” ve “istiare” yoluyla bir ilâhî irşat olduğunu söyleyerek şöyle derler: “Bu bir benzetmedir. İnsanların, Allah’ın rububiyetini tanımaya muktedir bir kabiliyette yaratılmış olmaları, bir bakıma, şahit tutulmaları olarak değerlendirilmiştir.”

    Tefsir âlimlerinin büyük çoğunluğu ise, hem ilâhî hitabın, hem de ruhun verdiği cevabın sembolik değil, hakiki olduğu görüşündedirler. Bu görüşü son asrın müfessirlerinden Mehmed Vehbi Efendi şöyle dile getirir: “Akıl ve hayat vermeksizin lisan-ı hâlle cevap vermek ihtimalleri varsa da, daha doğru olanı, akıl, hayat ve nutuk verdi, halıkıyetine ve rububiyetine delalet edecek delilleri gösterdi... Onlar da suali fehmedip (anlayıp), akılları idrak ederek lisanlarıyla söylemek suretiyle cevap verdiler.”

    s.islamiyet



  3. 31.Ekim.2011, 02:22
    2
    Özel Üye



    Ruhlar alemi

    1. Ruhlar alemi, Hz. Adem (as)’den önce yaratılmıştır. Nitekim, birer ruhanî alemlerin üyesi olan melekler ve cinlerin Hz. Adem’den önce var olduğu bilinmektedir.

    Ruhlar aleminden anne karnına, oradan çocukluğa, gençliğe, ihtiyarlığa ve kabir, berzah, cennet veya cehenneme giden yoldayız. Bu yolun başı ruhlar alemidir. Bu itibarla ruhların yaratılması cesetlerinden öncedir.

    Nitekim, Peygamber Efendimiz (A.S.M.), “Ruhlar, toplanmış cemaatler gibidir. Onlardan önceden birbiriyle tanışanlar, iyi anlaşırlar. Tanışmayanlar ayrılırlar pek anlaşamazlar.” buyurmuştur. (Buhari, Enbiya, 2; Müslim, Birr, 159; Ebu Davud, Edeb, 19.) Peygamber Efendimiz (sav)'in bu açıklaması, insanların dünyaya gelmeden bir yerlerde tanışıp kaynaştığını haber vermektedir. Bu durum anne karnında olamayacağına göre, demek ki daha önceden var olduklarının ve anne karnına gelmeden yaratıldıklarının en açık delilidir.

    Âzımabadî, bu hadisi şerh ederken “ruhların cesetlerine gelmeden önce tanışıp kaynaşmaları” diyerek ruhların cesetlerden önce yaratıldığını ifade eder. (Âzımabadî, Avnu’l Mabud, XIII, 124)

    2. Ruhların kâinatın hangi evrelerinde var edildiğine dair kesin bir bilgiye sahip değiliz. Fakat, melekler göklerin, cinler ise yeryüzünün sakinleri olduğuna göre, buraların onlardan önce yaratılmış olması gerekir.

    Unutmamak gerekir ki, “Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: “Ruh, Rabbimin emrindedir. Size ilimden ancak, az bir bilgi verilmiştir.”(İsra, 17/85) mealindeki ayette ifade edildiği üzere, ruh en gizemli bir varlıktır. Onun için ruhun gerçek yaratılış zamanını ve mahiyetini ancak Allah bilir.

    3. Cinlerin de ruhu vardır. Ancak, ilgili ayette söz konusu edilen “Ruh aleminde alınan söz” insanlarla ilgili olarak zikredilmektedir. Hatta ayette açıkça ruhtan söz edilmemiştir. Fakat, genel kanaate göre bu olay ruhlar aleminde geçmiştir. İlgili ayetin meali şöyledir:

    “Bir vakit Rabbin Âdemoğullarından, onların bellerinden zürriyetlerini almış ve onları kendileri hakkında şâhit tutarak: “Ben sizin Rabbiniz değil miyim? demişti. Onlar da: “Evet biz şâhidiz.” demişlerdi. Bunu, kıyâmet günü, “bizim bundan haberimiz yoktu” dememeniz için yaptık.”(Araf, 7/172).

    Burada önemli olan konu, Allah’ın ruhlardan söz aldığı “Kalübela” dediğimiz anlaşmanın ne zaman olduğudur. Bu konuda alimlerin görüşleri özetle şöyledir:

    Bazı müfessirler, misakın “temsil” ve “istiare” yoluyla bir ilâhî irşat olduğunu söyleyerek şöyle derler: “Bu bir benzetmedir. İnsanların, Allah’ın rububiyetini tanımaya muktedir bir kabiliyette yaratılmış olmaları, bir bakıma, şahit tutulmaları olarak değerlendirilmiştir.”

    Tefsir âlimlerinin büyük çoğunluğu ise, hem ilâhî hitabın, hem de ruhun verdiği cevabın sembolik değil, hakiki olduğu görüşündedirler. Bu görüşü son asrın müfessirlerinden Mehmed Vehbi Efendi şöyle dile getirir: “Akıl ve hayat vermeksizin lisan-ı hâlle cevap vermek ihtimalleri varsa da, daha doğru olanı, akıl, hayat ve nutuk verdi, halıkıyetine ve rububiyetine delalet edecek delilleri gösterdi... Onlar da suali fehmedip (anlayıp), akılları idrak ederek lisanlarıyla söylemek suretiyle cevap verdiler.”

    s.islamiyet



  4. 29.Aralık.2012, 16:50
    3
    Misafir

    Cevap: Ruhlar alemi ne demektir?

    arkadaşlar ruhlar alemi insanlar ölünce bedendeki ruh 40 gün sevdiklerinin yanında olur 40 gün geçince ruhlar alemine gider ve kıyameti bekler ve ruh kendi cenaze namazını görür ve her ruh kendi cenaze namazındadır bu yüzden ölenin arkasından konuşulmaz yoksa ruh bunları duyar ve kendini savunamaz o zaman çok günah olur.
    ruhlar alemi:başka bir dünya gibidir orada ölenlerin ruhu durur ve orada bizi seyrederler.


  5. 29.Aralık.2012, 16:50
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    arkadaşlar ruhlar alemi insanlar ölünce bedendeki ruh 40 gün sevdiklerinin yanında olur 40 gün geçince ruhlar alemine gider ve kıyameti bekler ve ruh kendi cenaze namazını görür ve her ruh kendi cenaze namazındadır bu yüzden ölenin arkasından konuşulmaz yoksa ruh bunları duyar ve kendini savunamaz o zaman çok günah olur.
    ruhlar alemi:başka bir dünya gibidir orada ölenlerin ruhu durur ve orada bizi seyrederler.





+ Yorum Gönder