Konusunu Oylayın.: Rudani - Kurban Bahsi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Rudani - Kurban Bahsi
  1. 30.Ekim.2011, 07:52
    1
    Misafir

    Rudani - Kurban Bahsi

  2. 30.Ekim.2011, 23:48
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Rudani - Kurban Bahsi




    3820- Ebû Saîd radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Ey Fâtıma! Kurbanın için kalk ve yanın­da bulun. Zira kanının her damlasına karşılık senin geçmiş günahların bağışlanacaktır." Dedi ki:

    "Bu, sadece biz Ehl-i beyte mi mahsustur, yoksa bütün müslümanlar da buna dahil mi­dir?"

    "Bilakis bize de tüm müslümanlara da şa­mildir." buyurdu. [Bezzâr leyyin bir isnadla.][1]


    3821- Taberânî, Mu'cemu l-Kebîr ve'l-Evsat'mda zayıf bir senedle benzerini İmrân bin Husayn'dan şu ilâve ile nakletmiştir: "Şöyle söyle: Inne salâtî ve nusukî ve mahye-ye ve memûtî lillahi (=Şüphesiz namazım, kurbanım, ölümüm, diriliğim Allah içindir)."[2]


    3822- İbn Abbâs radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Kurban bayramı günü, sıla-i rahim ha­riç, Ademoğlu, kurban kanı akıtmaktan daha üstün bir amelde bulunamaz!'

    ITaberânî, Mıt'cemıı'l-Kebîr'Ae leyyin bir senedle.][3]


    3823- Mihnef bin Süleym radiyalla hu anh'dan:

    (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Her yıl, her hane halkına bir kurban, bir de atîre kesmek gerekir. Atîre nedir bilir misi­niz? Atîre, recebiyye dediğiniz (Receb ayında kesilen) kurbandır." [Sünen ashabı][4]


    3824- İbn Ömer radiyalla hu anh'dan: Bir adam ona: "Kurban kesmek vacip mi­dir?" diye sordu.

    Şu cevabı verdi: "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem ve müslümanlar kurban kes­mişlerdir." Adam soruyu tekrarladı. Bunun üzerine cevaben: "Anlamıyor musun? Allah Resulü ve müslümanlarm kurban kestikler ini söylüyorum" dedi.[5]


    3825- İbn Ömer radiyalla hu anh'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, Medine'de on sene ikamet etti, bu müddet zarfında kurban kesti." [İkisi deTirmizî'ye aittir.][6]


    3826- Ebû Hureyre radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Kimin imkânı olup da kurban kesmezse, namazgahl arımıza asla yanaşmasın!" [İbn Mâte][7]


    3827- İbn Amr bin el-Âs radiyalla hu anh'­dan:

    (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Kurban gününü bayram yapmakla emrolundu m. Allah, onu bu ümmet için bayram kıl­mıştır." Bir adam ona dedi ki: "Sütünden isti­fade ettikten sonra geriye verecek olduğum dişi bir hayvandan başka bir şey bulamazsa m onu kurban edeyim mi?"

    "Hayır, kendi saçlarından biraz al, tırnaklarını kes, bıyıklarını kırp, etek traşı ol! Allah katında bunlar (kesecek olduğun) kur­banın yerine geçer." [Ebû Dâvud ve Nesâî][8]


    3828- Nâfi' radiyalla hu anh'dan:

    "İbn Ömer, anne karnındaki çocuk namına kurban kesmezdi." [Mâlik][9]


    3829- İbn Abbâs radiyalla hu anh'dan: "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem ile bir seferde idik. Kurban gelip çattı, sığırda yedi kişi ortaklaşıp kestik. Devede ise on kişi ortaklaşıp kestik." [Tirmizî ve Nesâî][10]


    3830- Ebû Eyyûb radiyalla hu anh'dan: "Biz Medine'de tek koyundan başka bir şey kesmezdik . Kişi onu kendi ve ev halkının namına keserdi. Sonra insanlar bunu (kestik­leri kurban sayısını) birbirler ine karşı bir öğünme vesilesi yaptılar." [Mâlik ve Tirmizî][11]


    3831- İbn Ömer radiyalla hu anh'dan, dedi ki:

    "Kurbanda cemaat iştirak etmez; bu (işti­rak) sadece tek bir ev halkı için bahis konusu olur." [Rezîn][12]


    3832- Ebû Ümâme radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "En hayırlı kurban koçtur; en hayırlı ke­fen hülledir." [Tirmizî][13]


    3833- Câbir radiyalla hu anh'dan: "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem, hacda, hanımları namına bir sığır kesti."[14]


    3834- Diğer rivayette:

    "Kurban bayramı günü Âişe için bir sığır kurban etti." [Müslim][15]


    3835- Haneş radiyalla hu anh'dan: "Ali'nin iki koç kurban ettiğini gördüm.

    Ve şöyle dedi:

    «Birini kendi namma, diğerini de Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem'in namı­na.» Dedim ki:

    «Neden?» Şu cevabı verdi:

    «Bunu bana Peygamber sallallah u aley­hi ve sellem emretti.» Yahut şöyle dedi:

    «Bunu bana Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem vasiyyet etti. Bu nedenle bunu asla bırakmam»."

    [Ebû Dâvud ve Tirmizî.][16]


    3836- Ebû Kibâş radiyalla hu anh'dan:

    "Kurban bayramına yakın, Medine'ye iki yaşına girmiş koyunlar getirdim. Pek içime sinmemiş olacak ki Ebû Hureyre'ye sordum; şöyle dedi: Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum:

    «Kurban olarak iki yaşındaki koyunlar ne güzeldir!»

    Bunun üzerine hemen insanlar gelip o ko­yunları kapıştılar." ITirmizî][17]


    3837- el-Berâ radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Kurbanlıklarda körlüğü belli olan kör, hastalığı açıkça belli olan hasta, topallığı açık olan topal ve iliği kurumuş zayıf hayva­nın kurban edilmesi caiz değildir."

    [Mâlik ve Sünen ashabı][18]

    3838- Ali radiyalla hu anh'dan:

    "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem keseceğimiz kurbanın göz ve kulağına iyice bakmamızı, mukabele, mudâbere, şarka ve harka (olan hayvanları) kurban etmememiz i emretti."

    "Mukabele: Kulağının bir tarafı önden ke­sik olan hayvan; mudâbere: kulağının yanın­dan kesilmiş olan hayvan; şarka: kulağı orta­dan boylamasına yarılmış; harka: kulağı yu­varlak olarak delinmiş olan hayvandır."

    [Sünen ashabı][19]


    3839- Yezîd Zû Mısır'dan:

    Utbe bin Abd es-Selemî'ye geldim. Ona dedim ki: "Kurbanlık hayvanlar aradım, be­ğendiğim bir şey bulamadım; ancak azılan dökülmüş bir hayvan buldum; onu da kurban etmek istemiyor um." Dedi ki: "Onu bana ge-tirseydin olmaz mıydı?"

    "Sübhanallah! Senin için caiz oluyor da benim için niçin caiz olmasın" deyince şöyle dedi: "Çünkü sen şüphe ettin. Ben şüphe et­miyorum. Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem ancak şu hayvanların kurban edilmesi­ni yasaklamıştır: Musfarre, muşta'sale, bah-kâ', muşeyye'a ve kesrâ."

    "Musfarre: Kulağı kökünden (dibinden) kesilendi r. Musta'sale: Boynuzu kökünden koparılandır. Bahkâ': Gözünün biri oyulmuş, kör olandır. Muşayye'a: Cılız ve zayıflığın­dan sürüyü takip edemiyend ir. Kesrâ: Ayağı kırık olandır." [Ebû Dâvud][20]


    3840- Ebû Saîd radiyalla hu anh'dan: "Kurbanlık bir koç getirdik, kurt iki kaba etini koparmıştı. Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'e sorduk; onu kurban etmemizi em­retti." [İbn Mâce zayıf ba senedle.][21]


    3841- el-Berâ (b. Âzib) radiyalla hu anh'­dan:

    "Ebû Burde adındaki dayım namazdan önce kurban kesti. Bunun üzerine Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem ona şöyle dedi: «Senin koyunun, etlik koyundur.» O da dedi ki: «Ey Allah'ın Resulü! Yanımda bir keçi oğ­lağı vardır, ne dersin onu kurban edeyim mi?» Şöyle buyurdu: «Onu kes, ancak bu, senden başkası için doğru olmaz.» Sonra şöyle bu­yurdu: «Kim namazdan önce kurban keserse, kendisi için kesmiş olur; kim namazdan sonra keserse kurbanı tam olmuş ve müslümanların sünnetine (âdetine) de isabet etmiş olur»."

    [Mâlik hariç, Altı hadis imamı.][22]


    3842- Diğer rivayet: "Allah Resulü sallal-lahu aleyhi ve sellem Kurban günü bize hitap edip şöyle buyurdu: «Hiçbiriniz namaz kılın-caya kadar, asla kurban kesmesin.»

    Hemen dayım ayağa kalkıp şöyle dedi: «Ey Allah'ın Resulü! Bugün et günüdür. Zor gündür. Çoluk çocuğuma, ev halkına ya da komşularıma yedirmek için acele edip kurba­nımı kestim.» Şöyle buyurdu: «Başka bir hayvan keserek kurbanını iade et!»

    «Ey Allah'ın Resulü! Yanımda dişi keçi yavrusu vardır; et bakımından iki koyunum­dan daha iyidir, onu keseyim mi?»

    «O, en iyi kurbanındır. Ama senden sonra hiç kimseye dili keçi yavrusu kurban olarak kâfi gelmez»."[23]


    3843- Câbir radiyalla hu anh'dan: "Kurban bayramı günü Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, bize Medine'de namaz kıl­dırdı ve birtakım insanlar, Peygamber sallalla-hu aleyhi ve sellem'in kurban kestiğini zanne­dip geçip kendi kurbanlarını kestiler. Bunun üzerine Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem kendisind en önce kesenlere başka bir kurban kesmeleri ni ve bir daha Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem kurban kesinceye kadar kur­ban kesmemele rini emretti." [Müslim][24]


    3844- Nâfı' radiyalla hu anh'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem kurbanını musallada (namazgâhda) keserdi. İbn Ömer de böyle yapardı." [Ebû Dâvud ve Nesâî][25]


    3845- Nâfi' radiyalla hu anh'dan:

    İbn Ömer dedi ki: "Kurban, birinci gün­den sonra iki gün daha kesilebil ir."

    Mâlik dedi ki: "Aynı görüş bana Ali'den de ulaştı."[26]


    3846- Âişe radiyalla hu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem, boynuzlu, siyah tırnaklı, siyah gözlü ve karnı­nın altı siyah olan bir koç getirilme sini emret­ti. Onu kurban etmek için getirtti. Sonra ona: «Ey Âişe! Bıçağı getir ve taşla bile!» dedi. Ben de bıçağı getirdim ve biledim. Sonra bı­çağı aldı, koçu da tutup yatırdı. Sonra onu şöyle diyerek boğazladı: «Bismillahi, Alla-humme tekabbel min Muhammedi n ve âli Mu-hammedin ve min Ümmeti Muhammed (=Allah'ın adıyla, Allahım, bunu Muhammed' den ve ailesinde n ve Muhammed'in ümmetinden kabul et)!»" [Ebû Dâvud ve aynı lafızla Müslim.][27]


    3847- Câbir radiyalla hu anh'dan: Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'e Kurban günü, boynuzlu, alaca ve hadım edilmeş iki koç kesti. Kesmek üzere onları kıble­ye karşı yatırdığı zaman şöyle dedi:

    "İnnîveccehtii vechiye lillezî ve fâtare's-semavâti ve' l-ardı alâ milleti İbrâhîme hanî-fen ve mâ ene mine'l-müşrikîn. İnne salâtî ve nüsükî ve mahyeye ve memâtî lillâhi Rab-bi'l-âlemîne. Lâ şerike leh. Ve bizâlike ümir-tü ve ene evveliı l-müslimîn. Allâhümme minke ve leke. Allâhümme an Muhammedi n - ve ümmetihi. Bismillah i vellâhü ekber. (-Yü­zümü, gökleri ve yeri yar adana, ibrahim milleti üzerine hanîf olarak yönelttim. Ben müşriklerden değilim. Şüphesiz namazım, kurbanım, diriliğim, ölümüm Âlemlerin Rabbi olan, hiçbir ortağı bulunmaya n Allah içindir. Ben müslümanların ilki olarak bu­nunla emredildi m. Allahım! Bu sendendir ve sana mahsustur . Allahım! Muhammed ve onun ümmetinden (bu kurbanı kabul eyle)! Bismillah i vallahü ekber!" Sonra kesti.[28]


    3848- Diğer rivayette: "Bismillah i vella-hü ekber. Bu, benim ve ümmetimden kurban kesemeyen lerin namınadır" şeklinde geçer.[29]

    3849- Ebû Saîd radiyalla hu anh'dan:

    "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, boynuzlu, hayaları alınmamış (tohumluk ola­rak bırakılmış), gözleri siyah, ağzı siyah, ayakları siyah, boynuzlu bir koç kurban eder­di." fİkisi deTirmizîve Ebû Davud'a aittir.|[30]


    3850- Ahmed ile Bezzâr:

    "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'e iki alaca koç getirildi . Birisini keserken, «Bu, Muhammed ve Ehl-i beyti namınadır»; diğe­rini keserken: «Bu da ümmetimden kurban kesemiyen lerin namınadır» derdi.[31]


    3851- Ebû Ya'lâ, Mu'cemu'l-Kebîr ve'l-Evsat'ta Ebû Talha'dan:

    "İkincisini keserken: «Bu, ümmetimden bana iman edip tasdik edenlerin namına" derdi.[32]

    3852- Enes radiyalla hu anh'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, iki alaca ve boynuzlu koç kurban etti. Onu mübarek ayağını onların böğürlerine koyup «Bismillahi Allahü ekber» diyerek bizzat ken­di eliyle kestiğini gördüm. [Mâlik hariç. Altı hadis imamı.][33]



  3. 30.Ekim.2011, 23:48
    2
    Hadimul Müslimin



    3820- Ebû Saîd radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Ey Fâtıma! Kurbanın için kalk ve yanın­da bulun. Zira kanının her damlasına karşılık senin geçmiş günahların bağışlanacaktır." Dedi ki:

    "Bu, sadece biz Ehl-i beyte mi mahsustur, yoksa bütün müslümanlar da buna dahil mi­dir?"

    "Bilakis bize de tüm müslümanlara da şa­mildir." buyurdu. [Bezzâr leyyin bir isnadla.][1]


    3821- Taberânî, Mu'cemu l-Kebîr ve'l-Evsat'mda zayıf bir senedle benzerini İmrân bin Husayn'dan şu ilâve ile nakletmiştir: "Şöyle söyle: Inne salâtî ve nusukî ve mahye-ye ve memûtî lillahi (=Şüphesiz namazım, kurbanım, ölümüm, diriliğim Allah içindir)."[2]


    3822- İbn Abbâs radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Kurban bayramı günü, sıla-i rahim ha­riç, Ademoğlu, kurban kanı akıtmaktan daha üstün bir amelde bulunamaz!'

    ITaberânî, Mıt'cemıı'l-Kebîr'Ae leyyin bir senedle.][3]


    3823- Mihnef bin Süleym radiyalla hu anh'dan:

    (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Her yıl, her hane halkına bir kurban, bir de atîre kesmek gerekir. Atîre nedir bilir misi­niz? Atîre, recebiyye dediğiniz (Receb ayında kesilen) kurbandır." [Sünen ashabı][4]


    3824- İbn Ömer radiyalla hu anh'dan: Bir adam ona: "Kurban kesmek vacip mi­dir?" diye sordu.

    Şu cevabı verdi: "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem ve müslümanlar kurban kes­mişlerdir." Adam soruyu tekrarladı. Bunun üzerine cevaben: "Anlamıyor musun? Allah Resulü ve müslümanlarm kurban kestikler ini söylüyorum" dedi.[5]


    3825- İbn Ömer radiyalla hu anh'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, Medine'de on sene ikamet etti, bu müddet zarfında kurban kesti." [İkisi deTirmizî'ye aittir.][6]


    3826- Ebû Hureyre radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Kimin imkânı olup da kurban kesmezse, namazgahl arımıza asla yanaşmasın!" [İbn Mâte][7]


    3827- İbn Amr bin el-Âs radiyalla hu anh'­dan:

    (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Kurban gününü bayram yapmakla emrolundu m. Allah, onu bu ümmet için bayram kıl­mıştır." Bir adam ona dedi ki: "Sütünden isti­fade ettikten sonra geriye verecek olduğum dişi bir hayvandan başka bir şey bulamazsa m onu kurban edeyim mi?"

    "Hayır, kendi saçlarından biraz al, tırnaklarını kes, bıyıklarını kırp, etek traşı ol! Allah katında bunlar (kesecek olduğun) kur­banın yerine geçer." [Ebû Dâvud ve Nesâî][8]


    3828- Nâfi' radiyalla hu anh'dan:

    "İbn Ömer, anne karnındaki çocuk namına kurban kesmezdi." [Mâlik][9]


    3829- İbn Abbâs radiyalla hu anh'dan: "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem ile bir seferde idik. Kurban gelip çattı, sığırda yedi kişi ortaklaşıp kestik. Devede ise on kişi ortaklaşıp kestik." [Tirmizî ve Nesâî][10]


    3830- Ebû Eyyûb radiyalla hu anh'dan: "Biz Medine'de tek koyundan başka bir şey kesmezdik . Kişi onu kendi ve ev halkının namına keserdi. Sonra insanlar bunu (kestik­leri kurban sayısını) birbirler ine karşı bir öğünme vesilesi yaptılar." [Mâlik ve Tirmizî][11]


    3831- İbn Ömer radiyalla hu anh'dan, dedi ki:

    "Kurbanda cemaat iştirak etmez; bu (işti­rak) sadece tek bir ev halkı için bahis konusu olur." [Rezîn][12]


    3832- Ebû Ümâme radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "En hayırlı kurban koçtur; en hayırlı ke­fen hülledir." [Tirmizî][13]


    3833- Câbir radiyalla hu anh'dan: "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem, hacda, hanımları namına bir sığır kesti."[14]


    3834- Diğer rivayette:

    "Kurban bayramı günü Âişe için bir sığır kurban etti." [Müslim][15]


    3835- Haneş radiyalla hu anh'dan: "Ali'nin iki koç kurban ettiğini gördüm.

    Ve şöyle dedi:

    «Birini kendi namma, diğerini de Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem'in namı­na.» Dedim ki:

    «Neden?» Şu cevabı verdi:

    «Bunu bana Peygamber sallallah u aley­hi ve sellem emretti.» Yahut şöyle dedi:

    «Bunu bana Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem vasiyyet etti. Bu nedenle bunu asla bırakmam»."

    [Ebû Dâvud ve Tirmizî.][16]


    3836- Ebû Kibâş radiyalla hu anh'dan:

    "Kurban bayramına yakın, Medine'ye iki yaşına girmiş koyunlar getirdim. Pek içime sinmemiş olacak ki Ebû Hureyre'ye sordum; şöyle dedi: Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum:

    «Kurban olarak iki yaşındaki koyunlar ne güzeldir!»

    Bunun üzerine hemen insanlar gelip o ko­yunları kapıştılar." ITirmizî][17]


    3837- el-Berâ radiyalla hu anh'dan: (Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem buyurdu

    "Kurbanlıklarda körlüğü belli olan kör, hastalığı açıkça belli olan hasta, topallığı açık olan topal ve iliği kurumuş zayıf hayva­nın kurban edilmesi caiz değildir."

    [Mâlik ve Sünen ashabı][18]

    3838- Ali radiyalla hu anh'dan:

    "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem keseceğimiz kurbanın göz ve kulağına iyice bakmamızı, mukabele, mudâbere, şarka ve harka (olan hayvanları) kurban etmememiz i emretti."

    "Mukabele: Kulağının bir tarafı önden ke­sik olan hayvan; mudâbere: kulağının yanın­dan kesilmiş olan hayvan; şarka: kulağı orta­dan boylamasına yarılmış; harka: kulağı yu­varlak olarak delinmiş olan hayvandır."

    [Sünen ashabı][19]


    3839- Yezîd Zû Mısır'dan:

    Utbe bin Abd es-Selemî'ye geldim. Ona dedim ki: "Kurbanlık hayvanlar aradım, be­ğendiğim bir şey bulamadım; ancak azılan dökülmüş bir hayvan buldum; onu da kurban etmek istemiyor um." Dedi ki: "Onu bana ge-tirseydin olmaz mıydı?"

    "Sübhanallah! Senin için caiz oluyor da benim için niçin caiz olmasın" deyince şöyle dedi: "Çünkü sen şüphe ettin. Ben şüphe et­miyorum. Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem ancak şu hayvanların kurban edilmesi­ni yasaklamıştır: Musfarre, muşta'sale, bah-kâ', muşeyye'a ve kesrâ."

    "Musfarre: Kulağı kökünden (dibinden) kesilendi r. Musta'sale: Boynuzu kökünden koparılandır. Bahkâ': Gözünün biri oyulmuş, kör olandır. Muşayye'a: Cılız ve zayıflığın­dan sürüyü takip edemiyend ir. Kesrâ: Ayağı kırık olandır." [Ebû Dâvud][20]


    3840- Ebû Saîd radiyalla hu anh'dan: "Kurbanlık bir koç getirdik, kurt iki kaba etini koparmıştı. Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'e sorduk; onu kurban etmemizi em­retti." [İbn Mâce zayıf ba senedle.][21]


    3841- el-Berâ (b. Âzib) radiyalla hu anh'­dan:

    "Ebû Burde adındaki dayım namazdan önce kurban kesti. Bunun üzerine Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem ona şöyle dedi: «Senin koyunun, etlik koyundur.» O da dedi ki: «Ey Allah'ın Resulü! Yanımda bir keçi oğ­lağı vardır, ne dersin onu kurban edeyim mi?» Şöyle buyurdu: «Onu kes, ancak bu, senden başkası için doğru olmaz.» Sonra şöyle bu­yurdu: «Kim namazdan önce kurban keserse, kendisi için kesmiş olur; kim namazdan sonra keserse kurbanı tam olmuş ve müslümanların sünnetine (âdetine) de isabet etmiş olur»."

    [Mâlik hariç, Altı hadis imamı.][22]


    3842- Diğer rivayet: "Allah Resulü sallal-lahu aleyhi ve sellem Kurban günü bize hitap edip şöyle buyurdu: «Hiçbiriniz namaz kılın-caya kadar, asla kurban kesmesin.»

    Hemen dayım ayağa kalkıp şöyle dedi: «Ey Allah'ın Resulü! Bugün et günüdür. Zor gündür. Çoluk çocuğuma, ev halkına ya da komşularıma yedirmek için acele edip kurba­nımı kestim.» Şöyle buyurdu: «Başka bir hayvan keserek kurbanını iade et!»

    «Ey Allah'ın Resulü! Yanımda dişi keçi yavrusu vardır; et bakımından iki koyunum­dan daha iyidir, onu keseyim mi?»

    «O, en iyi kurbanındır. Ama senden sonra hiç kimseye dili keçi yavrusu kurban olarak kâfi gelmez»."[23]


    3843- Câbir radiyalla hu anh'dan: "Kurban bayramı günü Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, bize Medine'de namaz kıl­dırdı ve birtakım insanlar, Peygamber sallalla-hu aleyhi ve sellem'in kurban kestiğini zanne­dip geçip kendi kurbanlarını kestiler. Bunun üzerine Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem kendisind en önce kesenlere başka bir kurban kesmeleri ni ve bir daha Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem kurban kesinceye kadar kur­ban kesmemele rini emretti." [Müslim][24]


    3844- Nâfı' radiyalla hu anh'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem kurbanını musallada (namazgâhda) keserdi. İbn Ömer de böyle yapardı." [Ebû Dâvud ve Nesâî][25]


    3845- Nâfi' radiyalla hu anh'dan:

    İbn Ömer dedi ki: "Kurban, birinci gün­den sonra iki gün daha kesilebil ir."

    Mâlik dedi ki: "Aynı görüş bana Ali'den de ulaştı."[26]


    3846- Âişe radiyalla hu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallah u aleyhi ve sellem, boynuzlu, siyah tırnaklı, siyah gözlü ve karnı­nın altı siyah olan bir koç getirilme sini emret­ti. Onu kurban etmek için getirtti. Sonra ona: «Ey Âişe! Bıçağı getir ve taşla bile!» dedi. Ben de bıçağı getirdim ve biledim. Sonra bı­çağı aldı, koçu da tutup yatırdı. Sonra onu şöyle diyerek boğazladı: «Bismillahi, Alla-humme tekabbel min Muhammedi n ve âli Mu-hammedin ve min Ümmeti Muhammed (=Allah'ın adıyla, Allahım, bunu Muhammed' den ve ailesinde n ve Muhammed'in ümmetinden kabul et)!»" [Ebû Dâvud ve aynı lafızla Müslim.][27]


    3847- Câbir radiyalla hu anh'dan: Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'e Kurban günü, boynuzlu, alaca ve hadım edilmeş iki koç kesti. Kesmek üzere onları kıble­ye karşı yatırdığı zaman şöyle dedi:

    "İnnîveccehtii vechiye lillezî ve fâtare's-semavâti ve' l-ardı alâ milleti İbrâhîme hanî-fen ve mâ ene mine'l-müşrikîn. İnne salâtî ve nüsükî ve mahyeye ve memâtî lillâhi Rab-bi'l-âlemîne. Lâ şerike leh. Ve bizâlike ümir-tü ve ene evveliı l-müslimîn. Allâhümme minke ve leke. Allâhümme an Muhammedi n - ve ümmetihi. Bismillah i vellâhü ekber. (-Yü­zümü, gökleri ve yeri yar adana, ibrahim milleti üzerine hanîf olarak yönelttim. Ben müşriklerden değilim. Şüphesiz namazım, kurbanım, diriliğim, ölümüm Âlemlerin Rabbi olan, hiçbir ortağı bulunmaya n Allah içindir. Ben müslümanların ilki olarak bu­nunla emredildi m. Allahım! Bu sendendir ve sana mahsustur . Allahım! Muhammed ve onun ümmetinden (bu kurbanı kabul eyle)! Bismillah i vallahü ekber!" Sonra kesti.[28]


    3848- Diğer rivayette: "Bismillah i vella-hü ekber. Bu, benim ve ümmetimden kurban kesemeyen lerin namınadır" şeklinde geçer.[29]

    3849- Ebû Saîd radiyalla hu anh'dan:

    "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, boynuzlu, hayaları alınmamış (tohumluk ola­rak bırakılmış), gözleri siyah, ağzı siyah, ayakları siyah, boynuzlu bir koç kurban eder­di." fİkisi deTirmizîve Ebû Davud'a aittir.|[30]


    3850- Ahmed ile Bezzâr:

    "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'e iki alaca koç getirildi . Birisini keserken, «Bu, Muhammed ve Ehl-i beyti namınadır»; diğe­rini keserken: «Bu da ümmetimden kurban kesemiyen lerin namınadır» derdi.[31]


    3851- Ebû Ya'lâ, Mu'cemu'l-Kebîr ve'l-Evsat'ta Ebû Talha'dan:

    "İkincisini keserken: «Bu, ümmetimden bana iman edip tasdik edenlerin namına" derdi.[32]

    3852- Enes radiyalla hu anh'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, iki alaca ve boynuzlu koç kurban etti. Onu mübarek ayağını onların böğürlerine koyup «Bismillahi Allahü ekber» diyerek bizzat ken­di eliyle kestiğini gördüm. [Mâlik hariç. Altı hadis imamı.][33]



  4. 30.Ekim.2011, 23:51
    3
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Rudani - Kurban Bahsi

    3853- en-Nu'mân bin Ebî Fâtıma radiyal­lahu anh'dan:

    "O, iri gözlü boynuzlu bir koç almış. Pey­gamber sallallah u aleyhi ve sellem onu görün­ce: «.ibrahim'in kestiği koç iste böyle idi» bu­yurdu. Bunun üzerine Ensâr'dan bir adam onu Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem için satın almak istedi ve satın aldı. Peygam­ber sallallah u aleyhi ve sellem de onu alıp kesti." [Taberânî, Mu'cemu'I-Kebîr'de][34]


    3854- Ebû Musa radiyalla hu anh'dan: "O, kızlarına kurbanlarını bizzat kendi el­leri ile kesmeleri ni, ayaklarını kurbanın böğ­rüne koymalarını ve besmele çekip tekbir ge­tirmelerini emretti." [Rezîn][35]


    3855- İbn Ömer radiyalla hu anh'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, kurban etlerinin üç günden fazla (saklanıp) yenmesini yasakladı."

    [Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Nesâî][36]


    3856- Âişe radiyalla hu anhâ'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'in zamanında kurbanlar kesilirke n bedeviler den (yoksul) bir topluluk (Medine'ye) akın ettiler. Bunun üzerine Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «(Kurban etleriniz i) üç güne kadar saklayın. Üç günden sonra ar­tanı tasadduk edin!» Ondan sonra dediler ki:

    «Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar su tulumla­rını kurbanlarından yapıyor. Onların yağını da eritiyorl ar.»

    «Bunda ne var?» dedi.

    (Bu defa halk): «Sen üç günden sonra et­lerinin yenmesini yasak etmiştin, bu durum bu sene de geçerli mi?» diye sordular.

    «Ben size ancak su seyirtip giden bedevi­lerden dolayı yasak etmiştim. Yiyin, dağıtın ve saklayın!» buyurdu."[37]


    3857- Diğer rivayet: "(Hayvanın) paçasını kaldırır, onbeş gün sonra yerdik" diye geçer. Başka rivayette: "bir ay" olarak geçer.

    [Altı hadis imamı.][38]


    3858- Ebû Saîd el-Hudrî radiyalla hu anh'-dan:

    "Ona (bir yerden) kurban eti geldi, «Bunu iletin, yemem!» dedi ve çıktı. Anne bir karde­şi olan Ebû Katade bin en-Nu'mân'a geldi. O, Bedir'de bulunmuş biri idi. Ona bu durumu anlatınca, şöyle dedi: «Senden sonra üç gün­den sonra kurban etlerinde n yenmesini yasak­layan hususu nakzedece k bir emir mi geldi?»

    [Buhârî, Nesâî ve Muvatta'.][39]


    3859- Diğer rivayet: "Onlar Katâde bin en-Nu'mân'a kurban eti sundular, şöyle dedi: «Bunu Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sellem yasaklama mış mıydı?»" Ebû Saîd şöy­le dedi: "Bu hususta (yeni) bir durum meyda­na geldi. Üç günden fazla onu yememizi Al­lah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sellem ya­saklamıştı. Sonra üç günden sonra da yeme­mize ve saklamamıza izin verdi."[40]


    3860- Nubeyşe radiyalla hu anh'dan

    (Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sel­lem buyurdu


    "(Etlerin faydasının) size daha çok yay­gınlaşması için biz, size kurban etlerini üç günlükten fazla yemenizi yasaklamıştık. Ama şimdi durumunuz düzeldi ve imkânlarınız art­tı. Onun için yiyin, saklayın ve (müslümanla-ra dağıtarak) sevap kazanın. Dikkat edin! Bu dir." fEbûDâvud][41]


    3861- Ümmü Seleme radiyalla hu an-hâ'dan:

    (Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sel­lem buyurdu

    "Kimin kesecek bir kurbanı olup da, Zi'lhicce ayı girerse, onu kesinceye dek, ne kılla­rından ve ne de tırnaklarından bir şey kesme­sin." [Müslim ve Sünen ashabı.][42]


    3862- Kebîre bint Süfyân radiyalla hu anhâ'dan:

    (Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sel­lem buyurdu)

    "Beyaz tüylü koyunun kanını akıtmak si­yah tüylü iki koyunun kanını akıtıp kurban et­mekten Allah katında daha iyidir."

    [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebtr'âe zayıf bit senedle.][43]


    3863- Ebû Hureyre radiyalla hu anh'dan: (Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve selJfiin buyurdup

    "İki yaşındaki koyunu kurban etmek, bü­yük keçiyi kurban etmekten daha hayırlıdır." Ebû Davud'un rivayeti: "İyi (sağlıklı) ke­çi" şeklindedir. [Ahmed. zayıf tm isnadla.][44]



    --------------------------------------------------------------------------------
    Dipnotlar

    [1] Bu hadisi Bezzâr (no. 1202), İshâk b. İbr. el-Bağdâdî an Dâvud b. Abdilhamîd an Amr b. Kays an Atiyye an Ebî Saîd senedi ile tahrîc etti.

    Atiyye, hakkında ihtilâf olan bir râvîdir. Bezzâr, Ebû Sa-îd'in bu rivayetin in en iyi tarikinin bu sened olduğunu söylemiştir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [2] Bu hadisi Taberânî, M. el-Evsat'ta (no. 2530) tahrîc et­ti. Râvilerinden Ebû Hamza es-Sumâlî zayıftır (Mecma' IV, 18).

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [3] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [4] Alîn, Receb ayında ilk on gününde kesilen kurbandır. Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2788), Tirmizî (no. 1518), Nesâî (akîka 6, VII, 167-8) ve İbn Mâce (no. 3125), Ab­dullah b. Avn an Âmir Ebî Remle an Mihnef asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    İsnadı hakkında Tirmizî "hasen garîb" hükmü vermiştir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [5] Bu hadisi Tirmizî (no. 1506), Ahmed b. MenT an Hu-seym an Haccâc b. Artât an Cebele b. Suhaym an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti ve isnadı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [6] Bu hadisi Tirmizî (no. 1507), İbn ebî Zaide an Haccâc b. Artât an Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc etti ve isnadı hakkında "hasen" hükmü verdi.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [7] Bu hadisi İbn Mâce (no. 3123), Ebû Bekr b. e. Şeybe an Zeyd b. el-Hubâb an Abdillah b. Ayyaş ani'l-A'rec an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.

    İsnadında yer alan Abdullah b. Ayyaş, hakkında ihtilâf olan bir râvidir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [8] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2789) ve Nesâî (dahâyâ 2, VII, 213). Saîd b. e. Eyyûb an Ayyaş b. Abbâs el-Kıtbâ-nîan îsâ b. Hilâl an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc etti­ler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191-192.

    [9] Muvattâ, dahâyâ 13, s. 487.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [10] Bu hadisi Ahmed (1,275), Tirmizî (905,1501), Nesâî (da­hâyâ 16, VII, 222), İbn Mâce (no. 3131), Taberânî (no. 11929), İbn Huzeyme (no. 2908), İbn Hibbân (no. 3996) ve Beyhakî (V, 235), el-Hüseyn b. Vâkıd an İlbâ b. Ahmtr an İkrime an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Tirmizî, isnadı hakkında "hasen garîb" hükmü vermiştir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [11] Bu hadisi Mâlik (dahâyâ 10, s. 486), Tirmizî (no. 1505) ve İbn Mâce (no. 3147), Vmâre b. Abdillah an Atâ b. Yesâr an Ebî Eyyûb asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Tirmizî'ye göre isnadı "hasen sahîh"tir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [12] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [13] Bu hadisi Tirmizî (no. 1517), Seleme b. Şebîb an Ebi'I-Muğîre an Ufeyr b. Ma'dân an Siileym b. Âmir an Ebî Umâme senedi ile tahrîc etti ve Ufeyr sebebiyle isnadı­nın "garîb" olduğunu söyledi.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [14] Bu hadisi Müslim (hacc no. 356-7, s. 956), İbn Cü-reyc an Ebî'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc et­ti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [15] Bu hadisi Müslim (hacc no. 356-7, s. 956), İbn Cü-reyc an Ebî'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc et­ti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [16] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2790) ve Tirmizî (no. 1495), Şerfk an Ebî'I-Hasnâ' ani'l-Hakem an Haneş asl-ı sene­di ile tahrîc ettiler. Lafız Tirmizî'ye ait olup, bunun is­nadı hakkında o "garîb" hükmü vermiştir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [17] Bu hadisi Tirmizî (no. 1499), Yûsuf b. îsâ an Vekf m Osman b. Vâkıd an Kidâm b. Abdirrahm an an Ebî Kibâş senedi ile tahrîc etti ve isnadı hakkında hüküm vermedi.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [18] Lafız Tirmizî'ye aittir. Bu hadisi Mâlik (dahâyâ 1, 482), Ebû Dâvud (no. 2802), Tirmizî (no. 1497) ve Ne­sâî (dahâyâ 5-7, VII, 214-5), Ubeyd b. Feyrûz ani'l-Be-râ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    İsnadı Tirmizî'ye göre "hasen sahîh"tir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [19] Lafız Tirmizî'ye aittir. Bunu Ahmed (I, 80, 108, 128, 149), Dârimî (II, 77), Ebû Dâvud (no. 2804), Tirmizî (no. 1498), Nesâî (dahâyâ 8-11, VII, 216-7), İbn Mâce (no. 3142), Tahâvî (IV, 169), Ebû İshâk an Şurayh b. en-Nu'mân an Ali asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. = Tirmizî'ye göre "hasen sahîh"tir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [20] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2803), tsâ an Sevr an Ebî Humeyd er-Ru'aynî an YezîdZû Mısr senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [21] Bu hadisi İbn Mâce (no. 3146), Abdürrezzâk ani's-Sevrî an Câbir b. Yeztd an Muh. b. Karaza el-Ensârî an Ebî Satd el-Hudrî senedi ile tahrîc etti. Câbir oldukça zayıf bir râvidir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [22] Bu hadisi Buhârî (adâhî 1, VI, 234; 8, VI, 236-7; 11, VI, 237-8; 12/3, VI, 238; îdeyn 3, II, 3; 5/2, II, 4; 8/4, II, 5-6; 10, II, 6; 17, II, 8; 23/1, II, 10), Müslim (adâhî 4-9, s. 1552-4), Ebû Dâvud (no. 2800), Tirmizî (no. 1508) ve Nesâî (dahâyâ 17, VII, 222-3), es-Şa'bî ani'l-Berâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    İlk lafız Buhârî'ye (dahâyâ ; ikincisi ise Tirmizî'ye aittir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [23] Bu hadisi Buhârî (adâhî 1, VI, 234; 8, VI, 236-7; 11, VI, 237-8; 12/3, VI, 238; îdeyn 3, II, 3; 5/2, II, 4; 8/4, II, 5-6; 10, II, 6; 17, II, 8; 23/1, II, 10), Müslim (adâhî 4-9, s. 1552-4), Ebû Dâvud (no. 2800), Tirmizî (no. 1508) ve Nesâî (dahâyâ 17, VII, 222-3), es-Şa'bî ani'l-Berâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    İlk lafız Buhârî'ye (dahâyâ ; ikincisi ise Tirmizî'ye aittir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [24] Bu hadisi Müslim (adâhî no. 14, s. 1555), Muh. b. Ha­tim an Muh. b. Bekr an ibn Cüreyc an EbVz-Ziibeyr an Câbir senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [25] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2811), Nesâî (dahâyâ 3/1-2, VII, 213-4) ve İbn Mâce (no. 3161), Nâft' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [26] Muvattâ, dahâyâ 12, s. 487.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [27] Bu hadisi Ahmed (VI, 78), Müslim (adâhî no. 19, s. 1557), Ebû Dâvud (no. 2732), Tahâvî (IV, 176), İbn Hibbân (no. 5885) ve Beyhakî (IX, 267), İbn Vehb an Hayve b. Şurayh an EbîSahr an Yezîd b. Abdillah b. Ku-sayl an Urve an Âise asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [28] Bu hadisi Ahmed (III, 375), Dârimî (II, 75), Ebû Dâvud (no. 2795), İbn Mâce (no. 3121), İbn Huzeyme (no. 2899), Tahâvî (IV, 177), el-Hâkim (1,467) ve Bey­hakî (IX, 273, 287), Muh. b. İshâk an Yezîd b. e. Habtb an Ebî Ayyaş an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194-195.

    [29] Bu hadisi Ahmed (III, 375), Dârimî (II, 75), Ebû Dâvud (no. 2795), İbn Mâce (no. 3121), İbn Huzeyme (no. 2899), Tahâvî (IV, 177), el-Hâkim (1,467) ve Bey­hakî (IX, 273, 287), Muh. b. İshâk an Yezîd b. e. Habtb an Ebî Ayyaş an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [30] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2796), Tirmizî (no. 1496), Nesâî (dahâyâ 14, VII, 221) ve İbn Mâce (no. 3128), Ca'fer b. Muh. an ebîhîan EbîSaîd asl-ı senedi ile tah­rîc ettiler.

    İsnadı hakkında Tirmizî "hasen sahîh garîb" hükmü ver­di.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [31] Bu hadisi Ahmed (III, Saîd b. Mansûr an Abdilazîz b. Muh. an Rubeyh b. Abdirrahm an b. e. Saîd an ebîhî an ceddihî senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [32] Bu hadisin tariki: İshâk b. Abdillah b. e. Talha an ceddi­hî Ebî Talha. İshâk, dedesine yetişememiştir. Heysemî'ye göre râvileri Sahîh ricalidir .

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [33] Bu hadisi Buhârî (hacc 117, II, 185), Müslim (adâhî 17-18, s. 1556-7), Ebû Dâvud (no. 2793-4), Tirmizî (no. 1494), Nesâî (dahâyâ 28-31, VII, 219-220) ve İbn Mâce (no. 3120), Katâde ve Ebû Kılâbe an Enes asl-ı tarikiy­le tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [34] Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerd ir (Mecma' V, 22).

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [35] Lafız Müslim'e aittir. Bu hadisi Buhârî (adâhî 16/6, VI, 240) ve Nesâî (dahâyâ 35/1, VII, 232), ez-Zührî an Sa­lim b. Abdillah b.Ömer an ebîhî asl-ı senedi ile; Müslim (adâhî 26-27, s. 1560) ve Tirmizî (no. 1509), Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [36] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [37] Bu hadisi Mâlik (dahâyâ 7, s. 484), Ahmed (VI, 51), Dâ­rimî (II, 79), Müslim (adâhî no. 28, s. 1561), Ebû Dâvud (no. 2812), Nesâî (dahâyâ 37/1, VII, 235), Tahâvî (IV, 188) ve Beyhakî (V, 240), Mâlik an Abdillah b. e. Bekr an (Abdillah b. Vâkıd an) Abdillah b. e. Bekr an Amre an Âise asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195-196.

    [38] Bu rivayeti Tayâlisî (no. 1528), Ahmed (VI, 102, 127, 136, 187, 209), Buhârî (afime 27, VI, 206; 37/2, VI, 209-10; eymân 22/1, VII, 230), Tirmizî (no. 1511), Ne­sâî (dahâyâ 37/2-3, VII, 235), İbn Mâce (no. 3159, 3313) ve Beyhakî (VII, 47; IX, 293), es-Sevrî an Abdir­rahman b. Abis an ebîhî an Âise asl-ı senedi ile tahrîc et­tiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [39] Her iki lafız da Nesâî'ye aittir. İlk rivayeti Buhârî (ma-ğâzî 12/2, V, 14) ve Nesâî (dahâyâ 36/2, VII, 233), Leys b. Sa'd an Yahya b. Saîd ani'l-Kâsım b. Muh. an İbn Habbâb an EbîSaîd asl-ı senedi ile; İkinci rivayeti ise Nesâî (36/3), Ubeydulla h b. Saîd an Yahya an Sa'd b. ishâk an Zeyneb an Ebî Saîd senedi ile;

    Yakın mânâsı ile Mâlik (dahâyâ 8, s. 485), an Rabta b. e. Abdirrahm an an EbîSaîd senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [40] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [41] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2813) ve İbn Mâce (no. 3160), Hâlid el-Hazzâ' an Ebî'l-Melîh an Nubeyşe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [42] Bu hadisi Müslim (adâhî 39-42, s. 1565-6), Ebû Dâvud (no. 2791), Tirmizî (no. 1523) ve Nesâî (dahâyâ 1/1, VII, 211-2), Saîd b. el-Müseyyeb an Ümmi Seleme asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [43] Râvilerden Muh. b. Süleyman b. Mesmûl zayıftır (Mec-ma' IV, 18).

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [44] Bu hadisi Ahmed (II, 402), Attâb an Abdillah an Dâvud b. Kays an Ebî Siğâl el-Meriyy an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196



  5. 30.Ekim.2011, 23:51
    3
    Hadimul Müslimin
    3853- en-Nu'mân bin Ebî Fâtıma radiyal­lahu anh'dan:

    "O, iri gözlü boynuzlu bir koç almış. Pey­gamber sallallah u aleyhi ve sellem onu görün­ce: «.ibrahim'in kestiği koç iste böyle idi» bu­yurdu. Bunun üzerine Ensâr'dan bir adam onu Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem için satın almak istedi ve satın aldı. Peygam­ber sallallah u aleyhi ve sellem de onu alıp kesti." [Taberânî, Mu'cemu'I-Kebîr'de][34]


    3854- Ebû Musa radiyalla hu anh'dan: "O, kızlarına kurbanlarını bizzat kendi el­leri ile kesmeleri ni, ayaklarını kurbanın böğ­rüne koymalarını ve besmele çekip tekbir ge­tirmelerini emretti." [Rezîn][35]


    3855- İbn Ömer radiyalla hu anh'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem, kurban etlerinin üç günden fazla (saklanıp) yenmesini yasakladı."

    [Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Nesâî][36]


    3856- Âişe radiyalla hu anhâ'dan: "Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem'in zamanında kurbanlar kesilirke n bedeviler den (yoksul) bir topluluk (Medine'ye) akın ettiler. Bunun üzerine Peygamber sallallah u aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «(Kurban etleriniz i) üç güne kadar saklayın. Üç günden sonra ar­tanı tasadduk edin!» Ondan sonra dediler ki:

    «Ey Allah'ın Resulü! İnsanlar su tulumla­rını kurbanlarından yapıyor. Onların yağını da eritiyorl ar.»

    «Bunda ne var?» dedi.

    (Bu defa halk): «Sen üç günden sonra et­lerinin yenmesini yasak etmiştin, bu durum bu sene de geçerli mi?» diye sordular.

    «Ben size ancak su seyirtip giden bedevi­lerden dolayı yasak etmiştim. Yiyin, dağıtın ve saklayın!» buyurdu."[37]


    3857- Diğer rivayet: "(Hayvanın) paçasını kaldırır, onbeş gün sonra yerdik" diye geçer. Başka rivayette: "bir ay" olarak geçer.

    [Altı hadis imamı.][38]


    3858- Ebû Saîd el-Hudrî radiyalla hu anh'-dan:

    "Ona (bir yerden) kurban eti geldi, «Bunu iletin, yemem!» dedi ve çıktı. Anne bir karde­şi olan Ebû Katade bin en-Nu'mân'a geldi. O, Bedir'de bulunmuş biri idi. Ona bu durumu anlatınca, şöyle dedi: «Senden sonra üç gün­den sonra kurban etlerinde n yenmesini yasak­layan hususu nakzedece k bir emir mi geldi?»

    [Buhârî, Nesâî ve Muvatta'.][39]


    3859- Diğer rivayet: "Onlar Katâde bin en-Nu'mân'a kurban eti sundular, şöyle dedi: «Bunu Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sellem yasaklama mış mıydı?»" Ebû Saîd şöy­le dedi: "Bu hususta (yeni) bir durum meyda­na geldi. Üç günden fazla onu yememizi Al­lah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sellem ya­saklamıştı. Sonra üç günden sonra da yeme­mize ve saklamamıza izin verdi."[40]


    3860- Nubeyşe radiyalla hu anh'dan

    (Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sel­lem buyurdu


    "(Etlerin faydasının) size daha çok yay­gınlaşması için biz, size kurban etlerini üç günlükten fazla yemenizi yasaklamıştık. Ama şimdi durumunuz düzeldi ve imkânlarınız art­tı. Onun için yiyin, saklayın ve (müslümanla-ra dağıtarak) sevap kazanın. Dikkat edin! Bu dir." fEbûDâvud][41]


    3861- Ümmü Seleme radiyalla hu an-hâ'dan:

    (Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sel­lem buyurdu

    "Kimin kesecek bir kurbanı olup da, Zi'lhicce ayı girerse, onu kesinceye dek, ne kılla­rından ve ne de tırnaklarından bir şey kesme­sin." [Müslim ve Sünen ashabı.][42]


    3862- Kebîre bint Süfyân radiyalla hu anhâ'dan:

    (Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve sel­lem buyurdu)

    "Beyaz tüylü koyunun kanını akıtmak si­yah tüylü iki koyunun kanını akıtıp kurban et­mekten Allah katında daha iyidir."

    [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebtr'âe zayıf bit senedle.][43]


    3863- Ebû Hureyre radiyalla hu anh'dan: (Allah'ın Resulü sallallah u aleyhi ve selJfiin buyurdup

    "İki yaşındaki koyunu kurban etmek, bü­yük keçiyi kurban etmekten daha hayırlıdır." Ebû Davud'un rivayeti: "İyi (sağlıklı) ke­çi" şeklindedir. [Ahmed. zayıf tm isnadla.][44]



    --------------------------------------------------------------------------------
    Dipnotlar

    [1] Bu hadisi Bezzâr (no. 1202), İshâk b. İbr. el-Bağdâdî an Dâvud b. Abdilhamîd an Amr b. Kays an Atiyye an Ebî Saîd senedi ile tahrîc etti.

    Atiyye, hakkında ihtilâf olan bir râvîdir. Bezzâr, Ebû Sa-îd'in bu rivayetin in en iyi tarikinin bu sened olduğunu söylemiştir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [2] Bu hadisi Taberânî, M. el-Evsat'ta (no. 2530) tahrîc et­ti. Râvilerinden Ebû Hamza es-Sumâlî zayıftır (Mecma' IV, 18).

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [3] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [4] Alîn, Receb ayında ilk on gününde kesilen kurbandır. Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2788), Tirmizî (no. 1518), Nesâî (akîka 6, VII, 167-8) ve İbn Mâce (no. 3125), Ab­dullah b. Avn an Âmir Ebî Remle an Mihnef asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    İsnadı hakkında Tirmizî "hasen garîb" hükmü vermiştir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [5] Bu hadisi Tirmizî (no. 1506), Ahmed b. MenT an Hu-seym an Haccâc b. Artât an Cebele b. Suhaym an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti ve isnadı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [6] Bu hadisi Tirmizî (no. 1507), İbn ebî Zaide an Haccâc b. Artât an Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc etti ve isnadı hakkında "hasen" hükmü verdi.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [7] Bu hadisi İbn Mâce (no. 3123), Ebû Bekr b. e. Şeybe an Zeyd b. el-Hubâb an Abdillah b. Ayyaş ani'l-A'rec an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.

    İsnadında yer alan Abdullah b. Ayyaş, hakkında ihtilâf olan bir râvidir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191.

    [8] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2789) ve Nesâî (dahâyâ 2, VII, 213). Saîd b. e. Eyyûb an Ayyaş b. Abbâs el-Kıtbâ-nîan îsâ b. Hilâl an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc etti­ler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/191-192.

    [9] Muvattâ, dahâyâ 13, s. 487.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [10] Bu hadisi Ahmed (1,275), Tirmizî (905,1501), Nesâî (da­hâyâ 16, VII, 222), İbn Mâce (no. 3131), Taberânî (no. 11929), İbn Huzeyme (no. 2908), İbn Hibbân (no. 3996) ve Beyhakî (V, 235), el-Hüseyn b. Vâkıd an İlbâ b. Ahmtr an İkrime an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Tirmizî, isnadı hakkında "hasen garîb" hükmü vermiştir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [11] Bu hadisi Mâlik (dahâyâ 10, s. 486), Tirmizî (no. 1505) ve İbn Mâce (no. 3147), Vmâre b. Abdillah an Atâ b. Yesâr an Ebî Eyyûb asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Tirmizî'ye göre isnadı "hasen sahîh"tir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [12] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [13] Bu hadisi Tirmizî (no. 1517), Seleme b. Şebîb an Ebi'I-Muğîre an Ufeyr b. Ma'dân an Siileym b. Âmir an Ebî Umâme senedi ile tahrîc etti ve Ufeyr sebebiyle isnadı­nın "garîb" olduğunu söyledi.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [14] Bu hadisi Müslim (hacc no. 356-7, s. 956), İbn Cü-reyc an Ebî'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc et­ti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [15] Bu hadisi Müslim (hacc no. 356-7, s. 956), İbn Cü-reyc an Ebî'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc et­ti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [16] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2790) ve Tirmizî (no. 1495), Şerfk an Ebî'I-Hasnâ' ani'l-Hakem an Haneş asl-ı sene­di ile tahrîc ettiler. Lafız Tirmizî'ye ait olup, bunun is­nadı hakkında o "garîb" hükmü vermiştir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [17] Bu hadisi Tirmizî (no. 1499), Yûsuf b. îsâ an Vekf m Osman b. Vâkıd an Kidâm b. Abdirrahm an an Ebî Kibâş senedi ile tahrîc etti ve isnadı hakkında hüküm vermedi.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/192.

    [18] Lafız Tirmizî'ye aittir. Bu hadisi Mâlik (dahâyâ 1, 482), Ebû Dâvud (no. 2802), Tirmizî (no. 1497) ve Ne­sâî (dahâyâ 5-7, VII, 214-5), Ubeyd b. Feyrûz ani'l-Be-râ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    İsnadı Tirmizî'ye göre "hasen sahîh"tir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [19] Lafız Tirmizî'ye aittir. Bunu Ahmed (I, 80, 108, 128, 149), Dârimî (II, 77), Ebû Dâvud (no. 2804), Tirmizî (no. 1498), Nesâî (dahâyâ 8-11, VII, 216-7), İbn Mâce (no. 3142), Tahâvî (IV, 169), Ebû İshâk an Şurayh b. en-Nu'mân an Ali asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. = Tirmizî'ye göre "hasen sahîh"tir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [20] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2803), tsâ an Sevr an Ebî Humeyd er-Ru'aynî an YezîdZû Mısr senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [21] Bu hadisi İbn Mâce (no. 3146), Abdürrezzâk ani's-Sevrî an Câbir b. Yeztd an Muh. b. Karaza el-Ensârî an Ebî Satd el-Hudrî senedi ile tahrîc etti. Câbir oldukça zayıf bir râvidir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [22] Bu hadisi Buhârî (adâhî 1, VI, 234; 8, VI, 236-7; 11, VI, 237-8; 12/3, VI, 238; îdeyn 3, II, 3; 5/2, II, 4; 8/4, II, 5-6; 10, II, 6; 17, II, 8; 23/1, II, 10), Müslim (adâhî 4-9, s. 1552-4), Ebû Dâvud (no. 2800), Tirmizî (no. 1508) ve Nesâî (dahâyâ 17, VII, 222-3), es-Şa'bî ani'l-Berâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    İlk lafız Buhârî'ye (dahâyâ ; ikincisi ise Tirmizî'ye aittir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/193.

    [23] Bu hadisi Buhârî (adâhî 1, VI, 234; 8, VI, 236-7; 11, VI, 237-8; 12/3, VI, 238; îdeyn 3, II, 3; 5/2, II, 4; 8/4, II, 5-6; 10, II, 6; 17, II, 8; 23/1, II, 10), Müslim (adâhî 4-9, s. 1552-4), Ebû Dâvud (no. 2800), Tirmizî (no. 1508) ve Nesâî (dahâyâ 17, VII, 222-3), es-Şa'bî ani'l-Berâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    İlk lafız Buhârî'ye (dahâyâ ; ikincisi ise Tirmizî'ye aittir.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [24] Bu hadisi Müslim (adâhî no. 14, s. 1555), Muh. b. Ha­tim an Muh. b. Bekr an ibn Cüreyc an EbVz-Ziibeyr an Câbir senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [25] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2811), Nesâî (dahâyâ 3/1-2, VII, 213-4) ve İbn Mâce (no. 3161), Nâft' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [26] Muvattâ, dahâyâ 12, s. 487.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [27] Bu hadisi Ahmed (VI, 78), Müslim (adâhî no. 19, s. 1557), Ebû Dâvud (no. 2732), Tahâvî (IV, 176), İbn Hibbân (no. 5885) ve Beyhakî (IX, 267), İbn Vehb an Hayve b. Şurayh an EbîSahr an Yezîd b. Abdillah b. Ku-sayl an Urve an Âise asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194.

    [28] Bu hadisi Ahmed (III, 375), Dârimî (II, 75), Ebû Dâvud (no. 2795), İbn Mâce (no. 3121), İbn Huzeyme (no. 2899), Tahâvî (IV, 177), el-Hâkim (1,467) ve Bey­hakî (IX, 273, 287), Muh. b. İshâk an Yezîd b. e. Habtb an Ebî Ayyaş an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/194-195.

    [29] Bu hadisi Ahmed (III, 375), Dârimî (II, 75), Ebû Dâvud (no. 2795), İbn Mâce (no. 3121), İbn Huzeyme (no. 2899), Tahâvî (IV, 177), el-Hâkim (1,467) ve Bey­hakî (IX, 273, 287), Muh. b. İshâk an Yezîd b. e. Habtb an Ebî Ayyaş an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [30] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2796), Tirmizî (no. 1496), Nesâî (dahâyâ 14, VII, 221) ve İbn Mâce (no. 3128), Ca'fer b. Muh. an ebîhîan EbîSaîd asl-ı senedi ile tah­rîc ettiler.

    İsnadı hakkında Tirmizî "hasen sahîh garîb" hükmü ver­di.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [31] Bu hadisi Ahmed (III, Saîd b. Mansûr an Abdilazîz b. Muh. an Rubeyh b. Abdirrahm an b. e. Saîd an ebîhî an ceddihî senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [32] Bu hadisin tariki: İshâk b. Abdillah b. e. Talha an ceddi­hî Ebî Talha. İshâk, dedesine yetişememiştir. Heysemî'ye göre râvileri Sahîh ricalidir .

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [33] Bu hadisi Buhârî (hacc 117, II, 185), Müslim (adâhî 17-18, s. 1556-7), Ebû Dâvud (no. 2793-4), Tirmizî (no. 1494), Nesâî (dahâyâ 28-31, VII, 219-220) ve İbn Mâce (no. 3120), Katâde ve Ebû Kılâbe an Enes asl-ı tarikiy­le tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [34] Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerd ir (Mecma' V, 22).

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [35] Lafız Müslim'e aittir. Bu hadisi Buhârî (adâhî 16/6, VI, 240) ve Nesâî (dahâyâ 35/1, VII, 232), ez-Zührî an Sa­lim b. Abdillah b.Ömer an ebîhî asl-ı senedi ile; Müslim (adâhî 26-27, s. 1560) ve Tirmizî (no. 1509), Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [36] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195.

    [37] Bu hadisi Mâlik (dahâyâ 7, s. 484), Ahmed (VI, 51), Dâ­rimî (II, 79), Müslim (adâhî no. 28, s. 1561), Ebû Dâvud (no. 2812), Nesâî (dahâyâ 37/1, VII, 235), Tahâvî (IV, 188) ve Beyhakî (V, 240), Mâlik an Abdillah b. e. Bekr an (Abdillah b. Vâkıd an) Abdillah b. e. Bekr an Amre an Âise asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/195-196.

    [38] Bu rivayeti Tayâlisî (no. 1528), Ahmed (VI, 102, 127, 136, 187, 209), Buhârî (afime 27, VI, 206; 37/2, VI, 209-10; eymân 22/1, VII, 230), Tirmizî (no. 1511), Ne­sâî (dahâyâ 37/2-3, VII, 235), İbn Mâce (no. 3159, 3313) ve Beyhakî (VII, 47; IX, 293), es-Sevrî an Abdir­rahman b. Abis an ebîhî an Âise asl-ı senedi ile tahrîc et­tiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [39] Her iki lafız da Nesâî'ye aittir. İlk rivayeti Buhârî (ma-ğâzî 12/2, V, 14) ve Nesâî (dahâyâ 36/2, VII, 233), Leys b. Sa'd an Yahya b. Saîd ani'l-Kâsım b. Muh. an İbn Habbâb an EbîSaîd asl-ı senedi ile; İkinci rivayeti ise Nesâî (36/3), Ubeydulla h b. Saîd an Yahya an Sa'd b. ishâk an Zeyneb an Ebî Saîd senedi ile;

    Yakın mânâsı ile Mâlik (dahâyâ 8, s. 485), an Rabta b. e. Abdirrahm an an EbîSaîd senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [40] Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [41] Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 2813) ve İbn Mâce (no. 3160), Hâlid el-Hazzâ' an Ebî'l-Melîh an Nubeyşe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [42] Bu hadisi Müslim (adâhî 39-42, s. 1565-6), Ebû Dâvud (no. 2791), Tirmizî (no. 1523) ve Nesâî (dahâyâ 1/1, VII, 211-2), Saîd b. el-Müseyyeb an Ümmi Seleme asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [43] Râvilerden Muh. b. Süleyman b. Mesmûl zayıftır (Mec-ma' IV, 18).

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196.

    [44] Bu hadisi Ahmed (II, 402), Attâb an Abdillah an Dâvud b. Kays an Ebî Siğâl el-Meriyy an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.

    Rudani,Büyük Hadis Külliyatı, Cem’ul-fevaid, İz Yayıncılık: 2/196






+ Yorum Gönder