Konusunu Oylayın.: Mute komutan şehitlerin türbeleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Mute komutan şehitlerin türbeleri
  1. 28.Ekim.2011, 22:06
    1
    Misafir

    Mute komutan şehitlerin türbeleri

  2. 28.Ekim.2011, 22:29
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Mute komutan şehitlerin türbeleri




    MUTE SAVAŞI
    İslâm devletinin Medine'de kurulmasından sonra Müslümanlarla Rumlar arasında yapılan ilk savaş. Mûte, Şam bölgesine giren Belka yakınlarında bir yerin adıdır. Hz. Peygamber(s.a.v), Ashabtan Hâris b. Umeyr (r.a)'ı Busra (Havran) Emiri Şurahbil b. Amr el-Gassânî'ye İslâm'a davet mektubunu sunmak üzere yollamış, ama bu sahabi Gassanile tarafından şehid edilmişti. Halbuki; "elçiye zeval yoktur" anlayışı gereğince düşman ülkeler bile birbirlerinin elçilerine dokunmazlardı. Hz. Peygamber(s.a.v), ashabına çok düşkündü, onlardan birinin başına bir sıkıntı geldi mi ondan çok rahatsız olurdu. Bu sebeple ashabından birinin küstahça öldürülüşüne seyirci kalamazdı. Hemen 3000 kişilik bir ordu hazırladı. Ordunun kumandanı Zeyd b: Hârise (r.a) idi. Şayet bu zât şehid düşerse yerine Cafer b. Ebi Talib(r.a), o da şehid düşerse Abdullah b. Revâha (r.a) geçecekti. Düşman önce İslâm'a davet edilecekti, kabul etmez ve cizyeye de razı olmazsa İslâm elçisini öldüren bu cânilerle savaşılacaktı. Peygamberimiz(s.a.v) orduyu Seniyyetü'l-Veda'ya kadar yürüyü uğurladı.
    Halid b. Velid(r.a) gibi yüksek askerî bir deha ve üstün strateji bilgisine sahip bir kimse de bu savaşa bir nefer olarak katılmıştır. H.8/M.629 yılında İslâm ordusu Medine'den çıkıp Mûte'ye ulaştığında karşılarında Bizans'ın desteğinde Hristiyan Araplardan oluşan 100.000 kişilik bir ordu bulmuşlardı. İslâm ordusunun kumandanları meseleyi tartıştılar; geri dönmek, Hz. Peygamber(s.a.v) 'e haberci yollamak hususlarını görüştüler. Ancak savaş görüşü ağır basmış ve iki ordu karşılaşmıştı. Zeyd. b. Hârise (r.a) şehit düşünce, sancağı, Cafer (r.a) aldı Ca'fer(r.a) 'in sağ eli kesildi; bu sefer sancağı sol eliyle tuttu. Sol eli de kesilince sancağı yine bırakmadı; kesik iki elinin kalan kısımlarıyla sıkıştırarak göğsü arasında tuttu. Nihayet o da şehid düştü. Bundan sonra sevgili Peygamberimizin(s.a.v) emrine uyularak sancağı, Sahabenin şâirlerinden Abdullah b. Revâha (r.a) aldı; o da şiirler söyleyerek harbetti ve şehâdet şerbetini içti. İşte bu sırada askerde genel bir çöküntü doğmak üzereydi ki, askerin hemen hepsinin isteği üzerine Hâlid b. Velid (r.a) kumandayı ve sancağı eline aldı. O gün akşama kadar savaş yapıldıktan sonra Halid(r.a), ertesi sabaha kadar sağ kanatta bulunan müslüman askerleri sol kanada, sol kanattakileri sağ kanada, arkadakileri öne ve öndekileri arkaya alarak yerlerinde değişiklik yaptı. Böylece düşmana yeni destek kuvvetleri geliyormuş izlenimini vermek istiyordu. Bir yandan da İslâm ordusunu kesin hezimete uğramaktan ve bütünüyle kılıçtan geçirilmekten korumak için yavaş yavaş geriye çekiliyordu. Hatta ric'atten evvelki bir hücumunda Hâlid(r.a), düşmana bir hayli kayıp verdirmiş ve bol ganimet de elde etmişti. İşte bu şekilde İslâm ordusunu Medine'ye sağ-sağlim geri getirdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu savaşı Medine'de, olduğu gibi görmüş ve her safhasını minberden müslümanlara anlatmıştı. Sıra ile kumandanların şehadetini anlattıktan sonra sıra Hâlid(r.a)'e gelince "En sonunda sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı " buyurmuş ve bundan sonra Halid b. Velid(r.a)'e "Seyfullah" lakabı verilmişti. Hâlid b. Velid (r.a) diyor ki: "Mûte Savaşında elimde dokuz kılıç parçalandı." Bu ifadeden Mûte Savaşının ne kadar şiddetli geçtiğini anlıyoruz.
    Ürdün'de Al Karak şehrinde (Mezar) ilçesinde Cafer b. Ebi Talib Mescidinde Mute komutan şehitlerinden H.z Zeyd bin Hârise(r.a) ve H.z Ca'feri Tayyar(r.a) Türbeleri bulunmaktadır..
    Bu mescide mukabil H.z Abdullah bin Revaha (r.a) Türbesi bulunmaktadır..








    (Hz. Zeyd b. Hârise r.a )

    Hz. Zeyd bin Hârise (r.a);Kur’an-ı Kerim’de adı geçen tek Sahabedir. Peygamber Efendimizin (s.a.v) azatlı kölesidir. Küçük yaşta annesinin yanından kaçırılmış ve Mekke’de köle olarak satılmıştır. Hz.Hatice (r.a) tarafından Peygamber Efendimize (s.a.v) hediye edilmiştir. Anne ve babasının gösterdiği muhabbet ve sevgiden çok daha fazlasını görmüş, ailesi kendisini bulup almak için izin aldıkları halde, Peygamber Efendimizin (s.a.v) yanından ayrılmamıştır. İslam ile müşerref olan ilk dört kişi arasında yer almıştır. Biri hariç, Peygamber Efendimizin (s.a.v) katıldığı tüm savaşlara katılmıştır. Ordu komutanı olarak katıldığı Mute Savaşında şehit olmuştur.


    (H.z Cafer bin Ebu Tâlib r.a Türbesi)









    H.z Câ fer bin Ebu Tâlib ( r.a); Hz. Peygamber(s.a.v)’in amcası Ebû Tâlib’in oğlu. Ebû Tâlib’in Tâlib, Akîl, Câ’fer (r.a) ve en küçükleri Hz. Ali(r.a) olmak üzere dört oğlu vardı Hz. Câfer(r.a), Rasûlullah (s.a.v) daha Erkam’ın evine girip İslâm’ı yaymaya başlamadan önce müslüman olmuş; ikinci Hicret kâfilesine katılarak hanımı Esma binti Ümeys (r.a) ile birlikte Habeşistan’a hicret etmişti.
    Câ’fer b. Ebi Tâlib (r.a) ve arkadaşları hicretin yedinci yılında Habeşistan’dan Medine’ye döndüler. Bu sırada Hz. Peygamber( s.a.v) Hayber gazvesinde bulunuyordu.
    Hz. Câ’fer (r.a), Hicret’in sekizinci yılında vuku bulan Mute gazvesine katıldı. Allah Rasûlü (s.a.v) orduya Zeyd b. Hârise(r.a)’yi komutan tayin ettiğini o şehit olursa yerine Câ’fer b. Ebi Tâlib(r.a)’in, o da şehit olursa yerine Abdullah b. Revâha’nın (r.a) geçmesini bildirdi. Zeyd b. Hârise (r.a) şehit düşünce, Câ’fer b. Ebi Talib (r.a) sancağı aldı. Zırhını giyerek atına bindi.
    Düşmanın ortalarına kadar ilerledi. Kurtulamayacağını anlayınca, önce attan inerek, atını düşmanın yararlanamaması için saf dışı etti. O düşmanla çarpışırken, ‘Cennet de, ona yaklaşmak da ne güzeldir. Onun şerbetleri tatlı ve soğuktur’ diye mırıldanıyordu. Bu sırada düşman tarafından vurulup, bir eli kesildi. Sancağı diğer eline aldı. O da vurulup kesilince, sancağı koltuğunun altına kıstırdı. Aldığı yaralarla yere düştü ve şehit oldu.
    Abdullah b. Ömer (r.a) der ki: ‘Câ’fer b. Ebi Tâlib’i (r.a) şehitler arasında aradık. Bedeninde doksandan fazla mızrak, ok ve kılıç yarası bulduk. Hz. Cafer’in (r.a) iki kolunun da kesilmesi üzerine, şehadetinden sonra Rasûlullah (s.a.v) ona Cennet’te iki kanat takıldığını haber vererek şöyle buyurmuştur: ‘Câfer(r.a)’i,Cennet’te meleklerle birlikte uçarken gördüm.’ (Tirmizî, Menâkıb, 69) Bundan sonra, kuş gibi kanatlanıp Cennet’te uçtuğu hadisle sabit olan ‘Câfer-i Tayyâr’ (r.a) lâkabı verilmiştir.

    (H.z Abdullah bin Revaha r.a )



    Türbenin üzerinde mermere yazılan şiir


    أقسمت يا نفس لتنزلنّه مالي أراك تكرهين الجنّة؟؟

    يا نفس الا تقتلي تموتي هذا حمام الموت قد صليت

    وما تمنّت فقد أعطيت ان تفعلي فعلهما هديت

    يعني بهذا صاحبيه الذين سبقاه الى الشهادة: زيدا وجعفر

    هديت ان تفعلي فعلهما
    H.z Abdullah bin Zübeyr (r.a) naklediyor:
    "Sütbabam bana şöyle anlatmıştı" "Cafer (r.a) katledilince sancağı Abdullah bin Revaha (r.a) alıp, atı üzerinde ilerledi. Sonra atından inip inmeme hususunda tereddüt edip şu dizeleri okudu;
    "Ey nefsim! Ben yemin etim oraya (cennete) ineceksin. / İstemesen de çare yok, ineceksin. / Bana ne oluyor ki seni cennete karşı isteksiz görüyorum. / Rahat ve sakin anların çok uzun sürdü. / Sen eski bir kap içinde bulunan meniden başka bir şey misin? / Ey nefis, katledilmesen de öleceksin. Bu ölüm mukadderdir, ona yakınsın. İstemesen de başına gelecektir. Eğer o ikisinin (Zeyd ve Cafer) (r.a) yaptığını yaparsan kurtuluşa erersin"


    Hz. Ca'fer-i tayyâr (r.a) Cennete uçarken, Hz. Abdullah (r.a) koşturdu. Yere indi. Sancağı kaptı. Göklere doğru yükseltti. Mute'de Ca'fer-i tayyâr(r.a)'ın şehid düşmesi ile sancağı alıp, göklere yükselten Abdullah bin Revâha (r.a) bu anda, en son şiirini, kendisine söyledi ve kâfirler üzerine, bir ok gibi atıldı. Abdullah bin Revâha (r.a) çarpışırken bir ara parmağı ağır yaralandı. Kopmak üzere idi. Bunun üzerine atından indi. Yaralı parmağını ayağının altına koyup: "Sen sadece yaralı parmak değil misin? Zaten bu kazâya da Allahü teâlânın yolunda uğramış bulunuyorsun" diyerek çekip kopardı. Sonra tekrar atına binip olanca gücüyle çarpışmay devametti…

    Çarpışmanın bir anında Abdullah bin Revâha (r.a)atından inmişti. Amcasının oğlu kendisine biraz pişmiş et getirdi ve:- Al, bunu ye de biraz güçlen, dedi. Abdullah bin Revâha (r.a) üç günden beri bir şey yememişti. Etten ağzına bir lokma aldığı sırada, Müslümanların bulunduğu yerde bir karışıklık gördü.

    Bunun üzerine: "Arkadaşların bu hâlde iken sen halâ bu dünyâdasın ve yiyip-içmekle meşgulsün" diyerek nefsini kınadı ve elindeki eti bırakarak tekrar savaşa başladı.


    MESCİDE GİRİŞ KAPISI




    MESCİDİN AVLUSU








  3. 28.Ekim.2011, 22:29
    2
    Silent and lonely rains



    MUTE SAVAŞI
    İslâm devletinin Medine'de kurulmasından sonra Müslümanlarla Rumlar arasında yapılan ilk savaş. Mûte, Şam bölgesine giren Belka yakınlarında bir yerin adıdır. Hz. Peygamber(s.a.v), Ashabtan Hâris b. Umeyr (r.a)'ı Busra (Havran) Emiri Şurahbil b. Amr el-Gassânî'ye İslâm'a davet mektubunu sunmak üzere yollamış, ama bu sahabi Gassanile tarafından şehid edilmişti. Halbuki; "elçiye zeval yoktur" anlayışı gereğince düşman ülkeler bile birbirlerinin elçilerine dokunmazlardı. Hz. Peygamber(s.a.v), ashabına çok düşkündü, onlardan birinin başına bir sıkıntı geldi mi ondan çok rahatsız olurdu. Bu sebeple ashabından birinin küstahça öldürülüşüne seyirci kalamazdı. Hemen 3000 kişilik bir ordu hazırladı. Ordunun kumandanı Zeyd b: Hârise (r.a) idi. Şayet bu zât şehid düşerse yerine Cafer b. Ebi Talib(r.a), o da şehid düşerse Abdullah b. Revâha (r.a) geçecekti. Düşman önce İslâm'a davet edilecekti, kabul etmez ve cizyeye de razı olmazsa İslâm elçisini öldüren bu cânilerle savaşılacaktı. Peygamberimiz(s.a.v) orduyu Seniyyetü'l-Veda'ya kadar yürüyü uğurladı.
    Halid b. Velid(r.a) gibi yüksek askerî bir deha ve üstün strateji bilgisine sahip bir kimse de bu savaşa bir nefer olarak katılmıştır. H.8/M.629 yılında İslâm ordusu Medine'den çıkıp Mûte'ye ulaştığında karşılarında Bizans'ın desteğinde Hristiyan Araplardan oluşan 100.000 kişilik bir ordu bulmuşlardı. İslâm ordusunun kumandanları meseleyi tartıştılar; geri dönmek, Hz. Peygamber(s.a.v) 'e haberci yollamak hususlarını görüştüler. Ancak savaş görüşü ağır basmış ve iki ordu karşılaşmıştı. Zeyd. b. Hârise (r.a) şehit düşünce, sancağı, Cafer (r.a) aldı Ca'fer(r.a) 'in sağ eli kesildi; bu sefer sancağı sol eliyle tuttu. Sol eli de kesilince sancağı yine bırakmadı; kesik iki elinin kalan kısımlarıyla sıkıştırarak göğsü arasında tuttu. Nihayet o da şehid düştü. Bundan sonra sevgili Peygamberimizin(s.a.v) emrine uyularak sancağı, Sahabenin şâirlerinden Abdullah b. Revâha (r.a) aldı; o da şiirler söyleyerek harbetti ve şehâdet şerbetini içti. İşte bu sırada askerde genel bir çöküntü doğmak üzereydi ki, askerin hemen hepsinin isteği üzerine Hâlid b. Velid (r.a) kumandayı ve sancağı eline aldı. O gün akşama kadar savaş yapıldıktan sonra Halid(r.a), ertesi sabaha kadar sağ kanatta bulunan müslüman askerleri sol kanada, sol kanattakileri sağ kanada, arkadakileri öne ve öndekileri arkaya alarak yerlerinde değişiklik yaptı. Böylece düşmana yeni destek kuvvetleri geliyormuş izlenimini vermek istiyordu. Bir yandan da İslâm ordusunu kesin hezimete uğramaktan ve bütünüyle kılıçtan geçirilmekten korumak için yavaş yavaş geriye çekiliyordu. Hatta ric'atten evvelki bir hücumunda Hâlid(r.a), düşmana bir hayli kayıp verdirmiş ve bol ganimet de elde etmişti. İşte bu şekilde İslâm ordusunu Medine'ye sağ-sağlim geri getirdi. Peygamber Efendimiz (s.a.v) bu savaşı Medine'de, olduğu gibi görmüş ve her safhasını minberden müslümanlara anlatmıştı. Sıra ile kumandanların şehadetini anlattıktan sonra sıra Hâlid(r.a)'e gelince "En sonunda sancağı Allah'ın kılıçlarından bir kılıç aldı " buyurmuş ve bundan sonra Halid b. Velid(r.a)'e "Seyfullah" lakabı verilmişti. Hâlid b. Velid (r.a) diyor ki: "Mûte Savaşında elimde dokuz kılıç parçalandı." Bu ifadeden Mûte Savaşının ne kadar şiddetli geçtiğini anlıyoruz.
    Ürdün'de Al Karak şehrinde (Mezar) ilçesinde Cafer b. Ebi Talib Mescidinde Mute komutan şehitlerinden H.z Zeyd bin Hârise(r.a) ve H.z Ca'feri Tayyar(r.a) Türbeleri bulunmaktadır..
    Bu mescide mukabil H.z Abdullah bin Revaha (r.a) Türbesi bulunmaktadır..








    (Hz. Zeyd b. Hârise r.a )

    Hz. Zeyd bin Hârise (r.a);Kur’an-ı Kerim’de adı geçen tek Sahabedir. Peygamber Efendimizin (s.a.v) azatlı kölesidir. Küçük yaşta annesinin yanından kaçırılmış ve Mekke’de köle olarak satılmıştır. Hz.Hatice (r.a) tarafından Peygamber Efendimize (s.a.v) hediye edilmiştir. Anne ve babasının gösterdiği muhabbet ve sevgiden çok daha fazlasını görmüş, ailesi kendisini bulup almak için izin aldıkları halde, Peygamber Efendimizin (s.a.v) yanından ayrılmamıştır. İslam ile müşerref olan ilk dört kişi arasında yer almıştır. Biri hariç, Peygamber Efendimizin (s.a.v) katıldığı tüm savaşlara katılmıştır. Ordu komutanı olarak katıldığı Mute Savaşında şehit olmuştur.


    (H.z Cafer bin Ebu Tâlib r.a Türbesi)









    H.z Câ fer bin Ebu Tâlib ( r.a); Hz. Peygamber(s.a.v)’in amcası Ebû Tâlib’in oğlu. Ebû Tâlib’in Tâlib, Akîl, Câ’fer (r.a) ve en küçükleri Hz. Ali(r.a) olmak üzere dört oğlu vardı Hz. Câfer(r.a), Rasûlullah (s.a.v) daha Erkam’ın evine girip İslâm’ı yaymaya başlamadan önce müslüman olmuş; ikinci Hicret kâfilesine katılarak hanımı Esma binti Ümeys (r.a) ile birlikte Habeşistan’a hicret etmişti.
    Câ’fer b. Ebi Tâlib (r.a) ve arkadaşları hicretin yedinci yılında Habeşistan’dan Medine’ye döndüler. Bu sırada Hz. Peygamber( s.a.v) Hayber gazvesinde bulunuyordu.
    Hz. Câ’fer (r.a), Hicret’in sekizinci yılında vuku bulan Mute gazvesine katıldı. Allah Rasûlü (s.a.v) orduya Zeyd b. Hârise(r.a)’yi komutan tayin ettiğini o şehit olursa yerine Câ’fer b. Ebi Tâlib(r.a)’in, o da şehit olursa yerine Abdullah b. Revâha’nın (r.a) geçmesini bildirdi. Zeyd b. Hârise (r.a) şehit düşünce, Câ’fer b. Ebi Talib (r.a) sancağı aldı. Zırhını giyerek atına bindi.
    Düşmanın ortalarına kadar ilerledi. Kurtulamayacağını anlayınca, önce attan inerek, atını düşmanın yararlanamaması için saf dışı etti. O düşmanla çarpışırken, ‘Cennet de, ona yaklaşmak da ne güzeldir. Onun şerbetleri tatlı ve soğuktur’ diye mırıldanıyordu. Bu sırada düşman tarafından vurulup, bir eli kesildi. Sancağı diğer eline aldı. O da vurulup kesilince, sancağı koltuğunun altına kıstırdı. Aldığı yaralarla yere düştü ve şehit oldu.
    Abdullah b. Ömer (r.a) der ki: ‘Câ’fer b. Ebi Tâlib’i (r.a) şehitler arasında aradık. Bedeninde doksandan fazla mızrak, ok ve kılıç yarası bulduk. Hz. Cafer’in (r.a) iki kolunun da kesilmesi üzerine, şehadetinden sonra Rasûlullah (s.a.v) ona Cennet’te iki kanat takıldığını haber vererek şöyle buyurmuştur: ‘Câfer(r.a)’i,Cennet’te meleklerle birlikte uçarken gördüm.’ (Tirmizî, Menâkıb, 69) Bundan sonra, kuş gibi kanatlanıp Cennet’te uçtuğu hadisle sabit olan ‘Câfer-i Tayyâr’ (r.a) lâkabı verilmiştir.

    (H.z Abdullah bin Revaha r.a )



    Türbenin üzerinde mermere yazılan şiir


    أقسمت يا نفس لتنزلنّه مالي أراك تكرهين الجنّة؟؟

    يا نفس الا تقتلي تموتي هذا حمام الموت قد صليت

    وما تمنّت فقد أعطيت ان تفعلي فعلهما هديت

    يعني بهذا صاحبيه الذين سبقاه الى الشهادة: زيدا وجعفر

    هديت ان تفعلي فعلهما
    H.z Abdullah bin Zübeyr (r.a) naklediyor:
    "Sütbabam bana şöyle anlatmıştı" "Cafer (r.a) katledilince sancağı Abdullah bin Revaha (r.a) alıp, atı üzerinde ilerledi. Sonra atından inip inmeme hususunda tereddüt edip şu dizeleri okudu;
    "Ey nefsim! Ben yemin etim oraya (cennete) ineceksin. / İstemesen de çare yok, ineceksin. / Bana ne oluyor ki seni cennete karşı isteksiz görüyorum. / Rahat ve sakin anların çok uzun sürdü. / Sen eski bir kap içinde bulunan meniden başka bir şey misin? / Ey nefis, katledilmesen de öleceksin. Bu ölüm mukadderdir, ona yakınsın. İstemesen de başına gelecektir. Eğer o ikisinin (Zeyd ve Cafer) (r.a) yaptığını yaparsan kurtuluşa erersin"


    Hz. Ca'fer-i tayyâr (r.a) Cennete uçarken, Hz. Abdullah (r.a) koşturdu. Yere indi. Sancağı kaptı. Göklere doğru yükseltti. Mute'de Ca'fer-i tayyâr(r.a)'ın şehid düşmesi ile sancağı alıp, göklere yükselten Abdullah bin Revâha (r.a) bu anda, en son şiirini, kendisine söyledi ve kâfirler üzerine, bir ok gibi atıldı. Abdullah bin Revâha (r.a) çarpışırken bir ara parmağı ağır yaralandı. Kopmak üzere idi. Bunun üzerine atından indi. Yaralı parmağını ayağının altına koyup: "Sen sadece yaralı parmak değil misin? Zaten bu kazâya da Allahü teâlânın yolunda uğramış bulunuyorsun" diyerek çekip kopardı. Sonra tekrar atına binip olanca gücüyle çarpışmay devametti…

    Çarpışmanın bir anında Abdullah bin Revâha (r.a)atından inmişti. Amcasının oğlu kendisine biraz pişmiş et getirdi ve:- Al, bunu ye de biraz güçlen, dedi. Abdullah bin Revâha (r.a) üç günden beri bir şey yememişti. Etten ağzına bir lokma aldığı sırada, Müslümanların bulunduğu yerde bir karışıklık gördü.

    Bunun üzerine: "Arkadaşların bu hâlde iken sen halâ bu dünyâdasın ve yiyip-içmekle meşgulsün" diyerek nefsini kınadı ve elindeki eti bırakarak tekrar savaşa başladı.


    MESCİDE GİRİŞ KAPISI




    MESCİDİN AVLUSU








  4. 20.Ocak.2013, 18:32
    3
    imam
    Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Ağustos.2007
    Üye No: 2034
    Mesaj Sayısı: 7,512
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Bulunduğu yer: minallah-ilelllah

    Cevap: Mute komutan şehitlerin türbeleri

    Mute savaşında şehit olan komutan sahabeler:


    1. Zeyd bin harise
    2. Cafer bin ebi talip
    3. Abdullah bin revaha



  5. 20.Ocak.2013, 18:32
    3
    Üye
    Mute savaşında şehit olan komutan sahabeler:


    1. Zeyd bin harise
    2. Cafer bin ebi talip
    3. Abdullah bin revaha






+ Yorum Gönder