Konusunu Oylayın.: Allah-u Teâlâ, Resul'ünü Kabul Etmeyen Kâfirlere Rahmet ve Merhametle Bakmaz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Allah-u Teâlâ, Resul'ünü Kabul Etmeyen Kâfirlere Rahmet ve Merhametle Bakmaz
  1. 28.Ekim.2011, 19:29
    1
    Misafir

    Allah-u Teâlâ, Resul'ünü Kabul Etmeyen Kâfirlere Rahmet ve Merhametle Bakmaz






    Allah-u Teâlâ, Resul'ünü Kabul Etmeyen Kâfirlere Rahmet ve Merhametle Bakmaz Mumsema Allah-u Teâlâ, Resul'ünü Kabul Etmeyen Kâfirlere Rahmet ve Merhametle Bakmaz


  2. 28.Ekim.2011, 20:47
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Allah-u Teâlâ, Resul'ünü Kabul Etmeyen Kâfirlere Rahmet ve Merhametle Bakmaz




    Allah-u Teâlâ Resul'ünü kabul etmeyen kâfirlere kesinlikle rahmet ve merhamet nazarıyla bakmıyor.

    Şöyle buyuruyor:

    "Bilmiyorlar mı ki, Allah'a ve Resul'üne karşı koyan bir kimseye elbette içinde ebedî kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu en büyük rüsvaylıktır." (Tevbe: 63)

    Allah-u Teâlâ kendisine ve Resul'üne karşı gelenlere en büyük rüsvaylığı vaad ettiği gibi, Resul'üne iman etmeyenlerin "kâfir olduğunu" ve bu kâfirler için hazırladığı azabı Âyet-i kerime'sinde haber veriyor:

    "Kim Allah'a ve Resul'üne iman etmezse, bilsin ki biz kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır." (Fetih: 13)

    Allah-u Teâlâ Peygamberine itaat etmeyen kâfirleri sevmediğini ferman buyuruyor:

    "Resul'üm! De ki: 'Allah'a ve Peygamber'e itaat edin.' Şayet yüz çevirirlerse şüphesiz ki Allah kâfirleri sevmez." (Âl-i imran: 31)

    "Allah sevmez" hükmü en ağır bir hükümdür.

    Allah-u Teâlâ'nın sevmediğini seveni de "Allah sevmez."

    İlâhi hüküm budur.

    Allah-u Teâlâ'nın, Resul'ünü kabul etmeyen, Resul'üne iman etmeyen kâfirler hakkındaki beyanları bunlardır.

    İlâhî hüküm bu kadar açık olduğu halde iman ile küfrü karıştırmak isteyenler var. Neden? Artık küfre kaydığı için.

    Oysa Allah-u Teâlâ iman ile küfrü kesin olarak birbirinden ayırmıştır:

    "İman ile küfür birbirinden kesin olarak ayrılmıştır." (Bakara: 256)

    Allah-u Teâlâ müminlerle kâfirlerin arasındaki berzahı açık ve kesin olarak ilan etmiştir.

    Binaenaleyh Hazret-i Resulullah'ı inkâr etmek küfürdür. Resulullah Aleyhisselâm'ı inkâr edenlere din ehli, iman ehli nazarı ile bakmak da Resulullah Aleyhisselâm'ı inkâr etmek demektir. Küfürdür.

    Bu gibi söz ve fikir sahiplerinin Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif'lere göre, İslâm hukuku ve akaidine göre dinden çıktığına hiçbir şek ve şüphe yoktur.

    İslâm'ın hükmü budur. İslâm hukuku ve İslâm akaidi kitaplarında "Küfür ehline hürmet, küffarın küfrünü hoş görmek, İslâm'ın izzetini düşürüp küfürle musavi tutmak" gibi anlamlara gelen sözlerin küfür olduğu, söyleyenin kâfir olduğu çok açık bir şekilde yazılmıştır. İslâm akâidi kitaplarında Elfâz-ı küfür (Küfre düşüren sözler) konusu altında bu gibi sözlerin küfür olduğuna dair onlarca fetva mevcuttur.

    Bu gibi sözleri inanç düsturu haline getirenler ise artık İslâm dininden ayrılmış, yeni bir din kurmuştur.

    "Şüphesiz sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabb'inizim. O hâlde benden korkun.

    Amma ne var ki, insanlar din hususunda kendi aralarında parçalara bölündüler, çeşitli kitaplara ayrıldılar. Her bölük her parti kendi tuttuğu yoldan memnundur, yanında bulunan (din veya kitapla) sevinmektedir.

    Şimdi sen onları bir süreye kadar kendi sapıklıkları ile başbaşa bırak.

    Kendilerine verdiğimiz servet ve oğullar ile onların iyiliklerine koştuğumuzu mu zannediyorlar? Hayır onlar işin farkında değiller." (Müminûn: 52-56)

    Bu din kurucuların yetiştirdiği kimseler de buna göre yetişiyor. Küfür üzere yetişiyor.

    Zira bu yetişenler İslâm inancına göre değil, yeni icat ettikleri, İslâm'dan ayrı olarak yeni kaideler ve kendilerine has akaid kuralları vaz ettikleri yollarına göre yetişiyor.

    Küfrü hoş görmek, kâfirleri kâfir oldukları için sevmek, İslâm'ı küfürle eşit görmek gibi küfürleri öğreniyor, benimsiyorlar. Böylece bu yetişenler de küfür üzere yetişiyor.

    Kur'an-ı kerim Âyet-i kerime'si inkâr ediliyor, kılları kıpırdamıyor.

    Resulullah Aleyhisselâm ve getirdikleri inkâr ediliyor, kılları kıpırdamıyor.

    Niçin?

    İmamına iman etmiş. Allah ve Resul'üne değil.


  3. 28.Ekim.2011, 20:47
    2
    Editör



    Allah-u Teâlâ Resul'ünü kabul etmeyen kâfirlere kesinlikle rahmet ve merhamet nazarıyla bakmıyor.

    Şöyle buyuruyor:

    "Bilmiyorlar mı ki, Allah'a ve Resul'üne karşı koyan bir kimseye elbette içinde ebedî kalacağı cehennem ateşi vardır. İşte bu en büyük rüsvaylıktır." (Tevbe: 63)

    Allah-u Teâlâ kendisine ve Resul'üne karşı gelenlere en büyük rüsvaylığı vaad ettiği gibi, Resul'üne iman etmeyenlerin "kâfir olduğunu" ve bu kâfirler için hazırladığı azabı Âyet-i kerime'sinde haber veriyor:

    "Kim Allah'a ve Resul'üne iman etmezse, bilsin ki biz kâfirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır." (Fetih: 13)

    Allah-u Teâlâ Peygamberine itaat etmeyen kâfirleri sevmediğini ferman buyuruyor:

    "Resul'üm! De ki: 'Allah'a ve Peygamber'e itaat edin.' Şayet yüz çevirirlerse şüphesiz ki Allah kâfirleri sevmez." (Âl-i imran: 31)

    "Allah sevmez" hükmü en ağır bir hükümdür.

    Allah-u Teâlâ'nın sevmediğini seveni de "Allah sevmez."

    İlâhi hüküm budur.

    Allah-u Teâlâ'nın, Resul'ünü kabul etmeyen, Resul'üne iman etmeyen kâfirler hakkındaki beyanları bunlardır.

    İlâhî hüküm bu kadar açık olduğu halde iman ile küfrü karıştırmak isteyenler var. Neden? Artık küfre kaydığı için.

    Oysa Allah-u Teâlâ iman ile küfrü kesin olarak birbirinden ayırmıştır:

    "İman ile küfür birbirinden kesin olarak ayrılmıştır." (Bakara: 256)

    Allah-u Teâlâ müminlerle kâfirlerin arasındaki berzahı açık ve kesin olarak ilan etmiştir.

    Binaenaleyh Hazret-i Resulullah'ı inkâr etmek küfürdür. Resulullah Aleyhisselâm'ı inkâr edenlere din ehli, iman ehli nazarı ile bakmak da Resulullah Aleyhisselâm'ı inkâr etmek demektir. Küfürdür.

    Bu gibi söz ve fikir sahiplerinin Âyet-i kerime ve Hadis-i şerif'lere göre, İslâm hukuku ve akaidine göre dinden çıktığına hiçbir şek ve şüphe yoktur.

    İslâm'ın hükmü budur. İslâm hukuku ve İslâm akaidi kitaplarında "Küfür ehline hürmet, küffarın küfrünü hoş görmek, İslâm'ın izzetini düşürüp küfürle musavi tutmak" gibi anlamlara gelen sözlerin küfür olduğu, söyleyenin kâfir olduğu çok açık bir şekilde yazılmıştır. İslâm akâidi kitaplarında Elfâz-ı küfür (Küfre düşüren sözler) konusu altında bu gibi sözlerin küfür olduğuna dair onlarca fetva mevcuttur.

    Bu gibi sözleri inanç düsturu haline getirenler ise artık İslâm dininden ayrılmış, yeni bir din kurmuştur.

    "Şüphesiz sizin bu ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabb'inizim. O hâlde benden korkun.

    Amma ne var ki, insanlar din hususunda kendi aralarında parçalara bölündüler, çeşitli kitaplara ayrıldılar. Her bölük her parti kendi tuttuğu yoldan memnundur, yanında bulunan (din veya kitapla) sevinmektedir.

    Şimdi sen onları bir süreye kadar kendi sapıklıkları ile başbaşa bırak.

    Kendilerine verdiğimiz servet ve oğullar ile onların iyiliklerine koştuğumuzu mu zannediyorlar? Hayır onlar işin farkında değiller." (Müminûn: 52-56)

    Bu din kurucuların yetiştirdiği kimseler de buna göre yetişiyor. Küfür üzere yetişiyor.

    Zira bu yetişenler İslâm inancına göre değil, yeni icat ettikleri, İslâm'dan ayrı olarak yeni kaideler ve kendilerine has akaid kuralları vaz ettikleri yollarına göre yetişiyor.

    Küfrü hoş görmek, kâfirleri kâfir oldukları için sevmek, İslâm'ı küfürle eşit görmek gibi küfürleri öğreniyor, benimsiyorlar. Böylece bu yetişenler de küfür üzere yetişiyor.

    Kur'an-ı kerim Âyet-i kerime'si inkâr ediliyor, kılları kıpırdamıyor.

    Resulullah Aleyhisselâm ve getirdikleri inkâr ediliyor, kılları kıpırdamıyor.

    Niçin?

    İmamına iman etmiş. Allah ve Resul'üne değil.





+ Yorum Gönder