Konusunu Oylayın.: Hızır (as) kimlere görünür? nasıl görünür?

5 üzerinden 3.29 | Toplam : 34 kişi
Hızır (as) kimlere görünür? nasıl görünür?
  1. 28.Ekim.2011, 10:03
    1
    Misafir

    Hızır (as) kimlere görünür? nasıl görünür?






    Hızır (as) kimlere görünür? nasıl görünür? Mumsema Arkadaşlar dinimize göre Hızır (as) kimlere görünür? Hızır (as) nasıl görünür? Hızır (as) kimdir, kimlere görünür?


  2. 28.Ekim.2011, 10:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Arkadaşlar dinimize göre Hızır (as) kimlere görünür? Hızır (as) nasıl görünür? Hızır (as) kimdir, kimlere görünür?


    Benzer Konular

    - Son nefeste Azrâil görünür mü, görünürse nasıl görünür?

    - İstiharede renkler nasıl görünür

    - Ruh nasıl görünür?

    - Cinler Kimlere Görünür?

    - Hz. Azrail ölülere nasıl görünür?

  3. 15.Kasım.2011, 01:29
    2
    ^^SiNeM^^
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 04.Kasım.2009
    Üye No: 63326
    Mesaj Sayısı: 812
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 27

    Cevap: Hızır (as)ı kimlere görünür?




    Hızır aleyhisselamın farklı insan kılıklarına girdiği doğrudur.

    Örneğin Riyah b. Ubeyde anlatıyor: Bir gün Ömer b. Abdulaziz, namaz için mescide giderken, yaşlı bir adamın koluna girip onunla birlikte yürüyor olduğunu gördüm. İçimden bu yaşlının ne kadar nezaketsiz olduğunu düşündüm. Namazdan sonra kendisine o yaşlının kim olduğunu sordum. “Sen onu gördün mü?” diye sordu. “Evet!” deyince, “Anlaşılan sen Salih bir insansın... O benim kardeşim Hıdır/Hızır idi. Benim yakında bu ümmetin başına geçeceğimi ve adaletle hükmedeceğimi bildirmek üzere bana gelmişti.” diye ekledi. Zehebî, bu haberin sağlam kaynaklı olduğunu vurgulamıştır. (bk. Tarihu’l- İslam, Ayın maddesi)

    - Hz. Hızır’ın çocuk kılığına girmesi de mümkündür. Fakat, -şu anda- böyle bir olayın gerçekleştiğine dair bir bilgiye sahip değiliz.

    - Cumhura/alimlerin büyük çoğunluğuna göre, Hz. Hızır (as) hala hayattadır. (bk. İbn Kesir, en-Nihaye, 1/328-şamil)

    Hazret-i Hızır (as) Allah'ın salih bir kulu olup, Peygamber değildir diyen olmuşsa da, Cumhur-u ulemâya göre Peygamber'dir. Hazret-i Musa (sav) zamanında yaşamış ve kendisiyle görüşmüştür. Kehf süresinin Musa kıssasında Allah'ın büyük kullarından bir kul olduğu ifâde edilmiştir. Hazret-i Hızır (sav) ne kadar yaşamıştır, hâlâ yaşıyor mu?
    Bu hususta kesin bir söz söylemek mümkün değildir. İmam Nevevî "Tehzîb ül-Esma ve'l-Lugat" isimli kitabında bazı hadîslere dayanarak Hazret-i Hızır'ın ölmediğini ve kıyamete kadar yaşıyacağını beyân ediyor.
    İbnü's-Salah da şöyle diyor: Ulemânın çoğuna göre Hazret-i Hızır hâlâ yaşıyor. Buharı, Müslim ve birçok muhakkiklere göre ise Hz. Hızır, Peygamberimizin zamanında hayatta olsaydı mutlaka Peygamber (sav) ile görüşüp İslâm'a hizmet edecek ve cihada katılacaktı. Halbuki bu hususta hiç bir şey varid olmamıştır. Denildiği gibi Hz. Hızır hayatta olup dünyayı gezseydi mutlaka Peygamber (sav)'in cenazesinde bulunacaktı.
    Öte yandan asrımızın büyük âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, ( Allah rahmet etsin) "Mektubat" adlı eserinde, hayatı beşe ayırarak Hz. Hızır ve Hz. İlyas'ın hayatın ikinci tabakasında olduğunu belirtmektedir. Bunu söylerken de bazı hadislere dayanmaktadır. Fakat bazı alimlerin hayatlarını kabul etmemelerini ise, Hz. Hızır’ın bizim gibi aynı hayat şartları içerisinde olmadığına dayandırır. Yani hayat mertebeleri beş’tir. Hz. Hızır ise ikinci mertebededir. Bu mertebeler ise:
    1- Bizim hayatımızdır. Bizim hayatımızın devam edebilmesi için, yemek, içmek ve hava almak gibi zaruri ihtiyaçları görmek zorundayız.
    2- Hz. Hızır ve İlyas ( a.s) hayatlarıdır ki, bir anda birkaç yerde bulunabilirler. Yemek içmek zorunda olmamakla beraber, istedikleri zaman yerler, içerler ve beşeri duruma girerler.
    3- Hz. İdris ve İsa (a.s) hayatlarıdır. Bu zatlar beşeriyet ihtiyaçlarından uzaklaşmışlardır. Melek hayatına benzer bir mertebeye çıktıklarından, bizimle hiç münasebetleri olmaz.
    4- Şehitlerin hayatıdır. Kur’anın ifade ettiği gibi, şehitlere ölüler demek doğru olmaz. Çünkü onlar öldüklerinin farkında olmadığından, kendilerini hayatta bilmektedirler. Ve kabir ehlinden daha yüksek bir mertebede yaşamaktadırlar.
    5- Kabir ehlinin hayat mertebeleridir. Ölülerin bile kendilerine münasip bir hayat mertebesinde oldukları Kur’anın ifadeleriyle sabittir.
    İşte bu ifadelerden anlaşıldığı gibi, Hz. Hızır ( a.s ) hayattadır. Fakat bizim hayat mertebesinde olmadığı için hayatında ihtilaflar olmuştur.
    (Bediüzzaman, Mektubat; Halil Günenç, Fetvalar)

    sie


  4. 15.Kasım.2011, 01:29
    2
    Devamlı Üye



    Hızır aleyhisselamın farklı insan kılıklarına girdiği doğrudur.

    Örneğin Riyah b. Ubeyde anlatıyor: Bir gün Ömer b. Abdulaziz, namaz için mescide giderken, yaşlı bir adamın koluna girip onunla birlikte yürüyor olduğunu gördüm. İçimden bu yaşlının ne kadar nezaketsiz olduğunu düşündüm. Namazdan sonra kendisine o yaşlının kim olduğunu sordum. “Sen onu gördün mü?” diye sordu. “Evet!” deyince, “Anlaşılan sen Salih bir insansın... O benim kardeşim Hıdır/Hızır idi. Benim yakında bu ümmetin başına geçeceğimi ve adaletle hükmedeceğimi bildirmek üzere bana gelmişti.” diye ekledi. Zehebî, bu haberin sağlam kaynaklı olduğunu vurgulamıştır. (bk. Tarihu’l- İslam, Ayın maddesi)

    - Hz. Hızır’ın çocuk kılığına girmesi de mümkündür. Fakat, -şu anda- böyle bir olayın gerçekleştiğine dair bir bilgiye sahip değiliz.

    - Cumhura/alimlerin büyük çoğunluğuna göre, Hz. Hızır (as) hala hayattadır. (bk. İbn Kesir, en-Nihaye, 1/328-şamil)

    Hazret-i Hızır (as) Allah'ın salih bir kulu olup, Peygamber değildir diyen olmuşsa da, Cumhur-u ulemâya göre Peygamber'dir. Hazret-i Musa (sav) zamanında yaşamış ve kendisiyle görüşmüştür. Kehf süresinin Musa kıssasında Allah'ın büyük kullarından bir kul olduğu ifâde edilmiştir. Hazret-i Hızır (sav) ne kadar yaşamıştır, hâlâ yaşıyor mu?
    Bu hususta kesin bir söz söylemek mümkün değildir. İmam Nevevî "Tehzîb ül-Esma ve'l-Lugat" isimli kitabında bazı hadîslere dayanarak Hazret-i Hızır'ın ölmediğini ve kıyamete kadar yaşıyacağını beyân ediyor.
    İbnü's-Salah da şöyle diyor: Ulemânın çoğuna göre Hazret-i Hızır hâlâ yaşıyor. Buharı, Müslim ve birçok muhakkiklere göre ise Hz. Hızır, Peygamberimizin zamanında hayatta olsaydı mutlaka Peygamber (sav) ile görüşüp İslâm'a hizmet edecek ve cihada katılacaktı. Halbuki bu hususta hiç bir şey varid olmamıştır. Denildiği gibi Hz. Hızır hayatta olup dünyayı gezseydi mutlaka Peygamber (sav)'in cenazesinde bulunacaktı.
    Öte yandan asrımızın büyük âlimlerinden Bediüzzaman Said Nursi, ( Allah rahmet etsin) "Mektubat" adlı eserinde, hayatı beşe ayırarak Hz. Hızır ve Hz. İlyas'ın hayatın ikinci tabakasında olduğunu belirtmektedir. Bunu söylerken de bazı hadislere dayanmaktadır. Fakat bazı alimlerin hayatlarını kabul etmemelerini ise, Hz. Hızır’ın bizim gibi aynı hayat şartları içerisinde olmadığına dayandırır. Yani hayat mertebeleri beş’tir. Hz. Hızır ise ikinci mertebededir. Bu mertebeler ise:
    1- Bizim hayatımızdır. Bizim hayatımızın devam edebilmesi için, yemek, içmek ve hava almak gibi zaruri ihtiyaçları görmek zorundayız.
    2- Hz. Hızır ve İlyas ( a.s) hayatlarıdır ki, bir anda birkaç yerde bulunabilirler. Yemek içmek zorunda olmamakla beraber, istedikleri zaman yerler, içerler ve beşeri duruma girerler.
    3- Hz. İdris ve İsa (a.s) hayatlarıdır. Bu zatlar beşeriyet ihtiyaçlarından uzaklaşmışlardır. Melek hayatına benzer bir mertebeye çıktıklarından, bizimle hiç münasebetleri olmaz.
    4- Şehitlerin hayatıdır. Kur’anın ifade ettiği gibi, şehitlere ölüler demek doğru olmaz. Çünkü onlar öldüklerinin farkında olmadığından, kendilerini hayatta bilmektedirler. Ve kabir ehlinden daha yüksek bir mertebede yaşamaktadırlar.
    5- Kabir ehlinin hayat mertebeleridir. Ölülerin bile kendilerine münasip bir hayat mertebesinde oldukları Kur’anın ifadeleriyle sabittir.
    İşte bu ifadelerden anlaşıldığı gibi, Hz. Hızır ( a.s ) hayattadır. Fakat bizim hayat mertebesinde olmadığı için hayatında ihtilaflar olmuştur.
    (Bediüzzaman, Mektubat; Halil Günenç, Fetvalar)

    sie


  5. 27.Şubat.2014, 01:53
    3
    Misafir

    Cevap: Hızır (as)ı kimlere görünür?

    Hızır (as) hakkında verilen bilgi için sağolasın öğretici bilgiler


  6. 27.Şubat.2014, 01:53
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Hızır (as) hakkında verilen bilgi için sağolasın öğretici bilgiler


  7. 04.Eylül.2014, 23:43
    4
    mumine
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Şubat.2009
    Üye No: 46839
    Mesaj Sayısı: 121
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Hızır (as)ı kimlere görünür?

    Hızır (A.S) nasıl görünür?
    HIZIR ALEYHİSSELAM KİMDİR?

    Hızır Aleyhisselam yüzyıllardır hakkında çok şeyler anlatılan ancak bir çok kimsenin merak ettiği, hatta bazı alimlerin bile varlığından şüphe ettikleri bir kişidir.
    Ancak Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin açıklamaları ışığında bakıldığında Allah-u Teâlâ'nın özel bazı hikmet ve ilimler verdiği biri olduğu anlaşılır. Ayrıca sır alemine vakıf olan bir çok âlim de onun yaşadığını ve çeşitli vazifeler yaptığını bildirmektedirler.
    KUR'AN-I KERİM'E GÖRE HIZIR ALEYHİSSELAM

    Kehf suresi 65. ayette "Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik" buyurulmaktadır. Tefsir alimleri zikredilen bu zatın Hızır Aleyhisselam olduğu üzerinde fikir birliğine varmışlardır.
    İNSANLARA NASIL GÖRÜNÜR?

    Bu konuda söylenebilecek net bir şey yoktur. Zira yardımcı olmak veya sohbet etmek istediği kişiye ak sakallı bir pir-i fâni suretinde de görünebilir, tanıdığı bir insan suretinde de. Hatta sevmediği bir kişi suretinde bile gelebilir.
    Eskilerin "Her geceyi Kadir, her gördüğünü Hızır bilirsen Kadir Gecesine de kavuşursun Hızır Aleyhisselam'a da" sözleri boşa söylenmemiştir. Onu görmeyi dert edinmiş kimseler bir gün mutlaka onunla karşılaşırlar
    Ancak kalpleri Allah'ın kullarına ne kadar sevgi dolu ise, insanlara karşı ne kadar önyargısız iseler onu hissetmeleri veya tanımaları da o kadar kolay olur.
    Dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Karşılaşılan kişinin Hızır Aleyhisselam olduğunu yanında veya sonradan anlamış olabiliriz ancak aynı kişi ile tekrar karşılaşıldığında yine o olduğu zannedilmemelidir.
    Zira Hızır Aleyhisselam aynı kişi suretini genellikle ikinci kez kullanmaz. Ayrıca 40 gün aksatmadan sabah namazını cemaatle camide eda edenlerin Onunla mutlaka karşılaşıp görüşecekleri de Hızır Aleyhisselam'ın sırrına vakıf olanlar tarafından nakledilmiştir.
    HIZIR ALEYHİSSELAM'DAN NASIL NASİPLENİLİR?

    Hızır Aleyhisselam bazen darda kalanlara yardım etmek için, bazen de Allah'ın ledun ilmi öğrenen sevgili kullarına ilim öğretmek için gider ve kendisine bildirilen kimseler ile beraber olup onların nasiplenmesine vesile olur.
    Birçok yaşanmış hadiseyi gözönüne aldığımızda Hızır Aleyhisselam ile beraberken, onun gerçek kimliğini bilerek onunla beraber olan kişi sayısı yok denecek kadar azdır.
    Ancak O'na her daim dualarında yer veren ve Onunla karşılaşacağı anı hep tetikte bekleyen bazı Allah dostları bu lütfa nail olurlar ve O'nun gerçek kimliğini bilerek istifade ederler.
    Takdir-i İlahi'dir ki çoğunlukla karşılaştıkları kişinin Hızır Aleyhisselam olduğunu farkettiklerinde O çoktan sırra karışıp uzaklaşmış olur. Zira beraberken genellikle ağır bir gaflet olur ve O olduğunu aklımıza bile getiremeyebiliriz.
    Aslında önemli olan onunla karşılaşmış ve ondan nasiplenmiş olmaktır. Ancak elbette gönlümüz bunu bilerek yaşamaktan yanadır. Bunun yollarından biri kalbi her zaman temiz tutmaktır
    Çünkü Hızır Aleyhisselam ile karşılaşıldığında kalpte mutlaka bazı farklı duygular olacaktır. Kalbini dinlemeyi bilen ve bu şifreyi çözenler de bu nimetten bilerek faydalanma imkanına kavuşacaklardır

    Hızır Aleyhisselam'ı görenler anlatıyor...

    Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmî'de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm'ı görmeyi öteden beri çok istermiş.
    Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmî'ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya.
    O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.
    Neye bakarsın hâtun?
    -Dediler ki, bu câmîde her gece Hızır Aleyhisselâm görünürmüş. Onu görmeye geldim.
    -Peki onu görsen nasıl tanıyacaksın?
    -Bilmem.
    - O zaman buradan geçse, sen onu tanıyamazsın.
    -Doğru, nasıl da akıl edemedim
    -Bak öyleyse, sana onu nasıl tanıyacağını öğreteyim.
    -Olur
    -Arkamdaki câmîyi görüyor musun?
    -Evet
    -Işıklarına bak. Söndü mü şimdi?
    -Evet, söndü.
    - Şimdi bir daha bak, ışıklar tekrar yandı mı?
    -Baktım. Evet şimdi de yandı.
    -Peki öyleyse. İşte aynı böyle, arkasında duran câmînin ışıklarını olduğu yerden kıpırdamadan yakıp söndüren birisini görürsen, işte o Hızır'dır.
    -Doğru mu?
    -Doğru
    -Hay Allah râzı olsun, demiş ve kadın beklemeye devâm etmiş. Fakat tabiî herkes dağıldığı halde, târife uygun kimse çıkmamış. Bizimki de mahzun eve dönmüş. Kocası sormuş:
    -Gördün mü Hızır Aleyhisselâm'ı?
    -Yok, göremedim.
    -Vah vah.
    -Olsun, göremedim ama, nasıl görülür çok iyi öğrendim.


  8. 04.Eylül.2014, 23:43
    4
    Editör
    Hızır (A.S) nasıl görünür?
    HIZIR ALEYHİSSELAM KİMDİR?

    Hızır Aleyhisselam yüzyıllardır hakkında çok şeyler anlatılan ancak bir çok kimsenin merak ettiği, hatta bazı alimlerin bile varlığından şüphe ettikleri bir kişidir.
    Ancak Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerin açıklamaları ışığında bakıldığında Allah-u Teâlâ'nın özel bazı hikmet ve ilimler verdiği biri olduğu anlaşılır. Ayrıca sır alemine vakıf olan bir çok âlim de onun yaşadığını ve çeşitli vazifeler yaptığını bildirmektedirler.
    KUR'AN-I KERİM'E GÖRE HIZIR ALEYHİSSELAM

    Kehf suresi 65. ayette "Nihayet kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş ve tarafımızdan bir ilim öğretmiştik" buyurulmaktadır. Tefsir alimleri zikredilen bu zatın Hızır Aleyhisselam olduğu üzerinde fikir birliğine varmışlardır.
    İNSANLARA NASIL GÖRÜNÜR?

    Bu konuda söylenebilecek net bir şey yoktur. Zira yardımcı olmak veya sohbet etmek istediği kişiye ak sakallı bir pir-i fâni suretinde de görünebilir, tanıdığı bir insan suretinde de. Hatta sevmediği bir kişi suretinde bile gelebilir.
    Eskilerin "Her geceyi Kadir, her gördüğünü Hızır bilirsen Kadir Gecesine de kavuşursun Hızır Aleyhisselam'a da" sözleri boşa söylenmemiştir. Onu görmeyi dert edinmiş kimseler bir gün mutlaka onunla karşılaşırlar
    Ancak kalpleri Allah'ın kullarına ne kadar sevgi dolu ise, insanlara karşı ne kadar önyargısız iseler onu hissetmeleri veya tanımaları da o kadar kolay olur.
    Dikkat edilmesi gereken bir husus vardır. Karşılaşılan kişinin Hızır Aleyhisselam olduğunu yanında veya sonradan anlamış olabiliriz ancak aynı kişi ile tekrar karşılaşıldığında yine o olduğu zannedilmemelidir.
    Zira Hızır Aleyhisselam aynı kişi suretini genellikle ikinci kez kullanmaz. Ayrıca 40 gün aksatmadan sabah namazını cemaatle camide eda edenlerin Onunla mutlaka karşılaşıp görüşecekleri de Hızır Aleyhisselam'ın sırrına vakıf olanlar tarafından nakledilmiştir.
    HIZIR ALEYHİSSELAM'DAN NASIL NASİPLENİLİR?

    Hızır Aleyhisselam bazen darda kalanlara yardım etmek için, bazen de Allah'ın ledun ilmi öğrenen sevgili kullarına ilim öğretmek için gider ve kendisine bildirilen kimseler ile beraber olup onların nasiplenmesine vesile olur.
    Birçok yaşanmış hadiseyi gözönüne aldığımızda Hızır Aleyhisselam ile beraberken, onun gerçek kimliğini bilerek onunla beraber olan kişi sayısı yok denecek kadar azdır.
    Ancak O'na her daim dualarında yer veren ve Onunla karşılaşacağı anı hep tetikte bekleyen bazı Allah dostları bu lütfa nail olurlar ve O'nun gerçek kimliğini bilerek istifade ederler.
    Takdir-i İlahi'dir ki çoğunlukla karşılaştıkları kişinin Hızır Aleyhisselam olduğunu farkettiklerinde O çoktan sırra karışıp uzaklaşmış olur. Zira beraberken genellikle ağır bir gaflet olur ve O olduğunu aklımıza bile getiremeyebiliriz.
    Aslında önemli olan onunla karşılaşmış ve ondan nasiplenmiş olmaktır. Ancak elbette gönlümüz bunu bilerek yaşamaktan yanadır. Bunun yollarından biri kalbi her zaman temiz tutmaktır
    Çünkü Hızır Aleyhisselam ile karşılaşıldığında kalpte mutlaka bazı farklı duygular olacaktır. Kalbini dinlemeyi bilen ve bu şifreyi çözenler de bu nimetten bilerek faydalanma imkanına kavuşacaklardır

    Hızır Aleyhisselam'ı görenler anlatıyor...

    Sultan II. Mahmud Han zamanında yaşlı bir kadıncağız duymuş ki, Hazreti Hızır her gün yatsı namazında, Yeni Câmî'de görülürmüş. Kendisi de zâten Hızır Aleyhisselâm'ı görmeyi öteden beri çok istermiş.
    Duyduğu söz üstüne ertesi gün kocasına durumu bildirip, ondan izin alarak yatsı namazına Yeni Câmî'ye gitmiş. Namaz çıkışında, avluda bir kenara çekilmiş ve başlamış çıkanlara dikkatli dikkatli bakmaya.
    O pür dikkat çıkanları tâkip ederken, karşısından bir yaşlı amca çıkagelmiş.
    Neye bakarsın hâtun?
    -Dediler ki, bu câmîde her gece Hızır Aleyhisselâm görünürmüş. Onu görmeye geldim.
    -Peki onu görsen nasıl tanıyacaksın?
    -Bilmem.
    - O zaman buradan geçse, sen onu tanıyamazsın.
    -Doğru, nasıl da akıl edemedim
    -Bak öyleyse, sana onu nasıl tanıyacağını öğreteyim.
    -Olur
    -Arkamdaki câmîyi görüyor musun?
    -Evet
    -Işıklarına bak. Söndü mü şimdi?
    -Evet, söndü.
    - Şimdi bir daha bak, ışıklar tekrar yandı mı?
    -Baktım. Evet şimdi de yandı.
    -Peki öyleyse. İşte aynı böyle, arkasında duran câmînin ışıklarını olduğu yerden kıpırdamadan yakıp söndüren birisini görürsen, işte o Hızır'dır.
    -Doğru mu?
    -Doğru
    -Hay Allah râzı olsun, demiş ve kadın beklemeye devâm etmiş. Fakat tabiî herkes dağıldığı halde, târife uygun kimse çıkmamış. Bizimki de mahzun eve dönmüş. Kocası sormuş:
    -Gördün mü Hızır Aleyhisselâm'ı?
    -Yok, göremedim.
    -Vah vah.
    -Olsun, göremedim ama, nasıl görülür çok iyi öğrendim.





+ Yorum Gönder