Konusunu Oylayın.: Kulluk hayatında azami olmak ne demektir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kulluk hayatında azami olmak ne demektir?
  1. 25.Ekim.2011, 22:02
    1
    Misafir

    Kulluk hayatında azami olmak ne demektir?

  2. 25.Ekim.2011, 22:24
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kulluk hayatında azami olmak ne demektir?




    Kulluk: Allah’ı sevme iddiasının ispatıdır.” Sevdiği için kulluk etmek, tapınmak .”Ben Allah’ın kuluyum demekle kul olunmaz. Kulluk ispat ister, tüm sahte ilahları kanun koyucuları (tağutları) reddetmeden Allah’a kul olunmaz. Hem Allah’a kul olduğunu iddia etmek, hem de Allah’tan başkalarına kul olmak çok çelişkili bir durumdur. Kulluk etmek insanın fıtrat ve yaratılışındaki gayenin gereğidir. Allah’ü Teala, insanları ve cinleri ancak kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır.(Zariyat- 56)
    Bu yüzden ibadet etmek bir gereksinim bir ihtiyaçtır. İnsan ruhu, yalnız Allah’a ibadet ederek yani, sadece ona kul olarak ona itaat ederek, hayatını O’nun rızasına uygun yaşayarak ve onun Resulünü örnek alarak huzura kavuşur. Aksi halde insan, maddi yönde ne kadar yüksek seviyede olursa olsun, Allah’a ibadet etmediği müddetçe asla gerçek mutluluğu bulamayacak.

    Kulluk; Kişinin benliğini inkâr etmesi, kendisini bir hiç yerine koyması değil, Allah’ın yüceliği yani azameti karşısında duyulan saygıdan dolayı bir ürperiş, bir teslimiyet, bir sığınma, bir söz dinlemedir. Bunun sonucu ise kişinin Rabbi katında değerinin yükselmesi zirveye çıkması demektir.


    Kulluğun amacı Allah’ın rızasına ulaşmak, bir anlamda takva sahibi olmak, bununla dünya hayatını düzene koymak, iyi bir insan olabilmek ve öldükten sonra da Cenneti kazanmaktır. Bugün herkes kuldur. Ama neyin kulu?

    Paranın kulu, insanın kulu, makamın kulu, dünyanın kulu, heva ve hevesinin kulu. Bu sıraladıklarımıza değer vererek dünya menfaatini ön plana çıkararak yaşayanlar, gerçekte hakka değil batıla kulluk etmektedir. Dünyaya geliş gayesini bilmeyen, hayatı sadece dünya hayatı olarak görenler, batıla kul olmaya mahkûmdur. Dünyaya geliş gayemizin sadece kulluk olduğunu bizlere hatırlatan kutsal kitabımız, her alanda Allah’a kulluk yapmamız gerektiğini hatırlatmaktadır. Ticarette, evlilikte, çocuk eğitiminde, sosyal ilişkilerimizde, konuşmamızdan bakışımıza kadar her konuda, her alanda Allah’a kulluk…

    Düşünmek gerekir, yaratan mı kulluğa layıktır? Yoksa yaratılmış olan mahlûk mu? Yaratan Baki ( ölümsüz olan) Kadir (her şeye gücü yeten) Habir ( her şeyden haberdar) Ğani (zengin) Melik (mülkün sahibi) Hâkim (hükmeden) yargılayan hesaba çeken, ceza ve mükâfat veren Allah mı kulluğa layık? Yoksa bir sinek kanadını dahi yaratamayan, fani, ölümlü, nerede ve ne zaman öleceğini bilmeyen, mahlûk( yaratılmış) olan insan mı? Yoksa insandan başka şeyler mi?


    Düşünün, bir insan yaşantısını kendi heva ve hevesine göre düzenliyor, bu o kişinin nefsine kulluk ettiğini gösterir. Bir saat sonra ne olacağını dahi bilemeyen, ağrıyan başına, ağrıyamazsın diyemeyen, acıktığı zaman zayıf düşen, unutan, eskiyen ve sonuçta ölümlü bir nefse kulluk etmek ne kadar düşündürücü ve tehlikeli bir durumdur. İyi bir tercih yapmak lazım, ya hakka kulluk ya batıla kulluk…

    Kulluk denince akıllara gelen tek şey köleliktir. Hâlbuki kulluk insanları kölelikten esaretten, zulümden, sömürmekten kurtaran tek kurtuluş yoludur. Unutmamak gerekir ki insan Rabbine kul oldukça özgürleşir, kul olmadıkça köleleşir.



  3. 25.Ekim.2011, 22:24
    2
    Silent and lonely rains



    Kulluk: Allah’ı sevme iddiasının ispatıdır.” Sevdiği için kulluk etmek, tapınmak .”Ben Allah’ın kuluyum demekle kul olunmaz. Kulluk ispat ister, tüm sahte ilahları kanun koyucuları (tağutları) reddetmeden Allah’a kul olunmaz. Hem Allah’a kul olduğunu iddia etmek, hem de Allah’tan başkalarına kul olmak çok çelişkili bir durumdur. Kulluk etmek insanın fıtrat ve yaratılışındaki gayenin gereğidir. Allah’ü Teala, insanları ve cinleri ancak kendisine kulluk etsinler diye yaratmıştır.(Zariyat- 56)
    Bu yüzden ibadet etmek bir gereksinim bir ihtiyaçtır. İnsan ruhu, yalnız Allah’a ibadet ederek yani, sadece ona kul olarak ona itaat ederek, hayatını O’nun rızasına uygun yaşayarak ve onun Resulünü örnek alarak huzura kavuşur. Aksi halde insan, maddi yönde ne kadar yüksek seviyede olursa olsun, Allah’a ibadet etmediği müddetçe asla gerçek mutluluğu bulamayacak.

    Kulluk; Kişinin benliğini inkâr etmesi, kendisini bir hiç yerine koyması değil, Allah’ın yüceliği yani azameti karşısında duyulan saygıdan dolayı bir ürperiş, bir teslimiyet, bir sığınma, bir söz dinlemedir. Bunun sonucu ise kişinin Rabbi katında değerinin yükselmesi zirveye çıkması demektir.


    Kulluğun amacı Allah’ın rızasına ulaşmak, bir anlamda takva sahibi olmak, bununla dünya hayatını düzene koymak, iyi bir insan olabilmek ve öldükten sonra da Cenneti kazanmaktır. Bugün herkes kuldur. Ama neyin kulu?

    Paranın kulu, insanın kulu, makamın kulu, dünyanın kulu, heva ve hevesinin kulu. Bu sıraladıklarımıza değer vererek dünya menfaatini ön plana çıkararak yaşayanlar, gerçekte hakka değil batıla kulluk etmektedir. Dünyaya geliş gayesini bilmeyen, hayatı sadece dünya hayatı olarak görenler, batıla kul olmaya mahkûmdur. Dünyaya geliş gayemizin sadece kulluk olduğunu bizlere hatırlatan kutsal kitabımız, her alanda Allah’a kulluk yapmamız gerektiğini hatırlatmaktadır. Ticarette, evlilikte, çocuk eğitiminde, sosyal ilişkilerimizde, konuşmamızdan bakışımıza kadar her konuda, her alanda Allah’a kulluk…

    Düşünmek gerekir, yaratan mı kulluğa layıktır? Yoksa yaratılmış olan mahlûk mu? Yaratan Baki ( ölümsüz olan) Kadir (her şeye gücü yeten) Habir ( her şeyden haberdar) Ğani (zengin) Melik (mülkün sahibi) Hâkim (hükmeden) yargılayan hesaba çeken, ceza ve mükâfat veren Allah mı kulluğa layık? Yoksa bir sinek kanadını dahi yaratamayan, fani, ölümlü, nerede ve ne zaman öleceğini bilmeyen, mahlûk( yaratılmış) olan insan mı? Yoksa insandan başka şeyler mi?


    Düşünün, bir insan yaşantısını kendi heva ve hevesine göre düzenliyor, bu o kişinin nefsine kulluk ettiğini gösterir. Bir saat sonra ne olacağını dahi bilemeyen, ağrıyan başına, ağrıyamazsın diyemeyen, acıktığı zaman zayıf düşen, unutan, eskiyen ve sonuçta ölümlü bir nefse kulluk etmek ne kadar düşündürücü ve tehlikeli bir durumdur. İyi bir tercih yapmak lazım, ya hakka kulluk ya batıla kulluk…

    Kulluk denince akıllara gelen tek şey köleliktir. Hâlbuki kulluk insanları kölelikten esaretten, zulümden, sömürmekten kurtaran tek kurtuluş yoludur. Unutmamak gerekir ki insan Rabbine kul oldukça özgürleşir, kul olmadıkça köleleşir.






+ Yorum Gönder