Konusunu Oylayın.: Efendimizin Dünyaya Gelişi ve Çocukluğu Sırasındaki Mucizeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Efendimizin Dünyaya Gelişi ve Çocukluğu Sırasındaki Mucizeler
  1. 22.Ekim.2011, 23:32
    1
    Misafir

    Efendimizin Dünyaya Gelişi ve Çocukluğu Sırasındaki Mucizeler






    Efendimizin Dünyaya Gelişi ve Çocukluğu Sırasındaki Mucizeler Mumsema Efendimizin Dünyaya Gelişi ve Çocukluğu Sırasındaki Mucizeler


  2. 23.Ekim.2011, 00:24
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Efendimizin Dünyaya Gelişi ve Çocukluğu Sırasındaki Mucizeler




    Efendimizin Dünyaya Gelişi ve Çocukluğu Sırasındaki Mucizeler

    Efendimiz henüz dünyaya gelmeden önce gerçekleşen "Fil Hâdisesi" de, Peygamberimizle ilgili bir mucize olarak kabul edilmektedir.
    Bilindiği gibi, Ebrehe adındaki Habeş Kralı, filler eşliğinde gelerek Kabe'yi yerle bir etmek istemişti. Ancak Kabe'ye yaklaştığında öndeki fil yürümedi ve ne yaparlarsa yapsınlar hareket etmedi. Daha sonra da geriye dönerek Ebrehe'nin askerlerini ezmeye başladı. Bu sırada Cenâb-ı Hak tarafından gönderilen Ebabil Kuşları, ağızlarında taşıdıkları taşlarla Ebrehe'nin ordusunu darmadağın ettiler.
    Böylelikle, ileride Peygamberimizin kıblesi ve sevgili vatanı olacak olan Kabe, Allah tarafından korunmuş oldu.
    Efendimizin dünyaya gelişini müjdeleyen ve bu sırada görülen harikalar, Peygamberimizin mucizelerindendi.

    * * *

    Bunlardan biri de, Efendimizin dünyayı şereflendirdiği gece görülen nurdu. Peygamberimizin annesi olan Hazreti Âmine'nin yanında, o sırada Osman bin As'ın ve Abdurrahman bin Avf'ın annesi bulunuyordu. Her üçü de şöyle dedi:
    "Doğum sırasında öyle bir nur gördük ki, o nur bütün doğuyu ve batıyı ışıklandırdı."

    Bildiğiniz gibi, İslâmiyetten önce Kabe'de yüzlerce put bulunuyordu. Bunların çoğu, Efendimizin dünyaya gelişi sırasında baş aşağı yuvarlandı.
    Putperest bir insan olan Fars Kralı Kisra'nın sarayı, Efendimiz dünyaya geldiği sırada sanki deprem geçiriyormuş gibi sallanarak çatladı ve sarayın ondört kulesi devrilerek yerle bir oldu.
    Sava'nın mukaddes kabul edilen küçük denizi, Peygamberimiz doğduğu gece, toprak tarafından yutularak yok oldu.
    Ateşe tapan mecusîlerin tanrı olarak kabul ettikleri mukaddes ateşleri, bin seneden beri yanmaktaydı. Bu ateş, Peygamberimizin dünyaya geldiği gece aniden sönüverdi. Yani Cenâb-ı Hak, o anda doğan çocuğun ileride bir peygamber olacağını ve ateşe ya da putlara tapan bütün müşriklere üstün geleceğini haber veriyordu.
    Peygamberimizin dünyayı şereflendirdiği gece, yıldız kaymalarında son derece büyük bir artış gözlendi. Bu geceden sonra, cinlerin veya kâhinlerin görünmeyen âlemden veya gelecekten haber vermeleri, Allah tarafından yasaklandı ve Kur'anın nazil olmasıyla birlikte tamamen ortadan kalktı. Çünkü artık Allah Resulü gelmişti ve hiçbir haber, O'nun verdiği haberle karıştırılmamalıydı.
    Evet.. Kur'anın nazil olmasından (Allah tarafından gönderilmesinden) sonra, hiç kimsenin gayb âleminden (görünmeyen âlemden) veya gelecekten haber vermesi mümkün değildir ve olmayacaktır. Bu yüzden, gelecekte neler olacağını bildiğini iddia eden ve kendilerine "medyum" veya "falcı" adı veren kişilerin hepsi sahtekârdır.

    * * *

    Efendimiz, çocuk yaşlarda iken süt annesi Halime-i Sâdiye'nin yanına gittiğinde, Halime'nin malları artar ve keçilerinin sütünde inanılmaz bir artış görülürdü. Oysa ki bütün kabile, o sırada büyük bir geçim derdi ve kıtlık içindeydi.
    Halime ve eşi, gölge yapmak üzere Peygamberimizin üzerinde çoğu zaman bir bulut durduğunu görerek hayrete düşüyor, bunu da herkese anlatıyorlardı.
    Çocuk yaşlarındayken Peygamber Efendimizle ilgilenenlerden biri de, Ümmü Eymen adlı mübarek bir hanımdı. Ümmü Eymen, şöyle diyordu:
    "Peygamberimiz, açlık ve susuzluktan ötürü hiç bir zaman şikayet etmedi. Ne küçüklüğünde, ne de büyüyünce."
    Kıtlık yıllarında yaşayan ve çölde büyüyen bir çocuğun açlık ve susuzluktan şikayet etmemesi, O'nun ileriki yıllarda dünyanın reisi olup insanları Cennet'e çağıracağına en güzel işaretti.

    * * *

    Efendimiz, peygamberlik görevini almadan önce, Hazreti Hatice'nin hizmetkârı olan Meysere ile birlikte bir ticaret gezisinden dönmüşlerdi. Daha sonra Efendimizle evlenecek olan Hatice Validemiz, Peygamberimizin başı üzerinde duran iki meleğin bir bulut gibi O'na gölge yaptığını görerek dehşete düştü ve bunu hemen Meysere'ye söyledi. Meysere'nin cevabı şu oldu:
    "Ben, bütün yolculuğumuz sırasında aynı şeyi görüyordum."

    Yine peygamberlikten önceydi. Efendimiz, dinlenmek üzere bir ağacın altına oturduğunda, kupkuru olan o yer birden yeşillendi. Ve ağacın dalları, O'nun üzerine doğru eğilerek kendisine gölge yaptılar.
    Peygamber Efendimiz çocuk yaşlarındayken, amcası Ebu Talip'in evinde kalıyordu. Evde ondan başka birçok çocuk daha vardı. Henüz kıtlık yıllarıydı ve eğer sofrada Efendimiz bulunuyorsa, çoluk çocuk herkesin karnı doyardı. Peygamberimiz herhangi bir sebepten ötürü yemeğe katılamamışsa, sofradan aç kalkıyorlardı.



  3. 23.Ekim.2011, 00:24
    2
    Silent and lonely rains



    Efendimizin Dünyaya Gelişi ve Çocukluğu Sırasındaki Mucizeler

    Efendimiz henüz dünyaya gelmeden önce gerçekleşen "Fil Hâdisesi" de, Peygamberimizle ilgili bir mucize olarak kabul edilmektedir.
    Bilindiği gibi, Ebrehe adındaki Habeş Kralı, filler eşliğinde gelerek Kabe'yi yerle bir etmek istemişti. Ancak Kabe'ye yaklaştığında öndeki fil yürümedi ve ne yaparlarsa yapsınlar hareket etmedi. Daha sonra da geriye dönerek Ebrehe'nin askerlerini ezmeye başladı. Bu sırada Cenâb-ı Hak tarafından gönderilen Ebabil Kuşları, ağızlarında taşıdıkları taşlarla Ebrehe'nin ordusunu darmadağın ettiler.
    Böylelikle, ileride Peygamberimizin kıblesi ve sevgili vatanı olacak olan Kabe, Allah tarafından korunmuş oldu.
    Efendimizin dünyaya gelişini müjdeleyen ve bu sırada görülen harikalar, Peygamberimizin mucizelerindendi.

    * * *

    Bunlardan biri de, Efendimizin dünyayı şereflendirdiği gece görülen nurdu. Peygamberimizin annesi olan Hazreti Âmine'nin yanında, o sırada Osman bin As'ın ve Abdurrahman bin Avf'ın annesi bulunuyordu. Her üçü de şöyle dedi:
    "Doğum sırasında öyle bir nur gördük ki, o nur bütün doğuyu ve batıyı ışıklandırdı."

    Bildiğiniz gibi, İslâmiyetten önce Kabe'de yüzlerce put bulunuyordu. Bunların çoğu, Efendimizin dünyaya gelişi sırasında baş aşağı yuvarlandı.
    Putperest bir insan olan Fars Kralı Kisra'nın sarayı, Efendimiz dünyaya geldiği sırada sanki deprem geçiriyormuş gibi sallanarak çatladı ve sarayın ondört kulesi devrilerek yerle bir oldu.
    Sava'nın mukaddes kabul edilen küçük denizi, Peygamberimiz doğduğu gece, toprak tarafından yutularak yok oldu.
    Ateşe tapan mecusîlerin tanrı olarak kabul ettikleri mukaddes ateşleri, bin seneden beri yanmaktaydı. Bu ateş, Peygamberimizin dünyaya geldiği gece aniden sönüverdi. Yani Cenâb-ı Hak, o anda doğan çocuğun ileride bir peygamber olacağını ve ateşe ya da putlara tapan bütün müşriklere üstün geleceğini haber veriyordu.
    Peygamberimizin dünyayı şereflendirdiği gece, yıldız kaymalarında son derece büyük bir artış gözlendi. Bu geceden sonra, cinlerin veya kâhinlerin görünmeyen âlemden veya gelecekten haber vermeleri, Allah tarafından yasaklandı ve Kur'anın nazil olmasıyla birlikte tamamen ortadan kalktı. Çünkü artık Allah Resulü gelmişti ve hiçbir haber, O'nun verdiği haberle karıştırılmamalıydı.
    Evet.. Kur'anın nazil olmasından (Allah tarafından gönderilmesinden) sonra, hiç kimsenin gayb âleminden (görünmeyen âlemden) veya gelecekten haber vermesi mümkün değildir ve olmayacaktır. Bu yüzden, gelecekte neler olacağını bildiğini iddia eden ve kendilerine "medyum" veya "falcı" adı veren kişilerin hepsi sahtekârdır.

    * * *

    Efendimiz, çocuk yaşlarda iken süt annesi Halime-i Sâdiye'nin yanına gittiğinde, Halime'nin malları artar ve keçilerinin sütünde inanılmaz bir artış görülürdü. Oysa ki bütün kabile, o sırada büyük bir geçim derdi ve kıtlık içindeydi.
    Halime ve eşi, gölge yapmak üzere Peygamberimizin üzerinde çoğu zaman bir bulut durduğunu görerek hayrete düşüyor, bunu da herkese anlatıyorlardı.
    Çocuk yaşlarındayken Peygamber Efendimizle ilgilenenlerden biri de, Ümmü Eymen adlı mübarek bir hanımdı. Ümmü Eymen, şöyle diyordu:
    "Peygamberimiz, açlık ve susuzluktan ötürü hiç bir zaman şikayet etmedi. Ne küçüklüğünde, ne de büyüyünce."
    Kıtlık yıllarında yaşayan ve çölde büyüyen bir çocuğun açlık ve susuzluktan şikayet etmemesi, O'nun ileriki yıllarda dünyanın reisi olup insanları Cennet'e çağıracağına en güzel işaretti.

    * * *

    Efendimiz, peygamberlik görevini almadan önce, Hazreti Hatice'nin hizmetkârı olan Meysere ile birlikte bir ticaret gezisinden dönmüşlerdi. Daha sonra Efendimizle evlenecek olan Hatice Validemiz, Peygamberimizin başı üzerinde duran iki meleğin bir bulut gibi O'na gölge yaptığını görerek dehşete düştü ve bunu hemen Meysere'ye söyledi. Meysere'nin cevabı şu oldu:
    "Ben, bütün yolculuğumuz sırasında aynı şeyi görüyordum."

    Yine peygamberlikten önceydi. Efendimiz, dinlenmek üzere bir ağacın altına oturduğunda, kupkuru olan o yer birden yeşillendi. Ve ağacın dalları, O'nun üzerine doğru eğilerek kendisine gölge yaptılar.
    Peygamber Efendimiz çocuk yaşlarındayken, amcası Ebu Talip'in evinde kalıyordu. Evde ondan başka birçok çocuk daha vardı. Henüz kıtlık yıllarıydı ve eğer sofrada Efendimiz bulunuyorsa, çoluk çocuk herkesin karnı doyardı. Peygamberimiz herhangi bir sebepten ötürü yemeğe katılamamışsa, sofradan aç kalkıyorlardı.






+ Yorum Gönder