Konusunu Oylayın.: Hz. İsa(as)'ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Hz. İsa(as)'ın Yeryüzüne Geliş Alametleri
  1. 22.Ekim.2011, 23:31
    1
    Misafir

    Hz. İsa(as)'ın Yeryüzüne Geliş Alametleri






    Hz. İsa(as)'ın Yeryüzüne Geliş Alametleri Mumsema Hz. İsa(as)'ın Yeryüzüne Geliş Alametleri


  2. 22.Ekim.2011, 23:31
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 24.Ekim.2011, 00:49
    2
    melle
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 13.Mayıs.2008
    Üye No: 20559
    Mesaj Sayısı: 2,084
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 21

    Cevap: Hz. İsa(as)'ın Yeryüzüne Geliş Alametleri




    Hz. İsa(as)'ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

    Şüphesiz ki, Hz. İsa Aleyhisselam, yeryüzüne inecektir. Elbette onun zuhuruna yakın alametler ve fitneler olacaktır..." (Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal"; Beklenen Mehdi, 3. Baskı, s.151)

    Yukarıdaki hadiste görüldüğü gibi Peygamberimiz (sav) ahir zamanda Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden dönüşünden önce çeşitli alametlerin görüleceğini haber vermiştir. Bu bölümde bu haber doğrultusunda, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci gelişinin yaklaştığını müjdeleyen alametlere yer vereceğiz. Önceki bölümlerde belirttiğimiz gibi ahir zaman ve kıyamet alametleri, Mehdi'nin çıkış alametleri, Deccal'in fitnesinin yaklaştığını gösteren alametler, Hz. İsa'nın gelişinin de habercisidirler. Kuran'da, Peygamberimiz (sav)'in hadis-i şeriflerinde ve İslam alimlerinin kitaplarında yer verilen izahlar bu konulardaki ana kaynaklardır. Bunların yanısıra İncil ve Tevrat açıklamalarından ahir zaman ve Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi konusunda Kuran ve Peygamberimiz (sav)'in sözleri ile mutabık olanları da bize önemli bilgiler vermektedir.

    Ancak tüm bunlara rağmen bazı kişiler bu haberlerin günümüzü işaret ettiği konusunda birtakım şüpheler duyabilirler. Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, ilerleyen sayfalarda bahsedeceğimiz alametler hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve nettirler. Ancak en önemlisi bu haberlerin tamamının günümüzde birbiri ardısıra gerçekleşmiş ve halen de gerçekleşiyor olmasıdır. Elbette bu işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir. Böyle bir durum o dönemin ahir zaman olduğunu, Hz. İsa'nın ve Mehdi'nin gelişlerinin çok yakın olduğunu göstermez. Zira bir devrin Allah'ın müjdelediği son devir olarak nitelendirilmesi için detaylı olarak anlatacağımız alametlerin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum hadislerde şöyle ifade edilmiştir:

    "Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi." (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Suyuti, Camiü's-Sagir, 3/167)

    Ümmet bunları yaptığı zaman, alametler birbirini, ağı koparılıp kaçan balıkların birbirini kovaladığı gibi kovalar. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s. 478)

    Hadisler son derece açıktır. Ahir zaman alametleri birbiri ardına aynı dönemde gerçekleşecektir. Burada şu noktaya değinmekte yarar vardır: İlerleyen sayfalarda yer vereceğimiz olaylardan bazıları, günümüz için olağan olaylar olarak karşılanabilir. Kimileri burada anlattığımız alametlerin içinde bulunduğumuz çağın şartları gereği doğal olarak ortaya çıktığını öne sürebilirler. Elbette bu olayların bir kısmı günümüzde çeşitli etkilerle doğal olarak meydana gelmektedir. Ancak tüm bunların 1400 yıl önce eksiksiz olarak tam bugünün sosyal düzenini tarif edecek şekilde tasvir edilmiş olması ve biraz önce de belirttiğimiz gibi aynı dönemde, birbirini izleyerek gerçekleşmesi son derece önemli bir konudur. Bu durum, 14 asır önce ahir zamanda meydana gelecek ortamı detaylı tarif ederken Peygamberimiz (sav)'in bu döneme dikkat çektiğini anlamamız için kesin bir delildir.

    Yukarıdaki bilgiler ışığında gerek İslami kaynakları, gerekse İncil ve Tevrat açıklamalarını incelediğimizde hayret verici bir sonuçla karşılaşmaktayız. Ahir zamana yönelik işaretler yeryüzünün hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde, içinde bulunduğumuz çağda yaşanmaktadır. Ahir zamanla ilgili haberler sanki zamanımızın eksiksiz bir portresini çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır.

    İslami Kaynaklarda Yer Alan Alametler

    1. Ay'ın Yarılması


    Bir anlamı ile Kuran'da kıyametin yaklaştığının bir alameti olarak bildirilen "Ay'ın yarılması", 20 Temmuz 1969 tarihinde ABD'li astronotların Ay'a çıkarak, Ay toprağını kazmaları ile gerçekleşmiştir. (En doğrusunu Allah bilir)
    Kuran'ın 54. Suresi'nin adı olan "Kamer"in Türkçe karşılığı "Ay"dır. Bu surenin büyük bir bölümünde, kendilerine gönderilen peygamberlerin "uyarılarını gözardı eden" Nuh, Ad, Semud ve Lut halkının, Firavun ve çevresinin başlarına gelen yıkımlar anlatılır. Aynı zamanda birinci ayette kıyamet vakti ile ilgili çok önemli bir mesaj verilir:

    Saat (kıyamet saati) yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Kamer Suresi, 1)

    Ayette kullanılan "yarmak" fiilinin Arapça karşılığı "şakka"dır. Bu kelimenin Arapça'da farklı anlamları bulunmaktadır. Bazı Kuran tefsirlerinde "ikiye yarılmak" manası tercih edilmektedir. Bununla birlikte, "şakka" kelimesi Arapçada "toprağı sürme, toprağı kazma" anlamlarında kullanılmaktadır.

    İkinci anlamına örnek olarak, Abese Suresi'nin 26. ayetinde geçen kullanımını verebiliriz:

    Biz, şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık. Sonra yeri yardıkça yardık. Böylece onda taneler bitirdik, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalar. (Abese Suresi, 25-29)

    Açıkça görüldüğü gibi, bu ayetteki "şakka" ifadesi "yerin ikiye yarılması" manasında değil, "çeşitli bitkilerin yetişmesi için toprağın sürülerek yarılması" anlamında kullanılmıştır.

    İşte tam bu noktada, Kuran'ın çok büyük bir mucizesiyle karşılaşmaktayız. Kamer Suresi'nde on dört yüzyıl öncesinden haber verilen ayet, 20 Temmuz 1969'da Ay yüzeyinde yapılan çalışmalar ile gerçekleşmiştir. Amerikalı astronotların Ay'a ayak basarak, Ay toprağı üzerinde bilimsel araştırmalar yapmaları, taş ve toprak örnekleri toplamaları ayın yarılması ayetindeki ifadelere tam olarak uymaktadır.

    Ay'ın keşfi, "Bir insan için küçük bir adım, insanlık için büyük bir atılım" sloganıyla özdeşleşmiştir. Bu tarihi gezi uzay araştırmalarında bir dönüm noktasıdır; kameralar aracılığıyla belgelenmiş ve o tarihten bu yana yaşayan insanların seyrettikleri bir olay olmuştur. Kamer Suresi'nin ilk ayetinde Allah'ın bildirdiği gibi, bu büyük olay aynı zamanda bir kıyamet alametidir; dünyanın kıyamet öncesi son zaman diliminde olduğunun bir belirtisidir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Nitekim bu konuda çok önemli bir işaret daha vardır. Kamer Suresi'nde geçen bu ayetin bazı kelimelerinin ebced değeri bizlere Ay'a ayak basma yılı olan 1969 tarihini vermektedir. (Ebced hesabı konusunda detaylı bilgi için bkz. Hz. İsa'nın Çıkış Zamanı bölümü)

    ... Saat yakınlaştı ve Ay yarıldı...

    HİCRİ: 1390 MİLADİ: 1969

    Ancak şunu da belirtmeliyiz: Elbette Ay'ın yarılması olayı, Allah'ın Peygamberimiz (sav)'e verdiği mucizelerden biridir. Bir hadiste bu mucize şöyle bildirilmiştir:

    ... Said ibn Ebi Arube, Katade'den; o da Enes ibn Malik (R)'den tahdis etti: Mekke ahalisi Resulullah'tan kendilerine bir ayet (bir mucize) göstermesini istediler. O da onlara Ay'ı iki bölük gösterdi, hatta Mekkeliler Hıra Dağı'nı o iki bölük arasında gördüler. (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, cilt 8, no.88)

    Yukarıda anlatılan mucize ayette haber verilen Ay'ın yarılması olayıdır. Ancak Kuran her çağa bakan bir kitap olduğu için, bu ayetle günümüzde Ay'ın keşfi konusuna da dikkat çekildiği düşünülebilir. (En doğrusunu Allah bilir)

    2. İran-Irak Savaşı

    Ahir zamanda meydana gelecek önemli bir savaş hadiste şöyle haber verilir:


    Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları,
    Zilhicce'de ise harb vaki olacak.
    (Kıyamet Alametleri,s. 166)


    Önceki sayfadaki hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak Savaşı'nın gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir:

    Şevval ayında ayaklanma...

    İran Şahı'na karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur.

    Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak...

    Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.


    Türkiye Gazetesi, 22 Ocak 1987, "İran-Irak göğüs göğüse"
    Türkiye Gazetesi, 3 Ağustos 1988, "2 milyona yakın ölü"



    Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir:

    Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutıka çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar... Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak… (Kıyamet Alametleri, s. 179)

    - Faris yönünden gelecek olan: İran tarafından gelecek olan

    - Faris: İran - İranlı

    - Yazıya inecekler : Ovaya inecekler (Irak Ovası)

    - Mutık: Yöredeki bir dağın adı

    - Rakabe: Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.

    "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır…"

    Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor olabilir. Bu anlaşmazlık sebebiyle, "Yazı"ya (yani Irak Ovası'na) inileceği ve savaşın başlayacağı anlaşılmaktadır.

    Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak...

    Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak Savaşı 8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.

    3. Fırat ile Dicle Arasındaki Büyük Savaş


    "Fırat ile Dicle arasında Zevra (Bağdat) denen bir şehir olacak. Orada büyük bir savaş olacak.
    Kadınlar esir edilecek, erkekler ise, koyun kesilir gibi boğazlanacak."
    (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, sf. 38, El Muttaki)


    Hadiste geçen "Fırat ve Dicle arasında yaşanacak bu büyük savaşla" da yakın geçmişte yaşanan İran-Irak Savaşı'na dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. Önceki sayfalarda da gördüğümüz gibi, iki Müslüman ülke arasında yaşanan bu büyük savaşta, hadiste dikkat çekilen topraklarda büyük çatışmalar yaşanmış, köyler, kasabalar, şehirler ağır bombardıman altında yerle bir olmuştur. Kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan pek çok insan savaşta hayatını kaybetmiştir. İlerleyen tarihlerde ortaya çıkan toplu mezarlar, savaş sırasında hayatını kaybeden insan sayısının tahmin edilenden fazla olduğunu göstermektedir


    İran ve Irak gibi iki büyük Müslüman ülke arasında yapılan savaş yıllarca sürdü. Pek çok insanın ölümünün yanısıra, ciddi maddi kayba neden oldu. Resimlerde İran-Irak savaşından çeşitli manzaralar görülmektedir.




    4. Afganistan'ın İşgali


    Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. ''
    (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il
    Ahir Zaman, s. 59)



    Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir.

    Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır...

    Rivayetin bu bölümünde de Afganistan'ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

    Rusya'nın Afganistan işgali ile ilgili, o dönemde Der Spiegel dergisinde çıkan bir yazıda, Rusya'nın işgali bitirse de bölgenin ekonomik kontrolünü elinden bırakmak istemediği açıklanmıştı. Afganistan'ın o dönemde sahip olduğu yıllık 150 milyar metreküpten fazla doğalgaz rezervinin bunda büyük payı vardı. Ayrıca Afganistan'ın zengin kömür, kurşun, çinko, gümüş, altın maden yatakları ve dünyanın en zengin lapis yatakları da Rusya'nın bu ısrarlı tutumunu açıklıyordu.


    Sovyet ordusu 1979 yılında Afganistan'ı işgal etti. Yaklaşık 9 yıl süren bu işgal 1988'de son buldu. Resimde 1988 yılında Afganistan'dan geri çekilen Sovyet ordusu görülüyor. Üstteki resimde ise Sovyet ordusuna karşı mücadele etmiş olan Afgan mücahidleri görülüyor.
    Afganistan'ın zengin doğalgaz rezervi çeşitli projelerle kullanılmaya çalışılmaktadır. BBC News'ta verilen haberde, Afganistan'ın 2 milyon dolarlık doğalgaz boru hattı inşasına başlama konusunda gündeme gelen anlaşmalar konu edilmiştir.
    (üst sol resim) Yeni Şafak Gazetesi, 2 Aralık 2001
    (üst sağ alt resim) BBC News, 13 Mayıs 2002


    5. Fırat'ın Suyunun Kesilmesi


  4. 24.Ekim.2011, 00:49
    2
    Devamlı Üye



    Hz. İsa(as)'ın Yeryüzüne Geliş Alametleri

    Şüphesiz ki, Hz. İsa Aleyhisselam, yeryüzüne inecektir. Elbette onun zuhuruna yakın alametler ve fitneler olacaktır..." (Ukayli "En-Necmu's-sakıb fi Beyanı Enne'l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale't-Temam ve'l kamal"; Beklenen Mehdi, 3. Baskı, s.151)

    Yukarıdaki hadiste görüldüğü gibi Peygamberimiz (sav) ahir zamanda Hz. İsa'nın yeryüzüne yeniden dönüşünden önce çeşitli alametlerin görüleceğini haber vermiştir. Bu bölümde bu haber doğrultusunda, Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci gelişinin yaklaştığını müjdeleyen alametlere yer vereceğiz. Önceki bölümlerde belirttiğimiz gibi ahir zaman ve kıyamet alametleri, Mehdi'nin çıkış alametleri, Deccal'in fitnesinin yaklaştığını gösteren alametler, Hz. İsa'nın gelişinin de habercisidirler. Kuran'da, Peygamberimiz (sav)'in hadis-i şeriflerinde ve İslam alimlerinin kitaplarında yer verilen izahlar bu konulardaki ana kaynaklardır. Bunların yanısıra İncil ve Tevrat açıklamalarından ahir zaman ve Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez gelişi konusunda Kuran ve Peygamberimiz (sav)'in sözleri ile mutabık olanları da bize önemli bilgiler vermektedir.

    Ancak tüm bunlara rağmen bazı kişiler bu haberlerin günümüzü işaret ettiği konusunda birtakım şüpheler duyabilirler. Bu noktada hatırlatmak gerekir ki, ilerleyen sayfalarda bahsedeceğimiz alametler hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve nettirler. Ancak en önemlisi bu haberlerin tamamının günümüzde birbiri ardısıra gerçekleşmiş ve halen de gerçekleşiyor olmasıdır. Elbette bu işaretlerin bir kısmı 1400 yıllık İslam tarihinin herhangi bir döneminde, dünyanın belirli bir bölgesinde, belirli bir oranda görülmüş olabilir. Böyle bir durum o dönemin ahir zaman olduğunu, Hz. İsa'nın ve Mehdi'nin gelişlerinin çok yakın olduğunu göstermez. Zira bir devrin Allah'ın müjdelediği son devir olarak nitelendirilmesi için detaylı olarak anlatacağımız alametlerin tümünün aynı çağda, birbirlerini izleyerek gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu durum hadislerde şöyle ifade edilmiştir:

    "Kıyamet alametleri birbirini takiben meydana gelir. Bir dizideki boncukların art arda kopması gibi." (Ramuz-El Ehadis, 277/6; Suyuti, Camiü's-Sagir, 3/167)

    Ümmet bunları yaptığı zaman, alametler birbirini, ağı koparılıp kaçan balıkların birbirini kovaladığı gibi kovalar. (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s. 478)

    Hadisler son derece açıktır. Ahir zaman alametleri birbiri ardına aynı dönemde gerçekleşecektir. Burada şu noktaya değinmekte yarar vardır: İlerleyen sayfalarda yer vereceğimiz olaylardan bazıları, günümüz için olağan olaylar olarak karşılanabilir. Kimileri burada anlattığımız alametlerin içinde bulunduğumuz çağın şartları gereği doğal olarak ortaya çıktığını öne sürebilirler. Elbette bu olayların bir kısmı günümüzde çeşitli etkilerle doğal olarak meydana gelmektedir. Ancak tüm bunların 1400 yıl önce eksiksiz olarak tam bugünün sosyal düzenini tarif edecek şekilde tasvir edilmiş olması ve biraz önce de belirttiğimiz gibi aynı dönemde, birbirini izleyerek gerçekleşmesi son derece önemli bir konudur. Bu durum, 14 asır önce ahir zamanda meydana gelecek ortamı detaylı tarif ederken Peygamberimiz (sav)'in bu döneme dikkat çektiğini anlamamız için kesin bir delildir.

    Yukarıdaki bilgiler ışığında gerek İslami kaynakları, gerekse İncil ve Tevrat açıklamalarını incelediğimizde hayret verici bir sonuçla karşılaşmaktayız. Ahir zamana yönelik işaretler yeryüzünün hemen hemen her köşesinde, birbiri ardınca ve tam anlamıyla belirtildiği biçimde, içinde bulunduğumuz çağda yaşanmaktadır. Ahir zamanla ilgili haberler sanki zamanımızın eksiksiz bir portresini çizmektedir. Elbette bu, derin düşünülmesi gereken son derece mucizevi bir olaydır.

    İslami Kaynaklarda Yer Alan Alametler

    1. Ay'ın Yarılması


    Bir anlamı ile Kuran'da kıyametin yaklaştığının bir alameti olarak bildirilen "Ay'ın yarılması", 20 Temmuz 1969 tarihinde ABD'li astronotların Ay'a çıkarak, Ay toprağını kazmaları ile gerçekleşmiştir. (En doğrusunu Allah bilir)
    Kuran'ın 54. Suresi'nin adı olan "Kamer"in Türkçe karşılığı "Ay"dır. Bu surenin büyük bir bölümünde, kendilerine gönderilen peygamberlerin "uyarılarını gözardı eden" Nuh, Ad, Semud ve Lut halkının, Firavun ve çevresinin başlarına gelen yıkımlar anlatılır. Aynı zamanda birinci ayette kıyamet vakti ile ilgili çok önemli bir mesaj verilir:

    Saat (kıyamet saati) yakınlaştı ve Ay yarıldı. (Kamer Suresi, 1)

    Ayette kullanılan "yarmak" fiilinin Arapça karşılığı "şakka"dır. Bu kelimenin Arapça'da farklı anlamları bulunmaktadır. Bazı Kuran tefsirlerinde "ikiye yarılmak" manası tercih edilmektedir. Bununla birlikte, "şakka" kelimesi Arapçada "toprağı sürme, toprağı kazma" anlamlarında kullanılmaktadır.

    İkinci anlamına örnek olarak, Abese Suresi'nin 26. ayetinde geçen kullanımını verebiliriz:

    Biz, şüphesiz, suyu akıttıkça akıttık. Sonra yeri yardıkça yardık. Böylece onda taneler bitirdik, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalar. (Abese Suresi, 25-29)

    Açıkça görüldüğü gibi, bu ayetteki "şakka" ifadesi "yerin ikiye yarılması" manasında değil, "çeşitli bitkilerin yetişmesi için toprağın sürülerek yarılması" anlamında kullanılmıştır.

    İşte tam bu noktada, Kuran'ın çok büyük bir mucizesiyle karşılaşmaktayız. Kamer Suresi'nde on dört yüzyıl öncesinden haber verilen ayet, 20 Temmuz 1969'da Ay yüzeyinde yapılan çalışmalar ile gerçekleşmiştir. Amerikalı astronotların Ay'a ayak basarak, Ay toprağı üzerinde bilimsel araştırmalar yapmaları, taş ve toprak örnekleri toplamaları ayın yarılması ayetindeki ifadelere tam olarak uymaktadır.

    Ay'ın keşfi, "Bir insan için küçük bir adım, insanlık için büyük bir atılım" sloganıyla özdeşleşmiştir. Bu tarihi gezi uzay araştırmalarında bir dönüm noktasıdır; kameralar aracılığıyla belgelenmiş ve o tarihten bu yana yaşayan insanların seyrettikleri bir olay olmuştur. Kamer Suresi'nin ilk ayetinde Allah'ın bildirdiği gibi, bu büyük olay aynı zamanda bir kıyamet alametidir; dünyanın kıyamet öncesi son zaman diliminde olduğunun bir belirtisidir. (En doğrusunu Allah bilir.)

    Nitekim bu konuda çok önemli bir işaret daha vardır. Kamer Suresi'nde geçen bu ayetin bazı kelimelerinin ebced değeri bizlere Ay'a ayak basma yılı olan 1969 tarihini vermektedir. (Ebced hesabı konusunda detaylı bilgi için bkz. Hz. İsa'nın Çıkış Zamanı bölümü)

    ... Saat yakınlaştı ve Ay yarıldı...

    HİCRİ: 1390 MİLADİ: 1969

    Ancak şunu da belirtmeliyiz: Elbette Ay'ın yarılması olayı, Allah'ın Peygamberimiz (sav)'e verdiği mucizelerden biridir. Bir hadiste bu mucize şöyle bildirilmiştir:

    ... Said ibn Ebi Arube, Katade'den; o da Enes ibn Malik (R)'den tahdis etti: Mekke ahalisi Resulullah'tan kendilerine bir ayet (bir mucize) göstermesini istediler. O da onlara Ay'ı iki bölük gösterdi, hatta Mekkeliler Hıra Dağı'nı o iki bölük arasında gördüler. (Sahih-i Buhari ve Tercemesi, cilt 8, no.88)

    Yukarıda anlatılan mucize ayette haber verilen Ay'ın yarılması olayıdır. Ancak Kuran her çağa bakan bir kitap olduğu için, bu ayetle günümüzde Ay'ın keşfi konusuna da dikkat çekildiği düşünülebilir. (En doğrusunu Allah bilir)

    2. İran-Irak Savaşı

    Ahir zamanda meydana gelecek önemli bir savaş hadiste şöyle haber verilir:


    Şevval ayında ayaklanma Zilkade'de harb konuşmaları,
    Zilhicce'de ise harb vaki olacak.
    (Kıyamet Alametleri,s. 166)


    Önceki sayfadaki hadiste belirtilen Şevval, Zilkade ve Zilhicce ayları İran-Irak Savaşı'nın gelişim aşamalarıyla aynı tarihlere denk gelmektedir:

    Şevval ayında ayaklanma...

    İran Şahı'na karşı olan ilk ayaklanma bilindiği gibi hadiste belirtilen 5 Şevval 1398 (8 Eylül 1976)'de olmuştur.

    Zilkade'de harp konuşmaları ve Zilhicce'de ise harp vaki olacak...

    Hicri 1400 Zilhicce (1980 Ekim) ayında İran-Irak arasındaki savaş tam anlamıyla başlamıştı.


    Türkiye Gazetesi, 22 Ocak 1987, "İran-Irak göğüs göğüse"
    Türkiye Gazetesi, 3 Ağustos 1988, "2 milyona yakın ölü"



    Bir başka hadiste de bu savaşın ayrıntıları şöyle tarif edilir:

    Faris yönünden gelecek olan bir kavimdir ki, şöyle diyecekler: "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır... Bir gün, onlara ve bir gün de sizlere verilsin, ve karşılıklı sözler tutulsun..." Onlar Mutıka çıkacaklar, Müslümanlar oradan aşağı yazıya inecekler... Müşrikler öbür yandaki (Rakabe) denilen bir simsiyah olan nehrin kenarında duracaklar... Aralarında savaş olacak: Her iki ordudan, Allah, zaferi kaldıracak… (Kıyamet Alametleri, s. 179)

    - Faris yönünden gelecek olan: İran tarafından gelecek olan

    - Faris: İran - İranlı

    - Yazıya inecekler : Ovaya inecekler (Irak Ovası)

    - Mutık: Yöredeki bir dağın adı

    - Rakabe: Petrol kuyularının çok olduğu bölgedir.

    "Ey Araplar! Siz fazla taassuba kaçtınız! Siz bunlara gereği gibi hak tanımazsanız, sizinle hiç kimse birlik kurmayacaktır…"

    Hadisin bu bölümünde iki taraf arasında, ırkçılıktan kaynaklanan bir anlaşmazlığın olacağına dikkat çekiliyor olabilir. Bu anlaşmazlık sebebiyle, "Yazı"ya (yani Irak Ovası'na) inileceği ve savaşın başlayacağı anlaşılmaktadır.

    Allah, her iki ordudan zaferi kaldıracak...

    Bu hadisin de işaret ettiği gibi, İran-Irak Savaşı 8 yıl sürmüş ve binlerce kayıp verilmesine rağmen bir netice alınamamıştır. İki taraf da kesin bir üstünlük sağlayamamıştır.

    3. Fırat ile Dicle Arasındaki Büyük Savaş


    "Fırat ile Dicle arasında Zevra (Bağdat) denen bir şehir olacak. Orada büyük bir savaş olacak.
    Kadınlar esir edilecek, erkekler ise, koyun kesilir gibi boğazlanacak."
    (Kenzul Ummal, Kitab-ul kıyame kısm-ul efal, c.5, sf. 38, El Muttaki)


    Hadiste geçen "Fırat ve Dicle arasında yaşanacak bu büyük savaşla" da yakın geçmişte yaşanan İran-Irak Savaşı'na dikkat çekiliyor olması muhtemeldir. Önceki sayfalarda da gördüğümüz gibi, iki Müslüman ülke arasında yaşanan bu büyük savaşta, hadiste dikkat çekilen topraklarda büyük çatışmalar yaşanmış, köyler, kasabalar, şehirler ağır bombardıman altında yerle bir olmuştur. Kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapılmadan pek çok insan savaşta hayatını kaybetmiştir. İlerleyen tarihlerde ortaya çıkan toplu mezarlar, savaş sırasında hayatını kaybeden insan sayısının tahmin edilenden fazla olduğunu göstermektedir


    İran ve Irak gibi iki büyük Müslüman ülke arasında yapılan savaş yıllarca sürdü. Pek çok insanın ölümünün yanısıra, ciddi maddi kayba neden oldu. Resimlerde İran-Irak savaşından çeşitli manzaralar görülmektedir.




    4. Afganistan'ın İşgali


    Talikan'a (Afganistan'a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala'nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. ''
    (Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il
    Ahir Zaman, s. 59)



    Hadiste Afganistan'ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan'ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir.

    Orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır...

    Rivayetin bu bölümünde de Afganistan'ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan'da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

    Rusya'nın Afganistan işgali ile ilgili, o dönemde Der Spiegel dergisinde çıkan bir yazıda, Rusya'nın işgali bitirse de bölgenin ekonomik kontrolünü elinden bırakmak istemediği açıklanmıştı. Afganistan'ın o dönemde sahip olduğu yıllık 150 milyar metreküpten fazla doğalgaz rezervinin bunda büyük payı vardı. Ayrıca Afganistan'ın zengin kömür, kurşun, çinko, gümüş, altın maden yatakları ve dünyanın en zengin lapis yatakları da Rusya'nın bu ısrarlı tutumunu açıklıyordu.


    Sovyet ordusu 1979 yılında Afganistan'ı işgal etti. Yaklaşık 9 yıl süren bu işgal 1988'de son buldu. Resimde 1988 yılında Afganistan'dan geri çekilen Sovyet ordusu görülüyor. Üstteki resimde ise Sovyet ordusuna karşı mücadele etmiş olan Afgan mücahidleri görülüyor.
    Afganistan'ın zengin doğalgaz rezervi çeşitli projelerle kullanılmaya çalışılmaktadır. BBC News'ta verilen haberde, Afganistan'ın 2 milyon dolarlık doğalgaz boru hattı inşasına başlama konusunda gündeme gelen anlaşmalar konu edilmiştir.
    (üst sol resim) Yeni Şafak Gazetesi, 2 Aralık 2001
    (üst sağ alt resim) BBC News, 13 Mayıs 2002


    5. Fırat'ın Suyunun Kesilmesi





+ Yorum Gönder