Konusunu Oylayın.: Yer gökleri ve arasındakileri altı günde yaratan (Secde 4) ayetinde geçen Yer ve gök arasındakiler den kasıt nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yer gökleri ve arasındakileri altı günde yaratan (Secde 4) ayetinde geçen Yer ve gök arasındakiler den kasıt nedir?
  1. 22.Ekim.2011, 19:15
    1
    Misafir

    Yer gökleri ve arasındakileri altı günde yaratan (Secde 4) ayetinde geçen Yer ve gök arasındakiler den kasıt nedir?






    Yer gökleri ve arasındakileri altı günde yaratan (Secde 4) ayetinde geçen Yer ve gök arasındakiler den kasıt nedir? Mumsema “Yer, gökleri ve arasındakileri altı günde yaratan” (Secde 4) ayetinde geçen “Yer ve gök arasındakiler”den kasıt nedir? Hayvanlar ile bitkiler midir?


  2. 23.Ekim.2011, 00:44
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: “Yer, gökleri ve arasındakileri altı günde yaratan” (Secde 4) ayetinde geçen “Yer ve gök arasındakiler”den kasıt




    Ayetin meali

    “Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. O'nsuz size ne bir dost ne bir şefaatçi bulunur. Hâlâ düşünüp ders almaz mısınız?” (Secde, 32/4)

    Bu ayette yer alan “yer-gök ve aralarındakiler” sözcükleri şu ayetlerde açıklanmış gibidir.

    “De ki: Siz, dünyayı/yeri iki günde yaratan Allah’ın tek İlah olduğunu inkâr edip O’na birtakım eşler, ortaklar mı uyduruyorsunuz? Halbuki bütün bunları yapan, Rabbulâlemindir. O, yerin üstünde yüce dağlar yarattı, orayı bereketli kıldı ve orada ihtiyaç sahipleri için gıdalarını, bitkilerini ve ağaçlarını tam dört günde takdir etti, düzenledi. Sonra iradesi bir gaz halinde olan göğe yöneldi. Ona ve yere şöyle buyurdu: “İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa emrime gelin!” onlar da: “Gönüllü olarak geldik.” dediler. Derken, iki gün içinde, gökleri yedi kat olarak şekillendirdi ve her bir göğe kendisine ait işi vahyetti. Biz dünya semasını kandillerle, yıldızlarla süsledik, bozulup yıkılmaktan koruduk. İşte bu, azîz ve alîm (üstün kudret sahibi, her şeyi en mükemmel tarzda bilen Allah)’ın takdiridir”(Fussilet, 41/9-12).

    Esasen "gökler", "yer" ve "bunların arasında" iifadeleri üç ayrı şeydir. Bunların herbiri için kendileri ve özellikleri söz konusudur. O halde Cenâb-ı Hakk'ın göklerin zatını (kendini) yaratması bir hal, onun özelliklerini (sıfatlarını) yaratması bir başka haldir. Yine yerin zatını yaratması bir hal; sıfatlarını yaratması bir başka haldir. Keza Allah’ın, bunların arasında bulunan şeylerin zatlarını yaratması bir hal, onların sıfatlarını yaratması bir başka haldir. Böylece bu üç şey, altı hal üzere olan, altı şey olmuş olur. (Razi Mefatih, ilgili ayetin tefsir)

    Görüldüğü üzere, bu ayetlerde önce “yerin iki günde” yaratıldığına, ardından “orada dağların, ihtiyaç sahipleri için gıdaların, bitkilerin ve ağaçların, tam dört günde” yaratrıldığına, daha sonra da “göklerin iki günde” yaratıladığına vurgu yapılmıştır. Buna göre, toplam altı günden ikisinde yer, ikisinde gök, ikisinde de gıdalar, bitkiler ve saire aşyalar yaratılmıştır.

    Buna göre, ilgli ayetle, yaratılan her şey kasdedilmiştir. Nasıl ki "insan ve insandakileri yaratan Allah’tır" dediğimiz zaman insan ve insana ait ne varsa, maddi ve manevi olarak nutfenin yaratılmasından vefat etmesine kadar hayatına ait her şeyini kadetmiş oluruz. Bunun gibi, “yer, gökler ve arasındakiler”le de evrenin bir çekirdek olarak yaratılıp ağaç gibi büyüyüp gelişmesine; yaprak, çiçek, meyveler verip olgunlaşmasına; yaşlanıp kıyametinin kopmasına kadar hayatına ait ne varsa, yaratılan, şu anda var olan ve ileride yaratılacak olan her şey kasdedilmiştir.

    O halde ayette kasdedilenler;

    Gökler, yeryüzü ve her ikisi arasında yer alıp da hakkında çok az şey bildiğimiz, buna karşın çok şeyden de habersiz olduğumuz bu dehşet verici varlıklar...

    Bu, uzadıkça uzayan, göz alabildiğine geniş, uçsuz bucaksız, insanı ürküten bir büyüklüğe sahip varlıklar alemi…

    İnsanın; titiz ve güzel sanatı, ahenkli ve duyarlı düzeni karşısında adeta büyülendiği, dehşete kapıldığı, hayran kaldığı görkemli evren...

    Göz kamaştırıcı bir uyum, çekici bir güzelliğe sahip yaratıklar...

    Hiçbir gözün, hiçbir duygunun, hiçbir kalbin kusur bulamadığı, ne kadar uzun böyle irdelese de hiçbir düşünürün bütünüyle kavrayamadığı, tekrarın ve alışkanlığın çekiciliğinden, hiçbir şey kaybettiremediği ve her zaman tazeliğini koruyan, gerçek güzelliğe sahip varlık bütünü...

    Renkleri, cinsleri, hacim ve şekilleri, özellik ve görünümleri, yetenek ve görevleri birbirinden farklı, ama hepsi de tekbir yasaya boyun eğen, hareketlerinde aynı ahenge sahip olan, tekbir kaynağa yönelik olan, sadece o kaynaktan direktif ve komut alan, itaat ve teslimiyetle O'na yönelen şu çeşit çeşit varlıklar...

    Evet bütün bunları-olanları-olacakları ve daha bildiğimiz-bilmediğimiz-bilemediğimiz her şeyi Allah yaratmıştır.
    SİE



  3. 23.Ekim.2011, 00:44
    2
    Silent and lonely rains



    Ayetin meali

    “Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. O'nsuz size ne bir dost ne bir şefaatçi bulunur. Hâlâ düşünüp ders almaz mısınız?” (Secde, 32/4)

    Bu ayette yer alan “yer-gök ve aralarındakiler” sözcükleri şu ayetlerde açıklanmış gibidir.

    “De ki: Siz, dünyayı/yeri iki günde yaratan Allah’ın tek İlah olduğunu inkâr edip O’na birtakım eşler, ortaklar mı uyduruyorsunuz? Halbuki bütün bunları yapan, Rabbulâlemindir. O, yerin üstünde yüce dağlar yarattı, orayı bereketli kıldı ve orada ihtiyaç sahipleri için gıdalarını, bitkilerini ve ağaçlarını tam dört günde takdir etti, düzenledi. Sonra iradesi bir gaz halinde olan göğe yöneldi. Ona ve yere şöyle buyurdu: “İsteyerek de olsa, istemeyerek de olsa emrime gelin!” onlar da: “Gönüllü olarak geldik.” dediler. Derken, iki gün içinde, gökleri yedi kat olarak şekillendirdi ve her bir göğe kendisine ait işi vahyetti. Biz dünya semasını kandillerle, yıldızlarla süsledik, bozulup yıkılmaktan koruduk. İşte bu, azîz ve alîm (üstün kudret sahibi, her şeyi en mükemmel tarzda bilen Allah)’ın takdiridir”(Fussilet, 41/9-12).

    Esasen "gökler", "yer" ve "bunların arasında" iifadeleri üç ayrı şeydir. Bunların herbiri için kendileri ve özellikleri söz konusudur. O halde Cenâb-ı Hakk'ın göklerin zatını (kendini) yaratması bir hal, onun özelliklerini (sıfatlarını) yaratması bir başka haldir. Yine yerin zatını yaratması bir hal; sıfatlarını yaratması bir başka haldir. Keza Allah’ın, bunların arasında bulunan şeylerin zatlarını yaratması bir hal, onların sıfatlarını yaratması bir başka haldir. Böylece bu üç şey, altı hal üzere olan, altı şey olmuş olur. (Razi Mefatih, ilgili ayetin tefsir)

    Görüldüğü üzere, bu ayetlerde önce “yerin iki günde” yaratıldığına, ardından “orada dağların, ihtiyaç sahipleri için gıdaların, bitkilerin ve ağaçların, tam dört günde” yaratrıldığına, daha sonra da “göklerin iki günde” yaratıladığına vurgu yapılmıştır. Buna göre, toplam altı günden ikisinde yer, ikisinde gök, ikisinde de gıdalar, bitkiler ve saire aşyalar yaratılmıştır.

    Buna göre, ilgli ayetle, yaratılan her şey kasdedilmiştir. Nasıl ki "insan ve insandakileri yaratan Allah’tır" dediğimiz zaman insan ve insana ait ne varsa, maddi ve manevi olarak nutfenin yaratılmasından vefat etmesine kadar hayatına ait her şeyini kadetmiş oluruz. Bunun gibi, “yer, gökler ve arasındakiler”le de evrenin bir çekirdek olarak yaratılıp ağaç gibi büyüyüp gelişmesine; yaprak, çiçek, meyveler verip olgunlaşmasına; yaşlanıp kıyametinin kopmasına kadar hayatına ait ne varsa, yaratılan, şu anda var olan ve ileride yaratılacak olan her şey kasdedilmiştir.

    O halde ayette kasdedilenler;

    Gökler, yeryüzü ve her ikisi arasında yer alıp da hakkında çok az şey bildiğimiz, buna karşın çok şeyden de habersiz olduğumuz bu dehşet verici varlıklar...

    Bu, uzadıkça uzayan, göz alabildiğine geniş, uçsuz bucaksız, insanı ürküten bir büyüklüğe sahip varlıklar alemi…

    İnsanın; titiz ve güzel sanatı, ahenkli ve duyarlı düzeni karşısında adeta büyülendiği, dehşete kapıldığı, hayran kaldığı görkemli evren...

    Göz kamaştırıcı bir uyum, çekici bir güzelliğe sahip yaratıklar...

    Hiçbir gözün, hiçbir duygunun, hiçbir kalbin kusur bulamadığı, ne kadar uzun böyle irdelese de hiçbir düşünürün bütünüyle kavrayamadığı, tekrarın ve alışkanlığın çekiciliğinden, hiçbir şey kaybettiremediği ve her zaman tazeliğini koruyan, gerçek güzelliğe sahip varlık bütünü...

    Renkleri, cinsleri, hacim ve şekilleri, özellik ve görünümleri, yetenek ve görevleri birbirinden farklı, ama hepsi de tekbir yasaya boyun eğen, hareketlerinde aynı ahenge sahip olan, tekbir kaynağa yönelik olan, sadece o kaynaktan direktif ve komut alan, itaat ve teslimiyetle O'na yönelen şu çeşit çeşit varlıklar...

    Evet bütün bunları-olanları-olacakları ve daha bildiğimiz-bilmediğimiz-bilemediğimiz her şeyi Allah yaratmıştır.
    SİE






+ Yorum Gönder