Konusunu Oylayın.: İmam Şafiî'nin ilmi ve fazileti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İmam Şafiî'nin ilmi ve fazileti
  1. 20.Ekim.2011, 06:57
    1
    Misafir

    İmam Şafiî'nin ilmi ve fazileti






    İmam Şafiî'nin ilmi ve fazileti Mumsema İmam Şafiî'nin ilmin fazileti


  2. 20.Ekim.2011, 06:57
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 20.Ekim.2011, 07:44
    2
    gökhanagt
    Sorma neden?

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ekim.2010
    Üye No: 79664
    Mesaj Sayısı: 215
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: İmam Şafiî'nin ilmi ve fazileti




    ]İmam Şafiî (radıyallâhu anhu) şöyle demiştir:
    "كَفَى بِالْعِلْمِ فَضِيلَةً أَنْ يَدَّعِيَهُ مَنْ لَيْسَ فِيهِ وَيَفْرَحُ إِذَا نُسِبَ إِلَيْهِ وَكَفَى بِالْجَهْلَ شَيْنًا أَنْ يَتَبَرَّأَ مِنْهُ مَنْ هُوَ فِيهِ وَيَغْضَبُ إِذَا نُسِبَ إِلَيْهِ"
    "Kendisinde ilim bulunmayanın ilmi iddia etmesi ve kendisine nisbet edildiğinde (ilim sahibi denildiğinde) sevinç duyması ilim için üstünlük olarak yeter. Kendisinde cahilliğin bulunduğu kimsenin bundan beri olduğunu söylemesi (ben cahil değilim demesi) ve kendisine (cahillik) nisbet edildiğinde öfkelenmesi cahillik için kusur olarak yeter."

    -------------------

    İmam Şafiî'nin İlmi

    İmam Şafiî, insanların dikkatini aklı, ilmi ve belagatı ile kendi üzerine çekmiştir. Bağdad'ta iken, buranın fakîhleri ile yaptığı mü-nazaralarda onların dikkatini üzerine çekmiştir. Bu sırada O, İmam Muhammed b. el-Hasen eş-Şeybânî'den ilim tahsil eden bir delikan-lı idi. Beytu'l-Harâm'ı hac maksadıyla ziyarete gelen ve Uz. Pey-gamber'in hadîslerini hayatta bulunan tabiîlerden öğrenmek iste-yen bilginlerin dikkatini çeken yine Şafiî idi. O, ikinci olarak Bağ-dad'ı, ulaşmış olduğu ilmin semereleriyle doldurmuştur. Şafiî, Beytu'1-Harâm'da iken İslâm hukukunun esaslarım, usûl-i fıkıh kaide-lerini tesbit ediyor ve âlimlerin re'ylerini görülmemiş bir şekilde karşılaştırarak inceliyordu. O, daha sonra Mısır'a gelmiş ve bura-daki insanları, geniş ilmi ile kendisine çekmiştir. Gerçi Mısır*daki-lerin de kendilerine göre bir .üstünlükleri mevcuttu.

    Şafiî'yi ilim tahsil ettiği hocaları övmüş, kendisiyle münakaşa eden arkadaşları ona hoca muamelesinde bulunmuş ve öğrencileri onun çok zengin ilim mirasını gelecek nesillere aktarmışlardır.

    Hocası İmam Mâlik, Süfyan b. Uyeyne ve Müslim b. Halid ez-Zencî, onun akli gücünü övmektedir. Abdurrahman b. Mehdi, Şa-fii'nin «Usûl» hakkındaki «er-RisâIe»sini okuduktan sonra: «İşte bu, gerçekten anlayışlı bir delikanlıdır.» demiştir. Şafiî'nin talebe-lerinden Muhammed b. Abdülah b. el-Hakem de şöyle demektedir. «Şafiî olmasaydı beri, bir kimseyi nasıl reddedeceğimi öğrenemez-dim. Bildiklerimi hep onun sayesinde öğrendim. Bana kıyası öğre-ten o rahmetlidir. O, sünnete bağlı, her türlü fazilete, keskin ve açık bir dile, sağlam bir kafa ile üstün bir akla sahipti.»

    Talebesi Ahmed b. Hanbel de şöyle der: «Peygamber (S.A.)'den şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: «Allahu Teâlâ, bu ümmetin dî nini doğru olarak uygulamak için her yüz yılda bir şahıs gönderir.» Birinci yüzyılın başında bu şahıs Ömer b. Abdilaziz olmuştur. İkin ci yüzyılın başında da bu şahsın Şafiî olacağını umuyorum.»

    İşte bu ilim adamlarının şahadetleri, İmam Şafiî'nin ilim, fazi-let ve üstün bir kavrayışa sahib olduğunu açıkça göstermektedir. Gerçekten Şafiî, kendisini böyle yüksek bir mevkie getiren ilim va-sıtalarının hepsine sahipti. O, Kur'an ilmini, Kur'an'm mâna, gaye ve sırlarını hakkıyla öğrenmişti. Bir talebesi şöyle der: «Şafiî tefsi-re başlayınca, Kur'an'ın inişine şahid olmuş gibi davranırdı. Şafiî, Hadîs ilmini de hakkıyle elde etmişti. O, Mekke'de bulunan tabiîle-rin hayatta olanlarından birçok hadîs rivayet etmiş ve ilk hadîs ki-tabı olan el-Muvatta'ı da bizzat İmam Mâlik'ten okumuştur. îmam Muhammed'den tahsil gördüğü sırada, Iraklıların ilmine sahip ol-muş ve bu ilmin de râvîleri arasına katılmıştır.

    Bununla birlikte Şafiî, re'y'e dayanan fıkhı da tehsil etmiş; fı-kıh, kıyas ve nesh'in kaide ve prensiplerini vaz'etmiştir.

    O, —Allah kendinden razı olsun— her çeşit ilmin öğrenilmesini ister ve şöyle derdi: «Kur'an ilmini öğrenenin kıymeti yükselir. Ha-dîs ilmini öğrenip yazanın delil getirme gücü artar, fıkıh öğrenen kimsenin şerefi yükselir, dil üzerinde çalışanın duyguları incelir, ma-tematik tahsil edenin görüşü artar ve nefsini koruyamıyanın ilmi kendisine hiçbir fayda vermez.»



  4. 20.Ekim.2011, 07:44
    2
    Sorma neden?



    ]İmam Şafiî (radıyallâhu anhu) şöyle demiştir:
    "كَفَى بِالْعِلْمِ فَضِيلَةً أَنْ يَدَّعِيَهُ مَنْ لَيْسَ فِيهِ وَيَفْرَحُ إِذَا نُسِبَ إِلَيْهِ وَكَفَى بِالْجَهْلَ شَيْنًا أَنْ يَتَبَرَّأَ مِنْهُ مَنْ هُوَ فِيهِ وَيَغْضَبُ إِذَا نُسِبَ إِلَيْهِ"
    "Kendisinde ilim bulunmayanın ilmi iddia etmesi ve kendisine nisbet edildiğinde (ilim sahibi denildiğinde) sevinç duyması ilim için üstünlük olarak yeter. Kendisinde cahilliğin bulunduğu kimsenin bundan beri olduğunu söylemesi (ben cahil değilim demesi) ve kendisine (cahillik) nisbet edildiğinde öfkelenmesi cahillik için kusur olarak yeter."

    -------------------

    İmam Şafiî'nin İlmi

    İmam Şafiî, insanların dikkatini aklı, ilmi ve belagatı ile kendi üzerine çekmiştir. Bağdad'ta iken, buranın fakîhleri ile yaptığı mü-nazaralarda onların dikkatini üzerine çekmiştir. Bu sırada O, İmam Muhammed b. el-Hasen eş-Şeybânî'den ilim tahsil eden bir delikan-lı idi. Beytu'l-Harâm'ı hac maksadıyla ziyarete gelen ve Uz. Pey-gamber'in hadîslerini hayatta bulunan tabiîlerden öğrenmek iste-yen bilginlerin dikkatini çeken yine Şafiî idi. O, ikinci olarak Bağ-dad'ı, ulaşmış olduğu ilmin semereleriyle doldurmuştur. Şafiî, Beytu'1-Harâm'da iken İslâm hukukunun esaslarım, usûl-i fıkıh kaide-lerini tesbit ediyor ve âlimlerin re'ylerini görülmemiş bir şekilde karşılaştırarak inceliyordu. O, daha sonra Mısır'a gelmiş ve bura-daki insanları, geniş ilmi ile kendisine çekmiştir. Gerçi Mısır*daki-lerin de kendilerine göre bir .üstünlükleri mevcuttu.

    Şafiî'yi ilim tahsil ettiği hocaları övmüş, kendisiyle münakaşa eden arkadaşları ona hoca muamelesinde bulunmuş ve öğrencileri onun çok zengin ilim mirasını gelecek nesillere aktarmışlardır.

    Hocası İmam Mâlik, Süfyan b. Uyeyne ve Müslim b. Halid ez-Zencî, onun akli gücünü övmektedir. Abdurrahman b. Mehdi, Şa-fii'nin «Usûl» hakkındaki «er-RisâIe»sini okuduktan sonra: «İşte bu, gerçekten anlayışlı bir delikanlıdır.» demiştir. Şafiî'nin talebe-lerinden Muhammed b. Abdülah b. el-Hakem de şöyle demektedir. «Şafiî olmasaydı beri, bir kimseyi nasıl reddedeceğimi öğrenemez-dim. Bildiklerimi hep onun sayesinde öğrendim. Bana kıyası öğre-ten o rahmetlidir. O, sünnete bağlı, her türlü fazilete, keskin ve açık bir dile, sağlam bir kafa ile üstün bir akla sahipti.»

    Talebesi Ahmed b. Hanbel de şöyle der: «Peygamber (S.A.)'den şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: «Allahu Teâlâ, bu ümmetin dî nini doğru olarak uygulamak için her yüz yılda bir şahıs gönderir.» Birinci yüzyılın başında bu şahıs Ömer b. Abdilaziz olmuştur. İkin ci yüzyılın başında da bu şahsın Şafiî olacağını umuyorum.»

    İşte bu ilim adamlarının şahadetleri, İmam Şafiî'nin ilim, fazi-let ve üstün bir kavrayışa sahib olduğunu açıkça göstermektedir. Gerçekten Şafiî, kendisini böyle yüksek bir mevkie getiren ilim va-sıtalarının hepsine sahipti. O, Kur'an ilmini, Kur'an'm mâna, gaye ve sırlarını hakkıyla öğrenmişti. Bir talebesi şöyle der: «Şafiî tefsi-re başlayınca, Kur'an'ın inişine şahid olmuş gibi davranırdı. Şafiî, Hadîs ilmini de hakkıyle elde etmişti. O, Mekke'de bulunan tabiîle-rin hayatta olanlarından birçok hadîs rivayet etmiş ve ilk hadîs ki-tabı olan el-Muvatta'ı da bizzat İmam Mâlik'ten okumuştur. îmam Muhammed'den tahsil gördüğü sırada, Iraklıların ilmine sahip ol-muş ve bu ilmin de râvîleri arasına katılmıştır.

    Bununla birlikte Şafiî, re'y'e dayanan fıkhı da tehsil etmiş; fı-kıh, kıyas ve nesh'in kaide ve prensiplerini vaz'etmiştir.

    O, —Allah kendinden razı olsun— her çeşit ilmin öğrenilmesini ister ve şöyle derdi: «Kur'an ilmini öğrenenin kıymeti yükselir. Ha-dîs ilmini öğrenip yazanın delil getirme gücü artar, fıkıh öğrenen kimsenin şerefi yükselir, dil üzerinde çalışanın duyguları incelir, ma-tematik tahsil edenin görüşü artar ve nefsini koruyamıyanın ilmi kendisine hiçbir fayda vermez.»






+ Yorum Gönder