Konusunu Oylayın.: İmam şâfiî’nin “hadis sahihse mezhebim odur” sözünün anlamı

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İmam şâfiî’nin “hadis sahihse mezhebim odur” sözünün anlamı
  1. 20.Ekim.2011, 06:56
    1
    Misafir

    İmam şâfiî’nin “hadis sahihse mezhebim odur” sözünün anlamı






    İmam şâfiî’nin “hadis sahihse mezhebim odur” sözünün anlamı Mumsema Imam şâfiî’nin “hadis sahihse mezhebim odur” sözünün anlamı


  2. 20.Ekim.2011, 07:25
    2
    gökhanagt
    Sorma neden?

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 15.Ekim.2010
    Üye No: 79664
    Mesaj Sayısı: 215
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Imam şâfiî’nin “hadis sahihse mezhebim odur” sözünün anlamı




    İmam Şafii’nin “Hadis sahih ise görüşüm odur” sözü meşhurdur. Bu söz onun
    sünnet konusundaki yaklaşımının bir nevi özeti gibidir. Onun fıkhı hadislerde
    temsil edilen Nebevî sünnete dayanmaktadır. Elinizdeki bu makalede Şafii sonrasında tespit edilen sahih hadislerle nasıl amel edilmesi gerektiği, bu noktada
    kimlerin söz söyleme hakkı olacağı, diğer mezhep imamları ile İmam Şafii arasında hadise uyma noktasındaki farklar, Şafii’nin bazı hadislerle neden amel
    etmemiş olabileceği, amel-i ehli Medîne ile hadis ilişkisi ve Hanefilerin hadisleri
    değerlendirme usulleri anlatılmaktadır.

    Müçtehitlerin son temsilcisi Şeyhulislâm Takıyyuddîn esSübkî (ö. 756) şöyle demiştir: Üstâdımız İmam Şâfiî’nin (ö. 204)
    “Hadis sahihse mezhebim odur” sözü hakkında bilgi istediniz.
    Rabbimden başarılı olmanızı niyaz ederim!
    Bu sözün İmam Şâfiî’den nakli meşhurdur ve böyle bir söz
    söylediği konusunda görüş birliği vardır. Ayrıca aynı anlama gelen pek çok farklı ifade de ona nispet edilerek nakledilmiştir.


    İbn Ebî Hâtim1
    (ö. 327) babası Ebû Hâtim (ö. 277) vasıtasıyla
    Harmele b. Yahyâ et-Tücîbî’nin (ö. 243) İmam Şâfiî’ye nispet ettiği
    şu sözü nakleder: “Benim görüşlerime aykırı olan ve Hz. Peygamber’den sahih olarak nakledilen bir hadis var ise; biliniz ki hadis
    benim sözümden daha üstündür. Bu durumda benim görüşüme
    uymayın!”.
    Ebu’l-Abbâs el-Asam (ö. 346), Rebî’ b. Süleymân el-Murâdî (ö.
    270) vasıtasıyla İmam Şâfiî’nin “Eğer kitabımda Nebevî sünnete
    aykırı bir şey görürseniz, benim görüşümü dikkate almayıp sünnete göre hükmedin” dediğini rivayet eder2
    . Yine Rebî’ b.
    Süleymân’dan nakledildiğine göre İmam Şâfiî bir hadis rivayet
    ettiğinde, oradakilerden biri “Ey Ebû Abdillah! Sen bu hadisle
    amel ediyor musun?” diye sorunca İmam Şâfiî “Ben ne zaman Hz.
    Peygamber’den bir hadis nakledip onunla amel etmezsem bilin ki
    delirmişim demektir” der3
    .
    Abdullah b. Zübeyr el-Humeydî (ö. 219) ise, hadis rivayet ettiği bir gün İmam Şâfiî’ye “Bu hadisle amel ediyor musun?” diye
    sorduğunu, onun da “Resûlullah’tan bir hadis duyacağım da
    onunla amel etmeyeceğim! Beni kiliseden zünnarımla çıkarken mi
    gördün?” dediğini nakleder4
    .
    Rebî’ b. Süleymân, bir konu hakkında fetva soran birisine
    İmam Şâfiî’nin “Bu meselede Hz. Peygamber’den şu hadisleri rivayet etmekteyiz” dediğini; adamın “Bunlarla amel ediyor musun?” sorusu üzerine ise Şâfiî’nin titreyip sarsıldığını ve ona “Be
    adam! Resûlullah’tan hadis nakledip gereğince hükmetmezsem bu
    yer beni taşır mı bu gökyüzü beni altında barındırır mı? Elbette

    onunla amel ediyorum! Başım gözüm üstüne!” diye cevap verdiğini
    aktarır5
    .
    İbn Ebî Hâtim’in bildirdiğine göre Ebû Muhammed esSicistânî (ö. 307) kendisine bir mektup gönderir ve orada Ebû
    Sevr el-Kelbî’nin (ö. 204) İmam Şâfiî’den “Hz. Peygamber’den gelen her hadis, daha önce benden duymasanız dahi benim görü-
    şümdür” sözünü duyduğunu nakleder6
    .
    Di’lec b. Ahmed es-Siczî (ö. 351), Ebû Muhammed el-Cârûdî
    (ö. ?) vasıtasıyla Rebî’ b. Süleymân’dan İmam Şâfiî’nin “Nebevî
    sünnetin benim görüşüme aykırı olduğunu düşünürseniz, benim
    reyimi bırakıp sünnete sarılın. Biliniz ki ben sünnetle amel ederim”
    dediğini rivayet eder7
    .
    İbn Ebî Hâtim’in kaydettiğine göre Abdullah b. Ahmed (b.
    Hanbel) kendisine bir mektup gönderir ve orada babasının “Şâfiî
    hadisin sahih olduğunu tespit edince onunla hükmederdi. Onun en
    güzel özelliği kelam ilmiyle uğraşmaması, fıkıhta derinleşmeye çalışmasıydı” dediğini aktarır8
    .
    Taberânî’nin (ö. 360) rivayetine göre Abdullah b. Ahmed, babasından İmam Şâfiî’nin şu sözünü nakleder: “Sizler sahih hadisleri bizlerden daha iyi bilmektesiniz. Eğer sahih bir haber tespit
    edersen bana da söyle ki onunla amel edeyim. Hadisin Kûfe, Basra ya da Şamlılar tarafından aktarılıyor olması önemsizdir”9
    .
    İmam Şâfiî’nin haktan yana gösterdiği şu tavra bir bakın Allah aşkına! Öğrencisi Ahmed b. Hanbel’e (ö. 241) söylediği şu sö-
    zü bir düşünün!
    İbrâhîm el-Harbî “Hocaların hocası buyurdu ki” deyince yanındakiler “Kimi kastediyorsun?” diye sorar. O da “Şâfiî’yi kaste-

    1
    İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93. Ayrıca bk. Ebû Nuaym,
    Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106.
    2
    İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93; Beyhakî, Menâkıbu’ş-
    Şâfiî, I, 472; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 31; Nevevî, el-Mecmû’
    şerhu’l-Mühezzeb, I, 63; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, IV, 233; Fellânî,
    Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 100.
    3
    İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93; Ebû Nuaym, Hilyetü’levliyâ, IX, 106; Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 474; İbn Kayyım, İ’lâmu’lmuvakkıîn, IV, 233; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 31; Fellânî, Îkâzu
    himemi zevi’l-ebsâr, s. 103.
    4
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 474; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106; Ebû
    Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s.

    diyorum. O, Ahmed b. Hanbel’in hocası değil mi?” cevabını verir10
    .
    Ebû Eyyûb Humeyd b. Ahmed el-Basrî şöyle der: “Ahmed b.
    Hanbel ile birlikte bir meseleyi tartışıyorduk. Oradakilerden biri
    “Ey Ebâ Abdillah! Bu konuda hiçbir sahih hadis yoktur” dedi.
    Bunun üzerine Ahmed b. Hanbel “Sahih hadis bulunmasa bile
    Şâfiî’nin fetvası var. O, (biz bilmesek dahi) bu mevzuda en sağlam
    delili kullanmıştır” cevabını verdi11
    . Daha sonra sözlerine şöyle
    devam etti: “Şâfiî’ye söz konusu meselede ne hüküm verdiğini
    sordum. O da görüşünü söyledi. Ben de hükmünün dayanağını
    sordum ve “Âyet ya da hadis var mı?” dedim. “Elbette!” dedi ve
    Hz. Peygamber’den bir hadis nakletti. O gerçekten de merfû (ya
    da konunun nassı olan) bir hadistir”.
    Beyhakî (ö. 458) de Rebî b. Süleymân’a ulaşan bir isnad ile
    İmam Şâfiî’nin “Eğer kitabımda Nebevî sünnete aykırı bir şey gö-
    rürseniz, benim görüşümü dikkate almayıp sünnete göre hükmedin” dediğini rivayet eder12
    .
    Yine Rebî’ b. Süleymân’dan nakledildiğine göre İmam Şâfiî
    şöyle der: “Hüküm verdiğim herhangi bir konuda muhaddisler tarafından benim fetvama aykırı Hz. Peygamber’den sahih bir haber
    nakledilirse, biliniz ki ben, hem yaşarken hem de öldükten sonra o
    görüşümden dönmüşümdür”13
    .
    Yine Rebî’ b. Süleymân’dan gelen bir rivayete göre İmam Şâfiî
    şöyle der: “Herkes Hz. Peygamber’in bütün sünnetini biliyor değildir. Benim görüşümü söylediğim ya da kural olarak belirlediğim
    bir şey hakkında bunlara aykırı bir merfû hadis nakledilirse biliniz
    ki en üstün söz Hz. Peygamber’in sözüdür ve ben de onunla amel
    ederim”. İmam Şâfiî bu sözü sık sık tekrarlardı”14
    .
    10
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 328. Burada “O, Ahmed b. Hanbel ve Ebû
    Sevr’in hocası değil mi?” ifadesi yer alır.
    11
    İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 86; Ebû Nuaym, Hilyetü’levliyâ, IX, 102; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, II, 66, 67.
    12
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 472.
    13
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 473; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 170; Ebû
    Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 285;
    Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 104.
    14
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 475; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32;
    İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 286; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s.
    100



  3. 20.Ekim.2011, 07:25
    2
    Sorma neden?



    İmam Şafii’nin “Hadis sahih ise görüşüm odur” sözü meşhurdur. Bu söz onun
    sünnet konusundaki yaklaşımının bir nevi özeti gibidir. Onun fıkhı hadislerde
    temsil edilen Nebevî sünnete dayanmaktadır. Elinizdeki bu makalede Şafii sonrasında tespit edilen sahih hadislerle nasıl amel edilmesi gerektiği, bu noktada
    kimlerin söz söyleme hakkı olacağı, diğer mezhep imamları ile İmam Şafii arasında hadise uyma noktasındaki farklar, Şafii’nin bazı hadislerle neden amel
    etmemiş olabileceği, amel-i ehli Medîne ile hadis ilişkisi ve Hanefilerin hadisleri
    değerlendirme usulleri anlatılmaktadır.

    Müçtehitlerin son temsilcisi Şeyhulislâm Takıyyuddîn esSübkî (ö. 756) şöyle demiştir: Üstâdımız İmam Şâfiî’nin (ö. 204)
    “Hadis sahihse mezhebim odur” sözü hakkında bilgi istediniz.
    Rabbimden başarılı olmanızı niyaz ederim!
    Bu sözün İmam Şâfiî’den nakli meşhurdur ve böyle bir söz
    söylediği konusunda görüş birliği vardır. Ayrıca aynı anlama gelen pek çok farklı ifade de ona nispet edilerek nakledilmiştir.


    İbn Ebî Hâtim1
    (ö. 327) babası Ebû Hâtim (ö. 277) vasıtasıyla
    Harmele b. Yahyâ et-Tücîbî’nin (ö. 243) İmam Şâfiî’ye nispet ettiği
    şu sözü nakleder: “Benim görüşlerime aykırı olan ve Hz. Peygamber’den sahih olarak nakledilen bir hadis var ise; biliniz ki hadis
    benim sözümden daha üstündür. Bu durumda benim görüşüme
    uymayın!”.
    Ebu’l-Abbâs el-Asam (ö. 346), Rebî’ b. Süleymân el-Murâdî (ö.
    270) vasıtasıyla İmam Şâfiî’nin “Eğer kitabımda Nebevî sünnete
    aykırı bir şey görürseniz, benim görüşümü dikkate almayıp sünnete göre hükmedin” dediğini rivayet eder2
    . Yine Rebî’ b.
    Süleymân’dan nakledildiğine göre İmam Şâfiî bir hadis rivayet
    ettiğinde, oradakilerden biri “Ey Ebû Abdillah! Sen bu hadisle
    amel ediyor musun?” diye sorunca İmam Şâfiî “Ben ne zaman Hz.
    Peygamber’den bir hadis nakledip onunla amel etmezsem bilin ki
    delirmişim demektir” der3
    .
    Abdullah b. Zübeyr el-Humeydî (ö. 219) ise, hadis rivayet ettiği bir gün İmam Şâfiî’ye “Bu hadisle amel ediyor musun?” diye
    sorduğunu, onun da “Resûlullah’tan bir hadis duyacağım da
    onunla amel etmeyeceğim! Beni kiliseden zünnarımla çıkarken mi
    gördün?” dediğini nakleder4
    .
    Rebî’ b. Süleymân, bir konu hakkında fetva soran birisine
    İmam Şâfiî’nin “Bu meselede Hz. Peygamber’den şu hadisleri rivayet etmekteyiz” dediğini; adamın “Bunlarla amel ediyor musun?” sorusu üzerine ise Şâfiî’nin titreyip sarsıldığını ve ona “Be
    adam! Resûlullah’tan hadis nakledip gereğince hükmetmezsem bu
    yer beni taşır mı bu gökyüzü beni altında barındırır mı? Elbette

    onunla amel ediyorum! Başım gözüm üstüne!” diye cevap verdiğini
    aktarır5
    .
    İbn Ebî Hâtim’in bildirdiğine göre Ebû Muhammed esSicistânî (ö. 307) kendisine bir mektup gönderir ve orada Ebû
    Sevr el-Kelbî’nin (ö. 204) İmam Şâfiî’den “Hz. Peygamber’den gelen her hadis, daha önce benden duymasanız dahi benim görü-
    şümdür” sözünü duyduğunu nakleder6
    .
    Di’lec b. Ahmed es-Siczî (ö. 351), Ebû Muhammed el-Cârûdî
    (ö. ?) vasıtasıyla Rebî’ b. Süleymân’dan İmam Şâfiî’nin “Nebevî
    sünnetin benim görüşüme aykırı olduğunu düşünürseniz, benim
    reyimi bırakıp sünnete sarılın. Biliniz ki ben sünnetle amel ederim”
    dediğini rivayet eder7
    .
    İbn Ebî Hâtim’in kaydettiğine göre Abdullah b. Ahmed (b.
    Hanbel) kendisine bir mektup gönderir ve orada babasının “Şâfiî
    hadisin sahih olduğunu tespit edince onunla hükmederdi. Onun en
    güzel özelliği kelam ilmiyle uğraşmaması, fıkıhta derinleşmeye çalışmasıydı” dediğini aktarır8
    .
    Taberânî’nin (ö. 360) rivayetine göre Abdullah b. Ahmed, babasından İmam Şâfiî’nin şu sözünü nakleder: “Sizler sahih hadisleri bizlerden daha iyi bilmektesiniz. Eğer sahih bir haber tespit
    edersen bana da söyle ki onunla amel edeyim. Hadisin Kûfe, Basra ya da Şamlılar tarafından aktarılıyor olması önemsizdir”9
    .
    İmam Şâfiî’nin haktan yana gösterdiği şu tavra bir bakın Allah aşkına! Öğrencisi Ahmed b. Hanbel’e (ö. 241) söylediği şu sö-
    zü bir düşünün!
    İbrâhîm el-Harbî “Hocaların hocası buyurdu ki” deyince yanındakiler “Kimi kastediyorsun?” diye sorar. O da “Şâfiî’yi kaste-

    1
    İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93. Ayrıca bk. Ebû Nuaym,
    Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106.
    2
    İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93; Beyhakî, Menâkıbu’ş-
    Şâfiî, I, 472; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 31; Nevevî, el-Mecmû’
    şerhu’l-Mühezzeb, I, 63; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, IV, 233; Fellânî,
    Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 100.
    3
    İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 93; Ebû Nuaym, Hilyetü’levliyâ, IX, 106; Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 474; İbn Kayyım, İ’lâmu’lmuvakkıîn, IV, 233; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 31; Fellânî, Îkâzu
    himemi zevi’l-ebsâr, s. 103.
    4
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 474; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 106; Ebû
    Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s.

    diyorum. O, Ahmed b. Hanbel’in hocası değil mi?” cevabını verir10
    .
    Ebû Eyyûb Humeyd b. Ahmed el-Basrî şöyle der: “Ahmed b.
    Hanbel ile birlikte bir meseleyi tartışıyorduk. Oradakilerden biri
    “Ey Ebâ Abdillah! Bu konuda hiçbir sahih hadis yoktur” dedi.
    Bunun üzerine Ahmed b. Hanbel “Sahih hadis bulunmasa bile
    Şâfiî’nin fetvası var. O, (biz bilmesek dahi) bu mevzuda en sağlam
    delili kullanmıştır” cevabını verdi11
    . Daha sonra sözlerine şöyle
    devam etti: “Şâfiî’ye söz konusu meselede ne hüküm verdiğini
    sordum. O da görüşünü söyledi. Ben de hükmünün dayanağını
    sordum ve “Âyet ya da hadis var mı?” dedim. “Elbette!” dedi ve
    Hz. Peygamber’den bir hadis nakletti. O gerçekten de merfû (ya
    da konunun nassı olan) bir hadistir”.
    Beyhakî (ö. 458) de Rebî b. Süleymân’a ulaşan bir isnad ile
    İmam Şâfiî’nin “Eğer kitabımda Nebevî sünnete aykırı bir şey gö-
    rürseniz, benim görüşümü dikkate almayıp sünnete göre hükmedin” dediğini rivayet eder12
    .
    Yine Rebî’ b. Süleymân’dan nakledildiğine göre İmam Şâfiî
    şöyle der: “Hüküm verdiğim herhangi bir konuda muhaddisler tarafından benim fetvama aykırı Hz. Peygamber’den sahih bir haber
    nakledilirse, biliniz ki ben, hem yaşarken hem de öldükten sonra o
    görüşümden dönmüşümdür”13
    .
    Yine Rebî’ b. Süleymân’dan gelen bir rivayete göre İmam Şâfiî
    şöyle der: “Herkes Hz. Peygamber’in bütün sünnetini biliyor değildir. Benim görüşümü söylediğim ya da kural olarak belirlediğim
    bir şey hakkında bunlara aykırı bir merfû hadis nakledilirse biliniz
    ki en üstün söz Hz. Peygamber’in sözüdür ve ben de onunla amel
    ederim”. İmam Şâfiî bu sözü sık sık tekrarlardı”14
    .
    10
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 328. Burada “O, Ahmed b. Hanbel ve Ebû
    Sevr’in hocası değil mi?” ifadesi yer alır.
    11
    İbn Ebî Hâtim, Âdâbu’ş-Şâfiî ve menâkıbuh, s. 86; Ebû Nuaym, Hilyetü’levliyâ, IX, 102; Hatîb el-Bağdâdî, Târîhu Bağdâd, II, 66, 67.
    12
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 472.
    13
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 473; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ, IX, 170; Ebû
    Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32; İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 285;
    Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s. 104.
    14
    Beyhakî, Menâkıbu’ş-Şâfiî, I, 475; Ebû Şâme, Muhtasaru’l-müemmel, s. 32;
    İbn Kayyım, İ’lâmu’l-muvakkıîn, II, 286; Fellânî, Îkâzu himemi zevi’l-ebsâr, s.
    100






+ Yorum Gönder